Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 40 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ay Bu Gece Yarımdır


    Ay bu gece yarımdır, bu şiir öyle değil
    Bu şiir bildirimi taşıyan bir ebabil
    Ne kadar yalnız insan varsa bu yeryüzünde
    Her yerin tenhasında, bayırında, düzünde
    Hepsine açıyorum gönlümün kapısını
    Dostluk çok sesli müzik, unutulmaz bir tını

    Ay bu gece yarımdır, bu şarkı öyle değil
    Her yalnızın adına uçurdum bir ebabil
    Ay yarım doğsa bile yarı aydınlık yeter
    Karanlık bahçede de ishak kuşları öter
    Bu gece dua edin, bu gece uyumayın
    Gelin ey garip dostlar, erime vakti ay'ın

    Ay bu gece yarımdır, bu özlem öyle değil
    Vuslata ne kaldı ki, ne isterseniz sebil
    Doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden
    Gelin ki taşıversin yürek denen bu düden
    İsteyen soframızdan bal, kaymak, börek alsın
    İsteyen yüreğine bedel bir yürek alsın

    Ay bu gece yarımdır, bu dua öyle değil
    Her can biraz Kabil'dir, her can biraz da Hâbil
    Öldürmenin sonu yok, yararlı erdemi de
    Kader ortaklarıyız dünya denen gemide
    Çiçekleri ezmeden, çocukları üzmeden
    Bana taş yağdırana yüreğimi açtım ben

    Bağışlar ve seversek ay da imrenir, büyür
    Acıları bölüşmek yârin saçlarınca gür

    Bahaddin KARAKOÇ

  2. #17
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Farkında Mısınız?

    Yazdan sonra güz de vedâlaşıyor;
    Gün batarken dumanlıdır bacalar.
    Gündüzleri, yuvalara taşıyor,
    Kışa hazırlanan tüm karıncalar.

    Hüzünlüdür ormanların âgûşu,
    Parkların çehresi şimdi daha mor.
    Sanki dünya zor mahkûmlar koğuşu
    Takvimler süreğen, çile dolmuyor.

    Esintinin kokusuyla üşüyor
    Kulak memeleri, burun uçları,
    Yapraklar dallardan top top düşüyor,
    Çiyle sırlanıyor çiçek taçları.

    Çiçekler ki artık koku vermiyor,
    Durmuş kılcal damarların atışı.
    Her anahtar her kilide girmiyor,
    Bir yas ayinidir günün batışı.

    Heybe delik, koyduğumuz dökülür,
    Dağıtmakla geçer bütün ömrümüz.
    Kar, dağlara gülümseyen türküdür,
    Bir sazdır inleyen gönülde son güz.

    Yaylaları terk edeli turnalar
    Bereket eksildi nazda, niyazda.
    Suya parmak batır parmağın donar
    Tahta köprü zangırdarken ayazda.

    Bahaddin KARAKOÇ

  3. #18
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alaca Karanlığında Aşk Yokuşunun

    Bulutlar dağlarda örgütleniyor
    Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum
    Zaman çentik çentik tükeniyor
    Çaresizliğin azabından korkuyorum

    Yârin adıyla ıslatıyorum dudaklarımı
    Yüreğimde renk renk çiçekler açıyor
    Bir yâr ki yüzünü saklar haramdan
    Süzülür prizmamdan al, yeşil, mor

    Cuma günleri gibi en uzun yağmur saçlı
    Hasret kokar, sıla kokar, sevgi kokar
    Kabımla kapçığımla ülfeti yoktur
    Bakınca daima özüme bakar

    Bir çakır doğandır aşkın sıtması
    Geyikler koşuşur damarlarımda
    Körelmiş tırnaklarını rüzgârla sivriltir dağlar
    Biraz daha viranız her yitik baharda

    Bulutlar dağlarda örgütleniyor
    Dağlardan, çığlardan, sellerden korkuyorum
    Ölü denizlere hicreti anlatmak zor
    Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum

    En arkalarda kalmış topal bir bulut
    Vadimizin üzerinden seke seke geçip gitti
    Çengelsiz bir türküyle seslendim arkasından
    Filim oracıkta bitti

    Bahaddin KARAKOÇ

  4. #19
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gül Yüzünü Diken Etme

    Bu bulutta nerden ağdı havaya?
    Duam o ki, sel kesmesin yolları.
    Küskün kuşum dönsün artık yuvaya,
    Çiçeklensin gök zeytinin dalları.

    Ölümün yosunu sarmış gölleri,
    Kuğular hıçkırır kara düşlerde.
    Solarken umudun beyaz gülleri.
    Eski şamata yok mor gülüşlerde.

    Sözlümdün sevdalım, caymak da niye,
    Doğan ay'a perde germek iş midir?
    Gözlerini dizdim gümüş siniye,
    Bilesin ki yandığımın resmidir.

    Sana doğru uçan bir kuştur saat;
    Her tik-tak adınla bir düğüm atar.
    Dokunan kumaşta yansır kâinat,
    Mekikler koşarken baharat katar.

    Kavle sadık yürek kapına düştü,
    Bir gölge ışıkla oynarken dama.
    Gönlüm gönül nimetini bölüştü,
    Sıva sıcağını soğuk odama.

    Dön bana yüzünü, dön de barışak,
    Çözülsün buzullar muhabbetinden.
    Dağılsın saçların hep başak başak;
    İzin çıkar, tel tel devşireyim ben!

  5. #20
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Vedalaşarak

    Bu gece buradan ayrılacağız
    Ona göre ayarladık saatlerimizi
    Ay karşı tepeden ovaya doğru
    Kaydırırken billurdan kızağını
    Giyinip kuşanacağız pusatlarımızı
    Son defa el-ele tutuşacağız
    Son defa el-ele dışarı çıkacağız
    İkimiz aynı anda bırakacağız avazımızı
    Kendine iyi bak
    Sesimiz çok titrek
    Gözlerimizse ıslak
    Sen kuzeye yönlendireceksin binitini
    Bense güneye
    Ayrılık türküleriyle kamçılayacağız
    Ay ışığında koşan atlarımızı

    Avcı kuşlar yanlarında azık taşımaz
    Her yerde rızkları karşılar onları
    Bizim azığımız da öyleydi
    Topu-topu bir yüreği uçuracak kadar
    Cevheri ateş olan bir sevda
    Ne memleket, ne yıldızlar
    Ne de gençliğin daha uzak
    Bu gök kubbenin altında
    Dön, bir kez daha yüzüme bak
    Sevgili en yakınındayken başlar
    En uzak
    Bu gece buradan ayrılacağız
    Senin yüreğindeki keklik
    Senin için ötecek
    Benim yüreğimdeki laçin
    Benim için yüreğime pençe vuracak
    Sen kendi güneşine uçacaksın
    Ben kendi güneşime
    Vedalaşarak


    Bahattin Karakoç

  6. #21
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şimşek Parıltısında Çektim Bu Fotoğrafı Ve Sana İmzaladım

    Ortalık tenhalaştı, meydan yağmura kaldı
    Bulutlar alçaldıkça dağları efkâr aldı
    Suları boşaltıyor sanki yüzlerce savak
    Sanki olup bitenler bir anlık bir masaldı
    Serinliği emiyor akkavak, ince kavak

    Postacı tez buluyor adresi özelleri
    Silip süpürmüş rüzgâr yoldaki gazelleri
    Bir ücret beklemeden doldurmuş çukurlara
    Her kaside öpmeden geçmiyor güzelleri
    Perhizi bırakmaya yanaşmıyor fukara

    Bir yorgun süvaridir yaşadığımız zaman
    Işığa bakamıyor gözlerini ovmadan
    Felsefe sözlüğümde yorgunluğun adı yok
    Öteki teper gelir berikini savmadan
    Kendinle cenkleşmenin kokusu yok, tadı yok

    Ey gönlümün akışı, şiddetlenme, orda dur
    Bir çalımın Kıpçak’tır, bir çalımınsa Uygur
    Hız kesmeye gerek yok suları bulatmakla
    Sevgi ne hendek dinler, ne zindan ne de bir sur
    Gönül hep posta koyar ipliği çürük akla

    Ey yârim, yağmur kuşum, derinlikli destanım
    Yüreğimin gürlüğü bağım, bahçem, bostanım
    Kanım kanını tutar hemen hemhâl olurum
    Dünyayı umursamam, yalnız senin hastanım
    Sana köprü olurum, sana sandal olurum

    Ey cinim, çık dağlara, kayaları yuvarla
    Çağı yeniden yoğur dağlara yağan karla
    Islığıyla bileğler dişlerini her yılan
    Seller altında kaldı çeltikler tarla tarla
    Yalanan bir çakaldır sicili bozuk yalan

    Tüylerini kabartmış suskun bakar serçeler
    Şimşek parıltıları sanki camları deler
    Dörtnala koşar atlar kılcal damarlarımda
    Son kez bir horoz öter, son kez bir oğlak meler
    Her ses içimi oyar düştükçe damla damla

    Şakır şakır su döker değirmenin oluğu
    Burcu burcu gül kokar sevenlerin soluğu
    Duygu yoğunluğunun, düşünce aklığının
    Nerede görülmüştür yaralısı, uluğu
    Elbette farkındadır çorak çoraklığının

    Ey sevgili böyle kal, değiştirme pozunu
    Silkele yüreğime yüreğinin tozunu
    Bu fotoğraf başkadır, nereden bakarsan bak
    Dengede tutan sensin kantarın topuzunu
    Ey ebrûlî karanfil, beyaz gül, kızıl zambak

  7. #22
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Şiire Sığmayan

    Haramın azı dişi gereksiz konan her zam
    Hiç âşık olmamışsa tam olur mu boş adam

    Kara tüylü kırlangıç, her gün hamama gitse
    Kırlangıcın tüyünü ağartır mı bir hamam

    Geometrik şekiller çiziyor kanatlarım
    Üzerinde uçtuğum ırmaklara tastamam

    Yüreğim yıldızlara dokunur arada bir
    Başımı döndürür hep göklerdeki ihtişam

    Şair kepenk indirip bir geziye çıkarsa
    Şiir kendini asar ve bozulur intizam

    Ey dağlara gidenler, çiçeklere basmayın
    Bir çiçek ezilirse artık kalır mı nizam

    Akşam sefası gibi bir garip çiçek gönlüm
    Uzaklardan bir yıldız göz kırparken her akşam

    Aydınlatır eşyanın görünmeyen yüzünü
    Ve susar gizemli kuş, anlat de, anlatamam

    Bahattin KARAKOÇ

  8. #23
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Senden Sonra Başlıyor Uçurumlar

    Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim,
    Sen gittin; (sen giderken hava açıktı.)
    Sen gittin; sadece kokun kaldı çiçeğim,
    Sen gittin; aniden firtına çıktı,
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

    Sen gittin; aynalar pörsüdü, tozlandı,
    Sen gittin; nevrimiz birdenbire değişiverdi.
    Sen gittin; hüznümüz alazlandı,
    Sen, gittin; içimize bir acı düşüverdi.
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

    Sen gittin; çeşmemizin suyu kurudu,
    Sen gittin boz-dumanlar çöktü dağlarımıza.
    Sen gittin; etrafı örümcekler bürüdü,
    Sen gittin; erken gazel düştü bağlarımıza,
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

    Sen gittin; bu şehrin eski tadı kalmadı,
    Sen gittin; öldürücü kılıcını çekti yaz.
    Sen gittin; çığrıştık avaz avaz
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

    Sen gittin; dil bîzar, gönül vîran,
    Sen gittin ağıtlar koşuldu türkülere.
    Sen gittin; ne servet kaldı ne saman:
    Sen gittin; bakınıp dururum gittiğin yere,
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

    Sen gittin; olanlar oldu, sevdiceğim;
    Sen gittin içimiz dert doldu, sevdiceğim.
    Sen gittin; güneşimiz soldu, sevdiceğim;
    Sen gittin; neşvemiz kayboldu, sevdiceğim,
    Uzarsa bu ayrılık, neler olur bir düşün.

  9. #24
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gülümse

    Doğarken gülümse
    Acıyı tatmamış yüreğinle
    Bir siyah bir beyaz
    Gök ırgalansın

    Büyürken gülümse
    Çağlayanlar gibi
    Bir erguvan renginde bir yeşil
    Ufuklar çalkalansın

    Severken gülümse
    Rıza diye, tiryak diye
    Bir pembe bir sarı
    Sevgin yarınlara dal-budak salsın

    Daha çok gülümse pîrliğinde
    Süzülmüş oğul balı renginde
    Bengi-su tadında
    Taşlar topraklar sevdalansın

    Hep ileriye bak gülümse
    Her zaman sevgiliyle birlikte ol
    Vuslat renginde
    Taş-toprak hülyalara dalsın

    Ölürken gülümse
    Tazele aşkını son nefesinde
    Birazcık gözyaşı bulunsun sesinde
    Gökyüzü hep ıslak mavi kalsın

    Bahaddin KARAKOÇ

  10. #25
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anlarım / Anlatamam

    Eprimiş giysiler gibi hüzünlü, yorgun
    Ve dopdolu bir hâlin var ki anlarım anlatamam! ...

    Seslensem dökülecek gülleri gözlerinin
    Bu bir deli bahar ki anlarım anlatamam! ...

    Has kokunu bir rüzgâr yaralamış süt çağı
    Bu öyle bir rüzgâr ki anlarım anlatamam! ...

    Yüreğinin parkına ışık ekerken kuşlar
    Bu sevdada ne var ki anlarım anlatamam! ...

    Ey canımın toprağı, sevincimin kumaşı!
    Bu çokluk o kadar ki anlarım anlatamam! ...

    Gökleri kucaklarım senin esenliğine
    Bu sevgi bir pınar ki anlarım anlatamam! ...

    Yüreği yaka yaka derinden akmak nedir?
    Gülüm, KARAKOÇ der ki anlarım anlatamam! ...

  11. #26
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yetkinlik İçeride

    Damda konuştukların elbette damda kalır,
    Aşka mesâfe koyan “ah! ” eder, gamda kalır.

    İğde vakti “ille de bir pençe hurma” diyen
    Azgın nefsi uğrunda Bağdat’ta, Şam’da kalır.

    Yetkinlik içeride, dışa fazla açılan
    Ya kirli çökeltide ya da çok hamda kalır.

    Derdi tavuk karası olanlar özürlüdür
    Nice bakarsa baksın, bir kör akşamda kalır.

    Kar yağar tane tane, kucaklarım, öperim;
    Dudaklarımın izi buğulu camda kalır.

    Nefsini kurtboğandan arı tutmaya özen
    “Aman sen de…” diyenin gözü haramda kalır.

    Helâl paslanmaz bir zırh, kötüye geçit vermez,
    Hicreti bilmeyenin ömrü ârâmda kalır…

  12. #27
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!

    Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki
    Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk
    Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından
    Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk
    Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp
    Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk
    Sevgilinin otağını gökkuşağına boyayıp gece-gündüz
    Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk
    Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak
    Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk
    İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa
    Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk
    Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer
    Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk
    İsrafil’in Sur’unu ruhunda duymaktır aşk
    Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk

    ***
    Bahattin Karakoç

  13. #28
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!



    Sokakların Kaderi


    Ağzı ıslak yapan sokağa yürür,
    Kimi papuç sürür kimi çul sürür.
    Boynuzu boyunu aşan her meddah,
    Satılmış itlere övgü döktürür.

  14. #29
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bildiri

    Sen yoksun, kapım düşüncelere açık;
    Sesimde ritm oldun, düşüme maya.
    Sen, hüzün perçemim, beyaz karanlık;
    Dolunaylar gibi doğuver artık,
    Kutsal ışığınla parlat aşkımı,
    Parlat ki düş atım aksamaya!

    Yıllardır beklerim geleceksin diye
    Umut tohumlarım güleç ve diri,
    Bir tılsımlı kuş ol geliver gayri;
    Geliver kapıma, gitme bir daha!
    De ki: -'Ebedidir bu aşk, bu bahar.'
    Çiçeklerin, türkülerin en güzeli yar;
    Yaşama gücümsün, sensin hayatıma
    Bir minyatür gibi renk veren rüya.

  15. #30
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kepez


    Ansızın bir karasu iner
    Deniz fenerinin gözlerine
    Fener kör olur.
    Ve ağır ağır uyanmaya başlar
    Deniz dibinin devleri
    Koç sürüsü dalgalar toslaşır gerine gerine
    Ötede yıkkın bir balıkçı köyünün çiçeksiz evleri
    Evler ki denizlerde olup bitenleri bilmez
    Bense bu kaderi iyi bilirim
    Benim adım Kepez…

    Yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
    Gökyüzü de kördür.
    Yüreğindeki kara bulutlar
    Durmadan yıldırımlar kusar
    Yorgun bir gemi oturur kayalara
    Karışır birbirine dua ve küfür
    Korkuysa şapkasını her zaman
    Kapkara bir dala asar
    Bir yosun tarlasında dinlenirken
    Gördüm ölümü kaç kez
    Selâm verip geçti gülümseyerek
    Ben korkusuz Kepez…

    Kaç sünger ve inci avcısının
    Kanına girdi bu denizler
    Kaç taze gelin ihtiyarladı
    Bu ufuklara baka baka
    Her sabah
    Neşeli bir ıslık aydınlığına
    Evden çıkıp gidenler
    Ya döndüler ya da hiç dönmediler
    Yaralı akşamlara
    Yalnız kalmayınca aç kalmayınca
    Oğlak, kuzu melemez
    Ben ne dramlar yaşamışımdır bu kıyıda
    Ben Kepez…

    Mutlu insanlar da gördüm
    Gelip kollarımın arasında sevişen
    Ama uzun sürmedi
    Şıngır mıngır kristal ömürleri
    Ne çığlıklar işittim rüzgârlardan
    Mevsim mevsim değişen
    Hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri
    Tedirgin martıların
    Kanatları vururken gez
    Ben dilsiz bir görgü tanığıyım
    Benim adım Kepez…

    Gün kısalır,
    Bir gece de değişir renk renk haritam
    Gün uzar,
    Sızlayan süslü bir göğüstür Tarih-i Kadim
    Sırdır, ayıptır
    Gördüklerimin hepsini anlatamam
    Gemiler gelip geçerken
    Kaç dilden hüzünlü şarkılar dinledim
    Gül yanaklı, lâle dudaklı
    Ne güzeller gördüm gitti gelmez
    Ben hep aynı yerde beklerim
    Benim adım Kepez…

    Bazen denize küser de
    Gökteki yıldızlarla konuşurum
    Bazen gidemediğim yerleri okşamak isterim
    Bulamam ellerimi
    Ay doğarken başlar
    En uzun süren sarhoşluğum
    Asırlar kemirse de
    Koparamazlar zincirlerimi
    Kimse kirli ayaklarıyla
    Üzerimi tepeleyemez
    Ben beş vakit
    Sabrın gül suyuyla yıkanırım
    Benim adım Kepez…




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon