Toplam 13 mesajın 1-13 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    lenin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.04-2007
    Son Giriş
    13.07-2014
    Saat
    03:47
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ve Burda

    Haykırır paleti tutuşan ressam, 'melezim ben',
    haykırırlar bana kovalanan hayvanlar, 'melezim ben',
    sızlanırlar gezgin şairler, 'melezim ben',
    tekrarlar her köşenin günlük acısında
    ..........
    ..........



    Ernesto Che Guevara

  2. #2
    Üye
    wonderfully Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2007
    Son Giriş
    07.04-2010
    Saat
    11:15
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    96
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TOMAS'LA VEDALAŞMA

    Sanadır, kuşatılmış arkadaşım,
    ak dağların berrak sularına,
    batık gemi düşünün seni bağladığı yere
    gider ayrılık şarkım.
    Uyandım bugün
    yelkenlerimde kanatlanma arzusuyla,
    haberleşme mumları tutuyorum
    duygusuz pusulanın gösterdiği
    zaman limanına giderken gemi.
    Dilimi rüzgara veriyorum
    sözcüklerini gergin gergin tutmak,
    taze acılarından bir şeyler alıp götürmek için
    yaşamakta olduğun şaşkınlıkları paylaşmaya.
    Yastığını yeşerten
    bahar da yitti gitti.
    Ayrılışımı kastetmiyorum,
    artık yol almayan gemin için diyorum.
    Anlıyorum seni kırık kanatlı kırlangıç,
    isterdim Kastilya çeşmesine götürmek,
    başa çıkabileceğin güçle donatmak.
    Olaylara eğilmiş bir doktor olsam bile
    onları değiştiremiyor, ancak anlayabiliyorum.
    Bununla birlikte sihirli bir çözümüm var,
    Bolivya'da bir madende,
    belki de Şili'de, Peru veya Meksika'da
    ya da yıkılmış Sonora İmpataratorluğunda,
    Afrika Brezilya'sının siyahi bir limanında ya da
    belki de her noktada bir kelime
    öğrendiğimi sanıyorum.
    Bu çözüm çok basit,
    etrafıyla ilgilenme, saldır tepeye.
    Birleştir genç ellerini yaşlı kayayla,
    günden güne ufak dalgalar halinde
    kıpırdayan kırmızı mercanlara nabzını daya.
    Günün birinde, hatıram ufuğun ötesinde
    bir yelkenli olsam bile
    ve senin hatıran belleğimde demirleyen
    bir gemi olsa bile
    geleceğe doğru neşeyle yürüyen
    ufuktaki kızıl yoldaşları gördüğümde
    şaşkınlıkla haykırmaya başlayacak kuşluk vakti.
    O korkunç ve beyaz soğukkanlı kötüler
    şaşkınlığa uğramış gece gibi gerisin geri dönecekler.
    İşte o zaman, dört duvar arasında
    solgun şair,
    evrenin şarkıcısı olacaksın
    ve sen bahtı kara, ince ruhlu, hasta şair
    halkın güçlü şairi olacaksın.


    Che GUEVARA

  3. #3
    Üye
    lenin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.04-2007
    Son Giriş
    13.07-2014
    Saat
    03:47
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İHTİYAR MARIA

    Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
    geldim seninle gerçekleri konuşmaya:
    Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan.
    Geldim seninle umudundan konuşmaya,
    kızının nasıl olduğunu bilmeden
    kuzuladığı o üç ayrı umuttan da.
    Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.
    Dinle, emekçi büyükanne,
    inan gelen insana,
    göremeyecek olsan da geleceğe inan.
    Tüm bir hayat boyunca umudunu boşa çıkaran
    acımasız Tanrıya da dua etme.
    Yağlıkara okşayışlarının büyümesini görmek için
    ölümden acımasını isteme;
    gökler yeşil ve karanlık hüküm sürüyor sende,
    her şeyden öte kızıl bir intikama sahip olacaksın,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi,
    huzur içinde öl yaşlı mücadeleci.
    Bir ayağın çukurda ihtiyar Maria,
    o gideceğin günlerden biri
    otuz kefen tasarımı
    bakışlarıyla selamlayacaklar seni.
    Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
    suskun kalacak odanın duvarları
    birleşince ölüm astımla
    ve sevdaların boğazına dizilince.
    Bronzdan dökülmüş üç okşama
    (geceni hafifleten tek ışık)
    açlıkla kuşanmış üç torun
    her zaman bir gülümseme buldukları
    yaşlı kıvrık parmaklarını özleyecekler.
    Hepsi bu olacak, ihtiyar Maria.
    Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan,
    geçti keder içinde hayatın, ihtiyar Maria.
    Bulandırdığında gözbebeklerinin acısını
    sonsuz dinlenmenin buyruğu,
    ömür boyu angaryadaki ellerin
    son şefkatli okşayışı içine çektiğinde
    onları düşüneceksin... ve ağlayacaksın,
    zavallı ihtiyar Maria.
    Hayır, hayır yapma
    bir hayat boyu umudunu boşa çıkaran
    umursamaz Tanrı'ya kendini teslim etme,
    ölümden aman dileme,
    korkunç bir açlıkla kuşanmıştı hayatın,
    sonunda kuşandı astımla.
    Fakat bildirmek istiyorum ki sana
    umutların kısık ve yiğit sesiyle
    intikamların en kızılı ve yiğit olanıyla,
    ideallerimin en doğru boyutuyla
    yemin etmek istiyorum.
    Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.
    Huzur içinde yat, ihtiyar Maria,
    huzur içinde yat, ihtiyar mücadeleci,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi.
    YEMİN EDİYORUM Kİ...

  4. #4
    Üye
    wonderfully Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2007
    Son Giriş
    07.04-2010
    Saat
    11:15
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    96
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    VE BURDA

    Haykırır paleti tutuşan ressam, melezim ben
    haykırırlar bana kovalanan hayvanlar, melezim ben,
    sızlanırlar gezgin şairler, melezim ben,
    tekrarlar her köşenin günlük acısında
    rastladığım insan, melezim ben
    ve altın kaplamalı tahtadan bir bakireyi okşayan
    ölü bir ırkın gizemine varır bu:
    melezdir benden doğma bu acayip çocuk.

    Melez değil miyim ben de bir yandan
    çarpışmasında (birleşip, ayrılan)
    aklımı karıştıran iki gücün,
    o güçler ki ağaçta daha olgunlaşmadan
    hapsolmuş meyvenin garip tadını
    hissettiğinde beni çağıran.

    Dönüyorum İspanyol Amerika'sının sınırına,
    kıtayı saran bir geçmişi tatmaya.

    Kayıp gitmektedir hatıra silinmez bir yumuşaklıkla
    bir çan sesiyle ta uzakta.


    che guevara

  5. #5
    yavuz
    Misafir Üye
    yavuz Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    .

  6. #6
    Üye
    lenin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.04-2007
    Son Giriş
    13.07-2014
    Saat
    03:47
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    FİDEL'E ŞARKI

    Haydi gidelim,
    ateşli peygamberi şafağın,
    gizli patikalardan ulaşalım
    o yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin.

    Haydi gidelim,
    isyankar ve marslı yıldızlarla dolu
    cepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak
    zafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim.

    Duyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında
    çalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla,
    orada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak,
    bulacaksın bizi.

    Saçıldığında sesin dört rüzgara doğru
    adalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu,
    oradai yanıbaşında, aynı vurgularla,
    bulacaksın bizi.

    Ve yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda
    zalime karşı doğruluğun uğraşı,
    orada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına,
    bulacaksın bizi.

    Yaralı böğrünü yaladığı gün canavar
    milliyetçi bir mızraktır onu orada vuran,
    orada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle,
    bulacaksın bizi.



    çok erken ayrılman sadece bolivya dağlarını üzmedi
    ama bizler biliyoruz ki sana gitmek yada kalmak
    arasında seçim yapma şansı verilmedi
    sosyalist.80@hotmail.com

  7. #7
    Üye
    lenin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    29.04-2007
    Son Giriş
    13.07-2014
    Saat
    03:47
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DARAĞACINDA ÜÇ CAN


    Mevsim bahar üç tane taze fidan
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan
    Fırtınalara kasırgalar eğilmeden direnerek
    Ciçek tohumlarını toprağa bırakarak
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan

    Onlar seviyordu yurdunu vatanını
    Gayeleri özgürce insanca yaşamaktı
    Tam bağımsız demokratik vatan için
    Faşizim’me emperyalizme karşı savaşmaktı
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan

    Onları asanlar öldüklerini sandılar
    Birer bilge tohumlarıydılar toprağa ekildiler
    Filizlenip topraktan çıktılar bire milyon verdiler
    Darağacına bile gülerek ipe gittiler
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan

    Ey yasa bürünmüş altı mayıs sabahı
    Mevsim bahar nedir senin kör inadın
    Acımadan darağacına çektin üç fidanı
    Unutmayacak tarih hiçbir zaman bu anı
    Deniz gezmişi Yusuf arslanı Hüseyin inanı

    Onlar kahramandılar yurdunu sevdi ölümü hiçe saydılar
    Emperyalizme karşı faşizime karşı yigitçe direndile
    Tüm gençlikle istanbulda altıncı filoya kök söktürdüler
    İşbirlikçi uşaklar faşistler bunlar hain diye damga vurdular
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan

    Yakalandılar Sivas Gemerek,te verilmişti ferman
    Dalgalandı kabardı deniz göklere kükredi arslan
    Darağacındaki ipi kravat gibi taktı boynuna inan
    Ne kaçtılar nede korktular vatan için dar ağacında üç can
    Deniz gezmiş Yusuf arslan Hüseyin inan

  8. #8
    Üye
    wedo Avatarı

    Gerçek Adı
    WEDO
    Üyelik Tarihi
    07.03-2005
    Son Giriş
    09.06-2017
    Saat
    01:34
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    332
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Veda Şarkısı

    Kayalıkta çakılı yelkenli
    sana bırakıyorum veda şarkımı.

    Benim uzaklardaki ölümümün kanında tohumlanışı da
    kayalar devranının altında değişken köklerle.
    Yalnızlık! geçmişe özlem çiçeği canlıı duvarların.
    Yalnızlık, yeryüzünde adanmış faniliğim.

    Taşımak istemiştim heybemde
    yüreğinin gelip geçici tadını,
    ama kaldı havaya çizilmiş kesin eğrilerle,
    yadsıma oldu umudumun yiğitliğine.
    Giderim hatıradan daha uzun yıllar boyu
    kapalı yalnızlığıyla gezginin,
    fakat havaya çizilmiş kesin eğri sanki bana döndü
    ve bir işaret koydu pusula kaderime.
    Sonu geldiğinde bütün gündelik işlerin
    yol yapacağım bir geleceğim olmasa,
    gelmiş olacağım bakışında canlanmaya
    kaderimin sırıtan parçası olarak.
    Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca
    zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında.

    Dimdik hatıra sonunda düşmüş yola,
    usanmış beni bir geçmişi olmadan izlemekten,
    unutulmuş yol kıyısındaki bir ağaçta.
    Uzaklara gideceğim, hatıra
    parçalanarak ölünceye yolun taşlarında,
    ve devam edeceğim, içimde
    hep o gezginin acısı, yüzümde gülümseyiş.
    Bu dönenen bakış ve güç
    büyülü bir matador mendilinde.
    Alıkoydu kaygı duymaktan tüm çıkarlara,
    hep yitiren bir çizgi oldu benim eğrim.
    Ve bakmak istemedim seni görürüm diye
    beni isteksizce davet etmeni
    mutluluğumun pembe boyalı torerosu
    Deniz seslenir bana sevecen elleriyle.
    Çayırım -bir kıta-
    Dümdüz yayılır, tatlı ve silinmezdir
    alacakaranlıkta bir çan gibi.

    Bir sicil memuresi karşısında kurumlu bir doktor gibidir
    kara bir mikroskopu gösteren bilim.
    Sanat... sanat diye arzıendam eden şey
    bir Leica'nın kısır mekaniğidir.
    Acılar ve kaygılarla dolu bir yerli (ve tabii özlemleriyle
    olup ta şimdi yiten için
    ve onun dönüşünde arzu gönlünde),
    coca, alkol ve açlığın aptalca gülümsemesiyle.
    Üç kuruşa satılan cinsellik
    -Amerika'da pek ucuz-
    Boş çarşafların umursanmaz hatırası.
    Guetamala bıraktın beni
    bağrımda derin bir yarayla
    ve de acılarını bana emzirme
    ya da emme fırsatıyla,
    kahreden bir hıçkırığın belirsiz duygusunda bulan kadını.
    Kederleri teker teker birleştiren bir bağ var yine de:
    uyanan insanın haykırışıdır o da.

    İşte bugün böyle titrek ellerle
    belirsiz bir kayıta koyuyorum prizmamı.
    Ağacın olgunluğunu tüketmeden
    kasalanmış meyvanın garip tadıyla.
    Çağırışını farkedemiyorum bazen
    yaşlı, garip kanatlanmış kulemden,
    fakat bazı günler var ki cinselliğin uyanışını hissediyor
    ve bir öpücük dilenmeye dişiye gidiyorum
    ve böylece beni arkadaş diye çağırmayanın
    ruhunu hiçbir zaman öpemeyeceğimi anlıyorum...
    Biliyorum ki tertemiz değerlerin kokusu
    bereketli kanatlarla dolduracak beynimi,
    Biliyorum ki hayata geçmesi mümkün olmayan
    fikirleri barındırmak gibi zevkleri bırakacağım.
    Biliyorum ki ölümüne çarpışma günü
    halk çocukları benimle omuz omuza verecek,
    halkın savaştığı amacın kesin zaferini
    göremezsem eğer
    fikri en yüksek geleceğe götürmek için
    mücadele verdiğimdendir,
    eski kabuğun tüylerini yolarken
    doğan umudun kesinliğiyle biliyorum bunları.


    Çeviren :Adnan ÖZER - Vilma Kuyumcuyan

  9. #9
    ernesto
    Misafir Üye
    ernesto Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Zincir h

    hürya ırzına ismetsiz
    jölesi koyulaşmış limon
    mertlik nafile oynaşa

    ödül para rüşvet
    siyaset şaibeli tanık
    ucuz ülkücülük vukuflu

    yarınsız zifiri akşamlarda
    bin cefayla çaresiz
    denetliyen eniştesi fırsatçı
    gönyesiz ğ



    10

    Aytekin Arik

  10. #10
    Üye
    wonderfully Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2007
    Son Giriş
    07.04-2010
    Saat
    11:15
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    96
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    CHE GUEVERA

    Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera
    Bakma şimdi durgunsa, bir şahan gibi duruyorsa
    Yorgundur, savaşlar görmüştür, çeteciler barındırmıştır
    Yani satılmış değillerdir hiç tüfek patlamıyorsa
    Alaçamın, mor meşenin ardına silah çatıp yatmağa
    Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera

    Bizim de halkımız vardır Che Guevera
    Unutulmuş uzak tarlalar yalazında
    Sazıyla, türküleriyle kardeşliğe vurgun
    Bütün ulusların halkları gibi
    Ve yalnız büyük fırtınalarla kımıldayan
    Bizim de halkımız vardır Che Guevera

    Bizim de ozanlarımız vardır Che Guevera
    Sağ çıkmış güneşsiz taş odalardan
    Yüreğiyle barışa, sevgiye yönelmiş
    Çelik öfke bir yanı, bir yanı uysal mavi
    Eğilmeden dimdik geçmiş demir kapılardan
    Bizim de yiğit insanlarımız vardır Che Guevera

    Bizim de delikanlılarımız vardır Che Guevera
    Yokluklardan biyol kopup gelmiş
    Üç zeytin, az ekmek üniversitelerde
    Su gibi kızlar çarpar önce, alkol vurur
    Öfkeli dolanırlar caddelerde
    Ve başkaldırırlar akılları suya erende

    Çünkü Vietnam hepimizin Vietnam'ı
    Kongo hepimizin Kongo'su
    Bir kere özsu yürümüştür dallara
    Patlayacaktır ağır sancılarla karanlıklar
    Varmak için o güzel yarınlara
    Bizim de dağlarımız vardır Che Guevera

  11. #11
    Üye
    wonderfully Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2007
    Son Giriş
    07.04-2010
    Saat
    11:15
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    96
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yoldaşları O'na yazdılar

    FİDEL CASTRO (Küba)
    Che, bir kıtanın sömürülen ve haksızlığa uğrayan insanlarınkinden başka bir çıkar ya da dava uğruna dövüşmedi, onların davası uğruna dövüşürken öldü. Onun en büyük düşmanları bile bunu tersini iddia etme cesaretini bulamadılar.

    Yoksul insanlar için her şeyini feda edebilen, elinden geleni esirgemeyen Che gibilerinin her geçen gün biraz daha anlam kazanmaması, yüreklerin biraz daha derinine yerleşmemesi tarihsel olarak mümkün değildir.

    REGIS DEBRAY (Fransa)
    Her şeyden önce Guevara’nın ölümünün, emperyalizme karşı verilen kavganın başlangıcı anlamına gelmediği gibi sonu anlamına da gelmediğini belirtmek istiyorum. Çünkü bu ölüm karşı konamazcasına yer altı mücadelesinin bayrağı olmuştur; bir örnek ve bir önder olarak ölümsüzdür; çünkü Che her devrimcinin yüreğinde yaşamaya devam edecektir.

    ANDRE GORZ (Fransa)
    Sana yazıyorum yoldaş, uzak mı uzak bir kıtadan, sana nasıl gıpta ettiğimizi anlatmak istiyorum. Yaşamadan bildiğimiz şeyi; devrimcinin tek yurdunun devrim olduğunu; özgürlük sevgisinin onu kendi çıkarıyla karıştıranlara karşı amansız bir nefrete dönüşmesi gerektiğini; sosyalizmin paraya, ticari ilişkilere ve şaşmaz iş bölümüne karşı bir olumsuzlama olduğunu; her insanın kurtulabileceğini; insanoğlunun; dünyaya hala egemen olan insanlıkdışı güçlere karşı anlık ve süreç içinde yaşamına malolan bir zafer bile kazansa, o noktada tarihi yarattığını sen kanıtladın.

  12. #12
    Üye
    wonderfully Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2007
    Son Giriş
    07.04-2010
    Saat
    11:15
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    96
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AĞIL
    Yaşayan bir şey kalmış taşlarında
    ey yeşil şafakların kız kardeşi.
    Gerçek mezarları şaşırtır
    ellerinin sessizliği.
    Rengarenk gözlüklerin türlü keyfiyle
    sorumsuz kazma yaralar kalbini
    ve yabancı turistin savurduğu aptalca oh
    çarpar yüzüne gücendiren hakareti.

    Ama canlı bir şey vardır.

    Kütüklerden bir kucaklayış sunar orman sana
    köklerini tırmalamaktayken merhamet.
    Koca bir celep gösterir övendireyi
    taht uğruna zaptettiği tapınakların orda,
    ve sen ölmüyorsun hala.

    Hangi güçtür seni ayakta tutan
    yüzyılların ötesinden
    gençlikte olduğu gibi canlı ve kıpır kıpır?
    Hangi tanrı üfler gün sonunda
    hayati soluğunu mezar taşlarında?
    Tropiklerin tatlı güneşinden midir?
    Sormalı niye Chichen-Itza'da olmaz? diye.
    Ormanların neşeli öpücüğü
    ya da kuşların nağmeli şarkısından mıdır?
    Ve niye Quirigua'da daha derindir uykusu?
    Dağların sarp kayalıkları arasında çarparak
    çınlayan kaynağın yankısından mıdır?
    İnkalar öldü, ne dersek diyelim.

  13. #13
    Üye
    Gül_Güzeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.04-2008
    Son Giriş
    05.06-2008
    Saat
    14:06
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    38
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Fidel'e Şarkı



    Haydi gidelim,
    ateşli peygamberi şafağın,
    gizli patikalardan ulaşalım
    o yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin.
    Haydi gidelim,
    isyankar ve marslı yıldızlarla dolu
    cepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak
    zafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim.
    Duyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında
    çalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla,
    orada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak,
    bulacaksın bizi.
    Saçıldığında sesin dört rüzgara doğru
    adalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu,
    oradai yanıbaşında, aynı vurgularla,
    bulacaksın bizi.
    Ve yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda
    zalime karşı doğruluğun uğraşı,
    orada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına,
    bulacaksın bizi.
    Yaralı böğrünü yaladığı gün canavar
    milliyetçi bir mızraktır onu orada vuran,
    orada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle,
    bulacaksın bizi.
    Sanma ki bozabilirler bütünlüğümüzü
    rüşvetle kuşanmış yaldızlı bitler,
    tek istediğim bir tüfek, mermiler ve bir siper.
    Başka hiçbir şey.
    Ve şayet engellerse yolumuzu demir,
    Amerika tarihine geçen
    gerillaların kemiklerini örtmek için
    bir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından.
    Başka hiçbir şey.
    .

    Ernesto Che Guevara