Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Giderken İçimden Geçeceksin

    Su da şaşırır yatağı tutuşunca.

    Bir insanın diğerine verdiği kırık dökük bir sabah
    kirli sokak kedileri, tiner ve delikanlılar
    parkta kaçamak telaşında birkaç kız
    eteklerinde delice savrulan müzik

    Gene de balıkçılar usulca başlatıyor denizi.

    Kaygan, yosunlu, o ballı kuyu
    sevgilim büyüyen bir dalga sanıyor kabini
    dağılan bir uğultu diye yüzünü çoğaltıyor
    parasız yatılı bir umut, ama yokluğu iri
    onu saklamak için yumardım avuçlarımı
    ben ateşe, o rüzgara katılıyor.

    Elinde kararlı bıçak
    oyup çıkartacak kendini aşk tarihinden

    Evde körelmiş bir oda, teninde seğiren acı
    keskin, ağzına kadar dolu, öyle güzel
    unutmuş kuytusunda sakladığı hayvanı
    bilmiyor yürüdüğü sokakların derinlik olduğunu
    iyi ki çocuklar uyutmuş karanlığı
    iyi ki saçları bir açık deniz.

    Her gece bir başka gömülüyor insana.

    Uyanırız, akşamları bekleriz hep
    kan revan bir yalnızlık ve yaşlı bir öfke
    bir dil, ama kelimeleri silinmiş
    bir dolu insan, duyguları okunaksız.

    Ben o dünyayı gördüm
    kırılan zamanın buzdan rengini.

    Bedenime değince yandı aldığın gömlek.

    Hiç değilse giderken içimden geçeceksin.

    Veysel Çolak

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kanama

    Kumunu yitirmiş bir çölün hüznü

    önemlidir bir düş'ün depreminden

    ölümün sevinci her silah sesi

    kalbimde çalkalanır bir deniz bunu bilmekten.

    Yüzünü yerinde kullanmıyor sevgilim

    dalgınlığını da,

    onda bir geyiğin dağlar kadar korkusu

    kanı görünüyor bir avcının dürbününden

    toplardamarında doğurgan bir acı

    inciniyor zamansız gökyüzünden.

    Sessizlikten öğrenmiş tutkuyu

    ayrılıkla şakalaşmaktan

    aşkı için şarkıya uğramış durmuş

    taş sözcüğünü duyunca kırılan cam gibi paramparça

    bir bakıma göz ağrısı.

    Çam kokulu dudakları değince ağzıma

    kar diner, çiçek açar kasığındaki sudan.

    Onu durmadan anımsamak bir kanama mı?

    Nereme dokunsanız gül tadında bir sancı.

    VEYSEL ÇOLAK

    Yara İçinde Yara

    Bak, bu beyaz karanfil senin akşamın olsun
    Hohlayıp onunla silersin kalbini
    Ne zaman yüzüne çalışsam gökyüzü oluyor
    Göğsün yaz içinde
    Dağlara bakmaya koşuyoruz birlikte
    Ama sen sıyırıp gidiyorsun içimi.
    Bir ırmaktan aktıkça yıkandığım
    Kılıç için dokunmuştun ipektin kesinlikle
    Bana kızdığında kuş seslerine yenilirdin
    Hızlandırırdın soluğumu
    Harlı gövdene alıştırırdın
    Tenin gelip de geceme vurunca
    Soyunur çoğalırdın
    İçimde, batığına aşık bir denizin kokusu.
    Bir bıçağın iki yüzü, huysuz dilin
    Nerede bir ayaklanma olsa iterdin kendini
    Dokunsan sönerdi ateş
    Sabahı uyurduk isteseydin eğer
    Bir okyanusla yarıştırırdın çıplaklığını
    Saçlarını topla ki boynunda alanlar açılsın.
    Alnım kanıyor, üstüme devriliyor uzaklık
    Alıp gidiyorsun işte geveze günlerini.
    Aşk değil bu, yara içinde yara !

    Veysel Çolak

    İnsandan Bir Uçurum

    Bir deniz bekliyorduk. Duvara çarpıp ölmesi gibi
    özgürlüğüne uçan bir kuşun. Anlamın
    düğüm olduğu zamanlar. Bütün yaraları
    denedim. Ağzımda kan tadı. Saklanacak
    o su kıyısı uzakta. Dağıldım
    yaşlandığım yol için. Hangi çağa gittiysem
    gülünçtü tarih baktıkça insanlara.
    Acının yurdu aşklar, yağmurun kırdığı
    görüntü, cinayetlerin karaladığı atlas.
    Gelmeyişindi aslında beklediğim
    derimin altındasın işte,
    içindeki tuzaklar ezberimde
    karnında büyüttüğün acı
    çığlıktan daha ağır ama yankısız.
    Kırıktı işaret, harfler uçucu
    Dünyanın gördüğü kapkara düş
    içimizde oluşan girdap
    katranla naylon arasında pıhtılaşan insan
    silinen bir bakıma
    gövdesi kadar bir boşluk daha doğrusu.
    Her kum tanesinin sakladığı çölde
    korkaklığımın tek nedenisin sen.
    Unutmadım, herkese bir akarsu borçluyum.

    E, Kasım 2001

    Veysel Çolak


    NOT:Paylaşımınıza selam durdum.Bir çift turna uçurdum saygılarımla

    İçin

    Hiçbir gecede yokum, artık bilemem
    uykularını kırdığın yeri, ışığın karanlık
    gözlerin kül içinde, bir yasemin gömülü
    kalbinin arkasına, dağları çizen bir ayrılık kokusu
    sonra sen, yırtılan yerlerinden görünen yüzüm
    daha ne olsun, her gündür ah, acıyla biten

    Genç ölümlerin biçtiği gizem, çocukluğundan beri
    biriktirdiğin çığlık; toprağın öfkeli, ağzın çamur
    kent uyanıyor, gerinerek yalnızlık. Gövdesi kör,
    sesi mazot tadında, günleri kan çanağı, yalanı gölgeli
    seninle yarılan gökyüzü ve yeşeren boynun... Kalbin
    var olacak inlemekle, artık boğulan bir sestin, terden
    doğmuştun, o günden sonradır
    kasabaları gürültü basar;
    zaman denilen yanılgı, zaman denilen rüzgâr
    dünyaya inat, sen için için göğsünde çocuklar oynat

    Açılan bir çiçek gördüğünde
    yumuldun, yüzünü karıştıran turaç sürüsü
    işte o, boşluğun; işte o, hayatın, işte o senin olan
    ısırgan gizem. Bu uzaklık böyle ne kadar diken
    üstüne basıp kaçtın seni çağıran ömrün
    aldattın şarkılarını, şaşıran kuşlar biriktirdin dünyaya
    bağırarak eksildin ama ne zaman düşlesek seni
    dumandı için, bulanıktı denizin
    gene de bizimdi
    kimsesizliğin.

    Bir alan edin kendine, bir dağ arkası
    gürültüyle yürüyen adamlar göğsüne itsin seni
    ellerinde üşüyen demir, öksüren yaşamaklar
    aşkla kırılan kemençeler ve ilk anlam, bana açılan
    için.

    Veysel Çolak

    YÜZYÜZE

    Zaman da ölür
    Kimse beni bu kentle barıştıramaz
    İçimde bilmediğim bir şeyle karşılaşma korkusu
    Neye baksam
    Sevinçlerim çırpınarak ölüyor

    Bir sonu olsun diyorum ama gün uzasın
    Bir çocuk çiçeğinin rengini arıyor
    Her şey bir yıkıntıya ulanır
    İşte kuşatan buğu

    Sevişirken kahraman. O günden sonra
    Bir okyanus usulca araya girer
    Korkak ve başkaldırmaya uzak: İnsan
    Sadece acı kalır ve dünyaya eklenir

    Sözler ablukada, kalabalık ve küflü
    Doğa boşuna isteklenir
    Kimsenin aklına özgürlük düşmüyor
    Aşkın gün olur, suskunluk eskitilir
    Tutup sevemem seni, dağınıktır ellerim.

    Seninle olmak hayatımın özrüdür ama
    Aşk bir cephe açamıyor kendine.

    Veysel ÇOLAK

  3. #3
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TERLETEN KELİMELER

    Kalabalık bir aşk bu, ortasından bir halk geçiyorbaşlatarak kentleri alacakaranlıktan. Ama konumuz gökyüzüeski bir uygarlık gibi insan. Çağ denilen morg zamanı.Şimdi bu uykudan ayrılsam; yaşatan yanılgılarküflü bir tarih, anıları yoran fotoğrafın arabıduygusal kaçak tütün. Buluşur acılar değişirizyanlışımız aşk, konumuz bir kaçağın korkusuoturur bir yangının dibine, terli sözcükler düşünürüz.Kalabalık bir aşk bu, ortasından bir halk geçiyorYanağı karanfil bir annemi sevmiştim küçükkenalanlar kucakladı onun yerine, çocuklara büyüdükhep öğrenciydik. Lisede şiir defteri, fakültede sloganölümle selamlaşırdık caddelere çıkarak.Bütün camlarda akan kanın buğusu, özlemin koyu gölgesişimdi yalnız bir güvercin annem, daha çok bir kemençe sesiYanılgımız aşk, bir halkın yüzünden siliniyorhızlanıyor hayat, savruluyoruz, dağılıyor yeryüzü.Denizdeki son yunus da ölüyor. Çalılıkta bir iki serçeöksürerek ötüyor. Tüccar, işçilere bir günü kırdırıyorkovalıyor beni yaşadıklarım, o bahar yorgunluğubulduğum anlamsızlık, arkadaşlarımın keskin yanılgıları.Yanlışımız aşk, tam ortasından bir halk geçiyor

    Veysel ÇOLAK

  5. #5
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Dokunulmaz Yarayız Birbirimize

    Boynunda dolanıyor gün. Orada ölüm
    yorumdur hayata. Ağızdaki son kelimenin
    öbür yanı; rozetinden vurulan çocuk
    hep avuçta tutulan bir köz parçası...

    Orkidesi kırık, duyguları yara içinde.
    Gökyüzünü çizip durmuştur dalgınlığı
    kaybolan elleri bulunmuştur, sonsuz elleri
    bir balığın karnında. Bir gürültüyle buruşturulmuş
    aldığı haber. Şimdi haziranı tartışıyor
    kendi kendine. Taşın sessiz öfkesini öğreniyor
    bir çocuk. Kente sığmıyor aşkların kokusu da.

    Çırpınıyor bir yavru kuş, bilmeden nedenini
    anlamadan kanatlarının karıştığını rüzgâra
    düşecek uzun çığlığı, gagası yırtılacak
    sürçecek kalbimiz, uçurum kendine itecek bizi
    bir bozgunu kurcalayıp duracak sevgilimiz.

    Kan iz sürüyor. Koyulaşıyor ayrılık.
    Anlamına çalışmakta yılanlı kuyu.
    İçimizde büyüyen bir uzaklık gibi deniz.
    Çürümeye başlayan gecede artık yalavuz
    kucaklaşırken ne kadar sivriyiz birbirimize
    bir suçuz kocaman öpüşürken
    dokunulmaz yarayız kendimize.

    Yüzümüz bomboş ve en çıplak yerimiz
    ayartıldığımız doğru, hasretimiz geçersiz.
    Hep orada rozetinden vurulan çocuk
    artık, dünyayı insana gömecekler.