Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    ATATÜRK'ÜN BİR SAATI VARDI
    Atatürk'ün bir sözü vardı
    Yediveren bir gül gibi açardı

    Atatürk'ün bir atı vardı
    Etilerden beri yaşardı

    Atatürk'ün bir resim vardı
    Buğday tarlası gibi ağardı

    Atatürk'ün bir saatı vardı
    Durmadı

    Melih Cevdet ANDAY

    ATA’MA AĞIT
    I
    Sırma sarısı yay saçlarına
    Gözüne rengini koy denizlerin
    Düşün dudakların en incesini
    Yüzüne tuncunu ver benizlerin

    Onda yürüyüşün en yiğitçesi
    Onda bükülmezi vardır dizlerin
    Gezerdi ülkede bir hızır gibi
    Em olup derdine çaresizlerin

    II
    Durgun bir denizi andırır dışı
    İçi hiç sönmeyen bir yanardağı
    Sesinde ıslığı eser kuvvetin
    Sözünde şahlanır hakkın bayrağı

    Gökle güneş gibi buluştu onda
    Sezinin sağlamı duyunun sağı
    Yıkarak kökünden Osmanlılığı
    O gömdü tarihe bir ortaçağı

    III
    Ürperir ovalar avazesine
    Dağlar dümdüz olur işaretiyle
    Devrilir hıncına çarpan ordular
    Kaleler dayanmaz yelpazesine

    Fikrin güzelliğin aşkın her şeyin
    Bağlıydı daima en tazesine
    Yaşadı başı dik, dünyaya karşı
    Getirdi dünyayı cenazesine

    IV
    Onsuz kaldığını bilse tabiat
    Bağlar üzüm vermez bahçeler kurur
    Okşar saçlarını ezelin eli
    Yüzüne ebedin ışığı vurur

    Övünür insanlık eserleriyle
    Yurt onun sevgisi üstünde durur
    Adıdır kurduğu devlete temel
    Ünü kurtardığı millete gurur

    V
    Fani varlığını kaybetti ama
    Damgası yurdumun burçlarındadır
    Engin ufuklara uzanmış kolu
    Hızı şimşeklerin uçlarındadır

    Kadının erkeğin hafızasında
    Gencin ihtiyarın düşlerindedir
    Yayla yellerinde eser gölgesi
    Sesi bahçemizin kuşlarındadır

    VI
    Ben mi yazacaktım göçüm gününü
    Dökerek ardından böyle gözyaşı
    Ben ki ona büyük gezilerinde
    Oldum bir küçük yol arkadaşı

    En son durağına varmadan ömrün
    Kapadı yolunu bir mezar taşı
    Büyük kurucusu Cumhuriyetin
    Hürriyet aşıkı milletin başı

    Kemalettin KAMU

    RESİM
    Her gün
    Enginlerden engin
    Yücelerden yüce
    Bir duygu sarar bizi
    Bu sınıfa girince.

    Yanda, bir uçtan bir uca.
    Mavi deniz
    Odanın içinde güneşleri bulunca.
    Isınırız.

    Enginlerin engini deniz olsa
    Deniz ufak!
    Yücelerin yücesi güneş olsa
    Güneş küçük!

    İlk günü gördük, nerden geldi:
    Duvardaydı
    Denizleri, güneşleri
    Küçülten büyüklük.

    Kürsünün üstünde bir resim:
    Gözleri denizlerden mavi
    Bakışları güneşlerden sıcak.
    Dört mevsim.

    Kürsünün üstünde:
    Atatürk'üm, arkasında al bayrak
    Kolları kavuşturmuş göğsünde.

    Bu resimle başlar bizim günümüz
    Karşımızda Atatürk'ü gördükçe
    Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

    Öğretmenimizin kürsüde
    Verdiği dersi
    Dinler bizimle birlikte
    Atatürk'ün resmi.

    Çalışkanız, çünkü
    Çalışınca
    Bakarız, Atatürk güldü.

    Bir yanlışlık yapsak
    Bulutlanır gözleri
    Anlarız Atatürk üzüldü.

    Gelsek kürsünün dibine
    Görür bizi
    Eğilince.

    Kalksak, gitsek gerilere
    Otursak arkalarda;
    Başımızı kaldırmadan duyarız:
    Atatürk orada.

    Öteki odalarda
    Başka başka resimleri Ata'mın.
    Atatürk'üm artık ömrüm oldukça
    Bu resminle karşımdasın!

    Yok hiç birinde
    Bundaki tılsım
    Değişen çizgilere
    Canlı gibi bu resim.

    Öyle canlı ki sanırım
    Bende bir gün okulu bitirince
    Uzanan ellerinle
    Okşanacak sırtım.

    Öyle canlı ki, sanırım
    Karanlık bile olsa
    Aydınlanır yollarım.

    Tıpkı sınıftaki gibi
    Yapacağım bir işte
    Bu resmindir rehberim:
    Kötülüğe uzanırsam
    Çat kaşlarını
    Tutulsun ellerim

    Tıpkı sınıftaki gibi
    Bütün ömrüm boyunca
    Yaptığım her işte
    İyi, doğru oldumsa
    Sevincini belli et.
    Gülümse!

    Yaprak yaprak dökülürken önümde
    Her yıl dört mevsim;
    Sınıflar içinde yalnız bu sınıf
    Resimler içinde yalnız bu resim!

    Behçet Necatigil

  2. #2
    Üye
    Gül_Güzeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.04-2008
    Son Giriş
    05.06-2008
    Saat
    14:06
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    38
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok güzel yazmışsın yüreğine sağlık.

  3. #3
    Üye
    Gül_Güzeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.04-2008
    Son Giriş
    05.06-2008
    Saat
    14:06
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    38
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Sonbahar Ağlayacaktı

    Sonbahar ağlayacaktı
    Atatürk bulvarında öksüz bir sonbahardı
    Yoksul ağaçlar çıplak bedenleriyle üşüyordu
    Yaprak döküyorlardı…
    Burnumu İnciraltı’nda şaraba sokmuştum
    Kazablanka’ya gidecektim
    Sicilya’da bir İtalyan barında duraklayacaktım
    Takvimlerde mevsim sonbahar diyecek
    Ben senden kaçacaktım
    Kesik birer kol gibi ayrı düşecektik birbirimizden
    Ben; sonbahardan bir satır yazacaktım
    Bir satır yalnızlıktan
    İki satır gözlerinden
    Bir satır adından yazacaktım
    Seni bana anımsatanların
    Çenesini kıracaktım
    Beni tutup kavgayı ayıracaklardı
    Ben kaçacaktım
    Ardımda dilini bilmediğin
    Bekçiler düdüklerini çalacaktı
    Aranıyordum, yanına gelemeyecektim
    Atatürk bulvarında bir sonbahar ağlayacaktı
    Ben duramayacaktım
    İhbar telefonlarına aldırmadan
    Sonbaharını süpürmek için gelecektim
    Beni vuracaklardı Atatürk bulvarında
    Bornova’ya götüreceklerdi
    Kimliğimi tespit edemeyeceklerdi
    Seni kolundan tutup getireceklerdi
    Beni görünce buz kesecektin
    Benim gözlüklerimin camları çatlayacaktı buğundan…
    Sen gözlerinde sonbahar olup ağlayacaktın
    Beni vuracaklardı Atatürk bulvarında
    Sonbahar ağlayacaktı…

    Murat Gevrek