Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler

Konu: Ahmet Uysal

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    22:23
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    EVVEL ZAMAN ŞAİRLERİ

    NECATİGİL
    Sokaktan eve taşırdı
    İncecik kırgın bir aşkı

    EDİP CANSEVER
    Mendilinde kan sesleri
    De bıraktı Edip Abi

    TURGUT UYAR
    En güzel ona uyardı
    Büyük Saat, erken durdu
    Kayayı Delen İncir'in
    Yurduydu onun da yurdu

    CEMAL SÜREYYA
    Çiçek dolu şapkasıyla
    Hep güvertede oturdu
    Ölümünden sonra bile
    Cıgarası yandı durdu

    CAHİT KÜLEBİ
    Mavi bir türkü söyledi
    Bergüzâr oldu Külebi

    NÂZIM
    Yeryüzüne bir kez gelir
    Adı Nâzım olan şiir

    Ahmet Uysal

    GECE SÖZLERİ

    Geceyle dinlemeli genişleyen
    Bir ağacın gövdesini

    Üzerine yıldız sererken
    Su vermeli gülün toprağına

    Şiir geceyi sever çünkü
    Aşk geceyle açıklar kimliğini

    Eski bir ırmak yatağında
    Yeni bir serüvendir gece

    Ve bir kadın sevilmeyi bekler
    Gecenin en ince yerinde


    Ahmet Uysal

    DÖRTLÜKLER..

    Geceyi aldattım suç ortağı
    arıyorum kendime
    Geçen ömrümü aldattım aşklar
    kapatmadı yaramı
    Bir çocuk ağlıyordu içimde
    yaz yağmuru sandım
    Ah, yaşlanarak mı silsem onun
    ıslak yanağını

    Uzun koşu bitti yarısını bile
    geçemedim çölümün
    Deli dikenli kaktüsün tutamadım
    yasak yemişini
    Yenildim bu kuşatmada da uzun
    mızrağım kırıldı
    Yere düşürdüm aşk burcundan
    simgesini üçgenimin


    Ahmet Uysal

    GECE TANIMLARI/2

    bir kadın tenidir gece
    ay ışığında soyunan
    benim için mi gizlice
    gelir denizin koynundan

    suyla rüzgârla öpüşür
    onun ıslak ürpertisi
    açık kalsa üstü üşür
    kayınca şiir örtüsü

    Ahmet Uysal

    ISSIZ GİDİLİR KUMSALA

    uzun gidilir öteki ucuna kumsalın,
    martı izlerine basmayınız lütfen

    çocukların arasından geçerken,
    çakıl taşı toplamak iyi gelir ömrünüze

    gece içilen son şaraptan sonra,
    başlar orada sevgililer zamanı

    devrilirse kaçamak öpüşlerle
    aşkınızın kum masası, şaşırmayınız

    unutulmuştur masallarınız, belki de
    paslı izler kalmıştır bellekte

    ıssız gidilir sonsuza, ölüm için
    giyininiz artık, sonsuzluk giysinizi

    Ahmet Uysal

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UNUTULMUŞ BİR MEKTUPTUR AŞK

    kırılgan günler edinmişsem
    altmışından sonra.
    bir çiçeği
    koklar gibi tutacaksınız demektir bu
    tutarken saydam ellerimi
    aşkın önüne geçen şiirler beklemesin
    artık benden sevdiğim kadınlar
    ve bütün güzel kadınlar,beni
    öper gibi öpsünler yaz ırmaklarını
    sevgilim olan, kızım olan, ıssız
    ormanım olan ülkemin o kadınları
    ölümü ardına almış,çağcıl
    soluğumdur yarışır durur hala atlarla
    ben yalnızca bir tanımı arıyorum
    belki de, büyülü yorumlar yorumunu
    diyelim ki:aşk bir mektuptur
    bir şairin göndermeyi unuttuğu
    ey ülkemin en güzel şair kadınları
    bana bir mektup yazın ve unutun onu

  3. #3
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Zamanın Ağzında


    meğer zaman seni de
    saklıyormuş ağzında

    o mavi çiçek, her yıl yeniden
    açan yüzünmüş senin

    bilmediğim uzak şehirlerde,
    sözgelimi bingöl'de bir hayal

    gibi dağılıp giden göller,
    gözlerin, ellerin, dudaklarınmış

    ben artık oğulotlarına ot
    diyemem, benzedikleri sürece sana

    rüzgârı öpen adam imgesiyle
    yaşamak yetmez o büyük yalnızlığı

    ey zaman, beni de sakla
    ipek ağzına yüzyılın