Şeyh Sadi Şirazi


Şiraz'lı Sa'di.. Fars dilinin ve kültürünün en büyük edib ve şairi.. Adı Ebu Abdullah Müşerrefüddin. "Şeyh Sa'di-i Şirazi" diye şöhret buldu

1213 yılında İran'ın kültür merkezi Şiraz'da dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybetti. İlköğrenimini Şiraz'da tamamladıktan sonra ömrünü ilim yolunda seyahat ve çalışmalarla geçirdi. 1292 yılında 79 yaşında doğduğu şehirde irtihal etti. Şiraz'ın kuzeydoğusunda bulunan ve ömrünün son döneminde "İrşad" faaliyetlerini yürüttüğü dergahının yanıbaşında defnedildi. 710 yıldır eserlerinin mekteplerde, dergahlarda, sohbet meclislerinde ve araştırmacıların ellerinde ders, öğreti ve öğüt kitabı olarak dolaşmasını, asude köşesinden seyretmektedir.

Sa'di'nin hayatını dört farklı dönemde incelemek mümkündür:

1. Dönem:

Sa'di, ilköğrenimini Şiraz'da tamamladıktan sonra, yüksek tahsil için o dönemin ilim ve kültür merkezi Bağdat'a gitti. "Nizamiye Medresesi" nde dini ilimleri öğrendi ve "İcazet" aldı. Ayrıca Şeyh Şihabüddin Sühreverdi'den "Tasavvuf" öğrendi. 1233 yılında 20 yaşında genç bir ilim ve düşünce adamı olarak derunundaki ilim ve irfanı yeşertmek üzere Şiraz'a döndü.

Sa'di, güzel niyetlerle doğduğu topraklara döndüğünde, Şiraz ve çevresi sosyal ve siyasi kargaşa içerisinde idi. Moğol istilası; işgal ve talanın ortaya çıkardığı sosyal karışıklıklar; yönetimde taht mücadeleleri; halkta güvensizlik; edebiyat, san'at ve kültür şehri Şiraz'ı adeta yaşanamaz hale getirmişti. Sa'di, bu hayal kırıklığı ile Şiraz'ı terk etti ve uzun sürecek bir seyahata çıktı.

2. Dönem:

Bu dönem, Sa'di'nin medrese öğreniminden sonra edindiği asıl hayat tahsilinin cihanşümul açılımını sağlamıştır. Mısır, Suriye, Hicaz, Yemen, Habeşistan, Anadolu, Hindistan, Belh, Gazne ve Pencap olarak tespit edebildiğimiz geniş coğrafya Sa'di'nin çeşitli ırk,din ve kültürlerle temasını sağlar.

O artık tek bir coğrafyaya sığacak kişi değildir. Döneminin bütün din ve kültürlerini derin müfekkiresinde sentezleyen Sa'di, zihinleri ve toplumları bugün bile sürükleyen/yönlendiren eserlerini gönüllere aktaracak bir güçlü kaynak haline geldi.

3. Dönem:

Sa'di'nin gözü, gönlü ve gönülgözü, kargaşalar içerisinde bıraktığı Şiraz'dadır. Doğduğu topraklara bu birikimle döner. Şehrin Kuzeydoğu kenarında kurduğu dergahında "İrşad" faaliyetlerine başlar. Bu dergah göç kervanlarının; devlet yöneticilerinin; ilim-irfan peşindeki her yaştan insanın mekanıdır artık.

Sa'di burada, önce "Bustan" isimli eserini yazar, sonra "Gülistan" ve külliyatının diğer eserlerini.

İlk iki eser, Sa'di'nin cihana sığmayan tecrübelerinin; ilmi derinliklerinden süzülüp gelen bilge deyişlerinin zarflarıdır. Bustan ve Gülistan çeşitli dillere defalarca çevrilmiş; çok sayıda şerh ve izahları yapılmış; "Dil", "Edebiyat" ve "Tasavvuf" eğitiminde ders kitabı olarak okutulmuş; bugün de edebi san'atların örnekleri olarak gösterilen san'at şaheserleridir.

4.Dönem: Sa'di, hayatının son yıllarında, Şiraz'ın "Sa'diye" olarak anılan mekanına çekilir ve kendisini bütünüyle ibadete verir.

Eserleri "Külliyat-ı Sa'di" adıyla toplanmıştır. Külliyat-ı Sa'di içerisinde şu eserler vardır:

"Bustan, Gülistan, Kasaid-i Arabi, Kasaid-i Farsi, Merasi, Mülameat, Müsellesat, Terciat, Tayyibat, Bedayic, Havatim,Gazaliyat-ı Kadim, Mesneviyat, Kıtaat, Rubaiyat, Müfredat" ..

Deyişlerinden Örnekler:

"Allah'a karşı itaatkar olmayan Han/Hakan
Ülkenin başında yönetici olarak bulunmasın" !..

"Kötülüklerden kaçınmayan bilgin;
Elinde meş'ale taşıyan kör gibidir"...

"Bülbül!. Sen bahar müjdesini ver!.
Kötü haberin bildirilmesini baykuşa bırak" ...

"Diline sahip ol ve dikkat et ki, seni ateşe atmasın;
Zira dünyada dilden daha beter bir zebani yoktur" ...

"Mal, huzurlu bir ömür geçirmek içindir,
Yoksa ömür mal toplamak için değildir" ...

Alıntıdır. Kaynak: İran Kültürevi