Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Ritsos Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.01-2005
    Son Giriş
    20.10-2017
    Saat
    00:10
    Yaşadığı Yer
    Antalya Kaş
    Mesaj
    64
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    VEDAT TÜRKALİ

    1919'da Samsun'da doğdu. Asıl adı Abdülkadir Pirhasan'dır. Yüksek öğrenimini 1942'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü'nde tamamladı. Maltepe ve Kuleli Askeri Liseleri'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951'de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çaptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

    Rıfat Ilgaz'la birlikte Gar Yayınları'nı kurdu. 1960'ta Dolandırıcılar Şahı ile ilk senaryo denemesini yaptı. Otobüs Yolcuları, Üç tekerlekli Bisiklet, Karanlıkta Uyuyanlar gibi önemli filmlerin senaryolarını yazdı. 1965'te senaryosunu yazdığı Sokakta Kan Vardı ile yönetmenliği de denedi. Kurgusu, anlatım tekniği ve gerçekçi yaklaşımıyla çağdaş edebiyatta bir aşama olarak nitelendirilen Bir Gün Tek Başına'yı Mavi Karanlık izledi. Yeşilçam Dedikleri Türkiye ve Tek Kişilik Ölümle roman uğraşısını sürdürdü.


    950'DEN NOTLAR

    Yüce dağ başları dumanlı dumanlı
    Irmaklar yorgun ağır
    İnsanlar yapayalnız
    Nedir üstümüzdeki bu karanlık bulut
    Irgatın akşamlara kadar düşündüğü nedir
    Yabancı bandıralar bayraklar emirler
    Ne maviliklerde ferahlık ne toprakta güven
    yurda ölüm tüccarları kurulmuş
    Bu vatan bu millet bu bayrak
    Satılmaz diyenden hesap sorulmuş
    Yollar fabrikalar tarlalar
    Bir hançer altında amansız
    Dağ taş haber bekler hürriyetten
    Nedir bu toprakların bitmeyen çilesi
    Nedir nedir nedir
    Bu gün karanlıkta apansız
    Bir çığlık yükseldi memleketten
    Ben bayraksız hürriyettsiz neylerim dedi
    Kınalı keklikler uçtu düz ovalardan tabur tabur
    Yabancı bu memlekette işin ne
    Yerin altında damar damar madenlerimiz var
    Bizi bekler
    Götürüp top dökemezsin
    Dağlarımız ırmaklarımız bize göredir
    Tarlalarımız bize kadar
    Ekemezsin
    Bizim bu toprak için
    Bu topraklarda dökülecek kanlarımız var
    Elini kolunu sallayarak bu memlekette
    Giremezsin çıkamazsın
    Biliriz yağmaya geldin yabancı
    Senin bu memlekette işin ne

    Biliyorum bir gün karanlıkta
    Kesecekler yolumuzu
    Ya siz çocuklar
    Nasıl anlatmalı sizlere olup bitecekleri
    Çocuklar bizim dediğimiz
    Yüzümüze utanç duymadan bakmaktır
    Mal değil mülk değil istediğimiz
    Size namuslu bir dünya bırakmaktır

    VEDAT TÜRKALİ

    CEZAEVİNDE BARIŞ TÜRKÜSÜ

    Kalkın kardeşler ışıklar görünmeye başladı
    Eski duvarlar değil bu duvarlar
    Bir ak kuş gelip kondu kara çatıya
    Dünyayı böylesine sardı mı kollar
    Ne etsin kelepçe neylesin zincir
    Kaç kez gösterdi tarih aldatmayacak bizi
    Bu denizli kuşlu dünyada
    Bir tek acılar mıdır payımıza düşen
    Dökülsün yollara beş kıtada
    Ekmek de özgürlük de barışın gülleridir
    Yumuk elli bebekler pencerelerde bekliyor
    Dünyayı çepeçevre kuşatan barış kervanlarını
    Çelik canavarlar gibi tanklar değil
    Caddelere yakışan özgürlük ekmek türküleridir

    Limanlar barışla çalkalanmış
    Çöller dağlar stepler denizler barış fırtınasında
    Resimler gördük cezaevlerine yakışmayan
    Kitaplar dergiler gazeteler dolusu
    Siz bir meydan dolusu gülen esmer kardeşlerim
    Kara güller gibi açılmıştınız bir sabah aydınlığında
    Asya barış diyor Afrika barış diyor
    Elde silah barış diyor
    Seren direğinde ufuklara bakan gemici
    Avrupalı çıkmış toplama kampından
    Ekmek barış türküleri bekliyor
    Bombardıman uçakları değil
    Karşısına dikilmiş ölüm tüccarlarının
    Dünya barış diyor
    Sevmek yaratmak yaşamak nedir
    Görelim milyara yakın korkusuz cıvıl cıvıl
    Görelim Kore'den Çekoslavakya'ya kadar
    Düşlerimiz ellerimiz sizinledir
    Barış sizinledir

    Bu taş duvarlar bu demir parmaklık kardeş
    Van Gölünden Ağrıdan Ergene Irmağına
    Çürüyüp dökülmüş karanlıkta kökleri
    Mapusane bahçesinde el kadar mavilik
    Bir zaman gerili dursun başımızda
    Gardiyanlar dolaşsın daha bir zaman
    Parmaklık hükmünü yürütsün
    Çiçeklerle donatacak kollarını bahar dalları gibi
    Karanlıkta barış kervanlarını bekleyen
    Çileden çileye batmış senin emekçi halkındır
    Yirmisinde bir delikanlı gibi dalıp maviliklere
    Yirmisinde bir delikanlı gibi
    Dudaklarından öpeceğim gün
    Masmavi özgürlüğün
    İnan ki yakındır

    VEDAT TÜRKALİ


    İSTANBUL

    Salkım salkım tan yelleri estiğinde
    Mavi patiskaları yırtan gemilerinle
    Uzaktan seni düşünürüm İstanbul
    Binbir direkli Halicinde akşam
    Adalarında bahar
    Süleymaniyende güneş
    Hey sen güzelsin kavgamızın şehri

    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Bakışlarımda akşam karanlığın
    Kulaklarımda sesin İstanbul

    Ve uzaklardan
    Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

    Plajlarında karaborsacılar
    Yağlı gövdelerini kuma sermiştir.
    Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
    Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
    Meyvesini birlikte devşirirler
    Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul

    Et tereyağı şeker
    Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
    Yumurta masalıyla büyütülür çocukların
    Hürriyet yok
    Ekmek yok
    Hak yok
    Kolların ardından bağlandı
    Kesildi yolbaşların
    Haramilerin gayrısına yaşamak yok

    Almış dizginleri eline
    Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
    Onların kemik yalayan dostları
    Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
    Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
    Ve sen
    Ve sen haktan bahseden Ortaköyün Cibalinin işçisi
    Seni öldürürler
    Seni sürerler
    Buhranlar senin sırtından geçiştirilir
    İpek şiltelerin istakozların
    ve ahmak selameti için
    Hakkında idam hükümleri verilir

    Haktan bahseden namuslu insanları
    Yağmurlu bir mart akşamı topladılar
    Karanlık mahzenlerinde şehrin
    Cellatlara gün doğdu
    Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
    Bir kalem yazın vardır
    Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
    Söylenmez

    Haramiler kesmiş sokak başlarını
    Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
    Haramilerin elinde
    Ve mahzenlerinde insanlar bekler
    Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
    Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
    Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

    Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
    Bulutların ardında damla damla sesler
    Gülen çehreleri ve cesaretleriyle
    Arkadaşlar çıktı karşıma
    Dindi şakalarımın ağrısı

    Bir kadın yoldaş tanırdım
    Bir kardeş karısı
    Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
    Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
    Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
    Gebeliğin dokuzuncu ayında
    Aç kurtların varoşlara saldırdığı
    Tipili bir gece yarısı
    Sırtında çok uzak bir köyden indirdi
    Otuzbeş kiloluk sırrımızı
    Zafer kanlı zafer kıpkırmızı

    Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul
    Bekle bizi
    Büyük ve sakin Süleymaniyenle bekle
    Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
    Mavi denizlerine yaslanmış
    Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
    Ve bir kuruşa Yenihayat satan
    Tophanenin karanlık sokaklarında
    Koyunkoyuna yatan
    Kirli çocuklarınla bekle bizi
    Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
    Bekle dinamiti tarihin
    Bekle yumruklarımız
    Haramilerin saltanıtını yıksın
    Bekle o günler gelsin İstanbul bekle
    Sen bize layıksın

    VEDAT TÜRKALİ


    SULTANAHMET CEZAEVİ

    Sabah serinliği gün ağarıyor
    Demir taş küf yosun
    Sen böyle gecenin ortasında
    olan bitenden habersiz
    Uyuyor musun?

    Güvercin sesi çocuk sesi tren sesi
    Parmaklıklara yakışmayan ne varsa
    Duvarlarında

    Güneş bütün gün çağıradursun
    Elden ne gelir
    Yaşamak böyle kanlı akarsa
    Maviliğin dibinde böyle gözyaşalrı
    Kirli ağır durgun
    Daha bir süre akıp gidecek Duvarlarında

    VEDAT TÜRKALİ

  2. #2
    Üye
    wedo Avatarı

    Gerçek Adı
    WEDO
    Üyelik Tarihi
    07.03-2005
    Son Giriş
    09.06-2017
    Saat
    01:34
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    332
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Cezaevinde Barış Türküsü

    Kalkın kardeşler ışıklar görünmeye başladı
    Eski duvarlar değil bu duvarlar
    Bir ak kuş gelip kondu kara çatıya
    Dünyayı böylesine sardı mı kollar
    Ne etsin kelepçe neylesin zincir
    Kaç kez gösterdi tarih aldatmayacak bizi
    Bu denizli kuşlu dünyada
    Bir tek acılar mıdır payımıza düşen
    Dökülsün yollara beş kıtada
    Ekmek de özgürlük de barışın gülleridir
    Yumuk elli bebekler pencerelerde bekliyor
    Dünyayı çepeçevre kuşatan barış kervanlarını
    Çelik canavarlar gibi tanklar değil
    Caddelere yakışan özgürlük ekmek türküleridir

    Limanlar barışla çalkalanmış
    Çöller dağlar stepler denizler barış fırtınasında
    Resimler gördük cezaevlerine yakışmayan
    Kitaplar dergiler gazeteler dolusu
    Siz bir meydan dolusu gülen esmer kardeşlerim
    Kara güller gibi açılmıştınız bir sabah aydınlığında
    Asya barış diyor Afrika barış diyor
    Elde silah barış diyor
    Seren direğinde ufuklara bakan gemici
    Avrupalı çıkmış toplama kampından
    Ekmek barış türküleri bekliyor
    Bombardıman uçakları değil
    Karşısına dikilmiş ölüm tüccarlarının
    Dünya barış diyor
    Sevmek yaratmak yaşamak nedir
    Görelim milyara yakın korkusuz cıvıl cıvıl
    Görelim Kore'den Çekoslavakya'ya kadar
    Düşlerimiz ellerimiz sizinledir
    Barış sizinledir

    Bu taş duvarlar bu demir parmaklık kardeş
    Van Gölü’nden Ağrı’dan Ergene Irmağı’na
    Çürüyüp dökülmüş karanlikta kökleri
    Mapusane bahçesinde el kadar mavilik
    Bir zaman gerili dursun başimizda
    Gardiyanlar dolaşsin daha bir zaman
    Parmaklik hükmünü yürütsün
    Çiçeklerle donatacak kollarini bahar dallari gibi
    Karanlikta bariş kervanlarini bekleyen
    Çileden çileye batmiş senin emekçi halkindir
    Yirmisinde bir delikanli gibi dalip maviliklere
    Yirmisinde bir delikanli gibi
    Dudaklarindan öpecegim gün
    Masmavi özgürlügün
    Inan ki yakindir

    VEDAT TÜRKALİ