Toplam 9 mesajın 1-9 arasındakiler

Konu: Onat Kutlar

Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    AT

    At konuşmadan çıkar yollara
    Eğersiz çıplaktır bir payitahtın
    ıssız sokaklarından sabaha karşı
    bir ılgarla geçer
    Açılır sular ve deniz koşar yalnızca
    kendinin bildiği ülkeye doğru
    Ardında kıvılcım tarlaları bırakır
    Ayaklarında mermere çarpan
    demirler bulunması bundandır
    Denizi bilir de bakmadan geçer

    At uysaldır parlak gönderine
    çekilir çocuklar ve gökkuşağı
    Kamçıdan dizginden gemden çekinmez
    Korkusundan değil utanmasından
    Bir çam hizasından geçer ormanı
    Yel burnunun narin kanatlarına
    bir ipek sezgisiyle dokunur. Ova

    Sonra kentler gelir durur bakar at
    Gözleri güzeldir gelecek gibi
    Sisli yaprakları demir kargıyla
    kuşatan askerler ve köpekleri
    yelesinin sularında boğulsun diye
    fırtınayı bekler

    Sonra çılgın dörtnala bir koşu başlar
    Nereye nereye? Belki Oramar
    Yakar kendi yazısının yapraklarını
    Sarı tanyerinin bulutlarından
    alnına durmadan yıldızlar kayar
    Ayağı sekili dağ köylerinden
    kaynağı bilinmez sulara doğru

    Bir resim değildir at ve sınırları
    tam çizilmemiştir
    Tökezler bir düşün yamaçlarında
    Kişneyerek bir çavlana dönüşür
    Bekler Oramarın ıssız dağları
    ve altın nadaslardan doğan çocuklar
    yeni bir at gelinceye kadar

    ONAT KUTLAR

  2. #2
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ORMAN

    Kendine esen rüzgarla derinleşen
    yüzü bir adamın durur
    ve ormana bakar, bu benim.
    Damarların ugultusunu duyar bir sarnıçtan
    gizli bir kente döşenmiş su yollarının
    Ağaçların sararmış yaprak uçları
    dalarken gökyüzünün karanlık denizine
    kökler büyülü bir ışıkla aydınlanır ve toprak
    yabancı bir mimariye açılır, bana ait olan.
    Yalnızlık, doğunun bildik çarşısı
    kendi alışverişiyle canlanır, yeni bir ırkın
    kölesi masmavi bir adam haber bekler, benden
    yabancı bir tapınağın tanrıçasına.
    Ötmeyen soyu tükenmiş kuşun saati
    alacakaranlığı gösterir, gündüze mi geceye mi
    gideceği belirsiz bir yolcu gibi. Ben.
    Anılar biter ve bir cumhuriyetin
    sınırları silinir.
    Çekilirken bir çınarın burcuna
    yüzünün gölgesi olan güneş bayrağı,
    bir adam çam iğnelerinden bir çelenk koyar
    kayanın dibine, bir gençlik anıtı olan kayanın.
    Sonra ağır ağır ağaca dönüşür
    Geleceğe ve sonsuzluğa uzatır yapraklarını
    sürgünde bir kıral gibi, ülkesi olmayan
    Bırakır kılıcını toprağa
    rüzgar ve büyüyle gelen adam
    Geriye uzak bir uğultu kalır ve kimsenin ayak basmadığı bir orman.

    ONAT KUTLAR

  3. #3
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BİR ŞİİRİN GELİŞİ

    İlmekler atar
    günlerin yatay rüzgarlarına
    bir yağmur başlangıcı gibi belirsiz.

    Uzakta boşanan bir yayın, açık havada
    çınlayan çekiç seslerinin ve bir omuza
    yaslanmış ağlayan güzel bir yüzün
    parmak uçlarıyla gelir, yaklaşır.

    Nedensiz bir kıra çıkma isteği
    ya da çok eski bir kitabı yeniden okumak.

    Bir kazıya hazırlanır gibi, bir yolculuğa.

    Bir tahliye sabahının hüznü tarayan sevinçleriyle
    aşar duvarları ve gelir konar
    kanatlarıyla yabancı bir kuşun.

    Bir uzaklığın habercisidir demir kapılardan
    çamurdan, korkulardan, bakan yüzlerinden
    küçük çocukların alınlarına
    yirmi yıl sonraki ölüm hükmünü
    mührüyle şimdiden basan sultanın
    kanlı topraklarından.

    Bastırır sevgilinin tutkulu gövdesiyle
    derin sularına koyu mavi bir akşamın.

    Pırıltılı balıkları bilinen sözcüklerin
    hızla geçerler henüz hiç bir gezginin
    ulaşamadığı kaynağa doğru.

    Ve bir kayadan
    kırınca bir acının zincirlerini
    uçmak ister yeryüzüne
    bu ateş yıllarından konuğu.

    Henüz yazılmamış olan şiir.

    ONAT KUTLAR

  4. #4
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Soru
    .
    Akşamüstü oturdum yol kıyısına
    Düşündüm
    Ne kalacak bizden geriye
    Balkan yaylasindan ve bozkırlardan
    Kafdağlarına giden şu bulut
    Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
    Şu toprak ve derin çınar ağacı
    Biz yokken de vardı

    Çocukların şu gülen sarı feneri
    Ayışığı
    Ve ıssız balkonlarda
    Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
    Aynı mandalda kurutan güneş
    Çayırda gölgeler bırakacak
    Dalgın yeryüzünde çekilirken

    Kalabalık çarşılara tortusu
    Çökecek
    Tüccarın kanpazarından
    Mezarlığa taşıdığı paranın
    Değirmeni döndüren ter ırmağı
    Kuruyunca ardında tuz kalacak
    Ve bir anı öfkeli işçilerden

    Sinirli kediler bir tekir şerit
    Olacak
    Ve bir çöl esintisi
    Dörtnala kaybolan arap atları
    Bir çavdar haritası çizecek
    Bozkırı terkeden tarla faresi
    Kuş tüyleri gökyüzünün camını
    Buzlu yazılarla donatacak

    Hersey değişiyor ama ne yapsak
    Duracak
    Tarihin uzun duvarı
    Taşlara kırmızı izler bırakan
    Ve aynı kıyıdan yürüyen köle
    Silecek kıralların adını
    Gene de karanlık dağ başlarında
    Yarın bir kin gibi hatırlanacak
    Kanlı soy ağacının dalları

    Kiraz ve kamıştan kavalımızın
    Sesleri
    Dağılıyor havada
    Bir kuyu ağzından geçiyor gibi
    Rüzgarı mor fistanli zamanın
    Bu güzel şarkı da unutulacak
    Kıyımlar acılar kanlar içinde
    Savrulurken yaşadığımız günler
    Bu soruyu mutlaka soracaksın

    Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?

  5. #5
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Penceremden Görünmeyen

    Çamağacına

    Duman renkli ve kocaman bir karganın
    Kumlu dalgın kanatları ardından
    Denizin derinliklerine açılan
    Akdeniz güneşinde çürümüş ahşap
    Ve kuytu yosunlara çalan teknenin
    Reçine kokusuyla tanıdığım

    Çamağacına

    Bol sisli bir kışın ormanından
    Karlı gelin telleri taşıyan
    Gümüşten yapraklarla örtülü
    Uysal ve uzun boynunu bahçelerin
    Ve benim toprağıma eğmiş
    Gülümserken bir eşkiya rüzgarın
    Söküp uzaklara götürdüğü

    Çamağacına

    Bir akşamüstü kayboluşu
    Penceremin daracık sahnesini
    Lacivert ve kadife ve kesin
    Birinci perdesiyle kapayan
    Günlerimi çok eski bir oyunun
    Gözgözü görmeyen karanlığında
    Ortaçağ panayır soytarılarının
    Küt ve kıvırcık sakallarıyla
    Durmadan dekor değiştirdikleri
    Öfkeli aralığında bırakan

    Çamağacına

    Şimdi rüzgar geçiyor penceremden
    Gövdemin kuruyan kavalını
    Kırmızı türkülerle donatarak
    Senin ormanından sayısız ağaç
    Ve düslerimde bembeyaz yıkadığım
    Teninden coşkun sular geçiyor
    Kapılıp sürüklenen ırmağa
    Kıyıların danteline alışkın
    Ellerim birden ulaşıyor

    Çamağacına

    Öperken yapraklarını acıyla kısık
    Sesli kuşlar bakırlayan yüzünün
    Bahçesinde yediğim vişnelerinin
    Kabına sığmaz sevinci ve tutku
    Yırtarken demirden kuşağını
    Ağır bir işçi gibi ölümün
    Beni yaşamanın kavgasına
    Yarışta bir tay gibi fırlatan

    Çamağacına

    Seni bir çok daha görmek için
    Dallarına basıp yaylandığım
    Şiiri katıksız dolambaçsız
    Bir önsöz olsun diye yazdığım
    Senin adınla karıştırıp
    Adını yüreğimin canına
    Kazıdığım ve şimdi bir akşamüstü
    Penceremden ansızın görünmeyen

    Çamağacına

  6. #6
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Mayıs Büyüsü

    Kentin dölyatağından bir öğle sonu
    mor kelebeklerle doğan siyah apansız
    abanoz işlemeli geceydik. İkimiz
    Beklerdik. Nasıl olsa bir mayıs büyüsüyle
    açılırdı bu şiirin defteri. Her buluşmamız
    aşardı sevinçlerin ipine
    öpüşlerle ayrılığın canını
    Sevişirken
    durmadan vedalaşırdık gece yatısına
    gider gibi evine gitmeden önce

    Hep şaşkın otururduk ikimiz de
    kapı aralığında, apansız bir geleceğin
    Ve ben yontulmamış bir akılla düşünürdüm
    Babasını tutmuş bastıran
    gözleri kıpkırmızı bir zenci - içimdeki -
    Neden diz çökerek salınır durur
    bir güvercinle bir kara arasında
    Tapınırdım türkü tanrısına: Mayıs, ne olur
    okşa artık ışığının sağnaklarıyla
    yanan gözlerimi ve yeniden
    başlasın düşleri bir çılgınlığın
    Nerdeyse silecek dilin keçesi
    yazgı tahtasından bu şiirleri
    Dalardım usulca bir kaç kulaçta
    ürperen denizine teninin ve mayıs
    yüzünün bahçelerinden geçerdi
    Derdim ki hep, bir büyü yapmalıyım: Mayıs ne olur
    bizi bir aydınlığa götüren
    yıldızlarla dolu şiir bitmeden önce
    kapansın kapıları bir an gecenin
    Kimsecikler kalmasın içerde mor kelebekler
    ve ikimizden başka



    Onat Kutlar

  7. #7
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Günlük Şiirler

    Sen gittikten sonra iki çalgıcı
    turnalar semahını çaldı ve kimse dinlemedi onları
    benden başka. Sarımsak kokusunun
    yoksulluk ve rakıyla buluştuğu saygısız kalabalıkta
    kimse duymadı beni terkeden
    kanatların bıraktığı esintiyi. Biri incecik öbürü kalın
    iki tel vururken çalgının yüreğine
    nicedir aklımı kurcalayan Bertold Brecht'in
    "Sevenler" şiirini düşündüm bir yaşamdan ötekine
    yanyana uçan iki turnayı. Taa yirmisekizlerden.
    "Güneşin ve ayın az değişken dilimleri altında
    uçup giderler yine, böyle tutkun birbirine.
    Hey, nereye gidersiniz? - Hiç bir yere - Nerden gelirsiniz?
    Her yerden. Sorarsınız, ne zamandır birliktesiniz? diye.
    Az zamandır. Ne zaman ayrılacaksınız peki? - Yakında."
    Çıktığımda hava açıktı ikindi güneşi gibi
    nicedir ısıtmayan parlak ayın az değişken dilimleri altında
    yürürken sordum kendi kendime. Nereye gidiyorsun?
    Hiç bir yere. Ne zamandır yalnızsın? Bilmem, denize
    ve ayışığından yapraklar kesen
    şiire sormalı bunu. Daha yazılırken
    bir anıya dönüşen şiirlere
    Sordum kendi kendime ne yapılabilir çamurdan? Heykel
    Acılardan? Aşk. Yoksulluklardan
    bir devrim bile yapılabilir. Ama hiç bir şey
    hiç bir şey yapılamaz ayrılıklardan.
    Sen, çalgıcılar ve ayışığı çekip gittiniz uykunun
    eşiğine vurulmuş bir turna gibi dönerek
    düşerken sordum otuzdokuzlardan Bertold Brecht'le birlikte
    "Ne yapmalı peki?" Aklım dokunacak
    bir başka akıl arıyor. Nicedir yabancı denizlerde
    yıkanan tenim başka bir teni. "Ne yapmalı?"
    Biliyorum yağmur yağmaz yukarı doğru yeniden
    Acımaz olur, silinir gider izi bıçağın.
    Ama hiç bir rüzgar doldurulamaz boş kalan yerini,
    bir yaşamdan ötekine
    birlikte uçan turnaların yerini
    gökyüzünde.

    Onat Kutlar

  8. #8
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DÜŞ


    Bir ülkeye binmişim adım ne bilmiyorum
    Irmaktan geçsem gerek kör karanlıktayım
    Yapışmış bir yanından bir satrap kıtasına
    ülke ve elimde ucu yanık pankart sapıyla
    Donuk köylü heykelleri kıyıda ve Atatürk
    kara-baba barajının suları durmadan yükseliyor
    Uzun sürecek anlaşılan tufan ırmaklar bekleyecek
    Denize yol veren dağlar delinecek önce, çocuklar
    ve bir kadın sığınmış yorgun kırlangıçların
    hüznüyle neden hepsi durmuş bana bakıyor
    Neden bakıyor köylüler çocuklar ve sevdiğim kadın?

    Oysa bir ülke yutmuş beni ve adım yunusun
    şafağına çok yabancı sulardan geçiyorum
    Bağırıyor öfkeli babam, "Oraya git!...Oraya git!..."
    Gitmeyeceğim işte. Her neyse aklıma koyduğum
    "Aldım ve kabul ettim de!..." Hayır, etmeyeceğim!..
    Ayağımın altında işte senin çivilerle yazdığın en yeni
    ahid, karnından çıkamadığım kala-balık bir gün
    dolaştırıp zulmün yedi denizinde senin ölümünle
    güneşli bir kıyıya bırakacak beni yanıbaşımda
    izinli askerler, köylüler, çocuklar ve sevdiğim kadın.

  9. #9
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:37
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...

    Turgut'a

    ....................

    Ne kadar çok öldük yaşamak için. .
    Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin
    Unutmamak için..
    Çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz.

    Ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından
    Ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım
    Durmadan düşünüyorum
    Ne kadar çok öldük yaşamak için...

    Onat Kutlar