Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 42 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Engellektuel Avatarı

    Gerçek Adı
    Aykan
    Üyelik Tarihi
    08.11-2004
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    23:00
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    984
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    21
    Blog Mesajları
    21

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    YOLCU

    Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin
    kıpır kıpırsın, soluk soluğasın, yay gibisin ey yolcu
    coşkunluğun ne güzel, öfken ne güzel
    Sana selam, sana saygı
    ey yolcu

    Fakat düşündün mü yolunun uzunluğunu ?
    Neler var yolunun üstünde, düşündün mü?
    Koşar-adım aşabilecek misin şu dağı, geçebilecek misin
    bu hızla şu beli, tırmanabilecek misin bu solukla şu sırtı ?
    Ovada dikenler yollara uçmuştur, kuru dereleri seller basmıştır,
    kar yağmıştır belki o tepelere ? Böyle, uçar gibi geçip
    gidebilecek misin oralardan, hemen varabilecek misin oraya ?
    Belki sırtlanlar üşüşmüştür leşlere, kuzgunlar tutmuştur belki
    yolları. Belki silinmiştir ayak izleri yolcuların.
    Bütün bunları düşündün mu ey yolcu ? çünkü sen, ne ilk yolcususun
    bu yolun, ne de son.

    Derim ki sana :
    Nehirler boyu git
    Nerelerde ve niçin durgundur nehirler,
    nerelerde ve niçin hırçındır nehirler,
    nerelerde ve niçin mendereslidir,
    nerelerde ve niçin çağlayanlı ve de çavlanlıdır nehirler,
    gözlerinle gör, duy kulaklarınla
    Gör ve duy ki, nasıl varır nehirler denizlere

    Derim ki sana :
    Denize varmaktır amacı nehrin, denize varmak, ey yolcu
    Büyükse dağ, aşamıyorsa üstünden nehir, dolanır çevresini dağın.
    Büyükse kaya, söküp atamıyorsa nehir, birikip birikip taşar
    üstünden, dolanır yanını yöresini. Yokuşsa yolu, koşamıyorsa
    menderesler çizer nehir. uçurum çıkarsa önüne, kapıp bırakır kendini
    nehir, açar kanatlarını; varır varacağı yere, oraya denize

    Derim ki sana :
    Nehirler boyu git ve gör nehirlerin nasıl yol aldıklarını
    sen de bir nehirsin ey yolcu
    Senin de varmak istediğin bir yer var
    Gerçekten varmak istiyorsan oraya, nehirlere iyi bak
    Engeller
    nasıl aşılır, öğren nehirlerden
    Yarı yolda yokolup gitmek değildir
    amaç, nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır oraya
    Varmaktır oraya, ey yolcu

    Derim ki sana :
    iyi oku yolunu, avucunun içi gibi bil
    Dizlerini, ciğerlerini,
    yüreğini sıkı tut, iyi dengele
    Ovada koşar gibi vurma kendini
    dik yokuşlara
    uçuruma atlar gibi bindirme kayalara
    "daha koş, daha koş" diye alkış tutanlara kanıp da, kesilip
    kalma yarı yolda
    Dipdiri varmalısın oraya
    Hız koşusu değil bu,
    ey yolcu, engelli koşudur bu
    Engelleri aşa aşa, gücünü koruya
    koruya varmalısın oraya
    çünkü oraya varmaktır amacın, koşmak değil
    Boşuna sevmedim nehirleri
    Aktıkça büyümesi boşuna değil
    nehirlerin
    Akan büyür, ey yolcu
    "erişir menzil-i maksuduna aheste giden" demiyorum ben sana,
    "tiz reftar olanın payine damen dolaşır " demiyorum. Böyle
    demiyor çünkü nehirler.
    Duracaksın, dolacaksın, atlayacaksın,
    aşacaksın, koşacaksın ve varacaksın oraya, diyor nehirler.
    öyle diyorum ben de
    Beni dinle, beni anla ey yolcu

    adım adım
    kulaç kulaç
    ilerliyor nehir
    yoklayıp
    araştırarak
    tartıp
    dengeleyerek
    adım adım
    pençe pençe
    ilerliyor nehir
    birdenbire koçbaşı
    birdenbire ipek bir çarşaf
    ve balıklar kurbağalar yosunlar
    köprüler ve yoksul değirmenleri bozkırın
    birdenbire bir uğultu
    birdenbire bir kıyamet
    bindirip
    çekilerek
    çekilip
    toparlanarak
    varıyor cüceleşip
    devleşerek
    varıyor
    nehirlerce kahkalarla

    şarkılar söylemeliyim
    nehirler gibi uzun
    nehirler gibi kollu
    nehirler gibi hırçın
    ve yumuşak
    ve nehirler gibi
    dur
    durak bilmeyen şarkılar söylemeliyim

    gitmek
    nehirlerle yanyana
    gitmek
    nehirler gibi zor
    nehirler gibi çetin
    nehirler gibi umutlu
    gitmek
    nehirlerden de öteye
    oraya
    taaa oraya
    o büyük kurtuluşa
    yüreğim
    yaralı kuşum
    topla ve aç kanatlarını

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  2. #2
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ACIYI BAL EYLEDİK

    Bak şu bebelerin güzelliğine
    Kaşı destan
    Gözü destan
    Elleri kan içinde

    Kör olasın demiyorum
    Kör olma da
    Gör beni

    Damda birlikte yatmışız
    Öküzü hoşça tutmuşuz
    Koyun değil şu dağlarda
    San kendimizi gütmüşüz
    Hor baktık mı karıncaya
    Kırdık mı kanadını serçenin
    Vurduk mu karacanın yavrusunu
    Ya nasıl kıyarız insana

    Sen olmazsan öldürmek ne
    Çürümek ne zindanlarda
    Özlem ne ayrılık ne
    Yokluk ne yoksulluk ne
    İşşiz güçsüz dolanmak ne
    gün gün ile barışmalı
    kardeş kardeş duruşmalı

    koklaşmalı söyleşmeli
    korka korka yaşamak ne

    kahrolasın demiyorum
    kahrolma da
    gör beni

    kanadık toprak olduk
    çekildik bayrak olduk
    döküldük yaprak olduk
    geldik bugüne

    ekmeği bol eyledik
    acıyı bal eyledik
    sıratı yol eyledik
    geldik bugüne

    ekilir ekin geliriz
    ezilir un geliriz
    bir gider bin geliriz
    beni vurmak kurtuluş mu

    körolasın demiyorum
    kör olma da
    gör beni

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  3. #3
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KANDAN KINA YAKILMAZ

    Vurma dedim vurulursun
    Kandan kına yakan var mı
    Kandan kına bre yezit
    Yakınıp da onan var mı
    Sen yarını ne sanırsın
    Yarın vuran bre yezit
    Bu dünyada barınır mı

    Nasıl kıydın şu sabaha
    Ürkmedi mi ellerin
    Ellerin bre yezit
    Ekmekten korkmadın mı
    Nasıl kıydın şu insana
    Kolların bre yezit
    Kırılıp sarkmadı mı

    Kanlı el kanlı ekmek
    Sofra değil leşbaşı bu
    Sofra değil bre yezit
    Sardı dünyayı kokusu
    Sevmek ağlamak gülmek
    Hakkın değil bre yezit
    Senini kahpe korkusu

    Akrep desem yılan küser
    Yılan desem sırtlan kızar
    Soyun sopun bre yezit
    Soyun sopun nerde yazar
    Bu susar o susar
    Susmaların bre yezit
    Elbetteki bir sonu var

    Nasıl kıydın şu güzele
    Yok mu senin sevenin
    Sevenin bre yezit
    Şu dünyada tek sevenin
    Nasıl kıydın şu cana
    Sevilenin bre yezit
    Sevilenin yok mu senin
    Yaratanım dünya dünya
    Yaşatmaktan bıkılır mı
    Kan dökerek bre yezit
    El içine çıkılır mı
    Nasıl kıydın şu yarına
    Kandan kına bre yezit
    Kandan kına yakılır mı …

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  4. #4
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hasan Hüseyin Anıldı

    Halkın ozanı Hasan Hüseyin Korkmazgil, doğumunun 79'uncu yılında 9 Nisan akşamı Atatürk Kültür Merkezi'ndeki etkinlikte anıldı. Şiirlerinde emekçilerin, halkın yaşamını ve mücadelesini anlatan Hasan Hüseyin'i anma etkinliği, Gürün Dayanışma Derneği'nce düzenlendi.

    Dernek, ölüm yıldönümünde anmasını yapamadıkları için 'doğum gününü' anma etkinliği olarak planladıkları dile getirdi.
    Hasan Hüseyin'in şiirlerinin okunduğu etkinliğin onur konuğu olan, eşi Azime Korkmazgil, ozanın şiirlerinin hala güncelliğini koruduğunu belirterek günümüz aydınlarının da "kulağına küpe" olması gereken şu sözlerle anlattı O'nu: "Türkçe öğretmeni olmama rağmen hak, hukuk, anti-emperyalizm başta olmak üzere Türkçe'yi anlayarak sevmeyi ondan öğrendim. Örneğin Kızılırmak şiiri dönemin en güçlü anti-emperyalist tablosunu çiziyor."
    Ozanın yaşamının anlatıldığı anma etkinliğinde, şiirlerinden bestelenen türküler, Grup Yorum, Sadık Gürbüz, Tozan Alkan ve Leyla-Fatih ikilisi tarafından seslendirdi.
    Hasan Hüseyin, Sivas'ın Gürün ilçesinde, 1927'de doğdu. Ortaokul ve liseyi Bolu, Niğde ve Adana'da yoksulluk içinde okudu. Okulu bitirdikten sonra Ankara ve Maraş-Afşin'de görev yaptı, Göksun'a sürüldü. Baskılar, sürgünler boy vermeye başlamıştı hayatında.
    Gürün'de 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlanırken, devlet erkanının o bildik ruhsuz konuşmaları arasında onun sesi duyuldu. Dayanamadı bu konuşmalara ve kürsüye fırlayarak etkileyici bir konuşma yaptı. "Bu ülkeyi göksel varlıklar değil, Anadolu insanı kurtarmıştır" diye haykırdı. Bu haykırış, ilk tutukluluğunu yaşamasına neden olur. Ancak son olmaz. 1951 Tevkiffatı'nda O da tutsak edilir. Şiirlerinden dolayı birçok defa yargılanır. Yargılanırken, kürsülerinden adaletsizlik akan burjuva mahkemelerinde sosyalizmi yüzünün akıyla savunur.
    Her alanda örgütlü mücadeleden yanadır. TİP üyesidir. Keremce ah çekebilmek için, Keremce yanmayı bilir. Yunus'ca dizebilmek için dizelerini Yunus misali derviş eyler gönlünü. Anadolu'yu dillendirebilmek için Anadolu mozaiğinin her bir desenini tanır, bilir. Halkça yazabilmek için halkça yaşar. Acı çektiğimizde acılanır, yüreklendiğimizde yüreklenir. Güldüğümüzde güler. Ezildiğimizde ezilir, direndiğimizde direnir... İçimizden biridir.
    O'nun için şiir; altalta yazılmış, şekilli dizeler değildir. Sanat için hiç değildir. Derdi, halkın aynası olabilmektir. Kalemini bunun için kullanır.
    Halk şiirinin köklerine iner. Pir Sultan'ı, Baba İshak'ı, Bedreddin'i, Yunus'u ve daha nicelerini çekip alır bu köklerden. Halk deyişlerini, efsanelerini, masallarını, tekerlemelerini... yeniden işler. Tüm bunları bugünle birleştirir, yeniyi yaratır.
    Bu yüzdendir ki dili açıktır, aydınlıktır, yalındır. Bu yüzdendir ki, eğiticidir, öğreticidir.

  5. #5
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AMENNA

    'Yaşayanlar bir gün ölür'
    elbette
    ağaçlarla
    balıklarla
    kuşlarla ben
    âmenna

    'ağlayanlar bir gün güler'
    elbette
    uyanmakla
    anlamakla
    bilmekle ben
    âmenna

    'kısa çöp uzun çöpten hakkını alır'
    elbette
    direnmekle
    kurtulmakla
    barışla ben
    âmenna

    öyle bir yerdeyim ki
    ne karanfil
    ne kurbağa
    öyle bir yerdeyim ki
    biryanım maviyosun
    dalgalanır sularda
    biryanım çocuk parkı
    çığlıkçığlığa
    öyle bir yerdeyim ki
    anam gider allah allah
    dölüm düşmüş sokağa

    dostum dostum güzel dostum
    bu ne beter çizgidir bu
    bu ne çıldırtan denge
    yaprak döker biryanımız
    bir yanımız bahar bahçe

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  6. #6
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

    orhan kemal'in güzel anısına

    işten çıktım
    sokaktayım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sokakta tomson
    sokağa çıkmak yasak

    sokaktayım
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    yaralı bir şahin olmuş yüreğim
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    havada tüy
    havada kuş
    havada kuş soluğu kokusu
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    ne anlar acılardan/güzel haziran
    ne anlar güzel bahar!
    kopuk bir kol sokakta
    çırpınıp durur

    çalışmışım onbeş saat
    tükenmişim onbeş saat
    acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
    anama sövmüş patron
    ter döktüğüm gazetede
    sıkmışım dişlerimi
    ıslıkla söylemişim umutlarımı
    susarak söylemişim
    sıcak bir ev özlemişim
    sıcak bir yemek
    ve sıcacık bir yatakta
    unutturan öpücükler
    çıkmışım bir kavgadan
    vurmuşum sokaklara

    sokakta tank paleti
    sokakta düdük sesi
    sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
    dallarda insan iskeletleri

    asacaklar aydemir'i
    asacaklar gürcan'ı
    belki başkalarını
    pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
    dökülüyor etlerim
    sarı yapraklar gibi

    asmak neyi kurtarır
    sarı sarı yaprakları kuru dallara?
    yolunmuş yaprakları
    kırılmış dallarıyla
    ne anlatır bir ağaç
    hani rüzgâr
    hani kuş
    hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

    asılmak sorun değil
    asılmamak da değil
    kimin kimi astığı
    kimin kimi neden niçin astığı
    budur işte asıl sorun!

    sevdim gelin morunu
    sevdim şiir morunu
    moru sevdim tomurcukta
    moru sevdim memede
    ve öptüğüm dudakta
    ama sevmedim, hayır
    iğrendim insanoğlunun
    yağlı ipte sallanan morluğundan!

    neden böyle acılıyım
    neden böyle ağrılı
    neden niçin bu sokaklar böyle boş
    niçin neden bu evler böyle dolu?
    sokaklarla solur evler
    sokaklarla atar nabzı
    kentlerin
    sokaksız kent
    kentsiz ülke
    kahkahanın yanıbaşı gözyaşı

    işten çıktım
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    karanlıkta akan bir su
    gibi vurdum kendimi caddelere
    hava leylâk
    ve tomurcuk kokusu
    havada köryoluna
    havada suçsuz günahsız
    gitme korkusu
    ah desem
    eriyecek demirleri bu korkuluğun
    oh desem
    tutuşacak soluğum

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi
    yaşatmaktır önemlisi
    güzel yaşatmak
    abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
    ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak

    ah yavrum
    ah güzelim
    canım benim / sevdiceğim
    bitanem
    kısa sürdü bu yolculuk
    n'eylersin ki sonu yok!
    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    nerdeyim ben
    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz siz
    kimsiniz?
    ne söyler bu radyolar
    gazeteler ne yazar
    kim ölmüş uzaklarda
    göçen kim dünyamızdan?

    asmak neyi kurtarır
    öldürmek neyi?
    yolunmuş yaprakları
    ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
    söyler hangi güzelliği?

    kökü burda
    yüreğimde
    yaprakları uzaklarda bir çınar
    ıslık çala çala göçtü bir çınar
    göçtü memet diye diye
    şafak vakti bir çınar
    silkeledi kuşlarını
    güneşlerini:
    «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
    memet!»

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    üstümbaşım elim yüzüm gazete
    vurmuşum sokaklara
    vurmuşum karanlığa
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    bu acılar
    bu ağrılar
    bu yürek
    neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
    bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
    bu geceler niçin böyle insansız
    bu insanlar niçin böyle yarınsız
    bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

    kim bu korku
    kim bu umut
    ne adına
    kim için?

    «uyarına gelirse
    tepemde bir de çınar»
    demişti on yıl önce
    demek ki on yıl sonra
    demek ki sabah sabah
    demek ki «manda gönü»
    demek ki «şile bezi»
    demek ki «yeşil biber»
    bir de memet'in yüzü
    bir de güzel istanbul
    bir de «saman sarısı»
    bir de özlem kırmızısı
    demek ki göçtü usta
    kaldı yürek sızısı
    geride kalanlara

    nerdeyim ben
    nerdeyim?
    kimsiniz siz
    kimsiniz?

    yıllar var ki ter içinde
    taşıdım ben bu yükü
    bıraktım acının alkışlarına
    3 haziran '63'ü

    bir kırmızı gül dalı
    şimdi uzakta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    yatıyor oralarda
    bir eski gömütlükte
    yatıyor usta
    bir kırmızı gül dalı
    iğilmiş üzerine
    okşar yanan alnını
    bir kırmızı gül dalı
    nâzım ustanın

    gece leylâk
    ve tomurcuk kokuyor
    bir basın işçisiyim
    elim yüzüm üstümbaşım gazete
    geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
    şuramda bir çalıkuşu ötüyor
    uy anam anam
    haziranda ölmek zor!

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  7. #7
    Üye
    KUZEY Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.02-2005
    Son Giriş
    27.08-2017
    Saat
    11:32
    Yaşadığı Yer
    walton/ingiltere
    Mesaj
    706
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MASAL KOKUSU

    Ben bu kapıları bir bir açarım açmasına ama kırarım
    Şehzadelerle gitti ölü devin altın anahtarları
    Masallara dönük yüzlerinizde o hiç eksilmeyen kaygu
    O donuk maviliği masal cennetlerinin
    Bırakın işte gözleriniz alın işte yumruklarınız
    ama siz aptalsınız aptalsınız

    Birgün masallaşırsam görün işte cüceliğimi
    Aktıkca büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım
    Ben bu kapıları bir bir kırarım kırmasına ama siz korkaksınız
    Daha çocuk bile değilsiniz siz
    Devler çizersiniz altın sarayların kapılarına
    sonra durup ağlarsınız ağlarsınız

    Bu kan sizin kanınız, evet ama ya siz kimsiniz
    Neden böyle yorgunsunuz neden böyle aldatılmış
    Alıcıkuşlar döner ürpertili etlerınize
    Mumyaların gölgesinde piramitler dikersiniz
    Atı otu iti eti bırakıp gerçek saraylarda
    sürülerle kaçarsınız kaçarsınız
    Aktıkça büyüyen sulardı benim şarkılarda aradıklarım

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  8. #8
    Üye
    wedo Avatarı

    Gerçek Adı
    WEDO
    Üyelik Tarihi
    07.03-2005
    Son Giriş
    09.06-2017
    Saat
    01:34
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    332
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ACILARA TUTUNMAK

    Kavuşmak özgürlükse
    Özgürdük ikimiz de
    Elleri çığlık çığlık
    Yanyana iki dünya

    İkimiz iki dağdan
    İki hırçın su gibi
    Akıp gelmiştik
    Buluşmuştuk bir kavşakta
    Unutmuştuk ayrılığı
    Yok saymıştık özlemeyi
    Şarkımıza dalmıştık
    Mutluluk mavi çocuk
    Oynardı bahçemizde

    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de
    O yuvasız çalıkuşu
    Bense kafeste kanarya

    O dolaşmış daldan dala
    Savurmuş yüreğini
    Ben bölmüşüm yüreğimi
    Başkaldıran dizelere

    Aramakmış oysa sevmek
    Özlemekmiş oysa sevmek
    Bulup bulup yitirmekmiş
    Düşsel bir oyuncağı

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Sevmek diye birşey vardı
    Sevmek diye birşey yokmuş

    Acı çektim günlerce
    Acı çektim susarak
    Şu kısacık konutlukta
    Deprem kargaşasında

    Yaşadım birkaç bin yıl
    Acılara tutunarak
    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de

    Acılardan arta kalan
    İşte bu bakışlarmış
    Kuğu diye gözlerimde
    Gün batımı bulutlarmış

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Savrulup gitmek varmış
    Ayrı yörüngelerde

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  9. #9
    Üye
    Engellektuel Avatarı

    Gerçek Adı
    Aykan
    Üyelik Tarihi
    08.11-2004
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    23:00
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    984
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    21
    Blog Mesajları
    21

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YILLAR SONRA

    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim
    Nere gitti tohuma deresinde - o ishaklı yalnızlığım
    Saçlarının uzun uzun o güneşli sarısı
    Yüzünün papatya sabahlığı - haziranlarımda
    Gülüşünün baharlığı susuşunun sonsuzluğu
    Nere gitti sende benim olan o sonsuz özlem
    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim

    Sen gittin - kaba kilimlerde kaldı ayak izlerim
    Pırıl pırıl selvilerde görkemli cevizlerde
    Asma altı su sesi - alacalı güneş sofralarında
    Sen gittin - inanılmaz öksüzlükler yaşadım
    Düştüm çetin yollara - türkülere ağıtlara belendim
    Saçlarımda bulut oldun - alnımda demirparmaklık
    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim

    Ben çok çektim güzelim - karlı dağlar oldu başım
    Sen belki de mutluydun - güzel günler geçirdin
    Çünkü kaf dağında prensestin - soylu bir güzelliktin
    Yaklaşılmaz bir varlıktın - masallık bir acıydın
    Gözgöze geldik birgün - bir dağbaşı durağında
    Bindik aynı trene - kavuştuk yıllar sonra
    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim

    Haziranım sarıgülüm yazgüneşim özlemim
    Nice nice sular geçti - bildin mi köprülerden
    Kaç bahar kaç sonbahar kaç çocuk kaç intihar
    Nerdesin sen nerdeyim ben ne söylüyor bu çizgiler
    Bu aynalar neden böyle yakından bakıyorlar
    Neler anlatıyor bu şarkılar - uzak geçmişimizden
    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim

    Ağlamak bir dağgülü - bir yanık orman belki
    Bir kurumuş çeşme belki - bir kimsesiz tutuklu
    Uçaklar otobüsler vapurlar telefonlar
    Haziranım sarıgülüm yazgüneşim papatyam
    Kime giydin o akları - kim kaldırdı duvağını
    Kim kokladı kim baktı - bağrına kim - yıllar önce
    Seni kimler kaçırdı o güzel yazlarımdan - güzelim

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  10. #10
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEVDİM DEDİM

    Bu şehri sevdim dedim
    Benim olsun demedim ki
    Sevdim dediysem akşam kızıllığını
    Gönlümce akıp giden
    Şu çayı, şu ormanı, şu denizi
    Benim olsun demedim ki

    Vurulduysam gözlerinin gül bahçesine
    Şimşeklerle kaçamak bakışları
    Yedirdiysem uykuları o tatlı kuşa
    Buna sevmek derlerse dedim
    Benim olsun demedim ki.

    Bu akşam kan kırmızı şarap istiyor canım
    Bu akşam dünyanın bütün özlemlerini
    Bu akşam dünyanın bütün şarkılarını
    Bu akşam beni yalnız bırakın
    Bu akşam yalnızca onu düşüneceğim
    ONU VE KENDİMİ SADECE

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  11. #11
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin

    Himalayaların tepesine tırmanmak güç
    ama mümkün
    Okyanusu aşmak da güç
    ama mümkün
    Ay'a ulaşmak da öyle

    Ama mümkün değil işte
    Bülbülün eti için öldürüldüğü bir ülkede
    sanatı zincire vuranlara
    meram anlatmak

    Öt kuşum
    Öt kuşum
    Öt güzel kuşum
    Eller ne derse desin
    ben sana vurulmuşum

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  12. #12
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Işıklarla Oynamayın

    başımı döndürüp bakamıyorum
    nasıl kaldı gerilerde onca yıl

    karanlık bir gömüklüğü düşte geçmiş gibiyim
    tatmadığım bir içkiyi bir akşam
    afrikasal bir törende içmiş gibiyim
    birdenbire kan yağmurlu bir bulut
    birdenbire kan kokulu bir duman
    şaşkınlıktan gemileri yakmış gibiyim

    ışıklarla oynamayın/dedim ben size
    yararı yok karanlıkta sürek avının
    dedim ben size
    yanlış kalemlere kayar elleri yazıcıların
    tutanaklar yanlış yazar
    dedim ben size
    karanlığı az kullanın/kirliler kokar birgün
    birgün yanar bu ışıklar sırıtır suratlarınız
    kirlilere sığınmayın/dedim ben size
    yararı yok oynaşmanın törensel aklıklarda
    kaçın kaçabilirseniz uzak sulara
    ışıklarla oynamayın/dedim ben size

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  13. #13
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AĞUSTOS ŞİİRİ

    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    Hep böyle havalar besler fırtınaları
    Korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
    Duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
    Alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
    Esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
    Geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
    Beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
    Deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
    Çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
    Gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
    Selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
    İnsan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum

    Kaderim kaderleri demişim güzelim
    Sen olmasan ben böyle değildim
    Böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Rüzgar gibi ağustos geçti ellerimizden
    Meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
    Bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
    Bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
    Malum o dramın en güzel perdesindeydik
    Ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
    Her gören didik didik bizi denetliyordu
    Biz kendi derdimize düşmüştük

    Orda da akşamlar olacak güzelim
    Kanlı mendil gibi ağustos akşamları
    Şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
    Belki yanında başkaları olacak
    Belki düşlerine bile girmeyeceğim
    Gün oldu acıların şiirini yaşadım
    Gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
    Bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
    Ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
    Dokunsan parmaklarıma tutuşacağım

    Yere batan şehrin tek yalnızıyım
    Yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
    Ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
    Tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
    Yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum

    Düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
    En güzel günlerinde gençliğimizin
    Ölümden ötesini aklım almıyor
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    İstesek cenneti kurtarabiliriz
    Ben bir ışık için tepmişim rahatımı
    Bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
    Bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
    Delicesine anlayarak güzelim
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek.

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  14. #14
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    FİLİZKIRAN FIRTINASI

    gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
    evler yemen türküsü
    sokaklar seferberlik
    öyle bir gariplik ki
    öyle bir tedirginlik
    yaz başında güz sonrası

    ayvalar çiçekteydi
    güller daha tomurcuk
    açıl demişti güneş
    açılmıştı kıraçta kış elmaları
    çözül demişti güneş
    çözülmüştü yılanlar karanlık odalarında
    dallarda yuvalar tüy kokuyordu
    düğünçiçekleri şenlikli


    gün doğmadan başladı filizkıran fırtınası
    ne dal kaldı ne tomurcuk
    yerden yere çaldı otları ağaçları
    insan yüzlü bir korkuluk
    üşüdüm dünyalarca
    baskın yemiş bir kent gibi üşüdüm
    sergen etti filizleri sapsarı bir karanlık
    bahardan kışa düştüm


    acılı günler gördüm
    sığdıramam bir tek günü bir koca yıla
    geceler geçirdim yoz kentlerin bulvarlarında
    nice baharları kışlara gömdüm
    uzak düştüm yelinden yelvesinden acılı yurdun
    uzak düştüm umudundan mutundan
    yomundan uzak düştüm
    bunaltının böylesini görmedim


    severim fırtınanın her türlüsünü
    ormanlar uğultulu sular dalgalı
    severim filizkıran fırtınası'nı
    kırıp kanatmıyorsa sevincin türküsünü
    nerde benim baharım
    dalım yaprağım nerde
    gece çökmüş üstüne kerpiçsel yalnızlığın
    sanki kaplan pençesinde bir manda böğürtüsü
    ne kuş kalmış ne çiçek
    ne kırmızı ne yeşil
    sapsarı karanlıkta yerler bahar ölüsü


    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

  15. #15
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:45
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    KARAGÜN DOSTU

    biliyorum
    matarada su
    torbada ekme
    ve kemerde kurşun değil şiir
    ama yine de
    matarasında su
    torbasında ekmek
    ve kemerinde kurşun kalmamışları
    ayakta tutabilir

    biliyorum
    şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
    dalda narı
    tarlada ekini kızartmaz güvercin gurultusu
    ama yine de
    diler arasında bıçak gibi parlar kavgada
    şiirin doğrultusu

    göz güzü görmez olmuş
    tek bir ışık bile yok
    yürek bir yaralı şahindir
    döner boşlukta
    belki bir şiir
    belki bir şiir kırıntısı
    çalar kapımızı umutsuz karanlıkta
    yoklar yüreğimizi
    iğilir yaramıza
    dağıtır korkumuzu
    ve karşı tepelerden
    gürül gürül bir kalk borusu

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL




Sayfa 1 / 3 123 SonSon