Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Ritsos Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.01-2005
    Son Giriş
    20.10-2017
    Saat
    00:10
    Yaşadığı Yer
    Antalya Kaş
    Mesaj
    64
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Mehmet Başaran

    Mehmet Başaran,1926 yılında Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesi Ceylanköy'de doğdu. Kepirtepe Köy Enstitüsü'nü (1943) ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nü bitirdi (1946). Askerliğini yaparken Yedeksubay Okulu'ndan çavuşa çıkarıldı. Köy enstitüsü öğretmenliği, gezici başöğretmenlik, ilkokul öğretmenliği, Türkçe öğretmenliği yaptı, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS)'nın kuruluş çalışmalarına katıldı, 1979'da emekli oldu.

    1950'li ve 1960'lı yıllarda güçlenen Köy Edebiyatı hareketinin şiirdeki önde gelen temsilcilerinden biri oldu. İlk şiiri Köy Enstitüleri Dergisi'nde yayımlandı. Adam Sanat, Gösteri, Kıyı, Varlık, Yansıma, Yazko Edebiyat,Yeditepe, Yeni Biçem, Yeni Ufuklar, Yücel gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. Toplumsalcı düşüncesini didaktizme düşmeden yapıtlarına sindiren, direnme ve umut duygularını, gözlem ve deneyimle beslenmiş köy yaşamını, köyde insan ilişkilerini, üretim, eğitim sorunlarını, siyasal yönetimin bozukluklarını, gerçekçi bir yaklaşımla işledi, yaşadığı yörelerdeki söylenceleri dile getirdi.



    KARŞILAMA

    İlk yazın ucu göründü
    Harlayıverdi çiçek çimen
    Kalktım Akçadoruğa çıktım
    Bi ova serildi önüme
    Karşıma bi dağlar dikildi
    Elim ağzımda baka kaldım
    Bir yanda dumanlı toprak
    Bir yanda deniz
    Eriklerin bademlerin şavkı vurmuş havaya
    Ortalığı tutmuş zeytin
    Gözlerim yeşile kesti
    Hey ne dünyaymış dünyamız
    Çamların heybetinde sesinde kaynakların
    Yaşamak uğul uğuldu
    Kımıldıyordu yamaçlarda tarlalar
    Tepemde gök
    Çevrilmiş üstüme sayısız sevdalı göz
    Güp güp atıyordu yüreğim
    Kıyısında söğütler göveren
    Bir nehir yatağına dönmüştü içim
    Üstüme üstüme geliyordu ıraklar
    Yankısıyla nice ilk yazların
    Coşkun sular geçiyordu
    Derinlerimden
    Yosunlu kayaların dibinde
    Ordan ordan dürtüyordu tohum tomurcuk
    Elimi uzatsam özgürlüğe dokunacaktım
    Yeni düşünceler patlıyordu zihnimde
    Açtım bağrımı güne güneşe
    Eh beee

    MEHMET BAŞARAN


    ÖMRÜMCE

    Ben ömrümce köylere gittim
    Taşlar arasından ıssız yollardan
    Garip akşamlar içine
    Tek başına ışıdığı yere okulların
    Avuçlarımda yüreğimi götürdüm
    Nedir çekisi kişinin
    Gördüm orada gördüm
    Eğildim kardeşçe toprağa
    Yüzlerini çizdim öğrencilerin
    Gözlerini yıldız yıldız
    Bir umut sardı gönlümü
    Dağbaşlarını ısıttı sevgim

    MEHMET BAŞARAN


    YORULMAZ İŞÇİLERİYİZ AŞKIN

    Bütün gün kırlara bakmışım
    Başaklarla kımıldanan
    O bitek yalnızlığa
    Burnumda gökyüzünün ince kokusu
    Bütün gün sana bakmışım
    Derin mırıltılarla ırmağa karışan
    Çakıntılı gövdene senin

    Uzanmışım terli toprağa
    Yanına gözlerinin
    Çıplak gecelere dokunuyorum
    Yazın ve düşlerin sıcak kıvrımlarına
    Denizi başlatıyor dudaklarının tuzu
    Yüreğim konuşuyor şavkından
    Ellerim böğürtlen moru

    Yorulmaz işçileriyiz aşkın
    Soluk soluğa ıslak taylar
    Ürkek sokulmaların...
    Ormanları uyandırıyor kanımın gürültüsü
    Başdöndürücü yerlerindeyim dağın
    Kollarımdan akan ırmak,
    Sonsuza tamamlanıyorum

    MEHMET BAŞARAN

  2. #2
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DENİZ' DEDİK ÖPÜP BAŞIMIZA KODUK


    İlk günlerindeki gibi Troya'nın
    Usulca dokundu mor yamaçlarına
    Gül parmaklı şafak İda'nın
    Işıdı sonyaz'ın gergin karnı
    Kuytularda ince bir rüzgar
    Okşadı küçük mavi çiçeklerini sevdanın
    Sürüp gidiyordu yaşamın gelgiti

    Sürüp gidiyordu doğumlar ölümler
    Ardından ölümcül sancıların
    Sese dönüştü titreyen çiyler
    Baktım gözlerin söylence rengi
    Neydi o yumuk avuçlarında
    Bir giz gibi sımsıkı tuttuğun şey
    Görünce dünyamızı neden ağladın
    Söğütler yaprak döktü sular ürperdi

    İlk günlerindeki gibi Troya'nın
    Hangi korkularla kim demiş
    Bir kız doğunca dört duvar sızlar diye
    Sızlamadı genişledi duvarlar
    Tanelenen başakla geçmişten geleceğe
    Bakır taslarla içildi şerbetin
    Itırlar defnelerle ilk çeyizin kondu sandığa
    Nişanlandın yaşama beşik kertmesi

    Onarmış gibi duvarlarını kentin
    Dayanıklı olsun diye tüm acılara
    Tuzladık kaya tuzuyla bedenini
    Yuduk kırk bir çeşit ot katılmış sularla
    Ve güllerin ve dikenlerin ve kırların acemisi
    Kesilmesin diye dar geçitlerde soluğun
    En mavi sözcüklerle seslendik sana
    'Deniz' dedik öpüp başımıza koduk tuzu ekmeği

  3. #3
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    YORULMAZ İŞÇİLERİYİZ AŞKIN

    Bütün gün kırlara bakmışım
    Başaklarla kımıldanan
    O bitek yalnızlığa
    Burnumda gökyüzünün ince kokusu
    Bütün gün sana bakmışım
    Derin mırıltılarla ırmağa karışan
    Çakıntılı gövdene senin

    Uzanmışım terli toprağa
    Yanına gözlerinin
    Çıplak gecelere dokunuyorum
    Yazın ve düşlerin sıcak kıvrımlarına
    Denizi başlatıyor dudaklarının tuzu
    Yüreğim konuşuyor şavkından
    Ellerim böğürtlen moru

    Yorulmaz işçileriyiz aşkın
    Soluk soluğa ıslak taylar
    Ürkek sokulmaların
    Ormanları uyandırıyor kanımın gürültüsü
    Başdöndürücü yerlerindeyim dağın
    Kollarımdan akan ırmak,
    Sonsuza tamamlanıyorum

    Mehmet Başaran