Sayfa 4 / 12 İlkİlk 12345678 ... SonSon
Toplam 179 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sufiliğin dilinden ve kalbin sır perdesinden!
    Hakiki dost Allah’tır
    Dost olarak bilinen insan düşman mertebesine çıkabilir
    Düşmanda bir süre sonra dost görülebilir, bu bakımdan ifrat ve tefrite dikkat edilir
    Zira insan ve halleri bakideğil, değişim geçirir, irfan eğitimi bu anlamda çok önemlidir

    Çünki irfan, her halin
    Bir tecelli olduğu inancını verir, sekülerizm, milliyetçilik gibi
    Modern kalıpların tersine, irfanayrıştırmaz, “bir” leştirir, farklılıklarda ki ne
    götürür
    Büsbütün sanallaşmış bugünün gerçekliğinde insanı bu yakınlıkta tanımak ne kadar mümkün

    Görmeden, dokunmadan
    Bir hukuk geliştirmeden insanlaryakınlaşıyor ve bu hisse kapılıyor
    Hayır, bu ortam ve bağlam dostluğu mümkün kılmaz; imtihandan geçmeyen inkılap etmez
    “Dost” kelimesi Farsçadan geliyor,”arkadaş” ise kok olarak Türkçedir,”arka”sını dayadığı taş anlamına gelir, arka-taş

    Bu sebeple arka-taş önemlidir
    Kişiyi güvende tuttuğu gibi,güçünün ortaya çıkmasını sağlar
    “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim” deriz, arkadaşı kendisini seçmiş olur
    Her cüz, “arka” sını yaslayacağı bir “taş” bulmak süretiyle bütünlüğe ermek, kendisi olmak istiyor

    Dostluk, arkadaşlığın ötesinde bir şey
    İnsanın dostu mahremi sayılır,böyle olduğundan insan dostu
    Yanında çıplak kalmaktan çekinmez, kaygısızca soyunur, dost ağır söylese de
    Zoruna gitmez, bu yüzden sultanların musahipleri olmuştur, herkesin korkup sustuğu halde,
    muhasip sultana hatasını söylemiş ve açığını göstermiştir

    Mustafa CİLASUN

  2. #47
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yitik kimlik olarak farkı yadedilen derviş!

    Ne de olsa kalender meşrep
    Paraya, karşılığı madde olan kazanımlara değer vermemektir
    Onlarla meşgul olmamak değil,sadece değer vermemektir
    Zengin olabilen ama zenginliğiüst bir değer olarak işaretlemeyen”gönül”den bir bakış

    Dervişe yakından bakılıp
    Bütünlüğü içinde kavrandığında,bugün eksikliği hissedilen insan
    Kim olduğu”derviş olduğu yakinen görülecektir Biz onu sakinliği veteslimiyetiyle biliyoruz,
    neden böyledir? Bulmuş inanmış ve teslim olduğundan böyledir

    Dervişlerin mühimsediği tek şey vardır
    Hakkıyle Rabbine teslimiyet,kesret ehli değildir derviş, tevhit ehlidir
    Hayatın sahibi Allahtır; insan Allaha teslim olunca hayatın o kesretli yapısı karşısında el açmaktan kurtulur,
    Allah’ı bulan herşeyi bulur, derdiniz Allah ise bütün dertler küçülür

    Modern zamanlarda insanın derdi
    “Bir” olmadığından, elbette kibirden fazla derdi var, küçükte olsa var
    Küçük dertlerin nasılda büyükdertlere dönüştüğüne her vakit tanıklıkediyoruz
    İnsanlar biyolojik olmaktan ziyade, psikolojik rahatsızlıkların sıkıntılarıyla uğraşıp, duruyor, uzmanları böyle söylüyor

    Tarihte olmayan, modern zamanların
    Havasıyla ortaya çıkan hastalıklardır, varlık ile materyalist ilişki kurmanın
    Sonrasında karşılaştığımız arızalardır, mevcut durum, daha çok yaşanan anlam kriziyle açıklanıyor
    ve fakat tedavi bakımından hangi yöntenm olacağı hususu dikkate alınmalıdır

    Freudçu psikinaliz, Lacancıpsikiyatri
    Bir de “Sufi Psikoloji” var. Bupsikoloji dervişin yaşam algısının modern zamanların
    yaralarına merhem olduğunu imler.
    ”Çünki” der, derviş modern zamanların vazgeçilmezleri üzerinde düşünmeye çağırır

    Sahip olma güdüsüyle hayatı karşılamayı
    Sahip olunan emtia ile ‘değer’bulmayı merkezileştirmez, insanı fonksiyonel
    Aklın alanından gönlün aşkınlığına çeker. Dünya ve dünyadaki her şey daha bir
    Derinlik kazanır; insanı kendinde oyalamaz, onu “öte” ye hazırlayan bir rampaya dönüşür

    Mustafa CİLASUN

  3. #48
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İnsanın yedi olan ruhi ve kalbi katlarını anarken!

    Yüce kitabımıza ve efendimizin
    Hayatına baktığımızda mertebeler görürüz, varlığın ve insanın derecelendiğini
    İnsan-ı kamil, en üst mertebeyiişaretliyor, demek ki altlarda da mertebe bulunmaktadır.
    Peki, nedir bu mertebeler diye dikkatlice nazar edersek, işte o vakit

    Bir pramit örneği aklıma geliyor
    En geniş olan piramidin en altkısmıdır. Pramit yükseldikçe alan daralır
    İnsanların çoğu, pramidin en altkısmına karşılk gelir, çoğunluk altlarda yaşar
    Nitelik ve dereceye vuruldukça insanların sayısında azalma olur, zirvede çok az insan kalır

    İrfan geleneğinde “yedi katlı insan modeli”yle karşılaşıyoruz
    Kur’anı Kerim, Hz. Peygamber’insünneti ve İslam’ın ruhundan hareketle
    bu model belirlenmiş. Harici birokumaya yaslanmıyor bu model, çıplak bir metin
    okumasından çıkmıyor, Kur'an'ın ruhunun verdiği ilhamla doğuyor

    Yedi katlı insan modeli
    Nefs-i emmare ile nefs-i safiye arasındakileri içeriyor
    Her makamın bir husisiyeti ve özelliği var; insan hangi makamdaysa makamının
    Husisiyetlerini taşıyor, nefs-iemmare insanın en alt makanını oluşturuyor
    Nefs-i emmarede insan büsbütünkötü/aşağı olana açıktır, iyiye kapalı bir alandır

    İnsan içindeki kötü sese kulakkesilir
    Bu sesin işaret ettiği yeregider, kendisinde eksiklik, yanlışlık görmez
    Ve hatta günahkar olduğunu düşünmez. Arifler, bu mertebedekilerin münafık ve fa sıkların
    özelliğini taşıdığını söylerler, velevki Müslüman olsa da nefs-i emmare mertebesin de yaşıyorsa münafık ve fasık gibi olur

    Nefs-i emmareden çıkmak için Müslüman olmak yetmiyor
    Daha fazlası gerekiyor, nefsin terbiye ve tezkiyesi, yani nefsin sesini kısmak
    Ve böylece ruhun gürleşmesine imkan vermek, insan bir nevi içinde mirac yaşatarak
    Nefs-i emmareden nefs-ilevvameye yükselmeli, Nefs-i levvamede insan nefsinden yana düşmez, eksik ve günahkar olduğunu düşünür

    Nefs-i levvameye yükselmiş insanda
    İnsan-ı kamile doğru bir seyirvardır. Kişi Nefs-i emmarede sosyolojik olarak Müslümandır.
    Arkasından Nefs-imülhime geliyor, ilhama açık nefs demektir, nefs, tövbe, zikir, rabıta ve mücahedeyle
    günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulunca, ilham ve feyz almaya kabiliyet kazanır….

    Mustafa CİLASUN

  4. #49
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Canlı olan kitap, İnsan-ı kamil makamıyla fark!
    Kur'an'ın hakikati metninden ziyade
    Ruhuyla ilgili bir husustur. Bu da canlı Kur’an Hz.Peygambere işarettir
    Hz. Peygamber nasıldı? Sorusuna, Hz. Aişe validemiz “ O yürüyen bir Kur'an'dı”
    Bu çok önemlibir nokta, malum “İkra!” ile başlıyor ilk emir ve Kur’an-ı Kerim ayetleri

    Peki, daha okunacak bir kitap yokken
    İlk ayet “İkra”hitabı neye işaret ediyor, inananlar neyi okuyacaktı
    Cenab-ı Allah; ”Şüphesiz bu Kur’ an gizli bir kitabın içindedir.
    Ben size bu kitabı gizli bir kiytap içinde gönderdim”

    Peki, öyleyse bu ne demektir?
    Salt sarf ve nahivden hareketle yapılan tefsirler bu soruların cevabını veremiyor
    Ariflerin tefsirleri sayesinde meselenin hikmetini ve irfani tefsirler dikkatimizi anlam
    katmanlarına çekiyor. Mesaela Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi var

    “Kur’ an ve insan ikiz kardeştir”
    Aynı kaynaktan doğan ikiz kardeş; biri harfe bürünerek “vahiy”, diğeri
    Ete kemiğe bürünerek ‘insan’ adını alımış. İbn Arabi’ nin “Elimizde tuttuğumuz Kur’ andeğil, Mushaf’ tır

    Mushaf'ın içinde Kur’an, Kur’anın üstünde
    Ümmü’l-Kitap, Ümmü’l Kita’bın üstünde de Levh-i Mahfuz var; Levh-i Mahfuz’ dan da “insan”kitabı geliyor.
    Dolayısıyla insan-ı kamil ile Kur’an aynı şeydir. Hz. Ali karşıtları mızrakların ucuna Kur’ an ayetlerini takar

    Kur’ an burada demek süretiyle kararsız kitleyi
    Taraflarına çekmek için. Hz. Ali Efendimiz bu noktada muhteşem bir şey söyler
    Kur’ an ayetlerini mızraklarının ucuna takan tarafa yönelen kitleye hitaben derki;

    “Nereye gidiyorsunuz?
    Kur’ ana gitmiş oluyorsunuz, Kur’ an bemim” der.
    Kur’an-ı Kerim’inmushafına değil, hakikatine işarettir bu sesleniş

    Bu bakımdanKur’an-ı Kerim’in hakikati
    Mushaf’a bakarak değil, gramer özellikleri çözülerek değil, insan-ı kamil üzerinden
    anlaşılabilir. Şeytanın 104 kitabı ezbere bildiği söylenir, bilgi yetmiyorki,şeytan kovulmuştur.

    Önemli olan yürüyen Kur!an olmaktır.
    İnsan-ı kamil olduğumuzda Kur’an olur, Kur’ an konuşursunuz. İndirilen Kur’an var, bir de
    konuşan/yürüyen Kur’an. Gelenek,”İnsan-ı kamil, konuşan Kur’andır” der

    Mustafa CİLASUN

  5. #50
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Cümle varlığın birliği ve kardeşiliği!
    Anadoluyumayalayan arifler

    Şuortak duada buluşur:” Yarabbi! Bedenimi o kaar büyüt ki
    Cehennemin hepsini ben doldurayım, bir başka cana yer kalmasın
    “Başkasını yazdırmaktan çok onları cehennemden uzak tutan bir dil

    Anadolu Müslümanlığı; derviş

    Eren,alperen gibi kavramlar üzerinden yaşanmış
    Bu“Cümle varlığın birliği ve kardeşliği” olarak formülleştirilen
    Tevhidi anlayışın nişanesi olan bir toplum tecrübesi olarak anlamalıyız

    Vahdet-ivudud’ un açılımı

    Varlığın birliği anlamına geliyor, tasavvufi ve ontolojik
    Bir temellendirmeden başka içtimai tarafıda bulunan bir tasavvurdur
    Osmanlı’da bu esas alınmış, Müslüman, Hiristiyan, Yahudi, Bektaşi, Alevi, Kürt,
    Çerkez gibi farklılıklara saygı duyulmuş, Birde çok, çokta bir, keserte vahdet,vahdette kesret

    Budil bir tasvvur, bügün içinde

    Çözüm kaynağıdır. Türkiye’nin can yakıcı meseleleri vardır
    Alevi,Kürt ve azınlıklar diye sıralayabiliriz. Peki, vahdet-i vucud anlayışı
    Ve mesnevi niçin bizlere hal çaresi olmasın? Batı’da sorunlar hala Aristoteles’e
    Kadar gidilerek çözüme kavuşturuluyor. Biz niye İbn Arabi ve Mevlanalara gibi kurucu isimlere başvurmayalım

    BugününMüslümanlarının temel sorunu

    Klasik metinlere yaslanmaları, kurucu isimlerden dil edinmemeleridir
    Dolayısıyla ekonomide, siyasette, kültürde, mimaride, sanatta ortalamanın altına düşüyorlar
    Süleymaniye’nin gölgesine nasılsa gecekondu diyebileceğimiz karakterde bir mimari çıkıyor
    Dede Efendi’nin Ferah feza ayin-i şerifine arabesk melodilerle hala eklenmeye çalışıyorlar

    Bugün Uzakdoğu felsefesinin okulları var
    Anaokul,ilkokul, orta, lise ve üniversite düzeyinde mektepleri mevcut
    Mimar Sınanın mimarisine, Dede Efendi’nin musikisine sinen İslam’ın derinliği

    Yeni formlar üzerinden hayata taşınabilir,
    Hz. Peygamber,”İnsanlara akılları derecesinde konuşunuz” diye buyuruyor.
    Kendi ruhumuzu,eğitim yuvalarında karşılığı alınacak halde neden olmasın verebiliriz

    Mustafa CİLASUN

  6. #51
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Canımızı sıkan çok şey var, neler’e bakarsak!

    Kişisel meselelerimizi bir kenara bırakırsak

    Neden Balkanlar’avirgul - Mustafa Cilasun kuzey Afrika’yavirgul - Mustafa Cilasun Ortadoğu’ya yabancılaştık
    “Anadolu ruhu”nun ayırıcı özelliği olan “bütün” fikrinin yerine ikame edilen
    “parça /ulus” düşüncesi arızalar çıkarttı. Dil ve din gruplarında oluşan mutsuzluklara kapı araladı

    Elbette ki ”radikal modernleşme”nin katkısı göz ardı edilemez

    Yüzyılın başındaki Anadolu'ya çekilme mecburi ve şekliydi. Modernleşme
    üzerinden gerçekleşen ise Anadolu’nunvirgul - Mustafa Cilasun ruhundan çekilmesi demekti. Bölücü ideolojiler ihdas edildi ve nitekim de gerçekleşti

    Fakat en calib-i dikkat olanı da maalesef

    Anadolu'muzun yiğit ve vatansever olan gençlerine kutsallık kutusu
    İçinde ve din yerine zihinlere zerk edildiğindevirgul - Mustafa Cilasun birlik kurmak mümkün olamıyor
    Çünkü bu düşüncevirgul - Mustafa Cilasun ötekini kabul etmiyorvirgul - Mustafa Cilasun düşmanlaştırıyor ve böylece kendisi var oluyor

    Başka türlü modernleşme yaşanabilirdi
    Red-i mirasa gerek kalmayabilirdi. Tanpınar'ın yorumuyla; “devam ederek
    değişenvirgul - Mustafa Cilasun değişerek devam eden” bir yola gidilebilirdi. Mümkün olan ve uygulanan bir şeydi bu.
    Meselavirgul - Mustafa Cilasun Büyük Britanya denilen İngilterevirgul - Mustafa Cilasun Kraliyet ailesinin hala devam eden etkisi

    Gelenek ile modernizmin sentezine
    Karşılık gelen İngilterevirgul - Mustafa Cilasun bugün dünyanın ekonomik ve siyasi güçlerinden biri
    Sosyal bilimciler” Geleneğiyle barışık olmayan yenilikçi olamaz” diyor. İşte 1917 Ekim
    Devrimi ve sonuçları. Bugün Rusya devrim yaralarını bir senteze giderek sarmaya çalışıyor

    Geçenlerde Putinvirgul - Mustafa Cilasun Rus Patriyark Kilisesi’ni ziyaret etti
    Ve dedi ki: Maalesef biz laikliği çok sert algıladık ve sizi sahanın dışına ittik
    Artık o günler geride kaldıvirgul - Mustafa Cilasun bundan böyle mutluvirgul - Mustafa Cilasun müreffeh ve huzurlu bir Rusya için
    sizlerle beraber çalışacağız. Sizi sahada aktif olmaya davet ediyorum” dediği hatırlanmalı

    Döneceğimiz yer tabii ki İslam'ın tasavvufi ruhudur
    O bizim ortak muhayyile ve paydamızdır çünkü. Anadolu da yaşayan herkes
    Bir şekilde bu ruhla akrabalık içindedirvirgul - Mustafa Cilasun Anadoluvirgul - Mustafa Cilasun küçük hikayelerden oluşan büyük bir hikayedir

    Mustafa CİLASUN

  7. #52
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hakikatin” Bir”liği düşüncesinden hareketle!
    Ananevi tasavvurda kadın ve erkek

    Hakikatin farklı iki formda tecellisi anlamına geliyor
    Üst yapıda bu ayrılık, bu ikilik yok; bizatihi birlik/bütünlüğü var
    Fiziki evrenin, dünya hayatının bir gerekliliğidir bu ayrışma, mutlak olmayan, izafi olan ikilik

    Eril ve dişi olanların birbirine akması
    Dünya hayatı için gerekli, çünkü hayat bu ikiliğin münasebetiyle mümkün oluyor
    Kur’an-ıKerim de, “Biz her şeyi çift yarattık!” deniyor. Yani sadece kadın ve erkek üzerinde
    görülmüyor erillik ve dişilik, yani kozmik yapının bütününde karşımıza çıkıyor

    Varlık nedir? Hayat nedir sualleri
    Ve hatta varlık ve hayatta erkek olmak ne manaya gelir?
    Niçin bu soruların cevabını arayan bir eğitim mümkün olmasın? Bugünkü erkeğin
    Sıkıntısını aşmak adına, kaybettiğimiz ama hafızamızda duran bilge erkeği yeniden inşa etmek adına

    Hatta erkeğin mesuliyetinin altının çizilmesi
    Formel eğitimin yanında kalbin de eğitilmesi; erkeğin erkân ve edepten geçmesi
    Bilmediğimiz bir erkek değil bu; bir dönem yaşadı buralarda. Bu erkeği yoğuran ocaklar,
    dergâhlarımız oldu, oralarda insan bu mekanlarda hem aklen ve hem de kalben besleniyordu

    Böylelikle ortaya bir erkek/kadın modeli çıkıyor
    Şimdilerden başka erkek ve başka türlü bir kadın. Birbirlerinin mukabili
    Ve birbirlerinin yardımcısı olan. Sorun; kadını Rabbinin emaneti olarak görmeyen
    Kalbini yitiren, sadece bedeniyle kalan erkek zavallı ve sefil bir erkek olarak karşımıza çıkıyor

    Geleneğin rol dağılımına ve bu dağılımında
    Ortaya çıkan görece farklılıklara feminist teoriyle yaklaşırsak yanılırız
    Erkeğin reisliği ve kadının ev hanımlığı ”efendi-köle” dikotomisiyle okunamaz
    Anane veya dini metinlerdeki kimi esasları bütününden bağımsız okursak, doğal olarak
    netice itibarıyla tahakkümcü bir erkeğe varmış oluruz

    Erkeğin şekillenmesinde yanlış okumaların tesiri var
    Geleneğin ruhu deforme olmuş; erkek tahakküm etmiş, kadın da uğradığı mahkûmiyet
    sebebiyle buğz etmiş bu durunm bir erkeğin ve kadının asla bütünleşemeyecekleri iki farklı
    varlık olarak kabul görmesiyle sonuçlanmıştır

    Mustafa CİLASUN

  8. #53
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İki doğum ve iki ölüm’ün esrarını anarken!

    Hayır, ölüm somn değil

    Başka bir yere doğuştur, Hz. İsa' ya atfedilen
    Hz.Peygamberimiz ve arifler tarafından paylaşılan şöyle bir söz bulunmaktadır
    “İki doğum ve iki ölüm var” Birinci doğum “su” dan doğumdur; annerahminde bedenin oluşması

    Ve bu daha çok insanın
    Beden olarak yeryüzüne gelişi manasına gelir
    İkinci doğum ise; insanın ruhen doğması, olması, kemaleermesi demektir
    Bu nasıl gerçekleşir? Bilginlerin ve ariflerin işaret ettiği terbiyeden geçerektabii

    Gerçek doğumun ikincisi olduğu söylenir
    Öyledir, çünkü “Birinci doğumdan maksat ikinci doğumun olmasıdır” denir
    İnsan-ı kamil, ancak ikinci doğumla mümkündür, bununiçin Hz.Peygamber’in
    Sözüne vuran hakikati yaşamak gerekmektedir: “Ölmeden evvel ölünüz”hadisleri

    Ölmeden evvel ölmek… bedenen
    Gerçekleşenden evvel ölebilmek, ne muhteşem bir ufuktur bu. Bunasıl olur?
    Azrail, Hz. Mevlana’nın ruhunu almaya geldiğinde, Mevlana, Ölmüşün nesini alacaksın ki?” demiştir. Kendinden/bedeninden geçmek, ruha sıçramak; Hakikatte, Allah’ta fani olmaktır

    Evet, iki kere doğmak lazım
    Önce bedenen doğmak, sonra bedenden geçip mana alemine doğmak
    Peygamber Efendimiz,” ölmeden evvel ölünüz!” derken bu ufku göstermesi aşikar
    Çünkü yalnız O var; her şey O’ndan geliyor, O’nagidiyor. Varlığın, doğumun hakikatini bilen ölümden korkmaz

    Ne demişti Hak aşığı Yunus?
    “Yunus öldü düye sala verirler, Ölem hayvan imiş aşıklar ölmez”
    Allah’ın rahmet sıfatı vardır; rahmeti, gazabını geçmiştir. Ama gazabıdavardır
    Çünkü adalet, cezalendırmayı da gerektirir. Bu sebeple dini eğitimde korkutma gözardı edilemez

    Mustafa CİLASUN

  9. #54
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Niyazi Mısri’ yi anarken düşündürdükleri!


    “Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş.
    Burhan aradım aslıma, aslım bana burhan imiş” derken neleri şerh ediyor
    Şimdi bu mısralar zaman ve mekana kayıtlı olabilir mi?

    Herdem insana, hakikate
    Dokunmaz mı? Peki, ne söylüyor: hastayım ve hastalığıma ilaç arıyorum,
    tedavi olmak istiyorum; derdime derman, yaralarıma merhem..Meğerse yanlış yapıyormuşum; derdimi ortadan kaldırmak değil, derdimin kendisi derman imiş

    Nasıl bir derttir bu?
    Diş ağrısı, mide ağrısı değildir bu; asıl derttir
    İnsanın aslıyla, bütünlüğüyle, hakikatiyle yaşadığı yabancılık
    Burhan;delil demek, insanın varlığına işaret, “Varoluşumu belirleyen, altını çizen delil ve işaretler peşindeyim” diyor

    Varolayım, var olduğumu hissedeyim
    Meğerse varlığım ‘ aslım’ da gizliymiş; kopup geldiğim ruh’ta bütünlükte
    Şu dünyanın ara sokaklarında değil, içimde/ kendimde aramalıymışım delil ve işaretleri

    “Sağı solu gözler idim, dost yüzünü görsem deyü.
    Ben taşrada arar iken, ol can içinde can imiş” Muhşeşem bir ilahiyatı içeriyor
    Allah’ı sağda solda, dışarda, medrese formu içinde; merkezde değil de taşra kıyılarda aramanın beyhudeliğine işaret ediyor



    Dostyüzü, yani can, dışarda değil
    Canın bizatihi kendiside, içinde aranacağını beyan ediyor
    Nasıl buyuruyordu Allah? “Ben kendi ruhumdan üfledim size. Size şah damarınızdan daha yakınım”
    Allah’ınvarlığı yaratıp sonra bir kenara
    Çeildiğini düşünürseniz, Allah ve varlık ayrımını yapmış olursunuz
    “Hayır”,diyor Mısri, “ben ve Allahdiye bir ayrım yok. Ben O’ndan gayri değilim, O’nun tecellisi olarak varım”

    Bu anlam üzere bakarsak ben ve başkası ayrımı kalmaz.
    Hadis-ikudsinin “Kullarım güzel amellerle bana yaklaştıklarında onların gören
    gözleri,tutan elleri, yürüyen ayakları, duyan kulakları olurum” açılımıyle bütünleşiyor

    Mustafa CİLASUN

  10. #55
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ey Rabbim bu ne büyük bir lütuf!
    Artık vakit gelmişti
    İbretin ve inşirahın aklı ve izanı zorlayan lahzalarıydı
    Yürek atışı hızlanırken, telaş ve heyecan kuşatırken acziyet zamanıydı
    Çare adına, derman vaadında ne varsa bir bir sıralanıyor ve fakat güç yetmiyordu

    Aklın dereceleri vardır
    Ruhu yücelmek, kalbi nazargah bilmek için
    Ölmeden evvel ölmeyi beceremeyen bir miskinliğin içinde ne kardır
    Hangi har olursa olsun, ardan yoksunsa, kemaliyetten uzaksa neye yarayacaktır

    Gözümün önüne geliyordu
    Son çare olarak yapacaklarım ve unutmamak adına çabalarım dinmiyordu
    Çırpınırken ses çıkmıyor,gayret etsende nefes geçit vermiyor,orda yığılıp kalacaksın
    Gidilecek yer belliydi, mazeret için hangi saik geçerliydi, ecel vaktine sevdası bir olan demdi

    Ölmenin bir telaşı yoktu
    Kan çekilirken vehmedilen hiçbir panik halimde bulunmuyordu
    Buna sebep handan olmam mı, cehlimle cürete abanmam mı, kat a bu yoktu
    Rabbime gitmekten ve O’ na kavuşmaktan niçin bu kadar endişe zerkedilen korku

    Ey Rabbim sen bilirsin
    Sen sahibim ve varlığımın yegane hakimisin
    Gazabından çok rahmetine bel bağladım, öyle inandım ve bu hal üzere yaşadım
    İhdas edilen kültür dininden ziyade ananevi dini hassasiyetle yaşadım, ibadetten ziyade, ubudiyet dini olarak inandım

    Her yanlış ve hata zafiyetimdendir
    Kastı aşan nefsim ve azalarım her bakımdan muzdarip ve pişmandır
    Ruhum,senin ruhundan neşet eden sevdadır, aklım ve iradem ancak seninle şavktır
    Sen bilirsin, en yüce hükmün sahibisin, gönül hassasiyetine önem veren RABBİMSİN

    Mustafa CİLASUN

  11. #56
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sinemde bir hicran var yüreğimi burkar!

    Çok hazinde olsa biliyorum
    Sırlarımla sırılsıklam olarak ebede doğru gidiyorum
    Kimselere söz etmiyorum ve boynumu bükerek öylece nefesleniyorum

    Umutlarım hazanı andırıyor
    Korkularım zemherinin titretmeleriyle hali yıldırıyor
    Geriye ne kalıyor, muhabbetten yoksun nefesler kime derman oluyor

    Ayrılık! Hiç kavuşamadık ki
    Hasretin dirliğinde varlığın birliğinde neyi anladık
    Mütemadiyen vuslatın özlemiyle ve ötelerin ikliminde çok farklılaştık

    Gülü dahi hakkıyla koklamadık
    Bildiğimiz kadarıyla sevgiye dahi müdrik olamadık
    Müteretlik yaşadık, korkularla arkadaş olmaya çalışarak öyle yaşadık

    Koşulsuz tabi olan canlardık
    Kim ne derse inanmak için çırpınarak eminliği arardık
    Lakin aidiyetimizle dışlandık ve derinliğin dehlizlerinde çareler aradık

    Bu kadar mı garip inanmak
    İnsan olmanın gayesiyle nefesleri hakkaniyetle aralamak
    Adaleti asiller için sefilliğin hengâmesinde budayarak çıkarda anlaşmak

    Ne tarih ve ne de iftiharlık
    Şimdilerde gün yüzüne çıkıyor desiseden ayrışan varlık
    Kimlerin vicdanında helâlaştık ve günü kurtarmak için neleri de yapmadık

    Düşündükçe hep üşüyorum
    Medarı iftihar etmem için arşivleri ibretle kokluyorum
    Öğrenmek için okuyorum ve idrakimin zafiyetinden ufuklara uzanıyorum

    Lakin biliyorum ki çok geç
    Ve fakat düşünmek için bilmek bin bir türlü dert
    Zira gözün aşina olduğu her yer fetret ve zillet içinde kaybolan hürriyet

    Ağlamak ve arkaya bakmak
    Gelen nesillerin kimliğinden şevk alarak konuşmak
    Hak rızasını aramak ve ecrin hikmetine ram olarak bahtiyarlık yaşamak

    Mustafa CİLASUN

  12. #57
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İçimde kopmalar başlıyor, kalem yazmıyor!
    Basık bir atmosferin içindeyim
    Ruhumu sıkan, gönlümü daraltan bir şeyler var
    Nedir o, hangi saiktır bilmemekteyim ve fakat bitkin düşünmekteyim
    Başım ağrıyor, içim kararıyor, içimden suskun ve sakin bir mekan dilemekteyim

    Adeta sıfatların esaretindeyim
    Ne düşündüğümün,neler hissettiğimin hiçbir önemi yok farkındayım
    Mütemadiyen susmaktayım, gam ve kederin dert olmadığını anlayacak kadarım
    Bu bizar lığı üzerimden nasıl atarım, hangi lisanı konuşsam daha iyi anlaşırım, sormaktayım

    Ne değişmeceli aşktan anlarım
    Ve ne de aşkın ilham zerk eden hassasiyetinde varım
    Yalnızlığın her ikliminde ne kadar üşüyor varlığım, hangi sevdaya ramım
    İçim ürperten,ruhumu yücelten, sabrımı bereketlendiren, kanaatimi ihya edene aşığım

    Hangi bütünlüğe temaşa etsem
    Kendi ruhundan,ruhumu yaratanı hamt etmeyi denesem
    Gazap ve rahmetin gerekçelerini hükmeden ve aşikâr eyleyen hakikatle irkilsem
    İçim açılıyor,ruhum ferahlıyor, gönlüm fevkalade suhulete ulaşıyor, hep böyle kalmak için,kiminle meşk etsem

    Ne milleti ve ne de toplumu suçlamamalıyım
    Bu insanlara hükmeden her kimlerse, iradelerini hiçe sayan zanlıları
    Asla unutmamalıyım,istila ve işgal edilen gönülleri nasıl aklayıp, anlaşmalıyım
    Her türlü sinsiliği ve desiseyi alalayıp, insanların taleplerini artırıp, bağnazlığa boğanları söyle ne yapmalıyım

    Küresel güçler tamah etmekten vazgeçmezler
    Her ülke ve topluluklarda kendi aktörlerini ikame etmeyi yeğlerler
    Emir ve talimatlarını sömürüyü artıracak şekilde dikta ederler, onur ve şerefi bilmezler
    Ruhundan vazgeçmiş,nefsinin esaretini seçmiş, emmarenin vehmettiği sıfatı makam sanmış gafiller hiç arlanmazmış

    Mustafa CİLASUN

  13. #58
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Saklayamam sevgimi akan gözyaşlarımdan!

    Hangi lahzanın gadrinde kalmışsam
    Ruhumun hicran damlalarını sessizce yudumlamayı arzulamışsam
    Kendi halimde yâdımla baş başa kalarak umudun yolculuğuna figanımla çıkmışsam
    Hıçkırığa kanıp yalnızlığın didarından tutunmak için yüreğimin kanaatine sığındım

    Hangi yolu denesem kar etmiyordu
    Bir türlü içim içime sığmak bilmiyordu, merakım alıp bir yerlere götürüyordu
    Ne nefesim yetişiyor ve ne de figanım halimin perişanlığına çarey-i aşkı sunuyordu
    Gün batıyor, seherler çağırıyor, lahzalar ibretin senasıyla elan farkı farkettiriyordu

    Kimi nefes susuyor, kimi nefes gülüyordu
    Bilmem ki anlamak için neden tefekkür etmeyi istemiyorlar ve kaçınıyorlardı
    Neden ibret almayı, bir ders çıkartmayı arzulamıyorlardı, alay etmek için bakıyordu
    Nazar etmenin, nazar gâh olan kalbin, şehre dilmesinden feragat etmeyi istiyorlardı

    Ruhumu yoruyor artık nedense bu sualler
    Vahdete ihtiyaç duymayan topluluklar, şuradan habersiz olan soluklar ve anlar
    Nereye gitsem, hangi meclisi ziyaret etsem içim daralıyor, nakaratlar devam ediyor
    Tekdüzelik ruhumu eziyor, içinde bulunduğum gizli esareti resmediyor ve üzüyor

    Kuşun kanadını kırmak ne kadar feci
    Annenin yavrusunu katletmek hangi duygu için itibar elde etmek için yeterli ve kâfi
    Katilin ve caninin, terör estiren i nsan suretinde ki her nefesin fütursuzla şan o eşkâli
    Satılmışlığın sinelerde mahkûm eden hicranı, hakkı hak bilmeyenin dramla şan ahını

    Nasıl anlamalıyım, tefrikayı unutmalıyım
    Siyasallaşmış her satırı, içinden çıkılamayan bin bir hüsranı ve yalan vatları
    Kalbimin hangi sahrasında saklayacağım, derinliğin kepazeliğini silip atacağım
    Sahip çıktığımız ve efradımız saydığımız apoletlilerin densizliklerini unutacağız

    Arz kan ağlıyor, mazlumlar bakıyor
    Sırası gelen öne çıkıp atmosfer parkı sakinleri için canhıraş mücadele ediyor
    Küresel güçler neyi takip ediyor, milletler topluluğu güya çözüm için uğraşıyor
    Kim kimi kandırıyor, içim kan ağlıyor, desiseler niye bir bir ortaya çıkıyor

    Mustafa CİLASUN

    Niçin derinden ağlar, ettiğin sükûta yanarım!

    Bilir misin ağlamayı
    Gözyaşlarının refakatiyle bin bin dert yaşamayı
    Hasretin sancısıyla dağlanmayı ve hicran içinde nefes almayı

    Belki sana çok yakışıyor
    Pencerenin kenarında sabrederek kanaate ermeyi
    Bahtın dalgalarında ve baharın insicamında hazını koklamayı

    Billahi dilemem kimseye
    Dilim dirliğinden feragat ederek inim inim inlese de
    Gözlerden boşalan yaşlar hissiyatımı dirilişe davet edecekse

    Keş keler şayet bereketse
    Tesadüf hezeyanları manasız serzenişler için dertse
    Aşk kalp için en deruni hikmetin bendinde alınacak nefesse

    Dağlar bağrımda ağlasın
    Dalgalar gönül ummanımda feryatlara neler anlatsın
    Sema haykırışıyla rahm ete bel bağlasın ve hakkıyla ulaşsın

    Çocuk neye muhtaçtır
    Analar hissiyatın bağrından kopan en mümbit cenahtır
    Aşk rahmetin farkıdır, dirlik içinde sabırla yoğrulan hardır

    Geceyle göçebelik
    Kalbim teslimiyette bilemem ne kadar uykuyla ilişik
    Zahirim dimdik, batınım lekeleriyle fevkalade bariz çürük

    Olur ya buket sunsam
    Cazibe için zahirimi katbekat donatsam ve alalasam
    Ne olur aldırma kalbimin hicranıyla tanışık olma ve korkma

    Unutma niyetinle hürsün
    Edebinle za r afetinen müstesna şakıyan bülbülüsün
    Kalbinde vuslatı hasretiyle anlamlandıran asudeyi payesin

    İnanmak kanmak içindir
    Kandıran bizatihi kendini prangaya vuran bir acizdir
    Kalbi hissedişleri ne bilir, hevesleriyle bütünleşen fakirdir

    Mustafa CİLASUN

  14. #59
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kimi şikayet edeyim, gönlün hicranını dindireyim!!

    Ruhumun aline niye yabancıyım
    Kalbimin figanıyla yol bulan bir davacıyım,sabırda yanan hancıyım
    Umutlar bahtımı bulmalı, kanaat vecdimle anlaşmalı, içimde yabancılık olmamalı
    Korkulardan arınmalı,hasret yüreğimi dağlamamalı,firkatiyle halsiz bırakmamalı

    Lahzanın halinde mahzunum
    Nefesin müddetine nasıl yabancı kalırım, ahirimle buluşmalıyım
    Bilmeden ve tahkik etmeden gönlümü kimseya aralamamalıyım, samimi olmalıyım
    Hiçbir in sa nın vebaline hamallık yapmamalıyım, kendi yükümle yolu bulmalıyım

    An hiç durmaz a ş ka kanar
    Bekleyen niyaz ancak niyetin ecriyle bahtı aralar,kalbe bakar
    Ruhundan haberdar olduğun kadar yakınlaşır ey yar, korkular bilinçsiz zandır
    Ruhuna ve kalbine yabancı olan intizar ile muntazamdır, r ah meti anlayamayandır
    Her sürenin anahtarı vardır
    Nüzül sebepleri merak edilmedikçe anasıl hakkıyla anlaşılacaktır
    Mücmel ayetler neden meraktadır, ra hme tin bizzat muhatabı niye açıklamıştır
    Kitab-ı celik vuslatın için yegane cenahtır, efendimize yakın olduğun kadar a ş ktır

    Hiç güvenme o nefesine
    Kahkaha attıran nefsine, ihsandan yoksun tavrına, fanisin unutma
    En yakınlarına kalbin lisanıyla bir baksana, evvelinden neler hatırlatıyorlar sana
    Bir nutfeden meydana gelen kendin olunca, neden akıl ve izanı bırakırsın sorsana

    Ne kadar a ş k anılsa
    Ruhun ve kalbin didarında hakikatle buluşmayınca hep boşuna
    Nefsini ihya eden her ne varsa, birgün iradeni kuşatır unutma, ihlastan uzaklaşma
    Her neyin sahibiysen emanetçi olduğunu yok sayma, an kapını çalacaktır bakınma

    Aile bireyleri şevktir
    İhsan edilen ülfettir, ne büyük zenginliktir, sakın ha şımartma
    Varlığı öğrettiğin kadar, yokluk içinde de yaşayanları hiçbir za m an unutturma
    Yoksul nefesleri, muhtaç haneleri ziyaret et kaçınma, ecir sana yazılandır şaşırma

    Annen vefa adına ardır
    Baban sabıra kanan ve öznen olan ins a ndır, sakın yakınma
    Karındaşlarınla hiçbir vakit rekabete girme, s e vgi ve muhabbetini esirgeme
    Sılah-i rahim mutlak emirdir ve efendimizin fevkalade önem verdiği vecdir yaşa

    Bir gün kapın çalınınca
    Sakın pürteşaş halinde bulunma, ecel edebiyle gelir unutma
    Hazır olduğun kadar korkunu yenersin yakinen anla, bilmedikçe kaçarsın anla
    Lakin artık çare yok, ruhun vakti gelmiştir, bedenini terketmeye amadedir korkma

    Mustafa CİLASUN

  15. #60
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kalbin’in diliyle konuşuyordun, ben ise bakıyordum!

    Anlıyamıyordum, bazen acaba diyordum
    Kimi za man tedirginliğimi saklayamıyordum, fakat aşikar eylemiyordum
    Kimi vakit gizlice bakıyordum, tepkin nasıl olacak diye merak içinde bekliyordum
    Hasrettiğimiz vecdimizin kesişmediğini biliyordum niye farklı letaiflerden besleniyordum

    Aynı lisanı konuşuyorduk ama, fakat’ı vardı
    An ve vucut bulan z am an suallerimiz için bir çözüm olmadı,yıllardır g ö zyaşı aktı
    Sabır demek ki hakkıyle anlaşılamayan fırsattı, kanaat etmek ruhum için nasıl vuslattı
    Kırgın bir kalp, bitap olmuş bir ruh yeniden canlanırmıydı,umut ziyadesiyleniye hicrandı

    Bir ömür söyleyemedim, sabır içindirendim
    Kim ne söylerse eyvallah demeyi gaye edindim, muhakkak ki bir hikmeti vardır dedim
    Nisa kimliğinde gizlenen suhuleti yıllarca bekledim, o kaygılarından arınmanı diledim
    Elbet biz de g ülebileceğiz birgün diye her sancı ve elemi halimde demledim, şikayetlenmedim

    Ahdimin takipçisiydim, taviz vermedim
    Fakat gerekçesiz yargılanmayı hiç beklemezdim,zanların hasmı olan bir zadeydim
    İtilaftan maksat nedir diye sual eylemiştim,sen ise nedense o sessizliğine bürünmüştün
    Şer-i delillerin hülasasında hakkı tespit ve batılı reddetmek değil mi diye tekrar etmiştim

    Fakat sen, hiç seslenmeden çekilmiştin
    Kuytu köşende sanki bir elemin içindeydin,adeta sahipsiz biriydin, ne kadar üzerdin
    Kendimi yıllarca mahkum ettim, neden meram-ı halini anlayamıyorum diye söylenirdim
    Çünki sen benin emanetimdin kimseye derdimi ayan edemezdim sabır içinde nefeslenirdim

    O an kendi kendime bir söz vermiştim
    Kendisi g ü lene kadar asla g ü lmeyeceğim diye kanaate eriştim,yaşamak adına üzgündüm
    Bahtım böyleymiş mi demeliydim, neden gerekçeleri için gayret etmemeliydim,direndim
    Üzülmeni nedense istemedim, mahkum eden g ö zlerinden,bir ömür muhabbet beklemiştim

    Mustafa CİLASUN




Sayfa 4 / 12 İlkİlk 12345678 ... SonSon