Sayfa 3 / 12 İlkİlk 1234567 ... SonSon
Toplam 179 mesajın 31-45 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ey gönül vazgeç hevesten, hevanın her çeşidinden!

    Biliyorum neler hissettiğini

    Ah u zar ettiren en sıkıntılı halleri, boyun büktüren vakti

    O vakir akıl kar etmiyor, irade zafiyete meylediyor, izansukut ediyor sanki

    Çekimser bırakan, endişeye yol açan, acabalar sokağındayalnız bırakan vehimlerdir diyelim, velevki

    Düşlemek bile bazen yetiyor

    Düşünmek için fikir ve görgü kimbilir neler istiyor

    Merak neden sürur ve huzur bahşeden latifliğe sukunet içindesevk etmiyor

    Niçin nefs korku ve paniğin içine çekiyor, asılsız birmacera yaşatmak için neden bu halimi icbar ediyor

    Akıl, kalbin sezgisi, firasetidir

    İdrak, dimağın vazgeçemediği, onun için ceht ettiğişirazedir

    Ahlak kalbin ve vicdanın saadet bulduğu ahenktir, inançkonusunda çaredir

    Umut, aklın ve idrakin muvazenesinden neşet eden taleptir,emel ömürden biçilen ve zor edinilen bir istektir

    Her nefes hesabıyla makbuldür

    Vaktin sultanı, üşüten lahzalar içinde gönülden ne bekler, oan dürülür

    Alnının şakından ter gelmeden, damardan kan çekilmeden,korku kalbime düşmeden panik görülür

    Ne kadar vehmetsen, keşkeleri derleyip neşretsen, enyakınlarını gözünün önünden geçirsen bile, artık zaman kadrine yürür


    Mustafa CİLASUN

  2. #32
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ümitsiz değilim günahkarsamda, Rabbim derim!

    Üzerimde ne varsa
    Bir çırpıda ve hınçın dilinde yırtmak istiyorum
    Ne kadar riya ve takiye bulaşmışsa, taklit hala eminse çekiniyorum
    Yalın ve sade , kalbi hassasiyet içinde, şekliyetten azadebir kul olmayı ne kadar diliyorum

    Neden bu kadar zan
    Nereye baksam, araştırmak için adım atsam
    Dinlediğim, şahit olduğum, hayrete düştüğüm, insanları söylene yapsam
    Hangi dinden beslendiklerini, ömürlerine mihenk seçtiklerinin samimiyetine endişe duymadan vasıl olsam

    Hakkıyla bilinmeyenleri
    Keyfiyet ve heva için hangi bahaneler öngördüklerini
    Para kazanmak adına takla attıklarını nasıl ihsanla ahenk içinde göreceğim
    Taltif edilen, rızkın onda dokuzu onda bulunduğu dile getirilen tacirliği nasıl huzurla ihya edeceğim

    İnsan kimliği hala beşer kalmayı diliyor
    Akıl ve izanı, vidan ve dimağdan başka bir yere ikame ediyor
    Vakti hiç sual etmiyor, nefesin müddetini ne kadar eminbiliyor, asla dertlenmiyor
    Fani olan ne varsa, rekabet etmek makamsa, sıfat uğruna varlık ve erdemin deminden vazgeçiyor

    Ey Rabbim sen bilirsin
    Sen varlığımın ve hassaten aklımın yegane sahibisin
    Neden bu kadar anlaşılmazlık içinde seni anmayı, sana hakkıyla el açmayı beceremiyorum
    Anlık kararlar içine zikrimi ve taatimi sıkıştırıyorum, sonra emel ve heva için edepsizce yol bakınıyorum

    Sen ki kalbimin sahibisin
    Akletmem için merak ve azim bahşetmiştin
    Gözlerin nazar ettiği her unsurda sen varsın, ayetlerin ibret için karşımda
    Ve fakat neden kalbim huzur ve sürurdan çok uzaklarda, sen hidayeti gönlüme ikram eyle, dualarımı boyun büktürme

    Mustafa CİLASUN

  3. #33
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tahayyül meyanında temaşa ederken!
    Kıyamam aşiyanda inleyene
    Can havliyle nefes nefese kalbine eren kimliğin rengine
    Ruhunda sancılar birliğiyle sabrı seçen sevgiliye ve çileyle barışık enginliğe

    Koş durma!Aşka ram olmak için
    Yıllara sari kirlilikten kalbin iflaha ermesi elbette ki seçim
    Ruhun inhisarında ve vaat edilen akdin hazzıyla muhabbete erişmektir geçim

    Durma ne olur, hakkıyla bir düşün
    Mütemadiyen anlamsızlık içinde koşturmak mı senin işin
    Öncelikle anla, arayıştan kopma, ve sağanakların çeşitliliğiyle feragati kokla

    Vesileler senin için tercihi urbadır
    Hangi niyetle kuşanırsan ayanı haktır, vakti sanat kılmak farktır
    Nefesi idrak muvacehesince kullanmak ve aşkın hasretiyle savrulmak haktır

    Her kim ne dilerse,aşksız ne çıkar
    Aşk halin demiyle ruha erişmeyince bir zevki hazdır
    Oysa sevdayı harıyla yaşamak asliyen için mutlaktır, senin toprağında vardır

    Biçareliğimle ben sana muhtacım
    Kalbinin müstesna güzelliğinden neşet edene açım
    Bir bilsen ne kadar hasretin çeperleriyle uğraşan sefilliğimle el açan bircanım

    Ha ne olursun muhabbetle gel
    Sana bahşedilen hamiyetin harmaniyle kalbinle sel
    Sadakatin mertliğinde, samimiyetin ihsanıyla ruhun inşirahıyla sen selamete er

    Bırak artık durağanlığı ve acıyı
    Kalbinde mütemadiyen tazeliğini muhafaza ettiğin sancıyı
    Savunma artık hamaset indinde var olan hıncı ve ruha sızılar yaşayan kalaycıyı

    Gül neden deminde bir hazdır
    Anlamayan gönüller için hicranı vicdan için vaazı tavdır
    Laleler derinliğinde bir nazardır, mizan vuslat için fevkalade adaletli birkarardır

    Gam değil tevazuu senin olsun
    Hizmeti asliye kalbinde asudelik içinde hazır una sunulsun
    Fazilet kapıda hazır bulunsun, her ihtiyaçlı nefes senin suhuletli aşkına ramolsun

    Ölüm, kalbinde hazan olmasın
    Önünde açılan sayfalar anlamsızlık için solarak yaşamasın
    Nitelik azmin içinde muhakakak bulunsun, bilincin her halükarda yalnızbırakmasın

    Mustafa CİLASUN

    Hassasiyetle hasreden kalbiniz için!
    Bilirsiniz,
    Çaresizliğe yine siz çaresiniz,
    Sevginiz, umut için gayretiniz, hisseden yüreğiniz,

    Samimi
    Halinizde ki teslimiyetiniz,
    Baharlara haber salan özleminiz,
    Kelebekler kadar zarif dirliğiniz sizin değerli ömrünüz.

    Nice canlar,
    Kan revan içinde çareye susayanlar,
    Hak adına, muhabbet cenahında sefilliğin ikliminde soluyanlar

    O kadar çok ki
    Etrafımızda kimi kimseden habersiz,
    İcbar edilen günü birlik nafaka mücadelesi
    Hissiyatımızı, muvazenemizi her gün tahrip diyor.

    Yaprağın güzelliğinde,
    hilminin ahenginde, çilenin güftesinde
    Sabrı ve kanaati bariz bir şekilde fark ederiz.

    Çok severiz,
    Dalar onsuz çok çaresiz deriz
    Hâlbuki zahir nazarıyla bu böyle anlaşılıyor.
    Bilmek, ihsana yetmiyor, tefekkür gerekiyor.

    Şifayı en iyiyaratan bilir, çaresi onun hükmüdür.
    Nefesler süreli bir ritimle kalbi teneffüs edilendir.

    Can,
    Korkulan zaman,
    An içinde değerini bulan hal,

    Kalbin ve ruhun,
    Vicdani sorumluluğun,
    Kalemde ki sorgunun,
    Kelamdaki anlatılanın aidiyeti için olduğunu,
    Hareket ve kuvvetin sahibini hissetmemizle orantılıdır.

    Sabır,
    Bunu tafsilatıyla anlamak için bir imkândır.
    Kanaat bu manada, aşkın umanında net sermayedir.

    Sevmek,
    Onu hak etmeyi bilmek,
    Yaratanı, kudretini, ayetlerini, ibretli hikâyelerini,
    Ezeli ve zahiri daha iyi anlamamız için bizleri bekliyor.

    Yaşamak,
    Yaratanın öngördüğü istikamette,

    Nefesin
    Müddetince,
    Sevginin karesinde,
    Hizmetin servetince,
    Nedenleri hikmetiyle,
    Çaresizliği şefkatiyle anlamaktır.

    İsminiz,
    Kızıma koyduğum bir isimdir,
    Payemdir, emanetim olan değerimdir,
    Ve suhulet içinde yerine tevdi edilmiştir.

    Biliyorsunuz,
    Hazreti Fatımanın
    Ve Asiye annemizin
    Halk tarafından konmuş sıfatlarıdır.
    İffetini ve namusunu koruyan, edebi koklayan candır.

    Siz şefkatle,
    Çiçeklerin renklerinde,
    Kuşların meşklerindesiniz,
    Lütfen ve hassaten siz bu gerçeği biliniz.
    Niyazımız ve selamımız size ve ayaliniz olsun.
    Sağlık ve afiyet halinizi bulsun, muvazeneniz bozulmasın sevgilerimle…

    Mustafa CİLASUN

  4. #34
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gönüller yas tutup, idrak aşk için ağlasın!
    Kimler geldi kimler geçti
    Bu diyarın sakinleri olarak elendi

    Ne umutlar varki
    Mevsimler misali gönüller için hasredildi
    Vuslat için aşk dendi

    Kimi vakit sabredildi
    Kimi zaman kanaatle hikmeti terennüm edildi
    Lakin mevsimlerin serdettiği çileler
    Sineme refakat etti, yalnızlık artık yetti

    Mevsimler ayrıdır
    Çiçekler başka mananın meftunu olan tadımdır
    Ruhumun hicran damlaları
    Bilmem ki niye hıçkırıklara abat olan vakıayı aşktır

    Niye gönlüm yastadır
    niçin sinem hüzünle anlamlaşan fermanı sevdadır

    Şevkin hasreti
    Gönlüm için niyazdadır
    Umutlarım edeple iştiyaklı kanaattır

    Ne kadar ağlasam
    Ve yüreğimin kuytu kurşiniliğini
    Aşkın uğruna feda etsem bir gam değil

    Elem için
    Sabrın rahlesinde erisem
    Çilem için
    Hakikatin inşirahını nefeslensem
    Niyetim ruhum için her halime koşulsuz kefil

    Mukadderatın sahnesinde bekleyen esrar
    Umut için en müstesna bir karar
    O vakit
    niye sine-i halimde efkar yüreğimi yakar

    Mahzun gönüller melül melül bakar
    Hasretin sancısı ruhumu dağlayarak hıkkırığa koyar
    Gönül ağlar, aşk niyetle başlar, sevda muhabbeti edeple saklar

    Mevlam sana ersem diye aşka düşen pervaneyim
    Ne bir deliyim
    Ne de bir vecde gönlünü hasreden veliyim

    Nefsimin hangi şubesinde

    Nefeslensem aşk için divaneyim
    Kalbimin sesinde seyreyleyen abdiaciz biriyim

    Mestim bu gece
    Bu gece coşku içinde nefeslenen bir zadeyim
    Ahirim için haşyeti öteleyen, atiyi rahmeti umutla bekleyen zahidim
    Muhtaçlığını her halukarda nefeslenen fakirim

    Bilmem ki hamaset için gönlüme ne söyleyim
    Ön yargıların çırpınışlarında
    Taaccup ederim ki nasıl hakikati hakkıyla göreyim

    Vesileler için elhak

    amenna ve saddakna der, boyun eğerim
    Rızayı vicsanıma sorarım ve kimden beklerim
    Kalbimin sahine iltica ederek aşkın meftunluğunda ölümle yüzleşirim

    Her mevsimin

    asudeliğinde gönlümü dinlerim
    Yar için kalbi inşirah dileyerek, hamiyetli haline nazar eğlerim

    Ne kadar ibret varsa,

    aklım için işaret yaşları bilirim
    İdrakim için ruhumun teslimiyetinde umudun filizini aşktan beklerim

    Kimseye söz etmeden

    ve edebi görmezden gelerek göçemem
    gözyaşlarım için bir ah dahi demeden sevdanın bahtında nefeslenemem


    Mustafa CİLASUN

    Bir faniliğin meşkiyle umudun feyzini ararım!
    Şimdidüşünmek için bir akıl gerek
    Niye hissiyatım perişan ve gevrek, çetrefillik içinde kaimdir avare bellek
    Ah sürgün yıllar, ne söylesem kar etmeyecek
    Ruhumu titreten hırçın fırtınalar bilmem ki artık ne vakit hali dinecek

    Ey badı sabah, ne zaman duyacaksın çığlıklarımı
    Kalbimin ilmik ilmik dağlanan yanıklarını, nefesin şevksiz bizarlığını
    Ömrün son durağına ramak kalmış naçarlığımı
    Durma artık bir ses ver, umudun kalanıyla gönlümde aşkla yeşer

    Kimlere sormadım, sinemde hazan hiç tükenmedi ki
    Gönlümün ayaz duvarları hiç ısınmadı ki
    Gözyaşlarım hakikatin sevdasıyla bir pişmanlık yaşamadı ki
    Ne kaldı geriye müddeti nefesten arîleşen hiçliğimle, döndüm bir deliye

    Ne hilalleşen karakaşların meftununda acizliğimi anarım
    Ne tenselliğin dirliğinden ilzam olan heveslere dalar bir aşk yaşarım
    Diyarların suskunluğunda gönlün makûs gözyaşlarını ararım
    Sazımı çalarım, mızrabı hüzünle yüreklere hazin bir esin bırakırım

    Ey hak, duy sesimi, gönlümün meşalesinden ayan olan hislerimi
    Kalbimin inşiraha muhtaç olan hallerini ve dilimin edebi çaresizliğini
    Şimdi divanındayım
    Naçarlığın eşiğinde kalbi fakirliğimle bizarım aşkla yalnız seni anarım
    Maksuda nail olmak için bilmem ki ne yaparım, gönlümü kime yaslarım

    Bu manada ne düşlerin serencamında yaşarım
    Ne hülya vahalarında sayıklarım, ne aşkın mahzunluğunda yüreğimi zevke adarım
    Bir faniliğin meşkiyle ve ecrin ferahlığında umudun feyzine dalarım
    Durmadan aşk için ağlarım, sevdanın rahlesinde sabahlara kadar sancılar yaşarım

    Mustafa CİLASUN

  5. #35
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gönül dili bir başkadır, riyasız ve edebe tavdır!
    Ruhun
    Dinginliğini anlamak için
    Bu manada suya bakmak idrakte yetecektir

    Duru,
    Sessiz ve sukut eden
    Fırtınayı bekleyen nasibinin olgusuyla sabreden

    Vakit gelince
    Kabaracak, coşacak, dalgalanacak
    Sevinçlerin ya da hüzünlerin habercisi olacak

    Biraz sonra beklenen
    Damlalar düşüveriyor üzerlere
    Değişik rehavetlerden artan hazzı umutlarla

    Birkaç gün öncesinde
    Yollarda ciddiye alınmadan
    Üzerine basılan ve çiğnenen çok halis topraklar

    Hasretine ne özlem duyar
    Buram buram yanıklarıyla çatlarlar
    Şimdi suyun yüzeyinde başlayacaktırgezmeler

    Her bir zerresinde
    Var oluşun hükmü sebebiyle
    Sineleri açılır aşkla ve kapanır halinde secdeye

    Hesapsızdır düşen damlalar
    Tayin edildiğine kadar atanın attığıylakalır
    Ne kadar genişleyebiliyorsa o kadardır arzda yeri

    Bazen sakin bazen çılgın
    Her bir kelime bir tarzı ya da
    Şairin ruh halini yansıtır aslında yazılan mısralarla

    Ve bu gayretlerden sona
    Gidilen yolda atılan birer başlangıç adımıdır
    Ve her ne niyetle yapıyorsa haz kendiyle kalacaktır

    Ardından çok farklı konularda
    Birbirinden değişik vurgularla işlenir şiirlerle
    Ne renkler ne çeşitli fikirler yeşerir hoşgörü ikliminde

    Durmadan geliyor akın yürek
    Her çeşit şiirin bir hikâyesi ve bir ad vereni var
    Ömürlerini vererek adlarını bırakmışlar silinmezleriyle

    Ruhunun aynası var
    Olmaz mı çünkü her şairin kendince âlemi var
    İnsanların ruh hallerinden zira sadece bir tane bahar

    Değişir mutluluğumuz
    Hangi hüznümüzün tekrarı ne kadar var ki
    Her şey aynı bile olsa ya mekân ya da gün değişmiştir

    Değişmeyen
    Şiirlerdir aslında her hüzün ya da
    Her sevinç bir defalıktır işte ne kadar farkına varılırsa


    Mustafa CİLASUN

    Hangi anıdan söz etsem, bilincimi tazelesem!
    Yıllardır çok geç farkettiğim
    bir gerçeği sizinle paylaşmak umudunu yaşamaktayım.

    Sizin şimdiki mevcut halinizden hiç haberdar değilim.
    Satırlarımı okumaya ne kadar müsaitsiniz asla bilemiyorum

    Lakin derinliğimde teneffüs ettiğim
    hislerin adeta beni bu eylemi yapmaya zorluyor.

    Kendi kendime yeterli olmaktır asıl maksadım…
    Duygularımı bir nizam içinde ahenge erdirince…
    Heveslerimin izleri ardınca gidersem nedameti öncelerim…

    “Ritmin” hayatımın en önemli göstergesi olduğunu

    bilmeme rağmen, idrakin tezahürügalebe çalmayınca

    ne kadar işe yarıyor ki birşeyleri bilmek!

    Düşünüyorum, yoksa

    zorunda mı kalıyorum, birdesize sorayım istedim.
    Bilmeden düşünmeyi becermek,

    ön yargılarımla aydınlığaermek ne kadar mümkün?

    Her bir büyüğüm veya kemale

    ermiş değerim bir şeyleröğretmek diliyor.
    Lakin öğretmenin, sevgiden yoksun başarılamayacağını hiç düşünemiyor.

    Beklentileri doğrultusunda veriler

    elde edemeyince nelersöylemiyorlar ki!
    İşte o zamanlar kimi kime şikâyet edeceğimi bilememenin

    sancısıyla çekiliyorum, herzaman teklifsiz başvurduğum yalnızlığıma!

    Bir gün olsun babamın kollarını açarak,

    şefkatiyle kuşatacağıbenliğimi, oğlum diyerek

    payelendirmesine hasretimartık mazi sayfalarının,

    ahir inkişafıyla bir vuzuhaereceğini ummaktan başka.

    Annemin her vakit geçim gailesinden

    hiç gülmeyen yüz hatlarınıresmedecek olursan,

    çocukluğumda hafızana nakşettiğini, sarıkamışta seferdeyken

    kışın ayazında donanaskerlerin yüz hatları aklıma gelmiyor değil.

    Ablalarım… Zavallı canlarım… Kar damlalarım…
    Onlardan küçük olmama rağmen onlar için sinemde

    duyduğum sızı o kadarşiddetli ki hatırladıkça hala gözlerim dolar.

    Neydi bu hayatımızda

    olumsuzluklara kapı aralayannedenler?
    Bu kişiliğin devam edecek nesillerine vereceği nasibi hakikatler!

    Çocuklarına öğretecekleri bilgiler…
    Onların gönüllerine ekeceği sevgiler…
    Verecekleri güven ve serdedeceği himmetler…

    Bir çocuğun nazarıyla bakarken…
    Babanın hazin durumu çocuğun şefkatine muhtaçsa…
    Annenin meşakkat gayretiyle ihmal ettiği değerler bulunmuyorsa…

    Emanet olarak tevdi edilen can ne olacak…
    Akranlarından farkı zaman içinde nasıl kapanacak…
    Melal içinde gizlenen ince yaralar nasıl deva bulacak soruluyor işte…

    Yalnızlığı kimi çevreler çok farklı telakki ederler!
    Oysaki o kadar sadık bir dosttur ki asla ondan bir endişe duymazsın.

    Senden hiçbir zaman bir talebi olmaz…
    Her vakit senin hizmetinde amadedir…
    Sırlarının bekçisi, ruhunun nöbetçisidir…

    Seni seninle yüzleştirmeyi başaran bir değerdir…
    O bir anne misali her zaman seni kendine tercih eder…
    Bir baba kudretiyle seni dehlizlerden koruyarak eminliğe salar…

    Sorarım bazen dirliğimde kendime…
    Ovalarda döşenen yeşiller içinde çiçekler ne arar!
    Yeşil çimenlerde gizlenen bir ayran olduğu çok aşikâr…

    Peki, öyleyse rengârenk çiçeklerde ne var?
    Yalnızlığımdan yükselen bir nida hasret kaldığın sevgi var…
    Güzellikler içinde gizlenen asudeliği, naifliği ruhun asliyetini haykırıyor…

    Sizinle her ne kadar bir tanış olmasak bile…
    Satırlarınızla aksettirdiğiniz manayı zarafet mefkûresi…
    Hissediyorum ki yalnızlığımı deşifre eden engin bir güzellikti…

    Bakınız bu zikredilen meyanlar da…
    Zahirin izleri hiç yok, soyut terennümler çok…
    Heveslerin bir amaca müteallik zihniyet açılımı hiç yok…

    Edebin bir erkân içtenliğiyle paylaşımı esastır…
    Zafiyetler müşahhaslıktan uzak olan zannı galiplerdir…
    Bunlara rağbet edenler, yalnızlığı efkârında nefes almayanlardır…

    Kâinatın öznesi durumunda bulunan aşk…
    Yaratılışın yegâne gayesi olan bu manada verilen aşk…
    Heva ve hevesler heba edilecek olursa şayet, ruhun hıçkırıkları duyulur…

    Vicdan sukutuhayal ile sızıya gark olur…
    Ahengin bulunmadığı, mananın uzaklaştığı her şey heder olur…
    Maksat insan olmaksa, adamlıkta kalmaksa, geçicilik niye reva bulsun…

    Seni andığım baharın çiçekleriyle var olan…
    Gönlümüzde zikrettiğin güzelliklerle gülü açtıran…
    Tefekkürü kaçınılamaz kılarak ati ve mazi senfonisi sunan payesin…

    Yıllarca iç içe yaşadığım yalnızlığımı seni anınca…
    Ne kadar çok zenginleştiğini fark ederek bazen gülüyorum…
    Unuttuğum hislerimde letafetler sunarak âlemlere kapı aralıyorsun…

    Artık sadık dostum olan yalnızlık…
    Zaman zaman müsaade talep ediyor halimden…

    Sabrediyorum, düşündükçe bir korku sarmıyor değil yeniden…
    Çiçekler nezaketin baharında, edebin kollarında kokusunu salarlar…
    Ben ise bu hasletlerden yoksun olduğum için naçarlığım nüksetmiyor değil…

    Biliyorum ki sen, yaratılışın gereği zarifsin…
    Sen hoş görünle, hataları örtüşünle sanki bir nakkaşsın…
    Toprağa kök salan, yağmur damlalarını anlamlaştıran ne hoş baharsın…

    Mustafa CİLASUN

  6. #36
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nisyan etmeden düşünmek ve sabırla murada ermek!
    Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz,


    fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bugerekçeler de manasızdı,
    Sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma yenisini havaleettim.

    Organize sanayide kurulacak fabrikanın, temelleriatıldı,
    Bir zaman sonra, beton atma işleri bitmişti ve duvarları örme vakti gelmişti.

    Çalışan, elinden iş gelen elemanlar, servis kamyonunun arkasına briketidoldurarak, fabrikaya boşaltıyor ve böylece birkaç servis yapıyorduk, yanikısaca inşaat işleriyle daha çok uğraşıyorduk.

    Ellerimiz derileri açıldı, yara oldu, yoruluyorduk, öğle yemeği olarak ta, hiçyağda pişmemiş, eti dahi bulunmayan, yani mideyi tutmayan sebze türleriniyiyorduk.

    Mırıldananlar, hak arayanlar çoğalmıştı, bizler amele miyiz ki, bu işlerdeçalıştırılıyoruz, o halde yevmiyemizi neden o hesaptan yapmıyorlar, diye haklıgerekçelerle soru soranlar ve bizleri cevap bulmakta yoranlar çoğalmıştı.

    Çünkü bu müessesenin sahibi bulunan yönetici insan, vatandaşlar gibi İslâm’ı,sadece bir din olarak görmüyorlardı.

    İslâm’ı bir hayat nizamı olarak değerlendirerek, bu düşünceden uzak bulunaninsanların, kimlik sorunu olduğunu söylüyorlardı, bu nedenle farklı bir konumdabulunuyorlardı.

    Fakat maalesef, iyi çalıştırmanın haricinde, çalışanların lehlerine tezahüredecek, müspet bir adım katiyen yoktu ve bulamıyorduk.

    Bu bakımdan, diğer iş yerlerinden hiçbir farkı bulunmuyordu, ben artıkarkadaşlara cevap bulmakta tıkanmıştım, bu sebeple sürekli şehir dışına çıkmakmümessil kimliğimle üretilen mamulleri pazarlamak istiyordum.

    Bunları kime anlatacaktım, nasıl izahat yapacaktım,
    İslam’ı kimlik olarak almış, belki dinimi daha iyi yaşarım düşüncesiyle,tarikata balıklama atlamış gibiydi.

    İş yerinde çalışanların dertlerinden habersiz, zira oldukça ilgisizbulunuyordu, çalışan elemanları eniştesi Ali Şahan beye, havale ederek yüküüzerinden atmış ve küçük kardeşi Recep beyi, her şeyden sorumlu idareci yapmışgörünüyordu.

    Oldukça çalışkan, sabah erkenden kalkan, sürekli araştıran, insanları kırmaktansakınan, sabrı kuşanan, iyi huylu, oldukça uyanık, ibadetine düşkün, kıyafetiniyakıştıran, hafızasına güvenen ve bol hırsı olan, bir insandı Şaban ağabey.

    Ablam, eniştem artık benden haber bekliyorlardı, onlara buradan bir ev tutarak,Anakaradan, Kayseri ye gelmelerini sağlayacaktık, enişte beye iş buldum,bekleniyordu fakat çok zorlanıyordum kiralık ev yoktu.

    Sabah namazından sonra Mükremin hocama, sevgili hocam, ablamgili Ankara’dangetireceğiz, lakin acilen bir kiralık ev bulmamız gerekiyor, bize bu konudayardımcı olursanız, büyük sıkıntıdan kurtarırsınız dedim.

    Sağ olsun hocam da, ne demek, elimizden geleni esirgemeyiz, hemen eşe dostahaber vererek arayalım, ama çok acilse, bizim bir bodrum var birlikte bakalımdeyince içimde çok rahatladı. Çünkü her kiralık evi tutabilecek durumlarıyoktu.

    Bodruma baktık fena değildi, hiç yoktan iyiydi ve idare eder gibi görünüyordu,yanız hocamın bizden bir ricası vardı. Bu rica şu imiş: televizyon seyretmektamamen yasak ve radyoyu da yüksek sesle dinlemek, mümkün değil diyordu.

    Enişte beyle bu sorunları konuştum, bu koşullara rağmen şartları kabul etti vekira bedeli karşılığında hocamın evini tuttuk. Henüz iki gün dahi geçmeden,eşyalarını yükledikleri bir kamyonla, sabah erkenden çıkıp geldiler.

    Sabah saat 05 ten sonra aceleyle hemen, iş kıyafetimi giyerek hızlı birşekilde, Hafız Mükremin hocamın, oturduğu apartmanın önüne geldim.

    Kiraya tuttuğumuz evin, anahtarını hocamlar dan alarak, eşyaların taşınmasınamüsait hale getirecektim.

    Apartmanın bahçe kapısı olan, metal dış kapıyı açarak ilerliyordum ki, karşımaaniden bir bayan çıktı. Çok kısa süren ve bir anlık diyeceğimiz karşılaşmada,bayanın dikkatimi çeken tarafları şöyleydi:

    İnsana suhulet rahatlığını veren bir yüz ifadesiyle, üzerine yeşil ağarlıklı,beyaz ve füme renklerin desen halinde serpiştirildiği emprime kumaştan birelbiseyi giymiş bulunuyordu.

    Hiç görünmeyen saçlarını, renkli bir yazma ile kapamış, elbisenin etekuzunluğundan artan bölümü, pazen bir pijamayla tamamlamış görünüyordu.

    Ayağına terlik giymiş, fakat çorap bulunmuyordu, böyle bir vaziyette, karşımaaniden çıkan aynı bayan, zayıf olmayan, yüzü kızaran, konuşmakta zorlanan bugüzel kızcağız, elindeki anahtarı uzatarak, abi evin anahtarını getirdimbuyurun dedi.

    Belki gariptir fakat o an, oldukça hoş bir his ılık, ılık içime aktı.
    Peki, bacımız teşekkür ederim diyerek, anahtarı elinden aldım ve geriye dönerekbeni bekleyen çalışmalara koyulmuştum.

    Zaman hızla akıyordu, telaşımız pek çoktu, etrafımdaki her kez bana bakarakişlerin kıvamında gitmesini arzuluyordu, sabır her yanımızda hali kuşatıyordu.

    Ev sahipleri sağ olsunlar, hamiyet severliklerinden kahvaltı hazırlamışlar.
    Annem soluk soluğa yanıma gelerek, oğlum sana bir şey söyleyeceğim amakızmayacaksın dedi. Hayırdır anacığım şimdi sırası mı bak halimize dedim.

    Çok ısrar edince peki söz haydi söyle dinliyorum dedim.
    Gözlerime bir daha baktı ve emin olduktan sonra ev sahibinin kızı çok hoşumagitti ve onun gelinim olmasını istiyorum deyince daha iyi şaşkınlığım nüksetti.

    Anacığım git işine Allah aşkına, ne yeri ve nede zamanı şimdi bu işlerin dedim.
    Fakat annem ne hikmetse bir türlü ikna olmuyordu ve halimi muzdaripbırakıyordu.

    Çaresiz bir şekilde bak anacığım eğer dediğin doğruysa ve gerçekten evsahibinin kızıysa ve özellikle sende geçineceğinde inanıyorsan, samimi birşekilde değerlendiririz ve gereği için hayır murat ederiz diyerek iknaetmiştim.

    Çünkü kalbi kanaatim askerlik vazifemi ifa etmeden önce kesinlikle evlenmemekyönündeydi ve hiçbir zaman bu istikamette arayışım söz konusu değildi.

    Fakat muhatap olduğumuz aile bakımından sadece babaları olan değerli hocamıcami müdavimi olarak tanıyor ve huzur içinde hafızlığından istifade ediyordum.

    Efradı hakkında hiçbir bilgim olmadığından, bir manada merakı önceliyordum.
    Annemin ısrarla bahsettiği kız, aha önce eşyaları taşımak için kapınınanahtarını teslim eden, edebiyle dikkatimi çeken, ürkekliğiyle merakımıönceleyen nisaymış.

    Anneme alenen dedim ki mademki bu kız hocamın kerimesi, ben her halükardarazıyım, çünkü hocamın dirayetini, azmini, sahavetini, hilmini şefkatinibiliyordum.

    Mefkûresi uğruna sabrı ne kadar deruhte etiğini biliyordum, teslimiyetinde kiduyarlılığa şahittim, imamlığın hakkını teslim eden ve mihrabın kiminvesayetinde olduğunun bilen, edep ve hürmetle, hizmetin şevkiyle ve muhabbetleifa edendi.

    Nasıl teslim olmazdım, halimin fakirliğinde umuda uzanmazdım, neslimin devamıiçin edebin toprağında hayrolmazdım, nisa kimliğinin zarafetine ulaşamazdım.

    Yıllara sâri sabrım, bakir kimliğim yirmi dörtlerde ve nasibin hükmüyle, ahenkiçinde, ruhun serinliğinde, muhabbetin mesruriyetiyle, ötelerin şevkiylebitiyordu.

    Hiç ummadığım ve mukayese için fevkalade fakir kaldığım, cazibeden tamamen yoksunolan varlığıma rağmen rahmet ve bereketin süruruna ermek üzereydim.

    Sabrın güzelliğinde, kanaatin yüceliğinde, nasibin hikmetiyle, gayretin niyetbütünlündeki hükümle, zaman ve içinde anlam bulan an her şeyi anlatıyordu.


    Mustafa CİLASUN


  7. #37
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Isssız sokakların melaliyle kal etsem, gözyaşlarımı silsem!
    Ey suskun yar
    Ne vakit kalemi elime alsam
    Sinemin hüznünden akseden serencamı yazsam
    Yıllara sari hasretin feveraniyle sessizce ağlasam ve yine ansam

    İçimi titreten
    Gönüme hüzün bahşeden
    Dilimi lal edip, gözyaşları ıstıtrap haline getiren
    Isssız sokakların melaliyle sineme sökün eden, lakin ses vermeyen

    Nedenler nerde
    Sualsiz hüküm vermek söylermisin kimin haddine
    Hak ve hukuk adına duyarlı olmak sanki mechul nefes kadrinde
    Hiç üzülmeden,sinenin sahifelerinde bir iz bırakmadan yok oldun niye

    İnsanım, var acım
    İçimi burkan her halin lahzasında davacıyım
    Hangi yanlışın kurbanıyım, niçin sual edilmez bu hicranım, arım
    Solan umutlarım halsiz kaldı, şevkimden bir takat olsun hiç kalmadı

    Geceden söz edeyim
    Hüzün zerkeden kederin hangisini söyleyim
    Yazılan şiirlerin dilinden mi sesleneyim, dinmeyecek mi kaderim
    Ah u zarım kimsenin değil benim, ancak hicranla var olacak vicdanım

    Sevmek suç mudur
    Gönül vermek ne kadar hakikatin halinde bulunur
    Sadakat içinde nefeslenmek ne vakit bir kabahat olur, an burkulur
    Suçsuz ve günahsız bir can, yalnızca sevdiği için mi sukut etmekten sakınır

    Akıl ve izan farktır
    Düşünmeden amel etmek ne kadar makbuldür
    İnşirah nasıl bir kalbin ihtiyacıdır, yalnızca keyfiyet mi aranır
    Sınırsız iştah bir had mi tanır, her isteğin yerine gelmesi kalpte ar mı bırakır

    Ne söyleyim söyle
    Yazmayan kalem misali, dertlerim benimle
    Suskun bırakan firkat bilmem ki hangi müjdenin derinliğinde
    Zahir olan ne varsa içinde, batına erişmek haddim değil, evet, yakınen biline

    Dinmiyor bu akşam
    Hissiyatım, yıllara sari anılarım ve acım
    Adeta yalnızlaaşan bir figanım, rıhtımların hicranıyla yol alırım
    Hırçın dalgaların sesgisini söyle hangi gönüle anlatırım, niye sessizce ağlarım

    Mustafa CİLASUN

    Aşk mı dilsiz, yoksa sinem mi şevksiz, feyzden habersiz!
    Ruhumu cezbeden ne varsa
    Aklım ve izanım o an tutukluluk yaşasa
    Gözlerimden boşalan yaş hiç durmasa, kalbim narıyla dağlansa
    Bir an olsun nedamet duymam, hicranın meftun bırakan halini sorgulayamam

    Bir ömür beklerim, ümit ederim
    Her kimden kınama gelirse sessizce gülüp geçerim
    Ruhumun feyzinden, müptela olduğu firkatinden nasıl söz ederim
    Anlaşılmamak en büyük kederim, fikretmeyene aşk-ı hal lisanıyla nazar ederim

    Ne divaneyim ve ne de sazendeyim
    Elimde tuttuğum kamışa ibretle temaşa ederim
    Kalbim inşiraha malik olmadıkça, gönül kapım açılmadıkça ürkerim
    Haşyetin kuşatan lahzalarında mahsur kalmış bir dilenci gibiyim, umut ederim

    Yazamam nedense halin kelamından
    Furkanın içimi burkan sancılarından,damladan
    İzanım korkar oldu, yitik nefeslerin perişan ve avere soluklarından
    Yolsuz kalan canlardan, yaşamak adına kıvrananlardan, nedensiz kuşkulardan

    Elimi uzatsam, endişe fırsat vermiyor
    Gönlümü açsam, pişkinliğin binbir hali karşıma çıkıyor
    Kalbi ve ruhunun farkında olan insan için niçin varlığından kuşkulanılıyor
    Bin hüzünle korkular zerkediliyor,desiseler perdeleniyor,ruh sanki deşifre ediliyor

    Sevda adına ne kaldıysa uzaklaşılıyor
    Muhabbetin bahanesi üretiliyor, vakit öldürmek için geziliyor
    Müddet-inefes niçin hakikati kadar önemsenmiyor, onca tahsilden ne bekleniyor
    Nesil keyfitetin tutsağı olmuş,bin bir bahaneler sanki bekleyen zavallı bir sanıkmış

    Artık anneme anlatamam, susarım
    Babamın gözlerine bakamam gözlerimi kapatır, ağlarım
    Ne vakit kapristana gitsem, huv-el baki olan için gönlümü döksem kanarım
    Sessiz hıçkırıklarımı kimseye anlatamam utanırım,akidem adına naçar kalamam

    Ne hikmetse hiç sevgilim diyemedim
    Belki çok çekingen bir nefes olduğum için ifade edemedim
    Gönlümü okuyan bir yarin hasretiyle mi ömrümü tükettim ve öyle bekledim
    Neden kanaatin feyziyle iktifa etmeyi yeğlemedim, hissiyata hor bakan birimiydim

    Bir deniz ülkesini nedense diliyorum
    Kalan nefesimi iklimlerin senasında bırakmayı istiyorum
    Sevdadan yana kim olursa olsun, aşkın letafetiyle ruhu arındırsın bekliyorum
    Ne hikmetse hülyalardan vazgeçmiyorum,ufkumun sığ yamaçlarında serinliyorum

    Mustafa CİLASUN

  8. #38
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin!

    Haklısın
    Tedirgin çok artmakta
    Bir tuhaflıkla etrafına bakınmaktasın

    Lakin
    Söyleyemiyorum sana
    Hiç hissetmedikten sonra anlatmasam

    Yıllar
    Yıpratmıştır kabul ederim
    Zarafetin için bir hederdim hissederim

    Seni
    Aslında hiç üzmemek için
    Yıllardır kabuğumda sessiz nefeslenirim

    Muhabbet
    Fakirliğini deruhte ederim
    Hali kelam adına bahanelerde arayanım

    Kokunda
    Hasretin izleriyle savrulur
    Hüzün sayfalarında mısralarla yakarırım

    Bilirim
    Sen hiç hazlanmazsın
    Şiir okumaz gereksiz uğraş olarak anlarsın

    İşte
    Bak senin karşında
    İfade edemediğim tüm hislerimi bu meyanda

    Ruhumun
    Serencamında anılan toprakta
    Hatıraların hicran kokan sayfalarında acıyla

    Yaşamak
    Umut içinde nefes almaktır
    Aşk için nefesler ulviyetinde anlamlaşmaktır

    Kalbin
    Dilinle müsavi olarak
    Mertliğin bekâretinde lekelerden azade olmaktır

    Tenin
    Kefen içinde varlığını
    Zahirin ruh ikliminde vuslat için hak kazandığını

    Sözün
    Özlükteki nafakasını
    Hasbiliğin müşahhaslığını idrakte kazanılmasını

    Her şeyin
    Zamana mal edilmeden
    Tercihlerdeki tekelin kaldırılmasını rıza aranması

    Bilmeliyiz
    İnsani kimliği özümlemeliyiz
    Vehimleri salınmadan nefesin hükmüne girmeliyiz

    Muhakkak
    Halimizi tahkik etmeliyiz
    Bahaneler bağnazlığını öteleyerek ülfeti bilmeliyiz

    Emanetimsin
    En yakınımda ulvi hasletsin
    Lakin nefsinle ve tercihlerinde nizamı öncelemelisin

    Hamiyetli
    Nefesleri takip ederek
    Kemaliyete ermelisin hesabının icmalini öğrenmelisin

    Ekonomik
    Bağısızlık özgürlük değildir
    Aile içinde paylaşım muhabbetin dirliğinde ermektir

    Heveslerin
    Renklerinde boğulmadan
    Adabı muaşeret içinde yaşamak bilincinde idraktir

    Güzelliğin
    Ve bakımın halime hasredilmelidir
    Çünkü sen varlığımın saadet membası hak adımısın

    Mutluluğu
    Hanende aramalısın
    Başka adreslerde meraka soyunmadan kalmalısın

    Nisasın
    Ar’ın yekpare mülahazası
    Eminlik konusunda fevkalade hassas bir sancısın

    Mütereddit
    Olarak hayata yaslanmak
    Adamlığın şiarından azade olmaktır bir bühtandır

    Düşünmelisin
    Öncelikle neyi olduğunu bilmelisin
    Öğrenmek için hissederek gayreti davet etmelisin

    Hayâ ve iffeti
    Önceleyerek hıfz etmelisin
    Özünde örtünmenin edebiyle şekliyeti ötelemelisin

    Gideceğin
    Yolunu muhakkak bilmelisin
    Ötelerin serinliğini ruhunda hissedip nefeslenmelisin

    Mustafa CİLASUN

    Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım!
    Evet
    Haklısın teslim ediyorum
    Hakkını ve serdettiğin naif nezaketini
    Ne kadar
    Gayret etsemde başaramam
    Halimde kikalbi fakirliği yeşertemem


    Sizdeki
    Hususiyetlerden haz alırım
    Fakat yalnızca bununla kalır saklanırım
    Nefsi
    Yozluğumda ki bağnazlığı
    Tedavi ederek senin ülfetine yetişemem
    Ne vakit
    Sensiz kalsam hazanlaşırım
    Solgunluğun sahifelerinde mahzunlaşırım
    Hastalığında
    Sana hiçhissettirmeden
    Sabahlara dek gözlerimde akıtmağa hazırım

    Meftunum
    Halindeki zarifliğe
    Mahcubumkendi içselliğimde ki bedeviliğime
    Senin
    Kalbinin naifliğine
    Ötelerin ikliminden serdettiğin hoş hikâyelere
    Düşündükçe
    Yanındaki fakirliğimi
    Sığ düşlerimle hezeyan fikirlerimi çok sıkılırım


    Hala bana
    Nasıl tahammül ediyorsun
    Kalan ömrümün demlerinde şaşkınlığı yaşarım


    Demek ki
    Nasip buymuş diye alkışlarım
    Yegâne sahibe mahcubiyetimle ağlar yakarırım
    Yıllara
    Sâri çektiğim çileleri
    Böylece ziyadesiyle anlamlı bulurum haz alırım

    Son namemde
    Aşkınbaharını çiçekle yaşarım
    Renklerinde zarifliği hilkatin muvacehesi sayarım
    Seni hak
    Etmediğime hayıflansam da
    Ummadığım halde kaderin tecellisiyle masunlaşırım

    Mustafa CİLASUN

  9. #39
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet, acıda olsa sabırla dinlemek!
    Duymak
    istemediğim serzenişler
    yüreğime bir hançer misali inerken

    Haklılığın
    gerekçesiyle tahammülü
    çok yudumlamaya
    ihtiyaçlı olduğumu biliyorum

    Bireyler
    aklına estiği şekliyle
    değil de, bir sonraki adımı düşünerek

    Fikirlerini
    beyan etseler

    kimbilir ne kadar iyi olacaktır.
    Bazı dostlarımız
    maksatlarına binaen “en”leri için

    hiçtehoş görülü davranamıyorlar
    Oysaki bunlar
    evrensel değerleri savunduklarını

    beyaneden değerli arkadaşlar
    Her düşüncenin
    tartışılır olması bir güzelliktir

    Özellik ise
    o düşünceyi tartışanların

    Nezaketi
    önceleyerek, sevgiyi
    örselemeden ifade etmektir

    Bağnazlık
    farklı düşünceye
    kapalılık ne kadar doğal değilse

    Karşı tarafa
    söz hakkını çok görmekte
    ancak o kadar saygısızlıktır

    Konuşurken
    hislerimizin serencamı
    ruhi enginliğimizle müsavi olmalıdır

    Öncelikle hakkı
    kendimizde görür isek
    diğer hak sahiplerini
    dışlamak alenen saflıktır

    İnsan,
    İnsani değerleriyle
    anlamlı olan bir varlıktır

    Bu bakımdan
    paylaşır olması
    fedakârlığın bulunması
    sabırla soluklanması erdemliliğin gereklerindendir

    Her zaman
    sen haklı çıksan ne olacak ki

    Benim
    kalbim kırarak
    uzaklaştırdıktan sonra



    MustafaCİLASUN




    Hicranıma hassasiyet gösteren kalbi naif nefese!

    Cenabı Hak
    sizlere sağlık,eminlik ve huzur versin
    Herhalde düşüncelerimi,satırlara aktarmada,
    her zaman olduğu veçhile,yine bir sıkıntıya sebepoldum.

    Oysaki ben,
    hadsizliğimi, beyanlarımıntasdiki açısından,
    sizi ve gönül dostlarımı, nevakit terki diyar edeceğimi
    bilmediğimden, huzurumahşerde, şahitliğe davet etmiştim.

    Sizden bu mana da,
    bir kabul görmediğim için,hadsizliğime vurgu yapmıştım.
    Merhabalaşmak, konuşmak vemana derinliğinde buluşarak paslaşmak arzuhalimdir.
    Edebi derinliği
    ve bir niteliği bulunmasıgereken,
    serbest yazı ve makalelergıpta ile temaşamdır.

    Zatımın bu bedevi
    ahvali ve anlaşılmaz halini,lütfen
    sinemin ahenksizliğine yorumlayın."Ne düşündüğün değil,
    ne söylediğin senibağlar" düsturunu, tam terennüm edemedim herhalde...

    Konservatuar birimi,
    bir anlamda yöneticilikyaptığım Kültür
    ve sosyal işler müdürlüğünebağlı çalışıyor. Usta ve
    üstatlar, her bir yanımızda veyakın mertebede bulunuyorlar...

    Zümrüdü, pırlantayı
    ve alyansı, fark eden, amafarklılıklarını ayıramayan
    zihin keşmekeşliğimden, sadeceuzaklardan bakmamı öngörüyor.

    Sanmam, zannetmem,
    öyle mi demem, asosyaloluşumdandır.
    Lokomotif olmak
    yiğit kişinin, himmet ehlinin,
    muvazene denkliğini bulanlarınişidir.
    Yarım asırdır ve hala, vagon niteliğimi devam ettirmekteyim.
    Bu bakımdan yazmaya çalıştığım her bir satırı, beyanımınitirafı telakkisindeyim.

    Yirmi üç yaşında,
    yaylı tambur çalan ve sizeOsmanlıcayı öğreten arkadaş,
    sizin için nakşeden olmayıbaşarmış, gıyabında takdir ve dualarımı gönderiyorum.

    “Klasik batı müziğini

    mükemmel bulurum” diyorsunuz.
    Mükemmel bulmanız, müziğin evrenselliğine
    nanmanız ve bestesininmazisini bilmenizle alakalıdır.

    Ben ise bilmediğim
    ve anlamadığım için, sadecebazen
    dinlerken, senfoninin ahenginianlamaya çalışırım.
    Derinliğini bilmediğim için,
    müziği dinlerken bizzatyaşanmışları, hislerimle yeniden yaşayamam.
    Ama alakasız da kalamam.

    "Kim bilir, belki ailemiçinde bu ahengi bulamadığımdan,
    ortak hiçbir sohbet konumuz olmadığından, iş yaşamıdışındaki
    hususi hayatımda yalnızlığıtercih ettim." ifadelerinize aynen katılıyorum.

    Kim bilir belki farkında olmadan
    neleri ve kimleri ihmal ettim!Gereği kadar şefkat gösteremedim!
    Beklentilerine cevapveremedim. Sıkıntılarımı izah etmem dahi yetersiz kalıyor.

    Bakınız saygıdeğer dost,
    sizi tanımıyorum, isminizidahi bilmiyorum,
    fakat ne hikmetse özellerimisizinle paylaşıyorum.
    Belki tanışsak, tartışsak,kabul ve retlerimiz fazlalaşacak.

    Bir kamu sektöründe
    memur olarak çalışmaktayım.
    Doksan dört yılından itibarenaynı sektördeyim.
    Ticari hayatıma son verdiktensonra, davet üzerine buralarda çalışmaktayım.

    Bilinmeyen olmaktan kurtulmak için.
    İnsanlara karşı olduğumgibiyimdir. Dostlarım arasında
    bilinmeyenimin olmamasıtercihimdir.
    Musalla taşına konuncabedenim,
    Yarenlerinim hayırla yâdetmesidir tüm dileğim.
    Mükemmel değilim!Başaramadım!Siz her zaman sevgiyle kalın.


    Mustafa CİLASUN






    Hicranıma hassasiyet gösteren kalbi naif nefese!
    Cenabı Hak
    sizlere sağlık,eminlik ve huzur versin
    Herhalde düşüncelerimi,satırlara aktarmada,
    her zaman olduğu veçhile,yine bir sıkıntıya sebepoldum.
    Oysaki ben,
    hadsizliğimi, beyanlarımıntasdiki açısından,
    sizi ve gönül dostlarımı, nevakit terki diyar edeceğimi
    bilmediğimden, huzurumahşerde, şahitliğe davet etmiştim.

    Sizden bu mana da,
    bir kabul görmediğim için,hadsizliğime vurgu yapmıştım.
    Merhabalaşmak, konuşmak vemana derinliğinde buluşarak paslaşmak arzuhalimdir.
    Edebi derinliği
    ve bir niteliği bulunmasıgereken,
    serbest yazı ve makalelergıpta ile temaşamdır.

    Zatımın bu bedevi
    ahvali ve anlaşılmaz halini,lütfen
    sinemin ahenksizliğine yorumlayın."Ne düşündüğün değil,
    ne söylediğin senibağlar" düsturunu, tam terennüm edemedim herhalde...
    Konservatuar birimi,
    bir anlamda yöneticilikyaptığım Kültür
    ve sosyal işler müdürlüğünebağlı çalışıyor. Usta ve
    üstatlar, her bir yanımızda veyakın mertebede bulunuyorlar...

    Zümrüdü, pırlantayı
    ve alyansı, fark eden, amafarklılıklarını ayıramayan
    zihin keşmekeşliğimden, sadeceuzaklardan bakmamı öngörüyor.

    Sanmam, zannetmem,
    öyle mi demem, asosyaloluşumdandır.
    Lokomotif olmak
    yiğit kişinin, himmet ehlinin,
    muvazene denkliğini bulanlarınişidir.
    Yarım asırdır ve hala, vagon niteliğimi devam ettirmekteyim.
    Bu bakımdan yazmaya çalıştığım her bir satırı, beyanımınitirafı telakkisindeyim.

    Yirmi üç yaşında,
    yaylı tambur çalan ve sizeOsmanlıcayı öğreten arkadaş,
    sizin için nakşeden olmayıbaşarmış, gıyabında takdir ve dualarımı gönderiyorum.


    “Klasik batı müziğini
    mükemmel bulurum” diyorsunuz.
    Mükemmel bulmanız, müziğin evrenselliğine
    inanmanız ve bestesininmazisini bilmenizle alakalıdır.

    Ben ise bilmediğim
    ve anlamadığım için, sadecebazen
    dinlerken, senfoninin ahenginianlamaya çalışırım.
    Derinliğini bilmediğim için,
    müziği dinlerken bizzatyaşanmışları, hislerimle yeniden yaşayamam.
    Ama alakasız da kalamam.

    "Kim bilir, belki ailemiçinde bu ahengi bulamadığımdan,
    ortak hiçbir sohbet konumuz olmadığından, iş yaşamıdışındaki
    hususi hayatımda yalnızlığıtercih ettim." ifadelerinize aynen katılıyorum.

    Kim bilir belki farkında olmadan
    neleri ve kimleri ihmal ettim!Gereği kadar şefkat gösteremedim!
    Beklentilerine cevapveremedim. Sıkıntılarımı izah etmem dahi yetersiz kalıyor.

    Bakınız saygıdeğer dost,
    sizi tanımıyorum, isminizidahi bilmiyorum,
    fakat ne hikmetse özellerimisizinle paylaşıyorum.
    Belki tanışsak, tartışsak,kabul ve retlerimiz fazlalaşacak.

    Bir kamu sektöründe
    memur olarak çalışmaktayım.
    Doksan dört yılından itibarenaynı sektördeyim.
    Ticari hayatıma son verdiktensonra, davet üzerine buralarda çalışmaktayım.

    Bilinmeyen olmaktan kurtulmak için.
    İnsanlara karşı olduğumgibiyimdir. Dostlarım arasında
    bilinmeyenimin olmamasıtercihimdir.

    Musalla taşına konuncabedenim,
    Yarenlerinim hayırla yâdetmesidir tüm dileğim.
    Mükemmel değilim!Başaramadım!Siz her zaman sevgiyle kalın.

    Mustafa CİLASUN


  10. #40
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ey edebin banisi, kalbin sevgi saiki!

    Ey sevgiliseni öyle düşündükçe
    Bir hüzün doluyor halimin suskun bendine
    Ötelerin kadrince makbul olan akide dirliğimde
    Ne yapsamda olmuyor, sensizliğin mahzunluğu çöküyor bu sineme

    Ne sen sor nede ben sual edeyim
    Ben sensizliğin kederiyle her vakit dertliyim
    Ne o renkleriyle mümtaz ve masum bir laleyim
    Ne de en güzide kokunun sahibi olan naif ve zarif bir gülüm

    Hüznün bahtının bir yumağı oldum
    Halin kahreden sancısını sensizlikte soludum
    Ben bilmem ki bu cihanda ne kadar mahzunum
    Biliyordum aciz bir kuldum, senin özleminle yoğruldum

    Arz seninle şeref buldu aşk kokundu
    Sevdalar bu manada sineme ülfetlerini sundu
    Ten mefkûreler için yıllara sari hazırda tutuldu
    Kan paklığını seninle bulur, feyzinle kitabı celil okunurdu

    Şimdilerde dillenen aşkın sevda şevki
    Renklerin ayazını yaşatan, gam salan bir kurşuni
    Sahralarda anlatılan muhayyile hasreti
    Sensiz olmuyor bir bereketi, alınmıyor edebi lezzeti

    Artık yaşamak ne haz verecek dimağa
    Ulaşılmaz oldu artık, senden kalan kutlu sırlara
    Seninle anlamlaşan övdüğün insanlığa
    Sadık kalmadan, unutulan sayfalara senden kalanlara

    Ne analar ne de yarlar vefa bilmiyorlar
    Sabileri nedense senin özleminle yetiştirmiyorlar
    Nefs heveslerini zorluyor, aşkı mizanı unutturuyorlar
    Seni seviyorlar vefakat, gereğince anlamadan da düşlüyorlar

    Varlığın en mücerret olan bir sebebiyken
    Nesillerin en baki emniyeti, o payitahtın şevkiyken
    Sen şimdi sensiz iklimlerden haberdarsın, hicran içinde arsın
    Sen şimdi yanı başımızda olmasan da iyi ki varsın, kutlu sevdasın

    Kalbin sahibini en güzel anlatan bir karsın
    Yüreğimize düşen her damlanın ibretine akan bir nazarsın
    Sen insanlığa bahşedilen en nadide bağsın, ne latif sedasın
    Sen bir aşk, sen bir sevda pınarı olan bulunmaz firkati ummansın

    Seninle bakınca sinem coşuyor bir hoş oluyor
    Hücrelerim dirliğin içinde yeniden kucaklaşıyor
    Âlemi hakikat mana içinde kokuyor, azmi koşturuyor
    Varlığınla mübariz olan hakikat yeniden umut içinde kalbi çoşturuyor

    Yoksa çekilir mi bu nahoş olan bir hayatı cebir
    Mezarlar içinde işleniyor her türlü çirkeflik evet, ne rezil
    İnsanlık bu hallerde düşününce değil mi akıl ve ahlak ne kadarda zelil
    Ey ruhu tenine kefil, ey vicdanıyla âleme meyil, seninle bir anda olsa hüzünlü seyir

    Mustafa CİLASUN




    Düşlemeden nasıl düşüneyim ve ne söyleyim!
    Tükenmiştibir kere işte sabır
    Ne kadar dirensem de ve hatta nefesikesemde
    Olmuyordu, sıktığım yumruklar nedenduruyordu, göz alıklaşıyordu
    Dişler gıcırdıyor, bir hal kalmıyor vehuzur öyle çağırıyordu ki hiç anlatamam

    Oysa ne münakaşalara girmiştim
    Sabrın zaferiyle şevki kıvançlanefeslenmiştim
    Çünkü ben kanaatin dilencisi, hakikatingözcüsü bir insanı hevestim
    Ne hınç için vardım ve ne de zevkimiçin serdardım, ancak sade bir adamdım

    Varlık adına âdemle savaşmadım
    Ne kadar takatim varsa edep toprağınıkokladım
    Hak ve hukuk namına ne varsa gasp içinvaat edilenleri dışlamıştım
    Çünkü nihayetinde bir insandım,hatalarla yüzleşen noksandım hiç ayıplamadım

    Suçlamak mama fiğ kalbi unutmak
    Hoşgörüyü bir tafra bırakarak hala sevgiummak
    Bizzat rahmetin içinde nefeslenirken,yargıçlığa soyunarak haykırmak
    Halime çok ağır gelirdi, nihayetindemühletin yegâne sahibi belliydi ve kimindi

    Yağmur şimdi başlamıştı anlatmaya
    Ar duvarı sıyrılan ve kepazelik içindenefes alana
    Şerrin kıskacında inleyen zadelere,nisa naifliğinden çıkan o çılgınlığa
    Ölüm dahi ibret için kifayet etmiyorduve hala sahnenin perdesini bırakmıyordu

    Zapt etmek ve kalbi es geçmek işi
    Kalan nefeslerde resmediliyor rengârenkrezilliği
    Afişe edilen densizliği ve insankimliğinden azade olan edepsiz halini
    Gördükçe ellerimi açıyor ve ağlıyorum,kudretin yegâne sahibinden haz diliyorum

    Gökyüzüne uzanan nefesi tazeliyorum
    Ve nefes nefese halimin sefilliğiniaşkla anıyorum
    Kalbin sahibinde ne kadar kalıyorum veonu hakkıyla anlıyor muyum
    Ne gül kokusu ne de lalenin busesikesmiyor halimi, yoksa aşktan habersiz miyim

    Dil şad olsa da artık ben çok acizim
    Ne haddimi bilirim ve ne de melalindirliğindeyim
    Yorgun ve solgun ahvalimle adeta biryaşayan ölüyüm şimdi neyleyim
    Gönlün sayfalarında hüzünle güneşlenirve hicranla baharı sürur içinde nefeslenirim

    Hazana bir söz söyleyemem resmim
    Ne kadar sukutu yaşasam da artıkdiniyor direncim
    Ben şimdi ölümle içselliği yaşayanfakirim, umut için sadece dua ederim
    Ne zaman vaki olacağını elbette kibilemem ve onun için ibret sahnesini söyleyemem

    Mustafa CİLASUN

  11. #41
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Siz kal ederken, mefkurem bereketleniyor!

    Sizin
    Tavsiyelerinizden
    İstifade edeceğimi bilmenizi isterim

    Sizde
    Mevut bulunan ruh haliniz
    Derin düşünmeye ihtiyaç bırakmıyordur sanırım

    Farklı görüşleri
    Paylaşımının, sayenizde tezahür ettiğini
    İtiraf etmem, zannederim tarafınızdan bir abartı sayılmaz

    Yazı dostum
    Yazmak, aynı zamanda
    Yanmak değil midir sizce de ben böyle düşünüyorum

    Yazan
    Yanan, paylaşan
    Maksutta buluşanlar diye mi anlamalıyız nasıl bakmalıyız

    Zatımın
    Yaşadığı ruh hali
    Sizce de yaşandı mı daha önceleri

    Sürekli
    Mükellef duygusuyla yaşamanız
    Yapmak zorunda kaldıklarınız, çaresizlik içinde baktıklarınız

    Özelleriniz de
    İnfial yaşamanızı gerektirdi mi
    Fikir, zikir ve şükür sizin vazgeçmediğiniz hayat felsefeniz mi

    Metanet
    kaftanınız sizin için yeterli mi
    Kaftan derinliğinde yaşadıklarınız birmeltem mi

    Yolu yarılamak
    Hissiyatınızda bir ferahlamak mı
    Yazı dostum tabiriniz, paylaşmaya devam edeceğiniz gayesiyle mi

    Of aman be,
    Ne acayip bir kişiliğe çattık demiyorsunuz
    Öylemi? Dertleri dinlemek… Sabretmek… Himmet etmek

    Allah için
    Bu âdemi beşere katkım, ne olabilir demek
    Âlemi hakikat ta, bizleri temaşa edenleri bu vesileyle anmak

    Ne söyleyeyim
    Ne düşüneyim, şahsınızı fazla yormayalım
    Birden artık sizi sıktığımın hissine kapıldım, yanıldım mı

    Mütefekkir
    Kimliğinizle ve edebi derinliğinizle
    Biliyorum ki, siz asla bir yüzeyselliği kaldıramazsınız

    Mefkûrenizin
    İlk yıllarında ki heyecanınızı bir hatırlayınız
    Naçar kalmış, hissiyat omurgaları kireçleşmiş, bir hasta

    Size teslim olmuş ve bel bağlamış
    sizin dudaklarınızdan çıkacak bir ümide hasret kalmış
    Onun kimliğinde ve o an, siz en bahtiyar bir yaren, bir erensiniz

    Fisebilillah
    İliklerinize kadar terennümünü yaşamalısınız
    Hak ve hakikatler sizlerle, yolda kalmış çaresizler gönüllerde silinmesinler

    Yaşlılar
    Biraz çok konuşurlar…
    Heyecanlarını bir türlü yatıştıramazlar
    Yeni adımlayan bebekler misali ötelerin davetini beklerken

    Mustafa CİLASUN

    İnsan kimliğin tefekkür nezninde aleniyeti!

    Âdemi beşer
    Önce insan ve daha sonra
    Adam olmayı muhakkak hedefler
    Adam olma hakkını kazanmış bireyler
    Yaratılma hilkatine göre hareket ederler

    Bu insanlar
    Asla sığıntı olmayı
    Tesadüfe inanarak yaşamayı,
    Nedamet duymayı hedeflemezler

    Evli olan bir bayan,
    Öncelikle kimlere güven
    Duyacağını her şartta bilmelidir

    Şayet bunu bilmiyorsa,
    Emanet kavramına da yabancıdır
    Hareket ve kuvvetin
    Asıl sahibini bilme zorunluluğumuz mutlaktır

    Bilmiyorsak şayet
    Bireyleri, beyleri ve hanımları
    Sevmenin ahengini sağlayamayacağımızdan
    Retlerimizde hüsranı yaşamamız kaçınılmaz olacaktır

    Evrende hayatını
    İdame ettiren bir âdemoğlu,
    Yaratıldığı hilkat üzerine hayatını
    İdame ettirmesi kaçınılmaz olandır

    Âdemin sulbü
    Ve meşrebi, Sosyal
    Ve psikolojik analiz gerektirir

    Âdem
    Mükellef oluncaya kadar
    Elbette ki masumdur bu bir hukuktur

    Sabiliğin cazibesi
    Bir emanet olarak masum
    Ve şefkate muhtaç olmasıyla bağlantılıdır

    Evrende bulunmak
    Mutlaka evrensel olmayı da
    Her birey için gerçekleştirmeyecektir

    Evrensel olmak için
    Kanaat sahibinin niyeti
    Cehdi, idraki ve inkişafı
    Bir mutlakıyeti gerektirecektir

    Evren, kıtaları
    Ülkeleri, şehirleri, kasaba
    Köy, belde ve mahalleleri kapsadığından

    Âdem
    Nereye giderse gitsin,
    Fani olmadığı müddetçe,
    Evrende kalmaya mahkûmdur

    Evreni halk eden,
    Onun gerçek sahibiyken
    Rahmetinin gereği, uyarıcı ve tebliğ
    Elçilerini, gaflet derinliğinde ki âdemlere göndermiş

    Âdemlerden
    İman edenler bu elçilere
    "Efendim" diyerek teslim oluyorlar

    Birde refikalar
    Beylerine efendi derler

    Rahmet elçilerin
    Efendiliğine itibar ve iman edenler
    Asla bir başka efendiye ihtiyaç duymazlar

    Mustafa CİLASUN

  12. #42
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Halimin hazin sayfalarını bir de sana açsam!


    Sen bilir misin hissizliğin yorgunluğunu,
    Kalb ikliminde solgunun umutsuzluğunu,
    Çaresiz sukutun sineme hicran akıttığını,
    Halimin kuraklığında şevkim kalmadığını.

    Düşlerimde, ne kadarda umuda uzansam,
    Olmayacak hayaller avuntusunu yaşasam,
    Yalnızlık acısını hazanın yaprağına yazsam,
    Halimin hazin sayfalarını birde sana açsam.

    Kokunla şevki bahara yaslanarak uzansam,
    Hasretimin dallarında senin halini solusam,
    O an tamamen sessizliğin hükmünü tanısam,
    Aşkın umutlarında kalbimin sahibine varsam.

    Öyle ömür yaşadım ki halimin o susuzluğunda,
    Muhabbetin yıllarca uzağında bağ bozumunda,
    Yapraksız dallar yozluğunda korkuları yanında,
    Fakirliğin kucağında çaresizliğimin korkularıyla.

    Melül melül baktım yıllarca hasretin sancısıyla,
    Varlığın bilinmeyen adresine yazında sıcağında,
    Bilginin kıtlığında, idrakimin fevkalade uzağında,
    Umutların solgunluğunda, avuntunun kucağında.

    Ben sana ne söyleye bilirim, bilirim ki sen eminsin,
    Ruhunun enginliğinde kalbini nizam eden nefessin,
    Hakkı bilen, kanaatle güçlenen sabrın müdavimisin,
    Gülün kokusuyla şekillenen bahtiyarın ta kendisisin.

    Sana nasıl bu sefil halimi anlatırım çaresiz kalırım,
    Haline müdrik olmak için ne bahanelerde dolaşırım,
    Uzaklardan nazarımla yaklaşırım ancak sakinleşirim,
    O devranında Salih olmak için varlığımdan geçerdim.

    Bilirim ve sessizliğimde kendi halimde kelam ederim,
    Yazmanın yanıklığını sinemde her zaman hissedenim, Aşkın ikliminde, adresin mücerretliğinde yine sefilim,
    Ben kendi dertlerimle hüzün içinde nefeslen hederim.

    Mustafa CİLASUN

    Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz!
    Ey suskun çığlıklarım, ne çare ki artık vakit gelmişti
    Gönül ne kadar hasredilse de, hasret aşk diyarlarına alıp götürmüştü
    Vün birmiş, geceler perdelerini çekerek, umudun sahnelerine ibretle yer vermişti
    Ne gözyaşları dindi, ne elem ruhumun hicranını sürurra gark etti, nefesler tükendi

    Bir hırçınlık sökün ediyordu dalgaların haşyete salan sesinden
    Kalbimin yalnızlığı, bilmem ki hangi günahın esaretinden kopan kavlinden
    Söz kifayet etmezken,efkar yüreğime sancıları ekerken çok derinden ve ürperirken
    Bir canın acizliğini yaşıyorum, sinemin en letafetli sahnesinden, idrakimin elinden

    Ey yüce dalgalar ve ta uzaklardan seyreden yalçın kayalar
    Duyun sesimi, kalbimin suskun melalini, sevdanın çile çektiren efsanesini
    Aşk adına yaşanmış en müstesna hikayeleri, hakikatin irşad eden yankılarını
    Gül, dikeniyle güzeldir, öz kalbinle mürebbiye olan lehçedir, ancak ihsan sahibi bilir

    Ey yar bilme ki hatırlar mısın, bir sonbahar günüydü bırakıp gitmiştin
    Ruhumun, suskun çığlıklarını hiç işitmemiştin, bahtım için boyun büktürmüştün
    Yılların hasretiyle kalbimin hıçkırıklarını bir dert edinmedin, sessizliğine çekilmiştin
    Bir ser ver, gözlerimin fersizliğine bir gerekçe göster, perişan halimi bildiğini haydi göster

    Bir bir nefesim göçüp gidiyor, bilmem ki umutlar kim için dile geliyor
    Söz kifayet etmiyor, hal aşkın esrarını şerh edip sürura erdirmiyor, boyun büktürüyor
    Ne söyleyim, bahtımın nasibi için kime şikayet edeyim, sebebi hikmetini nerden bileyim
    Çaresiz sabredeyim, kanaatin öğretisini deruhte edeyim, ömrün nihayetini aşka vereyim

    Ey derdin gailesiyle irşat olmuş gönüller nerdesiniz, duyun sesimi
    Çaresiz ducar olduğum melalimi, dramatik hikayemi, nefesimde ki hicran seslerini
    hazan ruhumu sardı, sararmış yapraklar misali, toprağa elhak kokladı hüzünle ağladı
    Gözyaşları umutla kanatlandı, ne bir şevk kaldı ve ne de bir sürur aşkla kalbimime aktı

    Mustafa CİLASUN

  13. #43
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bilmem ki hangi derin güçten bahsedeyim!



    Küresellik adınaNe türlü şirret oyunlar tezgâhlanıyorGüç sahibi, ne emrediyorsam ona tabi ol ve uygula istiyorİktidar olmak nedir bilir misin diye kinaye ediyor, sinsiliğini arlanmadan gösteriyor İnsan öncelikleKim olduğunu ve neye karşı sorumluluk aldığınıKuvvet dengesinin sarsılmaması için hesabın iyi yapılacağınıVarlık adına, ruhunu ve kalbini ortaya koyarken, enaniyeti unutacağını bilmeliydi Adalet ve hak adınaBilgi ve tecrübenin, istişaredeki bereketin hassasiyetiylePlan ve prağram yaparak, hizmetkârlığın mütevazılığında karar kılmalıydıŞöhret ve ihtişam neye lazımdı, azamet sahibinin emrinde bulunmak en bulunmaz ikramdı Zaten kimin ne olduğu belliydiŞehret meye veya tefsir edilmeye ihtiyacı olan suizandıKaç asırdır içimizi kemiren, birbirimize düşüren, hedefler tayin eden kimlerdiÜlkeleri ancak tayin edilenler yönetirdi, emir ve komuta zincirine bağlı kalmak aşikârdı Ecnebi devletler zaten vardıKendi ideal ve ülküleri uğruna kim bilir neler yapmazlardıZülüm ve işkencenin, desise ve cürümün, işgal ve gaspın hangi sayfasını boş bıraktıRabbinin eğitim ve öğretiminden vazgeçen esir yürekler bizzat parçalandı, sonra hak aranmadı

    İnsanı yabana atmaMeydana gelen ve gelecek her vakıayı ayıplayıp kınamaFailleri tespit etmek, garez ve kin ile şiddeti cebredenleri deşifre etmek kimin muradıSeni ve iktidarı ve dolayısıyla devleti arkadan vurmaya çalışan mecrayı hakkıyla ve acilen tanı

    Mustafa CİLASUN

  14. #44
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nerdeyim, meşkûk bir halde, halin hazan perdesindeyim!

    Bir merhaba
    demeyi ne kadar çok isterdim
    Yıllara sâri yutkunduğum kederin elemiyle sabahladığım gecelerin

    Anlamaya muktedir olmak için
    gösterdiğim gayretin, bin hüzünle efkârlı nefesin
    Esaretinde inim inim inletmiştin, ne yapsam ve nereye baksam suçlayandı o melalin

    Gözlerinden
    dökülen yaşların meali miydim
    Sinem için demlediğim kederin gizeminde arandığın dikenli dilin

    Meşkûk bir halde, halin hazan
    perdesinde ve hıçkırığın bizar bırakan o kadrinde
    Ruhumun mahzun serinliğinde, kalbimi titreten ve ürküten o haykırışın nedenlerinde

    Ne yapmıştım
    kalbin ülfetinden arınmıştım
    Suskunluğun rahlesinde sabahlara denk umman sesini aranmıştım

    Firakın abat olduğu, firkatin inşiraha
    mebni gönüllere ilham olduğu aşkı anmıştım
    Sevdanın yalanlarından, nefesin heyecanlı sunumlarından mustarip olarak ağladım

    Ne yapmalıyım
    sualiyle ve edebin kavliyle
    Yıllarca sabrederek, gözlerinin yargılayan halinden kaçarak halime

    Nakşeden ne kadar sancılarım
    zuhur ettiyse, bir hikmeti gerekçesi vardır mıdır diye
    Umut içinde, hali bizar bıraktıran sahnesinde, çilenin ulviyetine amade aşk esiniyle

    Hiç
    yazmamıştım, yalnızlığa bırakmıştım
    Gülerken ağlayan, susarken yüreğin yangınlığında dalan hicrandım

    Halimin avareliğine şahit olan
    kim varsa, hastamı acaba kuşkusuyla bakıyorlardı
    Sense ne derler kaygısıyla ve bilmem ki her nasılsa farklı hülyaların sultasındaydın

    Ne halimin
    derinliğine vakıftın nede ardın
    Hayatın sosyolojik hallerinden bihaber olan bir can olarak hardın

    Kuşku ve korkularınla, önyargılı
    savlarınla hiçbir vakit kalbin sesine kanmadın
    Ne kadar aynı dili konuşuyor olsak ta, duygular farklı lehçelerde olunca hoyrattın

    Nasıl anlardım,
    hiç fırsat vermeyen candın
    Anlatmaya başladığım bir an, hıçkırıkların sergileniyordu an be an

    Bilmem ki hala ne istiyordun,
    esaretin pençesinde inlettiğin yetmiyordu biliyordum
    Çaresiz susmayı edep telakki edip, bir hikmeti var diyerek sabırla anı bekliyordum

    Mustafa CİLASUN



    Kim şerri sıfat bilirse, mana adına kefensizdir!
    Maddiliğe gömülmüş
    Bir insan, öldürücü silah hükmündedir
    Şavaşın en büyüğü içerde yapılması gerekirken, bu dışarıya saldırıyor
    Doğduğu evreni yabancı görüyor, kendinden olmayan herkesi bir rakip ve tehlike görüyor

    Kendi içselliğimizde
    Dengeyi aramak ve bulmak durumundayız
    İnsanın yatay ve dikey tarihlerini bir bütünlük içinde kurmalıyız
    Onu ne sadece manevilik içinde tutmak, ne de maddiliğe gömmek zorundayız

    Klasik felsefede
    İnsanın yatay ve dikey kesiştiği noktaya bir gül oturtulur
    Bu mükemmeliyet noktadıdır, bir zemine basarak zimle ve sabırla yükselmek
    Yeryüzü gerçeğini unutmadan göğe yükselmenin en tabi nişanesi ve irfanniyet olgusudur

    Çağdaş insanın
    Zannedersem en ayırıcı özelliği sahiplenmektir
    Modern insan, maddi imkanlar nispetinde ancak kendini var hisseder
    Sahip olduğun kadar varsın zehabı üzerine güç ve kuvvet adına varlığından vazgeçer

    Peygamber
    Haber getiren demektir
    Haberi getiren ve ona kulak olan, onun hallerine bakar ve gözlemler
    Duyan ve görmeyen şahıs, haberi, hakikati/hayatı yapar ve bu minval üzere gider
    Ananevi eğitim üç aşamalıdır, ilme’l yakin, ayne’l yakin, hakka’l yakindır, el hak bilinmelidir

    İnsan, Rabbinin
    Öğretmenliğinde öğrenciliğini yaşadığında kamil olur
    Kulağa ve gözüne düşeni kalbine indirir, kalbi bir rahme dönüşür ve orada doğum gerçekleşir
    Duyulan, gözlemlenen ve üzerinde düşünülen şey marifetullaha inkılap eder; marifetullahtan muhabbetullah hasıl olur

    Mustafa CİLASUN


  15. #45
    Üye
    Mustafa CİLASUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa CİLASUN
    Üyelik Tarihi
    01.05-2013
    Son Giriş
    05.09-2013
    Saat
    16:17
    Yaşadığı Yer
    Kayseri
    Mesaj
    177
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Hayatın satır aralarında tahayyül ederken!
    Yaratılışımız bir aşk hikayesidir
    Allahtan geldik, O’ndan ayrıldık ve yine O’ na döneceğiz
    Aşk, aslımıza olan özlem ve onunla bütünleşme çabası manasına da gelir
    Bir anlamda kendimize/bütünlüğümüze sevgidir aşk, provan algı, aşkın kaynağını burada görmediği için onu dünyevileştiriyor

    Varlık, varlığa dair fani olan beden
    Aşkın objesi yapılıyor ve doğalolarak cinselliğe indirgeniyor
    Aşkın büyük hakikatlerden biri olduğu nedense hakkıyla idrak edilemiyor
    Allah'ın kainatı yaratmayı arzulaması ve bunu sevmesi, varlığın ilk sebebinin sevgi/ aşk olduğu anlamına geliyor

    Varlığa ait ve birbirinden ayrı cüzler
    Arasında fevkalade kuvvetli birçekim var, kainatta sari bir aşk hali var
    Aşk, bir birinin uzağına düşmüş parçaları bir araya getirir, biz buna vuslat diyoruz
    Aşkın şiddeti, parçaların birbirine olan uzaklığı nispetinde artar, kişinin O ‘ na uzaklığı nispetindedir

    Aşk bahsinde hep şu ayrım yapılır
    İlahi aşk, mecazi aşk, ariflerböyle bir ayrımın olmadığını söylerler
    Hedefi ne ve kim olursa olsun,aşk üzere gerçekleşen şey mahiyet olarak hep aynıdır
    Değişen maşuktur; maşuka yönelmenin mahiyeti değişmez, kimler yıllarca faniyi idealize ederek aşık olur

    Aşk, bir derttir, söyletir
    Şiir edebiyatın bir üst dilidir,edep, bir tür yoğurma ve terbiye tarzıdır
    Edebiyat ise edep ile birlikte anılıyor, dolayısıyla şiirinde edebi muhakkak ki olmalı
    Kavuşma arzusu, aşk olarak belirlendikten sonra, vuslat gerçekleştiğinde arzudan doğan acı/ aşk kalmaz

    Mustafa CİLASUN




Sayfa 3 / 12 İlkİlk 1234567 ... SonSon