Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 39 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Deli ve Huni Avatarı

    Gerçek Adı
    mustafa ün
    Üyelik Tarihi
    10.09-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    502
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    seni de unutmayacağız...
    İşte gidiyorum...
    Karşılıksız bir aşka kurban ettim ömrümü!
    İşte gidiyorum,
    Toprak alsın benim de bu hazin öykümü...
    İşte gidiyorum... gurbet yorgunu gövdemi,
    Çukura kim indirecek?
    İşte gidiyorum,
    Bu menfur cinayeti, şimdi çıkıp kim üstlenecek?
    Çürüdü gözlerim,
    Çürüdü yüreğim, bu yağmurlu şehirde.
    İşte gidiyorum,
    Beni kaldırın, hicranım kalsın teneşirde.
    Size, yüzyallardır sesini kaybetmiş
    Bir türküyü söyleyecektim;
    Ve bir yayla rüzgarı şefkatiyle
    Kirpiğinizin ucundan öpecektim...
    Bir masum türküydü sadece
    Yüz binlerce mağdurun gönlünde;
    Belki söyleriz hep birlikte
    Belki... mahşerin birinci gününde.
    Nasıl sevmiştim hepinizi,
    Nasıl böyle oldu akıbetim?
    Ve nasıl çöle döndü,
    O benim gül-gülistan memleketim?
    İşte gidiyorum,
    Hiçbiriniz, hiçbir dilde beni anlamadınız.
    Ben başımı verdim, sizinse
    İnsafsız bir linç oldu karşılığınız.
    İşte gidiyorum,
    Penceresiz bir dünyanın bilinmez labirentine...
    İşte gidiyorum,
    ''Saçlarındaki yıldızları artık koparabilirsin anne! ''
    Sonunda kaptırdım gönlümü
    Ölüm denen o kaypak türküye.
    Ve işte kurtuldun benden
    Şen olasın ey sevgilim; Türkiye!
    Elbet benim de vardı,
    Kendime ve yurduma dair umutlarım.
    Belki bıraktığım yerden sürdürür;
    Dostlarım, karım ve çocuklarım...
    Çatladı yüreğim, çatladı sazım.
    Demek ki böyleymiş yazım.
    Sizlere armağan olsun
    Sizlerden ödünç aldığım bu yürek sızım.
    Bu nasıl hapis Tanrım
    Sabah-sabah bu ne hikmet, bu ne sis?
    Kalbime son mermiyi sıkmak
    Sana mı düştü, ey güzel Paris?
    İşte gidiyorum,
    Kalmadı söyleyecek son bir sözüm.
    Dediğiniz gibi olsun be!
    Dediğiniz gibi olsun gözüm!
    İşte gidiyorum,
    Tükenmişti inancım, bu nankör hayata dair.
    Belki benim için birkaç mısra döktürür
    Hayaloğlu diye bir şair! ..

  2. #17
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:23
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    61
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Geride Kaldın Sen

    Devrilip gidiyorum işte
    Geride kaldın sen...

    Aşınmış sevdalar gibi
    Yıpranmış postallar gibi
    Lime-lime, yarasız
    Geride kaldın sen...

    Kaprislerinle, nazlarınla
    Bakışlarınla, sözlerinle
    Tutulmayan vaatler gibi
    Harcanmış saatler gibi
    Tek başına, kararsız
    Geride kaldın sen...

    Buraya kadarmış güzelim
    Boynumda bıraktığın diş izi
    Bitmez sandığın aşk denizi
    Buraya kadarmış.

    Vedalaşmak isterdim oysa
    Klasik bir film öyküsü gibi
    Ellerini tutup usulca
    Son bir kez öpmek isterdim
    Kendimi mazur gösterip
    Masum ve mağrur bir duruşla
    Her şeyi kadere yıkmak isterdim.

    Ne gerek var oysa
    Yürümeyen birtakım şeylerin
    Nedenlerini tartışmaktansa
    Asla yürümeyeceğini anlayıp
    Bunu hiç konuşmamak
    Daha bir yiğitçe değil mi?

    Süzülüp gidiyorum işte
    Bela olmadan
    Yoluna çıkmadan
    Hesap filan sormadan
    İncitmeden, acıtmadan...

    Bir bileti yırtar gibi
    Bir kabuğu atar gibi
    Sıyrılıp gidiyorum işte
    Geride kaldın sen...

    Bir tren penceresinden
    Akıp giden bozkırın
    Ortasında bir kuru ağaç gibi
    Geride kaldın sen...

    Yusuf Hayaloğlu

  3. #18
    Üye
    empaty Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.03-2009
    Son Giriş
    10.08-2009
    Saat
    21:14
    Yaşadığı Yer
    mersin
    Mesaj
    59
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Işıklar içinde yat...
    Ahmet e selamlar...

  4. #19
    Yasaklı Üye
    kayaozesen Avatarı

    Gerçek Adı
    DADASH
    Üyelik Tarihi
    19.04-2009
    Son Giriş
    11.09-2015
    Saat
    12:37
    Yaşadığı Yer
    erzurum
    Mesaj
    1.447
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dün sahilde karşılaştık.
    Bir an gözüm ısırdı,
    Sonra birden tanıdım.
    Düşmemek için zor tuttum kendimi
    Bacaklarım titredi,
    Bir ağaca yaslandım.

    Yırtılan bir mektup gibi,
    Sisli hatıraların gerisinden bakıyordu.
    Eski bir sevdanın
    Durulmamış nehirleri,
    Çırpınarak yüreğime akıyordu.

    Hatırladığım,
    Bir sonbahar günüydü,
    Karşımızdaki yeni eve taşındılar.
    Bütün gün bakışıp duruyorduk.
    Gözleri...
    Gözleri sanki birer kurşundular!..

    O zamanlar ben,
    Zıpkın gibi bir çocuktum,
    Liseye yeni başlamıştım.
    Onun, saçlarını geriye savurup
    Çapkınca gülümsemesinden hoşlanmıştım.

    Ne zaman cama çıksam, karşı balkonda
    Itırlı bir çiçek gibi tütüyordu
    Ne zaman buluşalım, desem,
    Olmaz, diyordu.
    Mektuplaşmak ona yetiyordu.

    Bir Temmuz akşamıydı,
    Unutmam...
    Yazlık sinema daha yeni dağılmıştı,
    Bahçe kapısında sıkıştırıp öpmüştüm,
    İçeri kaçıp saatlerce ağlamıştı.

    Sonraları çok konuştuk, gezdik.
    Bazen ağlaşıp bazen de gülüştük.
    Çılgın gibiydik,
    her firsatta buluştuk.
    Uluorta öpüştük, herkesin diline düştük.

    Ailesi baş edemedi,
    Mersin’deki halasına gönderdi.
    Hiç arayıp sormadım.
    Ben o sıralar eylemci oldum;
    Mahalleden ayrılıp
    Yıllarca eve de uğramadım.

    Dünyam değişmişti artık...
    Memleketin gidişatını
    Hiç mi hiç beğenmiyordum.
    Forumlara, yürüyüşlere katılıyor,
    Durmadan şiir okuyup,
    Ajitasyon çekiyordum.

    Ah o gençlik rüzgarı, ah...
    Ezilen insanları, tek başıma
    Kurtaracağımı sandım...
    Anarşik bir eylem sırasında,
    Seken kurşunlarla
    Bacağımdan yaralandım.

    Ameliyatın ardından
    Yıllarca yattım içerde...
    Dosyam bir hayli kabarmıştı.
    Beni, o nemli koğuşlarda,
    Vefakar anamdan başka
    Hiç kimse aramamıştı...

    İçerden çıkınca, onu sordum,
    Bir astsubayla evlenip buradan gitmişti.
    Oysa, kibrit ağusuyla
    Koluma dağladığım ismi,
    Hala silinmemişti...

    Hayat devam ediyordu...
    İçkiye vurmuştum,
    Unutmayı deniyordum.
    Pencerenin önünde,
    Kuruyan bir çiçek gibi
    Günden güne tükeniyordum...

    Anam çökmüştü artık,
    Ölmeden mürüvvet istiyordu
    Bazen oturup dertleşirdik.
    Kimsesiz bir kadın varmış, körmüş,
    Olur, demiş.
    Ben de fazla uzatmadım, evlendik.

    Geçmişe ait ne varsa,
    Mektuptu, resimdi;
    Bir-bir ayırıp yaktım ateşte.
    Nasıl gittiğini sorarsanız,
    Ne bileyim,
    Kör-topal gidiyor işte...

    Ne var ki, o hırçın saçları
    Hep yüzüme savruluyor,
    Balkona her baktığımda.
    Pişmanlık, bir eski yara gibi
    Hala kımıldayıp duruyor
    Onu hatırladığımda.

    Biliyorum, onunla olsaydım
    Böyle kavga edip durmazdım yüreğimle.
    Biliyorum, bu sevdayı ben yıktım,
    Ben öldürdüm
    Bu hoyrat ellerimle!..

    Dün, sahilde karşılaştık.
    Bir an boş bulundum,
    Sendeler gibi oldum.
    Öyle bir baktı ki,
    Ben o gözlerde
    Bir ömrün bütün acılarını buldum...

    Bir şeyler söylemek ister gibiydi.
    Başını eğip gitti, çocuklarının yanına
    Nedendir bilmiyorum, fakat
    Girmek istemedi sanki,
    Kocasının koluna...

    Ardından koşup durduramadım,
    Ona soramadım.
    Öylece donakaldım...
    Çünkü o anarşik eylemden beri
    Ben artık
    Değnekli bir topaldım!..



    arkdaşlar bu şiirde kendimi buluyorum birebir sanki benim için yazılmış bende kurşunlandım benimde sevdiğim 6 ylımı verdiğim şahıs mersindeki halasına gitti orada evlendi ... ama ben hala bekarım

  5. #20
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öyle çok şey var ki, şimdi burda anlatmak istemiyorum.
    Sende ince sorularınla beni incitmesen iyi olur;

    Yağmurlu ve upuzun bir yolu düşe kalka yürümeye çalıştım.
    Ve inanılamayacak kadar duygusal bir geçmişimiz oldu seninle.
    Üstelik biz bunu bir ömür boyu sürüp gider sanmıştık.
    Beni tutma öyle sahnelere gelemem, beni tutma çok kötü yanılırsın.
    Yıllardır öyle biriktim, öyle gerildim ki,topyekün boşalır toz olur dağılırsın.

    Sen benim en ince dilimde türkümü çaldın
    Sen benim en ücra duygularımı talan ederek beslendin
    Her şeyin merkezi sendin ve her şey senin etrafında dönerdi.
    Bar köşelerinde tükenip kaldırımlarda ararken kendimi, Gelip sana sığınırdım.,umutlarım bir kez daha sönerdi.

    Beni tutma şantajlara boyun eğmem.
    Beni tutma hırsımdan çatlarım.
    Yıllardır öyle sabrettim öyle doldum ki,
    Şimdi yanardağlar gibi birden patlarım.

    Bir yavru serçe hayata bağlanır gibi ağzım açık bağlandım sana,
    Bir topal karınca yuvasına yaklaşır gibi, titredim ve heyecanlandım,
    Bu akşam çekip gitme adına bütün ömrümü ve seni sildim.
    Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda zavallı bir figürandın sadece, anlatamam
    Kumlara yazılmış sözcükler kadar kısacıktı ümidim.
    Ve anladım ki bir takım şeyleri ben ilk dalgada yitirmişim.

    Beni tutma ben senin dizlerine çökemem
    Beni tutma ellerinde kalırım, kırılırım

    Yıllardır öyle daraldım öyle bunaldım ki;
    Şimdi bir saniye bile oyalarsan çıldırırım.
    SEN, kalbimi emanet edecek kadar güvendiğim, dost bildiğim.
    SEN, bir lokmayı bile hazmedemeyip birlikte yediğim.
    Yatalak olsan altına yapsan bile iğrenmeden, alırdım dediğim
    Bu nasıl insanlıkmış, bu nasıl arkadaşlıkmış, bu nasıl vefaymış
    Bu nasıl acıymış ulan bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa


    Beni tutma gazabım yakar ellerini, beni tutma hurdahaş olursun.
    Yıllardır öyle kırıldım, öyle küstüm ki,bir ah ederim kaskatı kesilir taş olursun.



    Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyaya,ama sen körsün ısrarla görmüyorsun
    Ben şimdi beynine sokuyorum hayatı, bir türlü algılamak istemiyorsun.
    Hala o aptal köşende oturup, beni öngörülerinle yargılamak ne kolaymış.
    Peki! gördüklerimi gördün, yaşadıklarımı yaşadın mı SEN!
    Peki devrik heykellerin önünde düşsüz yanılgıları o yüce gururlarıyla,
    Yoksul fakat dürüst bir mızrak gibi dimdik duranların acısını yaşadın mı SEN!
    Beni tutma gömleğim kan içinde, beni tutma darmadağın olursun
    Yıllardır öyle çok yedim öyle çok doydum ki
    Şimdi bir tükürürüm kaskatı olur rezil olursun

    Ey kir içinde yüzenler, herkesin atına binenler
    Ey sürünenler, ey bölenler, bölünenler,
    Herkesi birbirine düşürüp, sinsice sevinenler
    Ey gençliğimi harcayanlar, ey kağıttan kaplanlar, zavallı sıçanlar.
    Ey ciğeri beş para etmezler, ey sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar
    Ey darbe kaçkınları, orta yolcular, dönekler, sümüklü böcekler
    Ey ispiyoncular, bozguncular, medya çömezleri yüzü yırtılmış köçekler, ibneler

    Beni tutmayın ulan burama geldi dayandı.
    Beni tutmayın bozarım bu kirli numaranızı
    Yıllardır öyle çok sömürdünüz, öyle çok kan kusturdunuz ki
    Ulan bir şarjöre diz çöktürürüm ALAYINIZI! .......

    Yusuf Hayaloğlu

  6. #21
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kapıcı kardeş,
    sana zahmet bütün gazeteleri bul bana
    yok siyaset filan umurumda değil
    gidişata zaten karnım tok
    oysa her gece bıçaklıyor beni bu anılar
    hiçbir gazetede tek satır bahseden yok

    ressam kardeş,
    ölümün rengini boyadın mı hiç
    kara topraktan kara mıdır
    ak kefenden ak mı
    kapıyı çalacakmış kadar yakın
    piyangodan çıkacakmış kadar uzak mı

    şair kardeş,
    fazla bir imgen var mı ödünç verecek
    duyunca dil kurusun dudak çatlasın
    bu benim hicranımı bine katlasın
    öyle bir etki yaratsın ki o zalimde
    havai fişekler gibi tepesinde patlasın

    kemancı kardeş,
    sen dur kardeş
    hasretin makamında gezin biraz
    muhayyer ile kürdilinin kıyısında
    hicazın orda bir yerdedir
    çıldırıncaya kadar çal
    teller kopuncaya kadar çal
    hiç susma
    cancağızın çok derin kederdedir

    barmen kardeş,
    her şeyi unutturacak bir zıkkımın varmı
    şöyle manda deviren cinsinden
    daha da beterinden köpek öldüreninden
    sevdiğim herkes binip gitti meçhul gemiye
    bense hep korktum son anda atladım gemiden

    tetikçi kardeş,
    kalbi tam ortasından vuracağına emin misin
    kim için çırpındığına bakmadan
    içindeki cevahiri hiç ipine takmadan
    gez göz arpacığın ince hesabıyla
    abanarak tetiğe kirpiğini bile oynatmadan

    mezarcı kardeş,
    bir çukur da bana kaz elin değmişken
    hiçine harcadım güzelim yılları hiçine
    hiçine harcadım ben bu sevdaları hiçine
    belki bu akşam gelip uzanabilirim içine

    Dailymotion - Yusuf Hayaloğlu - Mezarcı Kardeş - Sanat Kanalı

  7. #22
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba Nalan

    Merhaba nalân... bu sen misin,
    Yoksa sen mi sandim;
    Biri çimdiklesin beni...
    Şöyle isiga gel de göreyim,
    Beni dümdüz eden,
    O yalandan da yalan gözlerini...

    Merhaba nalân...
    Amortiden mi çiktin güzelim?
    Bak yine sapsal ettin bizi...
    Oysa ne güzel unutmustuk
    Ve ne güzel sona ermisti,
    O gerzek pembe dizi! ..
    Hani, son bölümde sen yamuk yapip
    Fabrikatör nubar bey'in
    Tarabya kösküne gitmistin...
    Hani, arkadasim halit akçatepe'nin yaninda
    Beni acayip refüze etmistin...
    Ve iste o an gözümde,
    Eskicinin bile almadigi
    Bir eski esya gibi, bitmistin! ..
    Merhaba nâlan..
    Pismanliklar denizinin biletsiz yolcusu...
    Merhaba, artist olma hayallerinin
    İkinci sinif karakter oyuncusu! ..

    Vay anasini sayin seyirciler,
    Vay anasini be... vay anasini! ..
    Bak, simdi aglarim ha,
    Tez kapatsin biri,
    Gözlerimin bozuk vanasini! ..
    Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
    Beraber islanmistik biz, nice yagmurda.
    Ve o gün, nubar bey'in çarpip kaçtigi
    Bir hayvancagizdi inleyen,
    Yol kenari çamurunda.

    Ve hep kendine ayirdigin
    O bencil yüregin,
    Bir de o gariban köpege sizlamisti.
    Ve ben, ilk defa seni böyle bilmistim,
    Ve damarlarim ilk defa böyle cizlamisti! ..

    Merhaba nâlan... merhaba!
    Yoksul mahallemizin en havali kizi.
    Merhaba, yanlis aglara takilmis
    Muhtesem deniz yildizi! ..
    Ben sana bakinca, dolardim bulut gibi
    Dolardim da bir türlü yagamazdim...
    Sen bana bakinca,
    Bir aglamak dügümlenir bogazimda,
    Gurur yapar, aglamazdim...

    Ne düskündüm sana be!
    Hani hayvanlar yavrusunu yalarmis,
    Aynen öyle...
    Ne tutkuydu bizimkisi be!
    Hani ferhat daglari nasil delermis,
    Aynen öyle...
    Ve o nasil gidisti be!
    Hani bir tren gelir de üzerinden geçermis,
    Aynen öyle...
    Of nâlan of! ..
    Sen benim neler çektigimi bilsen,
    Bunu bilmekten ölürdün...
    Su kadarini söyleyeyim:
    Hani tas olsan,
    Yani tas olsan;
    Ortadan ikiye bölünürdün...

    Gitme nâlan, dur!
    Tekrar gitme ne olur! ..
    Aldiris etme saçma sapan sözlerime.
    Yoo... hayir, aglamiyorum,
    Galiba cigaranin dumani kaçti gözlerime.

    Belki de sen hakliydin,
    Bu mahallede ne bahtin açilir,
    Ne de boyun uzardi.
    Üstelik annen ölmüstü
    Ve sokaginiz,
    Acini kaldiramayacak kadar dardi...

    Terso gidiyordu hersey...
    Milllet isi-gücü birakmis,
    Aklini bize takiyordu.
    Altimizda çul yoktu,
    Üstümüzde dam akiyordu.
    Arap kizi camdan bakiyordu...

    Sen gittikten sonra ben,
    Hiç sorma...
    El attigim her isi, çok geçmedi batirdim.
    Çünkü seni unutmanin tek yoluydu;
    Bütün kazancimi saraba yatirdim.

    Ama gelinligin duruyor.
    Baba yadigari cumbali evi de satmadim.
    Yalanim varsa kalkmayayim suradan:
    Ben seni bir tek gün,
    Bir tek gün bile unutmadim! ..

    Merhaba nâlan,
    Merhaba üzgün melek.
    Merhaba kadersizim, talihsizim.
    Merhaba titreyen elim, sanciyan belim,
    Agriyan dizim, vazgeçilmezim! ..

    Ama necdet tosun öldü nâlan,
    Artik yemekleri sen,
    Salatayi da ben yapacagim.
    Sami hazinses kadar olmasa da
    Bahçeyi sevdigin çiçeklerle donatacagim.

    Kemal sunal da öldü nâlan,
    İyi kalpli amcalari birer-birer ugurladik.
    Ve dünya kirlendi,
    Filmler bozuldu
    O masum sevdalar yasanmiyor artik...

    Sen varsin, ben varim.
    Bir de, acimasiz bir dünya var disarida...
    Esas film simdi basliyor,
    Ve bütün koltuklar bombos bu sinemada! ..

    Merhaba nâlan, merhaba! ..
    Sen ortada siçan, ben saskin körebe...
    Ulan seviyorum seni be! ..
    Ulan, nereden inceldiyse,
    Oradan kopsun be!..


    Yusuf Hayaloğlu

    [ame]http://www.izlesene.com/video/muzik-merhaba-nalan/611994[/ame]

  8. #23
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    -kod adi: bahtiyar-

    geçiyor önümden, sirenler içinde,
    ah eller üstünde,
    çiçekler içinde.
    tabutunda mor dağların büyüsü,
    dudağında yarım bir sevdanın hüznü;
    aslan gibi göğsü, türküler içinde.

    rastlardım avluda, hep volta atarken,
    cıgara içerken
    yahut coplanırken.
    sırtını duvara verip öyle tünerdi.
    kimseyle konuşmaz, dal gibi titrerdi;
    çocukça sevdiği çiçeğini sularken.

    diyarbakır'lıymış, kod adı: bahtiyar.
    suçu saz çalmakmış, öğrendiğim kadar.

    beni tez saldılar, o kaldı içerde.
    çok sonra duydum ki
    yozgat'ta sürgünde.
    ne yapsa, ne etse, üstüne gitmişler;
    mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
    iki dişi de kırıkmış öldüğünde.

    gazetede çıktı, üç satır yazıyla;
    uzamış sakalı,
    ve çatlamış sazıyla.
    birileri ona "ölmedin" diyordu,
    ölüm ilanında kan gülüyordu,
    yüz-yüzeydim, bir devrim enkazıyla.

    geçiyor önümden, gül yüzlü bahtiyar.
    yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.

    Yusuf Hayaloğlu



    Dailymotion - ahmet kaya bahtiyar - Müzik Kanalı

  9. #24
    Üye
    UYGAR Avatarı

    Üyelik Tarihi
    22.01-2007
    Son Giriş
    30.07-2017
    Saat
    19:26
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    894
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yaşamak Güzeldir Anne
    Anne ben senin oğlunum
    Kanayan bir yurdum var
    Anne ben senin oğlunum
    Sönmeyen bir umudum var

    Ellerimi tutma ne olur

    Beni ağlatma ne olur
    Anne ben senin oğlunum
    Bu kavgaya inancım var

    Yasamak güzeldir anne
    Yasamak senin için
    Yasamak güzeldir anne
    Yasamak yarınlar için

    Ölmek yaşamaktır yine
    Halkının yüreğinde
    Ölmekte güzeldir anne
    Ölmek özgürlük için

    Anne seni seviyorum
    Sana ihtiyacım var
    Anne seni seviyorum
    Ciğer delen bir acım var

    Yusuf Hayaloğlu

  10. #25
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nerden Bileceksiniz

    Üstüm başım toz içinde
    Önüm arkam pus içinde
    Sakallarım pas içinde
    Siz benim nasıl yandığımı
    Nerden bileceksiniz

    Bir fidandım devrildim
    Fırtınaydım duruldum
    Yoruldum çok yoruldum
    Siz benim neler çektiğimi
    Nerden bileceksiniz

    Taş duvarlar yıkıp geldim
    Demirleri söküp geldim
    Hayatımı yıkıp geldim
    Siz benim neden kaçtığımı
    Nerden bileceksiniz

    Gökte yıldız söner şimdi
    Annem beni arar şimdi
    Sevdiğim var kanar şimdi
    Siz benim niye içtiğimi
    Nerden bileceksiniz

    Bir pınardım kan oldum
    Yol kenarı han oldum
    Yanıldım ah ziyan oldum
    Siz benim neden sustuğumu
    Nerden bileceksiniz

    Ben ardımda yaş bıraktım
    Ağlayan bir eş bıraktım
    Sol yanımı boş bıraktım hey
    Siz benim kime küstüğümü
    Nerden bileceksiniz

    Yusuf Hayaloğlu


    Kivircik ALI - Yusuf Hayaloglu (Nerden Bileceksiniz) - Video

  11. #26
    Üye
    hayrettin Avatarı

    Gerçek Adı
    hayrettin
    Üyelik Tarihi
    11.10-2009
    Son Giriş
    30.06-2012
    Saat
    18:25
    Yaşadığı Yer
    manisa
    Mesaj
    1.385
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ticet helal olsun

  12. #27
    Üye
    ticet77 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.11-2009
    Son Giriş
    10.11-2015
    Saat
    14:29
    Mesaj
    3.984
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sen mapusta solan gülsün her yanın duvar
    Sen ağlama kan olur bana o yaşlar
    Sen hayatın küskünüsün acının suskunu

    Sen yayalada bir baharsın, tarlada rüzgar
    İçimde sana dair bembeyaz bir sevda var

    Sen torosta yağan karsın tarlada rüzgar
    Sakın esme toz olur kapanır yollar
    Sen eylemin yangınısın hayatın cılgını
    Tenimde sana dair ürpertiler var

    Sen munzurda akan çaysın yaylada bahar
    Sen gülünce gül açar yine o dağlar
    Sen sevincin dudağısın sevdanın sapağı
    Sazımda sana dair esintiler var

    Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

    Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
    Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


    Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
    Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
    Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
    Hangi cama kafa atsam?
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
    Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
    Hiç sanmam! ...
    Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
    Olur mu be! . olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi?
    Buruşturup bir kenara atılır mı?
    VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
    Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze eze! .....
    Hangi anası tipli parlak çömeze,
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
    Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    Ve! .. Hangi su bağışlatır?
    Hangi musalla temizler seni?

    Bu Nasıl Ayrılık?...

  13. #28
    Üye
    sessizfırtına Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.09-2009
    Son Giriş
    07.06-2010
    Saat
    13:52
    Yaşadığı Yer
    kocaeli
    Mesaj
    2.198
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mükemmel bir şair ve yorumcu idi.

  14. #29
    Üye
    ticet77 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.11-2009
    Son Giriş
    10.11-2015
    Saat
    14:29
    Mesaj
    3.984
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    mekanı cennet olsun evet haklısın

  15. #30
    Üye
    hayrettin Avatarı

    Gerçek Adı
    hayrettin
    Üyelik Tarihi
    11.10-2009
    Son Giriş
    30.06-2012
    Saat
    18:25
    Yaşadığı Yer
    manisa
    Mesaj
    1.385
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    nooldu öldümü




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon