Toplam 14 mesajın 1-14 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    GuLeNKIZ Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.09-2004
    Son Giriş
    17.03-2013
    Saat
    17:13
    Yaşadığı Yer
    uzaklar
    Mesaj
    703
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE!

    Senden başka yar bilmem
    Ömür boyu gözüme
    Bak de yeter
    Bakarım
    Başım gözüm üstüne

    İster aşk denizine
    İster hicran gölüne
    Ak de yeter,
    Akarım
    Başım gözüm üstüne!

    Yılda bir olsa bile
    Seviyorum de hele
    Senden gelmişse eğer
    Sefadır bana çile
    Yalnız kalbimi değil
    Koca Dünya’yı bile
    Yak de yeter,
    Yakarım
    Başım gözüm üstüne!
    Başım gözüm üstüne!

    Yeter ki sen bekle de
    Hiç kalır sabır taşı
    Küçük bir umut bile olur
    Gönül yoldaşı
    Razıyım ömür boyu
    Gece, gündüz gözyaşı
    Dök de yeter,
    Dökerim
    Başım gözüm üstüne!

    Seni bu kadar sevmek
    Yalnız benim günahım
    Hiç şikayet ettim mi?
    Hiç şikayet ettim mi?
    Bir gün çıktı mı ahı?

    Bir elimde yüreğim
    Bir elimde silahım
    Sık de yeter,
    Sıkarım
    Başım gözüm üstüne!

    Biliyorum, biliyorum
    Bu aşkın yalnız sensin galibi
    Her derdine razıyım
    Çıkmasın tek talibin
    Varsın yağmur yağmasın
    Sen iste şimşek gibi
    Çak de yeter,
    Çakarım
    Başım gözüm üstüne!

    Tek söz etmem
    Bu sevda vursa beni her yandan
    Tanrım beni korusun
    Benden bıktığın anda
    Ne kadar sevsem bile
    Bir gün olur
    Dünyamdan
    Çık de yeter,
    Çıkarım
    Başım gözüm üstüne!

    Biliyorum bu sevgili
    Gönlümde yerin gurbet
    İster sılaya çağır
    İster her gün sürgün et
    Sen mutlu ol bir tanem
    Ben ömür boyu hasret
    Çek de yeter,
    Çekerim
    Başım gözüm üstüne!

    Seni bu kadar sevmek
    Yalnız benim günahım
    Hiç şikayet ettim mi?
    Hiç şikayet ettim mi?
    Bir gün çıktı mı ahı?

    Bir elimde yüreğim,
    Bir elimde silahım,
    Sık de yeter,
    Sıkarım!
    Başım gözüm üstüne!
    Başım gözüm üstüne!

    BEDİRHAN GÖKÇE


    NE ÇIKAR

    Tut ki gecenin
    Alacakaranlığında düşlemişim seni.
    Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
    Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
    Geceleri kefen biçsen.
    Bir anlık hırsla,
    Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar...

    Tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
    Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
    Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
    Varsın eller de unuttu desin.
    Ben seviyorum ya seni,
    Sen sevmesen, ne çıkar...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    OYUN

    Bildik bir oyundu bu oynadığımız,
    Bir daha da oynamak istemiyorum.
    Kazanan ben olsam da her oyun sonu,
    Bin kez ebe sen olsan istemiyorum...

    Bir yanı yitik hep her yanımızın,
    Gözlerimiz bile bak, yalan söylüyor.
    Rengi aynı olsa da her damlamızın
    Kanımda tek kırmızı istemiyorum...

    Miskette senin olsun, toplarda, ip de
    Hem bizim mahalleli değilsin artık.
    Oyuncaklar da sende, git oyna işte,
    Ben seninle oynamak istemiyorum...

    Oyundaki kuralı bilmiyormuşum.
    İlk defa oynamıştım, nerden bileyim?
    Bir daha deneyecek güçüm yok artık,
    Çek git artık buradan istemiyorum...

    Bir gün bizde büyürüz, süt içmeyiz ki
    Bir kere ağzı yanan yoğurdu netsin?
    Sapan taşları bir bir gönlümü deldi,
    Hayata küsmüşüm ben oyunu batsın.

    Artık ben oyunları hiç sevmiyorum,
    Kimseyle de oynamak istemiyorum...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    DİLİN YALAN SÖYLÜYOR

    Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
    Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

    Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
    Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

    Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
    Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

    Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
    Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

    Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
    Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

    Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
    Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

    Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
    Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

    Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
    Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

    Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
    Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

    Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
    Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    ESKİ BİR SANCI

    Eski bir sevdayı anlatır,
    Çalan her şarkı.
    Her nağmede gizlidir,
    Eski bir sancı.
    Bazen hüzzamdır sessiz,
    Hüzünlüdür eskiden.
    Bazen sabadır sensiz,
    Mistik ve de derinden.

    Sen ki hasret yüklü gemide,
    Yanımdayken özlemim.
    Sen ki özlem yüklü sevdada,
    Yurt yurt gezindiğimsin.
    Ne sen bil bunu,
    Nede ben söyleyeyim.
    Aşık maşuktan ayrı,
    Acı çeker bilirim...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    GAMZELERİM

    Ben hüzünlerle sevdim şiirleri
    Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi
    Küçükken gamzelerim vardı benim
    Büyüdükçe hüzne sattım hepsini...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    GİT

    Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
    Bakışların gönlümü caydırmadan git.
    Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
    Duruşların gönlümü yandırmadan git.

    Bütün resimlerini sök at duvardan,
    Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
    Kitabın arasında şöyle canından,
    Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

    Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
    Öyle içten acıklı, öylesi nalan.
    Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
    Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

    Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
    Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
    Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa,
    Güzel hatıraları zehretmeden git.

    Hani mevsimlerden, hep biri bahardı,
    Hani gökten her cemre bize yağardı,
    Hani kış ortasında mevsim bahardı,
    Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git.
    Allah aşkına bırak, öldürmeden git...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    RAHMET

    Gökte rahmet olsan, umrum değilsin
    Senin yağmurunla ıslanmıyor bedenim
    Kızgınlığım sana değil, kendime benim
    Senin mevsiminde açmıyor çiçeklerim...

    BEDİRHAN GÖKÇE


    YARIM ŞİİR

    Sana yazdığım şiir yarım kalacak
    Boynu bükük kalacak tüm sözcüklerim.
    Sana olan sevgimi kalem duyacak,
    Kağıt da bilmeyecek canım sevdiğim.

    BEDİRHAN GÖKÇE


    UCUZ İNSANLAR

    İnsanlar da parsellenmiş arsalar gibi
    Duygular bölük bölük, his parça parça.
    Bakışları andırır gerçek dost gibi
    Yürekler sönük sönük, sis dalga dalga.

    Şerefin böylesi ucuz gittiği,
    Yüreğin böylesine teslim dediği.
    Kulun kula acz ile ram ettiğini
    Ne yazık ki burada sizinle gördüm.

    Eskiden şeref için ölenler vardı,
    Gurur onur şahsiyetin anlamı vardı.
    Gerçekleri haykırmak yiğit şanıydı,
    Bugün eskiden demek ne kadar acı.

    Birleşmiş üçü beşi birlik olmuşlar,
    Sükut ikrardan diye suskun kalmışlar.
    Cemaziyelevvel malum ya bize
    Ucuz ihanete ortak olmuşlar.

    Benim adım Bedirhan bilenler bilir,
    Benim özüm de bir sözlerim de bir.
    Yalan söylüyorsam söyleyin bir bir,
    Doğru diyorsanız söyleyin hep bir.

    İsim isim yazmak bana yakışmaz,
    Teşhir etmem ise yakışık almaz.
    Dost oldum herdem dost bulamadım,
    Ulan çek git derim size yakışmaz

    BEDİRHAN GÖKÇE


    EYLÜL

    Memleket havalarından bir haber ver,
    Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa?
    Kemah’ın kapalı dar yollarında
    Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına?

    Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf
    Geri döndü mü yurduna?
    Ya Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa?
    Onlarda döndü mü yurduna? ...

    Hani sen;
    Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.
    Ne oldu ona?
    Bıçak kesmez oldu ağzını...
    Susar oldun, yazmaz oldun daha...
    Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.
    Hani, taşırdı be usta!

    Bak yine bir Eylül havası var Sadri,
    İkibin’e doğru 97 Mart’ında.
    O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında
    İlkbaharda sonbahar, bu nedir usta?

    Maltepe cigarasının adı mı var bugün?
    Üç bardak çayın hatırımı kaldı?
    Tornacının yanında çıraktı dayın,
    O günlerden yüzünde eser mi kaldı?
    Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım.
    Munzur’dan İstanbul’a
    Fırat’ın suyundan bulgur aşına
    Serin göze başından Eylül ayına.
    Üç gurbet türküsü tutturalım
    Dostluk adına...

    Bilirsin sende de bende de
    Eylül’ün acı bir tadı vardı.
    Şiire Eylül dediysek
    Elbet;
    Bir maksadı vardı.
    Elbet

    BEDİRHAN GÖKÇE

  2. #2
    Üye
    zeugma Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    16:57
    Yaşadığı Yer
    gaziantep
    Mesaj
    79
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayılıyorum ben bu adamın şiirlerine sol yanım acıyor anne bugün yine dinledim tvden çok güzel şiirleri var paylaşım için tşk.

  3. #3
    Üye
    Engellektuel Avatarı

    Gerçek Adı
    Aykan
    Üyelik Tarihi
    08.11-2004
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    16:04
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    970
    Alınan Beğeniler
    23
    Verilen Beğeniler
    21
    Blog Mesajları
    21

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KAPICININ OĞLU

    Ben güzel laflar edemem,
    Süslü kelimeleriyse hiç beceremem.
    Ne hayat bilgisinden gayrı kitap okudum.
    Ne de okul gördüm, ilkokuldan gayri.
    Islak görünümlü, kazık gibi saçlarıma dokunduğunda ;
    Bu nasıl briyantin demiştin.
    Ben limon kullanırım diyememiştim.
    Sadece, beğendin mi demiştim.
    Hamburger yerken ketçapa, salça dermiş,
    Becerememiş köftesini yere düşürmüştüm.
    Hele bir gece yanık yanık efkarlı bir türkü okurken,
    Dire Straits'i hiç dinledin mi dediğin de;
    O şarkıyı çok severim demiştim.
    Sen anlam veremediğim bir şekilde kahkahayla gülmüş,
    Bense bir halt ettiğimi anlamış ve susmuştum...
    Nereden bilebilirdim,
    Dre Straits'in bir şarkı değil de, grup olduğunu...
    Ama sen hep anlayışlıydın, hep olgundun, hep farklı.
    Ben ise her zaman pot kırmaya hazır.
    Her kelimesi facia bir şöfor parçası.
    Sen hep hatalarıma gülüp geçen, benim moral kaynağım.
    Hayatta beni anlayan tek insandın.
    İlkokul mezunu olmamı yüzüme vurmamış,
    Ortaokulu dışardan bitirdiğimden nasıl gururlanmış, bana çay ısmarlamıştın...
    Çünkü, ben çayı, sen kolayı severdin.
    Sen kola kadar serinleten,
    Bense çay kadar yakan.
    Benzetme sanatının mübalağasız örnekleriydik.
    Her sabah bugün olmayacaksın korkusuyla uyanmış,
    Her gece aynı korkuyla yatmıştım...
    Hele arkadaşların ve arkadaş sohbetlerin,
    Her birinin delip geçen, küçük düşüren sözleri,
    Ve senin sürekli savunmaların.
    Israrla duymak istemediğim ama her seferinde yüzüme bir yumruk gibi inen,
    Kızım bırak bu herifi sözleri.
    Ama sen bırakmadın, ama sen hep tuttun.
    Sen tuttukça, ben de hep kendime kahrettim...
    İçime kustum...
    O kara kızın vizen nasıldı sözüne hemen atlamış.
    Yurtdışına mı gidiyorsun diye şaşkın şaşkın bakarken,
    Yine herkesin gülüşüyle, yerin dibine batmıştım.
    Nerden bileydim, vizenin yazılı sınav olduğunu, kahretsin !
    Benin en iyi yaptığım şey araba kullanmaktı.
    Hayalimse ; hep bir arabaya sahip olmak,
    Bir minibüs alıp, bir okulun servis şöförlüğünü yapacak,
    Kendi arabamla, kendi paramı kazanıp,
    Bak okumuşlar bu kadar paramı kazanıyor diyebilmekti.
    Ama o da olmadı.
    Hep başkalarının arabalarında çalıştım.
    Gündüz servis attım, gece Ankara sokaklarında...
    Yine başkalarının taksilerinde...
    Yanık türküler dinleyip, şoförlük yaptım.
    Ankara'nın karanlık sokaklarını,
    Barları, pavyonları, sarhoşları topladım.
    Kimse senin kadar anlayışlı değildi.
    Ne baban, ne annen, ne de kardeşlerin.
    Belki de haklıydılar.
    Sen üniversite mezunu, rahatlıklar içinde.
    Ben ise, ortaokulu dışardan bitirme.
    Sorunlarla iç içe...
    Aslında, bende nice umutları olan, nice hayallere gebe,
    Kendi çapında bitirim bir şofördüm.
    Evet, şo-för...
    İngilizce'sini de öğrendim, Driver-Sürücü.
    Taksi zaten ingilizcede de taksiymiş, dün otelci kadın söyledi.
    Bak yine abuk-sabuk konuşmaya başladım.
    Ama dedim ya ben de hayalleri olan,
    Belki Çiçek Abbas'ı on kere izleyen,
    Kendi çapında bir İlyas Salman'ım, kim bilir?
    Hadi yeniden diyebilmek ne kadar zor bugün.
    Hadi baştan yani...
    Göz bebeklerimizin her biri farklı yöne terlerken,
    Bir daha diyebilmek ne kadar zor gülüm...
    Biliyor musun? Saçlarım dökülmeye başladı.
    Limondan mı ne ...
    Hamburgercilerin ise hepsinden nefret eder oldum.
    Makarnayı bile salçasız yiyorum. Ketçapsız yani...
    Ne süslü kelimelerle güzel laflar edebildim sana.
    Ne de şiir yazabildim...
    Ha unutmadan ;
    Bir şiir yazmıştım ya sana ;
    Orhan Gencebay'ındı. Sen nasıl olsa dinlemezdin,
    Bilmezdin o tür şarkıları...
    "Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni"
    Ama sen yine de, anılarında da olsa, hatıralarımla sev beni.
    Bana bir kravat almıştın ya, biz sözlenince takarsın diye,
    Dün kapıcının oğlu evlendi, son hatıranda onunla gitti...
    Dün kapıcının oğlu evlendi, yüreğimde onunla gitti...
    Dün kapıcının oğlu evlendi, şoför bendim.
    Dün kapıcının oğlu beni benden etti, gitti...
    Gitti...
    Gitti...

    BEDİRHAN GÖKÇE

  4. #4
    Üye
    canabbio Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.05-2007
    Son Giriş
    17.04-2008
    Saat
    20:53
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    11
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE ÜSTÜNE ŞİİRİNİ BEDİRHAN GÖKÇE YORUMLAMIŞTIR ŞİİRİN SAHİBİ ŞEVKİ DİNÇAL DIR BİLGİNİZE

  5. #5
    Üye
    alibur Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    15.06-2007
    Saat
    22:02
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Benzetebilir miyim bir yaz gününe seni?
    Sen daha sevimlisin, daha sakinsin ondan.
    Sert rüzgarlar Mayısın narin çiçeklerini.
    Hırpalar ;Yaz ise pek çabuk geçer...Durmadan!

    Bazan, kızgın olarak,parlar gözü semanın...
    Bir karartıyla sık sık söner altın bakışı ;
    Her güzel,güzelliğini kaybeder: Tabiatın-
    Sebep olur da bazan bu kararsız akışı!

    Fakat senin ebedi yazın hiç sönmeyecek,
    Dönmeyecek sendeki güzellik bir yalana.
    Ölüm sana yaklaştı diye, öğünmeyecek:

    Sen eşitken ebedi mısralarla zamana
    Yaşadıkça insanlar, görebildikçe gözler,
    Seni yaşatmak için yaşayacak bu sözler

  6. #6
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ciğerin Yansın

    Birikti uğrunda döktüğüm yaşlar
    Al götür vicdansız ruhun yıkansın
    Her günüm hasretin zulmüyle başlar
    Ahımı hakettin ciğerin yansın

    Bilseydim duyguya yer yok dininde
    El pençe durmazdım hayalin önünde
    Kapkara yas tuttum doğum gününde
    Neşemi yok ettin ciğerin yansın

    Doğuştan sevgiye aşka meyildim
    Kimsenin lütfuna muhtaç değildim
    Bir sana diz çöktüm sana eğildim
    Canıma tak ettin ciğerin yansın

    Sen ince ağrımdın veremdim sana
    Âleme haramdım, haremdim sana
    Aşkınla tutuşan, keremdim sana
    Aslıdan çok ettin ciğerin yansın

    Düşsem de kalkarım tutma elimden
    Gururum merhamet ummaz zalimden
    Beddua çıkmazdı şair dilimden
    Sabrımı tükettin ciğerin yansın

    Sineni kaplasın bu onmaz yara
    Hayatın boyunca gölgemi ara
    Değil mi sen benim yüzümü kara
    Saçımı ak ettin ciğerin yansın

    Bedirhan GOKCE

  7. #7
    Üye
    burcu_ogretmen Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.10-2007
    Son Giriş
    22.03-2010
    Saat
    18:52
    Yaşadığı Yer
    diyarbakır
    Mesaj
    9
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Turku Gozlum

    Kar yagiyor turku gozlum
    Kar yagiyor buralara.
    Uzun hava agit gibi,
    Dokuluyor bulvarlara.
    Sen de gittin buralardan,
    Boyle bir karli havada.
    Okul bittikten sonra yilbasinda,
    Gelmis ozlemistin beni,
    Sarilmistin hickirikla,
    Kar yagarken dilek tutmus,
    Kar yemistin avucumda.
    Nasil gittin turku gozlum,
    Mahzun kaldim buralarda.
    Guluslerimiz geliyor,
    Agliyorum buralarda.

    Sen bir ogretmensin simdi,
    657 devlet memuru.
    Kit kanaat gecinirsin,
    Seni bekledigim gibi,
    Beklersin ay sonunu.

    Belki de evlisin simdi,
    Bunca yil gecti aradan.
    Sen beni unuttun belli,
    Turku gozlum cik hatrimdan.

    Oralara da kar yagar mi,
    Gunes cikar mi ardindan?
    Sacaklardan su damlar mi,
    Su girer mi papucundan?

    Yokluk kotu turku gozlum,
    Yoklugun cikmaz aklimdan.
    Varlik guzel turku gozlum,
    Varligin yitti yanimdan.

    Okulun bittigi yil tayinin cikti doguya.
    Belki yazarsin diye,
    Bir kalem almistim sana.
    O kalemle mektup yazmis
    O kalemle aglamistin
    Ama o son mektubunda
    Sen ne kadar degismistin
    Sozlerinde degismisti
    Degistigin belliydi ki
    Kaleminde degismisti.

    Ah benim turku gozlum
    Ne oldu birden sana ?
    And icmistik gunduz gece
    And icmistik kopmamaya.
    Haci Bayram'da dua ettik
    Ayirmasin Allah diye...
    Bir fakire para verdik,
    Belki dua eder diye...
    Fakir mi dua etmedi,
    Sen mi yalanci ciktin
    O fakiri goremedim,
    Gelmedi namaz vakti.
    Cok oturdum musallada,
    Her tabutta kendim vardim,
    Dua ettim ardim sira...
    Simdi en arabesk duygularla
    Dudagimda o turku,
    Yuruyorum bulvarlarda...
    Ellerim usurken hep
    Ellerin gelir aklima.
    Yuregim agliyor simdi,
    Yaniyorum buralarda...
    Kar yagarken hazin hazin,
    Osarı saçların ve bağlaman.
    Geliyor aklıma..
    Oluyorum turku gozlum,
    Oluyorum buralarda...

  8. #8
    Üye
    mevlanauysal Avatarı

    Gerçek Adı
    MEVLANA UYSAL
    Üyelik Tarihi
    15.10-2006
    Son Giriş
    24.02-2015
    Saat
    19:17
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    183
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    super bunlar ya

  9. #9
    Üye
    LODOS DENiZCiSi Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.06-2008
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.859
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Merhaba anne,
    Yine ben geldim.
    Merak etme okuldan çıktımda geldim.
    Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    Ali “Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder” demişti de
    Onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen,
    Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
    Öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
    Şimdi iyi biliyorum anne.
    Hani geçen geldiğimde
    Şuram acıyor işte şuram demiştim de
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    Bak şimdi söylüyorum
    Şuram işte,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Hem de her gün acıyor anne her gün.
    Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi.
    Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
    Bende ağladım,
    Ağladım hiç de utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi.
    Düştüm dizim çok acıyor dedim.
    Yalan söyledim anne.
    Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
    Bugün bende saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim.
    Babam “Ben bilmem ki kızım” dedi.
    Bari okula sen götür dedim.
    “kızım, iş” dedi.
    Bende banane dedim, ağladım.
    “kızım, ekmek” dedi babam.
    Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.
    Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
    Zeynep “annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş” dedi.
    Babam hepsini birlikte yıkıyor.
    Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama
    Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
    Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    Hava kararıyor, ben gideyim anne.
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını,
    Çiçeklerini kim koparıyor.
    İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
    Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne. >>
    Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
    Şu kavanozda biriktirdim.
    Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
    Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne
    Bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
    Ha unutmadan,
    Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım.
    Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.
    Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
    Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.
    Hiç bir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne,
    Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
    Mutlaka gel anne,
    Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. >>
    Sol yanım acıyor anne.
    İşte tam şurası,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Seni çok özledim,
    Anne çook…
    http://www.klipmekani.com/2008/04/24...m-aciyor-anne/

  10. #10
    Üye
    gulce-rosens Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.11-2008
    Son Giriş
    20.09-2009
    Saat
    22:18
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    22
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    evet hepsını tek tek kaç defa dınledım her dınleyışte çok duygulandım.bence Bedirhan Gökçe kadar şiiri şiir gibi okuyan başka bir insan yok ve radyo programlarını da herzaman takip ederim.paylaşımlar için teşekkürler...

  11. #11
    Üye
    ceylannur Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.10-2009
    Son Giriş
    04.03-2010
    Saat
    19:20
    Mesaj
    748
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anam Gelir
    Sakalıma kır düştü,
    Söylemeyin anama.
    Üzülürde ağlar,
    Ağlar sonra, bilirim.

    Hepsi hepsi üç tane
    Üç tel ne ki sakalda
    Üzüldüğüne değmez,
    Değmez sonra bilirim.
    Gözlerime bir baksın,
    Bir baksın anam şöyle.
    Derdi gözümden okur,
    Okur sonra bilirim

    Yine İstanbul anlatırım,
    Anlatırım neşeyle.
    Neşemde hüzün bulur,
    Bulur sonra, bilirim.

    Ana bir şey yok derim,
    Sen dua et gizlice.
    Anam hep dua eder,
    Eder sonra bilirim.

    Ölüm haberim gelir
    Bir gün bir gazetede.
    Peşimden anam gelir,
    Hemen gelir, bilirim.



    Ayasofya Garipti
    Dolaştım İstanbul'u sabaha karşı
    Aşiyan, Eyüp Sultan, Kapalıçarşı
    İçimdeki hüzünle durdum önünde,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

    Şimdi Eyüp'teyim ben, sabah namazı
    Hiçbir yerde bulamam burdaki hazzı.
    İndim Sultan Ahmet'e bir hüzün sardı,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı.

    Gözlerim kan çanağı, çıktım dışarı,
    Caminin tam önünde simitçi hacı.
    Kan kırmızı o çayda yine o vardı,
    Ayasofya garipti, ben ağlamaklı...

    Dilin Yalan Söylüyor
    Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
    Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün.

    Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden,
    Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden.

    Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde,
    Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde.

    Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor,
    Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor.

    Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu,
    Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu.

    Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım,
    Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım.

    Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen,
    Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten.

    Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna,
    Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda.

    Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız,
    Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız.

    Olmayacak duaya amin demeyelim biz,
    Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz...

    Dohtor Bey
    Verdigin perhize budur gayratım,
    Bundan başka uyamayong dohtor bey,
    Üç sepet yımırta sabah kahvaltım,
    Teker teker sayamayong dohtor bey!

    İki leğen pilav bir yayıg ayran,
    İster yağlı olsun ister yavan,
    Yanına keseyong beş kilo sovan,
    Yeyong yeyong doyamayong dohtor bey!

    Üç tencere bamya yirim bişince,
    Yirmi tas su içip biraz koşunca,
    Her yanı sökülür garnım şişince,
    Sağlam göynek geyemeyong dohtor bey!

    Sinciye acımdan çogtan ölürdüm,
    Sağolsun gomşular ediyo yardım,
    Bi guzudan fazla yimem söz virdim,
    Ayıp olur cayamayong dohtor bey!

    Bazı az geliyo beş kasa hurma,
    Yedi lahanadan yapıyoz sarma,
    Onuda mı yeding deye hiç sorma,
    Utaneyong deyemeyong dohtor bey!

    Günde iki çuval unum gideyo,
    Avradım her sabah ekmek edeyo,
    Bir gazan fasille gönül ye deyo,
    Artırmaya gıyamayong dohtor bey!

    Senede gırk dönüm bostan ekering,
    Benden başka kimse yimesing dirim,
    Gavını, garpızı gabıglı yirim,
    Acelemdeng soyameyong dohtor bey!

    Bilmem gara Memmed nereye gider,
    Buyumuş gısmatım, buyumuş gader,
    Bi günde yediğim işte bu gadar,
    Daha fazla yeyemeyong dohtor bey!

    Eski Bir Sancı
    Eski bir sevdayı anlatır,
    Çalan her şarkı.
    Her nağmede gizlidir,
    Eski bir sancı.
    Bazen hüzzamdır sessiz,
    Hüzünlüdür eskiden.
    Bazen sabadır sensiz,
    Mistik ve de derinden.

    Sen ki hasret yüklü gemide,
    Yanımdayken özlemim.
    Sen ki özlem yüklü sevdada,
    Yurt yurt gezindiğimsin.
    Ne sen bil bunu,
    Nede ben söyleyeyim.
    Aşık maşuktan ayrı,
    Acı çeker bilirim...

    Eylül
    Memleket havalarından bir haber ver,
    Eylül yağmuru nasıl düşer toprağa?
    Kemah’ın kapalı dar yollarında
    Hangi kuş hatıra çizdi dal uçlarına?

    Yanıp sönen mavi ışıklarla kaybolan Yusuf
    Geri döndü mü yurduna?
    Ya Viranşehirli Yakup, Çaykaralı Musa?
    Onlarda döndü mü yurduna? ...

    Hani sen;
    Aşkı bir üveyikten satın almıştın Sadri.
    Ne oldu ona?
    Bıçak kesmez oldu ağzını...
    Susar oldun, yazmaz oldun daha...
    Oysa yüreğimizi koymuştuk ortaya.
    Hani, taşırdı be usta!

    Bak yine bir Eylül havası var Sadri,
    İkibin’e doğru 97 Mart’ında.
    O gün doğan İsmail bugün delikanlı çağında
    İlkbaharda sonbahar, bu nedir usta?

    Maltepe cigarasının adı mı var bugün?
    Üç bardak çayın hatırımı kaldı?
    Tornacının yanında çıraktı dayın,
    O günlerden yüzünde eser mi kaldı?
    Gel yine bir gurbet türküsü uçuralım.
    Munzur’dan İstanbul’a
    Fırat’ın suyundan bulgur aşına
    Serin göze başından Eylül ayına.
    Üç gurbet türküsü tutturalım
    Dostluk adına...

    Bilirsin sende de bende de
    Eylül’ün acı bir tadı vardı.
    Şiire Eylül dediysek
    Elbet;
    Bir maksadı vardı.
    Elbet

    Gamzelerim
    Ben hüzünlerle sevdim şiirleri
    Ben hüzünlerle büyüttüm kendimi
    Küçükken gamzelerim vardı benim
    Büyüdükçe hüzne sattım hepsini...

    Git
    Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
    Bakışların gönlümü caydırmadan git.
    Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
    Duruşların gönlümü yandırmadan git.

    Bütün resimlerini sök at duvardan,
    Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
    Kitabın arasında şöyle canından,
    Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

    Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
    Öyle içten acıklı, öylesi nalan.
    Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
    Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

    Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
    Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
    Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa,
    Güzel hatıraları zehretmeden git.

    Hani mevsimlerden, hep biri bahardı,
    Hani gökten her cemre bize yağardı,
    Hani kış ortasında mevsim bahardı,
    Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git.
    Allah aşkına bırak, öldürmeden git...

    Gitme
    Gideceğim diyorsun
    Gitme be Ali gitme.
    Bu gidiş bitirir tüketir seni,
    Hırsla kalkan zararla oturur Ali.
    Gel lanet et şeytana gitme,
    Gitme be ali

    Biz sahil kahvelerin
    Romantik havasıyla,
    Otantik havasıyla sevdik.
    Tavşan kanı çayı,
    Titreyen elleriyle sunan
    İhtiyar balıkçının
    Gülümseyen yüzüyle sevdik.

    Sen gideceğim diyorsun,
    Gitme be Ali,
    Hayallerimiz var,
    Geleceğimiz var,
    Dualarımız var.
    O kızı alacağız Ali,
    Hem de istediğin
    Bir “ebruli akşamda”,
    Sarı saçlarına Ankara’yı takıp
    Ver elini İstanbul...

    Yine gideceğiz
    O sahil kahvesine.
    Tavşan kanında çay,
    Yosun tadında köy.
    Çaydanlıkta demimiz muhabbet,
    Şekerimiz sohbetin olacak.
    Sonra ijtiyar balıkçı gelecek,
    Oturtup ihtiyarı, ona çay ikram edeceğiz.
    Ardından uzaklara dalacak gözleri,
    Ve hazin hikayesini anlatacak.
    Kim bilir belki de
    Hikayesi sana benzeyecek,
    Sonu “yanlıştı” diye bilecek...

    Gitme be Ali gitme.
    Bak bana şiir yazdırdın.
    Gel yine hayallere dalalım,
    Düşüp sokaklara, sürüyelim Ankara’yı.
    Tamam mı Ali, tamam mı?
    At şu paltoyu,
    Çaylar iki oldu Kerim!
    Çaylar iki oldu.
    Çankaya 1996

  12. #12
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece

    Sen benim gözümde bir hiçsin artık
    Nefretim aşkımı aştı bu gece
    Bugün ki sözlerin söz müydü artık
    Son sözün sabrımı aştı bu gece

    Kolayca bitsin bu diyemedin de
    Salladın savurdun basiretsizce
    Hiç mi ders almadın onca gezdik de
    Yağmurun rahmeti aştı bu gece

    Yürümeyen neydi, ilişkimiz mi
    Günüm sensiz bomboş deyişimiz mi
    Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi
    Yalanın doğrunu aştı bu gece

    Evlenmek hayali kapımda idi
    Giriş kat evimin boyası yeni
    Mobilyan, takımın, alınmış idi
    Vuslatım tadını aştı bu gece

    Yemedim yedirdim ne varsa sana
    Üç kuruşum olsa verirdim daha
    Memurdum yoksuldum hatırlasana
    Hafızam haddini aştı bu gece

    Ayakların donmuş, üşümüştün de
    Gece yatamamış üzülmüştüm de
    Bir ay oruç tutup yememiştim de
    O çizmen boyunu aştı bu gece

    Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
    Allahtan beklenir kul bilmese de
    Kızgınlığım buna, sebep ise de
    Sabrım miadını aştı bu gece

    Onca gez toz benle, seviyorum de
    Sonra git nişanlan bir de ona de
    Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
    Küfrüm edebimi aştı bu gece

    Sana son bir sözüm, nasihatım var
    Aldığım ahlakla bir terbiyem var
    Seni doğurana ana deyip geçmek var
    Saygım adabımı tuttu bu gece
    Gönlümün romanı bitti bu gece
    Hangisine yansam şimdi gün gece
    Ömrümden beş yıl gitti bu gece


    Bedirhan Gökçe

  13. #13
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEN RENGİYSEN ÇİÇEKLERİN

    Sen rengiysen çiçeklerin
    Çicek sensen yaprak benim
    Durusuysan güvercinin
    Telek sensen, kanat benim.

    Sen bir tutam bulut olsan
    Gelip mahpusumda bulsan
    Koğuş canlarıma yağsan
    Hüzün sensen, sevgi benim.

    Sen yol olsan geçip giden
    Kenarında otlar biten
    Kah çakıllı kah diken
    Yol sen isen, yolcu benim.

    Sen ekilsen toprak gibi
    Arpa gibi, buğday gibi
    Diyor isem var sebebi
    Ekin sensen, harman benim.

    Sen saz olsan altı telli
    Bülbül gibi şirin dilli
    Selvi gibi ince belli
    Saz sen isen, mızrap benim.

    Sen ansızın gitsen dara
    Sevda için düşsen kora
    Yanıp gitsen çıra çıra
    Dar sen isen, urgan benim.

    Sen dağ olsan başı karlı
    Yazı güzel, kışı zorlu
    Ateş yaksan öyle harlı
    Dağ sen isen, duman benim.

    Sen çınarsın çağlar görmüs
    Rüzgarlara gönül vermiş
    Bu dünyada devran sürmüş
    Tarih sensen, yazan benim.

    Sen halk olsan yok edilen
    Biliyorum, bitmez çilen
    Acın çoktur, yoktur bilen
    Halk sen isen, ölen benim.

    Sen olsaydın kara tren
    Bizi diyarlara götüren
    Mutlu haberler getiren
    Tren sensen, diyar benim.

    Sen olsaydın yeşil yakut
    Aşkta yoktur sınır, hudut
    Al elimi sevdiğim tut
    Yakut sensen, sarraf benim.

    Sen güneş ol dünyamıza
    Ovamıza, yaylamıza
    Doğsan birden kalbimize
    Güneş sensen, ışık benim.

    Sen bir türkü olsan, dertli
    Hem hüzünlü, hem kederli
    Olmadın ki hiç neşeli
    Türkü sensen, ozan benim......ozan benim !

    Bedirhan GÖKÇE

  14. #14
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.622
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    KİME NE

    Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde ..
    İşte , seni sevmemek için de öyle
    Seni sevmek için ne kadar söz varsa dilimde ,
    Seni yermek için
    Sana ermek için
    Yok işte ..

    Bir yalan uyduruyorum ben kendimce
    Kendime umutsuzluk
    Sana umudum
    Yollarına çaresizlik düşmüş eşkıya
    Ben sana zehir zemberek suskunluğum
    Ben sana gözlerinden vurulmuşum ;
    Sana açılan kapıların üzerime kapanan sesinde ,
    Ben seni değil kendimi unutmuşum ;
    Yaralarımın kanayan damarlarına ,
    Uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm ;
    Ne mutlu bana ..
    Ne mutlu
    En çok bir yıldız kayıyor biliyormusunuz ?
    Bir dilek tutuyorum işte,
    Ellerin oluyor
    Tutunuyorum sana ..
    Soluksuz bir sokak lambası altında ,
    Şubat'a müebbet gözlerini sunuyorum sana
    Anlasana ...

    Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde ..
    İşte o kadar yalan uyduruyorum kendime
    O kadar yalan ... Kime ne ...

    Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne ?
    Kendimi sende unutuyorsam kime ne ?
    Sende susuyor ,
    Sende konuşuyorsam
    Sende uyuyup
    Sende uyanıyorsam ,
    Vuruyorsam talan olan umudun mahzeninde kendimi
    Kime ne ,
    Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşüncende ,
    Yalan yada gerçek..

    Sen sakın gecesiz uykularımda üşüme !
    Ben üşüyorsam, kime ne ..

    Bedirhan GÖKÇE