Sayfa 1 / 2 12 SonSon
Toplam 19 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    ÇAKIL

    Seni düşünürken
    Bir çakıl taşı ısınır içimde
    Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
    Bir gelincik açılır ansızın
    Bir gelincik sinsi sinsi kanar

    Seni düşünürken
    Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
    Deliler gibi dönmeğe başlar
    Döndükçe yumak yumak çözülür
    Çözüldükçe ufalır küçülür
    Çekirdeği henüz süt bağlamış
    Masmavi bir erik kesilir ağzımda
    Dokundukça yanar dudaklarım

    Seni düşünürken
    Bir çakıl taşı ısınır içimde.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU


    TAZE TAZE

    Dondurma kutusu üstünde
    Üç kırmızı çiçek
    Canımın içi kadar sıcak
    Dilediğim kadar kırmızı
    Özlediğim kadar gerçek.
    Dondurma kutusu üstünde yaz gelmiş meğer
    Neler getirdi kim bilir neler
    Neler götürecek.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU


    BAHAR VE BİZ

    Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden
    Rabbim ne güzel çıldırır.
    Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak;
    Sevincinden titreyerek.
    Yılda bir kere kendini verir toprak
    Yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan
    Rabbim ne güzel yarılır.
    Biz de bir kere sevinebilseydik.
    Çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya.
    Kimbilir belki bir gün sulh olunca
    Biz de deliler gibi seviniriz,
    Ağaçları ve baharı taklit ederiz
    Renkli bez parçalarıyla donatırız şehri
    Renkli ampuller asarız pencerelerden
    Kimbilir belki bir gün sulh olunca
    Biz de çatır çatır çatlarız binbir yerimizden
    Ağaçlar gibi.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  2. #2
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEVDA ÜSTÜNE

    Bütün kitapları yakmalı
    Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
    Kitaplara göre insan
    Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş
    Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
    Aptaldır, hastadır, kahramandır
    Bütün kitapları yakmalı
    Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
    İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler

    Bir tek yaprak veren dalın boynun buralar
    Bir tek meyve veren dalı keserler
    İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
    Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
    Bir tek meyve veren dalı kesmeli
    İnsan dediğin derya misali
    Üstünde milyonlarca dalga
    İçinde kıyametler kopmalı
    İnsan dediğin derya misali
    Uçsuz bucaksız olmalı

    Gel çıkalım sevgilim gel
    Gel kurtulalım birler hanesinden
    Çekelim gidelim bir uçtan bir uca
    Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
    Sevelim sevelim sevelim
    Sevebileceğimiz kadar

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  3. #3
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TÜRKÜLER DOLUSU

    Kirazın derisinin altında kiraz
    Narın içinde nar
    Benim yüreğimde boylu boyunca
    Memleketim var
    Canıma ciğerime dek işlemiş
    Canıma ciğerime
    Sapına kadar.
    Elma dalından uzağa düşmez
    Ne yana gitsem nafile.
    Memleketin hali gözümden gitmez
    Bin bir yerimden bağlanmışım
    Bundan ötesine aklım ermez.

    Yerliyim yerli olmasına
    ilmik ilmik, damar damar
    Yerliyim.
    Bir dilim Trabzon peyniri
    Bir avuç tiftik
    Bir çimdik çavdar
    Bir tutam şile bezi gibi
    Dişimden tırnağıma kadar
    Ressamım.
    Yurdumun taşından toprağından şurup gelir nakışlarım
    Taşıma toprağıma toz konduranın
    Alnını karışlarım
    Şairim şair olmasına
    Canım kurban şiirin gerçeğine hasına
    içerisine insan kokusu sinmiş mısralara vurgunum
    Bıçak gibi kemiğe dayansın yeter
    Eğri büğrü, kör topal kabulüm
    Şairim
    Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
    Ayak seslerinden tanırım
    Ne zaman bir köy türküsü duysam
    Şairliğimden utanırım
    Şairim
    Şiirin gerçeğini köy türkülerimizde bulmuşum
    Türkülerle yunmuş yıkanmış dilim
    Onlarla ağlamış, onlarla gülmüşüm

    Hey hey, yine de hey hey
    Salınsın türküler bir uçtan bir uca
    Evelallah hepsinde varım
    Onlar kadar sahici
    Onlar kadar gerçek
    insancasına, erkekçesine
    'Bana bir bardak su' dercesine
    Bir türkü söylemeden gidersem yanarım.

    Ah bu türküler
    Türkülerimiz
    Ana sütü gibi candan
    Ana sütü gibi temiz
    Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
    Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
    Ah bu türküler,
    Köy türküleri
    Dilimizin tuzu biberi
    Memleket ahvalini onlardan sor
    Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
    Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
    Ben türkülerden aldım haberi.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
    Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
    Dişisi dişi, erkeği erkek
    Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
    Bıçağı bıçak .
    Ah bu türküler köy türküleri
    Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
    Kiminin reyhasından geçilmez
    Kimi zehir, kimi zemberek gibi.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
    Kan damlar ucundan, mürekkep değil
    işte söz, işte ses, işte biçim:
    'Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar'
    iliklerine kadar işlemiş sızı
    Artık iflah olmaz kavak ağacı
    Bu türkünün yüreğinde sancı var.

    Ah bu türküler, köy türküleri
    Ne düzeni belli, ne yazanı
    Altlarında imza yok ama
    içlerinde yürek var
    Cennet misali sevişen
    Cehennemler gibi dövüşen
    Bir çocuk gibi gülüp
    Mağaralar gibi inleyen
    Nasıl unutur nasıl
    Ömründe bir kez olsun
    Halk türküsü dinleyen...

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  4. #4
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İSTANBUL DESTANI 1

    İstanbul deyince aklıma martı gelir
    Yarısı gümüş, yarısı köpük
    Yarısı balık yarısı kuş

    İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
    Bir varmış, bir yokmuş

    İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
    Anadolu'da toprak damlı bir evde
    Gülcemal üstüne türküler söylenir
    Süt akar cümle musluklarından
    Direklerinde güller tomurcuklanır
    Anadolu'da toprak damlı bir evde çocukluğum
    Gülcemalle gider İstanbul’a
    Gülcemalle gelir

    İstanbul deyince aklıma
    Bir sepet kınalı yapıncak gelir
    Şehzadebaşı`nda akşam üstü
    Sepetin üstünde üç tane mum
    Bir kız yanaşır insafsızca dişi
    Boyuna bosuna kurban olduğum
    Kalın dudaklarında yapıncağın balı
    Tepeden tırnağa arzu dolu
    Sam yeli söğüt dalı harmandalı
    Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
    Şehzadebaşı`nda akşam üstü
    Yine zevrak-ı derunum
    Kırılıp kenara düştü

    İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
    Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
    Cezayir marşı gelir
    Dört başı mamur bir gelin odası
    Haraç mezat satılmakta
    Bir gelinle güvey eksik yatakta
    Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
    Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
    Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
    Paslı Acem kılıçları
    Amerikan kovboyları
    Eller yukarı
    Ne kadar da beyaz elbiseleri
    Amerikan deniz erleri
    Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
    Sütten duru buluttan beyaz
    Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
    Yakışmaz
    Ama harbederken onlara
    Bambaşka elbiseler giydirirler
    Kan rengi, barut rengi, duman rengi
    Kin tutar kir tutmaz

    İstanbul deyince aklıma
    Kocaman bir dalyan gelir
    Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
    Gerinir Beykoz’da
    Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
    Dalyanda kırk tane Orkinos

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU



    BÜYÜK ŞEHİRLERİ TAKDİM EDERİM

    sana büyük şehirlerden bahsedeceğim;
    en büyük camiler orda kurulur
    en küçük mezarlar orda kazılır
    en kara yazılar orda dizilir
    yüksek minarelerde selâ verilir
    civar hanelerde zina edilir
    büyük şehirlerde yalan söylenir tosunum
    halbuki küçük köylerin
    mezarlığı bile yoktur

    büyük şehirlere bağlanma mehmedim
    öyle bir şehre yerleş ki
    küçük fakat bizim olsun
    sokaklarında tanımadığın yüz
    ensesine şamar atamayacağın kimse dolaşmasın
    her ağacına elin
    her karış toprağına terin değsin
    ve kuytu evlerden birinde
    senden habersiz ölenler olmasın

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU


    KARADUT şiirinin tamamını bulamıyorum ...elinde olan varsa ne olur buraya yazsın...şimdiden teşekkürler.

  5. #5
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yagmur ; KARADUT şiirinin tamamını bulamıyorum ...elinde olan varsa neolur buraya yazsın...şimdiden teşekkürler.

    Sırada o vardı zaten..

    KARADUT

    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Nar tanem, nur tanem, bir tanem
    Ağaç isem dalımsın salkım saçak
    Petek isem balımsın ağulum
    Günahımsın, vebalimsin.

    Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
    Yoluna bir can koyduğum
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem
    Gülen ayvam, ağlayan narımsın
    Kadınım, kısrağım, karımsın.

    Sigara paketlerine resmini çizdiğim
    Körpe fidanlara adını yazdığım
    Karam, karam
    Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    Sıla kokar, arzu tüter
    Ilgıt ılgıt buram buram.
    Ben beyzade, kişizade,
    Her türlü dertten topyekun azade
    Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
    Durup dururken yorulan
    Kibrit çöpü gibi kırılan
    Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
    Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
    Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

    Netmiş, neylemiş, nolmuşum
    Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
    Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
    Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum

    Karam, karam
    Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
    Sensiz bana canım dünya haram olsun.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  6. #6
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok teşekkür ederim Baben, beni çok sevindirdiniz.

    ÜÇ DİL

    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
    En azından üç dil
    Birisi ana dilin
    Elin ayağın kadar senin
    Ana sütü gibi tatlı
    Ana sütü gibi bedava
    Nenniler, masallar, küfürler de caba
    Ötekiler yedi kat yabancı
    Her kelime arslan ağzında
    Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
    Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
    Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
    Her kelimede bir kat daha artacaksın
    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Canımın içi demesini
    Kırmızı gülün alı var demesini
    Atın ölümü arapadan olsun demesini
    Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
    İnsanın insanı sömürmesi
    Rezilliğin dik âlâsı demesini
    Ne demesi be
    Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
    En azından üç dil bileceksin
    En azından üç dilde
    Ana avrat dümdüz gideceksin
    En azından üç dil
    Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
    Ne şu ne busun
    Oğlum Mernuş
    Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  7. #7
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Rica ederim. ops:

    SİTEM

    Önde zeytin ağaçları arkasında yar
    Sene 1946
    Mevsim
    Sonbahar
    Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
    Dalları neyleyim.
    Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim.

    Yar yar!.. Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar
    Değirmen misali döner başım
    Sevda değil bu bir hışım
    Gel gör beni darmadağın
    Tel tel çözülüp kalmışım.
    Yar yar
    Canımın çekirdeğinde diken
    Gözümün bebeğinde sitem var.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  8. #8
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KARABİBER

    İzmir'de bir agaç gördüm
    Adı karabiberdi karabiber
    Yaprağının ucunu ısırdım
    Tadı karabiberdi karabiber.

    Bir yaşıma daha girdim
    Biber dediğin tuzluğa yaraşır
    Fidesi olur fidan olur
    Bir çınar boyunda karabiber
    İnsanın başı döner

    Çiçek mi, meyva mı, tohum mu nedir
    Nar tanesi gibi pırıl pırıl
    Çingen pembesinden sıcak
    Karabiber ağaçlar dolusu
    Karabiber sebil
    Karabiber salkım saçak

    İzmir'de bir ağaç gördüm
    Adı karabiberdi
    Ya karabiber türküsü Allahım
    Necati Cumalı söylerdi
    Soba borusu gibi bir sesi vardı
    Karabiberim, derdi karabiberim
    Candarmalar geliyor kalk gidelim

    İzmir'de bir ağaç gördüm
    Adı karabiberdi
    Benim, avuç içi kadar saksılarda
    Asma kütükleri, yeşerten anam
    Bu ağacı görse sevincinden ağlardı

    İzmir'de bir ağaç gördüm
    Adı karabiberdi
    Dalını, meyvasını, gölgesini
    Getirdi masamıza serdi
    Yapraklarını görsen bayılırsın
    Bir yazma oyası kadar ince
    Söğüt dallarından narin
    Saçlarının arasında dolaştığını duyarsın
    İncecik biberli ellerin

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  9. #9
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ZİNDANI TAŞTAN OYARLAR

    Bursa'nın ufak tefek yolları
    Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
    Tepeden tırnağa şiir gülleri
    Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

    Bir şubat gecesi tutuldu dilin
    Silâha bıçağa varmadı elin
    Ne ana ne baba ne kız ne gelin
    Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

    Ne bir haram yedin ne cana kıydın
    Ekmek gibi temiz su gibi aydın
    Hiç kimse duymadan hükümler giydin
    Döşek diken diken yastık batıyor
    Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

    Zindanı taştan oyarlar
    İçine bir yiğit koyarlar
    Sağa döner böğrü taşa gelir
    Sola döner çırılçıplak demir
    Çeliğin hası da yiğidim aman böyle bilenir
    Döşek melul mahzun, yastık batıyor
    Yiğidim aslanım aman burda yatıyor.

    Bugün efkârlıyım açmasın güller
    Yiğidimden kötü haber verirler
    Demirden pencere taştan sedirler
    Döşek melul mahzun yastık batıyor
    Yiğidim şahinim aman burda yatıyor

    Mezar arasında harman olur mu?
    On üç yıl hapiste derman kalır mı?
    Azrail aç susuz canın alır mı?
    Döşek melul mahzun yastık batıyor
    Yiğidim şahinim aman yerde yatıyor...

    Dilinde dilimi bulduğum
    Gücüne kurban olduğum
    Anam babam gibi övdüğüm
    Dayan hey Aslan Ustam
    Abenim
    Yiğidim dayan.
    Dayan hey gözünü sevdiğim
    Bugün efkârlıyım açmasın güller
    Yiğidimden kötü haber verirler.

    Sana kökü dışarda diyenlerin kökleri kurusun
    Kurusun murdar ilikleri dilleri çürüsün
    Şiirin gökyüzü gibi herkesin.
    Sen Kızılırmak kadar bizimsin
    En büyük ustası dilimizin
    Canımız ciğerimizsin.

    Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
    Bütün hışmıyla dilimiz
    Kökünden sökülmüş bir çınar gibi
    Yüreğimiz içindedir.

    Bugün burdaysa şiirin, yarın Çin'dedir
    Acısıyla sızısıyla alnının kara yazısıyla
    Bir yanı nur içinde tertemiz.
    Bir yanı sızım sızım sızlayan memleketimiz içindedir.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  10. #10
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MAVİ GEZİ

    Mavi gezi bir ağaçtır
    Dalları deniz.
    Mavi gezi bir bahçedir
    Gülleri deniz.
    Mavi gezi bir gelindir
    Telleri deniz.
    Mavi gezi bir beşiktir
    Bebeği deniz.
    Bebeğimin:
    gözleri deniz
    elleri deniz
    dişleri deniz.
    Mavi gezi bir rüyadır
    görülmemiş.
    Mavi gezi bir cennettir
    ellenmemiş
    dillenmemiş.
    Mavi gezi bir masaldır
    söylenmemiş
    yazılmamış
    çizilmemiş.

    Mavi gezi bir mavidir, adı yok.
    Ağam sensiz bu mavinin tadı yok.
    Ağlamak yok, sızlamak yok mavi var
    Dünya boyunca yürek dolusu
    İman boyunca Allah dolusu
    Otur çakıllarını boya mavi yavrusu
    Hey betine bereketine, kalınlığına
    Etine buduna kurban olduğum, dibi görünen su.
    Bir kızım olursa adı DURUSU.

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU



  11. #11
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İSTANBUL DESTANI -2

    Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
    Orkinos dediğin balıkların şahı
    Orkinos mavzerle gözünden vurulur
    Denizin içinde ağaçlar devrilir
    Kan çanağına döner dalyanın yüzü
    Camgöbeği yeşili bulanır
    Bir çırpıda kırk Orkinos
    Reisin sevinçten dili dolanır
    Bir martı gelir konar direğe
    Atılan Kolyosu havada yutar
    Bir başkasını beklemez gider
    Balıkçı gülümser tatlı tatlı
    Adı Marika'dır bu martının der
    Her zaman böyle gelir böyle gider
    İstanbul deyince aklıma Adalar gelir
    Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
    Çalımından geçilmez altmışlık madamların
    Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
    Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
    İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
    Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
    Ama şu Kızkulesi'nin aklı olsa
    Galata kulesine varır
    Bir sürü çocukları olur
    İstanbul deyince aklıma
    Tophane'de küçücük bir sokak gelir
    Her Allahın günü kahvelerine
    Anadolu'dan bir sürü fakir fukara gelir
    Kimi dilenecek dilenmesine utanır
    Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
    Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
    Çöpçü olmuştur bugüne bugün
    Kiminin sırtında perişan bir küfe
    Kiminin sırtında nakışlı semer
    Şehrin cümbüşüne katılır gider
    Kalın yağlı bir kolana koşulur
    Piyano taşırlar omuz omuza
    Kendinden ağır yükün altında adamlar
    Balmumu gibi erir dururlar
    Sonra kanter içinde soluk alırlar
    Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
    Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
    Nazdan nazik çiniden bilezik eller
    Derken
    Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
    Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
    Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
    Gamı şadiyi felek
    Böyle gelir böyle gider
    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
    Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
    Bulutlar atılır top top pare pare
    Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
    Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
    İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm
    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
    Memleketimin insanlarına
    Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
    Ben de bağırırım birlikte
    Avazım çıktığı kadar
    Göğsümü gere gere
    Ver Lefter'e yaz deftere
    Stadyum gelir
    İstanbul deyince aklıma
    Binlerce insanın aynı anda
    Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
    Heybetini düşünürüm
    Birbirine eklenir kafamda
    Binler yüzbinler milyonlar
    Sonra bir mısra havalanır ürkek
    Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
    İstanbul deyince aklıma
    Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
    Şimdi Orhan Veli gelir
    Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
    Demindenberi senin tadın senin tuzun
    Senin şiirin senin yüzün
    Yaralı bir güvercin misali
    Başımın üstünde dolanır durur
    Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
    Neresine mi arayan bulur
    Erbabı bilir
    Deli eder insanı bu şehir deli
    Kadehlerin çınlasın Orhan Veli
    İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
    Burgaz adasında kıyıda
    Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
    Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
    İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
    Bütün İstanbul'u dolaşırlar elele başbaşa
    Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
    Sivriada'da da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
    Ziba mahallesinde gece yarısı
    Sabaha Galata'dan geçer yolları
    Maytaba alacakları tutar kahvede
    Zararsız bir deliyi
    Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
    Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
    Sonra oturup sessizce ağlarlar
    İstanbul deyince aklıma
    Sait Faik gelir
    Taşında toprağında suyunda
    Fakirin fukaranın yanıbaşında
    Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
    Kıldan ince kılıçtan keskin
    Hep iyiden güzelden yana
    Hep kimsesizlerin
    İstanbul deyince aklıma
    Sait'in son yılları gelir
    Hey Allahım en güzel çağında Sait'e
    Dört beş yıl ömrün kaldı denir
    Sait Sait olur da nasıl dayanır
    Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
    İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
    Bir zehir yeşilidir açılır
    Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
    Bir yeşil ki kasıp kavurur
    Küçük mavi çocuk
    İhtiyar balıkçı
    Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
    İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
    Dilimiz yaşadıkça yaşasın Sait'in şiiri
    İstanbul deyince aklıma
    Sabiyem gelir
    Sabiyem boynundan büyük bir demetle
    Sarıyer'den gelir Pendik'ten gelir
    Bahar nereden gelirse velhasıl
    Sabiyem oradan gelir
    Ne delidir ne divane
    Aslını ararsan çingenedir
    Tepeden tırnağa güneştir
    Topraktır
    Anadır
    Analar içinde bir tanedir
    Biri sırtında biri memesinde biri karnında
    Karnı her daim burnundadır
    Canını mendil gibi takar dişine
    Yürekten birşeyler katar işine
    Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
    Alçakgönüllüdür Sabiyem
    Hem maşa satar, hem göbek atar
    Ver bir çeyrek güzelim der
    Neyse halin o çıksın falin
    Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
    Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
    Görürüm üryamda bir sarı yılan
    Cenabet uğraşır durur benimlen
    Uyanır bakarım benim bebeler
    Yatağın ucuna kaymış
    Ayağımın parmaklarını emer
    İstanbul deyince aklıma
    Bir basma fabrikası gelir
    Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
    Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
    Kanter içinde mahzun
    Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
    Fabrikada pencereler tavana yakın
    Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
    Dışarda ağaçlar dizi dizi
    Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
    Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
    Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
    Dışarda dışarda dışarda
    Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
    Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
    Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
    Kötü kötü düşünüyor
    İpeğin akışına doyum olmaz
    Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
    Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
    Bir top Amerikandan neler çıkmaz
    Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
    Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
    Gülsüm'ün gözleri kamaşır
    Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
    Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
    Gülsüm'lerin sürüsüne bereket
    Yerine bir Gülsüm2cük bulunur elbet
    Gider Gülsüm gelir Gülsüm
    Azrail ettiğin bulsun
    İstanbul deyince aklıma
    Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
    Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
    Samsun'dan Sürmene'den Sinop'tan
    Yaz demez kış demez mutlaka gelir
    Kirli yelkeninde yeni bir yama
    Demirinin pası gelir dilime
    Nabzımda duyarım motorunun hızını
    Canımın içine sokasım gelir
    İri kalçaları pullu denizkızını
    İstanbul deyince aklıma
    Takalar gelir
    Alçakgönüllü kalender
    Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
    İstanbul deyince aklıma
    Koca Sinan gelir
    On parmağı on ulu çınar gibi
    Her yandan yükselir
    Sonra gecekondular gelir ardısıra
    İsli paslı yetim
    Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim

    BEDRİ RAHMİ EYUBOĞLU

  12. #12
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    MARİFET

    Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
    Ama biçimine getirip ezerlerse
    Güzel kokmak
    Kekik misali
    Lavanta çiçeği misali
    Fesleğen misali
    Itır misali
    İsâ misali
    Yunus misali
    Tonguç misali
    Nâzım misali

    BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU

  13. #13
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:47
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HÜZÜN GELDİ

    Türküler bitti
    Halaylar durdu
    Horonlar durdu
    Al damar, mor damar,
    şah damar sustu
    Bahçeler put kesildi birer birer
    Meyveler salkım saçak taş.
    Bir bulut uçardı
    Başı boş bedava
    Yandı kül oldu.
    Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
    Yoruldu yüreğim yoruldu.
    Ağaç büyür arkasında koşamam
    Kervan yürür peşi sıra düşemem
    Yıldız akar uçsam da yetişemem.
    Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
    Yoruldu yüreğim yoruldu.

    BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU

  14. #14
    Üye
    Sehribanu Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.05-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    22:47
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    7.464
    Alınan Beğeniler
    58
    Verilen Beğeniler
    9
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DENİZ TÜRKÜSÜ

    Deniz dediğin bir tarladır
    Gülü gül, dikeni diken, tohumu tohum
    Toprak gibi verimli, toprak gibi cömert
    Betine bereketine kurban olduğum

    Deniz dediğin bir tarladır
    Uçsuz bucaksız bir tarla
    Göbeği insanlarla kesilmiş
    Çilesi insanlarla

    Deniz dediğin bir tarladır
    Sözü pek, eli ağır
    Dost gibi güldürür insanı
    Dost gibi ağlatır.

    Deniz dediğin bir tarladır
    Anadır, babadır, kardeştir
    İnsan eline hasret
    İnsan eli değer değmez ürperir
    Binbir yerinden çatlar sevincinden
    Nesi var, nesi yok çıkarır verir,
    İnsan eli değmemiş denizlere bir damla alınteri
    Bulutlar dolusu rahmetten mübarektir.

    Deniz dediğin bir tarladır
    Bulutlar, güneşler dibindedir
    Geceler gündüzler dibindedir
    Yıldızlar mevsimler dibindedir

    Zifiri karanlık güller açılır dibinde
    Bağlar, bahçeler kat kat, katmer katmer, deste deste
    Bağlar, bahçeler zifir karanlık güller
    İnsan eline hasret beklemekte
    Deniz dediğin bir tarladır
    Kapılar açılır içinde kapılar
    Bitip tükenmeyen bereket kapıları
    Balıklar akıp gider bölük bölük tabur tabur
    Alı al moru mor sarısı sarı.
    ..
    Deniz dediğin bir tarladır
    Üstünde başı boş rüzgâr
    Gönlünce at oynatır
    Üstünde bir avuç tuzlu köpük
    İçinde milyonlarca yürek
    Milyonlarca öpücük
    Bir insan eli arar konacak
    Bir insan eli muhkem, sıcak

    Hey benim
    Boydan boya cömert denizlerle çevrili
    Güzel memleketim
    Bu yaz tenha denizlerinde yıkandım

    İnsan eli değmemiş ormanlar gibi vahşi
    Dağ başında unutulmuş küçük kundaklar gibi yetim.

    Bedri Rahmi Eyüpoğlu

  15. #15
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    YARADANA MEKTUPLAR
    Üçüncü Mektup

    Al gözüm seyreyle
    Hep aynı hikâye
    Hep aynı türküler
    Hep aynı kinâye.
    Sevaplara borazan
    Günahlara tabut
    Balıklara banka
    Alıklara bulut
    Sen bunu kırk gün kırk gece unut!
    Al gözüm seyreyle:
    Hep aynı hikâye
    Mahpusa mendil kadar bir gök parçası
    Şaire gökleri tımar için bir kaşağı
    Ressama tosun gibi bir ebemkuşağı
    Al gözüm seyreyle
    Hep aynı hikâye
    Yine aynı Âdem
    Yine aynı Havva
    Yine aynı elma
    Yine aynı armut
    Kalanlara yâsin
    Gidenlere mevlût
    Sen bunu kırk gün kırk gece unut!

    Fidana sormuşlar: - Niçin büyürsün?
    - Tohum itiyor, demiş.
    Tohuma sormuşlar: - Niçin itersin?
    - Toprak rahat bırakmıyor! demiş.
    Toprağa sormuşlar: - Niçin tohumla uğraşırsın?
    - Sebebini toprak olduğun zaman kulağına söylerim, demiş.
    Nara sonmışlar: - Tanelerin kaç tane?
    - Yiyenler saysın bana ne, demiş ? ...
    Güle sormuşlar: -Niçin kokarsın?
    - Bu benim ibadetimdir, demiş.
    - Kavakağacı sen hiç dua etmez misin? demişler.
    - Nasıl etmem demiş; benim boyumun yarısı toprağa gömülüdür.
    Benim topraktaki parçam dua eder; ben secde ederim!

    Kavağın dibini kazmışlar. Kavak devrilmiş ve devrilirken kavak ağacının dua ettiğini duymuşlar.

    Bir buluta sormuşlar: - Güzel bulut, sen niçin ele avuca sığmazsın?
    - Ele düşersem beni ata benzetenler arabaya koşar. Bakraca benzetenler kuyuya atar. Ayıya benzetenler oynatır. Mendile benzetenler burunlarını silerdi! demiş.

    - Niçin bizden bu kadar uzaklarda yanar tükenirsiniz?
    - Ya sizin göz bebekleriniz demişler, niçin biz açılırken onlar kapanır?
    Bedri Rahmi EYUBOĞLU




Sayfa 1 / 2 12 SonSon