İşte Türkiye'nin kanser haritası

60810 - İşte Türkiye'nin kanser haritası
Kaç kişi kanserle savaşıyor, kaç kişi hastalığa yeniliyor, işte Türkiye'deki vakalar..
04 Şubat 2010 / 12:01


Kaç kişi kanserle savaşıyor, kaç kişi hastalığa yenik düşüyor, onkoloji merkezi ve onkolog sayısı yeterli mi, tedaviye erişimde yaşanan sorunlar neler? İşte 4 Şubat Dünya Kanser Günü'nde Türkiye'nin kanser profili...

İstatistikler, Türkiye'nin kanser rakamlarının ürkütücü boyutta olduğunu gösteriyor. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, Türkiye'nin kanser haritasının nasıl şekillendiğini, anlattı.



Sağlık Bakanlığının 2000-2006 yılllarını kapsayan son çalışmasına göre, Türkiye'de 396 bin kanser vakası bulunuyor. Ntv'nin haberine göre; Her yıl 140 bin kişi kanserden ölüyor, bu rakamın önümüzdeki 20 yılda 500 bine çıkacağı tahmin ediliyor. Her yıl ortalama 150 bin yeni kanser tanısı konuyor, yine 20 yıl içinde hasta sayısının 1,5 milyona ulaşacağı öngörülüyor.

TÜRKİYE'DE EN ÇOK GÖRÜLEN 10 KANSER
Kanserin Türkiye'ye yıllık maliyeti ise 2,5 milyar doları buluyor. Kadınlarda meme, erkeklerde ise akciğer kanseri birinci sırada yer alıyor.

"Türkiye'de İç Anadolu Bölgesi'ndeki mezotelyoma sorunu dünya ortalamasının bin katı kadar yüksek. Ege Bölgesi'nde arsenikle ilgili olabilecek kanserlerde, Doğu Anadolu Bölgesi'nde mide kanseri sıklığında diğer bölgelere göre önemli bir yükseklik var" sözleriyle bazı kanserlerin bölgesel farklılıklar gösterdiğini hatırlatan Prof. Tuncer'in, kanser türlerinin kadınlarda ve erkeklerde dağılımına ilişkin verileri ise şöyle:




KANSER MERKEZİ VE ONKOLOG SAYISI YETERLİ Mİ?
28 üniversitede onkoloji merkezi bulunuyor. Profesör seviyesindeki onkolog sayısı 113, doçent ise 78. Prof. Tuncer, 2015 yılına kadar kapsamlı kanser merkezlerinin hedeflendiğini söylüyor.

"Şu anda SGK kanser tedavisinin tamamını katkı payı olmaksızın ödemekte. Her nerede olursa olsun yani Sağlık Bakanlığı hastaneleri, özel hastaneler, üniversite hastaneleri fark etmiyor. Ulaşılabilirlik açısından ise 2015'e kadar yeni ve çok daha kapsamlı kanser merkezleri hedeflenmiştir. Bu hedef gerçekleştiğinde yurdun her yerinden ulaşılabilecek tedavi hizmetleri sunulabilecektir. Tabii bu konuda en önemli sıkıntı insan kaynaklarıdır. YÖK ile yapılan çalışma sonucuna göre önümüzdeki 10 yılda hizmet sunumunda her yönüyle çözüm sağlanacaktır."

SAĞLIK BAKANLIĞI ACİL ÖNLEM ALMALI
Onkolojide uzman ve kanser tedavisi yapan tam teşekküllü merkez sayısının yetersiz olduğunu söyleyen İstanbul Bilim Üniversitesi Onkoloji Bölümünden Prof. Dr. Coşkun Tecimer'in görüşleri de Prof. Tuncer'in, 'insan kaynakları' vurgusunu destekler nitelikte.

"Türkiye'deki onkolog sayısı ortalama 250 civarında. Bu, gelişmiş ülkeleri dikkate aldığımızda çok düşük bir rakam. Yakın zamana kadar tıpta yan dal uzmanlık sınavlarının yapılamaması nedeniyle uzunca bir süre hematoloji ve onkoloji uzmanı yetiştirilemedi. Şu anda uzmanlık eğitimi yapılabilmekte ancak hematoloji dalında iş yükünün ağırlığı ve ekonomik nedenlerle kontenjanlar dolmuyor.

DOKTORLAR HEMATOLOJİYİ NEDEN TERCİH ETMİYOR?
İç hastalıkları uzmanları bu alanı tercih etmiyor. Türk Hematoloji Derneği bunun için burs vermeyi bile gündeme aldığı halde hematoloji yan dalı hekimler tarafından pek tercih edilmiyor. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda acil önlem alması gerekir. Çünkü hematoloji, tüm lenf ve kan kanserlerinin takip ve tedavisini yapan bir uzmanlık alanı ve kan kanseri de bazen yıllarca sürecek tedavileri gerektiren bir hastalık. Kemik iliği naklinin de hematolojik hastalıklarda daha sık kullanılması gerekiyor. Hem merkez eksikliği hem de uzman yetersizliği nedeniyle kemik iliği nakli istenilen sayıda gerçekleştirilemiyor. Sıra bekleyen çok sayıda hasta var."



'EN SOSYAL DEVLETİZ' DİYEBİLİRİZ'
Prof. Dr. Murat Tuncer, kanser ilaçlarına erişimde sıkıntı yaşanmadığını belirtiyor. Tuncer'e göre sorunların kaynağı, bürokratik işleyiş.

"Tüm kanser ilaçları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanıyor. Bu açıdan dünyanın en sosyal devleti olduğumuzu söyleyebiliriz. Sorunumuz, ruhsatlandırma prosedürünün biraz yavaş işliyor olması. Bürokrasiyi daha hızlı ve daha şeffaf hale getirmeye çalışıyoruz. Özellikle kanserde bu konu aciliyet taşıyor. Sanıyorum, önümüzdeki yıllarda çok daha hızlı yol alabileceğiz. Çünkü şu anda kanser konusundaki her şey bizim kontrolümüzda değil. Yani Kanserle Savaş Dairesi olarak birçok konuda fikir geliştiriyoruz ancak uygulamacı olmadığımız için yaptırım da zor oluyor. Önümüzdeki yıl Ulusal Kanser Enstitüsü Kanunu ile birlikte Kanserle Savaş Daire Başkanlığı, enstitü haline dönüşecek, tüm engeller aşılacak. Böylece kanser konusunda çok daha hızlı yol alabileceğiz."

İLACIN PARASINI ÖDEYEMEYEN TEDAVİ OLAMIYOR
Prof. Tecimer'e göre ise yüksek maliyetli bir hastalık olan kanserde hastalar ciddi maddi zorluklar yaşıyor. Her hasta son teknolojilere ve yeni çıkan ilaçlara ulaşamıyor ve bu yüksek maliyet, kanser tedavilerinde başarı oranını da olumsuz yönde etkiliyor.

"Türkiye'de kanser bilinci eskiye göre artmış olmakla birlikte istenilen noktada değil. Kırsal yörede birçok kanser hastası tedavi edilmeden kendi kaderine bırakılabiliyor. Hastanelere ulaşanlar da maliyet problemleriyle karşılaşıyor. Çünkü kanser tedavisi giderek pahalanmakta. Yeni geliştirilen birçok ilaç yurtdışından geliyor ve fiyatları da çok yüksek. Fiyatların yüksek olması, kurumların tedavi masraflarının hepsini ödememesine neden oluyor. Dolayısıyla hasta katkı payları giderek artıyor, düşük ve orta gelir düzeyindeki hastalar her ilacı kullanamıyor. Bu da kanserde tedavi başarısını olumsuz etkiliyor."


GENEL SAĞLIK SİGORTASIYLA SORUNLAR BİTER

Prof. Murat Tuncer'e göre SGK güvencesi olan ya da olmayan tüm kanser hastaları için sıkıntıların son bulması, Genel Sağlık Sigortasının yaygınlaşmasına bağlı.

"SGK güvencesi olmayan vatandaşlar için yeşil kart uygulaması var. Yeşil kart da kanser giderlerini tamamen karşılıyor. Sanırım bir iki yıl içinde Genel Sağlık Sigortası tüm topluma yaygınlaştığında, bu tür sıkıntılar da tamamen ortadan kalkacak. Yani prosedürler standart olacak. Şu anda SSK ve Emekli Sandığı'nda hiç bir sevk ve tedavi sorunu yaşanmıyor. Tabii ki evlerinden uzakta tedavi görmek zorunda kalan hastalarımız var. Onlara da evde bakım hizmetleri için yeni bir proje gerçekleştiriyoruz."
1.20100204115926 - İşte Türkiye'nin kanser haritası
1.2.20100204115926 - İşte Türkiye'nin kanser haritası
1.2.3.20100204115926 - İşte Türkiye'nin kanser haritası
1.2.3.4.20100204115926 - İşte Türkiye'nin kanser haritası



1.2.3.4.5.20100204115926 - İşte Türkiye'nin kanser haritası
__________________

akciger5kasim - İşte Türkiye'nin kanser haritasıToraks Derneği Türkiye çapında yürütülen ‘Akciğer Kanseri Harita Çalışması’nı tamamladı. Kanser Haritası bulgularına göre, Türkiye’de her yıl, 16 bin 502’si erkek, bin 977’si kadın olmak üzere toplam 18 bin 479 yeni akciğer kanser tanısı konulması bekleniyor.

Türk Toraks Derneği - Akciğer ve Plevra Maligniteleri Çalışma Grubu’nun Türkiye çapında yürüttüğü “Türkiye’nin Akciğer Kanseri Haritası” tamamlandı. Çalışma sonucunda en öldürücü kanser tiplerinden biri olan akciğer kanserinin birincil nedeninin sigara olduğu ortaya konuldu.

İNSANLARIN CİĞERLERİ S.O.S VERİYOR

Akciğer Kanseri Haritası bulgularına göre Türkiye’de her yıl, 16.502’si erkek, 1.977’si kadın olmak üzere toplam 18.479 yeni akciğer kanser tanısı konulması bekleniyor. Bu hastalıktan korunmanın tek yolu ise sigara kullanım alışkanlığı ile etkili bir şekilde mücadele etmekten geçiyor. Türkiye’deki akciğer kanser sıklığı ile birlikte epidemiyolojik ve klinik özellikleri konu eden çalışma Türkiye’nin 7 bölgesini temsilen İzmir, Bursa, Antalya, Sivas, Erzurum, Trabzon, Diyarbakır ile İstanbul ve Ankara’nın içinde bulunduğu toplam 9 ilde gerçekleştirildi. 1 Ocak 2005 ? 31 Aralık 2005 tarihleri arasında araştırma yapılan il sınırları içinde yaşayan primer akciğer kanseri tanısı almış yeni hastaların incelendiği çalışmada, 111 araştırmacı görev aldı.

SİGARA KULLANIMI DÜNYA ORTALAMASININ ÜSTÜNDE

Türk Toraks Derneği, Türkiye’nin Akciğer Kanseri Haritasını 15-17 Kasım’da İstanbul Polat Renaissance Oteli’nde uzman doktorların katılımıyla gerçekleşecek Uluslararası Akciğer Sempozyumu’nda tartışmaya açacak. Sempozyum öncesinde basın toplantısı düzenleyen Çalışma Grubu Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Tuncay Göksel, bugüne kadar yapılan çalışmalardan Türkiye’nin akciğer kanseri fotoğrafını çekmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Yaptıkları bu harita sayesinde akciğer kanserinin görülme sıklığı, bölgelere göre farklılıkları ve bölgesel risk faktörlerinin ortaya koyulabildiğini ifade eden Göksel, akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de ilk sıralarda gelen kanser türü olduğuna dikkat çekti. Göksel, 20. yüzyılın başlarında nadir görülen bir hastalıkken sigara kullanım alışkanlığındaki artışa paralel olarak akciğer kanserinin görülme sıklığının arttığını, tüm dünyada kanser vakalarının yüzde 12.8’inden ve kanser vakaları içindeki ölümlerinin yüzde 17.8’inden akciğer kanserinin sorumlu olduğunu kaydetti.

Sigara içme alışkanlığının aynı hızda devam etmesi durumunda 2020 yılına kadar tüm yetişkinlerin üçte birinin ölümüne yol açmasının beklendiğini söyleyen Tuncay Göksel, “Dünyada kadınların yüzde 10- 12’si, erkeklerin ise yüzde 47-52’si sigara içiyor. Türkiye’de sigara içme oranı ise kadınlarda yüzde 24, erkeklerde yüzde 63 ile dünya ortalamasının oldukça üzerinde. Türkiye gibi genç nüfusa sahip bir ülkede bu yüksek sigara içme oranı gelecekte pek çok ölümcül hastalık için açık bir tehlike yaratıyor” dedi.

AKCİĞER KANSERİNE YAKALANMA ORANI ERKEKLERDE DAHA YÜKSEK

Türkiye’nin Akciğer Kanseri Haritası’na bakıldığında vakaların cinsiyet dağılımında erkeklerin daha yüksek oranda bu hastalığa yakalandığı ortaya çıktı. Çalışma sonuçlarına göre, akciğer kanseri vakalarının yüzde 90.5’ini erkekler, yüzde 9.5’ini kadınlar oluşturuyor. Tüm bölgelerde gözlenen bu yüksek oranın tek açıklaması erkeklerdeki sigara içme alışkanlığının yaygınlığı olarak belirlendi. Ana kanserojen faktör olan sigaranın kullanım yaygınlığının düşük olduğu kadınlarda hastalık görülme hızı Türkiye ortalamasının altında kaldı. Erkeklerde 70-74 yaş aralığında riskin çok arttığı ve Türkiye ortalamasının 7 katına çıktığı; kadınlarda ise 80-84 yaş aralığında hastalığa rastlanma oranının Türkiye ortalamasının 9 kat üzerine çıktığı kaydedildi.

Akciğer kanserine yakalanma nedenlerine de detaylı olarak yer verilen çalışmada, Çernobil kazasının yarattığı çevresel etkiyle kanser olgularının arttığı iddia edilen Karadeniz bölgesinde akciğer kanseri açısından Trabzon ölçeğinde belirgin bir artış izlenmediği iddia edildi.

Sigara yüzde 91.5 ile akciğer kanserine yol açan nedenler arasında birinci sırayı alırken, ikinci sırada yüzde 11.6 ile çevresel asbeste maruz kalma, üçüncü sırada yüzde 9.6 ile ailede akciğer kanseri görülmesi, dördüncü sırada yüzde 7 ile tüberkülozun yaptığı hasar yer aldı. Çalışmaya katılan hastaların yüzde 21.6’inde yine sigaradan kaynaklanan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) olduğu da tespit edildi.

ASBESTLİ TOPRAK KANSER YAPIYOR, SİVAS, DİYARBAKIR İLK SIRADA

Türkiye’de sigara içme yaygınlığının her yıl katlanarak büyüdüğüne dikkat çekilen çalışmada, risk faktörleri açısından ayrı bir sorun çevresel asbest maruziyeti olarak gösterildi. Türkiye’de bazı bölgelerde toprakta bulunan asbestin yöre insanının sıva ve badana malzemesi olduğuna işaret edilen çalışmada, duvardan düşen bu dirençli minerallerin solunum yoluyla akciğere alınmasının kansere neden olduğu ifade edildi. Akciğer kanserli hastalarda asbestli toprağa maruz kalmanın en yüksek olduğu iller yüzde 43.6 ile Sivas ve yüzde 28.3 ile Diyarbakır oldu.

ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Hastalığın teşhisine ilişkin verilerin yer aldığı bölümde ise akciğer kanserine yakalanan hastaların yüzde 2.8’inin herhangi bir yakınması olmadığı tespit edildi. En sık görülen şikayetin öksürük olduğu belirtilen çalışmada, başka hastalıklarla karıştırılan bu silik belirtilerin akciğer kanseri tanısını geciktirdiği vurgulandı. Geç teşhis nedeniyle akciğer kanseri hastalarının tedaviye geç başladığı, bu nedenle neredeyse yüzde 50’sinde kanserin başka bir organa sıçradığı ve tedavide olumlu sonuçlar alınamadığı dile getirildi.

Hürriyet
__________________