Uyku; memeli, kuş, sürüngen, balık, böcek ve aklımıza gelebilecek hayvan türlerinin biyolojik olarak ihtiyaç duyduğu, vücut fonksiyonlarının bir kısmının çeşitli şekillerde yavaşladığı bir durumdur.

Elbette hayvan türüne göre çeşitli türlerde çeşitli uyku türleri bulunabiliyor. Ancak uykunun en belirgin özelliği bilincin bir şekilde çevresel uyaranlarla olan ilişkisinin kesilmesi ya da azalmasıdır.

İnsanlarda uyku açısından konuyu irdeleyecek olursak; uyku, beslenme, su içme ve nefes alma gibi temel ihtiyaçlarımızın yanında hayatımızı normal bir şekilde devam ettirmemizi sağlayan ancak yoksunluğu halinde ölüme yol açtığına dair bir bilgi bulunmayan çok önemli fiziksel ihtiyacımızdır.
Uykusuzluk, uykuyu tam alamama, uyku ihtiyacının yetersiz bir şekilde giderilmesi gibi sorunlarla çok yaygın bir şekilde karşılaşabiliyoruz.
Uyku sırasında beynin belirli bölümlerinin yavaşladığı bununla beraber bedenin çalışmasını düzenleyen kısımlarının çalışmasını sürdürdüğü, hatta uyku sırasında bedenin iç organları ile ilgili çalışmasını düzene soktuğu ve optimize ettiği bilinen bir gerçektir.

Uykudaki en önemli değişim bilinç ya da irade dediğimiz aktivitenin ya etkisizleşmesi, ya da tamamen yok olmasıdır. Beden, metabolizmasının yarattığı enerjinin çok önemli bir kısmı bilinç aktivitesini sağlayan nörolojik aktivitenin bir sonucudur. Bu aktivitenin tam olarak nedenini bilmediğimiz bir nedenle mutlaka yavaşlaması gerekiyor. Yani uyku dediğimiz hadisenin gerçekleşmesi gerekiyor. Uyku sırasında iradi düşünce yavaşlamakta, hatta durmakta fakat rüya dediğimiz beyinsel aktivite ile görsel korteks dediğimiz aynen uyanıklıkta olduğu gibi faaliyetine devam edebilmektedir. Bu durum uyku sırasında algısal ve bilişsel fonksiyonların kısmen çalıştığının bir kanıtıdır.

Uyku ile ilgili rahatsızlıklar yaygın bir şekilde görülmektedir. Bu rahatsızlıkları semptom bazında şu şekilde sıralayabiliriz : uykuya dalamama, uykunun kesik kesik tamamlanmasına yol açan bölünme, uyku tamamlanmadan uyanma veya aşırı uyuma. Bu saydığımız semptomlara yol açan çeşitli türde uyku hastalıkları vardır. Bu hastalıkların bazıları psikiyatrik ya da psikolojik kökenli de olabilir. Aslına bakılırsa direkt olarak uyku sorunu yaratan rahatsızlıkların yanı sıra, hastalıkların büyük kısmı uyku problemi yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle uyku sorunu bulunan kişilerin sadece uyku rahatsızlıkları değil, herhangi bir rahatsızlığı geçiriyor olma ihtimalleri de vardır.
Hiç uyumama şeklinde ortaya çıkan bir tür rahatsızlık olan Morvan Hastalığı’nda kişi hayatını uyumadan geçirmektedir. Oldukça ender ortaya çıkan bu hastalıkta kişide buna bağlı olarak çeşitli problemler görülebilirken, kişi hayatını bu şekilde devam ettirebilmektedir. Hastalık son derece ender görülen türden bir hastalıktır.

Yetişkinler ve çocuklar için uyku çok önemli olmakla birlikte, çocuklarda uyku düzensizliği çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Özellikle yeni doğan bebekler ve üç yaşına kadar ki bebeklik dönemi içerisinde çocukların yeteri kadar uyku uyuması çocuğun gelişimine olumlu katkı sağlayacaktır. Yaş büyüdükçe uyku ihtiyacı azalır. Yetişkinlerde uyku ihtiyacı günde 8-9 saat civarında uyumayı gerektirmektedir. Belirtilen süreler standart olmamakla birlikte genel olarak görülen ortalamalardır. Kişiden kişiye değişen uyku ihtiyacı bazı kişilerde dört beş saat civarına kadar düşebilirken, bazı kişiler günde 9-10 saat civarı uyku uyuyabilmektedirler. Burada belirtilen uyuma süreler tıbben rahatsızlık sayılmamaktadır.

Ancak kişinin özellikle çok uyuması sosyal ve ailevi hayatı açısından sorun yaratabilir. Özellikle çok sık rastlanan depresyon vakalarında depresyona giren kişiler aşırı uyuma ihtiyacı hissedebilir, mutsuz oldukları hayatın gerçeklerine uyanmaktan kaçabilirler. Son derece tehlikeli bir rahatsızlık olan depresyon mutlaka tedavi edilmelidir.

Çok önemli bir ihtiyaç olan uyku sekiz saatlik ortalamasıyla hayatımızın üçte birini kapsayan bir süreçtir. Sadece bu istatistik dahi uykunun bizler için ne kadar önemli olduğunu anlatabilmektedir.

KAYNAK