Kalifornia Üniversitesi San Diego Tıp Okulu’nda psikiyatri ve hücresel-moleküler tıp alanında çalışan Yar. Doç. Jonathan Sebat liderliğinde yürütülen ve uluslararası bilim insanlarından oluşan araştırma ekibi; bir gen mutasyonunun beyin hastalıklarıyla ilgili güçlü bir bağlantısının olduğunu ve sinyal iletim yolunda tedavi edilebilir bileşiklerin varlığını açıkladı. Ayrıca bu buluşun şizofreni araştırmaları için büyük bir ilerleme olduğunu belirtti.
Tespit edilen genin yeni ilaçların geliştirilmesinde önemli bir etkisi olmasından dolayı bu araştırmanın nörobiyoloji ve şizofreni tedavisi için kayda değer bir rolü var.
Sebat; “Bazı açılardan bu gen, ilaç endüstrisinin ortaya çıkmasını beklediği bir gendi. Genin aktivitesi sentetik peptit kullanılarak değiştirilebilir. Bu tür peptitler hâlihazırda oluşturulmuş durumda.” dedi.
Şizofreni; kronik ve ağır bir beyin bozukluğu. Semptomları ise halüsinasyonlar, kuruntular ve düşünce bozuklukları. Hastalığın oluşmasında çevre ve genetik faktörlerin etkili olduğuna inanılıyor. Genetik faktörler daha önemli ve bu hastalık genel nüfusun yüzde birinde veya birinci dereceden akrabalarında şizofreni görülen kişilerin yüzde onunda meydana geliyor.
Sebat ve daha önceki araştırmasında beraber çalıştığı Washington Üniversitesi Tıbbi Genetik Profesörü Mary-Claire King, insan genomunun birçok yerinde ender olarak görülen mutasyonların şizofreni için yüksek risk oluşturduğunu keşfettiler. Bu mutasyonlar CNV (bir genin kopya sayısının bireyler arasındaki farklılığını tanımlayan bir çeşit genetik varyasyon) ya da kopya sayısının farklılığı. Bu bulguların kesin kanıtı nadir mutasyonların şizofreniye neden olabileceği. Fakat araştırmacılar bu belirli genleri tespit edememiş.
Son araştırma için çalışmalar sürüyor. Araştırmacılar şizofreni tanısı alan 8290 bireyin ve 7431 tane sağlıklı bireyden oluşan kontrol grubunun genomlarında CNV taraması yaptılar. Sebat, CNV’lerin genom üzerinde birçok konumla güçlü bağlantılarının olduğunu bulduklarını söyledi. Önceki çalışmalardan da faydalandıklarını ama yeni ve çok önemli bulgular elde ettiklerini belirtti. Yeni bulguları şöyle açıkladı: “Şizofreni hastalarının kromozom 7q uçlarındaki tekrarların sağlıklı bireylere oranla 14 kat daha fazla olduğu tespit edildi. Bu CNV’ler nöropeptit reseptör VIPR2 adı verilen ve beyin gelişiminde rol alan gen üzerinde önemli etkilere sahip.”
VIPR2; kan damarları, sindirim sistemi ve beyin de dahil olmak üzere sinir sisteminde aktiftir. Önceki çalışmalar VIPR2’nin beyinde nöron oluşumuna ve nöronun aktivitesinin düzenlenmesine yardımcı olduğunu göstermektedir. Ayrıca farelerde öğrenme ve günlük aktivite zamanlaması gibi davranışsal süreçler üzerinde VIPR2’nin önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Sebat “Bu keşif zihinsel hastalıklar üzerinde yapılan genetik çalışmaların yeni hedefi olabilir. İlgili genlerin bulunması ve bu genetik bilgilerin tedavi için bir strateji oluşturması işlemi bütünüyle genomik tıptır.” açıklamasını yaptı.
Araştırmacılar hastalardan alınan kan hücrelerindeki VIPR2 geninin ifade seviyesini (ne kadar aktif olduğunu) belirlediler. Ardından yapılan çalışmalar sonucunda mutasyonlu genlere sahip bireylerde çok daha fazla VIPR2 geninin aktif olduğu ve reseptör aktivitesinin çok daha fazla olduğu görüldü. Sebat “Biz, nedensel mutasyonların VIP sinyal yolu üzerindeki yoğunluğu artırdığı sonucuna vardık” diyor.
Sebat bir sonraki adımın, bu gibi bileşiklerin VIPR2 gen mutasyonunu taşıyan fare ve insan kültür hücreleri için yararlı etkilerinin olup olmadığını test etmek olacağını söylüyor.