Molecular Brain dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, serotonin geri alım inhibitörleriyle yapılan (SSRI) tedavinin neden olduğu beyin içindeki fizyolojik değişiklikleri gün ışığına çıkarıyor.
Prozac gibi “seçici serotonin geri alım inhibitörleri” (SSRI) ağır depresyon ve bunalım tedavisinde kullanılmaktadır. Beyindeki serotonin miktarında ani artışa sebep olarak ve beyin fonksiyonlarında uzun süreli değişiklikler yaparak çalışırlar. Bununla birlikte, hastanın herhangi bir etkiyi hissetmesi için tedavinin haftalarca sürmesi gerekebilir. Bu tür ilaçların hem yararlı etkileri hem de yan etkileri tedavi sonlandırıldıktan sonra bile devam edebilir.
Hipokampus, uzun süreli belleğin ve mekânsal bilincin oluşmasında görevli beynin bir bölümüdür. Alzheimer hastalığı olan kişilerde, hipokampus içinde gerçekleşen düzensizliklerin uyum bozukluğu ve bellek kaybı gibi semptomların oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Hipokampusu oluşturan sinir hücreleri, hücresel aktivitelerinde ve birbirleriyle olan bağlantılarında değişiklikler yaparak yeni hatıraların oluşmasını sağlarlar. Hayat boyunca devam eden bu sürece plastisite (esneklik) adı verilir ve değişmiş plastisitenin depresyon ve stresle bağlantılı olduğu bilinmektedir.
Nippon Tıp Fakültesi Farmakoloji Bölümünde (Japonya) yapılan araştırmada, yetişkin farelerin fluoxetine (Prozac) ile tedavisinde, hipokampusu oluşturan temel sinir hücrelerinden biri olan granül hücrelerinde ve diğer sinir hücreleriyle olan bağlantılarında değişimler olduğu gösterilmiş. Granül hücrelerinde, serotonindeki artış nedeniyle hücresel olgunlaşmanın durduğu, buna bağlı olarak da hücresel aktivitede artış olduğu ve yetişkin tipi plastisitenin olgunlaşmamış duruma geçtiği gözlemlenmiş. Hücrelerin plastisitesinde gerçekleşen bu değişimler nedeniyle, farelerin bunalım ve depresyon belirtileri gösterdikleri gözlemlenmiş.
Araştırmayı yapan ekip, Prozac ile tedavi olan insanlarda görülen bunalım ve davranış değişikliği gibi yan etkilerin hipokampus içindeki granül hücrelerinde meydana gelen hücresel olgunlaşmanın durmasından kaynaklanabileceğini öne sürüyor.