Toplam 3 mesajın 1-3 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Hypericum perforatum

    • Türkçe Adı: Sarı kantaron
    • İngilizce Adı: St. John’s Wort
    • En Sık Bulunduğu Bölgeler ve Genel Özellikleri: Aslen Avrupa, batı Asya ve kuzey Afrika’ya ait olan bitki, sonradan doğu Asya, Avustralya, Sibirya, Polonya ve Yeni Zelanda’da da yetiştirilmeye başlanmıştır. 30-60 cm boylarında, sarı çiçekler açan otsu bir bitkidir.


    Batı bant - Sarı Kantaron Otu (St. John’s Wort )
    Kullanılabilir Kısımlar: Bitkinin medikal amaçlar için en yaygın kullanılan kısmı çiçek kısmıdır. Ancak bununla beraber, daha nadir olmak üzere, çiçeklenme mevsiminde toplanarak kurutulan topraküstü kısımları da medikal amaçlar için kullanılmaktadır.


    İçeriğindeki Bileşenler: Antrasen deriveleri (naftodiantronlar, özellikle hiperisin, pseudohiperisin), flavonoidler (hiperosid, quercitrin, rutin, izoquercitrin, amentoflavon), ksantonlar (tetra hidroksi ksanton), asilfloroglukinoller (hiperforin, adhipereforin) uçucu yağ (alifatik hidrokarbonlar, 2-metiloktan, undekan,dodekanol, monoterpenler, seskiterpenler, alfa pinen, karyofilen vs..), oligomerler, prosiyanidinler ve diğer kateşin taninler, kafeik asit deriveleri (klorogenik asit), melatonin, hiperforin vs.. başta olmak üzere birçok bileşen içermektedir.


    Etkileri ve Kullanıldığı Durumlar: Bileşenler bölümünde de görüldüğü gibi, sarı kantoron birçok bileşen içermektedir. Bununla beraber bitkinin medikal etkilerini oluşturmaları bakımından, hiperisin ve hiperforin bileşenlerinin, bahsedilen bileşenler arasından başrole sahip olduğu görülmektedir. Eskiden sarı kantoronun etkilerinden sorumlu temel aktif bileşenin hiperisin maddesi olduğu düşünülmesine rağmen, günümüzde bu maddenin yanı sıra hiperforin, adhiperforin ve bunlar gibi birkaç diğer bileşenin de bitkinin medikal etkilerinden sorumlu olduğu anlaşılmıştır.


    Sarı kantaronda bulunan hiperforin ve adhiperforin maddelerinin serotonin, noradrenalin ve dopamin gibi monoaminlerin geri alımlarını inhibe ettiği ve bu nörotransmitterlerin sinaptik aralıkta daha uzun süre kalarak, etkilerini göstermelerini sağladıkları tespit edilmiştir. Bu sayede tıpkı depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlara benzer etki yapmakta oldukları sanılmaktadır. Ancak hiperisin maddesinin depresyon üzerinde bahsedilen etkileri gösterebilmesi için, genellikle insan dokularında yeterli konsantrasyona ulaşmadığı düşünülmektedir.


    Yapılan klinik öncesi çalışmalar (hayvan denekler üzerinde), sarı kantaronun %50 etil alkol ekstresinin anksiyolitik etki göstererek anksiyetede faydalı olabileceğini düşündürmüştür.


    Bu bitkinin CYP 3A4 enzimini indükleyerek aktivitesini arttırdığı bilinmektedir. Bu enzim ise birçok ilacın metabolizması ve yıkımından sorumludur. Haliyle CYP 3A4 enziminin aktivitesi artınca, bu enzim sayesinde metabolize olan ilaçlar daha hızlı metabolize olarak yıkıma uğrayacaklardır ve kandaki seviyeleri azalacaktır. Bu enzimin CYP 3A4’ü %98’e kadar indüklediği (etkisini arttırdığı) görülmekle beraber, bu etkinin şiddeti kadınlarda erkeklere nazaran daha yüksektir. Sarı kantaron, bahsedilen enzim haricinde CYP 2C9 ve CYP1A2 enzimlerini de indüklemektedir (etkisini arttırmaktadır).


    Bu bitkinin içeriğinde bulunan hiperisin ve hiperforin maddelerinin, ciltteki enflamatuar yanıtı baskılayarak, enflamatuar cilt rahatsızlıkları ve yaraların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmektedir.


    Sarı kantarondaki hiperisin ve pseudohiperisin’in virüsler ve bakteriler üzerinde de öldürücü etkileri olduğu düşünülmektedir. Bahsedilen virüs ve bakterilerden bazıları ise: Influenza virüs (grip virüsü), Herpes simplex virüs tip I ve tip II (ağız bölgesi çevresinde ve genital organlarda uçuğa neden olan virüs), Sindbis virüs (genellikle bazı kuşlarda bulunan bir virüs), polio virüs (çocuk felci etkeni), retrovirüs (bazı kanser türleri başta olmak üzere birtakım hastalıkların etkeni), mürin sitomegalovirüs, Hepatit C virüsü, gram negatif bakteriler ve gram pozitif bakteriler’dir.


    Hiperforin maddesinin ayrıca kansere karşı etkili olabileceği düşünülmektedir. Birçok kanser türlerinde tümör hücrelerindeki apoptozu uyararak (hücrenin kendi kendini öldürmesi), kanserin büyümesini ve yayılmasını engelleyebileceği tahmin edilmektedir. Ancak bitkinin bu etkisinin, insanlar üzerinde de geçerli olup olmadığı, henüz bu konuda klinik araştırmalar yapılmadığından bilinmemektedir. In vitro çalışmalarda (cansız ortamda yapılan çalışmalar) hiperisin maddesinin özellikle kolon kanseri hücrelerinde ve kan kanseri hücrelerinde inhibitör etki yaptığı görülmüştür.


    Fareler üzerinde yapılan deneylerde, oral olarak uygulanan sarı kantaronun, topikal olarak yara üzerine uygulanan aynısefa tentüründen daha etkili olduğu görülmüştür. Buna karşın her iki bitkinin de plaseboya kıyasla yara iyileşmesi üzerinde belirgin hızlandırıcı bir etki gösterdiği görülmüştür. Ayrıca, sarı kantaronun spesifik antioksidan etkiler gösterdiği de görülmüştür.


    Sarı kantaron halk arasında,

    • Depresyonun ve distiminin (hafif şiddette ve süreğen bir depresyon) tedavisinde veya tedaviye yardımcı olarak,
    • Anksiyete ve anksiyeteye bağlı kalp çarpıntıları gibi semptomları hafifletmek için,
    • Menopozla ilişkili duygusal durum değişiklikleri veya bozukluklarını daha kolay atlatabilmek için,
    • Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi afektif hastalıklarda,
    • Obsesif kompülsif bozukluk tedavisinde veya tedaviye yardımcı olarak,
    • Mevsimsel geçişlerde bazı insanlarda görülen mevsimsel duygu durum değişimlerinde,
    • Halsizlik, tükenme, yorgunluk gibi durumların altında yatan psikolojik gerilimi hafifletmek amacıyla,
    • Sigara bırakırken görülebilen sinirlilik ve duygu durum değişimlerini dengelemek için,
    • Fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu gibi bazı rahatsızlıkların tedavisinde,
    • Fibrozit (doku romatizması) gibi hastalıklardaki ağrılı semptomları hafifletmek için,
    • Başağrısı, migren, kas ağrısı, nevralji (sinir ağrısı) ve siyatik ağrısı gibi ağrıları dindirmek ya da hafifletmek için,
    • Yorgunlık, iştah kaybı, uykusuzluk ve anksiyete gibi depresyonun sekonder semptomlarının tedavisinde,
    • Bazı kanser türlerinin tedavisine yardımcı,
    • Vitiligo tedavisine yardımcı,
    • HIV/AIDS ve hepatit C gibi virüs kaynaklı ve tedavisi mümkün olmasa da semptomların azaltılabileceği ve hayat kalitesinin arttırılabileceği hastalıklarda,
    • Kilo kaybına yardımcı ve diüretik amaçlı (idrar söktürücü) olması nedeniyle oral olarak (ağızdan alınarak) kullanılır.


    Sarı kantarondan hazırlanmış yağlar ise hazımsızlık gibi sorunların üstesinden gelmek için kullanılır.


    Sarı kantaronun topikal kullanımı da oldukça yaygın olmakla beraber, halk arasında aşağıdaki hastalıklar veya rahatsızlıklar için kullanılır:

    • Ufak yaralanmalar, çürükler, ezikler ve sıyrıklar,
    • Kas ağrıları ve enflamasyon nedenli ağrılar,
    • Birinci derece deri yanıkları,
    • Yaralar (yaraları daha çabuk iyileştirdiği ve enflamasyonu engellediği düşünülmektedir),
    • Böcek ve sinek ısırıkları,
    • Hemoroid,
    • Vitiligo,
    • Nevralji (sinirlerde meydana gelen ağrılar) vs..


    Sanayiide ise hiperisin içermeyen sarı kantaron ekstreleri, alkollü içeceklerin üretiminde kullanılmaktadır.


    Etkili Olduğu Durumlar:

    • Depresyon: Yapılan klinik araştırmalarda sarı kantaron ekstrelerinin plaseboya göre çok daha etkili olduğu görülmüştür. Bu araştırmalar sonucu sarı kantaronun en az, düşük doz trisiklik antidepresanlar ve selektif serotonin geri alım inhibitörleri olan fluoksetin (Prozac), sertralin (Zoloft) ve paroksetin (Paxil) kadar etkili olduğu görülmüştür. Sarı kantaron ekstrelerinin duygu durumunu pozitif yönde etkilediği, anksiyeteyi azalttığı, ağrı gibi depresyona bağlı bazı semptomları rahatlattığı ve orta seviyedeki depresyona eşlik eden uykusuzluk şikayetini ortadan kaldırdığı tespit edilmiştir. American College of Physicians - American Society of Internal Medicine’ın klinik yönergelerinde, sarı kantaronun depresyona karşı geleneksel olarak kullanılan farmakolojik ilaçlara bir alternatif olabileceğinden bahsedilmektedir. Bununla beraber sarı kantaron, bahsedilen ilaçlardan daha etkili olmadığı gibi diğer birçok ilaçla da etkileşime girebileceğinden, bu ilaçlardan daha iyi bir alternatif olduğunu söyleyemeyiz.
    • Menopoz Semptomları: Sarı kantaron ile beraber kullanılan siyah yılan kökü bitkisinin menopoz dönemi kadınlarda görülen sıkıntıları belirgin olarak azalttığı gözlemlenmiştir.
    • Obsesif Kompulsif Bozukluk: Sarı kantaronun OKB üzerindeki etkileri hakkında tartışmalı araştırma sonuçları mevcuttur. Yapılan bir araştırmadan bu bitkinin OKB semptomlarını azalttığı rapor edilmesine rağmen yapılan diğer bir araştırmada, bu bitkinin OKB üzerinde bahsedildiği gibi belirgin bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.
    • Premenstural Sendrom: Premenstural sendrom halk arasında adet öncesi gerginlik olarak bilinir. Yapılan bir araştırmada %0,3 oranında hiperisin içeren bir sarı kantoron ekstresinin araştırmaya katılan kadınlardaki adet öncesi sıkıntılarını %50 oranında azalttığı görülmüştür. Ancak bu konuyla ilgili kesin bir yorum yapmak için daha fazla araştırma sonucuna ihtiyaç duyulmaktadır.

    sarıkantaron1 - Sarı Kantaron Otu (St. John’s Wort )

    Kullanım Şekli ve Dozaj: Sarı kantaron medikal amaçlar için sıklıkla kullanılan bir bitki olduğundan, ticari farmasötik dozaj şekilleri üretilmiştir. Klinik araştırmalarda depresyona karşı kullanılan dozaj, günde üç kez 300 mg’dır (kapsüller %0,3 hiperisin içerecek şekilde formüle edilmelidir). Ancak bazı çalışmalarda günlük dozaj 1200mg.a kadar çıkarılmıştır.


    Kurutulmuş bitki çiçeklerinden (veya topraküstü kısımları) günde 3 kez, 2-4 gram tüketmeniz önerilir. Depresyon gibi psikolojik şikayetler için bu dozu, 4-6 hafta kullanmanız tavsiye edilir. Eğer faydasını göremezseniz tedaviyi kesip farklı bir tedaviye başlamanız önerilir.


    Sarı kantaronu çay olarak tüketmek istiyorsanız, 2 çay kaşığı bitkiyi (yaklaşık 2-3 g.) 150 ml kaynar suya atarak 10 dk demleyiniz.


    Sarı kantarondan sıvı ekstre hazırlamak için %25 etil alkole, alkol ile aynı miktarda bitkiyi ekleyerek bekletiniz. Bu ekstreden günde 3 kez 2-4 ml tüketmeniz tavsiye edilir.


    Bu bitki bilindiği gibi topikal olarak kullanıldığında yara, yanık, şişik ve cilt çürüklerine de iyi gelmektedir. Bu nedenle sarı kantaron ekstresi içeren birçok ticari farmasötik preparat satılmaktadır.


    Güvenlik ve Yan Etkileri: Bu bitkinin uygun dozlarda, kısa süreli ve medikal amaçlı oral kullanımı (ağızdan alınarak) güvenli kabul edilmektedir. Yapılan bazı çalışmalar bu bitkinin 1 yıla kadar güvenli bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.


    Sarı kantaronun yüksek dozlarda oral kullanımı, şiddetli fototoksik cilt reaksiyonlarına yol açabileceğinden, güvenli kabul edilmemektedir. Yapılan araştırmalarda günlük 2-4 gram sarı kantaron tüketen kişilerde fotosensetivite görülme riskinin yükseldiği tespit edilmiştir.


    Sarı kantaronun 12 yaş altı çocuklarda kısa süreli kullanımı da güvenli kabul edilmektedir. Yapılan bir klinik araştırmada bu bitki, çocuklarda 6 haftaya kadar güvenle kullanılmıştır. Ancak bu bilgi, sarı kantaronun 6 haftadan uzun süreli kullanımının güvenli olmadığı anlamına gelmemektedir. Yapılan klinik araştırma 6 hafta sürdüğü için, ancak bu süreyle ilgili veri toplanabilmiştir.


    Sarı kantaronun gebeler ve emziren kadınlar tarafından kullanımının güvenli olmadığı düşünülmektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan klinik araştırmalar bu bitkinin gebelik döneminde kullanımının güvenilirliğiyle ilgili çelişkili sonuçlar ortaya koymuştur. Emziren annelerin kullandığı sarı kantaronun ise bebekte kolik ve sürekli uyuma hali gibi yan etkiler oluşturduğu görülmüştür.


    Diğer Bitkilerle /Gıdalarla / Gıda Takviyeleriyle Etkileşim:

    • Kardiyak Glikozidleri İçeren Bitkiler: Sarı kantaronun kardiyak glikozidleri içeren bitkilerle beraber kullanımı, bu bitkilerin etkilerini azaltabilir. Sağlıklı insanlarda bahsedilen bitkilerin, sarı kantaronla beraber kullanımı sonucu, kandaki digoksin seviyesinin yaklaşık %25 azaldığı görülmüştür. Bunun nedeninin sarı kantaronun, dijitallerin kandan temizlenerek atılmasında görev alan bir protein olan P-glikoproteinin seviyesini arttırması olduğu düşünülmektedir.
    • Seratonerjik Özelliği Olan Bitki ve Gıda Takviyeleri: Teorik olarak sarı kantoronun bahsedilen bitkilerle beraber kullanımının, bu bitkilerin etkilerini ve yan etkilerini güçlendireceği düşünülmektedir. Bu takviyelerden bazıları: 5-hidroksitriptofan, L-triptofan ve SAMe’dir.
    • Kırmızı Maya: Sarı kantaron, sitokrom P450 3A4 enzimini indükleyerek (üretimini arttırarak) lovastatin gibi statin grubu ilaçların kan serumundaki seviyesini düşürür. Kırmızı maya da lovastatin’e benzer etki yapmaktadır. Bu nedenle sarı kantaron teorik olarak bu bitkinin lovastatin’e benzer etkisini azaltmaktadır.
    • Triptofan: Sarı kantaronun triptofanla beraber kullanımı, serotonin sendromu riskini arttırabilir. Yüksek dozlarda sarı kantaronla beraber triptofan kullanan bir vakada serotonin sendromu görülmüştür. (Serotonin sendromu, merkezi sinir sistemindeki serotonin miktarının aşırı artışıyla kendini gösteren ve acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Serotonin sendromunun belirtileri huzursuzluk, halüsinasyonlar, hızlı kalp atışı, artan vücut ısısı ve terleme, koordinasyon kaybı, kas spazmları, bulantı, kusma, ishal ve kan basıncında hızlı değişikliklerdir

  2. #2
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İlaçlarla Etkileşim:

    • 5-HT1 Agonistleri (Triptanlar): Teorik olarak sarı kantaronla beraber kullanılan selektif serotonin agonistleri (triptanlar), seratonerjik yan etkileri arttırabileceği gibi serotonin sendromuna da sebep olabilmektedir. Bu nedenle ikisinin beraber kullanımından kaçınılmalıdır. Triptanlar: frovatripan (Frova), naratripan (Amerge), rizatripan (Maxalt), sumatripan (Imitrex), zolmitriptan (Zomig). Ayrıca sarı kantaronla beraber kullanılan triptanlar, Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir.
    • Alprazolam (Xanax): Sarı kantaronun, alprazolam’ın etkisiniazalttığı görülmüştür. Bu bitki, alprazolam’ın 12,4 saat olan yarılanma ömrünü, 6 saate düşürerek, etkisini ve etki süresini azaltır.
    • Aminolevulinik Asit: Sarı kantaronun bu ilaçla beraber kullanımı sinerjistik etki yaratarak fotosensetivite (ışığa duyarlılık) riskini yükseltebilir. Bazı vakalarda kantaronla beraber kullanılan delta-aminolevulinik asit’in, deride ciddi kızarıklık, kaşıntı, yanma hissi ve şişmeye yol açtığı görülmüştür.
    • Amitriptilin (Elavil): Sarı kantaronla amitriptiline’in beraber kullanımı, kan serumundaki amitriptilin miktarını %22, amitriptilinin bir metaboliti olan nortriptilini ise %42 oranında azalttığı saptanmıştır. Bu nedenle bahsedilen ilacın etkisini azaltmaktadır.
    • Antidepresan İlaçlar: Teorik olarak sarı kantaronla beraber kullanılan bazı depresyon ilaçları, seratonerjik yan etkileri arttırabileceği gibi serotonin sendromuna da sebep olabilmektedir. Buna rağmen şimdiye, bahsedilen seratonin sendromu oluşumu, sadece nefazodon (Serzone), paroxetin (Paxil), sertralin (Zoloft) gibi ilaçlar için görülmüştür. Ancak bu durumun diğer antidepresan ilaçlar için de görülebileceğinden sarı kantaronla beraber depresyon ilacı kullanılan kişilerin oldukça dikkatli olmaları ve gözlem altında olmaları ya da sarı kantaron kullanmamaları önerilmektedir.
    • Barbituratlar: Sarı kantaron, barbituratlar tarafından tetiklenen uyku zamanını azaltmaktadır. Bu nedenle bu kombinasyonun beraber kullanılmaması önerilir. Bahsedilen ilaçlardan bazıları: fenobarbital (Nebutal, Luminal), sekobarbital (Seconal) vs..
    • Klopidogrel (Plavix): Sarı kantaronla beraber klopidogrel kullanan kişilerde, bu ilacın aktivitesinin artabileceği düşünülmektedir. Örneğin klopidogrel tedavisine cevap vermeyen kişilerde, sarı kantaron kullanımı sonucu, bu ilacın aktif ara metabolitine dönüşümü tetiklenmekte ve bu sayede klopidogrel’in antiplatelet aktivitesi (kan sulandırıcı, pıhtılaşmayı önleyici) artmaktadır. Bununla beraber bahsedilen etki, klopidogrel tedavisine yanıt veren kişilerde kanama riskini arttırabileceğinden dikkatli olunması tavsiye edilmektedir.
    • Oral Kontraseptif İlaçlar: Bu ilaçlar, halk arasında doğum kontrol hapları olarak bilinmektedir. Sarı kantaron, noretindron ve etinil östradiol miktarlarını %13-15 oranında azaltarak düzensiz mensturasyona (adet), ay ortası kanamalarına ve istenmeyen gebeliklere neden olabilmektedir. Bu doğum kontrol yöntemini kullanan kişilerde, kanama düzensizlikleri, sarı kantaron kullanımına başlandıktan yaklaşık 1 hafta sonra başlamakta ve sarı kantaron kullanımı kesildiği zaman sonlanmaktadır. Doğum kontrol hapıyla beraber sarı kantaron kullanan bazı vakalarda istenmeyen gebelikler meydana geldiği rapor edilmiştir. Bu nedenle doğum kontrol haplarıyla sarı kantaronun eş zamanlı kullanılmaması gerekmektedir.
    • Siklosporin (Neoral, Sandimmune): Sarı kantaronla beraber siklosporin kullanımı sonucu, plazmadaki siklosporin seviyelerinin %30 ile %70 oranında düştüğü saptanmıştır. Bu nedenle birlikte kullanılmamaları gerekmektedir.
    • Sitokrom P450 1A2 Substratları: Yapılan araştırmalar sonucu sarı kantaronun, sitokrom P450 1A2 enzimini indüklediği (üretimini ve işlevini arttırdığı) görülmüştür. Dolayısıyla bu enzim sayesinde metabolize olarak yıkıma uğrayan ilaçların kandaki seviyelerinin ve etkilerinin azalabileceği düşünüldüğünden, bu kombinasyonu kullanan hastaların dikkatli olması tavsiye edilmektedir. Bahsedilen ilaçlardan bazıları: klozapin (Clozaril), siklobenzaprin (Flexeril), fluvoksamin (Luvox), haloperidol (Haldol), imipramin (Tofranil), meksiletin (Mexitil), olanzapin (Zyprexa), pentazocine (Talwin), propranolol (Inderal), takrin (Cognex), zileuton (Zyflo), zolmitriptan (Zomig) vs..
    • Sitokrom P450 3A4 Substratları: Yapılan araştırmalar sonucu sarı kantaronun, sitokrom P450 3A4 enzimini oldukça güçlü bir şekilde indüklediği (üretimini ve işlevini arttırdığı) görülmüştür. Dolayısıyla bu enzim sayesinde metabolize olarak yıkıma uğrayan ilaçların kandaki seviyelerinin ve etkilerinin azalabileceği düşünüldüğünden, bahsedilen ilaçlarla metabolize olan ilaçları kullanan kişilerin sarı kantaron kulanmamaları tavsiye edilmektedir. Bahsedilen ilaçlardan bazıları: kalsiyum kanal blokörleri (diltiazem, nikardipin, verapamil), bazı kemoterapötik ilaçlar (etoposide, paclitaxel, vinblastine, vincristine, vindesine), antifungallar (ketokonazol, itrakonazol), glukokortikoidler, cisapride (Propulsid), alfentanil (alfenta), fentainil (Sublimaze), losartan (Cozaar), fluoxetin (Prozac), midazolam (Versed), omeprazol (Prilosec), ondansetron (Zofran), propranolol (Inderal), feksofenadin (Allegra) vs..
    • Dextromethorpan (Robitussin DM, diğerleri): Sarı kantaron ve bu ilaçların birlikte kullanımı teorik olarak sinerjistik etki yaratarak serotonin sendromuna yol açabilir. Bu nedenle bahsedilen ilaç ve sarı kantaronu beraber kullanırken dikkatli olmanız tavsiye edilir. Ayrıca sarı kantaronla beraber kullanılan dextromethorpan, Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir.
    • Digoksin (Lanoksin): Digoksinle beraber sarı kantaron kullanımı, kan serumundaki digoksin seviyelerini ve terapötik etkilerini arttırabileceği için dikkatli olunması gerekir. Bu nedenle sarı kantaron kullanan kişilerin, kullandıkları digoksin dozunun azaltılması gerekebilir.
    • Fenfluramin (Pondimin): Bu ilacın sarı kantaronla beraber kullanımı, seratonerjik yan etkileri arttırarark serotonin sendromuna neden olabilir. Fenfluramin ile 600 mg sarı kantaron kullanan kişilerde mide bulantısı, başağrısı ve anksiyete gibi yan etkiler görülmüştür.
    • Fexofenadin (Allegra): Tek doz sarı kantaron, fexofenadine!in metabolizmasını ve itrahını azaltabileceğinden, plazmadaki konsantrasyonunu arttırabilir. Bununla beraber 2 haftadan daha uzun süre kullanılan sarı kantaronun fexofenadine seviyelerini etkilemediği görülmektedir. Bahsedilen sebep nedeniyle fexofenadine kullanan hastalar, sarı kantaron kullanmaya başlayacaklarsa, muhtemel fexofenadine toksisitesine karşı iyi takip edilmelidirler.
    • Imatinib (Gleevee): Sarı kantaron kullanımının, yetişkin gönüllülerdeki serum imatinib düzeyini %30 oranında azalttığı görülmüştür. Bu etkinin nedeninin muhtemelen sarı kantaronun sitokrım P450 3A4 enzimini indüklemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu nedenle imatinib kullanan hastaların, sarı kantaron kullanmamaları tavsiye edilmektedir.
    • Irinotecan (Camptosar): Sarı kantaron kullanımının, bu ilacı kullanan kişilerdeki serum irinoteca düzeyini en az %50 oranında azalttığı görülmüştür. Bu etkinin nedeninin muhtemelen sarı kantaronun sitokrım P450 3A4 enzimini indüklemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Bahsedilen sebeple irinotecan kullanan hastaların sarı kantaron kullanmamaları tavsiye edilmektedir.
    • Meperidin (Demerol): Sarı kantaron ve meperidin’in birlikte kullanımı teorik olarak sinerjistik etki yaratarak serotonin sendromuna yol açabilir. Bu nedenle bahsedilen ilaç ve sarı kantaronu beraber kullanırken dikkatli olmanız tavsiye edilir. Ayrıca sarı kantaronla beraber kullanılan meperidin, Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir.
    • Monoamin Oksidaz İnhibitörleri: Sarı kantaron tıpkı antidepresanlar gibi çalışarak antidepresan etki gösterdiği için MAO inhibitörü ilaçlarla beraber kullanımı hipertansiyon, hipertermi, ajitasyon, zihinsel bulanıklık ve koma gibi yan etkilere neden olabilir. Bu sebeple sarı kantaronun MAO inhibitörleriyle beraber veya MAO inhibitörlerinin kullanımı kesildikten sonraki 14 gün içinde kullanımı sakıncalıdır.
    • Narkotik İlaçlar: Sarı kantaronun narkotik ilaçlarla beraber kullanımı, narkotiklerin tetiklediği uyku zamanını uzatabilir ve analjezik etkileri arttırabilir. Bu nedenle beraber kullanımlarından kaçınmak gerekmektedir.
    • Nefazodon (Serzone): Sarı kantaron ve nefazodon’un beraber kullanımı, mide bulantısı, kusma, ve yerinde duramama gibi serotonerjik yan etkiler meydana getirebileceğinden, önerilmemektedir.
    • Non-Nukleozid Revers Transkriptaz İnhibitörleri (NNRTI): Sarı kantaron ve bu ilaçların beraber kullanımı, nevirapin (Viramune) gibi ilaçların oral klerensini arttırarak serum seviyelerini ve etkilerini azaltabilir. Bu nedenle beraber kullanımları tavsiye edilmemektedir. Diğer NNRTI’lardan bazıları: delavirdine (Rescriptor) ve efavirenz (Sustiva)’dır
    • Nortriptilin (Pamelor, Aventyl): Sarı kantaronla amitriptiline’in beraber kullanımı, kan serumundaki amitriptilin miktarını %22, amitriptilinin bir metaboliti olan nortriptilini ise %42 oranında azalttığı saptanmıştır. Bu nedenle bahsedilen ilacın etkisini azaltmaktadır ve beraber kullanımı tavsiye edilmez.
    • Paroksetin (Paxil): Sarı kantaronla beraber kullanılan paroksetin, serotonin sendromuna benzer semptomlar meydana getirebileceği için kullanımı tavsiye edilmez. Paroksetin ve sarı kantaronu beraber kullanan hastaların yaşadıkları yan etkiler arasında gerginlik, hiperaktivite, mide bulantısı, zayıflama, yorgunluk vs.. gibi belirtileri sayabiliriz. Bunun haricinde Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına da yol açabilmektedir.
    • Pentazosin (Talwin): Teorik olarak pentazosin ve sarı kantaronun beraber kullanımı additif seratonerjik etkiye neden olacağından, serotonin sendromu riskini arttırabilir. Ayrıca bu ilaçla beraber sarı kantaron kullanımı sonucu Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına yol açabilir.
    • P-Glikoprotein Substratları: Sarı kantaron P-glikoproteini indükler (üretimini ve etkisini arttırır). P-glikoprotein, ilaçlar ve diğer bazı maddeleri, hücre membranlarından taşınmasıyla görevli bir proteindir. P-glikoproteini, gastrointestinal kanalda indüklendiğinde, bazı ilaçların taşınmasını engelleyebilir. Buna ilave olarak, P-glikoprotein indüklendiğinde, ilaçların merkezi sinir sistemine girişini azaltarak, ilgili yerlere taşınmasını engelleyebilir. Sarı kantaron kullanımından etkilenebilecek bazı ilaçlar: bazı kemoterapötik ajanlar (etoposid, paclitaxel, vinblastin, vinkristin, vindesin), antifungallar (ketokonazol, itrakonazol), proteaz inhibitörleri (amprenavir, indinavir, nelfinavir, saquinavir), H2 antagonistleri (simetidin, ranitidin), bazı kalsiyum kanal blokörleri (diltiazem, verapamil), kortikosteroidler, eritromisin, feksofenadin (Allegra), siklosporin, loperamide (Imodium), quinidine vs..
    • Fenobarbital (Luminal): Sarı kantaron, fenobarbitallerin metabolizmasını arttırabileceğinden, kasılmaları kontrol etmede zorluklar meydana gelebilir. Bu nedenle fenobarbitalin plazma konsantrasyonları dikkatle takip edilmelidir. Sarı kantoron kullanımına başlanılacaksa, fenobarbital dozu da buna uygun olarak arttırılabilir.
    • Fenprokumon: Sarı kantaron, bu ilacın metabolize edilmesini arttırarak, antikoagülan etkisinin azalmasına neden olabilir. Bu nedenle bu kombinasyonun beraber kullanılmaması önerilmektedir.
    • Fenitoin (Dilantin): Sarı kantaron, fenitoinin metabolizmasını arttırabileceğinden, kasılmaları kontrol etmede zorluklar meydana gelebilir. Bu nedenle fenobarbitalin plazma konsantrasyonları dikkatle takip edilmelidir. Sarı kantoron kullanımına başlanılacaksa, fenitoin dozu da buna uygun olarak arttırılabilir.
    • Fotosensetizan İlaçlar: Sarı kantaronun bu ilaçlarla beraber kullanımı, muhtemel fotosensetivite riskini daha da arttırabilir. Bu ilaçlardan bazıları: amitriptilin, kinolonlar, sulfa ilaçlar ve tetrasiklin’dir.
    • Prokainamid: Hayvanlar üzerinde yapılan ilk çalışmalar, prokainamid ile beraber kullanılan sarı kantaronun, bu ilacın biyoyararlanımını arttırdığını, fakat metabolizmasını hızlandırmadığını göstermiştir. Ancak bu etkinin insanlar için de geçerli olup olmadığı henüz bilinememektedir.
    • Proteaz İnhibitörleri (PI): Bu ilaçların yanında kullanılan sarı kantaronun, serumdaki proteaz inhibitörlerinin konsantrasyonlarını azaltabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle bahsedilen ilaçların sarı kantaronla beraber kullanılmamaları önerilmektedir. Başlıca proteaz inhibitörleri: amprenavir (Agenerase), nelfinavir (Viracept), ritonavir (Norvir), saquinavir (Fortovase)
    • Rezerpin: Bu bitki, rezerpin’in etkilerini antagonize edebileceğinden, beraber kullanımı tavsiye edilmez.
    • Sertralin (Zoloft): Sarı kantaronun bu ilaçlarla beraber kullanımı, yorgunluk, mide bulantısı, kusma, mide ağrısı, başağrısı, anksiyete, zihinsel bulanıklık, yerinde duramama gibi bazı serotonerjik yan etkilere neden olabilir.
    • Simvastatin (Zocor): Sarı kantaron ve simvastatinin beraber kullanımı, simvastatinin bir metaboliti olan hidroksi asidin plazmadaki konsantrasyonlarını %28’e kadar azaltır. Bu nedenle kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
    • Takrolimus (Prograf): Sarı kantaronla eş zamanlı olarak kullanılan takrolimus’un plazma konsantrasyonlarının önemli ölçüde azaldığı bilinmektedir. Bu nedenle sarı kantaron kullanan kişilerin takrolimus dozunu bir doktor gözetiminde yaklaşık %60 kadar arttırmaları gerekebilir.
    • Tramadol (Ultram): Sarı kantaronun bu ilaçla beraber kullanımı seratonerjik yan etkilere ve hatta serotonin sendromuna yol açabilir. Bunun dışında bu kombinasyonun kullanımı Call-Fleming sendromu gibi serebral vazokonstrüksiyon bozukluklarına da yol açabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle beraber kullanılmamaları gerekmektedir.
    • Warfarin (Coumadin): Bu bitkinin, warfarin’in terapötik etkilerini azaltabileceği bilinmektedir. Bahsedilen sebeple sarı kantaron ve warfarin’in eş zamanlı kullanılmaması gerekmektedir.




    Hastalıklar veya Durumlarla Etkileşimi:

    • Alzheimer Hastalığı: Sarı kantaronun alzheimer hastalarında psikozu tetikleyebileceği düşünülmektedir. Alzheimer hastası yaşlı bir kadında 3 haftalık düşük doz (75 mg) sarı kantaron kullanımı sonucu, psikotik delirium (psikotik hezeyanlar) görülmüştür. Semptomlar, sarı kantaron kullanımını bırakıldıktan ve Alzheimer tedavisi ilaçlarına başlandıktan sonra düzelmiştir. Bununla beraber, delirium’a sarı kantaron kullanımının mı yoksa Alzheimer hastalarında görülen demansın mı yol açtığı bilinmemektedir. Bahsedilen vaka nedeniyle sarı kantaronun Alzheimer hastalarındaki demansı güçlendirebileceği düşünülmektedir.
    • Anestezi: Sarı kantaronun, anestezi esnasında kardiyovasküler anormalliklere yol açabileceği düşünülmektedir. Bunun yanı sıra 6 ay ve daha uzun süreler sarı kantaron kullanan sağlıklı kişilerde, anestezi aldıktan sonra şiddetli hipotansiyon (düşük tansiyon) meydana gelebilir.
    • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Yapılan bazı incelemeler sonucu, sarı kantaronun, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorununu daha da kötüleştirebileceği düşünülmüştür. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı konmuş bir yetişkinin 4 ay boyunca günde 600 mg sarı kantaron kullanması sonucu, dikkat eksikliği sorununun ve hastalığın semptomlarının arttığı gözlenmiştir. Ancak bu kişinin sarı kantaron kullanımını kesmesini takiben, hastalığın semptomları yeniden azalmıştır. Bahsedilen sebeple metilfenidat kullanan dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunu olan kişilerin, daha fazla araştırmalar yapılarak kesin veriler elde edilene kadar sarı kantaron kullanmamaları tavsiye edilmektedir.
    • Bipolar Bozukluk: Sarı kantaronun bipolar bozukluğu veya okült bipolar bozukluğu olan depresyon hastalarında hipomaniyi veya maniyi tetikleyebileceği görülmüştür. Bazı vakalarda sarı kantaron kullanımının başlangıcından 2-8 hafta sonra manik ataklar oluştuğu, ancak bu atakların sarı kantaron dozunun azaltılıp, lityum gibi duygu durum düzenleyicilerinin tedaviye eklenmesi sayesinde, azalarak normale döndüğü izlenmiştir. Sarı kantaron da tıpkı diğer depresyon ilaçları gibi depresyon ve mani arasındaki değişim süresini kısaltabileceğinden dikkatli olunmalıdır.
    • Depresyon: Bazı major depresyon hastaları tarafından tipik dozajlar halinde kullanılan sarı kantaronun hipomaniye yol açtığı görülmüştür. Örneğin bir vakada sarı kantaron tedavisini takiben 4-8 hafta sonra hipomani oluşmuş, ancak dozun hemen azaltılması ve valproik asidin başlanmasıyla bahsedilen durum tedavi edilmiştir.
    • Kısırlık: Sarı kantaronun oositin döllenmesini engelleyebileceği ve sperm DNA’sını değiştirebileceği düşünülmektedir. Buna rağmen bahsedilen etki insanlar üzerinde araştırılıp gösterilmemiştir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda ise sarı kantaronun gebeliği veya döllenmeyi etkilemediği görülmüştür. Ancak tüm bunlara rağmen çocuk isteyen ve kısırlık tedavisi gören çiftlerin sarı kantaron kullanmamaları tavsiye edilmektedir.
    • Şizofreni: Bu bitkinin şizofreni hastalarındaki psikozu tetikleyebileceği düşünülmektedir. Şimdiye kadar sarı kantaron kullanan şizofreni hastası bir vakada, psikotik semptomlar tekrarlamış, bunun üzerine sarı kantaron kullanımı kesilerek antipsikotik ilaçlara yeniden başlanması sonucu semptomlar ortadan kalkmıştır.
    • Cerrahi Operasyon: Bilindiği gibi sarı kantaron serotonin seviyelerini etkileyebilmektedir. Bu nedenle sarı kantaron kullanan kişilerin, cerrahi operasyondan en az iki hafta öncesinden bu bitkinin kullanımı kesmeleri tavsiye edilmektedir.


    German Commission E: Alman Komisyon E monografları (German Commission E monografları), 1983 ve 1993 yılları arasında 300 ‘den fazla bitki ve bitkisel karışımın medikal kullanımını, etkilerini ve yan etkilerini birçok klinik araştırmalar yaparak, objektif ve çok sıkı bilimsel kriterlere göre değerlendirek yazılmış olan bitkilerle ilgili çok değerli bir bilgi kaynağıdır. Alman komisyon E monografları, Alman hükümeti tarafından finanse edilen komisyon E’nin titiz çalışmalar sonucu yayımladığı, tüm dünyadaki herbalistler, eczacılar ve tıp doktorları tarafından ciddiye alınan bir kaynak olarak değerlendirilmektedir.
    Sarı kantaronun German Commission E tarafından onaylanan kullanım durumları:

    • Anksiyete
    • Depresyon
    • Ciltteki inflamasyonlar (iltihap ve kızarıklık gibi..)
    • Çeşitli darbeler sonucu oluşan hasarlar
    • Yaralar ve yanıklar

  3. #3
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bilimsel Araştırmalar:

    • Anksiyete: Yapılan bir klinik araştırmada genel anksiyete bozukluğu görülen üç hastada günde 2 kez 900 mg sarı kantaron kapsülü kullanılmış ve bazı anksiyete semptomlarında rahatlama görülmüştür. 8 yıldır kronik anksiyete bozukluğu görülen 45 yaşındaki bir hastada, sarı kantaron tedavisine başlandıktan 8 hafta sonra uyku kalitesinde iyileşme, genel bir rahatlama ve gevşeme, günlük stresle baş etme yeteneği ve endişe durumunda azalma gibi iyileşme belirtileri görülmüştür. 12 aylık sarı kantaron tedavisi esnasında hasta herhangibir yan etki yaşamamıştır.
    • Depresyon: Günümüze kadar sarı kantaronun depresyon üzerindeki etkisini araştırmak için birçok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların sonucu olarak hafif ve orta seviyeli depresyonun tedavisinde, sarı kantaronun plaseboya üstünlük gösterdiği ve neredeyse depresyon için reçete edilen klasik farmakolojik ilaçlar kadar etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra, sarı kantaron, major depresyonun tedavisi için genellikle yeterli olmamakta ve semptomlarda çok az bir gelişme kaydedilmektedir.
    • Dermatit: 21 hafif-orta seviyeli atopik dermatit hastasının katıldığı bir klinik çalışmada 18 hasta çalışmayı tamamlamıştır. Çalışmaya katılan hastaların bir kısmına sarı kantaron ekstresi içeren (%1,5 hiperforin) bir krem, günde iki kez olacak şekilde uygulanmıştır. Hastalar 7. 18. ve 28. günlerde kontrol edilmiştir. Kontrole gelen hastalarda her seferinde sarı kantaron kullanan grupta, plasebo grubuna kıyasla çok daha belirgin bir iyileşme görülmüştür. Bununla beraber herhangibir yan etki görülmemiştir.