Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi golgesol - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi GetFile.aspx?nodeguid=95dbc0b3 07f4 41a7 a005 fbab2c14effd - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi

    Diyabetik Retinopati nedir?
    Diyabetik retinopati diyabete bağlı göz hastalıkları içerisinde en sık görülenidir ve yetişkinlerde önemli bir körlük sebebidir.
    Retina tabakasındaki damar yapısının bozulmasıyla ortaya çıkar bunun sonucu olarak diyabetik retinopatili bazı insanlarda damar içerisindeki kanın sıvı kısmı dışarı sızabilmektedir. Hastalık ilerledikçe, retina yüzeyinde anormal yeni damar oluşumları meydana gelmektedir.
    Diyabetik retinopatisi olan hastaların başlangıçta görmelerinde bazı değişiklikler ortaya çıkabilir. Diyabetin süresiyle diyabetik retinopatinin ortaya çıkma ve görme kaybına gidebilecek ciddi retina problemlerinin görülme olasılığı artmaktadır. Diyabetik retinopati genellikle her iki gözü birlikte etkilemektedir.
    Diyabetik retinopatinin evreleri nelerdir?
    Diyabetik retinopatinin dört evresi vardır.

    1. hafif proliferatif olmayan retinopati: Bu en erken evredir ve mikroanevrizmalar oluşur. Bunlar retinanın küçük kan damarlarının duvarlarındaki baloncuklardır
      .
    2. Orta proliferatif olmayan retinopati: Hastalık ilerledikçe retinayı besleyen bazı damarlar tıkanır.
    3. Şiddetli proliferatif olmayan retinopati : Bu evrede tıkanan damar sayısının artmasıyla birlikte retinada beslenemeyen alanlar ortaya çıkar. Bu beslenmesi bozulan alanlardan bazı sinyaller gönderilerek yeni damar oluşumu uyarılır.
    4. Proliferatif diyabetik retinopati: Bu en ileri evredir. Retinanın damar oluşumu için gönderdiği sinyallerin sonucunda yeni damarlar oluşur. Bu durum proliferatif diyabetik retinopati olarak adlandırılmaktadır.Bu yeni damarlar anormal yapıda olup çok kolay kanayabilirler.Bunlar, retina yüzeyi veya gözün içini dolduran saydam vitreus jeline doğru büyüyebilirler.Bu damarlar kanadığında ciddi görme kaybı hatta körlük meydana gelebilmektedir.

    Diyabetik retinopati nasıl görme kaybına neden olmaktadır?
    Diyabetik retinopati sonucu hasar gören kan damarları iki yolla görme kaybına neden olmaktadır:

    • Kolaylıkla kanayan, anormal kan damarları gelişebilir ve bunların göz içine kanaması sonucu görmede bulanıklık ortaya çıkar. Bu olay hastalığın en ileri ve dördüncü evresi olan proliferatif retinopati evresinde gerçekleşmektedir.
    • Diyabet hastalığı nedeniyle bozulan kan damarı duvarlarından kanın sıvı kısmı keskin ve merkezi görmenin gerçekleştiği makulanın (sarı nokta) merkezine sızabilir. Sızan sıvı makulada şişme ve görmede bulanıklaşmaya neden olur. Bu durum makula ödemi olarak adlandırılmaktadır. Makula ödeminin ortaya çıkma riski her ne kadar hastalık ilerledikçe artsa da hastalığın herhangi bir evresinde görülebilmektedir. Proliferatif diyabetik retinopatisi olan hastaların yaklaşık olarak yarısında aynı zamanda makula ödemi de bulunmaktadır.

    Kimler diyabetik retinopati riski ile karşı karşıyadır?
    Gerek tip I gerekse tip II diyabeti olan tüm insanlar için bu risk bulunmaktadır. Bu nedenle diyabeti olan herkesin en azından yılda bir kere genişletilmiş göz bebeğinden kapsamlı bir fundus ( göz dibi) muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Bir kimse ne kadar uzun süredir diyabet hastası ise bu kişide diyabetik retinopati gelişme riski o kadar fazlalaşmaktadır. Diyabet hastalarının yaklaşık olarak %40-45'inde herhangi bir evrede diyabetik retinopati görülmektedir. Diyabetik retinopatisi olan bir hastaya doktoru tarafından hastalığın ilerlemesinden korunmak amacı ile tedavi önerilebilir.

    Gebelik esnasında diyabetik retinopati, diyabetli gebe için problem olabilmektedir. Görmenin korunabilmesi için tüm diyabetik gebelerin mümkün olan en kısa sürede detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmasında fayda vardır. Gebelik esnasında doktorunuz tarafından ilave bir takım tetkikler istenebilir.

    Görmenizi korumak için neler yapabilirsiniz?
    Eğer diyabet hastası iseniz en azından yılda bir kere detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmalı ve şunları aklınızda tutmalısınız:

    • Proliferatif retinopati hiç bir semptom olmaksızın gelişebilir. Bu ileri evrede hasta, görme kaybı açısından yüksek risk altındadır.
    • Makula ödemi, diyabetik retinpatinin herhangi bir evresinde ortaya çıkabilir.
    • Hastada hem proliferatif retinopati hem de makula ödemi bir arada gelişse bile kişinin görmesi iyi olabilir. Bununla birlikte bu hastalar görme kaybı açısından yüksek risk altındadırlar.
    • Doktorunuz gözünüzde diyabetik retinopatinin herhangi bir evresini veya makula ödemini saptadığında bunu size belirtecektir. Görmenizde değişiklik olsun veya olmasın erken tanı ve zamanında tedavi görme kaybını önleyebilir.

    Eğer hastada diyabetik retinopati tespit edilmişse daha sık göz muayenesi gerekebilir. Proliferatif retinopatisi bulunan hastalar, zamanında tedavi ve düzenli takip sayesinde körlük risklerini %95 oranında azaltabilirler.
    Diyabetli hastalar üzerinde yapılan çalışmalar, kan şekerinin iyi kontrolünün retinopatinin ortaya çıkış ve ilerleyişini yavaşlattığını göstermektedir. Kan şekerini mümkün olduğunca normal sınırlara yakın olarak tutabilen diyabet hastalarında aynı zamanda böbrek ve sinir hastalığı da daha az görülmektedir. İyi bir kan şekeri düzeyi kontrolü laser ihtiyacını da azaltacaktır.

    Diğer bazı çalışmalar yüksek kol tansiyonu ve kolesterol düzeyinin düzeltilmesi ile görme kaybı riskinin azaltılabileceğini göstermiştir.Bunların düzeltilmesi görmenizi korumaya yardımcı olacağı gibi genel sağlığınız için de önemlidir.

    Semptomlar ve tanı
    Diyabetik retinopatinin herhangi bir semptomu (hasta şikayeti) var mıdır?
    Genellikle hastalığın erken evrelerinde hastanın herhangi bir şikayeti olmamaktadır ayrıca ağrı da yoktur. Diyabeti olan hasta şikayetlerin ortaya çıkmasını kesinlikle beklememelidir. Yılda en az bir kere genişletilmiş göz bebeğinden detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırılmalıdır.

    Makula (merkezi keskin görmenin sağlandığı retina bölgesi ) sıvı sızması sonucunda şiştiğinde bulanık görme ortaya çıkabilir. Bu durum makula ödemi olarak isimlendirilmektedir.
    Eğer retina yüzeyinde anormal yeni damarlar oluşursa, bu damarların göz içine kanaması sonucu görme kaybı ortaya çıkabilir.

    Eğer kanama meydana gelirse proliferatif retinopatide hastanın şikayetleri neler olacaktır?
    Öncelikle kanın oluşturduğu noktacıkları veya göz içinde yüzen leke görürsünüz. Eğer gözünüzde lekeler oluşursa mümkün olan en kısa zamanda göz doktorunuza başvurmalısınız. Daha ciddi kanama meydana gelmeden önce tedaviye ihtiyacınız olabilir. Kanamalar genellikle uyku esnasında ve bir kereden daha fazla olmaya eğilimlidir.
    Bazen tedavi olmaksızın gözde oluşan lekeler kaybolabilir ve daha iyi görürsünüz. Bununla brlikte kanama terarlayabilir ve ciddi görme bozukluğu oluşabilir. Kanama artmadan önce görmede bozukluk ortaya çıkar çıkmaz göz doktorunuz tarafından muayene edilmelisiniz.

    Eğer tedavi uygulanmazsa proliferatif retinopati ciddi görme kaybına hatta körlüğe neden olabilir. Aynı zamanda tedavi ne kadar erken uygulanırsa tedavinin başarılı olma olasılığı artacaktır.

    Diyabetik retinopati ve makula ödemi nasıl tespit edilir?
    Diyabetik retinopati ve makula ödemi şunları içeren kapsamlı bir muayene esnasında saptanır:

    1. Görme keskinliği testi: Değişik mesafelerde görme düzeyi ölçülür.
    2. Göz bebeği genişletilerek yapılan göz muayenesi: Göz bebeğinizi genişletmek amacıyla gözünüze damlalar damlatılır. Bu sayede göz doktorunuz gözünüzün içinde daha geniş alanları tarayabilir ve hastalığa ait bulgu olup olmadığını araştırır. Doktorunuz özel bir lens kullanarak gözünüzün retina tabakasında ve görme sinirinizde herhangi bir tahribat olup olmadığını araştırır. Bu muayene sonrasında yakın görmeniz uzun saatler boyunca bozuk kalabilr.
    3. Göz Anjiyografisi ve retina tomografisi: Fundus floresein anjiyografisi (göz anjiyosu) ve OCT (optik koherans tomografi) gözdibi ayrıntılı değerlendirmek için kullanılan tetkik yöntemleridir.

    Doktorunuz retinanızı hastalığın aşağıda belirtilen erken bulguları yönünden kontrol edecektir:


      • Kanamış kan damarları
      • Retinada şişme (makula ödemi)
      • Retinada soluk renkli yağlı birikintiler (sızdıran kan damarlarının bulgusudur)
      • Hasarlanmış sinir dokusu
      • Kan damarlarında ortaya çıkan herhangi bir değişiklik


    01.aspx - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi
    Normal bir gözdibi görünümü
    02.aspx - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi
    Makula bölgesinde kanamalar, ödem ve yağ birikimi izlenmektedir (makula ödemi)
    03.aspx - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi
    Proliferatif evredeki bir diyabetik retinopatide altta kanama alanı izleniyor.
    Eğer doktorunuz makula ödemi için tedaviye ihtiyacınız olduğuna inanıyorsa size florosein anjiyogram önerebilir. Bu testte kolunuzun damarından özel bir boya enjekte edilir. Boya retinanın kan damarlarından geçerken fotoğraflar çekilir. Bu test doktorunuzun sızdıran damarları tespit etmesine ve tedaviye karar vermesinde yardımcı olur.
    Tedavi
    Diyabetik retinopati nasıl tedavi edilir?
    Diyabetik retinopatinin ilk üç evresinde makula ödeminiz olmadığı sürece tedavi gerekmeyecektir. Diyabetik retinopatinin ilerlemesinden kaçınmak için şeker hastalarının kan şekeri, kan kolesterolü ve kan basıncı düzeylerinin mutlaka sıkı kontrol altında tutulmaları gerekmektedir.

    Proliferatif retinopati lazer ile tedavi edilir. Laser tedavisinde amaç anormal kan damarlarının kapatılmasına yardımcı olmaktadır. Doktorunuz gözünüzün retina tabakasında anormal damarların kapanması için makula bölgesinden uzakta 1000-2000 laser yanığı oluşturur. Tedavide oldukça fazla sayıda laser yanığı oluşturmak gerektiğinden, tedavi genellikle iki veya daha fazla seansta tamamlanmaktadır. Her ne kadar tedavi sonrası çevre görmede azalma olabilse de amaç laser tedavisi ile mevcut görme düzeyinizi korumaktır. Laser tedavisi renk görme ve gece görme düzeyinizde hafif bir azalmaya neden olabilir.

    Laser tedavisi anormal kan damarları kanamaya başlamadan önce uygulandığında daha etkili olmaktadır. Bu nedenle diyabet hastaları düzenli olarak genişletilmiş göz bebeğinden detaylı göz dibi muayenesi yaptırmalıdır. Kanama başlasa bile kanama düzeyine bağlı olmak koşuluyla yine de laser tedavisi mümkün olabilir.
    Eğer kanama şiddetli ise vitrektomi olarak isimlendirilen bir ameliyatın uygulanması gerekebilir. Vitrektomi ameliyatı ile gözün içindeki kan temizlenmektedir.

    Makula ödemi nasıl tedavi edilir?
    Makula ödemi laser ile tedavi edilmektedir. Bu yöntem fokal (odaksal) laser tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Doktorunuz makulayı çevreleyen retinada sızıntıya neden olan bölgeye çok sayıda küçük laser yanığı yerleştirir. Bu yanıklar sızıntıyı yavaşlatarak makulada biriken sıvı miktarını azaltır. Genellikle tedavi tek seansta tamamlanmaktadır. Bazen daha yoğun tedavi gerekebilir.

    Bazı hastalara mevcut sızıntıyı engellemek için birden fazla fokal laser tedavisi uygulamak gerekebilmektedir. Eğer her iki gözünüz de de makula ödemi varsa ve lazer tedavisi gerekiyorsa genellikle önce bir gözünüze tedavi uygulanmaka diğer gözün tedavisi için bir kaç hafta beklemek gerekmektedir. Fokal laser tedavisi mevcut görmenin korunabilmesine yardımcı olur. Aslında bu tedavi görme kaybı riskini %50 oranında azaltmaktadır. Oldukça küçük bir grup hastada eğer görme kaybı oluşmuşsa bir miktar görme artışı olabilmektedir. Eğer görme kaybınız olursa göz doktorunuzla irtibata geçmelisiniz.
    Makula ödeminin tedavisinde lazer tedavisine yanıt vermeyen olgularda uygulanabilecek diğer bir yöntem intravitreal (göz içi) enjeksiyondur. Bu tedavi yönteminde göz içerisine küçük bir iğne ile özel ilaçlar enjekte edilmektedir. Bu uygulama genellikle ameliyathanede yapılmaktadır. İşlem çok kısa sürmekte ve genellikle hasta hafif bir iğnelenme hissetmektedir. Hasta işlem sonrası evine gidebilmektedir.

    Laser tedavisi ve intravitreal enjeksiyon tedavisine dirençli bazı olgularda ve görme merkezi üzerinde göz jelininin çekinti uyguladığı hastalarda vitrektomi ameliyatı da makula ödemi tedavisinde uygulanabilmektedir.
    Laser tedavisi esnasında ne olmaktadır?
    Lazer tedavisi doktorunuzun çalıştığı klinikte uygulanır. Öncelikle göz bebeğiniz damlalarla genişletildikten sonra gözünüze uyuşturucu damla damlatılır.

    Laser tedavisi loş bir odada uygulanır. Siz başınızı laser aletine yerleştirdiğinizde doktorunuz gözünüzün üzerine özel bir lens yerleştirir. Tedavi esnasında ışık parlamaları görebilirsiniz. Bu ışıklar rahatsızlığa neden olan bir acı ortaya çıkarabilir. Tedaviden sonra sizi evinize götürecek bir yardımcıya ihtiyacınız olabilir. Göz bebekleriniz tedavi sonrası bir kaç saat boyunca büyük olacağından yanınızda güneş gözlüğü getirmenizde fayda vardır.
    Günün geri kalan kısmında muhtemelen görmenizde hafif bir bulanıklık olacaktır. Eğer ağrınız olursa doktorunuz tedavi önerebilir.

    Lazer tedavisi ve düzenli takip körlük riskini %90 oranında azaltabilmektedir. Ne yazık ki lazer tedavisi daha önceden kaybedilmiş olan görmeyi genellikle düzeltememektedir. Bu nedenle görme kaybını önlemenin en iyi yolu diyabetik retinopati tanısının erken dönemde konmasıdır.

    Vitrektomi nedir?
    Eğer gözünüzün içinde çok fazla kanama varsa görmenizin tekrar düzeltilebilmesi için vitrektomi ameliyatı uygulamak gerekebilir. Eğer her iki gözünüzünde ameliyat olması gerekiyorsa öncelikle bir gözünüz ameliyat edilir birkaç hafta sonra diğer gözünüze ameliyat uygulanır.

    Vitrektomi ameliyatı lokal veya genel anestezi ile uygulanabilir. Doktorunuz ameliyat sırasında gözünüzün içine girebilmek için küçük bir kesi oluşturur. Daha sonra bu kesiden göz içerine sokulan özel bir aletle kanla bulanık hale gelmiş olan vitreus jeli (göz küresinin içini dolduran jel kıvamındaki madde) boşaltılır. Göz içindeki vitreus jeli özel bir sıvı (dengeli tuz solüsyonu) ile değiştirilir. Vitreus jelinin yapısının büyük bölümünü su oluşturduğundan ameliyat sonrasında dengeli tuz solüsyonu ile vitreus jeli arasında bir fark hissetmezsiniz.

    Vitrektomi operayonundan sonra evinize gidebilirsiniz. Bazı hastalar gece boyunca hastanede kalabilir. Ameliyat sonrası gözünüzde kızarıklık ve hassasiyet olacaktır. Gözünüzü korumak amacıyla bir süre gözünüz kapatılabilir. Ameliyat sonrası enfeksiyondan korunmak için bazı damlalar kullanılır.

    Lazer ve vitrektomi proliferatif retinopatinin tedavisinde etkilimidir?
    Evet. Her iki tedavi de görme kaybının azaltılmasında oldukça etkilidir. Proliferatif retinopatisi olan hastalar zamanında ve uygun tedavi aldıklarında 5 yıl içerisinde kör olma riskleri % 5 civarındadır. Her ne kadar her iki tedavi yönteminin başarı oranı oldukça yüksek olsa da bu yöntemler diyabetik retinopatiyi ortadan kaldırmamaktadır.
    Bir kez proliferatif retinopati ortaya çıktığında her zaman için yeni bir kanama ortaya çıkma olasılığı vardır. Görmenizin korunabilmesi için bir kereden daha fazla tedaviye ihtiyaç olabilmektedir.

  2. #2
    Üye
    ertugrul01 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ertuğrul
    Üyelik Tarihi
    06.11-2010
    Son Giriş
    23.02-2014
    Saat
    11:46
    Yaşadığı Yer
    Anadolu
    Mesaj
    1.499
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Diyabet ve Göz
    DİYABETE BAĞLI GÖRE KAYBINI ÖNLEYEBİLİRİZ

    Diyabette göz sorunları nelerdir?

    Diyabette göz sorunları gelip geçici görme bozukluklarından, çift görmeye, kalıcı görme kaybına kadar geniş bir yelpazede yer alır.

    Gelip geçici görme bozuklukları kan şekerindeki dalgalanmalara bağlıdır. Gözün kırıcılığındaki bu değişiklikleri kişi gözlük numarasındaki değişiklikler olarak yaşar. Kan şekeri oldukça düzensiz giden bir hastada yoluna girdiğinde veya tam tersine düzenli giden bir hastada kan şeker ayarında ciddi bozulmalar olduğunda görülebilir. Hasta ya panik halindedir. Artık uzağı yakın gözlüğümle görebiliyorum, gözlüğüm yetmiyor gibi şikayetlerle gelir. Ya da mutludur, gözlüksüz görmeye başladım diye anlatır ve kişiye kan şekeri düzensiz gitmeye başladıysa bunun hiçte iyi bir haber olmadığını anlatmakta zorlanırız. Her iki halde de kan şekeri yoluna girip bir süre böyle seyrettikten sonra yeni gözlük reçetesi vermeyi her zaman tercih ederiz.

    Diyabetlilerde katarakta da daha sık ve daha erken yaşlarda rastlıyoruz. Ancak hastanın görmesini etkileyecek başkaca bir göz sorunu yoksa son derece başarıyla gerçekleştirilen katarakt ameliyatı sonrasında hasta iyi bir görmeye sahip olmaktadır.

    NorSagoz - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi Norsogoz - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi

    NORMAL SAĞ GÖZ RESMİ NORMAL SOL GÖZ RESMİ

    Diyabetli hastada en sık karşılaşılan göz sorunu tıp dilindeki adıyla “diyabetik retinopati”dir. Diyabetik retinopati günümüzde gelişmiş ülkelerde dahi 20-65 yaş grubunda önde gelen körlük nedenlerindendir.Diyabetik retinopati nedir?Diyabete bağlı olarak göz duvarının en içteki tabakası olan ve de görme hücrelerinin yeraldığı ağ tabakanın “retina” hasarıdır.Diyabetik retinopatiyi tek başına bir göz hastalığı olarak düşünürsek hata yaparız. Diyabetik retinopati vücutta kanlanması olan hemen tüm organları etkileyen diyabetin gözdeki bulgusudur. Ağ tabakada küçük damarlardaki tıkanıklıklar ve damar duvarı geçirgenliğinin artması sonucu beslenme bozukluğu gelişir. Bu beslenme bozukluğunun ağırlığına ve yaygınlığına bağlı olarak hastanın görmesi de etkilenir. Diyabetik retinopatide ağ tabakadaki kanamalar, sızıntılar ve diğer değişiklikler tek tek değil bir bütün olarak değerlendirilir ve evre ile ifade edilir. Diyabetik retinopati başlıca iki evreye ayrılır. Daha erken evre olan nonproliferatif diyabetik retinopati (NPDR) ve de daha ileri evre olan proliferatif diyabetik retinopati (PDR). Bunlar da kendi içlerinde sınıflandırılmaktadır.
    1gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi 2gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi 3gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi

    4gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi 5gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi 6gozNPDR - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi


    HAFİFTEN AĞIRA DOĞRU NPDR GÖZ RESİMLERİ

    Bu iki evre arasındaki en önemli fark nonproliferatif evrede kanamalar, sızıntılar göz duvarında ağ tabakanın içerisindedir. Ağ tabakanın beslenme bozukluğu daha da arttığında bunu kompanse etmek için anormal damar oluşumları yani proliferasyonlar gelişir, artık proliferatif diyabetik retinopati ortaya çıkmıştır. Değişiklikler sadece ağ tabaka içinde sınırlı değildir. Göz küresinin içine doğru uzanırlar. Bu anormal, yeni damarlar normal damar yapısında değildirler, dolayısıyla hem daha çok sızdırırlar hem de göz boşluğuna kanamaya meyillidirler.
    Her iki evrede de ortaya çıkabilen sarı noktadaki (maküla) değişikliklere diyabetik makülopati adı verilir. Diyabetik makülopatide kendi içinde ağırlığına göre sınıflandırılır. Burada damarlardan sızıntı sonucu gelişen klinik olarak belirgin maküla ödemi henüz nonproliferatif diyabetik retinopati evresinde dahi görme bozukluğuna yol açar.

    goz1 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi goz2 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi goz3 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi

    goz4 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi goz5 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi goz6 - Diabetik Retinopati Tanı ve Tedavi Birimi

    KLİNİK OLARAK BELİRGİN MAKULA ÖDEMİ RESİMLERİ

    Diyabetik retinopati ne gibi şikayetlere yol açar?Diyabetik retinopati en erken evrelerde hiçbir şikayete yolaçmaz. Hatta ileri evrelere kadar hastanın görme şikayeti olmayabilir veya görme kaybı yavaş yavaş ilerlediğinden kişi günlük yaşamını etkileyecek derecede görme bozukluğu gelişene kadar farkına varmayabilir. Hastaların doktora başvuru şikayetleri genellikle görme bulanıklığı, ani görme kaybı, gözünün önünde uçuşmalardır. Bir şeyi çok net vurgulamamız lazım, görmeyi etkileyecek derecede diyabetik retinopati bugünden yarına gelişmez. Düzenli göz dibi takibi yaptırmayan hastalar doktora gözlerim çok iyiydi birdenbire görmem azaldı diye gelebiliyorlar. Halbuki o görme kaybı gelişmeden yıllar öncesinden göz muayeneleri yapılsa kendilerine gözdibinde diyabetik retinopati geliştiği söylenecektir. Zaten diyabetlilerde göz muayenesinin amacı hastanın şikayetleri ortaya çıkmadan diyabetik retinopatinin saptanması ve görmeyi tehdit edecek hale geldiğinde müdahale edilerek görme kaybının engellenmesidir. Fakat burada en az düzenli aralıklarla göz muayenesi kadar önemli olan hastada kan şekerinin düzenli gitmesi, kan basıncının normal sınırlarda seyretmesidir. Çünkü ağ tabakadaki damarlar vücuttaki damar sisteminin bir parçasıdırlar, dolayısıyla diyabetli bir kişide gözdeki bu bozukluğu tek başına bir göz hastalığı olarak düşünemeyiz. Kimler diyabetik retinopati açısından risk altındadır?Diyabetik retinopati ister tip 1 ister tip 2 diyabetli olsun her diyabetli de ortaya çıkabilir. Diyabetik süresi uzadıkça diyabetik retinopati görülme riski de artar. Diyabet süresi 15 yıl üzerinde olanların yaklaşık %75’inde, yani 4 hastadan 3’ünde diyabetik retinopati saptanır.Diyabetik retinopati açısından diyabet süresinin yanı sıra glisemik kontrol, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek bozukluğunun (diyabetik nefropati) varlığı, gebelik diğer risk faktörlerindendir. Diyabetik retinopati önlenebilir mi?Diyabetik retinopatinin gelişiminin veya varlığında ilerlemesinin önlenmesi için uzun yıllardır araştırmalar sürdürülmektedir. Umut verici çalışmalar olsa da henüz bu amaçla kullanılabilecek kesin önleyici bir ilaç tedavisi yoktur. Ancak diyabetik retinopatiye bağlı görme kaybını erken tanı, düzenli takip ve de kan şekeri kontrolünün sağlanması ile önlemek mümkündür. Kan şekeri kontrolünün hem tip 1 diyabetli hem de tip 2 diyabetlilerde diyabetik retinopatinin gelişiminin geciktirilmesi ve erken evrelerde ilerlemesinin yavaşlatılmasında etkili olduğu uluslararası, çok merkezli büyük çaptaki çalışmalarla tartışmasız bir şekilde gösterilmiştir. Diyabetli hastalarda göz muayenesi ne zaman ve hangi sıklıkta yapılmalıdır?Diyabetik retinopati diyabetin uzun dönem organ hasarlarındandır. Gözdibinde ilk lezyonlar diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra görülmeye başlar. Ancak tip 2 diyabet sinsi başlangıçlı olduğundan hastada diyabet başlangıcı tanı konmasından yıllar öncesidir. Bu nedenle tip 2 diyabetli hastalarda tanı konduğunda ilk göz muayenesinin yapılması gerekmektedir. Çeşitli çalışmalarda değişse de, yeni tanı konan tip 2 diyabetli hastaların %20’sinde diyabetik retinopati saptanabilmektedir. Tip 1 diyabet ise özellikle çocukluk çağında gürültülü başlar, dolayısıyla sıklıkla diyabet tanısı da hastalık yeni başladığında konulmaktadır. Bu nedenle tip 1 diyabetlilerde ilk göz muayenesinin zamanlaması ile ilgili olarak farklı görüşler vardır. Genel olarak, 10 yaşın üstündekilerde tanı konduğundan itibaren ilk 5 yıl içerisinde ilk göz muayenesinin yapılması önerilmektedir.Hastanın hiçbir şikayeti yoksa da yılda bir kez gözdibi muayenesi tekrarlanmalıdır. Diyabetik retinopati saptananlarda ya da gebelik gibi özel durumlarda takip aralığı daha kısadır.Gözdibi muayenesinde ışık kaynağı ve özel lenslerle küre şeklindeki gözün iç duvarı, yani ağ tabaka incelenir. Gözbebeği ışıkta ufaldığından hastanın gözüne gözbebeğini genişletici bir damla damlatılarak gözdibinde daha geniş bir alanın incelenmesi sağlanır. Gerektiğinde ek testler uygulanır. Diyabetik retinopatinin tedavisi nasıl yapılır?Diyabetik retinopatide ortaya çıkmış damar bozukluklarını iyileştirmeye yönelik ilaç tedavisi henüz mümkün değildir. Ancak gözdibinde ağ tabakasının keskin görmemizi sağlayan maküla-sarı nokta bölgesinde görmeyi tehdit edecek derecede sıvı birikiminde damarlardan sızıntıyı ve buradaki sıvıyı azaltmak veya ağ tabakada anormal damarlar geliştiğinde bu damarların gerilemesini sağlamak amacıyla laser tedavisi yapılmaktadır. Proliferatif diyabetik retinopatinin daha geç evrelerinde göz boşluğuna kanama olupta geri çekilmediğinde veya bağ dokusu gelişip ağ tabaka üzerinde çekintiler yapması gibi durumlarda ise bunları temizlemek için vitrektomi ameliyatı uygulanmaktadır.Ayrıca son yıllarda göziçine enjekte edilebilen anormal damarların gelişimini ve sızıntıları baskılayıcı ilaçlarla ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.


    SONUÇ OLARAK, diyabetik retinopati önlenemese de diyabetik retinopatiye bağlı görme kaybı erken tanı, zamanında müdahale ile önlenebilir.