Sayfa 2 / 7 İlkİlk 123456 ... SonSon
Toplam 97 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    dilemma Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.12-2004
    Son Giriş
    27.11-2017
    Saat
    00:45
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    739
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    çok teşekkür edrim ersin...
    yalnız birşey daha var.bu ilaçları doktor kontrolünde ve reçeteyle mi almamız gerekiyor?

    t.ederim...

    sağlıkla kalın

  2. #17
    Üye
    fulyaa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.05-2005
    Son Giriş
    07.08-2016
    Saat
    00:08
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    131
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili Dilemma;sorunuza Ersin bey daha iyi cevaplayacaktır ama ben de bu tür ilaçlardan arada denediğim için söyleyebilirim ki,Karnitin,Kreatin,Arginin vesaire gibi son zamanlarda konuşulan ilaçları ben reçetesiz almıştım ama tabii her eczanede bulunmadı.Yurtdışından ilaç getirten daha merkezi bir-iki eczanede bulabildik.Ama sonuçta bulunabiliyor.
    Arkadaşlar birde şu var.Bence bu ilaçları dahi doktorunuzun kontrolunde almalısınız.Ben örneğin yan etkilerinden hiç birini kullanamadım.Vücudum belki fazla tepkili ama yinede kaş yapalım derken göz çıkarılmasın.

    Sevgiler


    Ayrıca,bu güzel sohbetten,ay sonuna kadar evde olmayacağım için uzak kalacağım.15-20 gün evde olmayaacğımdan internete giremeyeceğim.
    Geldiğimde görüşmek üzere hepinize sevgiler.

    Fulya

  3. #18
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili Dilemma ;
    tekrar hatırlatmak isterim,bu ürünler aman aman derde deva değil ama "destek olsun"maiyetinde kullanılması gereken şeylerdir.her eczanede vardır,hiç bir yan etki olacağını düşünmüyorum.MSN de de konuşabiliriz,diyede hatırlatıyor hepinizi selamlıyorum.

  4. #19
    Üye
    minerva Avatarı

    Gerçek Adı
    Hatice
    Üyelik Tarihi
    21.03-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    2.522
    Alınan Beğeniler
    13
    Verilen Beğeniler
    8
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Değerli arkadaşlar bir süredir bu başlığa bakamamıştım bugün son yazılanları okudum ve umut verici güzel gelişmeler olduğunu görmek beni çok mutlu etti ve bu hevesle bende bir kaç kelime yazarak sizlerle paylaşmak istedim
    öncelikle eskiden beri kas hastalarında tedavi adına benimde en çok kullanılan olarak bildiğim ama yan etkilerinin de bir o kadar fazla olduğunu bildiğim kortikosteroid kullanımı yaygındı ki buradada iki doktorumuzunda dediği gibi veya tıpta bu alandaki son gelişmeler sonrası artık steroidden bir uzaklaşma var veya tedavide ilk tercih olmadığını söyleyebilir miyiz ?
    Ersin Bey in de dediği ginseng l-carnitine adlı vitaminlerin kendi kullanımındanda birebir örneklemesinden memnun kaldığını anlamaktayız
    ve şunu sormak istiyorum eğer ki ilaçları kullanma sırasında iyi hissedip sonrasında bir gerileme süreci yaşanıyorsa kullanmaya başlamak ne derece faydalı olacaktır merak ediyorum yani bağımlılık gibi bir sürece girmemize yol açar mı ?
    ve Ersin Bey in özellikle herkes bu alanda en iyi kendi doktorudur bazındaki söylemini bu hastalığı yaşayan bir birey olarak bende kesinlikle destekliyorum bunu ama bilinçli ama bilinçsiz hepimiz yapıyoruz ne zaman iyiyiz ne zaman kötüyüz neleri yapınca faydalı oluyor neleri yapmayınca zararlı oluyor vb.örnekleri çoğaltmak mümkün ayrıca Ahmet in de dediği gibi uyku süresinin 8 saati aşmaması kasların uzun süre hareketsiz kalmaması mantığından gidersek çok doğru ve bende tüm bunlara ek olarak MORALİ YÜKSEK TUTMAK diyorum evet bununda tüm hastalıkların en önemli gizli reçetesi olduğuna inanıyorum
    katkısı olan ve olacak herkese teşekkürler

  5. #20
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dilemma ve dierarkadaşlarım;sözlerimde anlaşılmayan bir nokta varsa yineliyorum;destek maiyetinde alın dediğim ürünlerin zararı olmaz faydası olur ,bağmlılık yapmaz alabildiğiniz sürece daha iyi hissedersiniz diye umuyorum."co Q10"un olabildiğince yüksek dozunu tercih edin(200 mg /günde).bence ben "bir bilen"değilim ama adana tabiriyle "piyasada" meslektaşlarım "henüz cevap yok ,bilemiyoruz,umuyoruz,inşallah,"v.s.den başka laf söylemedikleri için artık (okuyarak,araştırarak,hekim kimliğimden uzaklaşmadan ve kendi kişisel tecrübelerimle )"BİR BİLEN"olmaya karar verdim

  6. #21
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ptc 124 isimli ilaç duchen ve kistik fibroz için üretilmiş.
    http://www.ptcbio.com/big/pr042105.html
    sitesinde ayrıntılı bilgi var .keri donaley isimli dr.de ilaç sorumlusu diye biliyorum

  7. #22
    Üye
    öteki Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    09.08-2005
    Son Giriş
    08.12-2017
    Saat
    13:48
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    135
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merhaba arkadaşlar;

    ben de sizin deneyimleriniz ve yazdıklarınızı görünce kendimi eksik ve az araştırmış hissediyorum açıkcası...

    rusya da konan (nöromyozit) adının tam karşılığı türkiyede yok. ya da doktorlar bu isimde bir hastalığı kabul etmiyorlar. rusyanın tıbbı farklı diyorlar. ama anladığım kadarıyla sinirlere bağlı bir enfeksiyonel kas hastalığı. neyse uygulamak istedikleri bir tedavi şeması vardı. bu bir yıllık bir şema 4 dönemden oluşuyor.
    her dönemde de 4-5 ilaç var. bu ilaçlar vitamin ve türevi ilaçlar. başka 2-3 ilaç daha var. bir de ismi ve karşılığı türkiyede (batı tıbbında) olmayan ilaçlar var. onların çoğunu bulamadım. 1-2 sini rusyadan getrittim. ama söylemiştim ya pek düzenli bir şekilde uygulayamadım. doktora sordum ve vitamin türevi olanları kullanabilirsin demişti. ben de onları kullandım. ama şu an hepsini bulabilsem de bende işe yaramaz herhalde çünkü benim hastalığım(1993) o zamankinden çok ilerledi. onları yazayım: karnitin(1993de türkiyede kimse bilmiyordu)-tokoferol asetat(herhalde? E vitamininin daha saf bir haliymiş bunu rusyadan aldım kas içi uygulandı)- yaban gülü meyvesı(kuşburnuymuş)- A-E-B1-B12-B6-polivit. Burada bulamadıklarım (kokarboksilaz-esansal-prodektin-oksazil-prozerin) batı tıbbından farklı olduğu için bunların karşılığını bulamadım. ayrıca rusçadan çeviren arkadaş hekim olmadığı için yanlışlıkta yapmış olabilir harf hatası falan. 1-2 tane de bana doktorun kullanma dediği ilaç var onları yazmayacağım. kimseye zarar vermeyelim.

    ayrıca çok düzenli her gün fizik tedavi yapılacak+
    kaslara elektrik verilerek yapılan fizik tedavi(oradan tercüme ettirdiğim-elektromiostimlizasyon) yapılacak dendi. rusyada anlatılanlar bunlardı kısaca.

    burada da ben kendim creatinin kullandım.koenzim Q10 kullandım-kullanıyorum. ayrıca kaslara bir faydası yok ama eklem sorunları sık yaşadığım(yaşadığımız) için eklem bağı ve menisküs tamir edici (tarvma sonraları) glucamin ve concordatin kullandım. (bu ikisinin eklem bağ tamirine iyi geldiğini yaşadım)

    amerikadan da Memphisten bana eve bir mektup geldi. belki size de (pekçok kas hastasına) gelmiştir. gelin biz kesin tedavi ederiz diye. ama çok yüksek bir para istiyorlardı. burada doktoruma sordum sakın gitme biz biliyoruz orayı deniyorlar yok öyle bir şey. literatüre geçmiş ve bilimsel kesinliği olan dediler. para kazanmak amaçlı dediler. burası hakkında da görüşürüz ilerde şimdi çıkıyorum daha umarım çok uzun görüşürüz...

  8. #23
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    felsefeci;
    "kullanılmasın "dedikleri ilçlarıda yaz
    zarar vermezsin ben yorumlarım.
    kimse korkmasın herkes yaptığını yazsın
    elekten eleyelim
    ama veri gelmiyor
    koenzim Q10 un günlük 200 mg olanına başladım tek doz da yeterli miktar daha iyi.çoban çantası ve aslan pençesi çaylarını içtiğim dönemde daha iyi hissediyordum yine başlayacağım.

  9. #24
    Üye
    öteki Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    09.08-2005
    Son Giriş
    08.12-2017
    Saat
    13:48
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    135
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    merhabalar,

    siz daha iyi bilirsiniz, bu şekilde ilaç isimlerini burada telaffuz etmem pek doğru değil. bana da hiç uygun değil. ama siz gerekli açıklamayı ve anlatımı daha uygun bir şekilde yaparsınız herhalde.

    ilaçlar: tegretol - trental - bir de prozerin i (bir rus doktor arkadaş bulmuştum türk kökenli) o prozerin=(etken madde olarak) neostigmine benziyor demişti. ama takdir edersiniz ki benim bu konularda hiç bir bilgim yok.

    Memphisteki yerde internette görmüşsünüzdür belki, MTT (Myoblast transfer terapi) yapıyoruz diyor. video görüntülerini izledim ben pek bir şey anlayamadım açıkçası...

    sizin hastalığınız da sorunlu gen-protein hangisi LGMD 2B de ki sorunlu protein aynıydı(dysferlin) benle.

    görüşmek üzere...

  10. #25
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Felsefecinin kullanmayın diye duyduğu ilaçlar;
    tegretol=sara hastalığında nöbet gelmesin diye sürekli kullanılır
    trental=damarları açan damar tıkanıklaığında kullanılan madde
    neostigmin =düz kasları gevşeten madde(ama iskelet kaslarını harap ader)
    hadi oldu olacak birde ben ekleyeyim=atorvastatin(ator),lipitor ,v.s. gibi kolesterol düşürücü ilçlarda kas harabiyet yapar(yapabilir)DİKKAT!
    EVET KONUŞUN ;HER GÜN 1 TANE YÜKSEK DOZ "B"VİTAMİNİ ALIN,CO Q10 100MG.,SİBERİN GİNSENG,ALIN KİLO ALMADAN PROTEİNDEN ZENGİN GIDALAR KULLANIN ,"YAPAY OLAN HİÇBİRŞEYİ YEMEYİN,İÇMEYİN"ÇOBAN ÇANTASI VE ASLAN PENÇESİ ÇAYI İÇİN ,8 SAATTEN FAZLA UYUMAYIN;;;BUNLARDA NACİZANE BEN DR. ERSİN KARABULUT 'UN TAVSİYELERİDİR

  11. #26
    Üye
    minerva Avatarı

    Gerçek Adı
    Hatice
    Üyelik Tarihi
    21.03-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    2.522
    Alınan Beğeniler
    13
    Verilen Beğeniler
    8
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ersin Bey öneriler için teşekkürler benim özellkle ilgimi çeken ÇOBANÇANTASI ve ASLANPENÇESİ oldu çünkü dediğiniz bitkileri bende iki ay önce internetten birde bitkisel anlamda destekleyici neler bulabilirim düşüncesi ile araştırma yaparken bu iki bitkiyi bende okudum ve bir heves aldım ikisinide uygulamayı doğru yapmış olmayı umuyorum ama yinede sormak istiyorum size siz nasıl kullandınız bu bitkileri :?:

    aslanpençesini kaynamış suyu hazırlayıp aslanpençesinin üstüne döküp biraz beklettikten sonra içiyordum bu şekilde hazırladığım bitki çayından günde üç dört bardak içtim bir süre ve sanki dediğiniz gibi biraz faydası oldu diyebilirim ama sonrasında günde bir iki bardağa bazı günler hiç içmemeye ve son bir aydırda hiç içmemeye başladım sanırım düzenli içmek gerekiyor bende yakında başlasam yine iyi olur çobançantası na gelirsek onu kür şeklinde hazırlayıp kullanın deniliyor kürüde ben elma sirkesi ile hazırladım çobançantasını toz haline getirene kadar dövüp elma sirkesinin içine katıyor ve bu karışımı 20 gün boyunca güneşte bekletip kürü hazırlamış oluyoruz sorasında güneş görmeyecek bir yerde 3-4 derece sıcaklıkta saklıyoruz bu kürden bir kaç damla içtiğimiz aslanpençesi çayına katıyoruz (ama baştan söyleyim ben bu şekilde hazırladığım çaydan iki defa içebildim sonrasında içemedim aslanpençesi tek başına daha rahat içilebiliyor) veya bu kürü şu şekildede kullanabiliyorsunuz kaslara masaj apmak için bu kürü sürerekte değerlendirilebiliyor

    birde mini beslenme ipuçları kendi yaşamımdan günde bir sabah birde akşam olmak üzere 1 bardak süt

    1 veya 2 günde 1 adet muz

    bol su

    ve ara ara faza olmamak kaydıyla ceviz,fındık,fıstık,kuru üzüm

    herkese sağlıklı mutlu günlerrrrrrrrr :wink:

  12. #27
    Forum Moderatörü
    Life Avatarı

    Gerçek Adı
    ---
    Üyelik Tarihi
    17.07-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:19
    Yaşadığı Yer
    Türkiye
    Mesaj
    2.702
    Alınan Beğeniler
    86
    Verilen Beğeniler
    75

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaşlar ben sizlere bir tür bitki ilacı önereceğim,daha önceki yazımda bahsedecektim ancak toplumumuzdaki insanlar bu tür ilaçlara kocakarı ilacı falan gibi yakıştırmalarda bulunuyor.Neyse siz karşı çıksanızda ben bazı arkadaşlara faydalı olur inancıyla ilacın adını vereyim.
    Ben progresif müsküler tipte kas hastasıyım hepinizde olan problemler bendede oluyor .
    Ben birkaç şişe pelesenk yağı kullandım.İçinizde kullanan arkadaşlar varsa bilirler.Altın sarısı renkte bir tür yağ.Bu yağ ayak bileğindeki,dizdeki,kollardaki şişliklere fayda sağlıyor.Ben gerçekten faydasını gördüm umarım sizlerde görürsünüz,
    İlaç Lokmanhekim türü bitki ve ot ilaçları satan yerlerden temin edilebilir.

  13. #28
    Üye
    ersinkarabulut Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.05-2005
    Son Giriş
    19.08-2005
    Saat
    15:33
    Yaşadığı Yer
    ADANA
    Mesaj
    14
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Minerva ;
    aslan pençesini de çoban çantasınıda kaynamakta olan suya bir parça atıp 1 dakika daha kaynatıp 5 dakika dinlendirip içiyorum .taze yapıp tüketmek lazım.o"güneşte bekletilerek yapılan ;tentür'dür.onu bir kez denedim pratik değil. bence çayı yeter.pelesenk yağını ilk kez duyuyorum.L-CARNİTİNE 1GRAM DANhergün 1 tane yeyin.(eczanelerde var,resmi reçeteye girer)
    Bu tavsiyelerim sadece beni bağlar ,ben inandığım lafları söylüyorum.

  14. #29
    Üye
    neseli09 Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa Neşeli
    Üyelik Tarihi
    09.05-2005
    Son Giriş
    14.09-2015
    Saat
    23:17
    Yaşadığı Yer
    Aydın
    Mesaj
    140
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Koenzim Q10
    (Co-Enzyme Q10, CoQ10);


    öncelikle balık (uskumru ve sardalye) ve ette (kalp, karaciğer, böbrek, sığır eti ve kümes hayvanları), fakat genel olarak tüm canlılarda ve pekçok yiyecekte (yer fıstığı, soya yağı) çeşitli oranlarda bulunan (30mg/0,5kg sardalye – 30mg/1kg sığır eti – 30mg/1,25kg yer fıstığı) organik, doğal, yağda çözünen, vitamin benzeri bir maddedir. Ubiquinone olarak da adlandırılır ve hücreler arası elektron taşıma zincirinde yardımcı bir faktördür (Co-factor). Yiyeceklerde bulunan miktarı ek gıda ürünlerinin içerdiğinine oranla oldukça azdır.. Son 10 yılda dünyada en popüler besin takviyesi (Ek gıda ürünü) haline gelmiştir. Koenzim Q10’ un temel aktivitesi enerji üretiminde (mitokondri hücrelerinde) rol almasıdır. Enzimlerle birarada çalışarak hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlar ve kasları güçlendirir. Enerji üretimindeki hayati rolü yüzünden her hücrede bulunur. Özellikle kalp hücrelerinde bol bulunur ve kalbin sağlıklı çalışmasında rol oynar. Çalışmalarda, kardiyovasküler (kalp-damar sistemi) ve kas hastalıkları (Muscular Dystrophy- Müsküler Distrofi; Kas erimesi) olan kişilerde koenzim Q10 düzeyinin düşük olduğu bulunmuştur. Bunun yanında koenzim Q10 serbest radikalleri nötralize eden (etkisiz hale getiren) antioksidan olarak da etkilidir ve Anti-ageing (yaşlanma etkilerini azaltıcı) özelliğe sahiptir. Araştırmalar ayrıca koenzim Q10 ‘un diş ve dişeti sağlığı, bağışıklık sisteminin doğru işleyişi ve güçlendirilmesi, yüksek tansiyon (hipertansiyon), diyabet (şeker hastalığı) ve yaşlılıkla ilgili diğer durumlar üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu da göstermiştir.

    Faydaları ve Kullanım Alanları:

    Yaşlılık etkilerini azaltır. (Antioksidan ve anti-ageing etki)

    Kalbin sağlıklı çalışmasına yardım eder ve kardiyovasküler hastalıklarda iyileştirici etkiye sahiptir.

    Angina pektoris: Klinik çalışmalrda günde 150 mg CoQ10 alımının göğüs ağrısı hissetmeksizin egzersiz yapma yeteneğini artırdığı bulunmuştur Bu çalışma bağımsız araştırmalarla da doğrulanmıştır

    Kalp yetersizliği (CHF); hemen hemen insan vücudundaki tüm hücreler CoQ10 içermektedir. Enerjinin üretildiği mitokondri hücreleri en çok, kalp ve karaciğer ise büyük miktarda CoQ10 içermektedir. Araştırmalarda CoQ10’ un kalp yetersizliği (CHF) olan bazı kişilere yardım edebildiği görülmüştür

    Mitral yetmezlik (MVP): Günde 60-120 mg CoQ10 alımı, mitral yetmezlik semptomlarının azaltılmasına yardımcı olmaktadır

    Kardiyomiyopati (Kalp kası (Miyokard-mycardium) hastalığı

    Aritmi (Düzensiz kalp atışı-kalpte ritm bozukluğu-cardiac arrhythmia-heart arrhythmia): Özellikle diyabetiklerdeki (şeker hastaları) prematüre ventriküler kompleks (Zamanından önce ortaya çıkan karıncık kökenli elektiriksel uyarana bağlı, karıncık kasılması)

    Şeker hastalığı (Diyabet): Koenzim Q10’ un enerji oluşturmadaki rolü, vücudun karbonhidratları nasıl kullanacağı ile de ilişkilidir. Ön araştırmalar Tip 2 diyabetiklere (Diabetes mellitus: İnsülin gerektirmeyen diyabet) kan şekerini düşürmek için CoQ10 önermektedirler.

    Yüksek tansiyon (Hipertansiyon): CoQ10, kan akışına olan direci azltarak kan basıncını ayarlamaktadır Çeşitli klinik deneyler CoQ10’ un 2-5 aylık bir kullanımdan sonra hipertansiyonlu kişilerin kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü göstermiştir

    Bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Dişeti İltihabı: (Gingivitis- Periodontal hastalıklar) ve pis kokan nefes (halitosis-eğer dişeti iltihabından kaynaklanıyorsa)

    CMT Sendromu (Charror-Marie-Tooth): Peroneal muskuler atrofi olarak ta anılır (PMA);Ön araştırmalarda CoQ10 alan bazı hastaların daha kolay solunum yaptıkları ve enerjilerinin arttığı gözlenmiştir. Literatüre göre araştırma çalışmalarında günlük 120 mg.lık doz uygulanmıştır. Bazılarında daha az dozla daha iyi sonuç alınabilmiştir.

    Muskular Distrofi: (Muscular dystrophy: Kas Erimesi veya zayıflaması):

    Genel olarak kas erimesi hastalığı olarak bilinen Duchenne (Düşen) muskular distrofi (DMD), Becker Distrofi, Limb-girdle distrofi, Miyotonik (myotonic) distrofi, CMT ve Welander hastalığı olanlarda da CoQ10 düzeyi oldukça düşüktür (0,5-0,84 mcg/ml). Ön çalışmalarda 3 ay süreyle günde 100 mg CoQ10 alımının bu tip hastalarda fiziksel performansı ve kas gücünü artırdığı gözlenmiştir. Bununla beraber bu tip hastaların sürekli olarak CoQ10 alımına devam etmeleri de tavsiye edilmektedir.


    Alzheimer Hastalığı: Bu hastalığı olan kişilerde aynı zamanda mitokondriyal foknsiyonların (hücresel enerji üretimi) bozulduğu da bilinmektedir. Koenzim Q10' un mitokondri üzerindeki etkilerinden dolayı bir grup araştırmacı Alzheimer hastalığı olan çeşitli kişilere CoQ10 ile beraber demir ve B6 vitamini vermişler ve 1,5-2 yıllık bir süre içerisinde bu hastalığın ilerleyişinin durdurulabileceğini rapor etmişlerdir.

    Kullanım Şekli ve Dozaj:

    Koenzim Q10; 30 mg' lık kapsüller halinde sunulmuş olup, genellikle ek gıda olarak günde 1-3 defa yemeklerle beraber 1 kapsül alınmaktadır. (Günlük doz 30-90 mg). Kalp hastalıklarında ise dozaj doktor gözetiminde 90-150 mg ‘a kadar çıkabilmektedir. Bu ürünün temel yağ asitleri (EFA-Omega3 ve omega6)) içeren ürünlerle (Keten Tohumu Yağı, Çuha Çiçeği Yağı, Omega-3 Balık Yağı – Somon Balığı Yağı ve Hodan Yağı) beraber kullanımı özellikle önerilmektedir. Bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur.

  15. #30
    Üye
    neseli09 Avatarı

    Gerçek Adı
    Mustafa Neşeli
    Üyelik Tarihi
    09.05-2005
    Son Giriş
    14.09-2015
    Saat
    23:17
    Yaşadığı Yer
    Aydın
    Mesaj
    140
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    DOĞAL KAS GÜÇLENDİRİCİ --KREATİN--

    Kreatin, tüm memelilerin vücudunda olan bir maddedir ve arginin, glisin ve metionin amino asitlerinden karaciğer, böbrekler ve pankreasta üretilen bir amino asit türevidir. Amino asitler ise bilindiği gibi protein moleküllerinin yapı taşlarıdır. Kırmızı et ve balık gibi pekçok hayvansal gıda kreatin içerir. Bununla beraber gıdalardaki kreatin miktarı küçüktür. 1 kg biftek sadece 1 gr kreatin içerir. Halbuki yoğun bedensel aktivite veya spor yapan bir kişinin günlük ortalama kreatin ihtiyacı 5-6 gr olup, bunun tamamının yiyeceklerden karşılanması hemen hemen olanaksızdır. Yiyeceklerden karşılanmaya çalışılsa bile beraberinde aşırı yağ ve kalori alımı da söz konusu olmaktadır. Bu yüzden sadece ek gıda ürünleri (Dietary supplement, sports supplement) vücuttaki yağ ve kalori miktarını artırmaksızın, vücudun ihtiyacı olan kreatin miktarını karşılayabilirler.

    Kreatin, vücudun enerji üretmek için kullandığı yakıt olan ATP üretimine yardımcı olan ve aynı zamanda ani ve yüksek enerji ihtiyaçlarını karşılayan bir maddedir (Protein). ATP, vücutta özellikle beyzbol , futbol, voleybol, hentbol, koşu, yüzme, bisiklet, dağcılık, güreş,boks ve halter vb. gibi sporları yaparken yoğun şekilde kullanılır. Kreatin sportif performansı artırır. Kreatin en fazla kas veya adele dokularında birikir ve kasların özellikle sportif faaliyetler (koşu, ağır kaldırma vs.) esnasındaki ani enerji ihtiyaçlarını karşılamak için ATP (Adonosine TriPphosphate)’nin yakılmasına yardımcı olur. Amerika’da çeşitli sporcular üzerinde yapılan testlerde 28 gün boyunca düzenli kreatin alan sporcularda yağsız kas miktarında ve kaldırılan ağırlıklarda, kreatin kullanmayan fakat aynı egzersizlere katılan sporculara göre ortalama %51 oranında artış gözlenmiştir. Kreatin kullanımının insan için güvenli olduğuna ait sayısız bilimsel araştırma vardır. Yine yakın zamanda bir okul takımında yapılan, 28 gün boyunca bir glikoz, taurin, sodyum ve potasyum fosfat çözeltisi içinde günde 15,7 gr kreatin (oldukça yüksek bir doz) alan oyuncularda, süre sonunda yapılan kan testlerinde tüm parametrelerin normal limitler arasında olduğu ve karaciğere olumsuz bir etki olmadığı gösterilmiştir.

    Kreatin, 1832 yılında bir Fransız bilim adamı tarafından keşfedildi. Fakat 1923 yılına kadar vücuttaki kreatin’in %95 inin kas dokularında biriktiği bilinmiyordu. Kreatin’in vücut üzerindeki etkileriyle ilgili bir rapor 1926 yılında “The Journal of Biological Chemistry” dergisinde yayınlandı. Uzunca bir süredir kreatin’in etkisinin bilinmesine rağmen, onun sportif performansı artırmak için ilk gerçek kullanımı 1992 Barcelona (İspanya) Olimpiyatları’nda yapıldı. 1996 Yaz Olimpiyat’ında madalya alan sporcuların ise ¾ (Dörtte üç) ‘ünün kreatin kullanması için iyi bir sebep vardı: Çünkü işe yarıyordu, hatta çok işe yarıyordu.

    Öyleyse nedir bu Kreatin? Onun vücudumuzda karaciğer, böbrekler ve pankreasta doğal olarak üretildikten sonra kan akışıyla kaslarımıza taşınan ve kaslarımıza enerji sağlamak için kullanılan bir bileşik olduğunu biliyoruz. Kaslarımıza ulaştığında “Kreatin Fosfat” ‘a dönüştürüldüğünü ve bu yüksek güçlü metabolit’in kasların son enerji kaynağı olan ATP’leri üretmek için kullanıldığını da biliyoruz. Üstelik diğer performans artırıcı steroids ve ilaçlardan farklı olarak; %100 doğal olduğunu ve çoğu yiyecekte de doğal olarak bulunduğunu, bu yüzden de hiçbir sportif faaliyette ve uluslararası müsabakalarda yasaklanmadığını da biliyoruz. Aksi taktirde et ve balık yenmesinin de yasaklanması gerekirdi. Pek çok yiyecek, özellikle ringa, somon ve tuna balığı ile biftek bir miktar kreatin içerir. Bununla beraber en iyi kreatin kaynağı “Kreatinmonohidrat” ‘tır.

    Kreatin 2 hafta içerisinde yağsız kas miktarını önemli miktarda artırır. Aynı zamanda yoğun egzersiz performansının gelişmesinden ve enerji seviyesinin artırılmasından da o sorumludur. Yapılan araştırmalarla; kreatin’in enerji seviyesini, dayanıklılığı, kuvvet ve dayanma gücünü artırdığı ispatlanmıştır. Üstelik, kreatin yağsız kas miktarını artırırken yağ kaybını da hızlandırmaktadır.

    Kreatin’e kimlerin ihtiyacı vardır?

    İlk önce kreatin’e, daha fazla enerjiye ve yağsız kasa gereksinimi olanların ihtiyacı vardır. Daha sonra, vücudunu forma sokmak isteyenlerin, yağsız kas miktarını artırmak isteyenlerin ve fazla yağ kütlerinden kurtulmak isteyenlerin kreatin’i kullanmaları tavsiye edilir. Son olarak, yoğun fiziksel aktivite gerektiren bir işte çalışanlar, fiziksel stres ve uzun süreli yorgunluğa maruz kalan kişiler ve kreatin’in inanılmaz sonuçlarından hoşlanan veya bu sonuçları arzu eden kişiler onu rahatlıkla kullanabilirler.

    Kreatin ne kadar dozda alınmalıdır? Ve herhangi bir yan etkisi var mıdır?

    1. kullanım yöntemine göre; ilk hafta kaslarınızın kreatin’le doldurulması gerekir. Bunun için 1500 mg’lık tabletlerden günde 4 defa 3 tablet (Toplam Doz: 18 gr) yemeklerden önce (yemek aralarında) ve egzersizden sonra herhangi bir asidik olmayan meyve suyu ile birlikte alınır (genellikle üzüm suyu tavsiye ediliyor ama zorunlu değil). Daha sonraki haftalar günde 1 veya 3 defa (En az 4 saat arayla) 3 tabletle devam edilir. (Toplam günlük doz: 4,5 – 13,5 gr)

    2.kullanım yöntemine göre ise; ilk hafta kaslarınızın kreatin’le doldurulması işlemi atlanarak doğrudan günde 1 veya 3 defa (En az 4 saat arayla) 3 tabletle (Toplam günlük doz :4,5 – 13,5 gr) başlanır ve devam edilir. Daha fazla doz almanıza gerek yoktur.

    En iyi sonucun; egzersiz veya sportif faaliyetten yaklaşık 1,5 saat önce karkonhidrat esaslı bir yiyecek ile beraber alındığında ortaya çıktığı da gözlemler arasındadır.

    En iyi yönü de, kreatin’in herhangi bir inceleme veya araştırmada aleyhine bir yan etkinin rapor edilmiş olmamasıdır. Kreatin tamamen güvenli ve etkilidir. Kreatin kesinlikle hiçbir zararlı veya toksik madde içermez.

    Kreatin devamlı mı yoksa periyodik olarak mı kullanılmalıdır?

    Bazı araştırmalar kreatin’in periyodik olarak kullanılması gerektiğini belirtirken bazıları da devamlı kullanılabileceğini belirtmektedirler. Buna göre;

    1-Yukarıda açıklanan 1.kullanım yöntemine göre ilk hafta kaslar kreatin’le doldurulur ve 2-3-4 ve 5. hafta günlük 4,5-13,5 gr’lık dozla devam edilir (Toplam 6 hafta). Daha sonra hiç ara verilmeksizin istenilen süre kadar bu kullanım şekli tekrarlanır.

    2- 1. veya 2 kullanım yöntemine göre 6 hafta kreatin kullanımına devam edilir sonraki 2 hafta için kreatin alımı tamamen durdurulur ve 9. haftadan itibaren kullanıma tekrar başlanır.

    UYARILAR :

    Kreatin kullanımı boyunca genellikle daha sık idrara çıkılır. Fakat bu durum kreatin’le beraber alınan sıvılardan kaynaklanır . Bu yüzden endişelenmeniz gerekmez. Ayrıca her kreatin alımı arasında (Her 3 tabletlik veya 4,5 gr’lık periyotlar arasında) en az 4 saat ara bırakmanız gerekir. Aksi takdirde hafif karın ağrısı çekebilirsiniz. Böyle bir durumla karşılaştığınızda yarım günle 2 gün arasında kreatin alımını durdurabilirsiniz
    .




Sayfa 2 / 7 İlkİlk 123456 ... SonSon

LinkBacks (?)

  1. 26.02-2011, 12:51
  2. 17.02-2011, 16:31
  3. 23.12-2010, 11:52