Toplam 6 mesajın 1-6 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Bilge35 Avatarı

    Gerçek Adı
    Bilge Yilmaz
    Üyelik Tarihi
    26.06-2013
    Son Giriş
    03.09-2013
    Saat
    09:01
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    5
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    TÜRKİYE'DE HEPATİT'İN YÜKSELİŞİ VE HEPATİT HASTALARININ DURUMLARI

    **2011 ve 2012 verilerine göre dünyada 200 milyona yakın kişi ve Türkiye'de ise her 100 kişiden biri (75.000.000/100) 750.000 kişi Hepatit C hastası..

    **2011 verilerine göre,sadece Türkiye,de kayıtlı 3 milyona yakın Hepatit B,750 bine yakında Hepatit C hastası tespit edilmiş.Bunlar sadece kayıtlı olanlar.Bir de kayıtlı olmayan hasta sayısı var ki,bunların (A,B,C,D,E gibi olarak karışık) yaklaşık 17 milyona yakın kişi GİZLİ sarılıkla mücadele veriyor..Dünya'da ise bu oran 300 ila 500 milyon civarında..

    **Türkiye'deki bu 20 milyon hepatit hastasının 3/3,5 milyon kayıtlı Hepatit B hastasından yaklaşık 1 milyonunun hastalığı aktif şekilde.Yani,karaciğer yetmezliği,kanser ve siroz gibi belirtilerin oluşabileceği bir ileri decere düzeyelerinde.. Ve bunlardan sadece - 13 civarındakiler tedavi imkanına kavuşabiliyor..

    **Yapılan bir diğer araştırmaya göre ise Türkiye'de her yıl yaklaşık 200 bin kişinin Hepatit B virüsü nedeniyle sarılık hastalığına yakalandığı bildirildi.

    **Türkiye'deki Hepatit vakalarının bu denli artış göstermesinin altında yatan nedenler çok sayıda olabilir.Hepatitin bulaşma faktörlerine baktığımızda,kişiden kişiye bulaşma sadece birincil faktörler olarak bilinen (gıda,kan ve cinsel yolla) değil,(tükürük,ter,dokunma vs gibi)temas gerektiren ikincil faktörlerde en büyük etkenlerin başında yer almaktadır..

    **Bu ikincil faktörlerin yakın/uzak temas şeklinde olması da kişiden kişiye hepatit hastalığının bulaşmasını engellemiyor.Kan ve cisel yolla hastalığın bulaşma riskinin aksine,ikincil faktörlerin hastalığı bulaştırma riski çok daha yüksek olmuştur.Hem Türkiye'de hemde dünya'da hepatit hastalığının seyri ciddi oranda artmış olması,bu ikincil faktörlere karşı dünya ülkelerinin yeterince ilgi göstermemesi ve gerekli tedbirleri almamasından kaynaklanıyor..

    **Türkiye'ye baktığımızda karşımıza,özellikle fakir ve yoksul 3.dünya ülkelerinde artış gösteren hastalığın nedenlerinin de (genellikle ikincil faktörlerinde) burada da geçerli olduğunu görebiliyoruz.Türkiye'de kayıtlı olmayan yaklaşık 17 milyon civarında Hepatit hastası olduğu tahmin ediliyor.Ve bu oran her geçen gün giderek artıyor..

    **Bu 20 milyon hepatit hastasının yaklaşık 3 milyonu kayıtlı,1 milyonu ise ciddi risk altında.750 bin Hepatit C virüsü taşıyan kişi bulunuyor.Tabii bunlar kayıtlı olanlar. Peki ya,kayıtlı olmayan ve farkında dahi olmadan (tabii bazıları hastalıklarını bildikleri halde gizliyorlar bu ayrı bir konu..) etraflarına gizli bir şekilde hastalık bulaştıran yaklaşık 17 milyon kişi ise ne durumda?

    **İşte asıl ciddi ve Türk toplumunu tümden tehtid eden sorun budur.Çünkü,bu oran her geçen yıl daha da artıyor.Bir türlüde önüne geçilemiyor.Neden bu hastalığın yayılması engellenemiyor?

    **Belli başlı sebepleri sıralayabiliriz;
    1.Yeterince gıda,kan ve cinsel birleşmeyle ilgili tedbir ve temizliğine önem verilmemesi..
    2.Yeterince tükürük,ter,dokunma vs gibi temas gerektiren ikincil faktörlerin temizliğine ve gerekli tedbirlerine önem verilmemesi..

    **İkincil faktörler daha çok(evler,işyerleri,okullar,kantinler vs)gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren kalabalık yerlerde artış gösteriyor.Aslında gıda faktörüde ikincil faktörler olarak görülebilir.Çünkü,kalabalık toplumların bulunduğu yerlerde gıda bileşkeleride önem kazanıyor..Ama ikincil faktörler,yakın temas gerektiren durumlarda hepatit hastalığının yayılmasına ve bulaşmasına daha çok katkı sağladığı için,gıda faktörü daha çok 1.faktör olarak yerini alıyor..

    Peki bu ikincil faktörleri dizginlemek mümkün değil midir?

    **Yapılan araştırmalar,hepatit hastalığına yakalanan hastalar ile onlarla yaşayan aile bireyleri ve toplumların beraber yaşama mecburiyeti nedeniyle bunun pek mümkün olmadığını belirtmekle birlikte,alınabilecek ciddi tedbirler sayesinde her geçen gün artan bu sayı bir yerde dizginlenebilir olduğunu gösteriyor..

    **Türkiye'de kayıtlı olmayan ve hepatit hastası olduğu düşünülen bu 17 milyona yakın kişinin kaçı çalışıyor kaçı çalışmıyor?Hangilerinin hastalığı bulaştırma riski daha yüksek ve hangilerinin durumu ciddi oranda?

    **Öncelikli olarak hastalığın tam bir veri tabanı çıkartılmalı.Tüm çalışan kişilerden (en küçük esnaftan en büyük fabrika çalışanlarına,devlet memurlarına kadar her kesimden) alınabilecek kan testleri bize sadece çalışan kesimin oranını verebilir..

    **Çalışmayan,işsiz ve köşede bir yerde saklı olan diğer milyonlarca insanlarımız içinde ciddi tedbirler alınmalı ve bunların mutlaka sonuçları çıkarılmalıdır.Bunu yapabilmenin tek yoluda,(tüm hanelere tek tek devletin bizzat giderek kan testlerini her kesimden almakla) olur.Toplum sağlığının korunması açısından bunların yapılması gereken zorunlu tedbirler olmalıdır..

    Kronik Hepatit Hastalarına Ölümüne "Çalışabilir" Raporu Verilmesi;

    **Bir de özellikle hastalığı bulaştırma riski yüksek olan Kronik Hepatit hastalarının çalıştırılmalarıda yasaklanmalıdır.Bu yasaklama sadece bulaştırma açısından değil, (karaciğer yetmezliği,siroz ve kanser gibi) kronik hastalığının ilermesi ve sonucunda da ölümün meydana gelmesi açısından da olmalıdır..

    **Ama ne yazık ki,bazı yasal sağlık prosudürleri nedeniyle pek çok doktor ve heyet hekimleri Konik hepatit hastalarına (çalışabilir) raporu vermektedir.Dolayısıyla bu hastalar,bu halleriyle çalıştıklarında,kendi hastalıklarını başkalarına bulaştırma riskinide beraber getirmektedir..

    **İşte sırf bu nedenle bile Türkiye,de hepatit hastalığının artış göstermesi elbetteki kaçınılmaz olmuştur.Kimbilir belkide,bu nedenden dolayı hastalığı bulaştıran ve kapan insanlar birbirlerinden habersiz bu riskleri başkalarınada zincirleme şekilde bulaştırmaya devam ediyordur..(Türkiye,de 20 milyon deniliyor ama kanımca bu sayı işte bu nedenlerden dolayı daha fazladır)

    **Hastalığını bildiği halde herhangi bir sağlık kuruluşuna (öğrenilecek korkusuyla)gitmeyen veya gittiği halde hastalığını öğrenen ve durumunu bildiği halde,hastalıklarını herhangi bir işe girerken bildirmeyen ama yaşam koşulları nedeniyle ailesine bakma zorunda kalan Türkiye,de milyonlarca insanımızın olduğu bilinmeyen birşey değildir..

    **Hepatit hastalarının işe girerlerken,hastalıklarını bildirmemeleri yukarıda belirtilen ayakta kalma mücadelesinden başka birşey değil.Ama kendi hastalığının başkalarına ciddi bir şekilde bulaştırma riski olaması,diğer insanların ve tabii ki o insanların aileleri ve çevrelerinide ciddi bir şekilde tehtid altına sokabilmektedir..

    **Bir de işin başka bir boyutu var.Türkiye,de hepatit hastalarının büyük çoğunluğu herhangi bir işe girmek istediklerinde,işverenlere hastalığını bildirdiği halde otomatik olarak işe girişi reddediliyor.Çünkü,hiçbir işveren kendi sağlıklı çalışanlarınında hayatlarını tehlikeye atmak istemiyor.Hem işveren hastalıklı bireyi işe alsa bile bu sefer sağlıklı işçiler buna karşı çıkabiliyor..

    **İşverenlerin,hepatitli hasta biryleri almamasının altında yatan iki neden vardır;

    1.si hastalığın diğer çalışanlara bulaştırılma riski.Bu durum elbetteki işverenin işine gelmez.Çünkü,hastalanan her işçi işveren için ağır yük demektir ve bu nedenle işin verimliliğinde de düşüş görülür..

    2.ise işveren için çok daha kritik bir durumdur.Hastalıklı bir bireyi bilerek diğer sağlıklı bireylerin yanında çalıştırması,hastalıklı bireyin hastalığını bir veya birden fazla kişiye bulaştırması sonucu,hastalığı kapan kişiler hem hastalığı bulaştıran kişi hemde bu duruma izin veren işveren hakkında ağır yüklü tazminat davaları açabilirler..Kaldı ki,bu oran bilindiğinden çok daha fazla miktarda da olabilir..Çünkü,bu hastalığı birşekilde kapan bireyler otomatik olarak bu hastalığı habersiz olarak ailesi ve çevrelerinede bulaştırabilme riskleride sözkonusudur..

    Peki,ne yapılmalıdır?

    **Türkiye'de yaklaşık 20 milyona yakın kişinin hepatit hastalığının pençesinde olduğu;bunların yaklaşık 3 milyonunun kayıtlı,1 milyon civarında kişinin ise kritik aşamada olduğunu söylemiş;bunlardan kayıtlı olmayan 17 milyon civarında kişinin ise durumlarının bilinmediği yani meçhul olduğunu dile getirmiştik..

    **İçlerinde sayıları milyonları bulan çok sayıda kişinin büyük olasılıkla çalıştıkları biliniyor.Bu çalışan kişilerin şu anki durumlarını, ciddi bir araştırma yapılmadan öğrenmek biraz zor gibi.Bu nedenle araştırmanın bir an önce başlaması gerekiyor.İçlerinde hastalığı bulaştırma riski yüksek olan özellikle kronikleşmiş hastalara karşı ciddi tedbirler almak ve hatta onların zor durumda kalmaması için emeklilikleri sağlanmalı ve tedavilerine hiç vakit kaybetmeden başlanmalıdır..

    **Sadece çalışan kesimde değil,çalışmayan kesimlerde de hastalığı bulaştırma riski olan özellikle kronik hepatit hastalığı olanlardan,herhangi bir sosyal güvencesi olmayanlara da emeklilik hakkı tanınmalı ve bunlarında tedavilerine bir an önce vakit kaybetmeden başlanılmalıdır..

    ..Başka türlü bu hastalığın yayılmasını önlemek çok zor gibidir.Bu hastalara emeklilik hakkı tanınmaz,yaşamları daha da zor hale getirilirse hem bu hastaların hayatları tehlikeye atılmış hemde bu hastaların ailelerine ve çevrelerindeki binlerce kişiye zincirleme olarak bulaştırmasına sebep olmuş olunur.Hem de devlet eliyle yapılmış olur bunlar..

    Türkiye,de 20 milyon hepatit var,hepsine mi emeklilik verilecek?

    **Elbette ki hayır.Bizim dediğimiz şey,ilerde hastalığın seyri hastayı tehlikeye sokabilecek şekilde ilerleme ve başkalarına da bu hastalığı bulaştırma riski olduğundan,kronik hepatit hastalarının emekliye ayrılmasıdır.Bunu yapmak zor olmaması gerek devlet için.Kronik düzeydeki hastaların iyileşme süreci çok yavaş ve uzun sürelidir.Hayatları boyunca bu hastalığı taşıma riskleri bulunuyor..

    **Bunlara,(çalışabilir) raporu vermek sadece bu kişilerin hayatlarını tehlikeye atmakla kalmaz,bunların çalışma ortamlarındaki sağlıklı bireylere de bu hastalığın bulaştırılmasını da sağlamış olursunuz.Hem de bu boyut zincirleme olarak düşünüldüğünde,çok ürkütücü düzeyde olabilir..

    **Aslında henüz geç kalmış sayılmayız.Bir an önce çalışmaların başlatılması gerekiyor..Aksi taktirde bu hastalığın yayılmasını durdurmak çok zordur..Gerekli tedbirlerin bir an önce alınması gerekiyor..

    Saygılar..Bilge..

    ---------------

    NOT: En yukardaki kişisel bilgilerimi sildim.Çünkü,konu kişisel olarak algılanıyor.Halbuki konu kişisel değil,genel kesimi ilgilendiriyor..

    NOT2: Bu konuda biraz daha duyarlı olunmasını rica ediyorum.Konuyu kişisel olarak algılayıp-bu hastalığa yakalanan milyonlarca insanı madur etmemelisiniz.Yazdıklarınıza ve konuşmalarınıza lütfen dikkat ediniz.İşin boyutunu ve vahammiyetinin farkına varınız.Kronik hepatit hastalarının hayatlarıyla ve onların bilerek/bilmeden etraflarına bulaştırdığı/bulaştırabileceği diğer milyonlarca masum insanların hayatlarını tehlikeye atmamalısınız..

    Bunun vebalini,hiç kimse kaldıramaz.Ahirette bunun hesabını veremezsiniz..Teşekkür ederim.Bilge..


    BİLGE DÜNYAMIZ: TÜRKİYE'DE HEPATİT'İN YÜKSELİŞİ VE HEPATİT HASTALARININ DURUMLARI



  2. #2
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    04:02
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.659
    Alınan Beğeniler
    537
    Verilen Beğeniler
    149
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayın arkadaşım,

    Yazdığınız konudaki kaygılarınızda haklı olsanız bile söylediğiniz gerekçeler doğru değil.

    Öncelikle, Hepatit tanısı konulma oranı son yıllarda artmıştır. Çünkü bu teknoloji yaygınlaşmıştır. 20 yıl önce hepatit teşhisi koyabilmek için 10-15 gün test sonucu bekliyordunuz.

    Bulaşıcı hastalıklarla mücadele, çok özel salgın durumları dışında hastalığa özel uygulanmaz. Genel prensiplerle uygulanır. Bunun en önemli bacağı kişisel ve toplumsal hijyendir. Başkalarıyla aynı bardağı, yemeği, yatağı paylaşmazsanız Hepatit gibi hastalıklar kan nakli gibi doğrudan yollar dışında bulaşmaz. Bu önlemler benzer her hastalık için geçerlidir.

    Hepatit için ülkemizde aşı uygulaması başlatılmıştır. Hastalığı bulaştıran kişileri sınırlayamazsınız ama hasta olma ihtimali olan kişileri koruma altına alabilirsiniz. Doğru olan yöntem budur. Hatta kanımca çok gereksiz olan Hepatit A aşısı bile yapılmaktadır.

    Kronik Hepatit, bir karaciğer hastalığı söz konusu olmadıkça kişinin çalışmasını veya normal bir yaşam sürmesini engelleyici bir durum değildir. Bu kişiler, sadece yaşam tarzlarındaki ufak tefek şeylere dikkat ederek (örneğin içkiden uzak durmak gibi) normal bir yaşam sürebilirler. Dolayısıyla çalışmalarına bir engel yoktur. Kaldı ki kronik hepatit bir yana, AIDS hastaları bile dünyanın pek çok ülkesinde çalışmaktadır.

    Bir Kronik Hepatit hastasında karaciğer hasarı olduğunda elbette çalışması düşünülemez. Bu konu da mevzuatımızda mevcuttur. Bu nitelikte kişiler malülen emekli olabilirler.

    Toplumda sadece bilinen engelliliklerin görülme oranı % 12 civarındadır. Kronik Hepatit, tamsiyon, şeker vs. gibi hastalıklarda eklenirse toplumun yarıya yakınını, belki daha fazlasını engelli statüsüne koymak gerekir. Bu şartlar altında çalışacak kişi bulamazsınız. Sosyal Güvenlik Sisteminin çalışan kişinin şahsına dahi maaş ödemekte zorlandığı bir sistemde çalışmayan kişilere nasıl kaynak yaratabileceği ciddi bir soru işaretidir.

    Sosyal refah düzeyi önümüzdeki yıllarda artarsa belki temenniniz gerçekleşir.

  3. #3
    Üye
    ALANSO Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.04-2012
    Son Giriş
    23.03-2017
    Saat
    06:54
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    105
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    METEPEaslında çok güzel ve net bilgi vermiş. Bende taşıyıcıyım aslaındaalkol en önemli faktöryeme içmeye dikkat edildiğin de çok şükür normal hayat yaşıyorsun...BİLGE - İZMİRsizde mantıklı ve yapıcı yaklaşmışsınız, İŞ KONUSUNDA ben çok çokkkkkkk haklısınız. evliyim işten atıldımne yapacağım, işe almazlarsa emeklilik için 15 yıl varne yapmalı nasıl iş bulmalı insan ?SGK zorda diye yaşın yanında kuruda yanmamalı, sgk bu hale nasıl geldi herşey ortada şuan genel başkan olan sayın KK döneminde olan durumdur...eskiden az aksayana % 40 rapor verilmiş insanlar işe girmiş, şimdi tek ayağıkesiliyor % 25 - 30 veriliyorbu nasıl mantık anlamadım ?????

    Yani ben iş konusunda bilge 35 katılıyorum...

  4. #4
    Üye
    ALANSO Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.04-2012
    Son Giriş
    23.03-2017
    Saat
    06:54
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    105
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tekrardan merhaba
    bazı kurumsal şirketler işe girişde hbsag tahlili istiyorlar
    pozitif olursa
    işe alınmıyor...
    Sayın metepe'nin dediği kadar şirketler
    kolaylıkla bu hastalık varsa tercih
    etmiyor...

    Devlette çalış diyor bu nasıl olucak ki ?

  5. #5
    Üye
    kiyasettin Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.02-2016
    Son Giriş
    20.09-2016
    Saat
    22:09
    Yaşadığı Yer
    ıstanbul
    Mesaj
    145
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Elbetteki bu kişiler taşıyıcı düzeyine rahatsızlığı varsa çalışmasına engel değil.
    Ve Bence toplumda bazı kesimler tarafından öçü muamelesi görmesi ve teşhir edilmesi yanlış
    Kronik Hepatit Hastalarinda Dediğiniz gibi durum maalesef biraz farklı,Bu insanlar ömür boyu ilaca bağlı yaşamak zorundalar.
    Kaldikki bu ilaç tedavisi hastaligi kökünden temizlemiyor sadece virüsü baskilayip stabil tutuyor.
    Yani karaciger hasarini dondruyor,yada süreci yavaşlatiyor.
    Yani evet güzel ve olumlu tespitlerde bulunmuşsunuz.
    Kronik Hepatit Hastalarinda Karacigerde tutulum varsa (Fibroz,siroz ,yetmezlik vs.) karaciger hasarı tedaviye rağmen maalesef gerileme olmuyor fakat mevcut durumunu stabil tutabiliyor aynı şeker ve tansiyon hastaligi gibi,Bu hastalarada zaten oranlari yüzde 30,dan başlayıp yüzde 90 çıkıyor.

  6. #6
    Üye
    fringe Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2014
    Son Giriş
    10.05-2017
    Saat
    21:57
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    810
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    @Bilge35


    Yaklaşık 5-6 yıl önce keah de asker dönüşü test yaptırdım.
    askerde çok gelişi güzel saç tıraşı yapılıyordu.
    suratım çok kesilmişti.yinede birşey yoktur düşüncesiyle devlet hastanesinde asker dönüşü test yaptırayım dedim.
    test yaptırdım ve sonuç hepatit-b çıktı.
    şok oldum.elim ayağım titredi.doktor doğrulama testi yaptıracağız dedi.dna-rna ya bakıcaz dedi.kesin hepatit b misin ona bakalım dedi.
    dna-rna ya bakıldı.hepatit b olmadığım ortaya çıktı.

    sonucu aldım,hocam test yaptınız önce hepatit b sin dediniz.doğrulama için dna-rna ya bakıldı hepatit b çıkmadı..şimdide hepatit b değilsin diyorsunuz dedim.

    hoca,makinalar bazen hatalı sonuç veriyor,makinaların temizliği bakımları önemli.zaten böyle hatalı sonuç verme ihtimali yüksek olduğu için senden dna-rna testi istedim.çünkü dna-rna kesin sonuç veriyor..ve dna-rna ya göre sende hepatit b yok dedi.

    sonuç olarak bu bende takıntı haline geldi.
    sürekli test yaptırıyorum.HEPATİT B V.S YOK..ÇIKMIYOR..TESTLER HEP TEMİZ.
    Ama bende takıntı haline geldi bu durum-OKB




Başlığın Etiketleri