Sayfa 1 / 4 1234 SonSon
Toplam 51 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bir QAD hikayesi.

    Günlerdir yağan kar o sabah biraz durulur gibi olunca kararını vermiş Mehmet ağa.
    ..Elinde biriken yumurtaları kasabada satıp, karşılığında gaz, tuz, şeker falan almayı düşünmektedir.
    ..Kasabaya giden yol ormandan geçiyor..
    Uzun bir yol.. erkenden kalkmış sabah olduğunda, sıkıca giyinip koyulmuş yola. Ormanın içinden geçen derenin kenarına gelince bakmış köprü yerinde yok. Sel götürmüş, yel üfürmüş.
    Sıvamış paçalarını, dereyi yürüyerek geçmeyi denemiş ki olacak gibi değil.
    Su çok güçlü akıyormuş , iliklerini donduracak kadar da soğukmuş.
    Derenin kıyısında sağa sola koşturup karşıya geçebileceği bir yer aramaya başlamış, bulamamış.
    Duaya başlamış: Allahım ne olur bana yardım et, bi yol göster de karşıya geçeyim..
    Daha duası biter bitmez bi eşkıya belirmiş ense kökünde. Tepeden tırnağa silahlı.
    Keskin bi bıçakla köylünün gırtlağını dürterek:
    - Soyun ulan demiş..çıkar ayakkaplarını sıyır pantolonunu..!
    Köylü titreyerek yapmış denilenleri. Eşkıya binmiş köylünün sırtına ve:
    - Şimdi beni karşı kıyıya geçir demiş. Eğer düşürürsen deşerim gırtlağını.
    Can aziz, can tatlı, can kıymetli.
    Korkudan üşümesi de geçmiş ağamın. Ecel terleriyle eritmiş suyun buzunu.
    Karşı kıyıya adres teslim taşımış eşkıyayı.
    Eşkıya da karşıya geçince şöyle bi düzeltip üstünü başını, ormana doğru yürüyerek gözden kaybolmuş.
    Sağol, mersi, sana da zahmet oldu bile dememiş.
    Ölüm korkusunu atlatan Mehmet ağa soğuktan titreyerek açmış avuçlarını yukarıya.
    - Be hey tanrım "karşıya geçmeme yardım et bi yol göster derken bunu kastetmemiştim.
    - Sen mi yanlış anladın..yoksa ben mi yanlış anlattım.

    ***
    Yirmili yaşlarda üç delikanlı...yoksul değiller ama dar gelirli ailenin çocukları.. üçü de üniversiteye kapağı atmış bi şekilde.. hafta sonları, akşamları bi yerlerde bi işlerde çalışıyorlar..ailelerine yük olmak sözcüğü hiç var olmamış kitaplarında. Gerçi ailelerinin de onların yükünü taşıyacak güçleri yok ya.
    Bi yerde mecburlar çalışıp okumaya.
    Üçü de aynı mahallenin sokaklarında volta vururmuş sabah akşam.
    ..İstanbul fırlaması üç kişi. İçinde yaşadıkları koşullar, köşeyi dönecek kadar değil ama yetecek kadar para kazanmanın yolunu daha on yaşındayken öğretmiş onlara.
    Seneler sonra bu para kazanmayı bilen kişilerden ikisi, köşe dönmenin ötesinde, dönülmesi gereken köşeleri tapulu arazisi ilan edecektir. Üçüncünün döndüğü köşe ise 180 derece olduğundan bitişi yeni bir başlangıçtır artık. Kim bunlar..?
    Biri ben
    Biri Esen
    Biri Recep
    Yıl bindokuzyüz yetmişlerin sonu. Yakın tarihçilerin anarşi ve terör ortamı dedikleri zaman dilimi..
    Netekim paşa henüz gözükmeye başlamamış tek kanal siyah beyaz ekranda.
    Günde yirmiye yakın insanın sağcı solcu, komünist faşist diye birbirini vurduğu kurşunladığı dönem.
    Grup konuşmalarının tamamı memleket meseleleri üzerine. İdeolojik ve siyasi tartışmalar üzerine.
    Yani memleketin kurtuluşu yok bizden, illa da kurtarcaz onu.
    Başka konu konuşulmaz, yasak..yoksa yatacak yer bulamazsın evinde bile. Dışlanırsın, dışkılanırsın.

    Yirmili yaşlar..hormonlar “bendime sığmam taşarım” diyen sel misali akar damardan.
    Testesterona kaç yazar devrim.
    Kızlardan kadınlardan bahsetmeden, konuşmadan geçer mi hiç bu gençlik.
    Bir ben
    Bir Esen
    Bir de Recep...
    Yanlız kaldığımızda boş veriyoruz memleketi. Kızlardan konuşup..kadınları özlüyoruz.
    ..Ve diyoruz ki bir arabamız olsaydı daha kolay olurdu işimiz. Araba dediğin üstü kapalı bi mekan,
    yürüyen ev ve gidebildiğin kadar uzak bi köşe. Devrimin canı cehenneme.
    Zaman, maltepe sigarasının bile karaborsada satıldığı zaman.
    Eşşek tepmiş gaz tenekesi görünümündeki murat 124 ler bile kızlardan Mercedes iltifatı görmekte.
    Lakin araba sahibi olmak zor iş.. pahallı iş..
    Yafu diyoruz dört tekeri olsun, bizi şurdan şuraya taşısın da nasıl olursa olsun..!
    Oto tamir hanelerinde hurdacılarda arayışa geçiyoruz. Çalıntı arabalar var satılık, ama bize ters, bizi bozar.
    Üç delikanlının parası yetmiyor bi dört teker almaya.
    Vaz geçiyoruz . Ya da diyelim,erteliyoruz.

    ***
    Bu sevk edildiğim kaçıncı hastaneydi...
    Dur bi sayayım..önce Numune, Okmeydanı SSK, Hacettepe ve burası yani rehabilitasyon merkezi..
    Bir yıla yakın burada kalıp sonra Kartal SSK ya sevk edilecektim. Böylece eve hiç gelmeden üç yılım hastanelerde geçmiş olacaktı.
    Dördüncü durağım olan rehabilitasyon merkezine gelene kadar hep sedyeyle taşınmıştım.
    Yani bu vücüt tam iki yıldır düşey vaziyete gelmemişti.
    Çok zor oldu oturur vaziyete gelebilmek. Tansiyon ikiye düşer..gözler kararır..baygınlık geçiririm oturur duruma geçtiğimde.
    Neyse bu değil anlatmak istediğim. Özel yöntemlerle tamir ettiler beni.
    Ve seneler sonra bulanık da olsa dünyayı dikey açıdan görmeyi başardım.
    kurtuldum sedyeyle seyahatten .
    Bilmezsiniz dostlar ne büyük mutluluktur yirmidört saat tavan seyretmekten kurtulmak.
    ***
    Koğuşun kapısı gürültüyle açıldı.
    Ahmet Çimen..hastabakıcım ve benim ilk makam şöförüm.
    İlk arabamı ilk kullanan...
    Patinaj çektirerek daldı içeri.
    - Ağbi bak dedi bu sıfır kilometre..gıcır gıcır. Senin için özel ayarladım.
    Hakikaten nikelajlı cantları ayna gibiydi. Deri taklidi plastik döşemesinin koruyucu kılıfı bile henüz çıkarılmamıştı.
    Sedyeden tekerlekli sandalyeye geçebilmek için altı aya yakın tilt teybıl tedavisi görmeme rağmen pek sevindiğim söylenemez.
    Ne midir bu tilt teybı? Hadi anlatayım da öğrenin.
    Benim gibi seneleri aşan bi süre yatınca insan, birden oturur vaziyete gelemiyor. Kalp ritmi ve kan basıncı ölümcül ölçüde düşüyor. Bunun için hastayı bi masaya bağlıyorlar..masatenisindekine çok benzeyen bir masa.
    Ve masanın başıma rast gelen ucunu her gün biraz biraz belli bir açıyla ,bi dişli çark vasıtasıyla kaldırıyorlar.
    Kolda tansiyon aleti takılı, tansiyon düşünce hemen eğim azalıyor.
    Yani özetle alıştıra alıştıra doksan dereceye getirmeye çalışıyorlar vücudu.
    Benim güzel ve sevimli kalbimin 90 dereceyi tolore edebilmesi altı ay sürüyor.
    Hiç edemeyebilirmişte..yani ömrümün bundan sonrasını tamamen yatarak geçirmek zorunda kalabilirmişim.
    9O derecede de bir hafta kaldım nolur nolmaz diye. Kalp tak diye durabilirmiş.
    Ne bu yaaa yerli yapım pancar motor mu?
    Neyse ki durmadı. Durmadı da bunları yazabiliyorum .
    Ha ne diyordum dostlar, konu dağıldı.
    Sıfır kilometre çelik cant deri döşeme arabamı yanıma getirince makam şöförüm Ahmet Çimen..
    -Be hey tanrım dedim, dört tekerlekli olsun, beni bi yerden bi yere taşısın da nasıl olursa olsun derken bunu kastetmemiştim..!
    - Sen mi yanlış anladın..yoksa ben mi yanlış anlattım.

    ***
    Bi kişi koltuk altlarımdan tuttu, bi kişi diz altlarımdan..tulumba karga oturttular beni sıfır kilometre çelik cant, deri döşeme arabama...Makam şöförüm Ahmet Çimen, eskortlarda Müjgan ve Hatçe hemşire...
    ıığnn..ığnnn ııığnnn...tam gaz koridora çıktık. Kim tutar beni.
    Yakıştı bu araba sana be abi beea dedi makam şöförüm Ahmet Çimen..!
    -Hasiktir lan dedim hastanenin kapısını kafamla işaret ederek. Bu kapıdan sedyeyle girdim yürüyerek çıkıcam...
    Sağ elimin kavrama yeteneği olmadığı için sıfır kilometre, çelik cant, deri döşeme arabamı makam şöförüm Ahmet Çimen olmadan kullanamıyordum.
    Kısa zamanda çözdüm sorunu. Sağ tekerleğin cant kısımlarına çubuklar yaptırdım. Şimdi avuç içimle itip tek başıma kullanabiliyordum arabamı. Sıfır tazminatla son verdim şöförün işine.
    Devlet malı..demirbaş diye yağlı boyayla yazmadılar arabamın arkasını. Ben de tebeşirle yazdırdım.
    “Tek rakibim Törkiş eyirlayns …”
    Uzun koridorlar sankim Bağdat caddesi…egzoz patlatıp pati çekerek yanaşıyorum poposu karpuz hemşirelere.
    Diyorum çekinmeyin atlayın..hemen bırakayım sizi gideceğiniz yere.
    İşte böyle gırgır şamata dolanırken koridorlarda bi olay yaşadım ki yazmasam olmaz.
    Nöbetçi doktor salak ibraam bey koridorda beni çevirip törkiş eyirlayns ööle yazılmas, sen okumuş adamsın ayıp oluyo demez mi?
    - Eğil dedim, eğildi
    - Uzat kulanı dedim uzattı
    - Yerim ulan senin gramerini dedim…kaçtı.
    Hala düşünürüm espri mi yapmıştı yoksa ciddi miydi diye. Espri idiyse ayıp ettik doktor abiye be.
    Ama böyle bi herif çalıştığım şirkettede vardı. Sabahleyin sekreterimiz Nuran hanıma seslenirdim.
    - Nuran yaa bu gün ayın kaçı? (diyelim ki ) 18 i.. Nuran seslenirdi
    - 18 i…
    - Kız saçını kim ördü? Derdim. Böyle bi geyik yaparak başlardık güne.
    Bi seferinde genel müdür ordan geçerken seslenmez mi…
    - Onu öyle demezler “ bugün ayın ondördü kız saçını kim ördü” derler.
    Hani bi insanın aksırası gelir, gözlerini bayar, ağzını havaya dikip bekler..fakat aksırık geri kaçar..ööle salak salak baka kalırsın. Hah biz de işte öyle kalakaldık. Kesin biliyoruz adam bizi uyarırken ciddiydi. Otorite manyağı bi tipti.
    Yine mi dağıttık dostlar. Dönelim konumuza o zaman.

    ..O kapıdan yürüyerek çıkıcam dediğimde;
    - Bu iş çok zor be koçum diyen baş hekim amcaya inat 14 ay sonra yürüyerek çıktım o kapıdan.
    Yani, tamam, evet iki 70 lik rakıyı susuz devirmiş berduş gibi sallanarak, yıkıldı yıkılcak, düştü düşecek makamında mehteran ritmiyle yürüyordum.. ama yürüyordum işte. Yemin etsem başım ağrımaz.

    Çıkarken bin-me-ye-ce-ğim dediğim dört tekerlekliye binmemiştim ve on beş yıl da binmedim.

    BayKe

    (bilmeyene not: QAD=qadropleji ..terapistler bize öyle derlerdi de)

  2. #2
    Üye
    aferits Avatarı

    Gerçek Adı
    Ferit
    Üyelik Tarihi
    15.07-2004
    Son Giriş
    23.10-2017
    Saat
    21:37
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    1.279
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok güzel anlatmışsın soluksuz okudum eline sağlık. Büyük geçmiş olsun.

    Benmi atladım özellikle mi yaptın bilmiyorum öğrencilik olayından birden hastane günlerine giriş yapmışsın. O ara boşlukta kalmış.
    (inşallah salak.malak v.s. bir sıfatı haketmemişimdir.)

  3. #3
    Üye
    Baris Gurol Avatarı

    Gerçek Adı
    Barıi
    Üyelik Tarihi
    10.03-2005
    Son Giriş
    24.11-2005
    Saat
    17:08
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    176
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayke, oykunun baskahramaninin hayata bakis acisi hic degismemis anlasilan, buna cok sevindim..

  4. #4
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öğrencilik yıllarında en büyük hayalimiz bizi bi yerden biyere taşıyacak dört tekerli bi arabaydı...sonunda o dört tekerliye kavuşmuştum isteğimi yukarıya ben mi yanlış iletmiştim yoksa yukarısı mı yanlış anlamıştı..olay bu yani aferits dostum.

  5. #5
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    14:53
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.874
    Alınan Beğeniler
    935
    Verilen Beğeniler
    1.230

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    imamın kayığından iyidir
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  6. #6
    Üye
    archimuge Avatarı

    Üyelik Tarihi
    30.10-2004
    Son Giriş
    27.07-2011
    Saat
    01:39
    Yaşadığı Yer
    eskısehır/kocaeli
    Mesaj
    54
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    basınızı one eğememısler ve kazanan sız olmussunuz.sızın daha once yazmıs oldugunuz sozun buraya ıyı gıdecegını dusunerek yınelemek ıstıyorum,ıznınızle..
    Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkansız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar. Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışmaya başlar" Dr. David J. Schwartz
    not:kopya cekmeyı sevmem ama bu soz gercekten defalarca okunacak kadar hos.

  7. #7
    Üye
    Dante Avatarı

    Gerçek Adı
    Dante Alighieri
    Üyelik Tarihi
    04.04-2003
    Son Giriş
    08.06-2015
    Saat
    03:29
    Yaşadığı Yer
    araf
    Mesaj
    812
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hocam yaşadıklarını öyle bir yazmışsın ki film izliyor sandım kendimi bir an, anlatım mükemmel

    tilt table'dan bahsederken beni seneler öncesine götürdün

    gata'da yattım ben uzun bir dönem, rehabilite aşamasını da orada geçirdim. Tilt Table'ın ve buna benzer ağırlık vs gibi cihazların başında askerler olurdu, hastalara yardım ederlerdi. Fizyoterapistlerce yapılacak birşey yoksa hastaya, bırakıp başka bir hastaya geçerlerdi bu tarz tekrar gerektiren cihaz hareketlerinde.

    Egzersizlerin yapıldığı salonda hiç unutmam Musa diye bir asker vardı. Kısa boylu, gürbüz, esmer bir köylü çocuğu; esmer ama al al belirgin yanakları ve ağzını açmadan sırıtışı hiç çıkmıyor aklımdan.

    Musa Tilt Table'ın Paşası; elinde açı kumandası.. Veriyor ayarı dikiyor hastayı ayağa yavaş yavaş. Tabii ciğerimin elinin ayarı da yok pek.

    Bu masaya yatanlar iyi bilirler, en ufak hareket bile etkileyiverir kalp atışlarını, terlemeyi, mide bulantısını, baş dönmesini; insanı çılgına döndürür, dünyayı bir anda cehenneme çeviriverir. Ee Musa'nın da egzersiz salonu açıldıktan sonra belki 30 tane adam yatıyor masasına, kaldırıp indiriyor civan. Hangi birini aklında tutacak, kimisi yavaş kaldırsa hadi hadi deyip durur kimisi de dövecek gibi sürekli gözlerini ayırmaz Musa'dan :-))

    Ben tekerlekli sandalyeye kalkıp oturacak durumu gelene kadar, daha doğrusu ilk başlarda yatakta da oturabilir konuma gelene kadar Musa'cığımın kan bağı olan herkesi andım. Sonradan hep barışıyoduk tabi ama, ben dimdik konumdayken sırıtarak "bitti" deyip; en son konumda olduğunu bildirmesi ve ter fışkıran suratıma bakmasına dayanamayıp hep patlıyordum ciğerime, kimbilir şimdi nerelerde...

    saygılar, sevgiler

  8. #8
    Üye
    TyPhOoN Avatarı

    Gerçek Adı
    Tayfun AKSOY
    Üyelik Tarihi
    25.05-2005
    Son Giriş
    22.12-2011
    Saat
    15:11
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    18
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Belki bize anlatılanlar belki yalanlar belki hikayeler. Hep 70 lerde delikanlı olmak istemişimdir. Bu dönemden daha iyi olduğuna inanıyorum. Davulun sesi belki uzaktan hoş gelir ama ben davulu çalmasını seviyorum.

  9. #9
    Üye
    Loret Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.06-2005
    Son Giriş
    07.02-2014
    Saat
    21:17
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    13
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu siteye ilk girdiğimde içim dahadamıkararacak acaba dedim,dün aferitsin yazısını okurken ilk gülümseme geldi"ben işime gelirse engelsizim dağlara çıkarım,işime gelirse engelliyim 2 adım atamam"bu günde baykenin dört tekeri çok güldürdü,bayke sende büyük bir mizah kabiliyti var,değerlendirve almayadan bir bayan arkadaşımız oda cinsellikle ilgili köşeye çok tatlı yazmış,ben bu siteyi seveceğim...

  10. #10
    Üye
    zekhan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    05.03-2005
    Son Giriş
    10.02-2017
    Saat
    00:25
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    119
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bayke hikayeni iki kere okudum çok güzel anlatmışsın. Bende aynı süreçlerden geçtim. Kaza hastananede geçen iki yıl tilt table ler egzersiz ler. Ama siz yürüyüyerek çıkacağım dediğiniz kapıdan zorda olsa yürüyerek çıkmışsınız.Ne mutlu size.
    Hani yatana, oturmak, Oturana, bir adım atabilmek, ne kadar büyük nimettir. Bu aklıma gelince bende kendimi şanslı hissediyorum.
    Bayke de şanslılardan olsa gerek. Hepimize acil şifalar dileğiyle...

  11. #11
    Üye
    muratyavuz Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    14.10-2005
    Son Giriş
    02.05-2014
    Saat
    10:54
    Yaşadığı Yer
    Kırıkkale
    Mesaj
    182
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    geçmiş olsun herkesin kendine göre bir derdi var.Sag gözün sol göze faydası yok.İnsanoğlundan küçük bir parça eksilir veya zarar görüyorsa hayatı alt üst oluyor.

  12. #12
    Üye
    KAFKASZEYNA Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.03-2006
    Son Giriş
    12.07-2006
    Saat
    20:02
    Yaşadığı Yer
    İST.
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    AFERİTSE KATILIYORUM
    OKUL YILLARINDAN
    BİRDEN BİRE HASTANELER FALAN AMA BUNU BİLİNÇLİ YAPTIĞINI
    DÜŞÜNÜYORUM. O DA BANA KALSIN DİYOSUN HERHALDE
    BENMİ YANLIŞ ANLADIM YOKSA SİZMİ YANLIŞ ANLATTINIZ
    AMA ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ
    YÜREĞİNİZE SAĞLIK

  13. #13
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Üstat yeditepe link vermese ben de senin bu harika yazını okuyamayacaktım. Valla değme edebiyatçılara taş çıkartacak bir yazı olmuş. Kompozisyon, kurgu mükemmel. Eline yüreğine sağlık.

  14. #14
    Üye
    Tweety Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.10-2005
    Son Giriş
    27.06-2008
    Saat
    19:15
    Mesaj
    44
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok güzel anlatmışsın,zevkle okudum

    tam yazar adamsın mutlaka şair olmalısın.

  15. #15
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    yafu dostlar forum sayfaları arasında kaybolmuş bi iki hikayem daha var . onları da okuyun hele..okuyun ve bana gaz verin. çünkü bilgisayarımda yarım kalmış 3-5 hikayem var. aylardır elim gitmiyo. havalar da soğuyo.. bu, orda burda sürtmeyi bırakıp evde daha çok vakit geçircem demek




Sayfa 1 / 4 1234 SonSon