Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 39 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    'O an'ı hatırlamıyorum.
    Arabanın arka koltuğunda oğlumla birlikteydim.
    Kazadan 5 dakika önce oğlumla yer değiştirdim, bunu bir iç sıkıntısı ile yaptığımı anımsıyorum.
    Sonrası yok; ta ki kazadan yirmi gün sonrasına kadar.
    Yanımda olanlar kaza anında konuştuğumu, kazadan sonra onları yönlendirdiğimi anlatıyorlar
    Ama doktorlar beynin bunları sildiğini söylüyor.
    ...
    ...
    ...
    Alıştım sanıyor insan
    Herkes bakıyor "ne kadar güçlüsün" diyor.
    Ne güçlüyüm ne de alışabildim.
    Çoğunuza göre belki çok şanslıydım.
    Olay başıma geldiğinde 37 yaşındaydım. Emekliliğime 8 ay kalmış, 10 yıllık evli, 8 yaşında bir oğlum ve geleceğe dönük hayallerim vardı.
    Bir şeyi özlemek için tanımak, tadını bilmek; kıymetini anlamak içinse kaybetmek gerekiyormuş.
    Bir tek kazancım var, o zamana kadar dostum arkadaşım dediğim kişilerin ne kadarının gerçek olduğunu anlamak.
    Şimdi ise rüyalarımı seviyorum ve rüyamda bir ertesi gün için plan yapmayı. Çünkü tekerlekli iskemlemi rüyamda parkedip dolaşabiliyorum ve kendi kendime bunu yarın herhangi bir yerde denemeye karar veriyorum.
    Birde artık geleceğe dair plan yapmanın ne kadar anlamsız olduğunu biliyorum.
    Özür dilerim, yazmak ihtiyacını hissettim...

  2. #2
    Üye
    xxrt Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.11-2004
    Son Giriş
    21.04-2017
    Saat
    15:17
    Mesaj
    4
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Duygularını paylaşmak çok güzel bende 38 yaşındayım ve buda benim başıma gelebilir,belki şu an böyle diyorum ama benimde başıma böyle birşey gelse buraya yazabilrimiyim acaba.Ama zaman her acıyı yaşattığı gibi unutturuyorda.

  3. #3
    Üye
    gezginkral Avatarı

    Üyelik Tarihi
    14.05-2004
    Son Giriş
    07.05-2010
    Saat
    17:47
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    88
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    “Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

    Yüce Allah Peygamberimiz (a.s.)’in insanlara karşı şefkatli davranışını ve onların dertleriyle ne kadar içli dışlı olduğunu şöyle açıklamaktadır: “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir,merhametlidir.” Görülüyor ki insanlığa örnek olarak gönderilen Hz. Peygamber (a.s.), onların dertlerini dinleyen, sıkıntıya uğramalarına üzülen, iyiliğini, sağlığını ve mutluluğunu temin etmeye çalışan bir tutum sergilemiştir.

    Toplum bir bütündür. Bugün komşumuzun başına gelen, yarın bizim de başımıza gelebilir. O halde bu tür özürlü guruba giren insanları üzmeden, incitmeden, sık sık ziyaret ederek onlara moral ve destek vermek dini ve insani bir görevdir. Şu hadis metninde de ifade edildiği gibi, insanların birbirlerine karşı olan duyarlılığı, bir vücudun organları gibidir: “Müminler, birbirlerine karşı sevgi, şefkat ve acımalarında, bir tek cesede benzerler.Cesedin bir organı rahatsız olunca, diğer organları da uykusuzluk ve ateş ile onun rahatsızlığını duyar.”

    Bir müddet önce ulusal bir gazetede; “İlacın yapamadığını sevgi ve oyun yaptı” şeklinde bir başlık dikkatimi çekince okumaya başladım. Habere göre; biri 4 yaşında otistik, diğeri ise 7 yaşında Down Sendromlu iki çocuk, başlangıçta kimseyle iletişim kuramadıkları gibi, çevrelerine ihtiyaçlarını da anlatamamaktadırlar. Ancak yakınları ve arkadaşları bu iki yavrucuğa hasta muamelesi yapmadan, bir çocuk yuvasındaki “Kaynaştırma Programı”nı model alarak eğitime tabi tutmaları üzerine, olumlu sonuçlar almaya başlamışlardı. Artık bu çocuklar yaşıtlarıyla düzenli oynamaya, okumaya, yazmaya ve şarkı söylemeye muvaffak olmuşlardı.

    Gerçekten, özürlü çocukları topluma kazandırmanın üç önemli hedefi bulunmaktadır. Birincisi ağır bir stres ve yük altında bulunan ailelerin sıkıntılarının hafifletilmesi; ikincisi, özürlü çocuğun da normal bir birey gibi yaşama hakkının olduğu, ayrıca diğer sosyal imkanlardan da yararlanması gerektiği bilincinin geliştirilmesi; üçüncüsü ise, sınırlı da olsa özürlü çocukların yetenek ve becerilerinin geliştirilerek toplumsal üretime katkıda bulunmasının sağlanmasıdır. Çünkü çocukların zihinsel ve fiziksel yetenekleri geliştirildikçe, toplum içinde bağımsız davranabilecek ve üretken duruma gelebileceklerdir. Özürlülüğü bir talihsizlik eseri kabul ederek, bu tür çocukları toplum dışı bırakma yerine, dünyaya gelen her çocuk gibi onların da bakım, eğitim ve düzenli bir hayat hakları olduğu unutulmayarak onlara gerekli hizmeti vermek bir insanlık borcudur. Bu bilincin, toplumun her kademesinde benimsenmesi ve desteklenmesi çok önemlidir.

  4. #4
    Üye
    Cigdemy Avatarı

    Gerçek Adı
    Çiğdem
    Üyelik Tarihi
    02.04-2003
    Son Giriş
    28.11-2016
    Saat
    21:01
    Yaşadığı Yer
    Kocaeli
    Mesaj
    702
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: yagmur
    bir tek kazancım var o zamana kadar dostum arkadaşım dediğim kişilerin ne kadarının gerçek olduğunu anlamak
    Ben bunu hiç yaşamadım, küçük bir çocukken hastalık geçirmişim...
    Hep dostlarım vardı, geniş bir çevrem oldu daima,
    Sadece bir defa (sevdiğimin ailesi istemediği için hüznü yaşadım o anlamda, ama iyi ki yaşamışım diyorum çok şey öğrendim)
    Onun haricinde çok sevildiğim oldu,
    Ve tabii çok sevdiğim de,
    Ben çok geç öğrendim hayatı doğru yaşamayı, sorunların üzerinde çok durmamayı,
    Eskiden ağlamak için o kadar çok bahanem vardı ki..
    Şimdi bazen istesemde ağlayamıyorum...


    tekerlekli sandalye de bir arkadaşım var, doğum sırasında felç geçirmiş, henüz komadayken eşi tarafından terk edilmiş ve çok kalabalık olan çevresi yavaş yavaş azalmaya başlamış...
    İnanamamıştım ama zamanla daha fazla insan tanıyıp daha fazla yaşama şahit olunca gördüm ki bu inanılması zor bir gerçek...
    Peki neden??
    İnsanlar bedenleri için mi dostluk kurarlar (ki buna dostluk denmez aslında)

  5. #5
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    17:29
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.940
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.250

    Zaten Değerlendirdiniz! 2 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben "alıştım" diyemem.
    "Devam ettim"i tercih ederim.
    Bir de -bazen ben de şaşarım ama- hiç zorlanmadım "devam etmek" için.
    Sanırım ailem ve dostlarımın sayesinde...

  6. #6
    Üye
    lady1260 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    27.12-2004
    Son Giriş
    07.03-2016
    Saat
    08:41
    Yaşadığı Yer
    G.antep
    Mesaj
    126
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Siz şanslısınız bana göre.Suçlayacak bir nedeniniz vardı.Trafik,ev kazası,iş kazası...Benim o da yoktu.Sahip olduğum hastalığımın kesin nedenleri bilinmediği gibi kesin tedavisi de yok şu anda.Ama her şeye rağmen hayat güzel.

  7. #7
    Üye
    melek Avatarı

    Üyelik Tarihi
    04.01-2005
    Son Giriş
    09.10-2005
    Saat
    16:38
    Yaşadığı Yer
    bursa
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    lady1260 sane katılıyom
    en azından nedenine cevap bulabilir
    ama cevap alamamak cevap almaktan daha zor herhalde
    Alışılmıyo alışmış gibi davranmaya alışıyoz herhalde

  8. #8
    Misafir Üye
     Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    biz insanız belkide insan olmamız gereği fıtratımızdandır belkide
    kabulllenmek zor ...çok zor be dostlar.......
    ama birde entellektüeller şöyle der
    profesyöneller her şartta başarılı olabilenlerdir
    ---*--yakın dostlarım tüm gemileri ve öyle terkedin tüm geri dönmeleri ----
    sevmekle başlıyor ve sevmek le bitiyor hayat
    velhasıl hoş ve mutlu kalın arkadaşlar

  9. #9
    Üye
    Göz_yaşı Avatarı

    Üyelik Tarihi
    28.12-2004
    Son Giriş
    18.09-2006
    Saat
    12:57
    Yaşadığı Yer
    Kars
    Mesaj
    19
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir yerde daha yazm1istim alisamaz insan bu bir hastalik, bu bir illet, bu tasimasi agir bir yük, alisamaz ve alismamalida ama daha iyi, daha rahat yasamak için zorlamali sartlari degilmi?.

  10. #10
    Üye
    saros1 Avatarı

    Gerçek Adı
    Volkan
    Üyelik Tarihi
    07.01-2005
    Son Giriş
    13.05-2016
    Saat
    15:17
    Yaşadığı Yer
    Edirne
    Mesaj
    95
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıştım demek iddalı olduğundan mıdır ve hatta "ben yaparım" kibrini gizliden gizliye taşıdığından mı,ben hiç alıştım diyemedim.Belki "yürümenin ve gömleğimin düğmelerini iliklemenin verdiği hissi unuttum" ya da "boyun kırılması sonucunda zedelenmiş bir omurilikle yaşamayı kabullendim" derim,ancak alıştım diyemiyorum.Bununla birlikte,anne ve babama nisbeten en çabuk kabullenende ben olmuştum.O an için öyle gerekiyordu galiba:14 yaşında olmamam.Ama sonraları bu çatışmasız ,mücadelesiz suskun kabulleniş beni hep düşündürmüştür...

  11. #11
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bugün yine aynada ki yüz bana ait değil ,isyan günlerimi başladı tekrar,kafamın içi karmakarışık ,birşeyler yapmam lazım düşüncelerimi düzene koyamıyorum yine,aksi gibi hava da kötü.üzgünüm yazmak istedim yine kendimden uzaklaşmaya başladım sanırım.

  12. #12
    Üye
    lider334 Avatarı

    Gerçek Adı
    ümit
    Üyelik Tarihi
    04.03-2004
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    11:53
    Yaşadığı Yer
    Uşak
    Mesaj
    173
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yağmur merhaba.ne diyeceğimi bilemiyorum inan.bir öneri sana acizane konuşmaya ihtiyacın var senin galiba.Konuş birileri ile sürekli konuş sakın susma, yaz paylaş sakın ellerin durmasın.tamam mı?

    bir şeylerle uğraş.bir yerden başla yeniden yeter ki başla.inan bana başarırsın.

  13. #13
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    teşekkür ederim,iyiki varsınız.Bu sözü söylemek zoruma gidiyor,ama ben yüreklerinize hitap ediyorum,yine beni en iyi siz anlarsınız .sağolun

  14. #14
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 1 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili yağmur,
    Sana söyleyecek o kadar çok şeyim var ki...
    O kadar sızım var ki sende hissettiklerim gibi...
    Kaç gündür adını koyamadığım bir hüznün avuçlarındayım...
    Ruhum kurumuş bir göl yatağı gibi çatlamış...
    Nerden gelmesini istediğimi bile bilmediğim bir umut bekliyorum...
    Oysa herşey yolunda...
    Hayatımda ters giden bir şey yok...
    Okulda derslerim iyi...Ailemden hasta olan, ölen de yok...
    Peki nedir bu yüreğimin kuytularında için için kaynayan???

    İnanır mısın? Az önce okuldan gelirken arabamın radyosunda Ferdi Tayfur dinlerken yakaladım kendimi!!!
    Benki arabesk düşmanı....
    Durup kendime ''korkma konuşacağım sadece'' dedim...
    Nasıl olurda yıllarca bu müzik tarzıyla ilgili olumsuz ahkamlar kesen,''yapay bir hüzün'' nitelemesiyle bu müziği dinlemenin sağlıklı bir ruh haline işaret edemeyeceğini savunan sen, tutarda
    yüzünde bir sokak kedisi hüznüyle gayetde memnun bir şekilde bu müziği-müzik demeye bile içim elvermiyor-dinlersin.
    Yüzümde mahçup bir ifade belirdi...
    ''Ama'' dedim.''Galiba insanın hüzünlenmeyede ihtiyacı var''
    Bilirim ben kendimi...Bu cevabın altında kaynayan nehirleri sezdim...
    Sustum.Haklıydım çünkü...Evet insanın zaman zaman hüzünlenmeyede ihtiyacı olabileceğini kabul ettim...
    Bunca elem duygusunun içinde, düşünün, biri radyoda sizin yerinize ağlıyor...
    Sessizce yada tarzınıza göre bağırarak katılırsınız şarkıya...Kimimiz susarak eşlik eder ki o susuşta ne çığlıklar gizlidir...

    Peki neden ağlamak isteriz??? Neden hüzünleniriz???
    Öncelikle bilelimki hayatta yaşadığımız hiçbir şeyi ama hiçbirşeyi aslında unutmayız...
    Bilinç hoşlanmadığı gerçekleri(kaza vb) bilinçaltı denilen depo katına atıverir...
    Atılan bu gerçekler bastırılmayı kabul edemez ve zaman zaman ortaya çıkmaya çalışır...
    Freud abi bu duruma ''Nevroz ''demiş.Her sağlıklı insan gibi bizimde nevrozlarımız var...
    Ama bunların derecesi çok önemli...

    Zaman zaman hüzünlenmek psikolojik olarakda normal bir durumdur...
    Aksi, bizlerin duyguları olmayan birer canlılar olmamızı gerektirirdi...
    Düşünün hayatınızın baharında felç oluyorsunuz...
    Doğanız gereği yapabilmeniz gereken birçok şeyden mahrumsunuz...
    Bulunduğunuz ortamdan sıkıldıysanız çekip gidebilmeniz sizin en büyük haklarınızdanken kimi zaman bunu yapmak için beklemek durumunda kalabiliyorsunuz...
    Yolunuzun üzerindeki küçük bir su birikintisinin aşılmaz bir okyanusa dönüşebileceğini hiç bilmiyordunuz...
    Yada yirmi santimlik bir kaldırım taşını Çid seddini aşan bir ulusun torunu olarak aşamamak...
    Yani bardağın boş yanına her zaman yüz dönülemiyor...
    Siz doluya bakarken boş tarafı ''bende varım'' diye haykırabiliyor.

    Ama şurasıda bir gerçek;
    Hayat denilen olgu sadece olumlu ayrıntıları içermez...
    Bu yolun gülü olduğu gibi dikenleride var ve buna rağmen bu yolda yürümek çok özel bir durum...
    Bizler annemizin rahminde milyonlarca sperm hücresinden birisiydik.
    Yaşam bize öyle kolay bahşedilmedi...Hepimiz bu hayatı milyonda bir çıkan bir piyango sonucu edindik...
    Bizim dışımızda bu piyangoyu kazanacak diğer hücreler asla biz olmayacak,sadece kardeşlerimiz olacaktı...

    Hüzünlenmek hayatın büyüsüne sırt dönmek olmamalı;bu bencillik olurdu...
    Bu nedenle her hüznün bağrından bir umut doğurtmayı öğrenmeliyiz...
    Hayata tutunmak ,yaşam adına ,mutluluk adına ondan ne koparırsak ruhumuza indirmek hepimizin insanlık borcudur...
    Bu mutlulukları paylaşmak,paylaştıkça büyüyecek olan hislerimize ,dolayısıyla kendimize haksızlık etmemek de bir diğer insanlık görevimizdir...

    Nerde okudum hatırlamıyorum...Mezardakiler;sizler bizim geçmişteki halimiz gibisiniz,biz ise sizin gelecekteki haliniz gibiyiz'' demişler...
    Hayatta ölümden başka ölümsüz hiçbir şey yok...
    Bu nedenle elimizdeki yaşamın büyüsünün farkına varmamız şart...

    Ablamın dünyalar tatlısı üç aylık ikinci kızı Ceren geliyor aklıma. Bana gülümsediğinde gözlerinde beliren ışıltı gözlerimi yaşartıyor...
    Oturup ağlamak istiyorum...
    Bir çocuğun ilk ''anne'' deyişini sizde yaşadınız...
    Sizler hayat verenler değil misiniz???
    Annelerimiz...
    Hayata sırt dönmeye en az hakkı olanlar sizlersiniz...

    Bügün okula giderken havanın aldığı hal insanın içini karartıyordu...
    Tek tek atan kar ruhuma yağıyordu sanki...
    Gökyüzü böyle hallerde öyle somurtuyorki ,kapkara yüzünü delirmiş bir insana benzetiyorum.
    Boyle anlarda bende sebebsiz bir hüznün kucagına ucuveriyorum...
    Ama biliyorumki yaz da gelecek...
    Ve bizler güneşli günler göreceğiz...
    Sevdiğimiz bir dostla karşılaşacagız telefonu kaldırdığımızda...
    Annemiz yine sevdiğimiz bir yemeği yapıp süpriz yapacak bize...
    Gittiğimiz bir sinemanın duvarındaki delikte, içerde izlediğimiz kurmaca dünyanın tam tersine yaşamın gözleri gibi kedi yavrularının bakışlarıyla karşılaşacağız...
    Kimbilir seveceğiz yeniden ve kimbilir sevileceğiz hemde çook...
    Kimbilir sandığımızdan daha çok sevildiğimizi göreceğiz sevdiklerimizce sevinerek...

    Büyük şairin dediği gibi güzel günler göreceğiz belki güneşli günler...
    Ve yine onun dediği gibi enseyi karartmamak lazım...

    Sevgilerle...

  15. #15
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    çok teşekkür ediyorum,yalnız olmadığımı veya bu duyguların bana has olmadığını biliyorum ama işte bazen dünya insana çok dar.yada soluk alıp verdiğimiz hava tükenmiş gibi geliyor ,sanırım bu günler öyle günler atlatacağım .




Sayfa 1 / 3 123 SonSon