Sayfa 1 / 7 12345 ... SonSon
Toplam 96 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Durun!!! Durun!!!

    Daha sandığımızdan “RADYO” çıkmadı…
    Yıl 1927…
    “Genç Cumhuriyet”li ülke radyo günlerini yaşamaya hazırlanıyordu…
    Ve ilk yayın akışımız…

    26 Teşrinisani 1927

    -“Alo alo ! Muhterem samiin, şimdi bugünkü neşriyatımızın muhteviyatını arz ediyorum”:

    19.00 Stüdyo musikisi heyetinden şevkefza faslı
    19.30 Esham ve tahvilat kambiyo ve nukut borsasının haberleri
    19.40 Stüdyo musikisi heyetinden köçek havası
    20.10 Monolog darülbedai sanatları Vasfi Rıza Bey tarafından
    20.40 Nezahat Feride Hanım-Kemal Niyazi Bey kemençe, Osman Bey piano
    21.10 Sesli radyo gazetesi
    21.20 Teganni-Matmazel Apostoldi tarafından
    22.05 Rasat merkezi raporu-Anadolu Ajansı haberleri İstanbul saati
    22.20 Orkestra ve kapanış

  2. #2
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yok sevgili hanımeli bana soracak olursan o radyo programlarına gelmeden önce küçük bir konu da düşünmemiz gerekir.Aslına bakarsan bu radyo programlarında epey düşüneceğe benziyoruz bana soracak olursan ama biz şimdilik başka bir şeyi düşünelim.

    Bugün bilinen anlamda müzik üzerine eğitim veren okullar o dönemlerde olmadığından bu müzisyenler nerede yetişiyordu?

    Kuşkusuz bu bilgiler nesilden nesile meşk usuluyle aktarılıyordu. Ama buna rağmen bu müziğin gelişip yerleşmesini sağlayan bir çok unsurda vardır. nelerdir bunlar?

    1)Mehterhaneler;

    Ki pegasusum bunu ilk çırpı da red etti ve bende eğer hatırlarsanız biraz karşı çıkmıştım.Asla hiç bir konu da fanatikliğim olmadığını sanırım anlamışsınızdır. Tarihte fanatiklik gerçekten hüsranla biter. Ama bazı konuların ortaya çıkmasında gerçeklerin konuşulması adına yapacaklarımız da vardır.

    Mehter müziği taaa Hunlara kadar uzanıyor aslına bakacak olursanız.O zamnlar Tuğ adı veriliyordu ve vurmalı çalgılardan ve nefesli çalgılardan oluşmuş bir çeşit askeri müzik topluluğuydu. Biliyormusunuz asıl kuruluş amacında oldukça yüksek sesli bu müzik topluluğunun düşman askerinin moralini bozmak olduğu gibi, düşmanı teslim almak adına savaşın bir an önce bitip insan kıyımını önlemek gibi bir amacı da o dönemlerde vardı.

    En büyük hatamız bu topluluğun sadece savaşlarda kullanıldığını düşünmek olur. Yanlış!!!!

    Bunların gündelik şehir hayatında da sıklıkla kullanıldığını görmekteyiz.Özellikle namaz vakitleri ile resmi törenlerde sıklıkla kullanılan halka açık konserleri ilk defa Osman bey zamanında kullanılmıştır.

    Sadece gümbürtülü müzikler çalmaz Klasik Türk müziğinin de kullanıldığı bir alandır mehter müziği.Ama bunların kendine özgü bir sıralananışı vardı tabikii.Bir çeşit okuldu ve buradan çok ciddi o dönemin meşhur müzisyenleri yetişmiştir.

    Ama, bildiğiniz gibi yenileşme hareketleriyle İkinci Mahmut tarafından kapatılmış ve yerine İtalyadan Donizetti getirilerek ona Donizetti Paşa ismi verilmiş ve batı müziğine uygun bir bandoya dönüştürülmüştür.

    Türk müziğinin eğitim kaynaklarından ilkini böylelikle yok etmişizdir kendi ellerimizle.

    2) Bence Türk Müziğinin müzisyenlerinin yetiştiği en büyük alanın içine Mevlevihaneler girer.İnsanı bir çok anlamda yetiştirmeyi hedef edinen Mevlevihanelerin Türk Müziğindeki katkısı inanılmazdır.Türk müziğinin sadece İstanbul saray çevresinde kalmayıp hemen her alana yayılmasını sağlamıştır.Bugün bizlerin gururla bu alandaki bestecilerimizi sayarken ;
    3. Selim,İsmail Dede,Zekai Dede gibi kişiler buralardan ve bunların tarikatlarından yetişen kişilerdir.

    Bu ikinci bölümü daha sonra özellikle yeniden ele alacağım. Bildiğiniz gibi 1925 yılında olması gerektiği gibi tüm tekke ve medreseler kapatılırken, bu müziğin ana kaynaklarından bir tanesi de ister istemez kıyıma uğruyordu.

    3) Enderun;

    Kısa açıklamasıyla enderun bir saray üniversitesidir.1. Murat tarafından 1300 bilmem kaçlı yıllarda kurulmuş, 2. Murat ve Fatih le birlikte zirveye yerleşmiş bu kurum hemen her konu da bilim adamı edebiyatçı ve sanatçı yetiştirken yine yenileşme hareketiyle Mehterhanelerin kapatılmasıyla birlikte enderun da ortadan kaldırılınca yine Türk Müziğine kaynak yok edilmiştir.

    Buradan yetişen sayısız müzisyen vardır. İlk akla gelen mesela;Tanburi Osman beydir. Neyse.....

    4)Tabikii bu müzik sadece bu gibi yerlerde öğretilmiyordu. Özel meşkhaneler vardı.Öğrenci koroları, cemiyetler vs. gibi...1926 da bu müziğin öğretilmesi yasaklanınca bu kaynaklarda elden gitti.

    Bu yasaklamaların nedenini açıklığa kavuşturmadan bu müziği anlayabileceğimizi sanmıyorum.

    Bu sebeple canım dostum, radyolara gelmeden konuşulacaklar var demektir buuuuuuuuuu.

  3. #3
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tabii ki sevgili andante benim bir acelem yok!!!
    Seni ve diğer arkadaşları da büyük bir keyifle okuyorum zaten…
    Ama takıldı şimdi kafam!!!

    Hani demişsin ya!!!
    Buradan yetişen sayısız müzisyen vardır. İlk akla gelen mesela;Tanburi Osman beydir. Neyse.....
    Neden... Neyse???
    Bu neysenin altında yine bişey var ya! Hadi bakalım hayırlısı

  4. #4
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ah canımcım, ben değil burada bizim sınıfın haşarı olduğu kadar akıllı çocuklarından bir hareket bekliyorum.

    Çünkü enderun, cidden başlı başına traji komik öykülerle doludur. Ama onlar harem e takılı kaldılar.

    Ben aslında sadece müziğin anlaşılmasını sağlamak adına küçük adımlar atıyorum. Yoksa bu neredeyse 500 yıllık bir geçmişe sahip olgunun içindeki anlayışı ve yaşayış biçimini sorguluyor değilim.

    Benim için de traji komik bir taraf yok değil ama dürüst olmak gerekirse.Olaylara sadece tarihsel gözle baktığımda,doğal karşıladığım bir olguyu müzik tarihiyle birleştirdiğinde o nesnel koşullar halk ve gelecek için çok farklı bir şekilde yaşamı etkilerken,ve olması gerekirken müzikteki etkilerini görmek ve farkına varmak çok daha farklı duygulara sevk edebiliyor beni.

    Olay müzik tarihi olmamış olsa, enderunun kapatılması, ya da ne bileyim tüm tarikatların kapatılması onayladığım bir şey olmasına rağmen, kurşun adres sormaz misali, bir başka taraf yok olabiliyor.

    İşte ikisinin ortasını bulabilmekte pek kolay olmuyor, bunun sancılarını daha sonraki bölümlerde çok daha fazla hissedeceğimden emin olabilirsiniz.

  5. #5
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Babeeeeen – Baykemaaaaal…Yafuuu çıkın şu haremden!!!
    Takılıp kaldılar orada…
    Sanem sultanımız buyur etti…
    Tez vakitte dersliklere geri getirileeee, diyeee…
    Duyuyor musunuzzz???

    Okuduklarımdan, tanburi Osman bey hassas bir kulağa sahipmiş
    Çaldığı tanburunda hafif bir uyuşmazlık sezse telinin birini koparır atar sazını tek telle çalarmış…
    Güler yüzlü ve zarif biriymiş ve bu nedenle de meclislerde aranır, sevilir ve sayılırmış…
    Fakaaaaaat eserlerini değiştirenlere çok kızarmış…
    Hatta bir uşşak peşrevinin teslimine geçilecek kısmı biraz değişik çalmaya kalkan kanuniyi dövmeye bile kalkışmış…

    Çok şükür ki çapkın değilmiş,
    Bir evlilik yapmış ve üç erkek bir kız çocuğu olmuş…

  6. #6
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    adamların can sıcı bi yaşamları olmuş magazinel boyut sıfır
    hacı arif bey öyle değildi ki.
    öyle olmadığı için de hayatı dizi film oldu. hatırlayan varsa TRT TV de H.A.Bey karakterini ahmet özhan canlandırmıştı.
    ben de zaten bu hayatımı bir gün dizi film olur ümidiyle yaşıyorum.
    başıma gelenleri, ve daha sonra yaşadıklarımı önceleri bi kamera şakası sanırdım. etrafta el sallıcak bi kamera aradım
    ıhhh yoktu..gerçekti.
    vayy beaa dedim olayın tam içindeyim.
    baş rolde ben. o zaman oskarlık oyna bakiim.
    konuyla ne alaka..! daldım gittim.

    konuyla ilgili bi soru soriim. hep takılmıştır kafama. enderun'du, tekkeler, takkelerdi yasaklandı kapatıldı anladık da...
    cumhuriyetin ilk yıllarında şu klasik türk müziği niye yasaklandı onu anlayamadım. :wink:

    (öğretmen çocuğu tahtaya kaldırır ve sorar:
    - söyle bakiim istanbul kaç yılında feth edildi?
    çocuk bi müddet düşünür..düşünürrr. ve derki
    - hocam sen bu sorunun cevabını biliyon ama bana gavurluğundan soruyon )

  7. #7
    Üye
    nüans Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2007
    Son Giriş
    19.05-2016
    Saat
    21:51
    Mesaj
    306
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hımm… :roll: Evet hocalarımız anlatmışlardı.
    İlk darbe 1826 yılında II.Mahmut’un yeniçeri ocağını kaldırmasıyla; mehterhanenin kapatılıp, mızıka-i humayun un kurulması yönünde olmuştur. En önemli olumsuz etkisi alaturka-alafranga çatışmasının başlaması. Alaturka terimi daha sonraları karşı tarafı aşağılamak için kullanılmaya başlanmış. Geleneksel müzik anlayışında, fasılın 2 ye ayrılmasına sebebiyet vermiştir.Her nekadar II.Mahmut hem Türk Müziğini hem batı müziğini eşit tutmaya çalışsa da ,daha sonra gelen Abdülaziz Türk Müziğini, Abdülmecid ise batı müziğini ön plana çıkarmıştır. O zamana kadar sarayda yaptığı beste, fasıl ve buldukları makamla ödüllendirilen kişiler, kendilerini dışlanmış hissettiler ve halkın seveceği eserler yapmaya başlamışlar. Bunun sonucunda da türsel yozlaşma ortaya çıkmış tabi.
    Bence bütün bunların sebebi batı hayranlığı… :?
    Sanem ablamın bahsettiği 1926 tarihi de önemli… 1914 yılında M.E.B. bağlı olarak kurulan Darulelhan, 1926 yılında adını İstanbul Belediye Konservatuarı olarak değiştirmiştir. Yurt dışına, batı müziği eğitimi almaları için pek çok öğrenci gönderilmiş.Daha sonra gelen öğrenciler bu açılan konservatuarlarda müzik öğretmenliği yapmaya başlamışlar. İstanbul Belediye Konservatuarında Türk Musikisi Bölümü kaldırılmış ve maalesef eğitim yasaklanmıştır. 1934 yılında bi genelge yayımlanmış ve (sevgili hanımelinin radyo muhabbeti geldi aklıma) radyo programlarında , alaturka musikisinin tamamen kaldırılması ve yalnız batı tekniğiyle bestelenmiş musikimizin yine batı tekniğini bilen sanatkarlar tarafından icra edilmesi uygulanmaya başlamıştır. Bu yasak yurt genelinde bi yasak olarak algılanmış, okullarda derslere müzik dersleri eklenmiş, operalar düzenlenmiş, cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrası kurulmuş, her ilde opera gibi senfoni orkestrası gibi programlar yapılmış, ama halk tarafından hiç ilgi görmemiştir… :lol: nasıl görsün kii bilirsiniz Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi muhabbetini
    Üzülerek söyleyebilirim ki;bence, cumhuriyet döneminde bu yasakları getiren Mustafa Kemal Paşa…
    Kemal Paşa bir emirle şöyle demiş: radyolardaki eski musiki saatlerini azaltabilir, hatta tamamen kaldırabilir. Onun yerine Batı musikisini koyabilir. Her kasaba meydanında Batı musıkisi konserleri düzenletebilir. Fakat bu müsbet bir iş olmaz. Halk gizli bir mukavemetle kapalı perdeli odasında, yakın şark radyolarını dinler. Bu direkt değişikliği de antipatik karşılar ve bir gün hiç umulmayan bir anda aksülamel başlar... Yapılan emekler bir anda yıkılır gider. Bu suretle Türk operasının oynayacağı güzel temsiller snobismin tesiri ile, onu seyreder gibi görünen geçici ve mahdut bir kalabalıktan başka müşteri bulamamak tehlikesine maruz kalır.
    Bu sözler aslında teknik anlamda gösterilen çabanın sonuçsuz kalacağının işaretiydi. Şark müziği de denilen, saraya, meyhaneye ve tekkeye ait olduğu ileri sürülen Klasik Türk Sanat Musikisinin saf dışı bırakılması, yasaklanması, hatta inkâr edilmesi, buna karşın halk müziğinin öne çıkarılıp Batı teknikleriyle işlenerek Klasik Batı müziği kalıpları ve yapıları içinde ürünler verilmesini sağlamak için yapılan değişikliler halkı başka yöne doğru yöneltiyordu.
    Buda neye sebep oldu; ARABESK in patlamasına…

    Ne gerek varmış ki diyorum çoğu zaman. Ama emir büyük yerden
    Valla neler neler yapmışlar musikimize üzülüyorum...
    sevgiyle....

  8. #8
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İşte yanlış bir anlayışın tam ortasındayız.

    Bütün bu düşünceleri bildiğimden üzerinde hassaslıkla durduğum bir konu bu. Sanırım beni şimdi daha iyi anlayacaksınız.

    Hemen bir yanlışı düzelteyim.Emir büyük yerden falan gelmedi Tam tersi radyolarda Türk Müziğini duymayıp bunun nedenini öğrendiğinde verilen bir emirle yani Atatürk tarafından bu müzik tekrar ortaya çıktı.

    Ya garip bir tarihimiz var açıkcası, ve çoğu mış, muş a dayalı. Yaren i iyi anlıyorum, müzik eğitimi alıyor ve aktarılanların büyük bir kısmının didiklemesini şimdilik yapmıyor. Belki de benim aldığım eğitimin müzik tarihine dayalı olması ve duyduğuna inanma gördüğüne yarı inan felsefesini bizlere benimsettiklerinden sayısız kaynak karıştırılarak elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım.

    Çok büyük yanlışlıklar var bunu kabul edelim. Ama bir şeyi değerlendirken neden ve niçin ile birlikte nasılları da ortaya koyamazsak herşey mış ve miş durumuna ister istemez düşüyor.

    Çok basit bir örnek,

    Atatürk ün bir gün herkesin içinde herkesin duyabileceği bir şekilde Türk Müziği dinlerken; " Bu müzik benim kültürümü yansıtmıyor" cümlesini kullandığı doğrudur.

    Ama nasıl ve niçin kullanmıştır ?

    Yeni Türkiye Cumhuriyetini ziyarete gelen yabancı konuklara bir gün özel bir yemek verilir. Ve bu davette yine yurt dışından gelmiş büyük bir müzik topluluğu vardır. Mısır dan gelme bir müzik topluluğudur bu.Bildiğiniz gibi Türk müziğini çok iyi bilen ve seven Atatürk bu yabancı konukların müzik topluluğuyla birlikte şarkılar söylemiştir.

    Çünkü Şam da bulunduğu sıra içersinde bu ülkelere ait müzikleri de çok iyi bilirdi Atatürk. Muhteşem bir konserdir ve herkes huşu içersinde bu gurubu dinler.

    Bir de bizim ülkemizden bir müzik gurubunun konseri olacağı duyrulur oradaki kişilere. Eee herhalde kendi ülkemizde kendimize ait bir gurubumuz yok mu denilecek.

    Eyüp musiki cemiyetinden bir gurup müzisyendir bunlar. Son derece hırpani görüntü içersinde üstleri başları yırtık pırtık bir şekilde ve Atatürk gibi bir kişinin huzurunda konser vermeye çıkan bu zavallı gençler tir tir titriyordur.

    Atatürk herşeyden önce bu gençlerin kılık ve kıyafetlerindeki sefilliği gördüğü anda rengi atar.Türk milletinin hemen herkesten üstün olduğunu kanıtlamak üzerine ve sahip olunmayan ben kimliğini kazandırmak için yoğun bir savaş verilirken bu gençlerin oraya çağrılması başlı başına bir hatadır.

    Ama olmuştur.

    Ve Mısır ekibinden sonra derme çatma çalgılarla son derece kötü bir konser verirler.

    Atatürk ün sindirebileceği bir durum değildir bu. Konserin bitmesini bile beklemeden ayağa kalkar ve bunlar benim kültürümü yansıtmıyor der yanındakilere.

    Örneğin bu cümle öylesine değişikliğe uğrarki zamanlaaaaaaaaa.

    Atatürk ün bu cümlesi benim geçmişe dayalı kültürüm çok ama çok daha doğru ve güzeldir. Aynı zamanda muhteşemdir. Nasıl olur böyle bir durumda, yabancılar varken, bu çocukların hiç bir günahı yok, benim müziğiminde ama böylesine zavallı bir şekilde yabancıların karşısına çıkartır ve benim kültürümü zavallı gösterirsiniz şeklinde bir övgüdür aslında.

    Bunlar konuşulmaz. Ne o zaman konuşuldu ne bu zaman. Kolay olan yönü seçeriz.

    Anlatabiliyormuyum sevgili dostlarım, tehlikeli ve bence önemli bir yöne doğru kayıyoruz.

    Gerçekleri, sadece gerçekleri söyleyeceğimden emin olabilirsiniz.

    baykecim hiç merak etme o yasakları anlatacağım.

  9. #9
    Üye
    nüans Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2007
    Son Giriş
    19.05-2016
    Saat
    21:51
    Mesaj
    306
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sanem ablam, hakikaten ne doğru? ne yanlış? bunu anlayamıyorum... okulda bile hocalarımız çelişkiye düşüyo biçok konuda.

    Bana kalırsa sadece seni dinlesem iyi olucak

  10. #10
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ah işte yarencim çelişkiye düşen öğretmenlerine kızıyorum.

    Bu ülkenin müzik eğitimi veren bir kurumunda öğretmenlik yapacaksın ve birbirinden farklı bilgiler sunacaksın öğrencilere. A nın dediği B ninkini tutmayacak.

    Ya böyle bir eğitim olabilir mi?

    Ki, Türk Sanat Müziği gibi bir çok konu da eleştiriye uğramış, haksızlığa tanık olmuş bir müziğin eğitimini vereceksin. Bu benim için kabul edilebilir bir şey değil açıkcası.

    Ben ki, müzik eğitimini klasik batı müziği olarak tamamlamış, kendi olanaklarımla Türk Sanat Müziğini öğrenmiş, öğrenmeme gerek bile yok tu aslına bakasanız, ve ortada aksamaları çok net bir şekilde gören kişi olarak müzik adına objektif olabilmeyi ilke edinip araştırmalar yaparken, bu müziğin eğitimini alıp öğretmenlik yapanlar hassas davranmayacaklar...

    Olur mu böyle şey!!! İşte Türk Müziğinin buralara gelmesinin sebeplerinden bir tanesi de bu; araştırmacı, objektif kişiliğe sahip olamadan bir yerlere öğretmen olmamızı da eklememiz de yarar var.

    Sıradan bir müzik öğretmen için bunların hiç birinin önemi olmayabilir ama eğer bir kurumda bu müzikle ilgili olarak öğrenci yetiştiriyorsak ana dalı ne olursa olsun büyük ve doğru bir birikime sahip olmalılar.

    İşte bu tarz öğretmenlerimizin harika bir sese sahip olması yada ana çalgısını bir virtiöz özelliğinde çalması beni hiç ilgilendirmiyor.Yazık değil mi şu an yaren e, dört yıl gibi uzun bir süre bu konu da dirsek çürütürken kafası hala karışık, ve bir sitede tanıştığı sağolsun değer verdiği bir kişinin ağzından çıkacaklara bakabiliyor.

    Gerçekten eskilerin deyimiyle durum vahimdir.

    Canımcım, beni önemsediğin için sana teşekkür ederim ama benim sözlerimi de yeterli bulma, işin içine gir, oku, oku, oku, okuuuuuuuuuu.
    Bende elimden geleni yapacağım.

  11. #11
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili sanem yazdıklarını okurken içim ürperdi….
    Tüylerimi diken, diken ettin…
    Ve gerçekten inanılmaz dramatik… :cry:

    1915 doğumlu bir halam var…
    Yanlış anlaşılmasın sakın babamın halası olur kendisi, :
    Hala 1915 doğumluysa, Hanımelinin yaşı kim bilir kaçtır diye aklılarından küçük bir problem sorusu geçirenlere açıkliim
    Ben daha çooooooook gencim yaov...Neyse…..
    Halamız uzuuun bir tarihe şahit olmuş ve devam etmekte de…
    “Eskisi olmayanın, yenisi olmaz” der her zaman, fakat gel gör ki evinde de hiiç yenisi yoktur…
    Her şey eski ve antikadır…
    Tam bir zaman tünelidir onun evi…
    O antikalar içinde göz koyduğum Gramofonu ve radyosu da vardır…
    Sanırım bu formdaki yazılar sonrasında benim yeni bir uğraşım olacak…
    Taş plak koleksiyonu…
    O plakları gramofondan dinlemek kim bilir ne keyifli olur …
    E artık gelirsiniz taş plak koleksiyonumu görmeee… :wink:


    Halam şuan kısa bir süreliğine bizde misafir ve ben onu çok fazla sıkmamak
    ve hafızasını da çok zorlamamak adına bu konuyla ilgili sadece;
    Hala eskiden radyoda neler çalardı, neler dinlerdiniz diye sordum…
    - Evladım ne bilim, o vakitler mısır radyosunu dinlerdik, o çalardı dedi
    Bu mısır radyosu da neyin nesi?
    Yasaklardan ötürü mü bu müzik dinleniyordu acaba!!! :roll:

  12. #12
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Cevabım iki taraflı olacak hanımeli;

    Evet....

    Ama mesele sadece yasak anlamında değil. Bir dönem yasaklanmıştır bu doğrudur ne yazık ki ve yukarı da açıkladığım gibi Atatürk, Türk Müziğinin çalınmadığına tanık olunca, yasaklandığı ortaya çıkıp, buna, yasağa sinirlenen Atatürk tarafından bu yasak kaldırılmıştır.

    Evet....

    Başka ülkelerin müziklerini dinliyorlardı. Sadece yasak için değil. Belki de daha fazla dinliyorlardı yasaklanmasa bile....

    Hem Türk sanat müziğinde hem Türk Halk müziğinde öylesine saçmalıklar yapılıyordu ki halk alıştığı sesten çok farklı gelen bu seslerin yerine alışık oldukları müzikleri dinlemek için komşu ülkelerin müziklerini dinliyorlardı.

    Kusura bakmasınlar sonra ağır eleştireceğim bir kaç Türk müziği bestecisi, bu müziğin kabulu için yanlış bir yol seçerek , tamamiyle monotonlaşmış ve özelliğini yitirmiş notalara alınmış Türk müziğini sanat diye ortaya sunarken halk; aptal aptal bakıyordu.Onun duyduğu Türk müziği bunlar değildi bu son derece sıkıcı ve ağır garip bir şeydi......

    Evet.....

    Ne yazık ki dünyanın bir evrim sonucu 20. yüzyılın başına gelirken kat ettiği yolu, bir kaç sene de almaya kalkışan ülkemizi çağdaşlaştırmak adına garip hallere sokan batı müziği müzisyenlerimiz onlara hiç alışkın olmadıkları tarz da modernleşmiş Türk Halk müzikleri çalıyorlardı. Ya bir yerden bazı şeyler tanıdık geliyor du ama duyduğu gerçek Türk halk müziği değildi...

    Evet.....

    Halka klasik batı müziğini sevdirebilmek için adını belki de ilk defa duyduğu Beethoven den, Mozart tan Vivaldi den nefret etti....Çünkü durmaksızın en fazla bu müzik dinlettiriliyordu.

    Evet....

    başka bir ülkenin tanıdık meleodilerini duymak çok daha güzel ve anlamlıydı.

  13. #13
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SANIRSAM SAYIN HANIMELİ'NİN SAYESİNDE KLASİK TÜRK MUSİKİSİNİN TAAAAAAAA UCUNDAN BİR TUTUŞ SERGİLENMEKTE 8)

    TUTABİLDİNİZMİ BARİ :?:

    OFFFFFF OFFFFFF BU KONULARRR ÇOK DERİN :? BENİ AŞAR DA GEÇERRR SAYGIDEĞER ÜSTADLARRR :roll:

    BİDEEE NEBİLEM BİR DÜELLO VARMIŞ GİBİİİ, BANAMI ÖLE GELDİ ACABA :roll: SANKİ BENİM BİLGİM SENİ YER GİBİ Mİ DE 8)

    BE BİLEM BELKİ BEN SAÇMALIYOM ODA OLABİLİR :shock:

    YAHUU SİZ YİNEDE RUHUNUZN GIDASINI RUHUNUZDAN EKSİK ETMEYİN A DOSTLARR :!: :!: :!:

    SAYGILAR SEVGİLER.

  14. #14
    Üye
    nüans Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2007
    Son Giriş
    19.05-2016
    Saat
    21:51
    Mesaj
    306
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    :d saygı bizden sunburn

    bu başlığı açan sen değilmisin yahu seni niye aşsın konular, musiki senin içinde var :d

  15. #15
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    ALLAH ALLAH BU BAŞLIĞII BEN Mİ AÇTIMM ? NE ENTERESANN :!:

    NİYE BENİM HABERİM YOK Kİ ACABA. HIMMM :? :?:

    Bİİ DÜŞÜNİM BEN.

    HIMM. HAAAAAAA :idea: ANLADIM YAHU İDE BEN SADECE BİRİNCİSİNİ AÇTIYDIM.

    HEEE BUNDAN SONA 3-4-5-6-7-8-9 DEVAM ARTIK......

    NEDENSE HEP BU CEM KARACA GELİYO RAHMETLİ AKLIMA NE GÜZEL DERDİ ÖLE YAAA

    BİNDİK BİR ALAMETA
    GİDİYOZ KIYAMETE
    YOL DEDİĞİN YOL GİBİ
    ULAŞMALI BİR YERE
    BİZ DÖN BABAM DÖN GELİYOZ AYNI YERE

    KALIN SAĞLICAKLA

    RUHUNUZUN GIDASINI RUHUNUZDAN ESİRGEMEYİN EFENDİM :!:


    SAYGILAR.




Sayfa 1 / 7 12345 ... SonSon