Sayfa 2 / 7 İlkİlk 123456 ... SonSon
Toplam 96 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: sunburn
    SANIRSAM SAYIN HANIMELİ'NİN SAYESİNDE KLASİK TÜRK MUSİKİSİNİN TAAAAAAAA UCUNDAN BİR TUTUŞ SERGİLENMEKTE 8).
    Aay Sunburn taktın bana heee ops:
    Korkar oldum senden… :shock: :shock: :shock:
    Yazılarınızda hafif bir serzeniş mi sezinledim ne???…
    Aman efendim haddim değil, haşa ben o başlığı açmadım…
    Sizin söylemleriniz üzerinden, devam ediyoruz…
    Ama var mı öyle??? Türk sanat musikisi sayfası açıp
    Rock köşelerinde gezmek!!!
    Sevgili şefimiz size de bir saz versin
    Biraz bizlerlerle de meşk edin…

  2. #17
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    A canımcım bir cümlene karşıyım. Ya kendimi birden bire Oğuz Atay ın hikayelerinde gibi hissettim.

    Hemen konuya gireyim,

    BİDEEE NEBİLEM BİR DÜELLO VARMIŞ GİBİİİ, BANAMI ÖLE GELDİ ACABA SANKİ BENİM BİLGİM SENİ YER GİBİ Mİ DE
    Evet yanılma payını da dikkate almışsın, haklısın bir tanem ; yanıldın.

    Şimdi sevgili baykecim;

    Bildiğin gibi Cumhuriyet öyle kolay koşullarda oluşmadı.Hiç bu anlamdaki tarihi bilgilere girecek değilim.Ama gerçekten Cumhuriyet rejimine geçiş ve Osmanlı dan tamamiyle farklı yeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurmak hala daha savaş vermemizi gerektiren bir başka konu da bildiğin gibi.

    Cumhuriyetin kurulduğu o ilk yıllarda , topraklarımızı işgal eden düşman kuvvetlerine karşı verilen savaşı kazanmak bile bir ütopya iken bunu var edebilen halkın ve bu savaşı yapanların aslında asıl vermesi gereken saval kendi topraklarımızdaydı.

    İnsanlarda yeni bir ufuk açabilmek , çağdaş demokratik, ve laik bir ülke olabilmek....

    Bunlar kolay değil, hele hele 500 yıldan fazla bir süre içersinde dinin egemen olduğu, Ümmetçiliği esas alan Osmanlının yerine bunun tam tersi bir anlayış yerleştirmek öyle sandığı gibi kolay değildir.

    1924 ve 1938 yılları arasında bilinen tam 18 ayaklanma çıkmıştır. Hiç te küçümsenmeyecek boyuttadır bunlar. 1930 yılındaki Menemen Olayını hatırlamanı isterim.

    Doğal olarak genç Cumhuriyeti sağlama alamak için bir sürü kanunların çıkartılması gerekiyordu.İşte bu sebeple 13 aralık 1925 tarihinde eski rejimin ayrıcalıklarını yok etmek üzerine çıkartılan bir kanunla tüm tekke ve benzeri herşey kapatıldı.

    Bildiğin gibi yangın ormanda ağaç ayırmaz. Bu kanunun çıkması gerekiyordu. Gerçekten içlerinde hiç bir zaman bu ülkeyi bölmek ve eski düzeni sürdürmek istemeyen kendini tamamiyle tanrı ya adamış aydın kişilerde vardı. Ancak bunu ayırt edemezsin o günkü koşullarda.

    Ve bir ülkenin temelleri atılırken, romantik bir söylemle, ya dostlarım aslında bunları Türk sanat musikisinin ana kaynağıdır da, bu kaynağı müzik için yok etmeyelim de diyemezsiniz.

    Ve kapatıldı bildiğin gibi.

    Her şey yeni cumhuriyetin varlığını ortya koyabilmek adınaydı.

    Dikkatli bir şekilde o zamanki koşullar masaya yatırıldığında genç cumhuriyet Türkiyesinde kocaman bir yokluğun var olduğunu göreceksiniz.

    Herşeyden önce bu topluluğun bir kimliği yoktu. Herşey Osmanlının milliyetçilikten yoksun, ümmetçi siyasi yapısına göre endekslenmişti.

    Ekonomi yoktu, doğal olarak bir toplumun üst yapısı anlamına gelen kurumlar yoktu, yoktu yoktuuuuuu.

    Gerçek bağımsızlık ekonomik bağımsızlıktır doğru düşüncesiyle harekete geçerken, kültür devrimi adı altında da üst yapı kuruluşları için bir şeyler yapılması gerekiyordu.

    Müzik adına başlatılan devrimde bence yapılan en büyük hata Ziya Gökalp i başa getirmek oldu.Ziya Gökalp, turancı bir dünya görüşüne sahip bir kişiydi. Ve başlatılan ne yapmalıyız politikası çerçevesi içersinde, var olan müziklere baktıklarında ortaya iki müzik çıkıyordu. Biri halk müziği diğeri sanat müziği.

    Osmanlıya karşı verilen bir savaştı bu canım dostlarım aynı zamanda.Bu müziğin kökenindeki ilk sayfalarda yazmaya çalıştığım bir çok yabancı unsur, doğal olarak bunların kabullenmekte zorlanacakları olgu olacaktı.

    Önce bunu red etmekle işe başlayacaklardı doğal olarak. Bu müziği ret ettiğin zaman, bunun eğitiminin devam etmesini sağlayabilirmisin? Bu yanlış bir mantık olur .

    İnanın bana o dönemlerde de bir çok kavgalar çıkmıyor değildi, bu düşünce yapısıyla. İşte bu sebepledir ki, bir yasaklandı, bir tekrar yasak kaldırıldı vs. vs...

    Bugün bile tam anlamıyla ortak bir düşünce yapısı oluşturulamamışken bu yeni cumhuriyetin kurulma aşamasında bunları doğal görmemek kendimize acı çektirmekten başka bir şey değildir.

    Tarih bir uzlaşma sanatıdır bana soracak olursanız. Kavga çıkartma alanı değildir.Biz şu anda geçmişe dayalı bir yolculuk yaparken nesnel koşulları gözardı ettiğimizde yanlışlara düşeriz.

    Ya burası çok fazla teorik bilgi oldu. Az ara verip biraz müzik diyelim ve sonra devam edelim derim ben ne dersiniz?

    En çok sevdiğim parçalardan bir tanesi, annem harika söyler bunu yaaaaaaaa.

    Bir Kızıl Goncaya Benzer Dudağın

    baykecim tam cevabı değil bu sorunun ama biraz müzik için kestim açıkcası...

  3. #18
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    şöööyle bi söz vardır:
    güçlü ordularınızla ülkeleri işgal edebilir oralarda
    yüzyıllarca kalabilirsiniz amaaaaa...!
    hangi ülkenin kültürü baskınsa/güçlüyse o ülkenin
    kültürünün etkisinde kalırsınız.

    osmanlının büyük ölçüde arap kültürünün etkisinde
    kalması da bu yüzdendir.
    ilkokulda bize harf devriminin gerekçesi açıklanırken
    arap alfabesine göre daha kolay öğrenildiği için falan denmişti.
    hayırr asıl sebep yeni kurulan TÜRK devletinde
    osmanlı'dan miras kalan
    arap kültürünün izlerini etkilerini silmekti.
    yoksa kendi alfabesini kullanan
    japonya,çin,rusya,yunanistan..bunların vatandaşları
    bizden daha mı zeki..tabii ki hayır.
    kapatılan tekkelerin hepsi arap kökenliydi...onların
    din kültürünün yansımaları ve uzantılarıydı.
    hacı bektaş ve mevlevi tekkelerinin
    kapatılmamış olması onların türk kökenli olmasından dolayıdır.
    aslında sünnilikde arapların türklere bi hediyesidir.
    yoksa müslüman olan ilk türkler yani türkmenler sünni
    değildi. haremlik selamlıklar,kaç göç, çarşaf yoktu.
    sünni değildiyse ya neydi?
    aleviydi. daha doğrusu aleviliğe yakındı.
    sonuç olarak; atatürk devrimlerinin temelini teşkil eden
    arap kültürünün reddi ve izlerinin silinmeye çalışılmasından TSM ninde nasibini alması doğaldır.
    bi dönem arap çalgısı olması sebebiyle TSM orkestralarında kanun çalınması da yasaktı.

    bana ilginç gelen bi şeyi de burda dipnot olarak vereyim.
    baskın kültür diğer kültürü ezer dedik ya. ispanyolcadaki o meşhur el takısıda (örn: el cordobes)
    ispanya'da 400 yıl kalmış olan endülüs emevilerinin hediyesidir.

  4. #19
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sen harikasın dostum!!!

    Cidden mantığı anlamış durumdasın.

    Gerçekten benim eleştirdiğim keşke daha farklı bir şekilde yeni düzeni kurabilseydik anlamındadır. O dönemleri gayet iyi anlıyorum ve mantığını da hiç red etmiyorum. Ama dediğim gibi keşke daha farklı bir yol izlenebilseydi.

    Ama izlenemez dostum....

    Biliyormusun, 15 gün gibi uzun sayılabilecek bir süre hemde otelde falan değil, resmen bir İspanyol un evinde konuk kaldım ben.Hiç bir şey değişmiyor benim sevgili dostum. Kaldığım yer katalonların ağırlıklı olarak yaşadığı bir yerdi ve Angel de katalondu.

    Gittiğim yerlerde o ülkelere ait çalgıları almak benim vazgeçilmezlerimdendir. Orda da aynısı yaptım. Önce bir kastanyet aldım.
    Ve o akşam koşar adımlarla eve geldiğimde beklediğim Angel ın bana kastanyetin nasıl çalınacağını göstermesiydi. Son derece güzel gitar da çaldığı için gözümde akşam evde olabilecek şenlik canlanabiliyordu.

    Eve geldiğimde kastanyetleri gösterdiğimde ne oldu dersin?

    Nerden ve niçin aldın onu Sanem diye sordu önce. Cevaptan sonra elinin tersiyle iterek onlar benim kültürümün parçası değil deyiverdi.

    Sadece Angel mi, hepsi... her yerde her alanda bu benim kültürüm değil mantığını görebilirsin.Fransa da şu bizim çok sevdiğimiz mc donaldslara ya Türkler yada Fransa da azınlık insanları gidiyor. Hiç bir Fransız orada yemek yemeği bile kabullenemiyor. Neden mi?

    Benim geleneksel Fransız mutfağımın en büyük düşmanıdır diye...

    Bize yutturulmaya çalışılan ve yanlış olduğu anlatılan çoğu şeyi kendimizin dışındaki her yerde görebiliriz. Bu insanlığın yanlışıdır, biz ise çok fazla ciddiye alırız bazı şeyleri... :wink:

  5. #20
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Uzun yazıları okumayı sevmediğini bildiğimden bölümlere ayırarak yazıyorum baykecim.

    Bu arada hanımeli, o taş plakları görmediğimi sanma, en kısa zamanda sen olanları toparlamaya bak ve bir haber ulaştır bizlere, gelelim ve kendimizden geçelim o cızzırtılı seslerin arasında.

    Baykecim, dil konusuna tekrar dönmek taraftarı değilim ama gerçekten Osmanlıca Türkçe den tamamiyle farklı bir dildir bunu kabul etmemiz gerekir.

    Günlerdir bir dili, dil yapan en büyük unsur nedir diye soruyorum ilgili kişilere, yani bu konu da eğitim almış demek istiyorum.

    Aldığım yanıt tek;

    Gramer.....

    Bir dile bir çok yabancı kelime girebilir ve bu yabancı kelimeler o dilin sadece yozlaşmasını sağlar. Osmanlıca ise; gramer yapısını Arapça dan almış, içine bazı farsça harfler katmış çoğu yine Arapça ve Farsça kelimelere dayalı, okunuşu Türkçe olan garip bir dil.

    Bu sebeple senin dediğin gibi Arapça da kalamazdık. Zaten Arapça ya da Farsça bizim harflerimiz değildiki. En uygunu latince diye günlerce tartışıldıktan sonra verilen kararla uygulamalar yerine getirildi ve kabul etmelisin ki bence en büyük devrimlerden bir tanesidir.

    Şimdi Türk Sanat musikisinin okullardan kaldırılmasına karşıyım.Ne yaparsanız yapın bu müzik var ve var olan bir müziği yokmuş gibi algılayıp bunun eğitiminin yapılmasını ve yaşamasına engel olmak son derece aptalca bir şeydir.

    Ama bana soracak okursanız, Türk sanat müziğinin eğitim müziği olarak okullarda okutulmasına ne dersin diye, cevabım kesinlikle bu anlamda da bu da çok saçma olacaktır.

    Anlamaya çalışalım. Biz genel anlamda müzik dersi ile son derece yanlış bilgilere sahibizdir. Ne yazık ki bu yanlış bilgilerin dal budak salmasını da müzik öğretmenleri oluşturur.

    İlköğretim, yada lise ve dengi okullarda müzik diye bir ders vardır bildiğiniz gibi. Milli Eğitim bakanlığının müfredat programları ve dersin amacını iyi incelersek, asla onlara müzik öğretmek gibi bir amaç yoktur.

    Müzik, sadece müzik eğitimi alacak kişiler için oluşturulmuş müzik okullarında öğretilir.Diğer okullarda müzik bir araçtır, öğrenciyi birey yapmada gidilecek yol açısından.

    Ama biz müzik dersi öğretmeye kalkışırız. Tabikii müziğe ait bazı kuramsal bilgileri öğreteceksin ama bunlarda araçtır. Farkında olmadığımız bir gerçeğimizdir bu. Bu sebeple de müzik dersi çoğu öğrenci için ya lay lay lom şeklinde bir olgudur, yada başa bela bir ders.

    Müzik dersinin amaçlarından biri yakından uzağa görüşüyle kişiyi çevresine, dünyaya duyarlı vatandaşlar haline getirebilmektir. Ne ilginç değil mi?Düşünün müzik derslerinizde bu amaca ne kadar yaklaştınız?

    İşte canımcım bu sebeple müziğin evrensel dili olan tüm dünyada ortak olarak kullanılan çeşidini kullanmak zorundayızdır. Her ulusun kendine özgü geleneksel bir müziği vardır bu müziklerle yukarı da saydığım amaçlara ulaşılamaz.

    Şimdi düşünün eğitim müziğimiz Türk sanat müziği;

    Ve öğrenciler ilköğretim birinci aşamasında olsunlar:

    Öğretmenim, neden kızıl bir gonca güle benziyormuş dudağı, o ne demek?

    Ya da;

    Neden öğretmenim avuçlarında hala sıcaklığı varmış, ne olmuş ki?

    Bu ikinci kademe öğrencileri olsun isterseniz. Akılları biraz daha başlarında ve bir çok şeyin farkında?

    Bu soruları sormazlar bana inanın, kıs kıs gülerler.

    Çünkü Türk sanat Müziği eskiye gidilince tamamiyle Osmanlıca bir dile sahiptir ve anlaşılması oldukça zordur.

    Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemle daha anlaşılır dile kavuşsa bile, dilin içeriği açısından sadece aşka ve kabul edelim cinselliğe daha çok dayalı sözler için eğitim müziği olma konusunda uygun bir müzik değildir.

    Buna rağmen öğretilmesinden yanayım.Bu bir müzik kültürüdür bizler için öğrencilerin akıllarına karpuz kabuğu getirmeden ,özellikleriyle, farklılıklarıyla bilinmesi gerekir. Ama asla, asla bir eğitim müziği olarak bütünü kapsayamaz, kapsamamalı da.

    Okullarda yasak edilmesinin kaynaklarından bir tanesi de buydu sevgili baykecim.

  6. #21
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Valla İslamiyet iyi ki musikiyi yasaklamış diyesim geliyor bazen :twisted:

    Yasakken bile Mehterhanelerden, Mevlevihanelerden, Enderun'dan vb. geçilmiyor.

    Serbest olsaymış halimiz nice olurmuş?..

    Artık yemek yerken bile düm-tek usulü kullanırdık:

    • Ten-nenni te-ne ne na..
      Versene bir tabak makarna. :P





    Her ne kadar Türkçe kökenli değilse de, ulus olarak, kitabını yazdığımız bir deyim var: "Kraldan çok kralcı olmak." Günceli "yalakalık" demek oluyor.. :twisted:

    Her yöneticinin baş belasıdır o tipler.. Yaka silkerler.. Atatürk'ün çevresinde yok muydu sanki onlardan?.. Olmaz olur mu? Onun dediklerinin tam tersini anlayıp, ona rağmen salakça bir şekilde uygulamaya sokmalarının bir örneğidir bu, TSM'nin yasaklanması.

    Gençliğimden beri; TV'lerde, 10 Kasımlarda "Atatürk'ün sevdiği şarkılar ve bıy bıy" programları yapılırdı.

    O şarkıları seven bir zatın TSM'yi yasaklaması gibi abes bir şeyin olabileceğini düşünmek bile anlamsız gelir bana!

    Tekke ve zaviyelerin kapatılması ise tamamen ayrı bir konu..





    Sanemcim,

    Sen deyince benim de bir ilkokul anım geldi aklıma.


    İlkokulda şu: Otomobil uçar gider şarkısını öğretmişlerdi. Sözleri de şöyle şarkının:
    • Otomobil uçar gider
      Ömrüm gibi geçer gider
      Ben tâlihin peşindeyim
      Tâlih benden kaçar gider
      Yâr yâr güzel yolcu güle güle

      Otomobil tuttu yolu
      Bu yolda mâcerâ dolu
      Direksiyon yâr elinde
      Gönlüm ardına koşulu
      Yâr yâr güzel yolcu güle güle
      Makam:Mahur
      Beste:Münir Nureddin Selçuk
      Güfte:Vecdi Bingöl


    Sanırım ahlâkımızın bozulmaması adına, ("karpuz kabuğu" meselesi ) sözlerde ufak bi değişiklik yapmışlardı.. Şarkıdaki "yâr" sözcüğü "dost" olmuştu.

    E.. şarkının orijinalini duyunca bendeki şoku siz düşünün..

  7. #22
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Eh baben! sen çok yaşa emiiiiiii

    Vallahi gülmeye başladım yeniden.

    Eğitim müziğine hiç bulaştırmamak en iyisi canımcım. Ben sadece diyorum ki, böyle bir müziğin varlığından, özelliklerinden, tonalite duygusunun zenginliğinden kısacası teorik yönlerinden bilgi vermek ve şarkı öğretmek yerine dinletmek yeterlidir.

    Bu müziğe ilgi duyanlar zaten kendi isteğiyle öğrenme yoluna gidecektir.

    Bak yine tekrarlıyorum bir şarkıyı öğretirken bir amaç vardır şarkı aracımızdır.Müzikte eksik ölçü yü mü öğreteceğiz al sana hepimizin bildiği dostluk şarkısı buna en bilinen örnektir.

    Ama biz şarkıyı öğretir aklımıza eserse eskik ölçü olduğundan da söz ederiz.

    Şunu da unutmayalım;

    pedagojik olarak bu müzikten yararlanmak okul müziğinde yanlıştır derken, yine pedagojik olarak bu müziğin şarkı şeklinde öğretilmesi makamsal özellikleri, ritimsel özelliklerinin kendine haslığı nedeniyle okul çağı çocuklarına çok uygun değildir.

    Hadi bakalım bu çok güzel parçayı öğrencilere söyletmeye kalkışalım ve meyan bölümünde seslerini yok edelim öğrencilerimizin.

    MÜNİR NURETTİN SELÇUK Kalamış

  8. #23
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şimdiki çocuklar Türk sanat müziğini bu makamda seviyor ve söylüyor…

    http://www.youtube.com/watch?v=LJQWP...elated&search=

  9. #24
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya en çok neye güldüm biliyormusuzzzzzzz?

    Bu youtube u çok seviyorum gerçekten. Yorumlar bölümü oluyor ya her zaman onları okurum. Bakın bir ordan bir yorum;

    ben bu sarkiyi tam 3 sene den beri ariyorum ozaman dan beri var...
    süper sarki
    teşekkürler hanımeli.

  10. #25
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Böğğggg olmuş.. :evil:

    Böyle sevip söylüyorlarsa vaz geçtim ben.. Hiç söylemesinler daha iyi..

    Her şeyin orijinali daha iyidir, bence..

  11. #26
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Büyük laflar etmeye alışığız ya sevgili Sanem;
    Her felsefi akımın yada yaşam biçiminin kendi sanatı vardır. Dadaizm'in, protest vs. müziğin arkasında mutlaka bir felsefi düşünce vardır. Jazz'ın arkasında siyahi kültürün olduğu gibi...

    Atatürk'ün kurduğu yaşam biçimininde kendi sanat anlayışı elbette olacaktır.

    Ama bir tek şeyi anlamam; bir 'yâren'imiz "MAKBER" söyleyip ağlattı hepimizi, iki gün önce İZMİR'DE.

  12. #27
    Üye
    nüans Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2007
    Son Giriş
    19.05-2016
    Saat
    21:51
    Mesaj
    306
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kuyucak abim yaa

    teşekkürler...

  13. #28
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hiç şaşırmadığımı söyleyebilirim sevgili kuyucak.

    Çok ukala olduğum söylenebilse bile, gerçekten iyi sesleri ayırt edebilecek kadar müziğin içindeyim.

    Ve içimizden birinin sevgili yaren in müzikle böylesine iç içe olması da ayrı bir gurur kaynağı benim için.

    Aranızda olmayı isterdim gibi klasik bir cümle kullanmayacağım, aranızda olduğumu çok iyi biliyorum.

    Pegasus um tatile gitti belki ama yine de kulakları çınlasın,

    Müziğin ethos etkisi böyle bir şeydir. Harika bir gün geçirdiğinizden eminim. Çünkü sizler vardınız, müzik vardı.... bizlerde yanıbaşınızdaydık gönüllerimizle.

  14. #29
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ya arkadaşlar biri beni bir güzel azarlamalı!!!!

    Kendime kızma günümdeyim.Büyük emeklerle oluşturduğum kütüphanemden en değerli kitaplar verdiğim kişiler tarafından bir daha dönmemek üzere gitti.

    Aynı şey CD.lerim içinde geçerli. Güvenerek insanlar yararlansın diye sevdiklerinle bazı şeyleri paylaşıyorsun, ama olan bazen böyle durumlarda insanın kendisine oluyor.

    Babamın güzel bir sözünü hatırladım şimdi:

    Adamın birinin çok güzel bir kütüphanesi varmış ve sormuşlar; Böylesine zengin bir kütüphaneye nasıl sahip oldun diye?

    O da yanıt vermiş;

    Ödünç aldıklarımı geri vermeyerek.

    Nerden mi geldim buraya. Yazdığım konularda kaynak vermeden bir şeyler yazmak hiç bana göre olmadığından kaynak gösterebilmek için kütüphanemin başına gittiğimde bazı kitapların yok olduğunu gördüğüm için. Yine de kaynaklara eriştim.

    1925 yılında başlayan müziğimize bir yön verme durumunda ki gelişmeler yazdığımız gibi karışık ve yasaklarla dolu bir şekil almıştır.Yaren Darül elhan da Türk müziğinin yasaklanmasından söz etmiş.

    Doğru. Darül elhan bir çeşit konservatuar olmasına rağmen orada Türk müziğinin yasaklanması hiç te normal gibi gelmiyor insana.

    Atatürk döneminde Türk Müziği konusunda yetişmiş bilginlerimizyoktu. Mevcutlar kendi kendilerini yetiştirmişti. Darülelhan'ın eğitimi ye*tersizdi. Sanatçılar genellikle usta-çırak usulüyle yetişiyordu. Bilgisine güvenilir bir müzik bilginimiz olmaması sebebiyle Atatürk Ziya Gökalp'a inanmak durumunda kalmıştı. Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyetinde 1925*-1930 yıllan arasında neyzenlik yapmış ve Ata'nın huzurunda defalarca çalmış bulunan Burhanettin Ökte hatıralannda bu durumu şöyle dile ge*tiriyor :

    -''Musikimizin tarihini araştırdı, doğru dürüst cevap alamadı. Naza*riyatını sordu, iki cümleyi yan yana getiremedik. Eserleri tahlil ettirmek istedi, sathından daha derinlere inemedik.

    O dönemin nesnel koşullarının bilinmesi açısından önemli bir paragraf bu.

    Şimdi de size şu meşhur Atatrük ün konseri terk ettiği olayın daha açık bir dille açıklamasını belgelerle göstereyim.

    8 Ağustos 1928 gecesi Sarayburnu konserinden sonra Atatürk'ün et*kisi büyük olan meşhur nutkunun sebebini de Burhanettin Ökte hatırala*rında İtalyan müziği ve Mısır'ın meşhur şarkıcılarından Müniret'ül Meh*diye Hanım'ın konserinden sonra çok zayıf bir Türk saz heyetinin sahne*ye çıkarak acemice ''sultani yegah" faslnı icrasına bağlıyor. Atatürk, si*nirli bir şekilde konseri terk etmiş, ertesi gün gazetelerde şu nutku ya*yımlanmıştır :

    "- Bu gece burada güzel bir tesadüf eseri olarak şarkın en mümtaz iki musiki heyetini dinledim. Bilhassa sahneyi birinci olarak tezyin eden Müniretü'l Mehdiye Hanım sanatkarlığında muvaffak oldu. Fakat benim Türk hissiyatım üzerinde artık bu musiki, bu basit musi*ki Türk'ün çok münkeşif ruh ve hissini tatmine kafi gelmez. Şimdi karşıda medeni dünyanın musikisi de işitildi. Bu ana kadar Şark Musikisi denilen terennümler karşısında cansız gibi görünen halk, derhal harekete ve faali*yete geçti. Hepsi oynuyor ve şen, şatırdırlar. Tabiatın icabatını yapıyorlar. Bu pek tabiidir. Hakikaten Türk, fıtraten şen; şatırdır. Eğer onun bu güzel huyu bir zaman için fark olunmamışsa, kendinin kusuru değildir. Kusurlu hareketlerin acı, felaketli neticeleri Vardır. Bunun fariki olmamak kaba*hatti"

    Bu çok uzun bir konuşma arkadaşlar. Ama isteyen araştırıp bulabilir. Atatürk ün hangi amaçlar nasıl yola çıktığını çok rahatlıkla görebilirsiniz.

    Atatürk'ün Batı Müziğine önem vermesi günümüzde Batı Müziği taraftarlarınca yanlış değerlendirilmekte; Ata'nın yalnızca Batı Müziğini is*tediği, Türk Müziğini yasakladığı şeklinde yorumlar yapılmaktadır. Oysa Atatürk Türk Müziğine de gereken önemi vermiştir .Memlekette Batı Müziğini yerleştirinceye kadar Türk Müziğine bazı sınırlamalar koyması normaldi. Ata'nın çağdaş uygarlık seviyesine ulaşılırken izlediği yol, Ba*tı'mn aynen taklidi değil, Batı'nın bilim ve tekniğinin milli öze uygulan*masıdır. Çankaya köşkünün incesaz takımının başkam Hafız Yaşar Okur'a "Biz garbınkini hürmetle dinlediğimiz gibi, bizim musikimiz de bütün dünyada hürmetle dinlenecek bir halde olmalıdır." derken kastettiği bu düşünceydi. Mesut Cemil de aynı konuda Atatürk'ün şu sözlerini naklediyor :

    -"Biz çok defa bu musikinin tam haysiyetini bulamıyoruz. İşte dinle*diğimiz hakiki Türk Musikisidir ve şüphesiz yüksek bir medeniyetin musi*kisidir. Bu musikiyi bütün dünyanın anlaması lazımdır. Fakat onu bütün dünyaya anlatabilmek için milletçe, bugünkü medeni dünyanın seviyesine yükselmemiz lazımdır. "

    Evet bu şekilde başlayan Türk müziğini geliştirme çabaları, yaren in de dediği gibi besteci yetiştirmek adına yurt dışına giden bestecilerimizin ülkemize geldikleri yaptıkları çalışmalar sond erece iyi niyetli çalışmalar olmamkla beraber halk tarafından kolaylıkla kabullenilecek şeyler değildi. Bu konu da bir kültür birikimi yoktu herşeyden önce.

    Yinede de düşüncenin son derece önemli olduğunu, ve yapılanların çok büyük olduğunu söyleyebilirim. Müzik okullarının açılması, yurdun dört bir yanına bu okullardan yetişmiş müzik öğretmenlerinin dağıtılarak görev verilmesi,Türk Halk müziğine ait eserleri derleme çalışmaları vs. vs. ogünün koşullarında hiç bir şeyi olamayan genç Türkiye için büyük adımlardı.

    1 Kasım 1935 tarihli TBMM'ni açış konuşmasında da aynı konuya temas etmiştir :


    Atatürk 1 Kasım 1934 konuşmasında halk müziği derlemeleri yapıla*rak, derlenecek ezgilerin genel musiki kuralları içersinde işlenmesini, böylece Türk Müziğinin evrensel müzik seviyesine yükselebileceğini be*lirtmişti. Müzik yazan Faruk Yener Atatürk'ün müzik konusundaki çalış*malarının amacını şu cümlelerle açıklayarak görüşlerimizi destekliyor:"Atatürk, Türk Musikisinin kaynaklarından yararlanılarak dünyaya ifti*harla sunabileceğimiz bir gene dünyanın anlayabileceği müzik getirilmesini istemişti... Biz musikimizi dışarıya tanıtacak, sevdireceğiz. Operalarımızı konser salonlarına, opera salonlarına sokacağız ve bundan bütün ge*niş boyutlarıyla zevk alan bir kitle yaratacağız. Fakat bu demek değildi ki, Atatürk için ne Halk Musikimiz ve folklorumuz ortadan kalksın, ne de bize geçmişten, atalarımızdan gelen bir musiki türü silinsin, yok edilsin ve yabancılaşmış bir kültürün, yozlaşmış bir kültürün etkisi burada egemen olsun."

    İşte şimdi gelelim radyolardan yasaklanan Türk müziğine;

    Ata'nın 1934 konuşması üzerine Türk Müziğiyle ilgili geliştirici çalış*malara başlanacağı yerde zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya ve Basın Yayın Genel Müdürü Vedat Nedim Tör Türk Müziği yayınlarını radyo*dan kaldırmışlardır. Bu yasaklama sekiz ay sürmüş, Atatürk'ün emriyle sona ermiştir. Aynı şekilde Atatürk'ün çevresindekilerin O'nun görüşlerini yanlış değerlendirmeleriyle 8/9 Ağustos Sarayburnu nutkundan sonra da İstanbul'da aydınlar Türk Müziğini inkar yolunda birbirleriyle yarışmışlar, Türk Müziği yayınlarını yasaklamışlardır. Vasfi Rıza Zabu hatıralarında bu durumu acı acı dile getirmekte Atatürk'ün şu sözlerini naklet*mektedir

    -"Ne yazık ki benim sözlerimi yanlış anladılar. Şu okunan ne güzel bir eser. Ben zevkle dinledim. Sizler de öyle. Ama bir Avrupalıya bu eseri böyle okuyup da bir zevk vermeye imkan var mı? Ben demek istedim ki, bizim seve seve dinlediğimiz Türk bestelerini onlara da dinletmek çaresi bulunsun. Onların tekniği, onların ilmiyle onların sazları, onların orkes*traları ile çaresi her ne ise. Mesela Ruslar ne yapmışlarsa. Biz de Türk Musikisini milletlerarası bir sanat haline getirelim. Türk'ün nağmelerini kaldırıp atalım da sadece Batı milletlerinin hazırdan musikisini alıp kendi*m ize maledelim. Yalnız onları dinleyelim demedim. Yanlış anladılar sözlerimi, ortalığı öyle bir velveleye verdiler ki, ben de bir daha lafını edemez oldum."

    Eee bugünlük yetsin derim ben.

  15. #30
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Başka hayatlar sunulmadı ki bize
    “Hayatı o çocukluğumuzda ki siyah beyaz filmler sandık”

    Güldüğümdü… Horoz Nuri, bir de Bediaaa sı vardı seslendiği…
    Sevdiğim Kadındı… Belgin Doruk, yanağındaki beniyle
    Aşık Olduğumdu… Ediz Hun
    Dedemdi… Hulusi Kentmen
    Kahramanımdı… Kartal Tibet
    Korktuğum Kadındı… Aliye Rona
    Şarkılarını Ezberlediğimdi… Zeki Müren… Filiz Akın… Türkan Şoray…
    Ve hep o şarkılardı çocuk ruhuma romantizmi öğreten…
    Ve hayat hep mutlu “SON” la bitendi!!!

    http://www.youtube.com/watch?v=69GqF...elated&search=


    Koromuzun medar ı iftiharı yarencim senide tebrik ederim…
    Başarıların daim olsun...




Sayfa 2 / 7 İlkİlk 123456 ... SonSon