Sayfa 5 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 102 mesajın 61-75 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #61
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Bir de gençlerin kadın müzisyen denilince unutmamalarını istediğim bir isim daha var.

    Veronique Sanson

    Gençliğini görmeliydiniz. Ama inanın hiç bir şey değişmemiş müzik kalitesinde. Aslına bakarsanız Fransızcayı pek sevmem, kibar bir dil gibi ele alınırsa da bana sanki insan kusuyormuş gibi gelen bir dil gibidir

    Veronique i aslında rock köşesine koymakta yarar vardır. Ama o denli farklı müzikler yapmıştır ki ve hemen hemen tüm müzisyenlerle çalışmıştır ki belli bir türe aittir demek biraz yanlış olur. Son derece güzel piyano çalar ve piyano çalarken tıpkı tori gibi o enstrumanla bütünleşir.

    Şimdi bir Veronique kopyalayacağım sizlere yine yaşlı bir dinazor olan başka bir Fransızla yaptıkları düet,O da harika keman çalar bu arada.

    entre elle et moi catherine lara et veronique sanson

    Ve genç Veronique

    Véronique SANSON BAHIA

  2. #62
    yeditepe
    Misafir Üye
    yeditepe Avatarı

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bir de ben anlasam bu muziklerden...ama anlamasam da güzel şeyler paylaşıldıgı ortada ne hoş bişi
    andante işin içinde olunca onun muzikle birlikte yorumları da hayli keyifli oldugunu bildiğim için genelde bu muzik resim kısacası sanat alemine de "sadece okuyucu " olarak katılıyorum. fakat işin açıkçası yabancı muzikle aram iyi değil. tam kara cahil oldugum alan sanki diğerlerinde iyiyim de
    yalnız muzik paylaşımı, fotograf, kitap paylaşımıyla birlikte gösterdiğiniz dostluk performansı ve paylaşımlarınız cidden çok hoş...
    siz kendi başınız ayazsanız da bunların takip edildiğinden emin olunuz. bu anlamda cidden iyi iş çıkarıyorsunuz. anlamasam da bu işlerden işin içinde bir "emek" ve "paylaşım " oldugunu sezebiliyor boyle farklı bir dunyayı ilgiyle izliyorum...
    herşey boyle gönlünüzce olsun.yaşamınızın tıpkı bu sayfalarda oldugu gibi buyuk paylaşımlara gebe olmasını diliyorum
    dostça ve hoşça kalınız...
    ben izleyici ve okuyucu konumuma geçeyim artık...

  3. #63
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili ileyda ister izleyici ol ister katılımcı ol biz burda gerçek anlamda bir mevlana felsefesini yaşatıyoruz müzik yoluyla...

    Diana Krall dedin boğacığım gerçekten bu kadını da burada iyice tanıtmalıyız. Kesinlikle haklısın cazın devlerinden bence de o..

    Hadi iki caz ustasını beraber dinleyelim o zaman,

    New York City with Ray Charles and Diana Krall

  4. #64
    Üye
    pathetique Avatarı

    Gerçek Adı
    mademoiselle piaf
    Üyelik Tarihi
    20.10-2006
    Son Giriş
    25.09-2010
    Saat
    20:21
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    31
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tori Amos Norah Jones deyince benim trinity'nin son halkası aklıma geldi;

    Regina Spektor:

    regina spektor begin to hope - Latin Caz Blues 1

    Harikalar diyarındaki Alice bu hanım kız. muzip bi kız çocuğu havasında şarkılarını söyleyen masallar diyarından gelmiş bi masal anlatıcısı. "kendi şarkılarını enstrümanıyla çalan(piyano) kadınlar" ekolünden. tori amos ve fiona apple familyasından gelmekte, onlarla olan benzerliği ise piyano çalarak şarkı söylemesi ve melek gibi olan sesini çok iyi kullanabilmesi sadece. henüz 27 yaşında ve şimdiden 3 tane albümü, birbirinden özel şarkıları var. hadi illa diretiyorsanız "tori amos'a benziyor" diye tori'nin hikaye anlatıcılığını; yok anacım fiona diyorsanız da fiona'nın ses rengini almış. klasik müzikten çokça etkilenmiş, beslenmiş. bir yönü ağırlıklı olarak piyanist. diğer isimlerden ayrılan temel özelliği doğaçlamaya son derece yakın piyano melodileri hatta çoğu şarkısı için melodik bile demek zor. kuralsız, kalıpsız ilerliyor. bu nedenle dinlemesi kimi zaman zor olabiliyor ama parçaları ikinci üçüncü dinleyişten sonra tanıdıklık haliyle sevmeye başlıyorsunuz. rus kökenli olmasından kaynaklanan değişik bir aksanı olmasına karşın bu aksan rahatsız edici değil, aksine gayet sevimli duruyor.

    şarkılarında hep edebi göndermeler bulunuyor. bir öyküde anlatılabilecek gibi duran bir olayı notaların arasına yerleştirmeyi başarıyor. (bkz: chemo limo).

    bu ablamızın tori amos'dan ve fiona apple'dan ayrılan bir diğer yönü de şakılarında pek de öyle hanım hanımcık olmaması. kırılganlık, narinlik yok kesinlikle kimseyi umursamayan bir havası var. tori bir tanrıça fiona da bi cool abla ya regina işte bunların hiç biri değil! kendi halinde hani nasıl desem diyelim misal herkes bir bahçede toplanmış yemek var kutlama yapılıyor bu kız kendi halinde neşeli neşeli salıncakta sallanır ordan oraya koşturur durur .

    bir konserinde sesinden yaşlıca bi amca olduğu anlaşılan (ya da yaşlı değildir çok sigara içiyor da olabilir) bir adam çıkıyor ve "you are jesus" diyor. regina da kahkahalara boğuluyor. buyrun burdan yakabilirsiniz:

    http://www.youtube.com/...a%20spektor%20aceos%20piano

    (burdan bir eliyle piyano çalan diğer eliyle de bagetlerlerle sandalyede ritm tutan bu ara bir de şarkı söyleyen bir yetenek olduğunu da anlıyoruz)

    chemo limo şimdiye kadar dinlediğim en ilginç şarkılardan hayran kaldım benjamin franklin bile konuk karakter şarkıda. the flowers ise giriş melodisinden yakalıyor insanı. "the flowers you gave me are rotting and still i refuse to throw them away" diyor başında. hani bilindik bir rus melodisi vardır duyunca herkes tanır o şekilde sonlanıyor sesini mükemmel kullanıyor bu parçada. us ise sözleri ile güldürüyor insanı "they made a statue of us and and put it on a mountain top now tourists come and stare at us blow bubbles with their gum take photographs for fun"

    magazinvari bişeyler de söylemek istiyorum bu hanım kız pek güzel kıvır kıvır saçları masmavi gözleri şirin bi güzelliği var. kadınsı değil.

    kendisini dinlemeye başladığımdan beri sesi kulaklarımdan gitmiyor fonda hep regina var. hani bazı dönemler vardır ya geriye dönüp baktığınızda her bir şeyle hatırlarsınız. bundan bir sene sonra bu zamanı bu ayı düşündüğümde ms. spektor gelecek aklıma soviet kitsch albümüyle...

  5. #65
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nerelerdeydin canım dostummmmmmm sen hoşgeldin, gitar öğretmenlerin canına okudu değil miiiiii

    Seni tekrar buralarda görmek beni acayip keyiflendir tekrar hoşgeldin, köşen seni bekliyor

  6. #66
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    sevgili andante bu başlık altında yazışanlar konuyu bildikleri için kendi aralarında paslaşıyorlar.
    diyorum ki..
    merak edip sayfaya girenlere de bu müzik türleri hakkında kültür mahiyetinde bi ön bilgi verilse.
    örneğin jazz bana icrasından sonra bestelenen tek müzik türü olarak çok ilginç gelir. sanat müziğimizdeki taksimlere benzetirim. başlangıçta notaya bağlılık yoktur. sanatçı içinden ruhundan geldiği gibi asılır entrümanına.
    ne biliim bunun gibi şeyler işte.
    konu senin :lol:

  7. #67
    Üye
    alperstein Avatarı

    Gerçek Adı
    Alper
    Üyelik Tarihi
    05.02-2006
    Son Giriş
    18.10-2017
    Saat
    14:27
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    211
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hoşgeldin dostum pathetique! Özlemiştik seni buralarda...
    "Dönüşüm muhteşem olacak" dememiştin belki ama "Regina Spektor - Fidelity" muhteşem! Teşekkür böyle bir hatundan haberdar ettiğin için ...
    Sevgilerimle

  8. #68
    Üye
    pathetique Avatarı

    Gerçek Adı
    mademoiselle piaf
    Üyelik Tarihi
    20.10-2006
    Son Giriş
    25.09-2010
    Saat
    20:21
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    31
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    hoşbulduumm ben de sizleri çook özledim! sevgili Sanemim gitar hocam okuyo canıma evet!! bir de üstüne konserler festivaller vs eklenince hiç vaktim olmaz oldu!...

    "fidelity" gerçekten en iyi parçalarından biridir canım dostum sevgili alperstein ha bir de "apres moi" aklında bulunsun derim ben. "apres moi le deluge, after me comes the flood" diyor kendisi biraz fransızca biraz ingilizce eh ne de olsa 7 dil konuşabiliyor bu harika hatun! ...

    Burda bir diğer harika insan olan Fiona Apple tanıtılmış mıydı acep? bakacam eğer yoksa Fiona ile geri dönecem "muhteşem" olarak! malum Fiona çok muhteşem çünkü ...

  9. #69
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    A benim canım

    Fiona Apple i tanıt tabikii gerçekten tanıtılmayı hakedenlerden. Bir tek şeyi çok fazla anlayamadım;

    Sakın kızma ama!!!

    Regina Spektor ı özel yapan gerçekten nedir? Fionay la kıyaslanmaz bile diye düşünüyorum.

    Tamam iyi piyano çalıyor , oldukça ilginç bir kişi ve çok hareketli de müzikte ne var??? Ya ben sağır mı oldum acaba?

  10. #70
    Üye
    pathetique Avatarı

    Gerçek Adı
    mademoiselle piaf
    Üyelik Tarihi
    20.10-2006
    Son Giriş
    25.09-2010
    Saat
    20:21
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    31
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sakın kızma ama!!!

    Regina Spektor ı özel yapan gerçekten nedir? Fionay la kıyaslanmaz bile diye düşünüyorum.

    Tamam iyi piyano çalıyor , oldukça ilginç bir kişi ve çok hareketli de müzikte ne var??? Ya ben sağır mı oldum acaba?
    ııh yok kızmam hatta hemencecik cevaplayabilirim de :

    Regina'yı gerçekten özel kılan gerçekten özel nedeni sana bir ara "özel" olarak söylerim sevgili Sanemim. siteye reklam olmaya gerek yok şimdi ...

    onun dışında regina'yı (kendisiyle çok samimi olduğumuzu söylemiş miydim?) özel yapan tarafı herhangi bir müzikal kalıba sokulamayışı yani müziğinin fazlasıyla özgür ve serseri ruhlu olması aynen kendisi gibi. yaptığı müzik kendi ekollerinden (hani şu enstrümanıyla şarkı söyleyen kadınlar ekolü) hiçbirine benzemiyo. bu müzikal otoriteler bi ara müziğine anti- folk yaftası yapıştırdı (bu yafta lütfen kötü olarak algılanmasın) ancak müziğinin herhangi bir anti- folk kalıbının içinde olmadığı da belli başlı bazı parçalarında gayet aşikar (bkz: lacrimosa) (bkz: fidelity) vb...

    hani demiştim ya bi yerde piknik yapılsa herkes toplansa bu kız tek başına bi köşede kendi kendine takılır diye müziği de tamamen kendine has ve özgü. mzik dünyasının herhangi bi köşesinde öyle kendi halinde ve gayet radikal olarak takılıyor ve regina'nın bu özelliği benim gerçekten çok hoşuma gidiyor. belki yapmak istediğim bazı şeylerle de örtüştüğü için böyledir....

    ha müzikal bazı sorunlarının farkında değil miyim? elbette ki farkındayım bir kere modülasyonlarda çok daha yaratıcı olabilir müzikal cümleleri çok daha iyi genişletebilir ve kullanabilirdi bazen çok da tekrarladığı yerler olmuyor değil. fazla teknik ayrıntıya girmek istemiyorum tabii yoksa müziğinin( her parçası için değil) form tablosu gayet açık. analizi kolay olurdu . ama yine de canlı performanslarında bazen coşuyor ve harika emprovizasyonlar sayesinde stüdyo kaydından çok daha farklı şekle bürünüyor parçaları ha bu arada stüdyoda coştuğu zamani emprovizeleri de pek tatlı ...

    kesinlikle sağır olduğunu sanmıyorum! (yoksa? ) ama sanırım biraz da ruh meselesi bu bazen çook basit minicik bi melodi bile insanı çok derin etkiyebilir bazen basit alelade cümlelerin altında çok derin anlamlar yatabilir vs. müzik kişisel işte. yorumunu buna yoruyorum ...

    ha bir de son olarak küçüklüğümden beri masal dünyalarını pek sevmişimdir. regina'masallar diyarından gelen bi masal anlatıcısı olduğunu söylemiştim değil mi?

  11. #71
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    değerli abilerim ablalarım biz niye
    rock yazıp rak
    blues yazıp buluus okuyoruz da...
    sıra caz'a gelince jazz yazmayıp caz yazıyoruz :roll:
    caz babamızın oğlu mu?
    bu ayrımcılığa şiddetle karşıyımmm
    başlıktaki caz'ın jazz olarak değiştirilmesini talep ediyorum
    ya da rock'ları rak blues'ları buluus yazalım ki eşitlik olsun.

    kıllığa devammm :lol:
    imza:
    sınıfın yaramaz ve tembel çocuğu :twisted:

  12. #72
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayke baba >>>> Mütişssin yahuu
    Seni Ayakta alkışlıyorum. :mrgreen: Evet abii Ben de kınıyom bu durumu

    Yok Baba Tabii Böle gitmez bu iş. Kınıyorummmmm ....
    ve sonuna kadar destekliyorum.


    Ver Çoşkuyu Kolonlara Bayke baba

  13. #73
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şimdi müzik öğretmeni ben olduğuma göre burda da öğretmenliğe devam edeyim olur mu???

    Haklısınız dostlar!!!!

    Bu ne saçmalık, böyle ayrımcılık olmaz!!!!

    Bundan sonra caz yok gerçek adıyla konuşalım ve jazz diyelim

    Yok cız yaparım hepinizeeeeeeeeeeee

  14. #74
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet sınıfımızın yaramaz ve tembel çocuğu baykenin isteklerini yerine getirmeye başlayalım derim ben.

    Sevgili bayke istersen önce blues la başlayalım. Jazz dan önceye gidiyor tarihi ister istemez önceliği ona verelim derim ben.

    Bildiğiniz gibi blues Afrika kökenli bir müzik türüdür.Köle ticaretiyle Amerikaya apar topar ve son derece kötü koşullarda getirilen zenciler neye uğradıklarını şaşırmış bir durumda olayı kavramaya çalışırken başlarına gelenleri biliyorsunuz.

    Kuşkusuz bulunduğun yerden sana hiç sorulmadan böylesine insanlık dışı bir şekilde getirildiğinde sahip olduğun kültürünü korumak gibi bir olgu içinde olursun.Bunun dışında içinde biriken öfkeyi, acıyı vb. duyguları dışa vurmak adına bir şeyler yapman gerekir.

    Zencilerin Amerikaya getiriliş tarihi 1600 lü senelere denk geliyor. Bu yılın hemen başı gibi. Kuşkusuz blues hemen ortaya çıkmadı ama bazı müzik tarihçileri blues un ortaya çıkışını bu tarihle eş değerde tutarlar.

    Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ben sadece durumu sizlere aktarmaya çalışıyorum.Ve yaklaşık bu köle ticareti 200 yıl sürüyor.

    Missisipi nehrinin kıyılarında pirinç tarlalarında çalıştırılan bu köleler, çalışma anında bir çok nedenle hep birlikte şarkı söylemeye de başlıyorlar.O zaman bu kölelerin hep birlikte söylediği şarkıların sözlerine baktığımız zaman haksızlığa uğrayan insanların feryatlarını,özgürlük kavramını,beraberliği ve ümidi içinde barındırıyordu.

    Kuşkusuz kölelerin sahipleri bu durumdan pek hoşnut değildi. Ama kaybedecek bir şeyi olmayan bu insanlar çalışmaları esnasında her türlü engellemeye karşılık şarkı söylemeye devam ediyordu.Bu durum karşısında köle sahipleri en azından onlara bir gün vererek bu duygularını dile getirmeleri için şarkı söylemelerini ellerinde tutacaklarını sandılar.

    Tam tersine bu bir günlük ve cumartesi günleriydi onların eylenmelerine izin verilen gece,özgürlük ateşini daha da canlandırmaya başladı. Ve bu eylencelerde doğaçlama yani o anda içinden geldiği gibi şarkı söyleme ve başkalarının bu ortaya çıkan melodiyi tekrarlaması şeklinde bir biçime yavaş yavaş dönüştü. İlk blues eserleri işte bu eylenceler arasından çıkmıştır.

    Ya çok mu uzun olacak? Keseyim yarın devam edeyim mesela ne dersiniz?????

    Jammin' the Blues by Gjon Mili

    Bu arada sevgili dostlarım biraz blues dinlesin tıklayın yukarıyııııı

  15. #75
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Şincik Ben bunları yazdım deye başta bayke olmak üzere andante ve de bilimum form izleyenleri kızacak emmeee yapcek de bişi yok vallahi.

    Efenim rock köşesin de ve de jazz köşesinde halihazırda tartışıldığı üzere; anatolian rock varmıdır yokmudur meselesi devam ederkene,ben size buranın önemine münasıran bir şahsiyetten ve yaptığı mözikten bahdeceğim.

    Şöle bir baktım ki kimseler ondan bahsetmemiş kısacık da olsa Oysa ne Mötiş bir şahsiyet.

    >>>JAN GARBAREK<<<

    Yani bir çok şahsiyet dinlerim zaman zaman jazz semaların dan emme Jan Garbarek benim için hep farklı olmuştur nedense.Kızan kızar kızmayan sağlar bizim olur düşüncesi ile,şu İskandinav ülkelerinin yaptığı müzikler şu gözelim dünyamız için çok büyük bir değer diyorum ben.Özellikle Rock,metal ve jazz dallarında kendilerine haz üslup ve tarzları ile bizleri kendimizden geçirdikleri de aşikar.

    Ahan da Jan Garbarek’de Norveçli bir üstad. Kimilerine ve bana göre >>>nordic jazz <<<
    Kimilerine göre de improvisational,fusion veya experimental jazz yapan bir kişilik Jan Garbarek.1969 yılında çıkardıkları ilk albümleri olan Jan Garbarek/Terje Rypdal/Arild Anderson/Jon Christensen: Esoteric Circle den başlayarak 2004 yılında çıkardıkları son albümleri; In Praise of Dreams ile beraber toplam; yirmi yedi mükemmel albüme imza atan Jan Garbarek’in 1999 yılında çıkarmış olduğu Selections from 'Rites' ile bir Ep’si ve biri 1985 yılında çıkardığı; Works diğeri 2002 yılında çıkardığı; Selected Recordings (rarum II) adlı iki de Compilation’u bulunmaktadır.Özellikle 2004 yılında çıkardığı; In Praise of Dreams adlı albümde işin içine keman ile saksafon grince ne de datlı oluyormuş demekten başka bir şeyler de söylemek isterdim.Gerçekten de mükemmel uyum.Bu Albumü dinlerken rahatladığımı hissediyorum.Özellikle üçüncü parça>>> one goes there alone <<< 10 üzerinden on .offf offff beyaaa

    Keşke bu parçaları size bulabilseydim de paylaşabilseydim. Ama muhakkak bir yerlerden bulun ve kesin kezzzzz dinleyin derim.

    Saygılar.




Sayfa 5 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon