Sayfa 1 / 10 12345 ... SonSon
Toplam 146 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    önce bu chris spheeris'le beni tanıştıran andante'ye teşekkürler.
    albümden iki parçayı aldım buraya.

    1. electra muhteşem bi göbek havası ama bildiiğniz gibi değil hele sonlara doğru ritm bi hızlanıyor ki sormayın ölüyü bile oynatır derler ya öyle.
    ama mustafa kandıralı tarzı bi şey ummayın çünkü bu bir newage.


    2. bence romantik müziğin doruğu...aşıksanız ağlarsınız değilseniz yine "ulan ben niye aşık değilim" diye ağlarsınız :lol:
    bu parçaların ikiside enstrümantal ve newage.

  2. #2
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bayke gerçekten harika bir parça teşekkürler. Dikkat ettiysen bir parca diyorum çünkü ikisi de aynı parça.

  3. #3
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    saol pegasus nasıl atlamışım onları ben uploadlamıştım
    (yavrumm beaa türkçeye bak..! ) hemmen değiştirdim..şimdi indir.

  4. #4
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok ilginç... Yahu isme bakınca eseri yapan arkadaşın yabancı olduğu görülüyor; ancak ben ezgileri çok bizden buldum desem yeridir.

    Çok güzel parçalar ama bunlar bizim anladığımız türden oyun havası değil. Bayke sen şu Harem in CD sini bir al da bak ölü nasıl diriltiliyomuş gör derim.

    Birde Eros, electra gibi isimler koymuş parçalara freud un kitabından mı bulmuş isimleri?

    Sonuc olarak paylaşım için teşekkürler.

  5. #5
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tabii amcam yunanlı yaaa komşu komşu
    http://www.chrisspheeris.com

  6. #6
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Çok ilginç... Yahu isme bakınca eseri yapan arkadaşın yabancı olduğu görülüyor; ancak ben ezgileri çok bizden buldum desem yeridir.

    ...
    "Akdenizli" olduğu anlaşılıyor zaten..

    .. de öylesine sahiplenmişiz ki, işimize gelen tarafını; onlar mı bizden alıyor, biz mi onlardan almışız karmakarışık olmuş..

    Hani, kimine göre 2500, kimine göre 3500 yıllık anlı-şanlı bir tarihimiz var ya (Pegasus'a sobe ) işte o tarihin yalnızca 1000 yılında Akdenizliyiz. (O da şüpheli ya… Üç tarafımız denizle çevrili.. Çoğumuz denizi haritada görüyoruz ancak.) Ama onlar doğma büyüme Akdenizli.. Şimdi söyleyin bakalım.. Kim, kimden, neyi, ne kadar almış? :?:

  7. #7
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baben merhaba, seni oryantalist seniii..

    Şimdi saydıracaksın bana batının bizden aldıklarını o olacak

    Hayır sayınca ortaya fazla bir şey çıkmayacağından değil; üşeniyorum...

    Ama ucundan göstereyim mesela ne olcak ki.

    İlk kez uçan biziz abicim. Rotası Cenevizlilerin yaptığı Galata kulesinden Üsküdara diye bilinen ve aslında rivayetten öteye gitmediği söylenen o meşhur Çelebi uçuşu aslında Pekin dolaylarında son bulmuştur. Ama bunu kitaplar yazmaz tabi...Ben nerden mi duydum? Üst kattaki Ayşe teyze söyledi. Kendisi dini bütün, evliya nitelikleri taşıyan bir türk halk büyüğüdür, beş vakit namaz da kıldığından yalan söylemesine imkan yoktur.

    Sonra kahvelerde süregiden entellektüel pozlamalı muhabbetlerin vazgeçilmez konusu... Evet tuvalet meselesi...Fransanın meşhur barok tarzlı sarayı Versay...Yüzlerce odası var ; ama tek bir tuvaleti yok bu sarayın. Düşünsene bizimkiler her ne kadar bilim dünyasına ışık tutmamış olsalar bile en azından 1658 yılında bu saray bitirildiğinde ellerinde tuvalet taslarıyla saray koridorlarını arşınlamıyorlardı.

    Şu diyaloğa dikkatinizi çekerim ki bu tarz bir ko0nuşmayı Türk tarihi kaydetmemiştir.

    -İyi günler ekselans
    -İyi günler...

    -Nereye gidiyorsunuz?
    -tuvalet kabımı boşaltmaya!!!

    -Ya pardon ama hazır gitmişken benimkini de boşaltıp gelir misiniz???

    Hassst....

    Bu tarz konuşmaların bizim saraylarımızda geçmediği malumdur; zira harbi harbi bizim bundan bin yıl önce bile bir tuvalet kültürümüz vardı abicim.

    Tarihimizde övünülecek konular arasında bu tarz bir ayrıntının olması üzerinde daha derin bir tahlil yapmaya gerek görmeden sıvışılacak konuların başında geldiğinden yan odaya geçelim...Ve harbi harbi bi ışık tutalım geçmişimize...

    Mesela Avrupalılar Kepler, Bruno, Nevton, Galile gibi gök bilimcilerinden övünerek bahsederler. Ben de Türk tarihinde astronomiyle ilgilenen bir çok büyüğümüz olduğu konusunda parçalanacak- ki doğrudur- edebiyata derinlemesine dalmadan bu büyüklerimizden birine dikkatinizi çekmek istiyorum. Adamımızın adı Takiyuddin Efendi. Kendisi saygıdeğer bir müneccimbaşıydı ve Tophane sırtlarında bir gözlemevi vardı. Canım ne olacak müneccimbaşıysa kepler de papazdı. Neyse bu büyük adam ve gözlemevi Şeyhulislam Ahmet Şemsettin efendinin gözlem yapmanın , evrenin sırlarını araştırmanın memeleketi felakete sürükleyecek bir dinsizlik olduğu yönündeki fetfası üzerine 3. Muratın emriyle denizden topa tutularak yok edilmişti. Kendisinin böyle talihsiz bir akibeti olması ayrıntı tabi. Hem Bruno da yakılmıştı İtalyada. Neyse gördüğünüz gibi zorlayınca sağdan soldan hemen her alanda mümtaz şahsiyetlerimiz dökülüyor ortalığa.

    Efendim açınız bir felsefe kitabı ve bi bakınız "entiüsyonizm" denilen akımın temsilcisi kimdir? Bildiniz...Bir batılı! Zaten her hangi bir felsefi akımı ya da sistemi bir doğulu kurmuş olamaz...Olmamalı. Hatta entiusyonizm denilen sezgicilik gibi tamamen doğunun ruh halini yansıtan bir konuda bile. Bu felsefede zeka maddeyi bilebilir fakat asıl gerçeği bilemez...Asıl gerçek ancak zaman içinde sezgi denen ve insana has bir yetiyle kavranabilir. Yav Bizim gazaliyi okuyan dincilerimiz bunları okudukça ne kadar delirse haklıdırlar zira Gazalide uluhhiyet kavramına doğru yapılacak küçük bir yolculuk adamın 1866 da doğan Bergson dan yüzlerce yıl önce 1057-1111 yıllarında yaşayıp bu konularla kafayı yediğini hatta aklı dışlayan bu tavrı nedeniyle İslamda "Meşşai" akımı olarak dillendirilen İslam rasyonalizmine ciddi darbeler vurduğunu bilirler...Ama ne hikmetse bunu da batılılar bulmuştur.

    Neyse bu konularda en samimi olması gereken bilim dalının sosyoloji olduğunu varsayarak bir sosyolojiye giriş kitabı açalım. Buyrunuz...Sosyolojinin kurucusu kimmiş? Agüsto Comte(!??) Niye? E çünkü olguları tarafsız objektif değerlendirmelerle açıklamaya çalışan ilk ki,işiymiş...Bizim 13. y.y da yaşamış İbn Haldun mezarında taklalar atıyordur bunları duydukça. Çünkü bu yaklaşımın da ilk temsilcisi İbn Haldun dur. Sadece "Mukaddime" adlı eserini okumak bile meseleyi açıklığa kavuşturur.

    Ara not: İçerde bi sürü insan var bayram için gelen. Kurtulmak için ders yapıyorum diye odama kapanmış durumdayım. Yani bu insanlar gidene kadar kafanızı şişirmeye devam edeceğim :twisted: :twisted: :twisted:


    Devam edelim...

    Geçenlerde bi daha anlatmıştım.
    Şu tiyatro olayı. Sorsanız tarihini cevap hazır; Efendim eski yunandan başlamış. Vay anasını! Yani onlardan önce bi allahın kulu bi kayanın başına çıkıp bir şeyler anlatmamış öylemi koskoca Çin de Hindistanda Mısır da.

    Yani dicem oki babacan

    Tamam belki biz bazı ezgiler aldık bu kardeşlerimizden. Hatta belkisi fazla almışızdır da. Ama verdikte be babacan. Kim az kim çok vermiş muhabbetine giremeyiz. Çünkü tarih denilen bilim(!??) oyle bir çifte standart abidesi ki aslında kim kime ne vermiş ne almış objektif bir değerlendirme yapmak namümkün. Müzikte mesela yunan müziğinde ciddi bir doğu havası var. Ama onlarla akraba (Romalılık bağlamında)İtalyada yani batı Romada yok böyle birşey. Sadece bu gerçekten hareketle kim kimden ne almış sorusuna cevap niteliği taşıyabilecek izler edinilebilir. Mantıksal akıl yürütmeler bazen kanıtlardan çok daha işe yarardır.

    Şimdi yarı şaka yarı ciddi bunları yazınca ulen ammada faşoymuş diyebilir birileri. Bu arkadaşlara da baştan söyleyeyim. Ben ne Türklerin ne de başka milletlerin diğerlerinden ne fazlaları ne de eksikleri olduıklarına inanıyorum. Tarihe diyalektik bir gözlükle bakıldığında koşulların bazı ulusları ekonomik- dolayısıyla kültürel- olarak ön plana aldığı doğrudur. Bir tahteravalli gibi kimi yükselir kimi iner; ama şuda bir gerçektir ki hiç bir tahteravallide karşınızda birileri yokken yükselemezsiniz. Yani etkilenim ondan ya da bundan olsun, bu etkilenimi o ya da bu daha iyi kullanıp yükselişine katalizor eylesin tarih bitmiş bir süreç değil. Zaman avuçlarında ne getirecek; bugün ışıl ışıl parlayan medeniyetlerin yüz yıl sonraki fotoğrafları ne olacak bilemeyiz. Keşke Volney in Yıkıntılar adındaki o müthiş kitabındaki gibi bir peri elimizden tutup tarihlerin üzerinden dünyaya bakmamızı sağlayabilseydi. O zaman o mağrur Roma nın başına gelenleri tekrar görür, Antik yunanlıların torunlarının Ortodoks softalığıyla dedelerinin kemiklerini sızlatacak faşoluklarına dikkatle bakar devam edince de insanı şaşırtmak üzere yemin etmiş tarihin gelecekteki yolculuklarıyla şoka uğrardık. Ama olmuyor. Keşke en babamız altına kaçırarak yaşamak pahasına yüz yaşını görse de medeniyetlerin, kültürlerin aslında ne olduğunu ve nereye gidebileceklerini görüp evrensel değerlendirmeler yapabilecek gözlemleri edinebilseydi bin yıllara uzanarak...E bu olmayınca da basit savunma pozlarına girip varoluşumuzu meşrulaştırmaya çalışıyoruz.

    Benim tavsiyem böyle anlarda uzaya kaçın...Harbi diyorum...Uzayın akıl almaz devasalığı, bağrında barındırabileceği inanılmaz olasılıkları, gelecekte insan neslinin uzayda yapabileceklerini, keşfedilmiş olası gezegenlerdeki olası yaşam formlarını düşününce bu türden konular o kadar komik kalıyorki. Bu düşüncelerğin evrildiği düzlemde türklük mürklük hikaye oluyor. İşte o an evrensel insan zekası adına tek bir kimliğe bürünüyorsun ve diyosun ki ulan bunların hepsi salaklık. Gelecekte uzayda insanolu tüm anlaşmazlıklarına bir son vermek zorunda kalacak. Çünkü o bilinmezlikler en küçük bir ayrımcılığı bile affetmeyecektir. Torunlarımızdan biri bir uzay gemisin de canı sıkılıp şöyle on bin yıl kadar gerilerden yani günümüzden bir şeyler okuyayım dediğinde bizleri anlamakta güçlük çekecek belki evrimle kimbilir hangi hali almış kıçıyla gülecektir yaptıklarımıza.

    "Politikacılık" tarihten muhtemelen silinecek ama "devlet adamlığı" evrensel bir boyut kazanıp tüm insanlığı ortak hedeflere yöneltecektir. İşte o zaman torunlarımızın aslında bir yunan mı yoksa bizim Trabzonda hamsi avlayan bir karade4nizliden mi geldiği önemini kaybedecektir. Ya da ki,m kimden esinlenerek müzik yapmış...

    Ya düşünüyorumda...
    Hazır uzaya açılmışken..)

    Şimdi diyelimki bizim bu torunlar uzayda bi gezegen keşfettiler. Baktılarki atmosferi var. Oksijen fana gırla..Hatta su da var bu memlekette. E yerleşelim bari dicekler demi... Ama bu gezegenin yerçekimi bizim eski Dünya dan farklı olacaktır. Hadi diyelimki bizim torunlar burda çok az bir enerji arcayarak mesafe katedebilecekler. Yani yerçekimi az olduğundan bunlar küçük bi zıplamayla yüz metrelik bir mesafeyi uçarak geçecekler. Şimdi bir düşünelim neler olur.
    Nesiller sonra bu yeni ortama uyum sağlayan insan bedeni gerek görmediği bacaklarından kurtulmak durumunda kalacaktır. Evrim burda tersine garip bir şekilde işleyecektir (Dindar arkadaşlar burdan gerisini okumayabilirler. Malum evrim dıslanınca yazılacaklar anlamsız kalacak) Neyse bu torunlar bacaklardan kurtulacaklar ve kelimenin tam anlamıyla bacaksız bir insanoğlu çıkacak ortaya. O zaman bu uşaklardan bir kısmı yav hadi bi Dünyaya gidelim derseler ne olacak??? Amcamlar dünyada sakat olacaklar...İşte alın size engellilik bağlamında hiç akla gelmeyen bir sorunsal..) torunlarımızın başına gelebilecek sorunlar hakkında kafa yormak sorumlu vatandaşlığın gereği olduğundan konu üzrerinde düşünüp sonucları tarafıma bildiriniz efendim

    Ev boşaldı ben kaçıyorum

    Byes :twisted:

  8. #8
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Üst kattaki Ayşe teyze söyledi. Kendisi dini bütün, evliya nitelikleri taşıyan bir türk halk büyüğüdür, beş vakit namaz da kıldığından yalan söylemesine imkan yoktur.
    yafu pegasus dostum kusura bakma ama referansın ayşe teyze olunca inan aşağıda yazıdığın o uzun yazıyı okumak içimden gelmedi ama yinede söyle bi baktım. yalnız elmalarla armutları karıştırmayalım, kültür ayrı şeydir bilim ve teknoloji ayrı. yazdıklarında doğruluk payı yüksek onu da söyleyeyim.
    yalnız bilinen bir gerçek vardır. bir ülkeyi zaptedersiniz ele geçirirsiniz ama hangisinin (işgal eden/edilen) kültürü baskınsa o öne çıkar. silahlar toplar tüfekler kelle koparmalar buna engel olamaz. osmanlıda da arap, iran,yunan kültürü baskındır. mesela mevlananın mesnevisinin tamamı farscadır. yunanı,rusu,japonu kendi alfabesini kullanırken niye biz yüzyıllarca arap alfabesini kullandık? yani diyeceğim şu: baben olayı kültür açısından ele almış sense daha çok bilim teknoloji... elma armut karışmış.

  9. #9
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Babacan sen yazıyı bi oku ardından Ayşe teyzenin referanslığının ne anlama geldiğini daha iyi anlarsın. Bilim kültür birbirine karışmış; yav kimin umrunda...Ben Baben e cevap verdiğimde kuralları bi kenara koyup öyle girişiyorum Zevki de orda zaten

  10. #10
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Açıkcası harika bir konunun içine dalmışsınız sevgili dostlar...

    Tarafsız olmayı bir şey sanan bizler tarafsızlık adına garip durumlara düşerleriz. Bilmeyiz ki; tarafsız olan sonunda bertaraf olur. Bu sebeple bende taraf olacağım.
    Pegasus dostum seninleyim bu konuda. Bunun bir çok nedeni var kuşkusuz. Bayke dostum uzun yazıları okumak seni sıkıyor ama bazen de özellikle söz konusu müzik olunca iki cümlelik yazılar olmuyor işte. Ne olur sen biraz dayan ve yazılanları okumayı çalış.
    Evet arkadaşlar sanırım bu konuda müzevazilik yapmayacağım, benim ilgi alanınım dışında bilgi alanıma girdiniz. iyi de yaptınız.
    Bir müzik eğitimcisi olarak değil, Üniversite yaşamını müzik tarihi üzerine yapmış bir kişiyi bu anlamda ciddiye alırsınız sanırım.
    Bizler bu okulda ilk yıllarımızı tamamlamaya çalışırken bizlere öğretilen şey müziğin evrensilliği yanında müziğin ülkelere ait özelliklerinin ön planda olmasıydı. Gerçekten de müziğe; kardeş müzik evrenseldir, gibi doğru ama sınırlayıcı ve biraz da aptalca bir olguyla yaklaştığımız sürece bu konularda bir yere varamayız.
    Burada sevgili dostum baykenin sizlere dinlettiği müzik bildiğiniz gibi new age tarzı bir müzik. Bu müziğin bile öylesine çok çeşitleri var ki vallahi takip etmekte ben bile zorlanıyorum. Hele bu tarzın etnik olanları nı konuşmaya başlasak ve hepsinden birer örnek vermeye çalışsak burada yer kalmaz.
    Çok sevdiğim bir başka dostum neşeyle " Dağ başını duman almış " marşını söylerken ah keşke tüm marşlarımız böyle olsa gibi bir cümle sarfetmişti. Ve bende ona bu marşın aslında İsveç orman marşı olduğunu söylediğimde yüzünde beliren şaşkınlığı hala hatırlıyorum.
    Oysa aslı bize ait olmasa da bizimle öylesine bütünleşmiş bir marş ki, müziğinin kime ait olduğu pek önemli değil. Önemli olan bizde uyandırdığı coşku olmalıydı ama insanların özünde damgalamak ve kendimize ait bir şeyleri görmek, imzayı atmak gibi kişisel nedenler daha ağır basıyor demekki.
    Üzerinde yaşadığımız toprak parçası bizden öncede bir çok medeniyete kuşkusuz ev sahipliği yapmış bir toprak parçası. Örneğin;
    Doryalılar......
    Ya nerden geldi şimdi bu aklına demeyin. Onlardan bize miras doryen makamı vardır mesela, bizim hüseyni makamına çok benzeyen bir makam.
    Frigyalılar....
    Frijyen makamı, onlardan mirastır, hemen hemen kürdi makamına denk gelen bir makam..
    Birebir aynı değil kuşkusuz, temelleri var ama bizde getirdiğimiz başka kültürlerle bunları bugün bile kullandığımız şekle sokmuşuz. Bu bir zenginliktir.
    Geleneksel müziklerin dışında dünyanın her yerinde müzik diğer kültürlerle iç içe girmiş ve zenginleşmiştir. Gerçekten de müzikleri bir büyüteç altında sanki bir cenin araştırır gibi incelemeye başlarsak komik hallere düşeriz.
    Ama bu konu da herkes doğunun zenginliğini asla unutmasın.
    İster kabul edin ister etmeyin, isterseniz beni de faşo gibi değerlendirirn sanatın kökeni doğudan gitmedir batıya, özellikle söz konusu müzik olunca.
    Bugün piyano dahil tüm çalgıların kökeni doğudur. Ancak doğulular bizde dahil olmak üzere yaratılanları paylaşmak adına, sosyal bir çok nedenlerle de onlara imza atmayı beceremeyen toplumlarız.
    Batılı doğudan aldıklarını, geliştirerek altına da imzasını atmayı çok güzel becermiştir.
    Obua.... şu harika çalgı... Bilinen zurnanın geliştirilmiş şeklidir.
    Böyle binlerce örnek yazılabilir.
    Gitar.... Doğuluların ud a benzeyen çalgısının önce lut sonra gitar şeklini alması ve sanki ispanolların çalgısı gibi algılanması işin başka tarafıdır mesela.
    Yaratmaktan önce onu kullanmak ve sanki yaşantının bir parçası haline getirebildiğin anda ortaya çıkan şey ne adına olursa olsun artık o ülkenin adıyla anılacaktır.
    Bizler son derece aşağılık komleksine sahip bir ülkeyiz bu anlamda. Bu konu da yaptığımız kendimizi küçümsemenin sosyolojik açılımlarını burda yapmak niyetinde değilim ama işin aslı budur. Çok bilinen bir örnekle açıklayayım.

    Mozart ve Türk marşı....
    Şimdi; önce bir konuyu ortaya koymak gerek. Bildiğiniz gibi edebiyatta bir çok biçimler yani formlar vardır. Roman, şiir, deneme vs....
    Hiçbirimiz kalkıp bir romana şiir demeyiz mesela biliriz arasındaki farkı.
    Müzikte de aynı edebiyattaki gibi biçimler vardır. Konçerto, senfoni, sonat... bunlardan bir kaçıdır.
    Şarkı da bir müzik biçimidir, marşta bir müzik biçimidir.
    Edebiyatta karıştırmadığımız bu biçimleri müzikte karıştırırız.
    Mozartın bu eseri piyano için yazılmış bir sonattır. Kalkıp buna marş demek, inanın bir romana deneme demeye benziyor.
    Önce bu teknik hatayı yapıyoruz, hadi affedelim....
    İkinci olarak sanki Mozart Türkler için," ya durun bu adamlara bir beste yapayım " demiş gibi kişiselleştirip Türk Marşı diyoruz...
    Ya uyduruyormuyuz yani bunu tüm dünya böyle biliyor gibi sesleri duyar gibi oldum şimdi.
    Evet arkadaşlarım uyduruyoruz.
    Henüz müzikte nüans terimleri pek gelişmediğinden Mozart bu sonatın son bölümünü Osmanlıların Mehter müziğindeki gibi çoşkulu çalınacak anlamında küçük bir not yazmıştır nüans olarak;
    allaturca..... Yani sonderece coşkulu, bastırarak, canlı.....
    ve biz kalkıp bu eseri Türk marşı yaptık çıktık.
    Bu hem Mozart ta hem de Türk Müziğine büyük bir hakerettir aynı zamanda.
    Evet Mozart Viyana kapılarına kadar dayanan ordunun çaldığı bu müzikten etkilenmiş, etkilenmemesi olanaksız , çünkü muhteşem bir müziktir, mehter müziği....
    Ve biz, Mozart büyük bir bestecidir, kabul, ama bizim müziğimiz Mozarttan daha büyüktür bunu hiç hesaba katmadan garip bir övünçle yıllardan beri Türk marşı deyip duruyoruz.
    Sonuç olarak dinlediğimiz müziklerde herşeyi olduğu gibi kabul edemediğimiz sürece bir yere varılmaz. Kendi özelliklerimizi bilerek, başka ülkelerin müziklerini önemseyerek, dünyaya sunulan sesler olarak kabul edemediğimiz sürece garip bir yolculuğa çıkarız ve yolculuğumuzun limanı asla olmaz.

  11. #11
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bu arada aklıma gelmişken;

    Chris Sheeris in Dance whit the muse adlı eserini dinleminizi öneririm. Ben bu konularda yani buraya müzik eklemek konusunda son derece beceriksiz olduğum için sizlere yardımcı olamıyorum. Ama dinlediğinizde neler bulacaksınız onu açıklayayım;

    Flemenko, bizim ezgilerimiz, bildiğimiz ritimler, tango, ağıt,....

    Kime ait olduğu önemli olmayan, mavi gezegenimize ait tüm sesler ve renkler

    İşte müzik bence bu demek zaten.

  12. #12
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben yukarda "Çelebi Pekin e uçmuş, namazlı niyazlı Ayşe teyze söyledi" derken espiri yapıyordum yok böyle bişey tabiki. Ardından devam edip ve benzeri saçma şeyler sayıp bu konudaki sahiplenmeci yaklaşımımızı ti ye almak istedim ama birden kendimi gercekten de bu konudaki zenginliğimizi savunurken buldum. Niyetim Baben le esprili bir polemiğe girmekti. Kendisi cevap vermeyince sevgili andante yazdıklarımı ciddiye alıp çok da doğru tespitlerde bulunmuş. Valla kendi adıma çok şeyler öğrendim teşekkürler Andante.

    Ama ben bu uzay konusunda evrimle bacakları yitmiş onbinlerce yıl sonraki torunlarımızın Dünyaya döndüklerinde engelli sayılıp sayılmayacakları konusundaki fikirleri çok meraK etmedeyim.Bu konuda sevgili oturanboğamız ne düşünüyor acaba. Dindar bir dostumuz işe şeriat yönünden, bir diğer arkadaşımız sınıfsal mücadele bağlamında diyalektik açıdan, Gökhan da post modern bir yorumla eşlik ederse değme futuristlere taş çıkartırız efem. Bu sayede sosyal bir sorumluluk gururla yerine getirilmiş olur

    Hep çağımızda dolaşacak değiliz ya ; engelliler.biz olarak on bin yıl sonrasının sorunsallarına değinerek ihtiyar tarihin sayemizde bir ilki daha sırıtarak kaydetmesine yol açmanın zevkini tadalım. HI???)

  13. #13
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    andanteee doğu ve batı müziği arasındaki benzerliği pek bilmem ama fark deyince aklıma hemen batı müziğinin çok sesliliği buna karşın doğu müziğinin tek sesli oluşu gelir ki ben çok sesli müziği daha çok severim. bazı ritmler ve enstrümanlar doğudan gitmiş olabilir ama adamlar almışlar geliştirmişler rafine etmişler ve de iyi etmişler. (bak bu satırlar sırf muhalefet olsun diye yazılmıştır haberin olsun
    amacım laf giydirmek olsaydı pegasus'a yafu derdim nickin bile yunan mitolojisinden.. uçan at
    maksat ufak ufak laflayıp bi yerde birbirimize selam sarkıtmak.

    bu arada pegasus dostuma bi pardon borçluyum ayşe teyze konusunda ironi yaptığını fark etmedim. eee bi yazıyı yarım yamalak okursam olacağı bu tabii.
    andante haklı bu konuda. gerçekten monitörden uzun yazıları okumakdan kaçıyorum. gözlerim çok yoruluyor.
    bu arada limewire'den bi yığın chris spheeris indirdim ve tabii dancing with the mause da var merak eden olur diye buraya ekliyorum.

  14. #14
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bayke Ayşe teyzeye bi tekme at gitsin de bu çok sesli müzik konusunda yapabileceğin en büyük haksızlığı yaptın bizim cenaha. Şimdi abicim batı çok sesli müziğine dünyada fazla rakip olmadığı doğrudur; ancak bu rakipsizlik ve artislik bizim müziğimiz karşısında sökmez. Çünkü bildiğim kadarıyla bizim sanat müziğimizdeki melodi zenginliği batı müziğine toz yutturmakla beraber sistemi olan tek alternatifidirde. Bu konuda ukalalık yapacak değilim ; ama bağlama hocamın kulakları çınlasın(Kendisi İTü de yüksek lisans yapmış bi müzik hocasıdır) senin söylediklerini duysa hamuda kalkardı. Çünkü ders aldığım dönemlerde Türk sanat müziğinin sistem olarak Klasik batı müziğinin tek alternatifi olduğunu söylerdi. Kendisi karate de bildiğinden bu konuda söylediklerini kendisine iletmeyeceğim.


    Hem şimdi harbi harbi Batı müziğine rakip tanımam diyosun ama abicim rakıyla bethoven in dokuzuncu senfonisini mi dinliyosun yoksa "Ada sahillerinde belkiyorum" u mu cevap ver.
    Şu pegasus adına gelince. Doğru valla yunanca ve uçan at demek. Bak işte buradan anla bizim öyle kültür faşoluğu yapmadığımızı

  15. #15
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Yettim Pegasus

    ops: Kusura bakmayın.. Biraz geç kaldım ops: (Malum Bayram.. Program değişti.. Uzunca bir yazı yazmak istedim. Sakin bir zaman aradım..) Ama iletilerinizi büyük keyifle ve birkaç kez okudum..

    Sevgili bayke, buradaki yazıları ne yapıp edip okumanı öneririm. Monitör gözünü yoruyorsa kâğıda çıktısını alıp okuyabilirsin, sanırım. Daha ne cevherler çıkacak buradan, ohooooooooooo

    Yaaani Pega "Konu başlıklarını sabote etme" konusunda ödül verilse (..ki "ceza" vermediğine göre, her halde "ödül" verecektir Sevgili OturanBoğa :P) birinciliği kimseye kaptırtmayız.. Ama "kendi mesajını sabote etmek" dalında tek adayım sensin.. Bir solukta okuduğum bir yazıda, tarihin derinliklerinden girip uzayın derinliklerine çıkmayı her "benim" diyen başaramaz.. (Bu arada Ayşe Teyze'ye hürmetler )

    Aslında, çok yerde düşüncelerimiz benzeşiyor.. Entelektüel geyiğin dayanılmaz cazibesine kapıldık gidiyoruz.. İyi de oluyor.. Hem bilgi paylaşımı yapıyor, hem beyin fırtınası" yaratıyoruz.

    Sevgili andante, ilgi alanım, bilgi alanım falan demiş, konuyu toparlamaya çalışmış ama ben yine sabotaja devam Ama ne yapalım şimdi? Ayrımcılık olmuyor mu bu? Onun ilgi alanıyla ilgili forum(lar) var, Pega'yla benim ilgi alanımızla ilgili forum yok! Biz de böyle hiç alakasızmış gibi masum masum duran konu başlıklarını sabote ederiz.. Ben OturanBoğa'nın yerinde olsam "Pegasus & Baben" diye bir forum açarım, biz de başka forumlara sarkmadan sabahtan akşama kadar orada meşgul oluruz..


    Hee-e.. Doğru söylüyo.. Amerikan güreşi gibi.. Kural yok.. Faul yok.. Allah ne verdiyse girişiyoruz.. Ortalık toz duman.. Nereden girmişiz, nereden çıkacağız hiç belli olmuyor

    Bi şey daha:



    Oryantalist'in kelime anlamına TDK, "Doğu bilimci, Şarkiyatçı, müsteşrik" demiş. Oryantal'in ise üç ayrı anlamı var. Şimdi ben buradaki espriyi anlayamadım. :? Söz konusu eski yazılarım ise "yalı kazığı gibi" dimdik arkalarındayım. Bir yanlış anlaşılma varsa düzeltmeye çalışayım. Bu kelimeyi pek sevmem de.. O yüzden..

    Konuya gelelim..

    Müzik konusunda, hele andante ile tartışabilecek kadar yetkin olmadığımı biliyorum. Ama onun "doğu"su anladığım kadarıyla Mezopotamya'da bitiyor.



    Başka?.. Steven Spielberg ve George Lucas'tan da görüş alalım istersen..

    Onlar dünyaya dönerlerse, telepatik güçleri ve ışın kılıcı vb. ile gelecekleri için bizim "engelsizler" onların karşısında engelli durumuna düşmezlerse iyi..

    Onları hemen "engelli dostu" olarak siteye üye yaparız. Ya Türkçe bilemediklerinden hiç mesaj atamazlar ve "Uyduruktan üye" olarak kalırlar ya da telepatik güçlerini kullanarak 38 saniyede Türkçeyi ana dilleri gibi sökerler ve 22 saniyede 410 bin mesaj atarak "sakat üye" rütbesini ilelebet ele geçirirler, bir daha kimse "sakat üye" olamaz.. Nasıl senaryo ama




Sayfa 1 / 10 12345 ... SonSon