Sayfa 9 / 10 İlkİlk ... 5678910 SonSon
Toplam 146 mesajın 121-135 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #121
    Üye
    Dante Avatarı

    Gerçek Adı
    Dante Alighieri
    Üyelik Tarihi
    04.04-2003
    Son Giriş
    08.06-2015
    Saat
    03:29
    Yaşadığı Yer
    araf
    Mesaj
    812
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

  2. #122
    Üye
    LEWO Avatarı

    Gerçek Adı
    www.ejdermuzik.com
    Üyelik Tarihi
    25.04-2007
    Son Giriş
    27.09-2012
    Saat
    13:26
    Yaşadığı Yer
    Ä°zmir, Turkey, Turkey
    Mesaj
    95
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Eric Clapton - Wonderful Tonight (Live)

    http://www.youtube.com/watch?v=BCO8KkkmdIE

  3. #123
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öyle müzisyenler vardır ki... nasıl anlatsam, aslında bilinir ve sevilir de...

    Ama sanki hak ettikleri yeri bulamamışlar gibi bir duyguya da sürekler zaman zaman bizleri.

    Benim içinde böyle müzisyenlerden bir tanesi diye adlandırdığım bir sanatçımız var;

    Melih Kibar...

    Nasıl güzel bir insan o öyle aramızdan da sessizce çok erken yaşta ayrılıverdi.

    Melih Kibar

    Onun pek çok sevdiğim bir parçasını aşağıya alacağım sevgili arkadaşlar. Söz yazarı can dostunu kaybettikten sonra uzun bir süre piyanonun tek tuşuna bile basamayan ve nihayetinde oturduğunda Çiğdem Talu ya duyduğu saygı ve sevgiyi özlemle birlikte notalara döken Melih Kibar ın en sevdiğim eseri....

    Sessiz Veda

  4. #124
    Üye
    anatolianboys56 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    27.07-2007
    Son Giriş
    08.03-2009
    Saat
    17:52
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    89
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    arkadaslardan yabancı sanatcılardan sıze onerılerım olacak.ozellıkle james blunt,muse,styx,black eyed peas,size il etapta onereceklerim.cok severım ozellıkle james bluntun you are beatiful ve goodbye my lover adlı parcaları

  5. #125
    Üye
    Sezersin Avatarı

    Gerçek Adı
    Ersin
    Üyelik Tarihi
    12.11-2003
    Son Giriş
    01.08-2017
    Saat
    13:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    56
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    A.R RAHMAN Mumbai Theme Tune. favorilerimden.

  6. #126
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Birarzcık Flamenco dinleyelim Francisco Sanchez Gomez namıdeğer adı ile >>>Paco de Lucia<<< ve Cositas buenas adlı parçası ile saygılar sunarım.

    http://www.youtube.com/watch?v=p0Qe_UN2cdY


    RUHUNUZUN GIDASINI RUHUNUZDAN EKSİK ETMEYİN EFENDİM

  7. #127
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok ama çok sevdiğim ancak unuttuğum bir kadını hatırlattı bana babür ün radyosu.

    Sizinde beğeneceğinizi umuyorum ve sizinle paylaşıyorum bu buğulu sesi ve harika müziği...

    Lhasa de Sela - De cara a la pared

  8. #128
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Size bunu kopyaladıktan sonra sevgili babürle msn de konuşuyordum bu kadın hakkında...Unuttuklarımı hatırladım birden.

    Sevgili arkadaşlar bu kadını ilk duyduğumda en fazla şaşırdığım sanatçılardan bir tanesi olmuştu.

    Çünkü Meksika kökenli yahudi bir Amerikalı bu hatun.Oldukça karışık bir etnik yapısı var. Sonra bana sesini ve müziğini dinletmişlerdi bayağı etkilenmiştim.


    lhasaatfolkfesthy1 - Dünya Müziği ( Her Telden Nağmeler )

    Lhasa De Sela

    Meksikalı ve Yahudi – Amerikalı atalarından miras kanı damarlarında dolaşan Lhasa , New York doğumlu. Bu büyük şehrin Big Indian bölgesinde doğan Lhasa, geleneksel yapıdan hayli uzak olan ailesinin aynı yerde fazla kalmama ve “hayat seni nereye götürürse oraya git” prensibi dolayısıyla buradan kısa süre içinde ayrılmış. Okul otobüsünden bozma araçlarıyla ABD ve Meksika sınırları içinde yer alan çeşitli yerleri gezip durmuşlar. Aslen yazar ve öğretmen olan babası, inşaat işçiliğinden meyve toplayıcılığına kadar her türlü işi yapıyormuş. Annesi ise fotoğrafçıymış. Ebeveynleri ve kardeşleri ile birlikte yaptığı bu yolculuklar, Lhasa’nın geniş hayal dünyasını besleyen deneyimler olmuş. Babasının seçtiği Amerika ve Meksika yerel şarkıları, Latin, Arap, Doğu Avrupa ve Asya müzikleri de ileride çizeceği yolun kapılarını açmış diyebiliriz.

    Şarkı söylemeye, on üç yaşındayken San Fransisco’da bir Yunan kafesinde başlamış. Düşük tempolu Billie Holliday şarkıları ve Meksika ezgileriymiş tercihi. Kendi sesinin gücünü ve şarkı söylemenin onda uyandırdığı yoğun duyguları burada keşfetmiş.

    19 yaşına geldiğinde yolu biraz kuzeye, Kanada’ya kaymış. Gitaristi ve yapımcısı Yves Desrosiers ile burada tanışmışlar. Beş sene boyunca birlikte Montreal’de çeşitli barlarda canlı performanslar sunmuşlar. Buralarda edindiği deneyim, onu 1998 tarihli ilk albümü La Llorona ‘yı çıkarmaya kadar götürmüş. Aztek mitolojisinde yer alan bir denizkızı karakteri çevresinde şekillenen, geleneksel Meksika müziğinden alternatif rock’a kadar çok çeşitli tınıları sentezlediği bu albüm, Lhasa’ya hak ettiği ün ve başarıyı getirmiş. Bu gizemli ses, yürek burkan melodiler ve ilginç hikâye, dünyanın pek çok yerinde ilgi çekmiş ve albüm tahminlerden çok fazla satmış, platin plak derecesine ulaşmış. Felix Award’da ve Juno Award’da “En İyi Evrensel Müzik Sanatçısı” olarak ödüllendirilmesi de cabası!

    Birkaç yıl boyunca grubu ile birlikte Avrupa ve Kuzey Amerika’da turnelere çıkan Lhasa’nın seyircisiyle iletişimi ve sahne performansı da eşsizmiş. Gelin görün ki bu turlar sonrasında enteresan bir karar almış Lhasa: Müziği bırakmak ve Fransa’daki üç kız kardeşinin yanına giderek sirkte çalışmak! Çocukluk rüyası olduğunu söylediği bu işi, 1999 yazında “Pocheros” isimli bir şov düzenleyerek hayata geçirmişler ve hep birlikte bir tura çıkmışlar.

    Tabii ki kanına müziğin bu kadar derinden işlediği biri için müziği bırakmak, bunu söylemek kadar kolay olamaz. Durum bu olduğu için Lhasa tekrar şarkı yazmaya başlamaktan kendini alamamış. Tindersticks’in “Waiting for the Moon” albümüne bir düetle konuk olmuş. Bir süre sonra Kanada’da eski bir liman kenti olan Marseille’ye gitmiş ve yeni şarkıları için çalışmaya başlamış. 2002′de Montreal’e dönerek, ilk albümünde birlikte çalıştığı François Lalonde ve Jean Massicotte ile buluşmuş ve ikinci albümü The Living Road ‘u 2003′te çıkarmışlar. Bu albüm, hayatı yola benzetme kavramı etrafında şekillenmiş. Nereye giderse gitsin kendini evinde hissetmesini sağlayan güce adamış şarkılarını. Çocukluk ve gençliği göçebe kıvamında süren bir insan için doğal bir sonuç değil mi?

    Bu arada ilk albüm, içindeki şarkılar İspanyolcaya çevrilerek yeniden raflardaki yerini almış. İkinci albümünde İngilizce’nin yanısıra Fransızca ve İspanyolca şarkılar olması da onun evrensel müzisyen kimliğini güçlendiriyor zaten.

    Bir yanda çekingen ve sakin bir yanda cömert ve bilge bir tavır taşıdığı konser performanslarında hemen belli olan Lhasa, seyircisi ile bir bütün olabilmeyi başaran sanatçılardan. Şarkılarının her birinin kendi başına bir öyküsü var ve dahası, Lhasa bunları konserlerinde kendine özgü tatlılığıyla anlatıyor izleyicilere. Gittiği ülkenin dilini öğreniyor bir parça, oranın geleneksel enstrümanlarına ilgi gösteriyor, yeri geliyor bunları konserlerine malzeme ediyor. 2005′teki caz festivali kapsamında düzenlenen İstanbul konserinde de bunların tadını aldı Lhasa severler.
    Evet, şarkıları genellikle acılı, melankolik, dramatik ama asla mızmız, insanı süründüren tipte değil. Tam tersine umutlu, heyecanlı, tutkulu ve içten. Hangi türe sokacağınızı bilemediğiniz, dünyanın hangi parçasına ait olduğunu kestiremediğiniz, Küba’dan da gelmiş olabilir Balkanlar’dan da, Fransa kökenli de olabilir Ortadoğu da diye düşünebileceğiniz şarkıları müziğine daha bir zenginlik ve renk katıyor. Müziğini bir kategoriye sokamıyorsunuz ama önemli olan şu ki kendinizi çok iyi hissediyorsunuz.
    Lhasa’nın sesi genizden geliyor ama yumuşak ve kadife gibi, kısık ama güçlü de bir yandan. Söylediği her dili anlam ve aksan olarak iyice kavramış. Müziğin ona her zaman ilham verdiğini, onu yalnızlıktan kurtardığını ve diğer insanlar tarafından derin bir düzeyde anlaşıldığını hissettirdiğini söylüyor.

    Lübnan’da yaşanan acıyı derinden paylaşan ve ülke halkına bir nebze olsun yardım edebilmek ve ümit verebilmek için yardım konseri düzenleyen Lhasa’nın sınır tanımayan kişiliği, sesine ve yazdığı sözlere de yansıyor, onları zamansız ve mekânsız kılıyor. Eski Fransız şansonlarından İspanyol kökenli flamenkoya uzanıyor şarkılarının ritimleri. Hayatta aslında hiçbir şeyin kendini tekrar etmediği, onu bir yerden sadece tek kez geçtiğiniz bir yol olarak düşünür ve yaşarsanız nasıl özgür kalabileceğiniz ve hiçbir şeyin aslında sıradan olmadığı felsefesi üzerine müzik yapan Lhasa, yeni şeyler denemeye açık müzik severler için eşsiz bir kaynak. Bize kalırsa kaçırmayın.
    Kaynak

    Dayanamadım bir tane daha kopyaladım...

    Lhasa - Anywhere on this road

  9. #129
    Üye
    Hanımeli Avatarı

    Üyelik Tarihi
    19.07-2007
    Son Giriş
    17.12-2007
    Saat
    23:05
    Mesaj
    123
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sayende ilk defa dinledim andante
    tuhaf, ilginç, enteresan bir ses...

    Tez vakitte sanatçının albümü alınaaa!!!

  10. #130
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    geçtiğimiz hafta RUHİ SU'nun ölüm yıl dönümüydü (22/09/2007)
    bi türlü elim varmadı onun hakkında bi şeyler yazmaya ne yazdıysam beğenmedim sildim.
    bizim dönemimizin mitiydi o.
    sonra bi çok kişinin yaptığı kolaycılığa kaçıp refik durbaş'ın yazısını alıntıladım.
    TRT1 deki ramazan programının bitiminde gökyüzünden gelir gibi tok ve gür bi ses
    bismillahirrahmanirrahim diyor dikkat ettiniz mi hiç.
    işte o ruhi su.
    ve o bölüm semahlar adlı LP sinden alınma.
    bu ne yaman çelişki anne..!
    eğer zaplarken yolunuz ulusalcıların(!) ulusal tv sine düşerse
    onun türkülerini dinleme şansını bulabilirsiniz.

    [ame="http://www.youtube.com/watch?v=u7KMPsviQqk"]RUHİ SU ANISINA_ELLERİNDE PANKARTLAR[/ame]

    [ame="http://www.youtube.com/watch?v=aqeZpBHVn50&mode=related&search="]BİLMEM ŞU FELEĞİN BENDE NESİ VAR[/ame]

    38jpgoh3 - Dünya Müziği ( Her Telden Nağmeler )


    1912 yılında Van'da doğar. Birinci Dünya Savaşı yıllarında, ana-babasını yitirir. 10 yaşına kadar yoksul bir ailenin yanında yaşar. Daha sonra Adana Öksüzler Yurdu'nda yatılı okur. İlkokul dördüncü sınıfta keman çalmaya başlar. 1925 yılında Ankara'da kurulan Musiki Muallim Mektebi'ni kazanmasına rağmen öksüzler yurdundaki öğrencilerin askere alınmasından dolayı İstanbul'da bir askeri okula gönderilir. Okuldan kaçarak Ankara'ya gidip müzik okumak ister, ancak yakalanarak geri gönderilir. Ardından askerlik yapmaya elverişli olmadığı gerekçesiyle okuldan ayrılır. Daha sonra kemanıyla katıldığı sınavla, son sınıfın bir altından Musiki Muallim Mektebi'ne alınır. 1935-36 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda görev yapar. 1936 yılında Musiki Muallim Mektebi'ni bitirir ve kemanı bırakarak şana geçer. 1942'de Devlet Konservatuvarı'nın Şan Bölümü'nü bitirir. Çeşitli okullarda öğretmenlik yapar. Ankara Radyosu'nda yayımlanan çeşitli türkü programları düzenler. Devlet opera sanatçısı olarak birçok operada görev alır ve bu görevi 1952 yılında TKP davasından tutuklanmasına kadar sürer. Pir Sultan'dan Karacaoğlan'a kadar değişik ozanların türkülerinden oluşan 12 uzunçalar hazırlar. Yazıları ve şiirlerini Ezgili Yürek kitabında toplar. Ayrıca çeşitli halk oyunlarını notaladığı Türk Halk Oyunları adlı bir kitabı yayınlanır. Asıl adı Mehmet'ti ama Ruhi Su diye bilindi. Ve biyografisine bir not daha:
    Hastaydı, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı. 20 Eylül 1985 tarihinde de aramızdan ayrıldı. Cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterilerinden birine dönüştü. Cenazede gözaltına alınan 163 kişi, İstanbul siyasi şubede 15 gün süreyle gözaltında tutuldu. Geçen 22 Eylül, Ruhi Su'nun 22. ölüm yılıydı. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda yapılan anma törenine bu yıl ilk kez Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da katıldı ve yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Ruhi Su'nun türküleriyle büyüyenler, demokrasiye, halkın sesini duyurmasına ve toplumsal arayışlara karşı, ara rejim beklentilerinin ayak seslerine karşı katiyen hoşgörülü ve sevgiyle bakmazlar. Gençliğimizde halkın hakkını savunanlar, solculuk ve komünistlik ile suçlanıyordu." Ama bence asıl önemlisi, Sayın Günay'ın devletin bir bakanı olarak düne kadar yalnızca ve yalnızca türkü söylediği için çeşitli cezalara maruz kalan, üstelik yurtdışında tedavisi engellenerek hayatına ambargo uygulanan ulusumuzun yüz akı sanatçısının mezarı başında bulunmasıydı.
    Sayın Bakan'ın olumlu çalışmalarının yanında olacağımızı bilmesini isterim.

  11. #131
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Nana Mouskouri
    1 Ekim, 2007 11:44:00 (TSİ)




    Konser 28 Kasım'da


    Yunanistan'ın gelmiş geçmiş en önemli sesi Nana Mouskouri, kasımda İstanbul'a konuk oluyor.

    28 Kasım'da saat 21.00'de Beşiktaş Colaturka Arena'da sahne alacak Mouskouri, bugüne kadar 350 milyondan fazla albüm satışı ve 300'den fazla altın ve platin plak ödülüyle dünyada tüm zamanların en çok satan kadın sanatçısı.

    Bilet fiyatları
    Saha İçi VIP Numaralı: 230 YTL
    2. kategori (Tribün): 170 YTL
    3. kategori (Tribün): 130 YTL
    4. kategori (Tribün): 90 YTL
    Saha İçi Ayakta: 70 YTL

    Atina Konservatuarı'nda eğitim alan Nana Mouskouri, soprano sesini çok sevdiği jazz müziğine adapte ederek kısa zamanda yapımcıların ilgisini çekti. İlk plağını 1957 yılında kaydeen Nana Mouskouri, 1959 yılında Yunanistan Şarkı Yarışması'nda birincilik ödülüne layık görüldü.

    1961 yılında Alman televizyonunun Yunanistan'la ilgili hazırladığı belgesel filme şarkılarıyla katılan Nana, 'Atina'dan Beyaz Güller' adlı parçasıyla büyük sükse yaptı ve parça yalnızca Almanya'dan 1 milyondan fazla sattı. Nana, bu parçayla 'Atina'nın Beyaz Gülü' olarak Avrupa çapında şöhrete ulaştı.

    1962 yılında New York'ta Quincy Jones ile birlikte üçüncü albümüne imza atan sanatçı, 1963 yılında Paris'e yerleşerek müzik yaşamına burada devam etmeye başladı.

    1966 yılında kalipso'nın kralı Harry Belafonte ile ortak bir dünya turnesi gerçekleştirdi. Turne kayıtlarından oluşan 'An Evening With Belafonte & Mouskouri' dünya çapında 10 milyondan fazla albüm satışına ulaştı.

    1968 yılında İngilizlerin dikkatini çeken Nana, BBC için 'Presentin Nana Mouskouri' adında bir müzik programı gerçekleştirdi. İngilizce, Fransızca, Yunanca ve Almanca söylediği albümlerin tamamı yayınlandığı ülkelerde satış rekorları kırmaya devam etti.

    1990 yılına kadar aralıksız devam eden konserleri ve yayınladığı 50 albümle müzik dünyasının gündemindeki yerini sürekli büyüten Nana Mouskouri, 1991 yılında 'Only Love : The Best Of Nana Mouskouri' albümüyle yalnızca Amerika'da 10 milyonu aşan satış rakamlarına ulaştı. Aynı albüm Avrupa satışlarında 18 milyonu aştı.

    Julio Iglesias, Mercedes Sosa, Quincy Jones, Barry Manilow ve Bob Dylan'la birçok ortak parçaya imza atan Nana Mouskouri, 1993 yılında UNICEF tarafından 'İyi niyet elçisi' ilan edildi.

    Audrey Hepburn'den elçiliği devraldıktan sonra ilk gittiği yer olan Bosna'da yaşananlardan etkilenen Nana, savaşta zarar görenlere bağışlanmak üzere bir Avrupa turnesi gerçekleştirdi ve Bosna'ya en büyük yardımı yapan sanatçı oldu.

    2004 yılında sanatçının en iyi 600 parçasını içeren 34 CD'lik özel setle yine Avrupa'da müzik listelerinin zirvesine çıkan Nana Mouskouri bu yıl başladığı ve 2008'in sonuna kadar devam edecek dünya turnesiyle tüm sevenlerine veda ediyor.

    Bu özel turne, Avrupa, Amerika, Avustralya ve Uzakdoğu'da toplam 68 ülke ve 208 şehri kapsayacak.
    Kaynak

    Evet sevgili dostlar bizim kuşak için güzel bir haber olabilir bu haber..

    Olabilir de...

    Ne bu fiyat ya!!!!! Gerçekten haberi bana ilk kez babür duyurduğu zaman gidilebilir diye yanıt verdim babür e.

    Ama fiyatları görünce de; ne bu ya uçmuş bunlar demekten kendimi alıkoyamadım.

    Nana Mouskouri

    Birde sevgili babürle ses falan kalmamıştır diye dedikodu yaptık

    Tabii kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş misali gidemeyeceğimiz için atıp tuttuk işte.

    Ama emin olun dünya müziğinde en iyi isimlerden bir tanesidir.

  12. #132
    Üye
    nüans Avatarı

    Üyelik Tarihi
    12.03-2007
    Son Giriş
    19.05-2016
    Saat
    21:51
    Mesaj
    306
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Haris Alexiou :arrow: :arrow: Türkiye'de nam-ı diğer Harula :wink:

    Yunanistan'ın Sezen Aksu'su İzmir doğumludur kendisi, belki bundan sebep Türkiye'de pekçok konser vermiştir. Ülkemizde popüler olan birçok eseri kendi ülkesinde yunanca seslendirmiştir. Severim kendisini, ben dinliyorum bir parçasını şu an, siz de dinleyin Dinlermisiniz yanii ops:

    http://www.youtube.com/watch?v=jFCtJa7XACE

  13. #133
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Madem Yunanlılardan gidiyoruz yine Yunanlı bir sanatçıyla devam edelim o zaman.

    Eleftheria Arvanitaki

    elefteria29acet4 - Dünya Müziği ( Her Telden Nağmeler )

    Kardia mou ego

    Gia ton mation sou to hroma

    Açıkcası tercihimde ikinci parçası :lol:

  14. #134
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet biraz daha orta Avrupaya doğru yol alalım. Ve hiç yabancılık çekmeyeceğimiz son derece güzel, kıpır kıpır müziklere bir kulak verelim.

    Mostar Sevdah Reunion

    Cudna jada od Mostara grada

    Mostarski ducani

    Evet bir sürü acılar yaşanıyor mavi gezegenimizde, hiç bir şey yok olmuyor ama üstümü örtünüyor ne?

    Bildiğimiz, ezgilerle asla son bulmayacak yolculuğumuz....

  15. #135
    Üye
    Laus_Deo Avatarı

    Üyelik Tarihi
    31.03-2005
    Son Giriş
    22.08-2009
    Saat
    22:38
    Yaşadığı Yer
    Erdek
    Mesaj
    616
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Japon Japon diyem bende Konnichiha mikata

    >>> Rin <<< ( Türkçesi Küçük Zil ) geleneksel Japon müziği yapıyor.

    Hem söyleyip hem çalan üç güzel hatundan oluşuyor. Mana Yoshinaga (Koto, sangen, jushichi-gen), Tomoca Nagasu (Biwa, shakuhachi), Chie Arai (Koto, sangen, jushichi-gen)

    Bu arada Japon müziğik enstrümanları da yaptıkları müzik kadar belki de daha fazla ilginç ancak bir okadar da hoş.

    Çaldıkları enstrümanlar : Koto,Sengen,Jushici-gen,Biwa,Shakuhachi

    Grup 2003 yılında Tokyo Japonya da kurulmuş.2004 yılından bu güne kadar beş album çıkarmışlar.Son albumleri >>> Inland Sea <<<

    http://www.avexnet.or.jp/rin/index.html

    http://www.youtube.com/watch?v=xPH_H...eature=related

    http://www.youtube.com/watch?v=AmQm4...eature=related

    RUHUNUZUN GIDASINI RUHUNUZDAN EKSİK ETMEYİN EFENDİM




Sayfa 9 / 10 İlkİlk ... 5678910 SonSon