Sayfa 2 / 10 İlkİlk 123456 ... SonSon
Toplam 146 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Baben merhaba,
    oryantalism sosyal bilimlerde bambaşka anlamda kullanılıyor. Bu kavram ilk kez ortadoğulu dünyaca ünlü yazar Edward Said in ortaya attığı bir kavramdır ve anlamıda şudur.
    BaTI DÜNYASI KENDİ KİMLİĞİNİ TEMELLENDİRMEK İÇİN kendine bir takım özellikler atfetmenin yanında asıl bu temellendirmeyi "biz şöyle değiliz" diyerek yapar. Mesela "biz batılıyız ve müslüman değiliz" "Arap değiliz" falan gibi. Bu şekilde bir kimlik temellendirmesi kendini olumlu bir yere koyabilmek için karsıdakini aşağılamayı ve küçümsemeyi de beraberinde getirir. İşte batının tarihe bakışında bu yaklaşımın izleri o kadar belirgindir ki bilimden felsefeye hemen her şeyi onlar bulmuştur. Doğu tüm özellikleriyle geridir ve onlar doğulu olmadıkları için batılıdırlar. İşte bu yaklaşıma "oryantalizm" deniyor. Peki bu oryantalist bakış sadece batılılarda mı var??? Bu sorunun cevabı maalesef HAYIR. Asıl oryantalistler kendi tarihine , kimliğine batılıların gözlükleriyle bakan doğunun aydınları arasında raslanır. Bu aydınlar Batıya gidip eğitim aldıklarında batının kendi ki,mliğini temellendirmek için geliştirdiği oryantalist felsefeyle kendilerine bakmayı yani gizli bir aşağılık sendromunu özümsemeyi gerçekleştirip ülkelerine döndüklerindede bunu tüm eserlerine yaymışlardı. Bu oryantalist tatlı su aydınlarına göre varsa batı yoksa batıydı. Sanki köleliği, soykırımları, engizisyonları, sömürge sistemlerini kuran batı değilmiş gibi işin bu boyutu ustaca perde arkasında bırakıldı. Batı, doğulu oryantalist aydınlarca alternatifsiz bir secenek olarak kendi halklarının toplumsal bilinçaltına zerkedildi. Bu zerketme nedeniyle doğulu bir cok halk saglıklı dönüşümleri gerçekleştiremedi. İşte oryantalist diye biz bu aydın(!) kesime diyoruz. Her gün kendi tarihine ,ulusuna degerlerine küfreden ve batının gözündeki merteği görmeyen ve göstermeyen garabet abidesi insanlara diyoruz. Aslında bu konu cok uzun. Üzerinde günlerce tartışılabilir. Bana sorarsan gercekten batıdaki bireyselleşme ve aydınlanma tüm dünyaya cok şey vermilştir ; ama aynı batının dünyayı soktugu durum da ortadadır. Sevgi kardeşlik gibi duygular yeryüzünden silindi silinecek. Bu herhalde doğunun suçu değil. Neyse kısaca tüm eksik yanlarına rağmen oryantalism bu anlama geliyor.

    Sana gelince sadece takılıyordum. Sen tabiki degerli bi abimizsin

    Valla uzay konusunda işi telepatiye kadar götürmeyelim lütfen. Biz burda bilimsel sınırlar içinde sallamaya calışıyoruz

    Şimdi harbiden bu konuda konusulsa neler cıkar neler. Al işte dil sorunu cıktı ortaya. Öyle ya bu adamlar dil konusunda bambaşka diyarlara gidebilirler ve onları asla anlayamayabiliriz. Hem bacaksız hemde farklı bir dil konusan bu bin yıllık torunlarımız dünyaya geldiklerinde harbiden durumları nice olurdu...

    Düşünelim efem

  2. #17
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ah canım dostlarım,

    Bildiğiniz gibi tartışmaya devin edin, tüm geyikler böyle olsa hep geyik bölümünü okurum inanın.

    Bilgi alanıma girdiniz, bu bir gerçek, ve bildiklerimin böylesine bir anlatımı inanın bana "efendim, bildiğiniz gibi falanca bestecinin, filanca eserindeki ikinci motifte oluşan plagal kadansın izlenimci akımlardan oluşan yansımasını, biraz kırık bir şekilde anlatsa da...." diye başlayan midemi bulandıran tartışmalardan çok ama çok daha güzel ve anlaşılır, emin olabilirsiniz....

    Bu tartışmaya dalmamdaki en büyük sebep, kendi müziğime asla ama asla hiç kimsenin laf atamayacak kadar güzel olduğuna olan inancımın doğruluğudur.

    Tek sesliymiş, batılı müzikologların dediği gibi kaypakmış, falan gibi aslı astarı olmayan sözlere olan tahammülsüzlüğümdür.

    Canım dostum bayke, valla bende çok sesliliği severim bu ayrı bildiğin gibi...Ya çocukluğumu çaldı bu batılılar, beni kilise korosunda çalıştırdılar tam iki sene. Hala o gotik tarzda sesleri duyduğumda tüylerim diken diken oluyor ve bayramda olduğu gibi Orhan abimizin müziği eşliğinde kafayı çekmek bana çok daha iyi geliyor.

    Hele sizlerin yazdıklarını okuyunca yüzüme yansıyan tebessümü görseniz, kocaman oluyor gözlerim, ışıl ışıl.....

  3. #18
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Valla muhabbet doğu batı seklinde bir ayrıstırmaya önem veriyormusuz gibi bir noktaya geldi ki bir anlamda bu yaklaşımın sorgulanması gerekir. Hani dedik ya yukarda batı şöyle batı böyle deniyor; ama aslında batının şöyle bir yüzü de var diye. Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir; ulan iyide bu batı kim??? Gercekten Mesela doğu diye bir yer var mı acaba? Hani postmodern solcu kardeşlerimizin çok sevdiği "görecelik" konusu burda her yere sokuşturulup bu ayrım hiçleştirilebilirde. Nihant Genç diye Lemanda yazan ve bizim Trabzonlu olan bi yazar var. Bi yazısında şöyle anlatmıştı. Bunlar Türkiyeden bir grup aydın olarak ortadoğu ülkelerine gidip oranın aydınlarıyla toplantılar yapıyorlarmış. Bu panellerinden birinde bu doğu nerde başlar batı nerde biter, doğu neresidir gibi bir tartışma yasanmış. Bu bizim deli uşakta izin isteyip ayağa kalkmış ve demişki; yavv doğu nerde başlar nerde biter diye bir tartışmanın anlamı yok çünkü cevabı çok basit; batının bombaları nereye düşüyorsa doğu orasıdır!!! Gerçekten güzel bir cevap bence. Evet batının yani bugunkü gelişmişlikleri bizim bazı sazanların sandıgı gibi demokrasileri ve serbest piyasa ekonomileri sayesinde değil sömürgeci geçmişleri sayesinde zenginleşen bu ülkelerin bu konumlarını devam ettirmek için ıraktan latin amerika ülkelerinde demokratik seçimle iktidara gelen liderleri bile alçakça öldüren bu ülkelerin bombaladığı her yer bana göre dogudur. Bu bombalanan yer latin amerikadaki bir ülke bile olsa "doğu"dur.

    Burdan yola cıkarak kültür olarak neresi doğu neresi batı anlamak çok güç. Bugün batının olmazsa olmazları arasındaki hristiyanlık dini bir doğu dinidir. Batının zenginliğinin kaynagıda sömürdüğü doğu dur. Peki batı diye homojen bir yer var mı? Aslında bu da yok. Avrupa mesela, ikiye ayrılmış. Bir tarafta faşist hristiyan dincisi buyuk bir kitle; diğer yanda demokrasiye utopikte olsa baglı insanlık için iyiyi güzeli arayan diğer azınlık. Hangisi batı bunların? Fransada referanduma hayır diyenlerde batılılar. ASvrupanın ortasında daha bir on yıl önce yüzbinlerce insanın katledilişine göz yumanlarda batılılar. Ruandadaki olayları bir okusanız Özgürlüğün sembolu oldugu iddiasında olmasına ragmen iki milyon insanın ölümündeki rolunden ötürü ebedi nefret edeceğiniz ülke yani Fransa da de batılı. Ama aynı zamanda tüm dunyaya gercekten kaliteli insanları sunan da batı. Roussau dan Spinoza ya kadar insanlık için onca önemli isimde batıdan cıkmış. Yani dicegim oki tek bir batı yok. Sevilecek ve sevilemeyecek iki türlü yüzü var batının. Ama doğunun yüzü tek; ve bu yüz acı cekiyor, aslında çokda haketmediği halde...

    Evet muzikten falan anlamam çok fazla. Yani bu konuda konusacak üstatlar var burda. Kim kimden ne almış ne vermiş bilemem; ama bi,ldiğim bir şey var ki batının o karanlık yüzü doğudan cok şey aldı. Bir milyon ingiliz üçyüz yıl boyunca üçyüz milyonluk hindistanın kanını emdiler. O inanılmaz dev ülke hala kendini toplayabilmiş değil. İngilizlerin zorla topladıgı yiyecekler yüzünden hindistanda 20 milyon insan bir yılda açlıktan öldü. bunu ben söylemiyorum gecenlerde ingiliz bir tarihçi söyledi. Hani hep bizim pamuk gibiler doğru(!) söyleyecek değil ya. Bilir misiniz ki; Aynı İngiltere Çin de binlerce afyon evi kurmuştu. Hindistanda zavallı köylülere ürettirdiği afyonu zavallı çinlilere satıyordu. Bazen filmlerde görürsünüz çinliler afyon evleriyle özdeşleştirilir çogu zaman. Peki ne oldu bu işin sonu??? Bir yerel Çin hükümeti bu afyon satısını yasakladı. Çünkü millet resmen telef oluyordu. Ne oldu peki? İngilizler ucaklarla Çin şehirlerini bombaladılar bu karar yüzünden . Onbinlerce sivil öldü. Bunlara soykırım denilmiyor. Afrikada katlettikleri insanlara, latin amerikadaki korkunç katliamlara girmiyorum bile. Şimdi bunlar medeni batılılar ve bizler vahşi doğulularız. Bunların bilinçaltında Atillanın romayı yıkması kalmış. Ne diyorlar; barbarlar doğudan gelip şehirlerimizi yerle bir ettiler. Doğrudur bu olmustur; peki ama bundan bin yıldan fazla bir zaman önce İskenderin yaptığı neydi??? İlk seferi doğuya yapan şehirlerti yakıp yıkan İskender değil miydi??? Onlar yapınca medeniyet; Bizim aslan parçası Atilla yapınca barbarlık...Yok ya...Yok ya...

    Neymiş Bizimkiler Viyanaya dayanmışmış. doğrudur dayandılar.. Peki ondan yüzlerce yıl önce onlarca kez yüzbinlik ordular hazırlayıp doğuya süren haçlıların yaptıkları neydi??? Ulan kendi dindaşlarını bile soydu bu eşkiyalar. İstanbulu yerle bir ettiklerinde Hristiyan dünyası ilk kez ORtodoks denilen yeni bir mezhebe bölündü. İstanbulun gördüğü en büyük talan bu hristiyan softalarının talanıydı. İstanbulun fethine bir bakın bizim dedeler böyle bir şey yapmışmı??? -Ulan Beni Osmanlıyı savunur hale getirdiler be- Neyse dostlar bu muhabbet uzar gider. Şimdi biri cıkıp bana; yav Bülent iyi güzelde bu anlattıklarının konuyla ne ilgisi var? diye sormasın. Ben de bilmiyorum kardeşim. Maksat muhabbet olsun işte.

    Uzaylı torunlarımız inşallah bu ikiyüzlülükleri yapmayacaklar. Ve sırf bu yüzden seviyorum onları...

  4. #19
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Geyik bir yana bu müzik dinlendikçe daha çok seviliyor. Eğer varsa başka parçaları da yükleyin lütfen.

  5. #20
    Üye
    oya Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.11-2004
    Son Giriş
    30.11-2008
    Saat
    13:50
    Yaşadığı Yer
    İzmir
    Mesaj
    170
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet, lütfen .
    Başka türlü benim bulmam mümkün değil.

  6. #21
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Pegasus, "Oryantalism" konusunda yaptığın açıklamalar için çok teşekkür ederim. O kelimeyi eskiden sevmezdim, şimdi "nefret" ediyorum. TDK'nin dilini de eşşeğlueşşek arısı soksun.. :twisted: Hiç olmazsa ikinci bir anlamı var, diye açıklama koysunlar.

    Önceki iletide yazmam gereken ama unutmuş olduğum bir anı ile başlayayım bu muhabbete..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Canım ne olacak müneccimbaşıysa kepler de papazdı.
    Çeyrek asır kadar önce, şimdi olmayan okulumuzda okur iken, hocamız anlatmıştı. (Sadece senin hocaların derin açıklamalarda bulunmaz ya.. Benim de hocalarım vardı..) "Ortaçağlarda Hıristiyan din adamlarının, belli dönemlerde "inzivaya" çekilme gibi bir gelenekleri varmış. O inziva da öyle birkaç gün ya da ay değil yıllar sürermiş. E.. bu arada adamlar boş zamanlarını değerlendirmek için, başka bir şeyler yapsalar ayıp olacak". O yüzden kendilerini astronomiye, matematiğe falan verirlermiş ki yalnızlıklarını unutsunlar. Bu yüzden büyük bilim adamlarının çoğu bu din adamlarından çıkmıştır" yolunda çok derin bir açıklamada bulunmuştu sevdiğim hocalarımdan birisi. Mantıken de doğru gözüküyor. Dedikten sonra..

    Yav Pega, yaptığın iş mi şimdi senin? :twisted: Ne güzel, andante kardeşimizin yüzüne tebessüm yansıttık, gözlerini kocaman kocaman, ışıl ışıl yaptık. Senin anlattığın şeylere bak.. Hem eksik anlatmışsın.. Hani yüzlerce yıl Afrika'dan Amerika'ya taşınan Kunta Kinteler?.. Hani Kore, hani Vietnam? Bir gecede 1 milyon sosyalistin katledildiği Endonezya?

    Doğu da az değilmiş hani.. Kendi dini içinde mi istiyorsun? Kerbela'yı nereye koyacaksın? Anadolu Selçukluları yıllarca birbirlerini yemişler.. Timur'la Yıldırım. Güya ikisi de Türk kökenli.. Hani sen, İstanbul'a Haçlıların yaptığını anlattın da..

    "Tarihte olanlar; öyle olması gerektiği için öyle olmuştur." diye bir söz var. Kimsenin gücü yetmez tarihi değiştirmeye, hem de hiç kimsenin!.. Sadece yorum yapıp "üç kuruşluk keyfimize" ederiz böyle..

    William SAROYAN, demiş ki: "Herkes -kendi gördüğü şekliyle- kötü bir dünyada yaşayan iyi bir insandır." Doğulu da kötü dünyada yaşıyor, batılı da.. Kıyamet; herkesin kendisi gibi "iyi" (!) bir dünya yaratmak istediğinde kopuyor!

  7. #22
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Baben doğru diyosun valla. Uyuzluk kimseye has değil. doğusu batısı hepimizde var biraz. Ama bu iş artık bunu aştı. Sömürü sistemleşip kurumsallaştı ve düşünce bağlamında saptırmalarla kendini haklı bir zemine konumlandırmak için kırk türlü taklalar atmaya başladı. Bu taklaların estetiğine kapılmış izlerken bizler bunun farkına varamıyoruz artık. Evet Doğu da sorgulanması gereken şeyler yaptı; ama tarihin hiçbir döneminde insan zihni böyle bir saptırmaya maruz kalmadı. Öyle bir saptırma ki bu insanoğlunun gelecege yönelik umutları iğfal edildi.

    Şu papazlar konusunda hocan- ellerinden öperim- doğru söylemiş. Ama yazdıklarını okurken aklıma Umberto Eco nun "Gülün adı" isimli meşhur romanı geldi. Çok güzel bir kitaptı ve o kitapta bir manastır hayatı anlatılıyordu. Bu manastırdada canı sıkılan papazlar vardı ve onlar daha eglenceli(!) işlerle meşgul oluyorlardı. Neler yaptıklarını yazmama gerek yok sanırım Tabi o sadece bir roman; ama batı dünyasında eşcinsel papazların kardinal olup olamayacagına dair sürüp giden tartışmaları da unutmamak gerekir. Tamda burada bizim Gökhan devreye girip "ulan saçmalamayın eşcinsellik- heteroseksüellik gibi kavramlar ilüzyondur, kurgusaldır ve aslı astarı yoktur. Toplumsal iktidar ilişkilerinin bir kurgusudur ve de bu olmasa son derece doğaldır; çünkü doğada hayvanlar da bile vardır. Sizse bu söylemlerinizle gizli ayrımcılık yapıyorsunuz. Yapmayın etmeyin, aydın insan ayrımcı olmaz.." diye "nominalist" sosyolojik bir tavırla muhabbete yalın kılıç dalar diye konuyu değiştiriyorum. :

    ______________

    Televizyonda adam konuşuyor. Şöyle bir cümle sarfediyor ve benim insana dair olumlu tüm düşüncelerim kökünden sarsılıyor.

    "Abi tavuklarımı bırakın, karımı alın....."

    Evet kuş gribi nedeniyle itlaf edilecek tavuklar yerine karısını öneren bir canlı türü. Bir tür yaratık, yok yok mahlukat!

    Şimdi o klasik "humanizma" gibi kelimeler içi boş laflar olup çıkıyor. Bu adamın neresine müsamaha göstereceksin? Bu adam ölse ne olur kalsa ne olur?

    Bizim solcular yıllarca köylülerimiz için atıp tuttular. Sonra gerçekle yüzleşince de çaresiz reklamcı olup çıktılar ki tarihin en hüzünlü aşk hikayesidir bu... Hiçbir sevgili, bizim köylülerin solcularımıza yaptığı gibi bir hayal kırıklığını sevenine yaşatmış değildir. Köy enstitüleri devam etseydi bu kesim belki birazcık evrensel düşünmeyi özümseyebilirdi ; ama o tren de kaçtı. Bügün köylülerimizin geldiği nokta bu cümleyle özetlenebilir.

    "Abi tavuklarımı bırakın; karımı alın..."

    Şimdi bu söylemin üzerine sosyal bilimci edasıyla gidip bir sürü aklama manevrası yapılabilir. Efendim işte cahil bırakılmışlık, iktidarın umursamazlığının kitleleri yabanileştirmesi vb gibi saçma sapan karşı çıkışlar olabilir. Bunlara gülüp geçiyorum. Benim çocukluğum karadenizin yüksek rakımlı köylerinde geçmiştir. Bu köylerde devletin ve dolayısıyla iktidarın kuralları geçmezdi. İnsanlar daha çok kendi kurallarıyla- siz kuralsızlıklarıyla diye okuyunuz- yaşayıp giderlerdi. Gücünüz varsa saygı görürdünüz. Yoksa herkes üstünüze gelir hayatı zehir ederdi. Aynı şeyler Anadolunun hemen her yerinde yaşanır gider.

    Bakın bu konuda çocukluğumla ilgili yazdığım bir yazıdan küçük bir alıntı yapayımda O saf temiz Anadolu kölüsünü bir görün...




    "Ah Bafra! Of'dan sonra ikinci çocukluk dönemim. İlkokulu bitirmiş, orta okula başlamışım. Hiçte romanlarda olduğu gibi dürüst olmayan kıskanç, kompleksli, ikiyüzlü, riyakar insanlarla dolu bir köy ahalisiyle geçen yıllar... İnsanların, içinde yuva yapabileceği çukurların derinliğini öğrendiğim yıllar. Birbirini delice kıskanan, kimselerin bir diğerinin en küçük bir mesafe katedişine katlanamadığı ilişkiler. Komşular arasında, akrabalar arasında, kardeşler arasında...Şaşkınlıkla izlediğimiz bu yeni ilişkiler yumağında bu insanların göstermeye can attıkları dindarlık pozları. Kuran kursuna gönderilişim. Herkese saldıran hoca efendinin deli oğluna dayanamayıp karşılık verdim diye hoca tarafından önce dövülüp camiden atılışım(Allah razı olsun) Atılmadan önce din adamlarının ne kadar iğrenç olabildiklerini çeşitli vesilelerle müşahede edebilme fırsatı bulmam. Para karşılığı muska , büyü vb yapan bir dangalağın bütün Bafra çevresinde "büyük alim" muamelesi gören saygıdeğer bir kişilik haline nasıl olup ta gelebildiğini anlayamayan ve sorgulayıp duran küçük beynim.
    Cahil insanlarla zihnin katedeceği yolculuk nereye kadardır?

    - İsmail amca şu Ay ı görüyor musun?

    - Evet?

    - Biliyor musun Amerikalılar oraya kadar gitmişler.

    - Ne dedin???

    - Amerikalılar dedim oraya kadar gitmişler, uzay mekikleriyle.

    - Seni Gavur!!!

    - ????!!!

    - Olum size okulda bu gavur laflarını mı öğretiyorlar??? Hiç Allah insanoğlunun gökyüzüne çıkmasına izin verir mi lan?? Sen bilmiyor musun gökyüzünde melaikeler olduğunu ve insanları yukarı geçirmeyeceklerini...Tabi bi kere cumaya gittiğin yok ki dinleyesin Hüseyin hafızı...(Hüseyin hafız yukarda adı geçen mümtaz! Şahıs oluyor) Sonrada böyle öküz gibi inanırsınız her şeye!!!

    - Ama İsmail amca adamların fotoğrafları bile var oradan çekilmiş.

    - Sus! Salak! Madem gitmişler neden bizim hocalardan birini yanlarına almamışlar??? Ha neden???

    - ?????!!!!!

    - Peki İsmail amca sen haklısın.

    - Zaten sende bir gariplik var. Top oynamaya kandırıyorsun bizim çocukları da

    - ?????!

    - Ne olmuş??

    - Ne demek lan ne olmuş!! Bilmiyor musun günah olduğunu??? İbrahim aleyhisselam ın kafasını kesip firavunda böyle top oynamıştı. Sizde aynı günaha giriyorsunuz.

    - İyi ama İsmail amca ikisinin ne alakası var???

    - Sana konuşma dedim. Bak beni de günaha sokuyorsun!

    - ............


    Sessiz bir çığlıktı hayat denilen. Yüreğimde softalığa karşı filizlenen isyanım kimi zaman önü alınamayan bir sele dönüşüyordu. İnsanların cehaleti nedeniyle çok ağladığımı bilirim. Cinler, akşam sohbetlerinin vazgeçilmez konuları arasındaydı ve bu yaratıkları benden başka herkes görmüştü.(?!) Şehirlerde nedense pek görülmeyen bu yaratıklar köy hayatının olmazsa olmazıydılar. Kimi zaman keçi suretinde kimi zaman ayakları ters vaziyette ahaliye görünen bu yaratıklar, bazen korkunç ve saldırgan, bazen muzip kimi zaman da anlatanın özlemlerine bağlı olarak güzel bir kız şeklinde ortaya çıkabilirdi! Acı olan insanların bizzat kendi uydurdukları bu yalanlara inanmaya ne kadar hazır olduklarını görmenizdi. Çünkü onlar, anlattıklarının aslında yalan olduğunu bilmenin rahatsızlığını, gerçekte böyle bir şey olabileceği düşüncesiyle aklayabilecekleri bir sistem geliştirmişlerdi. Bu hikayeler bürünülen gerçeklik havasıyla öyle bir anlatılırdı ki dinleyen yaşıtlarımdan hemen hiçbirinin akşam karanlıkta dışarı çıkamadıklarını hatırlarım. Ben karanlıkta gezdikçe buna sinirlenen büyükler bu hikayelerin ürkütücü dozajını artırarak vermeye kalkar; ama bu esnada kurguda beliren eksiklikler ise benim doğrularımı temellendirmemden başka bir işe yaramazdı. Sonraları onların anlattıklarına gülüp geçmeye başlayınca bana düşman kesildiklerini söylememe gerek yok sanırım. Tıpkı Eflatun un mağarasındaki o ünlü mağara adamları gibi."




    "Abi tavuklarımı bırakın, karımı alın" cümlesini sarfedebilecek kadar evrimi tersten yaşayan ve ısrarla "hominid" olmaya gayret edenlerin çok fazla olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

    Bu arada, kan akıtarak kutlayageldiğimiz ulusal kavurma bayramımız da kutlu olsun...

  8. #23
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bu mp3 leri tek tek yüklemektense nasıl bulduğumu anlatayım.
    alttaki linkden limewire programını yükleyin.

    http://rapidshare.de/files/11017085/....9.37.zip.html

    solda yukarda audio ya tıklayın aşağıda artist bölümüne chris spheeris yazın.
    ve search a tıklayıp aratmaya başlayın. bulunan dosyalar sağdaki boşlukta listelenir. indirmek istediğinizin üstüne çift tıklayın.

    bu bir dosya paylaşım (p2p yani person to person yani kişiden kişiye) programıdır. yani başkasının bilgisayarından çekiyorsundur.
    sen indirmeye başladığın sırada o bilgisayarını -olur ya..! - kapatıp giderse işlem yarım kalır. ama adam nete girdiği anda kalığınız yerden indirme işlemi devam eder.
    kolay gelsin.. takıldığınız bir yer olursa bana yazın.
    bu program ingilizce, aynı işi yapan ares in türkçe dil desteği var www.inndir.com dan onu bulup onunlada indirebilirsiniz.

    http://www.inndir.com/program.php?id=21283

  9. #24
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Nazım Hikmet, ünlü şiirinde
    …Ve kadınlar,
    bizim kadınlarımız:
    korkunç ve mübarek elleri,
    ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
    anamız, avradımız, yârimiz
    ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
    ve soframızdaki yeri
    öküzümüzden sonra gelen

    Bu şiiri 1930'da yazmış usta şair.. Üç çeyrek asır önce yani..

    Ama şiirin devamı da vardır:

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Nazım Hikmet, ünlü şiirinde[size=3
    ]…ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
    ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
    ve karasabana koşulan
    ve ağıllarda
    ışıltısında yere saplı bıçakların
    oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
    kadınlar,
    bizim kadınlarımız…[/size]

    Görüldüğü üzere; diyalektiğin Allah'ı vardır, bu şiirde..

    Hâlâ da yaşanır, Anadolu'da..

    Kadının da "insan" olduğu öğretilmemiştir ona..

    Karısı olmazsa yaşar ama tavukları olmazsa biraz daha zor yaşar.. O nedenle, ben çok görmüyorum o lafları..

    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: Pegasus
    Bizim solcular yıllarca köylülerimiz için atıp tuttular. Sonra gerçekle yüzleşince de çaresiz reklamcı olup çıktılar ki tarihin en hüzünlü aşk hikayesidir bu... Hiçbir sevgili, bizim köylülerin solcularımıza yaptığı gibi bir hayal kırıklığını sevenine yaşatmış değildir. Köy enstitüleri devam etseydi bu kesim belki birazcık evrensel düşünmeyi özümseyebilirdi ; ama o tren de kaçtı.
    "Küçük burjuva güce tapar." O "reklâmcı" olup çıkan solcularla, tavuğunu vermek istemeyen ya da anılarında bire bir yaşadıklarını anlattığın Anadolu köylüleri arasında nitelik olarak gram fark yoktur! Çizgi filmdeki He-man gibi "güç bende artık" diyenlere yöneleceklerdir.

    Evet, Köy Enstitüleri bir atlama taşı olabilirdi ama kapatılmasıyla "her şeyin sonu geldi" diyemeyiz.

  10. #25
    Üye
    andante Avatarı

    Üyelik Tarihi
    11.01-2005
    Son Giriş
    15.12-2009
    Saat
    18:11
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    811
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yahu sevgili dostlarım; bir süreliğine bir ara verdim, bildiğiniz gibi bir bayram yaşadık, gel toparla bakalım durumuna soktunuz beni. ben ki; toz kanatlı bir kelebeğim, ya bu bir şiirin mısrasıydı, ben ki yazıları kolay anlarım ama valla karışmış burası, ortalık tatlı ve haklı bir toz bulutuyla kaplı. Nasreddin hoca misali herkes haklı burda. Galiba bu sayfanın da sevimliliği burdan geliyor.

    Ve bu arada bakıyorum sevgili dostum bayke, işte size link ne haliniz varsa görün misali bir tavır içinde.....Dostum sen yinede bizim gibi teknoloji konusunda arızalı kişiler için bir kaç şarkı yerleştir buraya.

    Ama biliyormusunuz, batının din adamları her ne kadar garip kişiler olsa da müzik için çok önemli kişilerdir. Valla onlar olmasaydı sevgili dostum bayke o çok sevdiği çok sesliliği yakalamazdı.

    Adamlar o karanlık döneme başlamadan önce insanlık adına iyi ne varsa herşeyi yakıp yıkma konusunda uzmanlar bildiğiniz gibi ve tarihin derinliklerinde "karanlık çağ " diye bilinen, yani sadece ölümden sonrası hayatı düşüneceksin, bugünki yaşama dair herşeyin günah sayıldığı o dönemlerde herşeye rağmen bu durumdan kurtulmaya çalışan insanlarla gün ışığını yakalayabilmiştir..

    Müziğin bile yasaklandığı, daha sonraları halkı hıristiyan yapabilmek için kiliselere izinli ve kurallı bir şekilde müziği çıkartmaya çalışan din adamları sayesinde müzik bugünlere doğru ilk adımlarını atarken bunları düşünmemişti açıkcası din adamları.

    Ortaçağın katı bağnazlığından yavaş yavaş kurtulmaya çalışan o dönemin Avrupası beni oldukça güldüren bir müzik biçimi bulmuştur mesela.

    Motet.... Aklınızın bir köşesinde bulunsun ve bu adı bence unutmayın. Dini eserlerdir motetler ama bir özelliği vardır ki bilmenizde fayda var.

    Yavaş yavaş çok seslilik kiliseyle başlamıştır ve motetlerde üç ayrı sesin aynı anda söylenmesiyle oluşan koro eserleridir. Birinci ses kesinlikle latincedir ve bu sözlerde kiliseye övgü vardır.

    Ama ikinci ses olarak yazılan ikinci ses genellikle yerel dilde yazılır. Bunları o zamanın din adamları anlamaz zaten. Halkın kullandığı basit bir dildir. Ve bu sözlerde kiliseye ve dine küfür vardır.

    Gözünüzün önüne getirebiliyormusunuz... bir kilisedesiniz ve dini bir şarkı dinliyorsunuz, sizi bildiğiniz latince sözler ilgilendiriyor ve tanrıya kiliseye övgülerle dolu sözler arasında kayboluyorsunuz ama halk kıs kıs gülerek kiliseye küfrediyor....

    Ah hele büyük din adamı kadedralde rahip Guido Arrezzo bakmış bu sesler unutulacak gidecek, bunları daha kalıcı hale getirmek için ne yapılır diye düşünmüş düşünmüş ve o zamanın nota yazımı olan yazımı daha işler hale getirebilmek için bunlara bir ad konulmasını sağlamış.Latince bir ilahiden yararlanarak. İlahinin ilk heceleri sizlere hiç yabancı gelmeyecek;

    Utqueanant laxis
    Resonare fibris
    Mira gestorum
    famuli tourum
    sol ve polluti
    labi reantum
    sancte lonnes

    Ut sonradan değişerek do, san ise si adını alıp bugün bile kullandığımız nota isimlerine dönüşecektir.

    Ama kimse Benedit papazlarının eline su dökemez.

    Hepimizin çok sevdiği ve zevkle dinlediği Carl Orff un Carmina Buruna adlı eserini bilirsiniz. Fon müziği olarakta pek çok mekanlarda kullanırız. Örneğin mezuniyet törenlerinde: Görkemli bir müziktir ve bu müzik eşliğinde okul müdürü bilinen konuşmalarını yapar;

    İşte karşınızda ülkemizin onuru; gençlerimiz.....

    Ben ise kıs kıs gülerim.

    Carmina Buruna 13. yüzyıldan kalma sözlerle örülü bir eserdir. Ortaçağın o karanlık dönemlerinde insana ait olması gereken tüm dürtüler red edilirken, insanoğlunun gizli gizli yazdığı şiirlerdir o sözler. Şehvetten söz eder, kadınlardan söz eder, içkiden söz eder, zevklerden söz eder.İnanın poşet içinde ortaya dökülecek sözlerdir

    Yüzyıllarca papazlar tarafından saklanmış sözlerdir hemde kendi mekanlarında. 1930 yılında Carl Orff bunları yeryüzüne çıkardığında neler hissedildi bilmiyorum ama bu sözlere bakarak o papazların neler yaptığını sanırım sizlerde anlayabiliyorsunuz.

    Ah benim mavi gezegenim özellikle batısıyla oldukça ilginç bir tarihi içinde barındırır en azından müzik için.

  11. #26
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Atatürk ne demiş: yoksula balık vereceğine balık tutmayı öğret
    burdan mp3 göndermektense nasıl temin ettiğimi yazmanın daha uygun olacağını düşündüm sanemcim.
    ama bi parça var ki sypheeris'den onu sıkıştırıp koydum rapitshare'ye.
    bu tür müzikden hoşlanan arkadaşların bunu indirmesini tavsiye ederim.

    ansiklopedik bilgiler için teşekkürler. hele şu notaların çıkış noktası gerçekten ilginç. bi de merak ettim. batılı anlamda nota türk müziğine nasıl girmiş. ondan önce bizimkiler müzik eserlerini kuşaklara -nota olmadan- nasıl aktarıp icra ediyorlarmış?
    pegasus'un ve baben'in yazdıklarında topa girecek o kadar çok konu var ki gücüm yetmez..en iyisi saha kenarından izleyeyim dedim.
    çok sesli müziği severim ama aklınıza klasik batı müziği gelmesin. pop,caz,soul,blues vs vs ama ağırlıklı olarak newage i dinlerim.
    ayriyeten türk sanat müziğine laf söyleyenin kellesini uçururum

    halk müziğimiz, türkülerimizi de dinlerken mısra aralarına sokuşturulmuş erotik çağrışımlı olanları bulup çıkarmak keyif verir.
    son günlerde "armut dalda kız balkonda sallanır" diye bi türkü söylüyo i.tatlıses. hadi buyur bakalım dal ne..? armut ne..?
    bu kunuda yalnız olmadığımı geçenlerde savaş ay'ı okuyunca da anladım. aynı fikirdeymişiz.
    "indim derelerine" ise bu konunun baş yapıtı sayılır (mış)

  12. #27
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bayke
    ...
    halk müziğimiz, türkülerimizi de dinlerken mısra aralarına sokuşturulmuş erotik çağrışımlı olanları bulup çıkarmak keyif verir.
    son günlerde "armut dalda kız balkonda sallanır" diye bi türkü söylüyo i.tatlıses. hadi buyur bakalım dal ne..? armut ne..?
    bu kunuda yalnız olmadığımı geçenlerde savaş ay'ı okuyunca da anladım. aynı fikirdeymişiz.
    "indim derelerine" ise bu konunun baş yapıtı sayılır (mış)
    Sevgili bayke;

    Bir başka başlıkta bu konuya ucundan-kıyısından dokunmuştum biraz:

    http://www.engelliler.biz/forum/view...?p=88205#88205

    Hatta Pegasus da şöyle bir görüş beyan etmişti:

    http://www.engelliler.biz/forum/view...=101048#101048

    Ben onu da cevaplamıştım:

    http://www.engelliler.biz/forum/view...=101097#101097

    Savaş Ay'ı yiyim. O Amerika'yı yeni keşfetmiş. :twisted:

  13. #28
    Üye
    bayke Avatarı

    Gerçek Adı
    Kemal
    Üyelik Tarihi
    06.04-2005
    Son Giriş
    07.02-2009
    Saat
    15:10
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL/Beykoz
    Mesaj
    756
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    doğru sevgili baben hatta konuya yeni mesajlar da yazılmış
    nasıl gözümden kaçtı hayret
    halbuki son gönderilen mesajlar her gün ilk tıkladığım yerdir hepsine olmasa bile çoğuna bakarım.
    napiim ben yeni duydum diyeyiyim şu yeniçeri ağası gibi:
    yeniçeri ağası durduk yerde hahama okkalı bi tokat vurmuş
    haham şaşırmış.
    - ne oldu ağam demiş bu ne şiddet bu ne celal?
    - siz isa peygamberi öldürmüşsünüz demiş ağa.
    - ama o bin sene önceydi..!
    - olsun
    demiş ağa.
    - ben yeni duydum

  14. #29
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    :lol: :lol: :lol:

  15. #30
    Üye
    Pegasus Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.11-2003
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    18:03
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    834
    Alınan Beğeniler
    40
    Verilen Beğeniler
    19

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Andante senden başka varsa onu da istiyoruz; ama sanırım bitanesin sen

    Çok ilginç anlattıkların. Kendi adıma çok beslendim; teşekkür ederim.

    Bayke bence Baben ve benim yazdıklarıma çok fazla takılma. Biz bile takılmıyoruz. O anki modla yazdıklarımızı daha sonra reddedersekte şaşırma. Bu bir yürüyüş işte öylesine "aaa bak bir uçak" dedikten az sonra " yok ya bu bir kuş..." ardından da "yok yok bu bizim gazmannnn..." diyebiliriz. Bizde öğreniyoruz aslında. Maksat valla billa ukalalık yapmak değil. Hatta bazı konularda yanlış düşündüğümüzü bizzat o konudaki fikirlerimizi yazdıktan sonra bile farkedebiliriz. Bu nedenle konusmak, öğrenmek de aynı zamanda. Biz de hem hasbihal hem de etrafımıza bakmaya calısıyoruz aslında. Kimi zaman net kimi zaman da flu görüyoruz; e olacak o kadarda. Bu yüzden "yok araya girmeyim" ayakları yapma bize. Hem baben aikido biliyomuş.. Öyle dedi geçende...




Sayfa 2 / 10 İlkİlk 123456 ... SonSon