Toplam 4 mesajın 1-4 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    PRENSES Avatarı

    Üyelik Tarihi
    07.04-2007
    Son Giriş
    02.03-2016
    Saat
    12:13
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    6.816
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    MS hastalığıyla tanışmam bir kaç yıl öncesine dayanıyor. Bir memleket ziyaretinde daha önce sapa sağlam olan bir akrabamın yürüyemez halde olduğunu duyduğumda kendisini ziyaret etmiştim. MS hastalığı ile karşılaştığım bu ziyarette, bu hastalık hakkında ne kadar az şey bildiğimi düşünmüştüm.

    Hastadan hastaya değişken seyirli belirtileri olan bu hastalığın Türkiye'deki en iyi uzmanlarından biri olan Profesör Doktor Ayşe Altıntaş'la görüşene kadar bu hastalık benim için bir muamma olarak kalmaya devam etti.

    Ülkemizde otuz-otuzbeş bin yetişkin insanın muzdarip olduğu Multipl Skleroz'u (MS) sizler için işin uzmanına sorduk

    Ayşe Hanım nedir MS Hastalığı?

    Multipl skleroz (MS), genç erişkinlerde görülen yani genellikle 20-40 yaş arasında başlayan bir hastalıktır. MS, beyin ve omuriliğimizi etkileyen bir hastalık. İlginçtir, bu hastalığa muzdarip insanlar genellikle iyi eğitimli ,sosyo kültürel düzeyi yüksek insanlar olmasına rağmen, hastalık konusunda ciddi bir bilgi kirliliği var.

    Nasıl yani?

    MS hastalığı konusunda çok ciddi ve çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılıyor. Ancak bu bilimsel araştırmalar henüz sonuçlanmadan büyük umutlarla insanlara anlatılabiliyor. İnternette araştırma yapan MS hastaları, henüz sonuçlanmamış ve kesinleşmemiş bu çalışmaları bir tedavi umudu olarak görüyorlar.

    Henüz bir sonuca ulaşılamadı mı bu araştırmalarda?

    Bakın, hastalık tabiatı itibariyle çok değişken bir hastalık. Beyinde ve omurilikte meydana gelen tahribat, birbirinden farklı tablolarla karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla her hastanın farklı bir hastalık hikayesi var. Teşhisi de aynı oranda güç. Farklı yakınmalarla gelen insanların daha önce geçirdikleri MS ataklarını farketmeleri, hatırlamaları bazen güç olabiliyor.

    Kişiden kişiye değişkenlik gösteriyor yani.

    Evet. Hastalığın birbirinden farklı seyirleri var. Bazı hastalarda ataklar şeklinde bulgular ortaya çıkıyor ve atak tedavi edildikten sonra düzelme gösteriyor. Buna “ataklarla seyreden tip MS” diyoruz. Bazı hastalarda ise hastalık ilerleyici tipte olabiliyor, zaman içinde giderek nörolojik tablo belirginleşiyor. Bunların yanısıra belli belirsiz bulgularla seyreden ve kişide herhangi bir özürlülüğe yol açmayan bir MS tipi de mevcut.

    Peki belirtileri nelerdir?

    Bu hastalık beyin ve omurilikle alakalı olduğu için bu organlarla ilgili bulgular ortaya çıkıyor. Hastalık sinir hücrelerini ve bunların akson dediğimiz uzantılarının çevresini bir kılıf gibi saran zarı yani “miyelin” dediğimiz yapıyı etkiliyor. Dolayısıyla sinir hücrelerinden gelen emirler yeterince ve sağlıklı bir şekilde iletilemiyor. Sinir sisteminin emirleri yeterince hızlı ve etkin olarak iletilemediğinde bulgular ortaya çıkıyor Kol yada bacakta kuvvet azalması-güçsüzlük şikayeti oluşabiliyor. MS'li hastalar yeni gelişen duyu bozuklukları, bulanık görme, denge bozuklukları, çift görme yakınması ile de bize başvurabiliyorlar. Size ilginç birşey söyleyeceğim, bu hastalığa yakalanan kadın sayısı, erkeklerden fazla.

    İlginç.

    Evet. Bunun sebebi konusunda net bir şey yok. İki kadına karşılık bir erkek MS oluyor. Daha da ilginç bir bulgu var;. MS'in coğrafik olarak dağılımına baktığımızda, Kuzey Avrupa ülkelerinde hastalık daha sık görülüyor. Aynı şekilde Amerika'nın kuzeyinde de bu sayı artıyor. Bunun güneş ışınlarıyla ilgili olabileceği, D vitamin düzeyleri ile ilgili olabileceği düşünülüyor ve bu konu yoğun bir şekilde araştırılmakta.

    Yani bu hastalığın gelişmesinde güneş ışınlarının rolü olduğu düşünülüyor.

    Bilimsel veriler, dünyanın bazı bölgelerinde hastalığın daha sık görüldüğünü gösteriyor. Ama bütünüyle bundan kaynaklandığını söylememize yetecek veriler yok henüz.

    Peki bu bir yeni çağ hastalığı mı? Yani ozon tabakasının incelmesiyle ilgisi olabilir mi?

    Bu hastalık 1800'lü yıllardan beri biliniyor. Ancak o zamanlar, doğru şekilde teşhis edilebilmesi zordu ve yanlış yada eksik tanılar da konmuş olma olasılığı yüksek. Günümüzde bile hala yanlış teşhis edilen MS hastaları mevcut. MR tetkikinin kullanıma girmesinden sonra daha kolay tanı koyabilir hale geldiğimiz için, hastalık sayıca artmış gibi görünebilir ama buna dayanarak MS'e "yeni çağ hastalığıdır" diyemeyiz.

    Teşhis ve tedavide ilerleme var mı?

    Elbette. Ben 20 yıl önce asistan olarak MS'le ilgilenmeye başladığımda sadece Kortizon tedavisi vardı. Sonraki süreçte ciddi ilerlemeler oldu. Son 10 - 15 yılda önemli ilerlemeler sağlandı. Şimdi hastalık üzerinde hem atak tedavisinde, hem de atakların gelişmesini önlemede çok etkin tedavilerimiz mevcut.

    Bu sözlerinizden MS'in korkulacak bir hastalık olmadığı sonucunu çıkarabilir miyiz?

    Bakın insanlar MS'in adını andığımızda hemen ciddi bir üzüntüye kapılıyor. Çünkü MS'in felç edebileceğini, yatağa mahkum ettiğini düşünüyorlar ve paniğe kapılıyorlar. Oysa bu gerçekten yanlış bir korku. Çünkü biliyoruz ki; hastaların sadece yüzde 10'u başlangıçtan itibaren ilerleyici bir seyir gösteriyor ve ağırlaşıp, hayatlarında başkalarına ihtiyaç hisseder hale geliyor. Yüzde 10-20'lik bir kısım ise hastalık ve ataklarından belirgin şekilde etkilenmeden iyi bir şekilde hayatını sürdürüyor, geriye kalanlarda ise MS ataklarla kendini belli ediyor ve yakın hekim kontrolü ile hastalığın takip ve tedavi edilmesi gerekiyor.

    Peki hastaların ailelerine ne diyeceksiniz?

    Bu hastalıkta moral de çok önemli. Aileler hastalığın adını duyduklarında internette araştırma yapıyor ve en kötü ihtimalleri kendi hastalarına yakıştırıyorlar. Bu çok yanlış. Ailelerin hastalarına hasta muamelesi yapmamaları gerekiyor. Çünkü moral ne kadar yüksek olursa, bağışıklık sistemi o kadar güçleniyor. Zaten bu hastalıkta en büyük rolü oynayan faktörlerden birisi bağışıklık sistemi. Hastalığın başlangıcı ve gelişiminde bağışıklık sistemi hücrelerinin sinir sistemi hücrelerine karşı saldırısı ve onları tahrib edici şekilde çalışması en büyük etken. Bağışıklık sistemi hücrelerinin hedeflerini şaşırması, bir çeşit şaşkınlık ve yanlış yönlenmesi söz konusu yani. Bu nedenle bağışıklık sistemini etkileyecek olumsuzluklardan kaçınmak önemli. Kişinin psikolojik durumunun bozuk olması bağışıklık sistemini olumsuz yönde etkiliyor.

    Bu hastalıkta atakların kendiliğinden düzelmesi mümkün mü?

    Tabii ki. Bakın 2006'da çok ağır bulgularla seyreden atakları olan bir hastamızı bugün muayene ettim. Uyguladığımız tedavilere çok iyi cevap gözlediğimiz bu hastamızda bugün itibarı ile neredeyse hiçbir hastalık bulgusu kalmamıştı.


    Peki Kök Hücre Tedavisi hakkında ne diyeceksiniz?

    Kök hücre tedavisi son yıllarda büyük gelişmelerin yaşandığı bir tedavi biçimi. Pekçok hastalıkta umut ışığı olabilecek bir yöntem. Ancak henüz multipl skleroz için deneme aşamasında olan bir tedavidir. Kök hücre transplantasyonu, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavilerle birlikte uygulanmaktadır. Multipl skleroz'lu hastalar için bu beraberinde ciddi riskleri, hatta bazen ölümleri getirebilmektedir. Bu vesileyle hastalarımıza yeni tedavi seçenekleri söz konusu olduğunda doktorları ile ayrıntılı konuşmalarını, yarar/risk oranlarını dikkate almalarını öneriyorum. Aynı durum yakın zamanda ortaya atılan ve MS'in nedeninin ven dediğimiz kan damarlarındaki bir bozukluktan kaynaklandığını ileri süren görüş için de geçerli. Bu görüşü ortaya atan çalışmacıdan sonra başka araştırmalar da yapıldı hastalarda. Ancak, sonuçlar genellikle tersi sonuçlar verdi, yani MS'e neden olan şeyin beyindeki venlerle ilgili bir bozukluk olduğu doğrulanamadı. Hastalarımız heyecan ve sabırsızlıkla hastalığın nedeninin ortaya konmasını, kesin tedavisinin bulunmasını bekliyorlar ama bugün itibarı ile henüz bunu tam olarak bilmediğimizi ifade etmemiz gerekli.

    Samanyolu

  2. #2
    Üye
    sevginur Avatarı

    Gerçek Adı
    sevgi
    Üyelik Tarihi
    06.10-2010
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    kastamonu
    Mesaj
    188
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    paylaşımınız güzeldi teşekkür ederiz. ms hastaları olarak bu söylemleri ezberledik. bu hastalık bnm görüşüme ve yaşadığıma göre tamamen dengesiz bir hastalık. arada derim hatta bana uyarak davranmayın hastalığımdan kaynaklı ben dengesizim
    o kadar dengesiz bi hastalık ki aynı çeşit ms türündeki hastalar bile ayrı ayrı bi alemler hiç kimsenin ms i kimsenin kine uymadığı gibi gün içinde dakkada üşüyorken aniden terleme olabildiği gibi güzel dengeli yürüyor iken aniden yorgunluk gelip tökezleyebiliyorum da.. yediğimiz içtiğimiz yürümemizde etkili olabiliyor, moralli oluşumuz yada sinirli oluşumuz değiştirebiliyor dengemizi .

  3. #3
    Üye
    sedatif Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.10-2014
    Son Giriş
    01.10-2014
    Saat
    16:28
    Yaşadığı Yer
    İSTANBUL
    Mesaj
    1
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öncelikle Merhabalar, değerli yazınız için çok teşekkürler. Çok faydalı bulduğumu söylemeliyim.
    Önceki yıllarda sadece kortizon tedavisi vardı diyorsunuz ama hala devam ediyor kortizon tedavisi.Yada hastalık durumuna göre müdahale şekli değişiyor mu ? Kortizon tedavisi olmak zorunda mı hasta atak durumunda bu soruyada cevap verebilirseniz sevinirim.

  4. #4
    Üye
    kardelen. Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.09-2014
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    97
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Çok yorucu bir hastalık gercekten bi an iyi oluyorsun tamam diyorsun bi an geliyor dengesiz yürüyüp kötü oluyorsun nasıl birşey ya allah cümlemize yardim etsin.doktor ayşe Altıntaş a hiç mi hiç inanmıyorum bir yılımı boşu boşuna harcadı daha doğrusu hiç bir doktora inanmıyorum.