Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 56 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    rotinda Avatarı

    Gerçek Adı
    gülcan
    Üyelik Tarihi
    27.04-2009
    Son Giriş
    10.11-2015
    Saat
    15:17
    Yaşadığı Yer
    Şanlıurfa
    Mesaj
    56
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Ben de kök hücre tedavisini bekliyorum. Bağ dokusu Hastasıyım. Buna bağlı NÖROJEN MESANE hastasıyım. Sınır harabiyetinden dolayı cok buyuk ağrılar çekiyorum. NOURONTIN kullandım 2 yıl ağrılarım artınca 10 AY olldu LAYRİCA kullanmaya basladım su an kök hücre tedavisi bana çare olana kadar ikınci bir ılaç şansım yor son kullandıgın ılaçta sadece tek doz yükselte bilme sansları var. bu hastalık dogustanmış. MESANEYE etkisi 10 yıldır var. ONdan önce de bütün eklemlerimi harab etti bu illet iki kalçam PROTEZ 5yıl oldu ameliyat olalı yakında DİZİM ve OMUZLARIM dan olabilirim onlar da etkilenmiş. ard. KÖK HÜCRE hakkında bilgisi olan yassın bi umut beklıyoruz işte. allahtan Umut Kesilmez tabi. iyi günler.

  2. #17

  3. #18
    Forum Moderatörü
    mac72 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ercihan
    Üyelik Tarihi
    17.01-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    12:27
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    40.810
    Alınan Beğeniler
    53
    Verilen Beğeniler
    59
    Blog Mesajları
    10

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gazetelerin verdiği ümidi Doktorlarımız vermiyor maalesef..Ne zamana bu kök hücre diye sormaya gelmiyor hemen daha çoook uzun sürer diyorlar..Ama bilmedikleri şey "Göle su gelinceye kadar Kurbağanın gözü patlayacak..."

  4. #19
    Üye
    kardi20 Avatarı

    Gerçek Adı
    Hüseyin Çelikkaya
    Üyelik Tarihi
    17.03-2007
    Son Giriş
    16.04-2011
    Saat
    22:43
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    86
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dostlarım
    Bu tartışma ortamına naçizane bende biraz bildiklerimle katılmak istiyorum,Biraz başınızı ağrıtacağım ama yazımdan dolayıda çok fazla umutlanmanızı istemem, sükutü hayal kötüdür...
    Ben 10 senelik ALS yani motör nöron hastasıyım, İki sene evvel arkadaşım als hastası Serdar Tengiz,bilinci kapalı şekilde Ankaraya Prof Haluk Dedaya götürüldü,ve komadan kök hücre sayesinde hayata döndü. Dünyada ilk defa denenen bir yöntemle yapılan ameliyatından dört saat sonra ellerini oynatmaya başladı,ve şu anda konuşması normale döndü, yaşıyor, daha evvel hareketsiz olan bacaklarını azda olsa oynatabiliyor, kalkıp yürüyor demiyorum dikkat edin, Devamı gelmesi gerekiyordu tedavinin ama ne yazıkki bazı haset kişiler tarafından şikayet edildi savcılığa,ve kök hücre çalışmaları durdu, ne yazıkki benim randevumada 13 gün kalmıştı, Zaten kişi olarak biraz cesaretsiz olan hocayı sindirdiler, Kök hücre konusunu benden iyi takip eden varmıdır bilmiyorum ama bu işle uğraşan KATÜ,den Prof Ercüment Ovalı, Prof Haluk Deda, Ege üniversitesinden prof Serdar Bedii omay ve bunlar gibi nice proflarla yüzyüze ve saatlerce telle görüştüm. Şu andaki durum ise sözde Sağlık bakanlığı kök hücre denemelerine onay verdi, Ama üç uzman imzalı rapor gerekiyor, Denenmemiş ve sonucu bilimsel dergilerde yayınlanmamış bir tedavi için imza verecek kaç tane doktor var merak ediyorum...Umarım Sağlık bakanlığı bu yanlış kararının farkına varır. Çünki omurilik felçlileri, ms,liler, alzheimerliler ve buna benzer hastaların yaşama şansı biz ALS lilere göre çok çok fazla. Hergün bir kaç tane ALS li ölüyor. Artık ölüm haberleri almaktan, cenazelere katılmaktan yoruldum inanın... Masabaşında,sıcak koltuklarında ahkam kesenler bişey yapmadıkları bir yana,bari köstek olmasınlar,insan hayatı belki onlar için sadece sıradan bir iştir ama ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama dostlarım biz böyle sessiz sedasız beklediğimiz boyun büktüğümüz sürece onların keyiflerine tabi yaşamaya veya ölmeye devam edeceğiz. Benim teklifim şu: Sağlık bakanlığı tedavi işleri müdürlüğünü email,tel,mektup yağmuruna tutalım,eğer becerebiliyorsak bu konuyu medyaya taşıyıp seslerimizi duyuralım... Köyünde altın madeni istemeyen köylü halkımız kadardamı aktif olamıyoruz. Ağlamayan çocuğa meme yok Türkiyemde... Saygılar

  5. #20
    Üye
    exof Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.07-2005
    Son Giriş
    09.12-2017
    Saat
    22:03
    Yaşadığı Yer
    dünya
    Mesaj
    511
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    boş işler bunlar yormayın kafanızı hayatınıza bakın çözüm olursa bız burdayız
    kimi arkadaşlar dr lerden şikayet etmiş doktorun işi yok senın kok hurenle uğraşacak adam alacağı arabanın evın hayalıyle yatıp kalkıyor kök hucreylemı uğraşsın zihniyet bu işte bılımm kımın umurunda illa sırf etıket olsun dıyebirkaç makaale yazıp ortaya atılanda yok değil
    baştan sona sacma sapan bır şekılde işliyor bılımın adını batırıryorlar ( istisnalar kaideyı bozmaz)
    yanı kafayı yormayın ve hayatan gerı kalmayın hayatınızı yaşayın vesselam)

  6. #21
    Üye
    GULDEN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.07-2008
    Son Giriş
    05.11-2017
    Saat
    20:59
    Mesaj
    54
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Dün Habertürk kanalında Söz Sende programında Hücresel Tedavi ve Rejeneratif Tıp Derneği Başkanı Osman İlhan konuktu.Omurilik felçlileri için Türkiyede birkaç hastanede yakında kök hücrenin uygulanmaya başlanacağını söyledi.Bu bizim için çok umut verici bir haber..

  7. #22
    Üye
    *CEMRE* Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.07-2009
    Son Giriş
    10.08-2015
    Saat
    14:43
    Yaşadığı Yer
    TÜRKİYE
    Mesaj
    1.586
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bazı şeyler kesinleşmeden insanların kobay olarak kullanılmasına karşıyım.iyi araştıralım arkadaşlar...hep 5-10 yıl içinde uygulanacak deniyor yıllar geçti birşey yok.

  8. #23
    Üye
    GULDEN Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.07-2008
    Son Giriş
    05.11-2017
    Saat
    20:59
    Mesaj
    54
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ama hiç bu kadar yaklaşılmamıştı bunuda kabul etmek gerek..Amerikada da başlanacak denemelere.Biz araştırma safhasında olduğunu kabul ediyoruz ama hızlı ilerliyor ve bence umduğumuzdan çabuk sona ulaşılacak..

  9. #24
    Üye
    besalti20 Avatarı

    Gerçek Adı
    celal beşaltı
    Üyelik Tarihi
    15.02-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    01:44
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    1.990
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gulden hanım bunu zaten bız bızler gıbı arkadaslar ne kadar umutla beklıyoruz bılıyorsunuz.Evet sızınde belırmıs oldugunuz gıbı bu amerıkadakı denemeler sonucları dort gozle beklıyoruz ınsallah umdugumuz gıbı bekledıgımız gıbı bır sonuc elde ederız.Bu arada bu durumda bu konumda hızda bahs edıyorsunuz ama bu zaman kadar sızcede bu gıbı sorunların arastırmaların tarıh olması gerekmezmıydı.1992 ama aslında sızde cok haklısınız bu durumlarda..

  10. #25
    Üye
    Baben Avatarı

    Gerçek Adı
    Babür
    Üyelik Tarihi
    03.09-2005
    Son Giriş
    18.09-2010
    Saat
    12:56
    Yaşadığı Yer
    Konya
    Mesaj
    2.223
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kök hücreden diş üretildi

    5 Ağustos 2009

    8539762 - Kök hücre nelere çare olacak?

    Japon bilim adamları çığır açacak bir çalışmaya imza attı. Tokyo Üniversitesi uzmanları, kök hücreleri kullanarak farenin ağzında “diş” üretmeyi başardı.

    Öncelikle 5 gün boyunca kök hücreden dişin gelişmesi için gerekli olan hücreyi içeren özü üreten bilim adamları, daha sonra bunu farenin çene kemiğine yerleştirdi. 5 hafta sonra, dişin ucu diş etini yararak çıktı. 2 hafta sonraysa normal bir dişin sertliğine ve hassasiyetine sahip, yiyecekleri kolayca öğütebilen bir dişe dönüştü.

    Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada deney birçok kez tekrarlandı. Deneyin fareler üzerinde yapılmasına karşın, bunun insanlarda da “kendi dişlerini büyütmenin” yolunu açabileceği belirtildi. Böylece teknoloji hayata geçtiğinde takma dişler tarih olacak, çekilen ya da çürüyen dişlerin yerine yenilerinin çıkması sağlanabilecek.
    Kaynak: Hürriyet

  11. #26
    Üye
    KalbiMecruh Avatarı

    Gerçek Adı
    asu
    Üyelik Tarihi
    27.07-2009
    Son Giriş
    17.10-2009
    Saat
    20:53
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    4
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    acil şifalaar hherkese bu mubaarek gecede birbbiriimize dua edelim inşallahh

  12. #27
    Üye
    lazuli61 Avatarı

    Gerçek Adı
    selçuk
    Üyelik Tarihi
    27.03-2008
    Son Giriş
    14.02-2014
    Saat
    18:56
    Yaşadığı Yer
    -
    Mesaj
    463
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    bi zamanla gogusleri sisirirdiler kok hucre ile ameliyatlara belki daha gerek kalmicak

  13. #28
    Üye
    o_n_u_r Avatarı

    Gerçek Adı
    Onur
    Üyelik Tarihi
    23.04-2008
    Son Giriş
    18.04-2011
    Saat
    01:44
    Yaşadığı Yer
    istanbul
    Mesaj
    223
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: KalbiMecruh Mesajı Gör
    acil şifalaar hherkese bu mubaarek gecede birbbiriimize dua edelim inşallahh
    Tabi biz türkler duadan başka bişey bilmeyiz zaten. Biz her zaman "armut piş ağzıma düş" modelini kullunıyoruz. Dünya amerikanın peşinden koşuyor. Amerikan başkanı ağzını açıp kapatsa Türkiyede borsa inip kalkıyor. Dünya neden amerikanın değilde Türkiyenin peşinden koşmasınki. Beğenmediğimiz iran bile AİDS e karşı aşı geliştirdi. Ya biz SIFIR. Biz hep dua edelim elbet birgün armut pişip ağzımıza düşer.

  14. #29
    Üye
    siyamkanki Avatarı

    Üyelik Tarihi
    26.12-2008
    Son Giriş
    06.06-2013
    Saat
    19:40
    Mesaj
    8
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sinir Onarımını Engelleyen Protein Bulundu
    Muhakeme.net - Felç Tedavisinde Yeni Umut: Nogo Felç Tedavisinde Yeni Umut: Nogo
    Gözalıcı başarılarına karşın tıp biliminin çare bulamadığı bir sorun, omurilik yaralanmalarının yol açtığı felç. Gerçi felçli hastaları kısmen de olsa iyileştirebilmek için mekanik elektronik düzenekler geliştirilmiş bulunuyor. Hatta bunlarla biyolojik araçları birleştiren �biyonik çözümler� de tasarım ve deney aşamasında.

    Yeni denenen bir yöntem de, kök hücreler aracılığıyla yeni sinir hücreleri üretmek. Bu çalışmaların odağı, miyelin denen sinir hücre kılıfının onarılmasıydı. Oysa, yeni bir buluş miyelinin, beyin ve omurilik hücrelerinin bağ yapmasını engelleyen bir proteinin yatağı olduğunu ortaya koydu. Nogo adlı proteinin belirlenmesi, uzmanlarca sinir onarımı için geniş ufuklar açan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

    VÜCUT dokularının çoğu, örneğin kas, deri, karaciğer ve çevre sinirleri (periferik sinirler), yaralandıktan sonra kendilerini tümüyle onarabilirler. Gariptir ki, merkez sinir sistemini oluşturan beynin ve omuriliğin, böyle bir becerisi yoktur.
    Yaralandıktan sonra kendilerini hemen hemen hiç onaramazlar. Erişkin canlılarda merkez sinir sistemi, yeni nöronlar ve yeni aksonlar oluşturamaz.
    Nitekim merkez sinir sisteminin kendini yenileme (rejenerasyon) gücü çok sınırlı olduğundan beyin ve omurilikten kaynaklanan felçler çoğu kez kalıcı oluyor.

    Merkez sinir sistemindeki aksonlar acaba neden yenilenemiyorlar? Yüzyıl kadar önce Santiago Ramon y Cajal şunu gözlemledi: Beyin ve omurilik aksonları, yaralandıktan hemen sonra, uzamaya çalışıyorlar; fakat bu çaba az sonra duruyor. 20 yıl kadar önce David ve Aguayo şu ilginç gerçeği ortaya koydu: Erişkinlerde merkez sinir sistemi aksonları, bir çevre siniri grefi (nakledilmiş parça) içinde çok uzayabiliyorlar.

    Bu gözlemler şu varsayıma yol açtı: Aksonların merkez sinir sistemi içinde büyüyememelerinin nedeni, merkez sinir sisteminde bulunan oligodendrosit ve astrosit adlı destek hücreleri (Bunlara toplu olarak glia denir. Glia sinir hücreleri (nöron) arasına serpilmiştir). Schwab ve arkadaşlarıysa deneylerle şunu kanıtladılar: Omuriliğin arka kök sinir düğümlerinde (ganglia) bulunan nöronlar, hücre kültürlerinde, iletişim kurmaya yarayan aksonlarını asla oligodendrosit hücrelerine ya da oligodendrosit hücrelerinin aksonlar etrafına sardığı yağlı miyelin kılıfına uzatamıyorlardı. Bunun yerine, aksonlar çevre sinirlerine ait glia hücrelerine yöneltiliyordu. (Oligodendrositlerin görevlerinden biri, yağlı miyelin maddesini sentezleyerek aksonların etrafına sarmak ve böylece akson elektriğini yalıtmak).

    Bu deneyler sonucu, akson düşmanı miyelin moleküllerinin neler olduğunu bulmak ve onları etkisizleştirerek aksonları onarabilmek umudu doğdu. Schwab ve arkadaşları miyelinde molekül ağırlıkları 35 000 ve 250000 olan iki akson düşmanı protein buldular. Bunlara N135 ve N1250 de deniyor (molekül ağırlıkları nedeniyle).

    Aynı araştırmacılar bu iki proteine karşı IN-1 adını verdikleri bir monoklonal antikor geliştirdiler. Bu antikor, hücre kültürlerinde oligodendrosit hücrelerinin ve miyelinin akson büyümesini engelleyici etkisini ortadan kaldırıyordu. Schwab ve ekibi omuriliği yaralanmış erişkin sıçanlara IN-1 enjekte ettiklerinde, yaralı dokudaki aksonların % 5�inin kendilerini yeniden oluşturduğunu gördüler; sıçanların yürümesinde önemli düzelmeler olmuştu.

    10 yıl sonra daha da ileri bir adım atılarak, insan ve sıçanlarda Nogo geni bulundu. Bu genin yaptırdığı Nogo A, Nogo B ve Nogo C proteinleri, miyelindeki akson düşmanı maddelerin ta kendileri. Nogo A 1163, Nogo B 360 ve Nogo C 199 amino asit içeriyor. Nogo A ile sığırlardaki bN1220 ve sıçanlardaki N1-250 proteinleri aynı yapıda bulunuyor. Nogolar hücre zarını delip geçici (transmembranik) proteinler sınıfında yer alıyorlar. Bu gibi proteinlere retikülon deniyor; Nogo, retikülon ailesinin 4. bireyi: yani retikülon 4-A.

    Beklendiği gibi Nogo A, merkez sinir sisteminde miyelinde ve miyelin yapıcı oligodendrosit hücrelerinde bulundu. Çevre sinirlerinde ve çevre sinir kılıflarındaki Schwann hücrelerinde Nogo-A yoktu. Nogo B ve Nogo C bazı nöronlarda, böbrek, kıkırdak, deri, akciğer ve dalakta, Nogo C ise iskelet kasında bulundu. Merkez sinir sisteminde oligodendrosit hücrelerince yapılan miyelinin fibroblastların (bağ doku hücreleri) yayılmasını ve aksonların uzamasını, yani merkez sinir sisteminin onarılmasını ketleyici etkisi, Nogo proteinlerinden ileri geliyor. Bu ketleme Nogo proteinlerine karşı oluşturulmuş serumlarla, yani anti- Nogo serumlarıyla, ortadan kalkıyor. Nogo-A sığır, sıçan ve insandan başka sinek ve solucanlarda da bulunuyor.

    Nogo-A, IN-1 antikoruyla birleşen 250 000 molekül ağırlıklı bir protein. Nogo-B ve Nogo-C�den biri de IN- 1�le bağlanan 35 000 molekül ağırlıklı protein. Nogo-B ve C�nin akson düşmanı olup olmadığı, Nogo-A molekülünün hangi parçasının aksonları ketlediği ve Nogo-A�nın hücre zarındaki biçimi henüz bilinmiyor.

    Bu buluşların ardından bir de sürpriz geldi: Nogo-A�nın molekül yapısı, onun hücre içinde �endoplazmik retikulum� denilen borucuk sistemi içinde bulunduğunu gösteriyordu. Acaba Nogo-A oligodendrosit yüzeyine çıkabiliyor muydu? En azından endoplazmik retikulumda bulunan diğer iki miyelin oligodendrosit yüzeyine çıkabiliyorlardı. Oligodendrositlerin hücre kültürlerinde boyayla işaretleme yöntemiyle en azından bir miktar Nogo A�nın oligodendrosit yüzeyinde bulunduğu gösterildi. Fakat temel bazı sorunlar henüz çözülmüş değil. Nogo-A, canlı vücutta da tüpte olduğu gibi akson büyümesini engelliyor mu? IN-1 antikoru Nogoyu nötralize ederek akson yenilenmesini arttırıyor mu? IN-1 her ne kadar hücre kültürlerinde Nogo- A�nın akson düşmanlığını engelliyorsa da, henüz bileşimi bilinmeyen birçok omurilik proteinine de bağlanıyor. Aksonların onarılmasını ketleyen diğer moleküller de biliniyor: Örneğin aksona yol açıcı proteinlerden semaforinler, efrinler, slit ve ayrıca diğer bazı miyelin molekülleri. Ayrıca, miyelinle birarada bulunan glikoprotein (MAG) ve bazı proteoglikanlar.

    Nogo geninin bulunuşundan sonra yeni olanaklar doğdu; örneğin spesifik anti-Nogo A antikorlarının, IN-1 gibi, canlılarda akson onarımını arttırıp arttırmadığı ve Nogo proteini yapamayan gen aktarımlı (transgenik) farelerde merkez sinir sistemi aksonlarının yenilenip
    yenilenmeyeceği araştırılabilecek.

    Eğer miyelinin akson düşmanlığı yenilebilirse, akson onarımı garantilenmiş olacak mı? Son zamanlarda Davies ve arkadaşları omurilik arka kök sinir düğümlerinden alınmış nöronları beynin miyelinli bölgelerine naklettiler ve hayretle nöronların kendilerini onardıklarını gördüler. Miyelinin ketleyici etkisi yaralanmadan sonra ortaya çıkıyor olmalı; Nogonun hücrenin içinde olması da buna uyuyor. Davies akson onarımını miyelinden çok, yara bölgesinde etkinleşmiş astrosit hücrelerinin engellediğini düşünüyor.

    Fakat glia ketlemesinin tamamı önlense bile geriye bir sorun daha kalıyor: Nöronlar yaşamak ve büyümek için hayat boyu uyarılmak zorundalar. Beynin birçok bölgesinde, aksonların kesilmesi, bu uyarıcı etkenleri ciddi şekilde bozar; bunun sonuysa, nöron ölümü ve onarımın durması. Bu nedenle yaralı aksonların uzamasını sağlamak için, hem miyelinin akson düşmanlığı nötrleştirilmeli, hem de nöron büyümesi hızlandırılmalı.

    Bir başka şaşırtıcı deney: David ve arkadaşları miyeline bağışık kılınmış farelerde sinir onarımının on kat arttığını gösterdiler. Bu farelerin yarısında aksonlar omurilikte uzun mesafelere gidecek biçimde uzadılar; bu gibi farelerde felç önemli ölçüde iyileşti. Bu da bize miyelinin, akson düşmanlığını yenmemizde ne kadar yararlı olabileceğini gösteriyor.

    Omurilik ve beyin kaynaklı felçlerin kökten tedavisi belki de çok uzaklarda değil.

    Selçuk Alsan

    Kaynak:

    Bilim ve Teknik Dergisi
    .:TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi:.
    Bu yazı, Bilim ve Teknik dergisi Genel Yayın Yönetmeni Raşit Gürdilek'in onayı ile yayınlanmaktadır.

    ----------

    hakkımıza hayırlı olsun...

  15. #30
    Üye
    pashayavuz Avatarı

    Üyelik Tarihi
    09.07-2009
    Son Giriş
    09.05-2010
    Saat
    19:24
    Mesaj
    64
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    vallaha paylaşım için çok teşekkürler oldukça umut verici ve çok güzeldi.
    bencede bu tedavi çok uzaklarda değil.




Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon