Osmanlı'da seks- Kitab-ı Dâfiü'l-Gumûm (Gamları Def Eden Kitap)

KAYNAK_SABAH GAZETESİ


OSMANLI DA SEKS BÖYLE OLURMUŞ _ Kitab-ı Dâfiü'l-Gumûm
TABULARLA DALGA GEÇEN DELİ BİRADER (Gazali)

BİR UÇAN BİR DE KAÇAN

Deli Birader erkek cinselliğini her haliyle kitabına almış, fantezide sınır tanımamış. Bu kitabın yarattığı dünyanın tepesinde, mutlak egemen olduğunu düşündüğü için, 'uçana kaçana şey yapmak isteyen' bir erkeklik organı var: "Bir karı s..menin harab değirmene su salmakça ve kör kuyuya koga asmakça ve kafir makberesine mum yakmakça ve kilise duvarına mıh çakmakça ve burgu delügüne çöb sokmakça ve ölü g..üne penbe tıkmakça ve ıssız yirlere tohum ekmekçe ve eski tarlalara çift sürmekçe ve yüz asi kafir tepelemekçe sevabı vardır dirler." Köprüye ya da kilisenin çanına tokmak edilmiş, minare boyunca uzun yahut bin devenin zor taşıyacağı denli devasa penisler. Beypazarı kavunu yahut şadırvan gibi vajinalar. Yaylak ya da gümüş hokka benzeri anüsler... Tam bir panayır maymununa çevrilerek abartılan cinsel organlara kitapta, gülmecenin dozunu artıran unsurlar olarak yer veriliyor... Penis için "Ejder, orta mablag, kiri kebir, kebir, alet, zülle, palaz, kuruyacak, talgıç, oyun ağacı, kadın kız eğlencesi, ulu hatunlar dinlencesi," gibi sözcükler kullanılıyor. Vajina ise, "Zerdali, şeftali, bakla samsası, beypazarı kavunu, murdar, kovuk, zindan, sulu şeftali," diye niteleniyor. Anüs için de, "Murdar, alicenab, yaylak, gümüş hokka, künbed, hokka," gibi tabirler kullanılıyor.


16. yüzyılın önemli kalemlerinden Gazali mahlaslı Deli Birader'in ünlü eseri Kitab-ı Dâfiü'l-Gumûm, ilk kez Türkçe'ye aktarıldı. Kitapta Osmanlı sultanlarının katılarak güldüğü şehvet hikâyeleri anlatılıyor..

Mizah ve cinsellik içeren en ilginç metinlerden biri olarak gösterilen Kitab-ı Dâfiü'l-Gumûm (Gamları Def Eden Kitap), bir yandan bir fıkra seçkisi, bir yandan da kolektif korkulardan, neşelerden ve cinsel zevklerden dem vurduğu için benzersiz bir bahname (şehvet kitabı) özelliği taşıyor. Ancak ona, ne tam bir seçki ne de sıradan bir bahname dememek gerek. Kitap, Deli Birader Gazali'nin en ünlü eseri. Kitabı yayına hazırlayan AltÜst Yayınevi'nin sahibi Filiz Bingölçe'ye göre Deli Birader'in eseri, 'şiirlerle örülü, darb-ı mesellerle bezeli, nev'i şahsına münhasır bir küçücük kitapçık.' Bingölçe kitabın, Osmanlı toplumunda yaşanan cinselliğin pratiği ile fantezisini, gerçeği ile abartısını, resmi dil ve görüşün dışına taşarak, dönemin argosunu da kullanarak mizahlı bir bakış açısıyla okuyucusuna aktardığını söylüyor: "Cezalar, yasaklar ve tabularla inceden dalgasını geçiyor." Ana yapısı tamamen gülmeceye dayandırılan eser, yedi bölümden oluşuyor: Birinci bölüm nikâhın meziyetlerini ve sevişmenin faydalarını içeriyor. İkinci bölüm kulampara (aktif eşcinsel) kardeşlerin ve zampara biraderlerin arasında geçen tartışmaya dair. Üçüncü bölüm selvi boylu yalın yüzlüler ve lale yanaklı oğlanlarla sohbetin zevklerine işaret ediyor. Dördüncü bölümde gümüş tenli kadınlar ve yasemin göğüslü kızlarla oynaşmanın hazlarına yer veriliyor. Beşinci bölümde elle boşalma, rüyada boşalma, animal ilişki ve bunlarla ilgili söylentiler ortaya seriliyor. Altıncı bölümde edilgen eşcinsellerin, travestilerin ve ne idüğü belirsizlerin iğrenç durumları teşhir ediliyor. Yedinci bölümde ise gidilerin (pezevenk) ve boynuzluların aynı yolun yolcusu olduklarına ve pezevenklerle hacı anaların hallerine dikkat çekiliyor. Deli Birader kitabını Yıldırım Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'un isteği üzerine yazmış. Kitapta anlatılan çoğu fıkranın bugün bile hâlâ kulaktan kulağa anlatılıyor olması, kitabın devamlılığını ve sözlü kültürü yazıya geçirme konusundaki başarısının kanıtı. Deli Birader kitabında Türkçe sözlüğün tüm sözcüklerini hiç çekinmeden kullanmış. Kitab-ı Dâfiü'l- Gumûm, edebiyat tarihçilerince cinselliğe getirdiği mizahi bakış açısının yanı sıra, 16. yüzyılın konuşma dilini geniş argo literatürüyle birlikte vermesi nedeniyle de, klasik dönem Osmanlı nesrinin en önemli kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Filiz Bingölçe, kitabın öncelikle gülüp eğlenmek amacıyla yazıldığına dikkat çekiyor. Kitabın eşsiz bir eser olmasında sakınmasızlığın ve doğrudan anlatımların payının büyük olduğunu söyleyen Bingölçe, Deli Birader'in eserinin kimi çevrelerce 'edebiyata yakıştırılamayacak denli haylaz ve edepsiz' bulunduğunu da hatırlatıyor: "Yazar cinsel organlar, cinsel edimler ve cinsel kimlikler üzerinden yapılan çarpıtmalar ve abartmalarla mizahi bir etkiye ulaşmak istiyor ve istediği etkiyi de sağlıyor. Edebiyatı 'edep'le karıştıran bakış açısı nedeniyle Gamları Def Eden Kitap bugüne dek Latin harflerine çevrilmemiş, yüzyıllar boyunca gün yüzü görmeyen, tam metin olarak okuyucu ile buluşamayan yastık altı kitaplardan biri olarak kalmış."


KADIN DÜŞMANI
Toplumsal hiyerarşinin en aşağısında ve güçsüz olarak görülseler de kadınlar cinsellik söz konusu olduğunda erkeklere cevap verebilen, aldanmayıp aldatan, cinsel ilişkiyi onlardan daha çok isteyen figürler olarak çiziliyor. Kadınların cinsel doyumları için kurdukları tuzaklar, yaptıkları hileler ve aldatmacalar ise her koşulda çok sert tepki ile karşılanıyor: "Ne dimek olur bu bir kancık karı/ aldaya saçlı sakallı bir eri/ arvatı oynaşını ana yüklete/ koyub ev içinde kapu beklete."

DELİ BİRADER KİMDİR
Asıl adı Mehmet, mahlası Gazali, lakabı ise Deli Birader. 1466'da Bursa'da doğmuş. Klasik medrese eğitimini tamamladıktan sonra devrin önemli din bilginlerinden kabul edilen Muhyiddin-i Acemi'nin asistanı olarak meslek yaşamına başlamış. İlk resmi görevi Bursa'da Bayezid Paşa Medresesi müderrisliği. Bu sırada Sultan II. Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'un, Manisa sancağında kurduğu edebi muhit içindeki müstesna yerini alıyor. Korkut, zarif kişiliğiyle nüktedan, hoşsohbet, şair, alim Gazali'nin zevk ve sefaya düşkün tabiatıyla hemen ilgilenerek onun meclislere getirdiği taze ve kalender havanın müptelası oluyor. Gazali, Şehzade Korkut'un öldürülmesinin ardından duyduğu büyük üzüntüyle kendisini mistisizme veriyor. Müderris olarak gittiği Sivrihisar, Akşehir ve Keçiborlu'da görev yapyor. Emekli olduktan sonra Beşiktaş'a yerleşerek, burada bahçe, mescit, cami ve hamam inşa ettirmek istiyor. Zamaneden şikayet ederek dünyanın şerle dolduğunu, cihan halkının mağrur olduğunu ileri sürerek evlenmekten kaçındığını söyleyen Gazali, ömrü boyunca bekâr kalmış. Kendisinin 'bekârlar beyi' olduğunu, dolayısıyla beylere yakışan bir yerde bulunması gerektiğini söylediği bir manzum parçayı, yapmak istediği külliyenin inşasına para yardımında bulunması için Başvezir İbrahim Paşa'ya takdim etmiş ve olumlu yanıt almış. Gazali'nin hamamı, İstanbul'daki diğer hamamların kapanmasına, birçok hamamcının işsiz kalmasına yol açmış. Aleyhinde dedikodu çıkınca ve bunun önü alınmayınca, İbrahim Paşa'nın emriyle hamamın havuzunun yıkılması için 100 acemioğlanı görevlendirilmiş. Deli Birader, 1531'de Mekke'ye gitmiş ve orada vefat etmiş.

kitabı burdan sipariş edebilirsiniz
http://kitap.antoloji.com/yayinevi.asp?PUB=14266