Malte Laurıds Brıgge'nin notları
Yazar:Rainer Maria Rilke
Çeviri:Behçet Necatigil
Can Yayınları

"O bir anlamda Novalis'ten bu yana en dindar şairdi, ama onun bir dini olduğuna emin değilim."

Robert Musil

Modern edebiyatın en etkileyici şair ve yazarlarından Rainer Maria Rilke’nin tek romanı olan Malte Laurids Brigge’nin Notları, yazarın 1902 ve 1903 yıllarını geçirdiği Paris’teki gözlemlerinden kaynaklanır. Rilke’nin günce biçiminde kurguladığı bu başyapıt, bir yanıyla yazarın Paris anılarını canlandıran otobiyografik bir roman olma özelliği taşırken, öte yandan da 20. yüzyıl başında büyük kentlerde yaşanan sanayileşmenin ışıltılı sürecinin insanlar üstünde yeni yoksulluklar yaratan karanlık etkisini vurgular. Birçoklarınca varoluşçu edebiyatın ilk parlak örneği olarak kabul edilen bu yapıtta Rilke’nin bütün ana temalarını, aşkı, ölümü, çocukluk korkularını, kadının tanrılaştırılmasını ve bir “gönül meselesi” olarak ele aldığı “Tanrı” düşüncesini görmek mümkündür. Rainer Maria Rilke’nin çoktan bir modern klasiğe dönüşmüş olan bu kült yapıtını, Behçet Necatigil’in klasik niteliği kazanmış çevirisiyle yayınlıyoruz.

“Gül ey saf çelişki

Bütün göz kapaklarının altında

Hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci…”

Ölüm için söylenmiş bu dizeler Avusturya’lı büyük şair Rilke’nin mezar taşında yazılıdır. Rainer Maria Rilke….Yalnızlığın iflah olmaz çocuğu. Arayışın ve acının tilmizi…

Alman asıllı bir ailenin çocuğu olarak 1875 yılında Prag’da doğar. O zamanlar Avusturya’nın egemenliği altında olan Prag kentinde Almanlar azınlıktadır. Rilke’deki yalnızlık duygusunun tohumları daha bu dönemde yeşermeye başlar. Gerisi bildik öykülerden; Sıkıntılı ve sayrılı geçen bir çocukluk, titiz, haris ve baskın bir anne, çekinik baba, bitirilemeyen Askeri Okul, yarım kalan Hukuk eğitimi,ancak hep devam eden öyküler, şiirler, yazılar…

İçe dönük bir günce olan ve aslında kendini anlattığı “Malte Laurids Brigge’nin Notları” adlı kitabında, yalnızın “öteki” insanlarla olan kapanmaz mesafesini şöyle tanımlar:

“Yalnızlardan söz etmemiz, insanlardan fazla anlayış beklemektir. İnsanlar neden söz ettiğimizi anlarlar sanıyoruz. Hayır anlamazlar. Bir yalnızı görmemişlerdir asla; ondan tanımaksızın nefret etmişlerdir sadece. İnsanlar onu tüketen olmuşlardır. Bitişik odanın, onu baştan çıkaran sesleri olmuşlardır... Bir av hayvanı gibi barınağını sezmişler ve uzun gençliği sürekli bir takip altında geçmiştir... Fakat sonra... Bütün yaptıklarının onun canına minnet olduğunu anlamışlardır; yalnızlık kararında onu desteklediklerini ve kendilerinden sonsuza kadar uzaklaşması için yardımda bulunduklarını fark etmişlerdir.”

YALNIZLIK

Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovadan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.

Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabah döndürünce sokaklar,
umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefret içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:

Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.