GÜLMENiN ANLAMI :
Maxi-Dergi Ocak 2004 Sayı 4
"GÜLME, ESKi ZAMANLARDA, ELDE EDiLECEGiNDEN EMiN OLUNAN BiR AV YA DA YiYECEGiN MUTLULUGUNU iÇERiYOR OLMALI."
Zorlu yaşam koşulları herkese gülmeyi neredeyse unutturdu. Ekonomik krizler, agır çalışma koşulları, gündelik yaşamın doğurduğu stres ve karamsarlık, insanları mutsuz bir çoğunluğa dönüştürdü. Ancak uzmanlar, doğanın bu en ucuz ve yan etkisiz ilacından yararlanabilmek için kolları sıvadı. Bilim insanları, bugüne kadar depresyondan daha az araştırılmış "gülme"nin fizyolojisini inceleyip tarihine indi.
California Üniversitesi araştırmacılarından Paul Ekman, gülmek ve gülümsemenin milyonlarca yıl önceye, yani henüz konuşamayan hominid atalarımızın yaşadığı döneme dayandığına inanıyor. Her yabancının potansiyel bir düşman olduğu dönemlerde, gülme şu anlama geliyor olmalıydı: Elimdeki tokmağı yere bırakıyorum, sen de bırak.
GEVSEMEYi SAGLIYORDU :
Araştırmacılar, atalarımızın, bir tehlikeye karşı yaşamsal bir savaş verdikten sonra bedenlerini içgüdüsel bir şekilde gülerek rahatlattıklarını ve duran bağışıklık sistemlerini yeniden harekete geçirdiklerini tahmin ediyorlar. Ayrıca, belki "Ha ha ha!" efekti, korkarak saklanmış olan aile üyeleri ya da arkadaşlarına, tehlikenin geçmiş olduğunu haber veren bir sinyaldi. Yani, kelimenin bir tür ilk örneği.
Yavru köpekler, ceylanlar, maymunlar bedensel becerilerini geliştirebilmek için iç güdüsel olarak oradan oraya koşuşturuyorlar. Yetmişli yıllarda küçük çocuklarda mizah duygusunun oluşumunu inceleyen Paul McGhee, insan yavrularının da aynı motife uygun olarak, mizah ve fıkraları kullanıp zekâsını eğittiğini düşünüyor: "Mizah, geliştirilmiş oyun davranışının, fikirlerin soyut alanına mantıksal olarak aktarılmasıdır."
Yeni doğanların ilk başta ne fikirleri ne de mizah duyguları vardır. Uyurken gülümserler aslında, ama uzmanlar bunları, merkezi sinir sisteminin kontrolsüz gerçekleştirdiği basit tepkiler olarak değerlendiriyorlar.
MiZAH DUYGUSU OLUSUYOR :
Bebekler üç ya da dört aylık olduklarında ancak annesini, babasını, dedesini ya da kardeşini gördüğünde gerçek anlamda gülümsemeye başlıyorlar. Bir simayı tanımaya çalışmak, yavaş yavaş gelişmeye başlayan beynini o kadar zorluyor ki, bebekler içgüdüsel olarak gülümseyip gevşemeye çalışıyorlar.
aktif mizah duygusu, ikinci yaşının ilk yarısında ortaya çıkıyor. İnsan beyni soyut simgeleri bu dönemde oluşturuyor. Yeni kavradığı görüntü ve fikirleri aklında sürekli dolaştırıp duruyor. Üç yaşına gelip de kavrama yeteneği biraz daha gelişince, kurşun kalemi dişlerini temizlemek, yemek kaşığını telefon etmek için kullanmaya çalışıyor. Bazen "anne" yerine kıkırdayarak yanlışlıkla "baba" diyor. Bu dönemde çocuk sadece şematik simgeleri değil, özellikleri de birbiriyle ilişkilendirmeye çabalıyor. Dolayısıyla, köpek görüntüsüyle "miyav" sesi bir araya gelince gülmeye başlıyor.
Altı yaşına geldiğinde, mizah anlayışının merkezine konuşma yeteneğini mükemmelleştirme çabası yerleşiyor. Bu yaştaki çocuk, kelime oyunlarıyla, uyaklı konuşmalarla ya da popo, pipi gibi cinsel içerikli esprileriyle küçük tabulara savaş açıp, büyükleri tahtlarından etmeye çalışıyor.
insan :
On iki yaşına kadar, soyutlama yeteneğinin gelişmesine paralel olacak şekilde, hep daha karmaşık fıkralarla zekâsını eğitiyor. Bu dönemden sonra entelektüel ve mizahsal gelişim tamamlanıyor.
iLK ÇOCUK DAHA ÇOK GÜLÜYOR :
Bazı araştırmalarda ilginç sonuçlar elde edildi. Evde gülecek şeyi az olan çocuklar, arkadaşlarına oranla daha çok mizah duygusuna sahiptiler. Yine ailenin ilk doğan çocukları, şımartılan diğer kardeşlere oranla daha çok gülüyorlardı.
14 yaşından itibaren en üst sınıra ulaşan mizah ve eğlence duygusu hızla zayıflamaya başlıyor. Daha 30 yaşındayken insanların yüzde 5-10'u öyle ciddileşiyor ki, Woody Ailen gibi "zamanın büyük bölümünde eğlenmiyorum, geri kalan bölümünde ise hiç eğlenmiyorum" diyecek kadar.
Paul McGhee, özellikle de günlük stresin, oyuncu ruhunu öldürdüğü böyle insanlara gösteriler ve kitaplarla mutlu bir dünya portresi çizmeye çalışıyor. Bu konuya en çok vergi memurları, acil telefon merkezlerindeki görevliler, müdürler, hemşireler, kanser hastaları gibi hedefe odaklanmış, sorumluluğunu bilen ve bir şeylerden korkan insanların ilgi gösterdiğini belirtiyor.
Profesör onlara, çocukların okuyarak eğlendikleri çizgi romanları, karikatürleri ve kitapları öneriyor. Çocukluk çağlarındaki oyuncu ruhu yeniden nasıl kazanabileceklerini, günlük sorunlardan uzaklaşıp gülerek nasıl iyileşebileceklerini öğretiyor. Herkese İngiliz filozof Bertrand Russel'ın şu tezini hatırlatıyor: Gülmek, en ucuz ve en verimli ilaç. O mucizevi ve evrensel bir ilaç.
HAYVANLAR DA BiZiM GiBi GÜLERLER Mi?
Neden insanın mizah duygusu var da gorillerin yok? Gıdıklanan şempanzelerin hummalı nefes alıp vermeleri gülme eylemi için bir ön basamak olabilir mi?
Rus araştırmacılar, bakıcılarına dışkılarını fırlatarak çok eğlenen maymunlar gözlemişlerdi. Fillerin hortumlarıyla çıkarttıkları bazı seslerin gülmeye karşılık geldiği sanılıyor: Özellikle birbirlerine su fışkırtırken çıkardıkları seslerin... Ohio'daki Bowling Green Devlet Üniversitesi laboratuvarlarında sıçanlar gıdıklanarak deneye tabi tutulmuşlardı. Sıçanlar, 5000 hertzlik ıslık sesleriyle tepki vermişlerdi. Bunun bir gülme krizi olduğu sanılıyor.
GÜLMENiN FiZYOLOJiSi :
Mizah, eski çağlarda "sıvı"ya karşılık gelen kelimeden türetilmişti. O, vücuttaki sıvıları dengeye getiren bir tedavi aracıydı. Los Angeles'taki Loma Linda Yüksek Okulu'nda görevli 60 yaşındaki immünolog Lee S. Berk, neşenin vücut sıvılarıyla olan ilişkisini araştırdı. Kanadalı araştırmacı, masraflı deneyler yaparak, gülme sayesinde vücudun daha çok bağışıklık maddesi salgıladığını kanıtladı.
Gülme ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için, önce immun sistemi inceleyelim: Vücuda bakteri ve virüsler girdiğinde T-hücreleri bu yabancı organizmaları hemen tanıyor ve bağışıklık sistemini harekete geçiriyor. Hormon benzeri bir madde olan gamma interferon çok sayıda bağışıklık maddesinin salgılanmasını uyarıyor ve sonraki bütün işlemleri koordine ediyor. Üretilen antikor-proteinler içeriye giren organizmaları yakalıyor, katil hücreler de öldürüyor.
GÜLMEK BAGISIKLIK SiSTEMiNi GÜÇLENDiRiYOR :
Loma Linda'da yapılan çalışmada 70 denek komedi filmleri izletilerek güldürüldü ve bu arada damarlarına takılan kateterden kan örnekleri alındı. Yapılan incelemelerde bu kişilerin kanlarındaki gamma interferon düzeyinin yükseldiği ve T-hücresi, katil hücreler ile antikorların sayılarının arttığı saptandı. Bu kişilerin kanlarında bir gün sonra bile, aynı anda sıkıcı bir film izlemiş olan karşılaştırma grubuna oranla daha çok bağışıklık maddesine rastlandı.
Elde edilen bu sonuç, birçok araştırmacının ilgisini çekti. Ancak bağışıklık sisteminin verdiği bu tepkinin nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. Hipotalamus ile böbreküstü bezi kabuğu arasındaki kimyasal iletişimin
önemli rol oynadığı sanılıyor.
Vücut sıvılarımızın eski çağlardan bu yana görevi, bizi, fiziksel tehlikelere karşı sağlam tutmak olmuş. Bu nedenle böbreküstü bezi kabuğu, stres döneminde vücutta oluşabilecek enfeksiyonları önleyen, fazla enerji harcamaması için bağışıklık sisteminin tepkilerini frenleyen ve yaşamsal tehlike durumunda, saniyeler içinde vücuttaki gücü kol ve bacak kaslarına aktararak atalarımıza yardımcı olan kortizol hormonunu üretiyor.
STRES ENERJiYi TÜKETiYOR :
Günümüzde yaşanan uzun süreli stresler, bağışıklık sistemini bloke eden kortizolün değerini sürekli normalin üstüne yükseltiyor ve gücü zayıflatıyor. Berk'in yaptığı deneylere göre gülmeyle birlikte beyin, böbreküstü bezi kabuğuna "gevşemesi" için talimat veriyor ve kandaki kortizol düzeyi neredeyse yan yarıya düşüyor.
Gülme, agrıları da dindiriyor.
Bu varsayım Amerikalı gazeteci Norman Cousins'a ait. Ağır bir omurga eklemi enfeksiyonuna yakalanan Amerikalı gazeteci, "Hepimizin İçindeki Doktor" adlı kitabında, komik kitaplar okuyarak ya da komedi filmleri izleyerek kendi kendine yaptığı gülme terapilerinin hastalıktan kaynaklanan ağrılarını hafifletmede yardımcı olduğunu yazmıştı. Oysaki test bulguları sonucunda doktorları tedaviye son vermişlerdi. Gülmenin beyindeki ağrı merkezlerine ya da vücut tarafından salgılanan opiatların üretimine etkisi olup olmadığı henüz bilimsel açıdan kanıtlanamadı.
Gerçi fıkra dinlerken ve gülerken, beynin farklı bölgelerinde bulunan 100 milyar sinir hücresi harekete geçiyor. Ancak aralarında bir iletişimin varlığı konusunda yeterli araştırma yok.
GÜLME TÜRLERi :
California Üniversitesi'nde görevli Paul Ekman da gülmeyi araştırıyor. Ekman, binden fazla kişinin yüzündeki 43 kasın, korku, iğrenme, şaşırma, kızgınlık, üzülme ve sevinç duygularının yaşarken nasıl çalıştığını inceledi ve 18 tür gülme tanımladı. "Sadece neşeli olduğumuz zaman gülmeyiz" diyor uzman.
Örneğin dişçi koltuğunda otururken "sıkıntılı" güleriz, kendini beğenmişler "aşağılarcasına" gülerler, bir olayı tasdiklerken "onaylarcasına" güleriz, birisiyle karşılaşınca "nezaketen" güleriz. Ancak bu 18 temel gülme çeşidinin içinden sadece bir tanesi Spontan neşenin ifadesi: Yanak kası (zygomaticus majör), ağız kenarlarını simetrik olarak yukarıya doğru çekiyor ve göz kenarlarında kuş ayağı gibi kırışıklıklara yol açıyor.
Sadece yanak kasları ve orbicularis oculi adı verilen göz kasları mutluluğun ifadesinde görevliler. İnsanın yüz ifadesinden anlaşılamasa bile, kişinin ne kadar eğlendiği yanak kaslarındaki küçük elektriksel sinyallerin ölçülmesiyle anlaşılabilir.
Ortaçağ'da mutlu bir gülümsemenin ve kahkahanın merkezinin dalakta olduğu sanılıyordu. Bugün neşelenince beyin kökünün kaslara sinyal gönderdiği biliniyor. İnsan evrim tarihinin başlangıcından bu yana var olan bu beyin bölgesi yaralandığı takdirde, göz kenarlarının kırışmasıyla oluşan Spontan gülme yapılamıyor. Sadece "nezaketen" ve "sıkıntılı" bir şekilde dudaklar geriliyor.
Bilinçli düşünmenin gerçekleştirildiği beyin kabuğu zarar görmüş hastalar, bilinçaltından kaynaklanan gülmeyi artık bastıramıyorlar. Dudaklar ve göz kapaklarının kenarları sevinçle kenarlara doğru yayılıyor, alnın arkasındaki beynin sol prefrontal lobundan elektriksel dalgalar yayılıyor. Bu bölge, genellikle olumlu duygular yaşandığında harekete geçiyor.
Mimik uzmanı Paul Ekman ve arkadaşı nöroloji uzmanı Richard Davidson, alnın sol arkasında bulunan Spontan mutluluk faaliyetinin yapay yoldan oluşturulup oluşturulamayacağını merak ettiler. 14 öğrencinin kafasına elektrotlarla donatılmış gri bir likra şapka taktılar ve bu elektrotlar aracılığıyla zygomaticus kaslarını harekete geçirerek, göz kenarlarında kırışıklıklar oluşturacak şekilde yapay yoldan gülümsemelerini sağladılar.
Ve beklenmedik bir sonuç elde ettiler: Yapay gülümseme sırasında da alnın sol arkasındaki beyin bölgesinde bulunan sinir hücreleri, Spontan gülümseme sırasındaki kadar hareket halindeydi. Başka bir deyişle, aynanın karşısına geçerek göz ve yanak kaslarıyla bir mutluluk gülümseyişini taklit ederseniz, Cem Yılmaz'ın stand-up şovunu ya da Friends dizisini izlemeden de kendinizi mutlu hissedecek, rahatlayacak, hatta bağışıklık sisteminizi
güçlendirmiş olacaksınız.
Böyle bir sonucu kimse beklemiyordu. Duygularda, anılardan mimiklere kadar her şey birbiriyle bağlantılı. "Bu deney için belki gülme ifadesi yerine, yüze gülme talimatını veren impulslar bile yeterli olabilirdi" diyor Ekman.
Paul Ekman'ın "sessiz gülme" üzerine yaptığı ayrıntılı araştırmalar, garip bir sonuç daha verdi: "Gülmeyi, bütün diğer mimiksel duygu ifadeleri arasında çok uzak mesafelerden (90 metreye kadar) bile kolayca seçebiliyoruz. Doğal şekilde gülümseyen birinin yer aldığı bir fotoğrafa bakarken bile, yanak kasları tepki olarak ağzı kenarlarından yukarıya doğru çekiliyor ve kendini belli ediyor."
BEYiNDEKi GÜLME DEVRELERi :
Nörologlar, nükleerspintomografiler yardımıyla toplu halde, fıkra dinleyerek ve gıdıklanarak gülmenin beyne farklı şekillerde yansıdığını saptadılar. Bulaşıcı gülme: Toplu halde atılan kahkahalar prefrontal korteksi uyarıyor. Bulaşıcı bir kahkahaya yakalanılmışsa, bu bölge, "tamamlayıcı motorsal alan"ı (SMA) harekete geçiriyor ve gülme eylemini başlatıyor. Bu arada, mutluluk duygusunu veren nucleus accumbens de uyarılıyor.
Komik fıkra Bir fıkranın anlaşılmasından beynin her iki tarafı da sorumlu. Tomografilerde sağ ve sol temporal lobların arka bölümündeki alanlar dikkat çekiyor. Dile ait esprilerde, sol frontal lob da harekete geçiyor. Prefrontal korteks de fıkraya gülünüp gülünmeyeceğine karar veriyor.
Gıdıklama: Bir kimse beklemediği anda gıdıklanırsa beyincik, gülmeye yol açan SMA ya sinyal gönderiyor. Gıdıklanma sırasında gözlenen katılma hareketini sağlayan öndeki "girus cinguli"yi de aktif hale getiriyor.