Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    ayhan yarıcı Avatarı

    Gerçek Adı
    ayhan yarıcı
    Üyelik Tarihi
    24.01-2005
    Son Giriş
    19.11-2015
    Saat
    19:06
    Yaşadığı Yer
    ADAPAZARI
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Aslında aptal biriyim ben. Cidden…
    Çevremdekilerin gazına bakmayın.
    Aptal olmasam bu kadar çok şey gelir miydi başıma. Bu kadar çok hayal kırıklığına uğrar, bu kadar çok yıkılır mıydım? Hep güvendiğim dağlara kar yağar mıydı?
    Yaşım 40 benim...
    Hala aptalım…
    Küçükken başladı içindeki bir şeyler yapma heyecanı. Hem de utanmadan.
    Fiziki görünümüme, engelime bakmadan.
    Terbiyesizlik değil mi bu yaptığım.
    Hem engelli olacaksın, hem de tiyatro oyunların yazıp yöneteceksin ilkokulda. Bu arada ilkokula 12 yaşımda başladım. Hem de 2. sınıftan…
    Bu yetmedi bana, konservatuara heveslendim. Sonra engellilerin konservatuara giremeyeceğini öğrendim.
    Üzüldüm. Ama yılmadım. Alaylı olurum dedim. Alay ettiler.
    Sonra özel radyolar girdi hayatımıza.
    Bir sayfa metinle girdim radyoya. Beğendiler. Hayret ettim. Engelime değil, yaptığım işe bakmışlardı. Sevindim, gaza geldim. Çok daha iyilerini yapmaya başladım.
    Yapımlarım dinleniyor, diğer radyolarda adım dolaşıyordu.
    “ Adam çok iyi beee! “ diye.
    İlk yerel TV…
    Onu da Sakarya’da biz kurduk. Tavan arasından canlı yayın…
    Sonra daha iyisi açıldı. Bölgesel…
    Aletler profesyonel, yönetim profesyonel…
    Ders veren hocalardan biri özel olarak ilgilendi benimle.
    Yönetmen olacağım dedim.
    -Yönetmen olunmaz, doğulur dedi.
    5 ay sonra ilk programımı çektim. Tereddütsüz yayınlandı ve 26 bölüm devam etti.
    Reklam filmleri, haber programları, müzik – eğlence programlarının hem yapımcılığını hem de yönetmenliğini yaptım. Hatta çoğunu özenle kendim montajladım.
    Bütün bunları yaparken çok pişkindim. Hiç utanmam – arlanmam yoktu.
    Bütün bu işleri yaparken de kimse bana;
    - Sen sakatsın, yapamazsın demedi.
    Galiba onların da aklından zoru vardı.
    İki sanatçıya iki klip çektim. Görenlerin de aklından zoru olacak ki, tebrik ettiler.
    Artık nihayet istediğim yerdeydim. Mutlu ve verimliydim.
    Bir gün İstanbul’dan aradılar. Bir kanala dizi çekilecekmiş. Bir engelli oyuncu lazımmış.
    Oynar mısın dediler…
    Yine utanmadan, sıkılmadan, çapıma ve çevreme bakmadan “ olur “ dedim.
    13 bölüm ikici başrol oynadım.
    İlk kez bu işlerden iyi bir para kazanmıştım.
    Ama bu yıllardır içimi kemiren, beni deli eden şeye çözüm bulmam gerekiyordu.
    Uzul uzun yıllar önce, ben daha çocukken. TRT ekranlarında bir program vardı. “YAŞAMA SEVİNCİ “ daha sonrasında bu programı yapan abi, Engelliler Federasyonu Başkanlığı yaptı yıllarca.
    İşte bu programda engelini aşmış! Engellileri ekrana çıkarıp millete “ allahhhh… La ilahe illallah “ çektirirdi. Çünkü onlara göre kendi başına soyunan, evet evet soyunan. Banyo yapan engelli, kendini aşmış engelli sayılıyordu.
    Resmen ekran karşısında engelliyi donuna kadar soyunduruyorlardı. Ve küvette banyo yaptırıp, Örnek engelli ilan ediyorlardı.
    İşte o günlerde bu tablo nasıl beynime işlenmişse… Nefret ettim.
    Daha sonraları çekilen bazı filmlerde, (sözüm ona engellilerin sorunlarını anlatan filmlerdi bunlar ) pencere önünde oturup, gelip geçen karılar hakkında iğrenç fanteziler kuran engellileri anlattılar. Ya da, pisikolojik sorunları olan, intihar eğilimli sakatları profesyonel oyuncular oynadılar!
    Aptalım ya ben…
    Bu iş böyle anlatılmaz. Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar diye kafa patlatmaya başladım. O oynadığım dizinin çekimlerinde başladım yazmaya… Bu iş o iğrenç filmler yada neye hizmet ettiği belli olmayan programlarla bir yere varamaz, bu işi mizahla anlatmalıyız diye düşündüm ve yazdım. Biri görme diğeri bedensel engelli iki arkadaşın hikayesini yazdım.
    Projeyi hangi yapımcıya sunsam. “ Çok güzel proje ama olmaz, tepki alırız “ dedi.

    Hâlbuki, bir şeyi anlatmanın en iyi, en etkili yolu mizahtı. Kimseyi inandıramadım…
    Bir süreliğine bu işe ara verdim.
    Akıllanmadım.
    Hayatımda önemli yeri olan anılarımı bir araya topladım. Mizahi boyutunu da yakaladım. Arkadaş ortamında anlatıp gülüşürken, aklıma geldi; “Neden bunları bir sahnede, seyirciye anlatmıyorum.”
    İlk organizasyonu müthiş bir maddi zararla gerçekleştirdim. Ama tahminlerim tutmuştu. Gelen izleyici Gülmüştü.
    İş büyümüş, ben İstanbul, İzmir gibi şehirlerde tek kişilik gösteri yapıyordum. “ Yüzyılın En Sakat Gösterisi “ SPASTIC SHOW.
    Bendeki aptallık olayı artık yerini HIYAR’lığa bırakmıştı. Bu gösteri için destek arayıp daha geniş kitlelere ulaştırmak için herkese, her kuruma teklif yazdım. Hiç cevap gelmedi.
    Hatta hatta, TSD Türkiye Sakatlar Derneğine sayısız mail attım, kendimi ve gösterimi tanıtan.
    Peki bilin bakalım ne oldu?
    Ne iyi, ne kötü bir cevap bile alamadım.
    Gösterilerime medyayı davet ettim, gelen olmadı.
    Sonra da çıkıp utanmadan her türlü engellinin yanındayız diye hava atarlar.
    Bir gün internette bir haber dikkatimi çekti… Özida ile TRT protokol imzalamış. Ne güzel…
    Haberin detayını incelediğimde sevinçten uçtum. Çünkü protokolün haberine göre Ayrıca toplumun özürlüye bakışındaki hataları ve özürlülerin toplumdan beklentilerini işleyen bir dizinin çekileceğini anlatan Güven, dizinin başrolünü bir engellinin oynamasının planlandığını ifade etti.Diye yazıyordu.
    Hemen yıllar önce rafa kaldırdığım dizi projemi çıkardım. Ufak revizelerle günümüze uyarlayıp, duygusal komedi tarzında sunuma hazırladım.
    İyi de TRT bu, elini kolunu sallaya sallaya gidemezsin. Yol yordam lazım.
    Önce Özida’yı arayıp halimi arz ettim. Çok sevindiler. Bize getirin biz TRT’ye sunmanıza yardım ederiz dediler. Ne büyük mutluluk benim için.
    Derhal can dostum, ağabeyim. Prof. Dr. hocamı aradım. ( Kendisi özürlüler adına sayısız çalışmalar yapmış, bir çok kitap yazmış ve kitaplardan birine bu hıyarı da konu etmiştir. )
    Bir engelli aptal, bir Profesör ve bir yapımcı tuttuk Ankara’nın yolunu.
    Özida da hoş karşılandık. Ta ki işin olması gereken şekliyle olmasına gelene kadar.
    TRT ‘ye bir proje teklif ediyorsunuz ve bu teklifin normlara uygun olması gerekiyor.
    Projeyi başından okuması gereken sayın başkan kıçından okumaya başlıyor ve bütçe kısmını görünce kaba tabirle BİZ BU İŞTE YOKUZ diyor.
    Neden?
    Bu işte maddiyat var, bizim bu işin içinde olmamız doğru olmaz diye zırvalıyor.
    İnsanın aklına şu soru geliyor. "Ulan bu protokole imza atarken aklın neredeydi."
    Koskoca dizi film çekilecek ve öpücük karşılığımı yapılacak.
    Neyse, teklif dosyasından bütçe ve yapımcı şirkete ait kısımların çıkarılması şartı ile TRT ye gitmeyi teklif ediyor başkan. Yapımcının bu şekilde proje teklifi verilmez uyarılarına Bayan Başkan Yardımcısının “ bize TRT ye nasıl teklif verileceğini öğretmeyin “ uyarısı balyoz gibi iniyor beynimize.
    Bu lafı söylediği kişi yapımcı… Bu lafı bir yapımcıya söylüyor Hanımefendi…
    İstenilen bölümler sunum dosyasından çıkarılıp TRT ye gidiyoruz. Bayan Başkan Yardımcısı ile birlikte.
    Görüşeceğimiz kişi, TRT Genel Müdürü Danışmanı. O da engelli.
    Adam ( Adam gibi Adam ) ayakta karşılıyor bizi. Bana ayrı bir ilgisi, ayrı bir alakası var.
    Projeyi sunuyoruz. Hemen okumaya başlıyor. ( Bu arada edindiğimiz son bilgilere göre Özida da bu projenin bir sayfası bile daha okunmamış )
    Adam hem okuyor, hem sorular soruyor ve son sayfaya geldiğinde “ bu proje eksik “ diyor.
    Bütçeyi ve yapımcı şirketi kast ediyor. O anda biz beceriksiz insanlar sınıfına giriyoruz.
    Durumu usulüne göre izah ettiğimizde ise sadece derin derin kafasını sallayıp, iç çekiyor.
    Sayın Danışman teklifimizi çok beğeniyor ve fenomen olacağını iddia ediyor. Seviniyoruz.
    Ve geçen sene ramazandan bu yana projemizin TRT denetiminden geçmesini bekliyoruz.
    TRT’ye diyecek hiç lafım yok, çünkü onlar kendi prosedürüne uymak zorunda.
    Lafım başkalarına…
    Bu arada Özida ne mi yapıyor?
    Hiiiiiç…

    Bu iş sosyal sorumluluk projesi, bu dizi aile dizisi, bu dizi topluma bir engelli ile nasıl yaşayabileceğini anlatan bir dizi ve bu dizi engellilere örnek olup, onları hayatla barıştırıp rol model olabilecek bir dizi.
    Şimdi siz söyleyin, ben aptalın, hıyarın tekiyim değil mi?

  2. #2
    Üye
    Sema Avatarı

    Gerçek Adı
    Sema
    Üyelik Tarihi
    28.07-2004
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    17:16
    Yaşadığı Yer
    A.
    Mesaj
    4.345
    Alınan Beğeniler
    33
    Verilen Beğeniler
    17
    Blog Mesajları
    28

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    " Büyük insanların büyük fikirlerine , küçük düşünen küçük insanlar tarafından zarar verilmeye çalışılır " diye bir söz okudum bugün ... Siz büyük düşünmeye devam edin . Hedeflerinizi yüksek tutun elbet bir gün karşılığını bulur ve anlaşılır.

  3. #3
    Üye
    karakaya Avatarı

    Gerçek Adı
    Musa
    Üyelik Tarihi
    30.07-2005
    Son Giriş
    02.11-2017
    Saat
    09:18
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    858
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    5

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sen hıyar değilsin be kardeşim,adam gibi adamsın lakin hıyarlarla muhatap olmuşsun hep.

  4. #4
    Forum Moderatörü
    mac72 Avatarı

    Gerçek Adı
    Ercihan
    Üyelik Tarihi
    17.01-2009
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    16:21
    Yaşadığı Yer
    Antalya
    Mesaj
    40.810
    Alınan Beğeniler
    53
    Verilen Beğeniler
    59
    Blog Mesajları
    10

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sizi tebrik ediyorum arkadaşım hıyarlığınızdan dolayı...Umarım Hıyar olmaktan asla vazgeçmezsiniz..

  5. #5
    Üye
    ayhan yarıcı Avatarı

    Gerçek Adı
    ayhan yarıcı
    Üyelik Tarihi
    24.01-2005
    Son Giriş
    19.11-2015
    Saat
    19:06
    Yaşadığı Yer
    ADAPAZARI
    Mesaj
    76
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Hıyarlığa devam diyorsunuz yani....
    Ben hıyar olmasına olayım da, benden cacık olmayacağı kesin...
    Güzel düşüncelerinize sonsuz teşekkürler arkadaşlar...