Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 32 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Kapının Ardında Kaldı...

    Ardında kapının, hayali çocuklarımızın
    Neşeli bağırtıları,
    Umudunla beslediğin, solmayan kahverengi çiçek,
    Camdan yapılmış gül'ün kutusunda ,karakalem portremiz,
    Kelebek desenli ,gri ,metal ve yanmayan çakmağım kaldı.

    Ardında kapının,
    Kazandığım yokluğun, kaybettiğin hasretim,
    Şüphelere yenik kararın, Öfkelere mapus sabrım
    Tek kişilik sabahlara sığdırdığım,
    Çift kişilik düşlerim,
    Nefrete boyadığın sesinin arkasında, sakladığın özlem melodileri
    kaldı.

    Ardında kapının,
    Ben zamirinin ağırlığından yorulan,
    Hüzün gözlü adam,
    Bekleyişlere hapis olmaktan,
    Vuslatın geçmişte kaldığını
    Unutan kadın,
    Saatlerin nihayetinde, anları sonsuzlaştıran,
    hatıra olmanın yükünü kabullenmiş
    Yaşandığındaki güzelliği ,
    Anıldığında büyük bir acıya dönüştüren;
    Sevdamız kaldı.

    LACİVERT.

  2. #17
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    23

    Öfkenin zirvesinde, yüzüme değen çaresizlik rüzgarları
    sevinç değil, hüzün değil
    bunlar nefretin kanlı gözyaşları
    Gururun bu en kırılgan noktasında, tonluk dertlere hamal olan yürek
    Yaş 23 , hayatın en dalgalı suları
    Güvenilen dağlardan yükselen dedikodu dumanları
    Çocukluk mu bu yoksa olgunluk mu
    Çelişkili ilişkilerin, kirli yüzünde içime batan inançsız tebessüm
    Sonunda ben oldukça hep aynı gurbetin yolları
    Ayrı gurbetlerin, robotsu , soğuk metal sabahları
    Kaçışı elinden alınmış firarilerden hiç değilim
    Firari zamanın , kaçık sistemlerinde bir dişli gibi
    Gacır gucur buluyorum yerimi
    Her defasında aynı ağrı, aynı çarkın parmaklığı olmayan hapsi
    Değişen insanlara karşı değiştiremediğim hislerim
    Sevda, başımda kavak yangınları
    Ruhumu üşüten tuzlu deniz çıplakları
    Aşk, istikbal formülünde yutan eleman
    Yuvarlaklar siyahlaştıkça, kaybediyoruz kazandıklarımızı
    Hayatın her yeri devletin sınav sorusu,
    Ki öyle yanlışlarımız var bütün doğruları mahveden
    Yaş 23, hayatın en hırçın fırtınaları
    İçki tadında, dostların gözlerine bulanan
    Basit, korkulu ve alkolik gelecek kaygısı
    Çocukluk aşkı kadar masum,
    Sınıfta kalma riski kadar heyecanlı,
    Ve karasevdanın pusuya düşürülmüş hali gibi tutkulu,
    Gerçeğin yüzdesine vurduğunda, en değersiz rakamın can bulduğu
    Sonunu senin bile bilmediğin hayallerin.

    lacivert

  3. #18
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yaşamak istiyorsan, YAŞATMALISIN


    Senin kimle çıktığın beni o kadar alakadar etmiyor.Beni kıskandırmaya çalışmanın,sana bir şey kazandırmayacağını bilmelisin.
    Seni suçlamıyorum.
    Sadece hislerini dile getirmekten çekindiğini söylüyorum.Çünkü sen bunu zayıflık olarak algılıyorsun.
    Belki asıl korkun;
    birini sevince hayatın sana yükleyeceği sorumluluk duygusu yada daha kötüsü ayrılık seni ürküten.belkide incitilmekten korkuyorsun.
    Ama ben incitileceğimi bilerek girebilirim,
    girebilirim başka bir yüreğin en yalnız köşelerine.

    Neden mi?

    Nedeni; bir yüreği iyileştirmek için yaralanmaktan korkmam.Korkum birgün içimdekileri yazamamak.
    çünkü yazmak zorundayım hislerimi, yazdıkça tüketmeye çalışıyorum gözyaşlarımdaki lekeleri, ruhumdaki yırtıkları kelimelerimle dikiyorum. Bir bilsen o kadar yama varki her giden melekten hatıra.
    Hatta bazen senin gibilerin hislerini bile;
    yani , çekingenliğin kalka nı ardından, özlem dolu gözlerle bakanların hislerini bile yazıyorum.
    Doğru; yazmak insanları ve sevdaları, zor hemde geçmeyecek yaralarla yaşıyorken.
    Evet ben yaralıyım ama sen öyle yaralar almak uğruna savaştınmı hiç
    kazananları alkışlamak yerine,kaybedenleri kazanmayı denedinmi
    dostum.
    Yüreğin için ,içinde bastırdığın hislerin için ne yaptın, kafanı içine gömdüğün kitapları tüketmekten başka.
    Söyle hangi kitap verebilir sana;
    Ölümün eşiğinde sevmediğin bir insanın başında durup ona teselli verme gücünü.hemde vicdanın nefretinle savaşıyorken.

    Kiminle paylaştın korkularını yada hangi zayıf tarafını, tanımadığın bir yabancıyla paylaşacak kadar cesur oldun sen sistemin en sadık dişlerinden olacaksın.
    Kardeşim,
    İnsanlar benim şiirlerimde kendilerini bulmasada, ben yazdığım her şiirde kendimle yüzleşiyorum ve kendimi tanıdıkça, hiç tereddüt etmeden tanımadığım insanlara açıyorum yüreğimi ve seninde dediğin gibi yaralıyım.
    Yaramdan akan kan şiirlerimi yazmak için kullandığım mürekkeptir.Belkide sadakatimin sebebi ve fedakarlığımın kaynağı sabrım
    İyileşmeyen yaralarımda gizlidir.

    Dışardan bakmak içerdeki havayı solumakla aynı olmaz , yaşamak istiyorsan yaşatmalısın.
    Bir gün sende, kaybetme riskini göze alarak, herhangi birine seni yaşatan umutlarını teslim edersen, işte o zaman beni anlamaya çabalamazsın.

    Ben olursun...

    laciverTT (dostum'a)

  4. #19
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İHTİMALSİZ SEVMEK

    “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevmiştim.” Diyordu şair.
    Şiir dönüp duruyor yeniden başa geliyordu. “Ben senin beni sev…” .
    Ben gerçektende o ihtimali mi sevmiştim. Evet dedim önceleri, o ihtimaldi beni senden koparmayan umut. Bir ihtimaldi beni seveceğin, küçük, belli belirsiz bir ihtimaldi. Varlığımdan haberdardın ama sadece o kadar, çünkü haberdar olmadığın daha önemli şeyler vardı; mesela sana olan sevgim.
    Hep korktum, incinmekten (bir erkek incinmek kelimesini kullanmaktan bile korkarken.) . “Hayır” demenden belki , belki “nasıl böyle düşünebilirsin”, “aklıma gelmezdi bunları söyleyeceğin” gibi cümlelerden korktum.
    Korktum; çünkü yakışmazdı ağzına bu kelimeler ve eğer benim yüzümden çıkacaklarsa dudaklarının arasından, varsın içimde kalsın sevgim.

    Çok düşündüm sonraları, ihtimallere mi tutunmuştum, yoksa içinde senin nefes aldığın resimler miydi tutulduğum. Kendime neden kızıyordum, ihtimallere güvenmediğim için mi, yoksa yeşil gözlerindeki aydınlığın, elektriği kesik bir geceye mahkum olmasından mı?

    Bazen yeter dediğim oldu ihtimallere kulak verip. Ne dir ki ulan dedim. Altı üstü sevda , çıkar karşısına adam gibi söylerim. Olursa olur , olmazsa… Başka bir bahar gelir dedim ,dallar da çiçekler açtıran.
    İşte böyle hep söyledim, lakin hep kendim dinledim.
    Öyle sakınıyordum ki ihtimaller den. Sana vermek için birinin bahçesinden çaldığım gülle bile, paylaşmadım sana olan hislerimi. Zaten gül de olduğu yerde kurudu gitti. İhtimaller gibi….

    Kısa bir telefon görüşmesi * sonrasında , anladım.. İhtimalleri sevmediğimi..
    Yani ihtimaller değilmiş, yüreğimdeki renklerini soldurmayan. Belki lere dayandırmamışım sevdamın harabeye dönen ocağının temellerini.

    Aslında ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevmemişim. “Sen” i sevmişim. İhtimaller umurumda bile değilmiş aslında. Aslında söylesem de aynıymış söylemesem de. Ne benim ağzımdan çıkan sözlerin samimiyeti, ne senin söyleyeceklerinin olumlu cevaplar barındırması önemliymiş. Bakışlarındaki içtenlik, saçlarında parıldayan başak rengi yada seni ilk gördüğüm anasınıfındaki sıranın bir büyüsünün bir önemi yokmuş o kadar.

    Doğru; beni sevmen bir ihtimaldi ama sevmemen de, yada hiç umursamamanda. Ama asıl olan benim “sen” i sevmemdi.

    O gün, o gülü sana vermek isteyip de, veremeyişimin bir önemi varmış aslında. Engel olanların yada tatsız olayların yokmuş hiç değeri. Hikmet sana gülü veremeyişimde gizliymiş. Çünkü kabul etseydin seni bu kadar sever miydim bilmiyorum.Yada sıkılıp ayrılmak isteyebilirdin. Yahut hiç kabul etmeye bilirdin.
    Ama sen o gülü hiç görmedin. Ve ben seni hep sevdim. İhtimalsiz sevdim. Çünkü kısa bir süre sonra yokluğun kapımı çaldı. Olmayan kişilerin sevme ihtimalleride olmazdı.Ama olmayan ,kişiler sevilebilirdi.Çünkü hayatın bir aralığında olmuşlardı, ve o aralıkta başlamıştım “sen”i sevmeye.

    Yokluğunla pek sorunum olmadı, varlığınla olmadığı gibi. Benim derdim “sen” din. Sana olan sevgimdi.
    Ve sevgim sen olmadan da , nefes alabiliyordu. Birini seviyorsan böyle sevmeliydin. Yani onsuz ,onu yaşatabilmeliydin.Saçma sapan ihtimallere kurban edilmemeliydi zaman.

    SEVMEK DİYORSAN İHTİMALSİZ SEVEBİLMELİYDİN.

    * ---bugünden altı yıl önce--
    son görüşmeden yedi yıl sonra.
    (ürkek ve titreyen bir sesle) – alo
    (sıradan,vurgusuz bir ses tonu)- efendim
    -… ‘ le görüşebilir miyim.
    -buyrun ben ….
    -ben Tuncer , hani ilk okulda aynı sınıftaydık, …. İlk okulunda , babamı tanırsın … hoca babanın arkadaşı….(babalarımız aynı okulda öğretmendi.)
    -hatırladınmı ?
    -evet . hatırladım. (yıllar sonra sesini duyduğunuz bir arkadaşınız ararsa böyle cevap vermeyin, karşıdaki baya kötü oluyor.)
    -Ya şimdi garip olacak ama senden bir ricam var. (yıllar sonra aramak sanki yeterince garip değil !)
    -Ne ricası ?
    -Ya benim sana söylemek istediğim şeyler var, yıllardır içimde gizliyorum onları. Senden ricam sadece bunları yüzüne karşı söyleyebilmek
    Yanlış anlama sana arkadaşlık falan teklif etmek değil derdim. Sadece içimdekileri taşımaktan yoruldum. Ölmeden bir defa bunları sana söylemeyi istiyorum. Yüzüne karşı , cevap vermek zorunda da değilsin sadece duy yeter.
    - eeee (işte duymak istediğim his dolu cümle)
    - Yarın benimle …parkında buluşur musun. Sadece 5 dakika istiyorum senden. Sonra emin ol bir daha benim sesimi duymayacaksın.
    - HAYIR ! (salak mısın de, kafayı mı yedin de, sen telefonu açtığından beri ne saçmalıyorsun de. Ama hayır hiç olmadı şimdi )
    - Ya ne olur sadece 5 dakika, yalvarıyorum. Artık bu yükü taşıyamıyorum. İçimden atmam lazım (inat mı ? sülük mü? Hiç de değil sadece yakarma )
    -HAYIR ! (kız da kelime pintiliği var. Önceden böyle değildi bu)
    -dııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııttt ttttt (telefonu ben kapatmadım. Elim kapattı, o bile dayanamadı artık bu kadarına.)
    ondan sonra üç kişiyle beraber oldum. Şu an en sonuncuyla evlilik planları yapıyoruz. Hepsine onu anlattım ve hepsi ona duyduğum sevgiye saygı duydu…
    Yüreğimin bir tarafında hala nefes alışları devam ediyor……

    laciverTT

  5. #20
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HÜZÜN DOLARDI BAKIŞLARIN...

    Solgun akşamlar içime çökmüş
    Sigara dumanı tesellilerde arıyorum kendimi
    Verdiğim tüm sözler boynumun borcu olmuş
    Hatırlamıyorum hangi yeminlerin gölgesinde kaybettim seni

    Özleminin boşluğu her akşam ruhumla sevişmekte
    Tutsak umutlarımı kim dinler bu dört duvardan başka
    İnadına yalnızlaştıran bu büyük kalabalıklar arasında
    Yürek mi dayanır yeni bir sevgiye sensiz bir aşka

    Biliyor musun üzülmenin bir zehir olduğunu yeni anlıyorum
    Pişmanlığın acısınıysa hiç sorma
    Şimdi çayı şekersiz ve demli içiyorum
    Görsen bakışların hüzün dolardı.bakışlarını çakıyorum ruhuma

    Sabahları gözlerim tavanda yasını tutuyorum geçmişin
    Öyle bir girdabın içine düşmüşüm öyle savrulmuşum ki
    Anlamamamışım.Unutulur sanmışım isteksizce gidişini

    Çöplüğe dönderdiğim bu küflü yüreğimde
    Hayal kırıklıklarımı kelime kırıntılarına ekleyip
    Kimsesizliğimi besliyorum.
    Sensizliğimi besliyorum.


    LACİVERT

  6. #21
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Şizofren Özlemim.

    Öyle özledim ki sana sarılmayı, kollarımın arasındaki boşluk cinayet sebebi,
    Peki ya zalim hasretin ettiğine ne demeli,
    Seven sadece özlemeli mi sevdiğini,
    Yoksa İnadına her sabah yeniden hasretim deyip hüzünlenmelimi

    Vurmalımı kafasını o düşünceden bu düşünceye
    Acıttıkça içini sevdiğinin olmayan sesi,
    Gözler yollara sonuna bakıp ta,
    Kandırmalı mı ayakları, sevgilinin olmayan bedenine
    Koşturmak için.

    Belki yokluğunu varlığına bağlamalı,
    Bir zamanlar orda olmuşluğunla teselli bulunmalı,
    Olmayan elindeki sıcaklık elimi terletmeli ,
    Dökülmeyen gözyaşların, şefkatimi ateşlemeli

    Susmayan dudakların , söylediğim türküye eşlik etmeli
    Yanlış söylediğim yerlerde duyulmayan sesin yükselmeli
    İnmeli yüzüme hatamın bedeli, yumuşak tokatın
    Çatıp kaşlarımı bakmalıyım, olmayan çocuk gözlerine
    Ağzımda hafif bir tebessümle

    İşte yokluğunu bile öpüyorum,
    Sonunda buda mı oldu deme
    Oradan kolay konuşması,
    Peki sana sarılmamın her seferin de; yok olmanın sebebi ne......

    Hadi gel benim güzel yoksunluğum
    Özlem neymiş be, işte yanında sevgili boşluğun
    Kokla koklayabildiğin kadar alabildiğine
    Aslında içindesin de farkında değilsin aşktan öte sarhoşluğun

  7. #22
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bekleyiş...


    Yağmur yağıyor diyorum kendime. Dışarıdan gelen seslerin onayını alarak beynimden. Yağmurlu bir sabahta tanışmamız geliyor aklıma ,titriyorum. Gevşetiyorum yorganı sıkan parmaklarımı, açıkta kalan sırtımı örtüyorum usulca yeniden yağmurun sesine takılıyorum. Aslında boşuna onca telaş, rekabet ve koşuşturma. İşte senin yerinde bir boşluk, işte benim aklımda boşluğun tarifsiz sızısı ve içinde kaybolduğum yalnızlık.
    Oysa daha dün sabah, sıcacık bir yatakta uyanmış ve varlığının içimi rahatlatan hissiyle, daha bir sarılmıştım sana.

    Şimdiye araması lazımdı diyorum. Öfkesi daha dinmedi herhalde. Loş, umutsuz ve bekleyişle dolu bu sabahı nasıl yenmeliyim. Uyumak diyorum kendime , biraz daha koparmalı bu gerçeklikten kendimi yada gözlerimi en azından.
    Yavaşça dönüyorum yatakta, üstümden düşüyor yorgan ve hafif bir ürperti geçiriyorum. Hava gittikçe soğuyor…
    Arka tarafa dönünce yokluğunu görüyorum yeniden, bir bıçak kesiği daha hissediyorum yüreğimde ,derinden. Ne ateşli gecelere ev sahipliği yapmıştı bu yatak, oysa şimdi soğuk yalnızlığımın esaretini taşıyor sessizce.

    Saatler oldu, hala senden gelecek haberin umudunu ısıtıyorum içimde. Fitilim tükeniyor. Işığın odam da tükendiği gibi. Yağmur durdu galiba, ne diyorum biliyor musun;
    eminim yine o çınar ağacının altındaki banka oturmuş, burnunda ıslak toprak kokusu, Seyhan’ın dalgın sularını izliyorsundur. İçindeki öfkenin yavaşça kapılmasını istiyorsun sulara, “dersini almıştır.” Diyorsun.

    Umudum soğuyor. Ben mi aramalıyım acaba. Bu sefer, beyaz bayrağı ben almalıyım elime, affet demeliyim, yokluğun ruhumu zehirliyor, ne olur unut eskiyi demeliyim. Bunları bekliyorsun değil mi ?
    Hayır daha buz tutmadı umudum. Yoksa inat mı var bu bekleyişin ardında gurur mu.

    Yorgan yine açıldı, sanki kalk artık diyor, saatlerdir boşa bekliyorsun. Kalk artık.
    Kalkıyorum ; masanın üstündeki sigaraya doğru yönelirken, bir şeye bastığımı hissediyorum. Telefonun…
    Demek saatlerdir bunun için aramadın. Sinirle kapıdan çıkınca telefonu düşürmüşsün, kapanmış.
    Kapanan telefon, Alevlenen umut. Açıyorum perdeleri sonuna kadar, Doğru banyoya gidiyorum, temizlenip, üstümü başımı düzeltmeliyim. Büyük ihtimalle evin yolunu tutmuşsundur çoktan.

    kadife eteğimi ve en sevdiğin bluzumu giyip masayı hazırlıyorum,akşam yemeği için. İkimizde hak ettik artık baş başa, güzel bir akşam yemeğini.

    Kapı çalınıyor, içimde kanat çırpıyor bir güvercin gibi heyecan. Son kez aynanın karşısına geçip , bir iki el hareketiyle saçımı düzeltiyorum. Yüzümde çocuksu bir tebessüm açıyorum kapıyı.

    1.son
    İki polis duruyor karşımda, Ellerindeki kimliği gösterip; “Bu şahsı tanıyor musunuz?” diye soruyorlar.
    Evet tanıyorum diyorum neden bir şey mi oldu diyorum. Yüreğim patlamaya hazır bomba.
    “boğuldu” diyorlar. “ Seyhan’ın kıyısında bulundu.”
    Boğuluyorum, İçimdeki umut delip parçalıyor yüreğimi. Gözlerim kapanıyor, sonra seni görüyorum.
    “ bir çınar ağacının altındasın, yüzünde bir tebessüm. Bana bakınca tebessüm kayboluyor. “neden geç kaldın” diyorsun.


    2.son
    Koca bir demet karanfil duruyor kapıda. Üstünde bir not, “beni affet. aşağıda seni bekliyorum.”

  8. #23
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YOK !!!


    Yan yana değiliz artık, göz göze değil diz dize değil
    Artık 24 saatimizde beraber geçmiyor, 24 saniyemizde
    Kollarımda saçların yok
    Ellerimde ellerin,
    Gözlerimde yüzün,
    Dudaklarımda tadın,
    Yok !

    Bir başına avare bir adamım şimdi ,
    Bir başına hayata dayanabiliyor musun şimdi,
    Belki en büyük desteğin bendim,
    Şimdi kötü bir bastonum
    Yok !

    Teselli değil de nedir sigaranın tadındaki,
    Belki İsyan.
    İsyanıma dayanacak sabrım
    Yok!

    Ben
    Hep ben diyemi başlardı satırlarım,
    Yada ben diyemi bitirirdim, sözlerimin sonlarını
    İçine koskoca benlerimi sığdırdığım,
    Ukala tarafım bile
    Yok !

    Ucuz bir sevda değil bu,
    Dikenleri elime batan bir gülün hikayesi değil,
    Soğuk değil sıcak değil,
    Yaz ortasında yağmur,
    Çöl tepesinde serap değil
    Bambaşka bir şey
    Bambaşka !
    Çözemediğim sorular gibi,
    Verecek cevabım bile
    Yok !

    Neyse “sen” varsın en azından
    Hayal değil
    Rüya değil
    Sonu olmayan bir ümit değil

    Sen varsın ya hiçbir şey umurumda değil
    Bildiğim tek bir şey varsa eğer;
    “Senden ayrılmaya hiç niyetim yok ! ”…

    lacivert 2003

  9. #24
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Seni seviyorum. Sana bu kelimeyi o kadar nadir söyledim ki…
    Korkuyordum bu aşk ı çabuk tüketmekten, hızlı yaşayıp bıkmaktan korktum,
    Aşina olup sıkılmandan, gitmenden korktum.
    Yavaşça yaşanmalıydı,azar azar ,tadını çıkararak ,değerini bilerek, yükünü çekerek..
    Hayatın bana sunduğu karşılıktın,umut kelimesi seninle kıymet kazandı, sevmek senin varlığını tanımaktı,yaşamaktı..
    İstedim ki acıyı tadarak varalım tatlının kıymetine, bir ömrü iki kişi sahipleneceksek ;
    O ömre gebe kalacak geleceği sabırla kuralım,
    acele edilmiş bir doğum; ölü bir istikbal, cahilliğin esiri olmuş bir karar olacaktı.
    Vuslat ellerimizin birleştiği yerde zannederken , fikirlerimizin savaştığı yerde olacaktı…
    Yaşanmasın istedim;
    Bedava sahiplenmelerin kaybetme kaygısı, erken birlikteliklerin geç anlaşılan mecburiyete bulaşmış sevdası.

    İsterdim ki;
    Geri kalan bütün sabahlarımda , uykularımdan her uyandığımda, yıllar önce verdiğim kararın doğruluğunu yüzündeki o çocuk masumiyeti kanıtlasın..
    Yükün ödülüm, nefretin umudum, varlığın yaşama tutunduğum dal olsun…
    İstediğin gibi;
    yatak odası duvarlarının yarısı mavi yarısı pembe olsun. Gönlümüz sevenlerimizle bir, sevdamız bizde sır olsun. Her akşam kapıda yüzündeki tebessümün sebebi benim dönüşlerim olsun.

    Biraz klasik, biraz romantik ,çokça sıradan ama vazgeçilmez olsun..Bizim olsun.

    Kolay kazanmadık bu aşkı ve hiçte kolay yaşamadık.
    Hangi resmiyete , rest çekmedim. Hangi dostluğu hiçe sayıp, hangi yanlışı affetmedim.
    Az mı üşüdün karaltında beni ikna etmeye çalışırken, az mı dayandın öfkemin en karanlık yüzüne,isteklerimin oluşturduğu denizde boğulmamak için az mı çabaladın.

    Şimdi geçmiş zamanın ekleriyle zehirlerken yüklemlerimi, hâlâ hasretini korumaya çalışıyorum biliyorsun.
    Çünkü özlemin kangren etti yüreğimi…
    Ama artık dayanamıyorum çocuk… Ayrılık senin oyuncağın mı ,neden kafamda kırmaya çalışıyorsun… Kastın ayrılığa mı , bana mı…
    Eğer ayrılığaysa, neden her defasında özür dileyip ,”kırdıklarının tamiratını bana bırakıyorsun.”
    Gidişindeki soğuğa, sigarımı yakan kibritlerle dayanmaya çalışırken dönüp fırtınalarınla o kibriti bile söndürüyorsun…

    “ben her şeyi hiçe sayarak üç senemin katili oldum,beni arayarak sende hayatımın katili olma.!”

    Ben bu satırlarının fenalığı yüzünden aramak kelimesini çıkardım hayatımdan…
    Ama sen beni çıkaramadın hayatından ve sabrımın en kanlı katili oldun…


    Lacivert…

  10. #25
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Umut: unut


    Güneş apartmanların ardına
    Dikenli kelimeler ruhuma batarken
    Yine bir umut, unut diye bekledim
    Korkalığım evet, evet güçsüzlüğüm
    İnce düşüncem, bitmeyen öfkem
    Yavaşça çaresizlik, gönlüme çökerken
    Yine bir umut, unut diye bekledim
    Kelimeler hep aynı diye sustum
    Çok şey kaybettim ama hala dürüstüm
    Ben bu sevdayla ne barıştım, ne küstüm
    Yine bir umut, unut diye bekledim
    Biliyordum kolay değil, ağır yükün
    Her yürek kaldırmaz acı sözlerini dilin
    Ben gittikçe, sen hep bekledin
    Yine bir umut, unut diye bekledim
    Tutku kör eder dedim
    Hasret kambur eder dedim
    Ne ümit, ne söz verdim
    Sen de hiç bıkmadın, vazgeçmedin
    Yine bir umut, unut diye bekledim.

    lacivert.

  11. #26
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Otobüs Camı...

    Bir otobüs camının, dostluğu kadarsın şimdi.
    Oysa sahipsiz bir bankın evsahipliğin de, simit parçalarını bölüştüğüm kumrumdun. Yalnızlıktan üşüdüğüm hasret mevsimlerinde girmiştin, gözlerimin hüzünlü ufuklarına. Yakılmış gemiler geçerken dost muhabbetlerinde, inadına gurur ve sonuna kadar pişman olunacak yeminler edilirken, yaralar nefretle açılıp küfürle kapatılmaya çalışılırken, titreyen omuzlara takıldı bakışlarım. Soğuk ve sert esen rüzgara karşı, bu gözlerdeki alevlerle durabilirdi ancak. Cesaretin bayrağı gibi dalganıyordu saçların. Ürktüm biraz , öyle güçlü duruyordun ki orda, kim bilir hangi savaşların yalnız kahramanıydın. Kocaman bir yüreğin olmalıydı, kaşlarındaki öfkeyi dizginliyen.
    Bir suskunu, dinleyebilir mi diye sordum gönlüme. Kör tedavilerle, iyileştirebilir mi yaralarımı.
    İstemek hiç hakkım olmamıştı. İstemedim senide, sadece diledim. Düğüm düğüm oldu dilim, dilim dilim dilimlendi göz yaşlarım, sana doğru yöneldikçe. Sen, kitaplarımdaki o hayali dost muydun. Şiirlerimdeki her haykırışta, beni içine gizleyen özne, sen miydin.

    Yeniden takıldı karanlığa camdaki aksim. Arada cılız ışıkları uzak evlerin, terk edip gidiyordu bir bir karanlığı. Yansımamın terkedilmiş ifadesine bakınca acıdım birden, yeniden sana açıldı sahipsiz düşünceler kapısı.

    Acılarımızı paylaşmayı kabul edince yüreğin, ne garip laflar dökülmüştü acınası dudaklardan. Çirkin dediler ilkin, sonra içine kapanık ve suskun. Boydan kaybediyor diyenler mi istersin, asabi diyenler mi.
    Oysa dışına hiç kapanmayan, güzel kelimesinin sarhoşluğunda, lâl yüreklerine inat dudak araları kelime çöplüğü olmuş, bu insancıklara çok cevabım vardı verecek.
    Tek cevap sen oldun. Yabancısı olduğum bir coğrafya değildi ruhun. Tanıdık türkülerin tesellisinde, için; o huzur bulduğum şelale. Ben gülün tomurcuğuna tutulmuşken varsın başka gözlere batsın dikenleri.

    Yeniden yanımdaki boş koltuğa kayıyor gözüm. Bir otobüs yolculuğunun en kedere bulanmış hali oturuyor yanımda, yalnızlık…
    Muavinin uyku yarasına bulanmış, çatlak gözlerinde yeniden sana yöneliyor güzergâhım.

    Sabahsız gecelerimin, uyku bahçesinde; ayakta durmak için tekrar tekrar yıkadığın yüzün.
    Islak saçların, göğsümdeki şefkat arayışı. Bedenim kollarının her sarışında, bir savaşçı ruhuna esir düşüyor; Cesur ve sadık.
    Kapalı gözlerim, burnumla buluyorum cenneti. Bu koku olamaz başka yerde. Çiçekler boyun büker bu kokuya, boyun büker kibirli yalnızlığım. Yüzümde o anda ölebilme arzusu.

    Kırmızı ışıklı saati otobüsün, gecenin kör yarısını geçtik diyor. Karanlığın içinde uykuya düşman gözlerim. Şoförün tavanda savrulan sigara dumanına, karşıdan gelen arabaların ışıkları karışıyor. Sarsılıyor otobüs, sarsılıyor en tatlı yerinde biten hatıralar.

    Sarsıntılı günlerimizin, en sağlam duruşunu anımsıyorum. Resmi ağızların, yetkili karanlığında, kibrit ışığına yüklediğimiz istikbal umudu. “Her şeye rağmen, seninle olabilmek” düşüyor gözyaşlarının ıslattığı dudaklarına, “sus” diyorum sonra, “biz”liğe tapulanmış bir sevdada, “sen”liğe yer olmamalı. Emir gitmekse, bütün biletler iki kişilik bundan sonra.

    Yarım saatlik ihtiyaç molasının, kör eden ışıkları yanıyor ansızın. Yarım saate nasıl sığdırılır sana olan ihtiyacım, bilmiyorum. Soğuk mola durağında demli bir çay içmek istiyorum yokluğunla. Ben masada yokluğunu beklerken, o hâlâ oturduğum otobüs koltuğunun camından, gülümsüyor. Gittikçe deliren umutlarıma…..

    laciverTT

  12. #27
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Gözyaşların hangi durakta mola verir

    Bursa nın sokaklarına acımı döktüm ben
    Bursa nın yokuşlarında nefretimle yarıştım
    Sen varken de aynıydım sen gittiğinde de
    Ondokuzum da gençliğimi yaktım seninle tanıştım


    Yalnızlık güzeldi Muğla’nın ıssız ormanlarında
    Yıldızlarla bile konuşmuştum, Kayseri’deki bir yol kenarında
    Orhangazi’nin kutsal sessizliklerinde yaşayan bir kuldum
    Bilmiyorum hangi şehrin kıyısında belamı buldum
    Sana vuruldum

    Biliyorum hala yanımdasın Menderes bulvarında otururken
    Ve çıldırasıya Seyhan gölüne daldırırken bakışlarımı
    Yine beni suçluyorsun , çünkü ben yanlışı sevdim
    Seni sevdim

    Gölbaşının en yüksek zindanlarında ,
    Gidememek kelimesiyle zincirlerken zihnimi
    İnadının gücüyle boğuyorsun beni bir kez daha
    Ve alamadığım nefes kadar hasret kalıyorum geçmişime

    Yine aynı şarkının melodisi çınlıyor içimde
    Bir otobüs camının dostluğuna ne kadar sığınır insan
    Göz yaşların hangi durakta mola verir
    Benim göz yaşlarım geldiğim şehirde kayboldu
    Çünkü o şehirde yüreğim senin oldu.

    Lacivert 2003

  13. #28
    Üye
    Bulent_7340 Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent YILDIZ
    Üyelik Tarihi
    05.08-2005
    Son Giriş
    31.12-2012
    Saat
    12:52
    Yaşadığı Yer
    KIRIKKALE
    Mesaj
    103
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KOYNUMDAKİ YILAN

    Güvendim ona dost olur diye
    Beni sırtımdan vurmak istedi
    Sarıldım ona post olur diye
    Postuma saman tepmek istedi

    Kara kışta aba verdim sırtına
    Dedim ‘üşütmesin seni fırtına’
    Ben düşünce hiç bakmadı ardına
    Bir de üstümden geçmek istedi

    Bakmasını bilmezdi aynaya
    Sayemde yaşıyor güle oynaya
    Uçurumdan aldım koydum yaylaya
    Beni uçuruma itmek istedi

    Görmeyi bilmezdi göz oldum O’na
    Konuşmayı bilmezdi söz oldum O’na
    Mızrapsız haykıran saz oldum O’na
    Sazımı üç kuruşa satmak istedi

    Bülent der ki benden uzak ola
    Benden uzak cehenneme yakın ola
    Uğruna gençliğimi vermiştim O’ysa
    Canımı tenimden almak istedi...

    TEMMUZ-2001 / ANKARA

  14. #29
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    - Ben güzelmiyim..?
    - Ne nerden çıktı şimdi bu ?
    - Çabuk söyle ben güzelmiyim ?
    - Ya hayırdır, ne oldu şimdi birden bire selam sabah yok,
    - Sen benim dostumsun, sözüne hep güvendim. Ne olur söyle ben güzelmiyim.
    - Ne dememi bekliyorsun
    - Doğruyu söylemeni istiyorum ve söyleceğinede eminim.
    - Nasıl emin olabiliyorsun?
    - Bir başkasını arasaydım. Tabi güzelsin derdi hemen.
    - O zaman sen benim vereceğim cevabın hayır güzel değilsin olacağını
    kabullenmişsin.
    - Hayır böyle bir şey yok.Dayanamam buna.
    - Peki güzelsin demem neyi değiştirecek
    - Emin ol. Tahmin edemeyeceğin bir şeyi.
    - Peki güzelsin diyeceksem, bunu biliyorsan. Bana neden soruyorsun.
    - Lütfen cevap ver.
    - Hayır veremem.
    - Neden ...!!!?
    - Çünkü soruyu neye göre sorduğunu bilmiyorum.
    - Ne demek şimdi bu?
    - Yani diyorum ki, sen neye göre güzel misin?
    - Ne demek neye göre?
    - Dışarıyı göre biliyormusun olduğun yerden?
    - Evet çok net. Çünkü dışarıdayım.
    - Etrafına bak, bana orda olan ve sana güzel gelen
    bir şeyi söyle.
    - Martıların havada süzülmesi, şu an tek o güzel görünüyor.
    - Havada süzülmek mi istiyorsun.
    - Evet, uzaklara doğru süzülmek. Burdan, bu acılardan uzaklaşmak.
    - Sence o martılarda bunu için mi havada süzülüyorlar?
    - Nasıl soru bu böyle...?
    - Sen cevap ver.
    - Elbette hayır, onlar martı.
    - Martı olmaları neyi değiştirir?
    - Ne demek neyi değiştirir? Onlar hayvan düşünemezler.
    - Bu düşünümeyen martılar, bir şekilde sana güzel görünmeyi beceriyorlar ama
    - Onların böyle bir çabası yok, ben öyle görmek istediğim için güzel görünüyor.
    - Hım. Demek ki güzellik görmekle alakalı.
    - Olabilir.
    - Şimdi söyle bana ben şu an seni görmeden, nasıl güzel olup olmadığına karar verebilirim.
    - Ama sen beni tanıyorsun. Daha önce gördün.
    - Sen daha önce hiç martı görmemişmiydin.
    - Görmüştüm.
    - Peki o zaman neden şimdi sana güzel görünüyorlar bu martılar. Acılarından uzaklaşmak istediğin için olmasın.
    - Evet galiba ondan.
    - Tamam o zaman bulunduğun yerden uzaklaş. Boğazın kenarındaki bir çay bahçesine git. Ve beni ara.
    - Yapamam.
    - Yaparsın. Çünkü çok büyük acıların var şu an. Ve onlardan kurtulmak istiyorsan. İlk olarak bulunduğun yeri terk etmelisin.
    - Biraz sonra öyle yapacağım zaten.
    - Biraz sonra değil, şimdi. Boğazın kenarına, bir çay bahçesine git ve beni ara.
    - Olmaz burası çok kalabalık izin vermezler.
    - Emin ol verecekler.
    - Yoksa sen beni görüyormusun ?
    - Tabi ki hayır, görsem ilk sorduğun soruya hemen cevap verirdim.
    - Peki. Ama beni görünce hemen cevap vereceksin.
    - Tamam. Dost sözü.
    (- Ali, Murat kalabalığı dağıtın şahıs iniyor, dışarı çıkacak. Kesinlikle dokunmayın..!
    - Sağolun memur bey.
    - Asıl siz sağolun. )
    - Buyrun ne alırdınız.
    - Hiç bir şey, sadece arkadaşımı bekliyorum.
    - Ama olurmu, Böyle güzel bir günde, güzel insanların arasında, küçücük şirin çocukların etrafta koşuştuğu bu güzel
    parkta, o güzel gözyaşlarınız yanaklarınızdan süzülürken, elimde kalan şu son güzel çayı, Sizin kadar güzel birine
    verebilirim ancak.
    - Bütün müşterileri söylüyormusun bunları.
    - Hayır sadece Şurda oturan güzel dostun, güzel dostlarına söylüyorum.....


    Lacivert

  15. #30
    Üye
    sabır Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2005
    Son Giriş
    19.02-2006
    Saat
    18:21
    Yaşadığı Yer
    adana
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Banada Bir Şiir Yazarmısın


    — baksana sen hâlâ şiir yazıyor musun?
    — ara sıra
    — Bana da bir tane yazar mısın?
    — olur, bir ara yazarım
    — Hayır, hayır şimdi istiyorum ben
    — şimdi mi?
    — evet, şimdi, şu an bir şiir dinlemeye çok ihtiyacım var
    — oldu. Nasıl olsun
    — şöyle gün batımını falan hatırlatsın, kuşlar falan olsun, sevgililer falan işte
    — Aşk falanda katalım mı içine
    — Ne bileyim o kadarını da sen düşün
    — sen aklını mı yitirdin, ciddi ciddi bir de şiir ısmarlıyor ya, yemek mi söylüyon sen
    — ne yani
    — ne yanisi, şiir öyle istendiğinde yazılır mı, hem nerde gördün ısmarlama özelliklerle şiir yazıldığını
    — Yani yazamam diyorsun
    — hayır, ne alakası var
    — bırak şimdi canım, yaza bilen adam her halükarda yazar, nasıl şairsin sen
    — Benim öyle bir iddiam yok, ne şairim ne de biri istedi diye o an şiir yazabilirim.
    — Aman be tamam, kırk yılda bir şey istedik.
    — Şey değil şiir
    — Üff anladık ya ukalalıkta da üstüne yok. Sevgilim yetmiyordu bir de sen başladın.
    — O kadar benziyoruz yani
    — Yok, be o şiirden falan hiç anlamaz, Onun işi gücü arabesk şarkılar, birde halı saha maçları.
    — Olacak o kadar ne yapsın çocuk
    — Niye, bir gün güzel bir yerde oturup güneşin batışını seyrederken, Elimi tutup bana bir iki dörtlük okusa ya.! , hani şey gibi
    — Ney gibi
    — Şey gibi işte ya, hani beraber geçirdiğimiz zamanlar gibi
    — Sen herkesi ben mi zannediyorsun
    — Keşke herkes sen ol…


    Keşke herkes sen olsaydı,
    Belki bu zindan şehirde bile duyardım çocuk seslerini
    Gün batımlarına tekrar tekrar âşık olurdum,
    Tutardım ellerinden, sen olan başkasının
    Tükenmeyen umutlarıma koşardım…

    Bir yağmur sonrası, yalın ayak
    Bağırarak, gülerek, düşene kadar koşarak
    Çimlerin üstünde
    Ve sonra dizlerinin üstünde eski hikâyeler dinlerim.
    Yeniden o soğuk, gurbet akşamında
    Montunu atıp omuzlarıma
    Isıtırdın, üşüyen, ürkek yüreğimi
    Ve sarardım kollarımı sana
    Sanki hiç çözülmeyecekmiş gibi


    Serçe çığlıklarıyla açardık gözlerimizi sabahlara
    Uzaklara dalıp sigara içişini seyrederdim sonra
    Sonra canım deyip beni alnımdan öpmeni beklerdim
    Sonra ben hep bekledim
    Bekledim
    Biten cümleler hiç özletmedi, için de sen geçenler hariç…

    Keşke herkes sen olsaydı….

    — Pardon ya, bizimki geldi de kapıya bakmaya gitmiştim, bir şey söyledin mi sonra
    — Yoo.
    — Eee ne diyordun en son, nerde kalmıştık?
    — Hiç gitmediğimiz yerde kalmıştık, hiç gidemediğimiz yerde…



    lacivert...




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon