Toplam 11 mesajın 1-11 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Evimde hemen hemen her zaman bir kedi oldu. Erkeği, dişisi, cins kedi ya da bildiğimiz sokak kedisi, tekiri, sarışını, esmeri, pamuğu…her türlü kediye ev sahipliği yaptım ancak bu hayvanların hiç birisini de 8 ay ya da bilemediniz bir seneden fazla zapt edemedim evde. Mübarekler ne çabuk büyürler, ne çabuk ergenleşirler, çiftleşme zamanları ne çabuk gelir anlamadım gitti.

    Kedilerimi sütten yeni kesildikleri zaman bir şekilde edinmişimdir. Ya eşim dostum yavrulayan dişinin eniklerine güvenli bir yuva ararken karşılaştık, ya sokakta gördüğüm tüyü bitmemiş yetim bir yavruyu evlat edindim, ya da sağa sola haber salıp yavru kedi aradım.

    Evcil hayvanları kısırlaştırma konusuna oldum olası karşıyımdır. Hiçbir canlıyı rızası olmadan kısırlaştırmaya hakkımız olmadığını düşünürüm. Ve tabii ne zaman bir yavru kedim olsa, 6-7 ay sonra başlar bunalımlar.

    Kedi eğer dişiyse, eşin dostun erkek kedisiyle tanıştırmak pek sorun olmaz. Dişi kediler çiftleşme döneminde nadiren hayır derler karşı cinse. Fakat erkeğin kendini naza çektiği, dişiyi günlerce tırım tırım peşinden koşturduğu vakidir. Hatta bu günlerce süren kovalamacanın sonunda ev sahibi (ben ya da erkek kedinin sahibi) çiftleştirmek için seçilen evdeki gürültü kıyametten bıkıp hadi kardeşim başka kapıya diyebilir. Neyse dişi kedi bir şekilde hamile kalır ve yaklaşık iki ay sonra al sana en az 4-5 tane yavru.
    Yeni doğduklarında kuş yavrusundan farkı olmayan bu canlılar 2 haftada ayaklanıp, 3 hafta kadar sonra evin altını üstüne getirmeye, buldukları tüm deliklere girip çıkmaya, gördükleri her şeyi elleyip devirmeye, koklayıp tanımaya başlarlar.
    Şaşkın ve yorgun anne de yaklaşık bir ay sonra emzirmekten vaz geçip yavruların yaramazlıklarını gözleriyle takip ederek evde verdikleri zarar ziyandan dolayı boynunu bükmekten başka bir şey yapmaz hale gelir. Evde onca kediyle yaşamak çok hayırlı ve sağlıklı bir durum olmadığı için, bu aşamada yavrulara yuva bulma telaşı başlar. Yalvar yakar yavrular kedi sever eşin dostun evine yerleştirilir.

    Mübarek dişi çok geçmeden yine erkek istirem diye kıvranmaya başlayınca, git bu sefer kendi kocanı kendin bul diye kapı dışarı edilir. Sokaklarda erkek peşinde koşan dişi yorulup acıkınca kapıya dayansa da, bir süre sonra eve hiç uğramamaya başlar. Bu süreçte kimlerle düşüp kalktığı, kimden hamile kaldığı, hastalık alıp almadığı kontrol edilemediği için bir daha da eve alınmaz. Eğer eve yakın bir kuytuda yavruladıysa, yavrulara mahalle halkı sahip çıkar ve ikinci nesil sokaklarda büyür.

    Dişi kedinin başa açtığı bunca sorundan mütevellit, tercih erkek kediden yana yapıldıysa, 6-7 aylık erkek kediniz bir süre sonra evde garip kokular yaymaya, garip hareketler yapıp orayı burayı ıslatmaya başlar. Hatta işi daha ileri götürüp evin hanımının ya da evdeki kız çocuklarının kollarına bacaklarına atlayarak taciz ettiği de vakidir. Gözüne kestirdiği parfüm kokulu bir yün kazağı, bir yastığı ya da koltuğu dişe niyetine kullanmasına göz yumsanız da ortalığı saran koku çekilmez olur.
    Erkek kedinizi eşin dostun dişisiyle çiftleştirmek istediğinizde ise dişi kedini sahibi adeta namus bekçisi kesilir. Hadi modern görüşlü bir kedi sahibi diyelim, bu sefer de dişisini kısırlaştırmıştır ya da sizinkinin cinsini, cibiliyetni, şeceresini yaşını , geçmişini sorar soruşturur, bir türlü asil dişisiyle çiftleştirmeye layık görmez hayvanınızı.
    Yine sokak yolu görünür kediye. Şahsen erkek kedilerim dişilerden daha vefalı olmuşlardır her zaman. Çiftleşmesi için sokaklara salındıktan sonra her zaman beni ziyarete gelmeye, hal hatır sormaya devam ettiler.
    En son erkek kediyi bir kaç ay önce yolcu ettim sokaklara. Her sabah evin yakınındaki parkta karşılaşır, hasbıhal ederiz kendisiyle. O gün bu gündür başka kedi istemiyorum yatağımda. Her canlı ait olduğu yerde gerek. Kısırlaştırma konusuna sıcak bakmadığım sürece, kapalı alanda, evin içinde ve yatağımda besleyip büyütemeyeceğimi anladım bu hayvanları.

    Not: Bu yazıyı kediciler grubuna koyacaktım, fazla uzun olduğu için geri tepti

  2. #2
    Üye
    denizkızı Avatarı

    Gerçek Adı
    Şilan
    Üyelik Tarihi
    26.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:16
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    8.338
    Alınan Beğeniler
    44
    Verilen Beğeniler
    35

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    pek yabancısı olmadı bir konu bu ama dışarı çiftleşmek için giden kedimi eve geri kabul etmişimdir her zaman...asla yılmadım evimde 10 kedi olduğu zamanları bile bilirim ama çoğunu hastalandığı ve imkansızlıktan dolayı veterinere götüremediğim için kaybettim..en son sevgili belediye ekipleride var olan kedilerimi alıp götürdü benden.onların ölümü ardından çok üzülüp ağlayınca her seferinde bir daha kedi beslemeyecem dediysede annem her seferinde sokaktan yeni bir yavruyu evlat edindim ve aslada vazgeçmeyecem kedi beslemekten
    çiftleşme dönemleri sıkıntılı geçsede erkek kediler gidipte dönmemek konusunda birinci sıradalar ama kızlarım doğurmak için hep geri döndüler bana

  3. #3
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben eve aldığım kedilerin aşılarını hep yaptırdım denizkızı ama bir kedi ömrünü beraber geçirebileceğim kadar uzun birlikteliklerimiz olamadı aynı evin içinde. Sizin kızlarınızın tersine, benim erkeklerim vefalı çıktılar hep.
    Size bir sır vereyim: Hanım sahiplerinin parfüm kokusuna bayılıyor bu erkek kediler. Sokağa çıktıktan sonra muhtemelen verdiğim mamaların yüzü suyu hürmetine değil de, sırf beni koklamak için kapımda diziliyorlar sıra sıra.

  4. #4
    Üye
    denizkızı Avatarı

    Gerçek Adı
    Şilan
    Üyelik Tarihi
    26.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:16
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    8.338
    Alınan Beğeniler
    44
    Verilen Beğeniler
    35

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ben bunu bilmiyordum bakın benim erkek kediler nedense beni değil eve gelen daha genç ve güzel kızları koklamayı hatta onlara kur yapmayı tercih ediyorlardı demekki bende var bir şey

  5. #5
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Benimki latifeydi tabii ki
    Kapıya dizilen bu heriflere mama vermesem, bir kaç gün sonra yüzüme bile bakmayacaklarını biliyorum ama kokumu seviyorlar diye kendi kendime avunuyorum işte

  6. #6
    Üye
    denizkızı Avatarı

    Gerçek Adı
    Şilan
    Üyelik Tarihi
    26.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:16
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    8.338
    Alınan Beğeniler
    44
    Verilen Beğeniler
    35

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    seviyorlardır bence yoksa sadece mama için gelmez onlar bilirim ben
    benim baş belam mama yerine kızların kucağını tercih ediyordu
    benim acil parfümümü değiştirmem lazım baksanıza kedilerin bile ilgisini çekmiyor

  7. #7
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Chanel Coco
    Orjinali çok pahalı. Senede ancak bir şişe alabiliyorum.
    Kediler ucuz taklitleriyle de idare ediyor

  8. #8
    Üye
    denizkızı Avatarı

    Gerçek Adı
    Şilan
    Üyelik Tarihi
    26.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    15:16
    Yaşadığı Yer
    Mersin
    Mesaj
    8.338
    Alınan Beğeniler
    44
    Verilen Beğeniler
    35

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    tavsiyen için sağol
    en kısa sürede alacam

  9. #9
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir kaç aydır evde kedi yok ya! Sızlanıp söylenmeye, düşünüp taşınmaya, kaşınıp kudurmaya başladı benim kızlar.
    Büyük kızın arkadaşlarından birisinin evinde iki tane Ankara kedisi varmış. İkisi de kısırlaştırılmamış. Bir senedir çiftleşememiş bu erkekle dişi. Belli ki beğenmemişler birbirlerini. Dişi kedide bir frijitlik, erkekte farklı eğilimler gibi olasılıklar da mümkün tabii. Her neyse, ikisi aynı eve sığamamaya başlamışlar son zamanlarda. Erkeğe yeni bir yuva aranıyormuş. Bu yuvanın bizim ev olması konusundaki tüm baskı ve ısrarlara kulak tıkadım günlerce.
    Geçtiğimiz hafta beni ziyarete gelen kedisever arkadaşım Fatma’yı gözüne kestirdi bizim kız. “Fatma teyze, bir yaşında erkek Ankara kedisi ister misin?” diye sordu.
    Evinde kaç kedi olursa olsun, kedi deyince yelkenleri suya iner Fatma’nın.
    “Olur tabii getirin” dedi hemen.
    Dün akşam kucağında bir çantayla geldi bizim kız. Çanta kıpır kıpır, içinden boğuk, iğrenç bir miyavlama. Çantayı balkona götürüp açtı. Şişman mı şişman, kulaklarına varıncaya kadar boka belenmiş, korkudan gözleri yuvalarından oynamış bir Ankara kedisi çıktı içinden. İçeri almak mümkün değil. Tam yemek saati. Bu arada bizim kızın üzeri de çantadan ıslanmış ve kokmuş. Üzerinde ne varsa çıkarttı banyoda. Duş alıp geldi sofraya.
    Biz yemek yerken balkonda bir gürültü, bir patırtı. Zayiat bir begonya bir de kasımpatı saksısı. Bir parti kaka da yere dökülen topraklara yapılmış.
    Yemekten sonra ben pek sakin, konuyla ilgisiz işime gücüme bakıyorum. Balkondaki zarar ziyanı telafi etmeye çalışıyor bizim kız. Bu arada kediyi boş olan arka balkona götürmüş. Ön balkonun façasını düzeltmek bir saatini aldı. Sonra elinde bir kova ılık su ve sabun bezi ile arka balkondaki zibidinin yolda tüylerine bulaştırdığı pisliği temizlemeye girişti.
    Uzaktan izlemeye başladım ama müdahale edilmeyecek gibi değil.
    Fatma “getirin” dediyse de, tüyleri boka belenmiş, leş gibi kokan bir kedi de istemez herhalde. İlk intiba çok önemlidir her konuda. Öyle silmekle falan arınacak gibi değil bu rezilin tüyleri.
    Eldivenleri geçirdim elime, getirin şu pisliği banyoya dedim. Yok ben yıkanmıcam, istemem diye bağırıp direndiyse de bir iki dakikada teslim oldu beyefendi. Head and shoulders denen şampuan geçti elime. Önce onunla yıkadım. Nasıl bir pisliktir anlamadım halen yeşil yeşil akıyor durulama suyu. Hacı Şakir lavantalı sabunla giriştim bir kez daha. Hayvan çaresiz. Acı acı bağırmalarının bir işe yaramayacağını anlayınca, bağırmaktan da vaz geçti. Durulama suyu mis gibi oluncaya kadar yıkandı yunuldu.
    Tüm vücudu ve özellikle göbeği löpür löpür yağ. Hadi yıkama faslına boyun eğdi ama kuruturken ne halt edecek diye düşünürken yayıldı yattı havlunun üstüne. Saç kurutma makinesinden zerre kadar rahatsızlık duymadı.
    Kedi dediğin yıkandıktan sonra birkaç kere silkelenir şöyle üzerindeki sulardan kurtulmak için. Bu şişko (adı Şişkocum’muş) değil silkelenmek, yerinden bile kıpırdamadı. Sadece ıslak kalan yerlerini, mesela kuyruğunu, patilerini falan hafifçe kaldırdı saç kurutma makinesine doğru.
    Kuruduktan sonra şöyle bir baktım. Aman Allahım. Güzeller güzeli bir yaratık. Aşık olmamak mümkün değil. Bu muhteşem erkeği gel de götür kendi ellerinle Fatma’ya. Ama yok, zaaflarımın esiri olmamaya kararlıyım. Artık evde kedi istemiyorum. Hatta daha fazla bakamayacağım bu güzelliğe. Bir an önce evden çıkıp Fatma’ya teslimatı yapmamız gerek.
    Evi uzak Fatma’nın. Nereden baksan arabayla yarım saatlik yol. Olsun! Gidilecek ve bu şişko hemen teslim edilecek yeni sahibine. Mis gibi de kokmuş namussuz. Lavanta ağırlıklı harika bir koku. Kucağımda çıkıyoruz sokağa. Yol boyunca pek uslu. Sesi soluğu çıkmıyor. Kucağıma yayılmış. Yok yok ben kedi falan istemiyorum. Bu kedi Fatma’ya gidecek. Başka çaresi yok.
    “Geliyoruz” diye telefon ediyorum yolda. Sitenin kapısında karşılıyor bizi Fatma. Hemen alıyor kediyi kucağımdan. Bağrına basıp kokluyor. "Öfff miss.."
    “Head and shoulders” diyor benim kız. “Yok aslında Hacı Şakir” diyorum. Eve giriyoruz. Fatma’nın kedileri sokağa çıkmışlar. Yatma vakti ya da acıkınca gelirler eve. Az sonra “Leyla” adındaki dişi çıkıp geliyor. Bayılıyor bizim şişkoya. Lakin bu herif korkuyor küçücük Leyla’dan. Acı acı bağırarak kaçıyor bir yerlere, sonra da pıhlıyor tüm şirinliğiye hoş geldin demek isteyen Leyla’ya.
    Daha fazla izleyemiyoruz onları. Gece yarısı olmak üzere, eve dönmek gerek…
    Aklım Ankara kedisinde. Yarın Fatma’ya gitsem bir çay içmeye

  10. #10
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben yıllardan beri boşuna bağırmıyorum, İlişkilerde doğallık istiyorum diye.. İşte yaaa aradığım medeniyet ve doğal yaşam..

  11. #11
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Bu hikaye kronolojik olarak yanlış yere geldi. Aslında yukarıda olması gerekiyordu ama idare edin.

    Üç sene kadar önce emlakçı Tarık Bey ile sık sık muhatap olmak zorunda kaldım. Kiraya verdiğim bir ev ile, daha doğrusu o yıl kısa aralıklarla değişen kiracılar ile başım dertteydi. Evin bekara ya da öğrenciye kiralanmaması gibi bir derdim olup olmadığını sordu emlakçı. Yok tabii ki de. Kirasını ödeyen herkes oturabilir dedim.
    Tarık Bey son derece efendi, biraz muhafazakar, kibar bir bey. Beni telefonla arayıp, eve talip olanlar konusunda malumat veriyor, reddettiklerini niye gözünün tutmadığını anlatıyordu. Kiracı seçimi konusunda yetkiyi ona bırakmış olsam da içi rahat etmiyordu.

    Evdeki kedilerden birini büyütüp, çiftleşme döneminde sokağa salıp, sonra da eve alacak başka bir yavru kedi arayışına girişim de aynı döneme rastlar. Bu kez alacağım yavru için belli başlı tercihlerim ve kriterlerim vardı. Tekir olsun, erkek olsun, ağzı mühürlü olsun, en fazla iki aylık olsun. Mümkünse tuvalet eğitimi olsun…
    Kedilerimi aşıya götürdüğüm hayvan hastanesi dahil, sağa sola haber bırakmış, tekirimi bekliyordum.

    Bir akşam ev telefonu çaldı.
    - İyi akşamlar, ben Tarık.
    - İyi akşamlar Tarık Bey, nasılsınız?
    - İyiyim. Teşekkür ederim. Size harika bir haberim var. Elimde tam da sizin aradığınız gibi bir erkek var. Hemen gelip bir bakın derim.

    Benim kafa allak bullak:
    Nasıl yani! Tarık bey kafayı mı yedi? Ben kiracı ille de erkek olsun dememiştim ki! Yoksa bu adam benim bir erkek arayışında olduğumu düşünüp dalga mı geçiyor benimle? Yok canım! Gayet efendi bir adam! Alah Allah niye böyle terbiyesizce bir laf edesi tuttu? Hem ben kiracıyı niye gidip hemen göreyim? Yapsın işte kontratı!

    - Anlayamadım Tarık Bey!
    - Siz ağzı mühürlü erkek bir yavru tekir aramıyor muydunuz?
    - Haaaa veteriner Tarık Bey’siniz siz.
    - Eveeet. Siz hangi Tarık diye konuşuyordunuz?
    - Bir de emlakçı Tarık var da! Sesleriniz çok benziyor. Hemen geliyorum ben.

    Tekiri alıp getiriyorum. Vakti zamanı gelince tüm diğer erkek kedilerim gibi doğası gereği türünün yanına, sokaklara düşüyor o da.

    Veteriner Tarık Bey ile aramızda geçen konuşmayı ve o anda benim kafamdan geçenleri emlakçı Tarık Bey’e anlattığımda ise kopuyor adam. Yarım saatten fazla sürüyor gülme krizinden çıkması. Bana her telefon edişinde “emlakçı Tarık” diyor üstüne basa basa. “Veteriner olan değil”