Sayfa 1 / 5 12345 SonSon
Toplam 65 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Sesleniş


    Bu gece

    Seni düşlüyordum ve
    Sen bilmiyordun.

    İç dökümü...

    Seni ilk gördüğümde yağmur yağıyor, kuşlar göçünü almış başka şehirlere uzanıyordu. Dışardaydım, iliklerime kadar ıslanmış bir vaziyette koşarken, hızımı kesti araban... Duraksadım, bir kaç kişi indi arabadan ama sen hala arabanın içindeydin, sonra bagajdan tekerlekli sandalye indirildi... Sana doğru getirildi, biri sandalyeyi diğeri seni tutuyordu. Sandalyene yerleştirildin, o halde bile inanılmaz tebessüm içersindeydin. Tebessümünle bana doğru baktın, belki öylesine sıradan bir bakıştı ama içimi okşamıştı. Arkama baka baka eve doğru yol aldım, eve gittiğimde "bu da kimdi şimdi" diyerek pencereden baktım. Araba duruyordu ama etrafta kimseler yoktu, bir yaprak dahi oynamıyordu. O gün ilk ve son görüşümdün benim için, takii taşınan yeni komşumuzun sen olduğunu öğrenene kadar. Her akşam mahallenin çocuklarıyla takılıp, gülüşüyordun.

    Sen gülüyordun, rengarenk çiçekler açıyordu az ötede...
    Öylece seni izliyordum; sen bilmiyordun.



    Kim bilir kaçıncı uykundasındır şimdi, rüya bile görüyorsundur hatta; bünyesinde beni barındırmayan türden... Ya görüyorsan? Bi anlık hayali bile güzel, keşke görebilsen... Rüyalarını olsa süsleyebilsem sana olan duygularımla... Korkağın tekiyim ben, itiraf ediyorum. Bir adım kadar yakınken bile "merhaba" diyemeyecek kadar yüreksizim işte... Oysa ne çok isterdim sesini duymayı, komik değil mi? O kadar çekiyorum ki kendimi senden; anlamayasın diye... Az ötemde otursan bile duymadım sesini birgünden birgüne...



    Leyl_Sükut...

    İki satırlık söz için kaç kalem kırdım uğruna; cesaretsizliğinden ötürü.. Söylenecek çok şey olmasına rağmen bir-iki-üç derken tıp oyunu oynuyor ürkekçe. Sonra sen geceme karışıyorsun; kusuyorum geceden daha gece olan gözlerine... Bugünde bilmedin sana dair düşüncem ne varsa, bugünde görmedin sana bakışlarımı... Hissetmedin yüreğine parmak uçlarımla dokunuşlarımı; kimliksizceydi, farketmemen normaldi.

    Tebessüm ustası oldun gönlümde... Perdenin aralığından bakerken sesleniyorum pencerene; sana olan duygularımı yarında bilmeyeceksin, ilerde de... İncitmeden, tertemiz bir şekilde izleyeceğim. Sonra kaybolacağım gözlerinde...


    Huriye ÖZDEMİR

    Not: Sevgilimle tanışmadan önce ona yazdığım bir sesleniş...
    The Stranger II by venaya - [vakti_leyl] Sesleniş

  2. #2
    Üye
    vilanjik Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    02.08-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    20:29
    Yaşadığı Yer
    Eskisehir
    Mesaj
    11.707
    Alınan Beğeniler
    28
    Verilen Beğeniler
    10
    Blog Mesajları
    123

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgilin çok şannslı biri olmalı.Böylesine güzel bir yürege sahip olduğu için.Mutlulugunuz daim olsun.

  3. #3
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkür ederim...
    İki taraflı çok şanslıyız, çünkü O buna değiyor...

  4. #4
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    img resized - [vakti_leyl] Sesleniş Gerçek boyutundan [ 676 x 355 ] 94% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız
    yolnq8 - [vakti_leyl] Sesleniş


    Ve Sen Gidiyorsun / Ve Ben Gidiyorum

    Ve sen gidiyorsun;
    Bu koca şehrin suskunluğunu,
    Çırpınışlarını, sessiz ve derinden çığlıklarını.
    Haykırışlarını, kalp sancılarını arkanda
    Öksüzce ve yetim bırakarak.

    Ve sen gidiyorsun;
    Rüzgarların saçlarını savurmasına aldırmadan,
    Islak caddelerinin ayaklarını kaydırmasına bakmadan,
    Çakan şimşeklerin korktucu gürültüsünden
    Korkmadan.

    Ve sen gidiyorsun;
    Kimselere hesap vermeden ve
    Kimselere hesap sormadan, öylece
    Sessizliği kendine gard alarak.

    Ve sen gidiyorsun;
    Çantanı koluna takarak,
    Yüreğini kaldırım köşesine atarak
    Ve mevsimleri birbirine katarak.

    Ve sen gidiyorsun;
    Yüzüme bile bakmadan,
    Bana bir veda bile etmeden,
    Haberler bile salmadan
    Ve kaldırımlara attığın yüreğini bile
    Bana bırakmadan.

    Ve sen gidiyorsun;
    Ama ben gittiğini bile bilmiyorum,
    Seni bekliyorum ha geldi,
    Ha gelecek diyorum baş ucuma ama
    Sen lanet olasıca tıkanıp kaldığım bu hastenenin
    Kapısına bile uğramıyorsun.


    Ve sen gidiyorsun;
    Kuşlar uğramıyor artık penceremin yanına,
    Rüzgar esmiyor da getirmiyor kokunu daha.
    Anlıyorum o dakika ters bir şey olduğunu da ben
    Yine de tüm sukunetimle seni bekliyorum işte.

    Ve sen gidiyorsun;
    Bir postacı geliyor yanıma,
    Başını eğmiş " geçmiş olsun,
    Size bir mektup var" diyor, seviniyorum
    Buruk bir ifadeyle gülümseyip
    "Artık ben gideyim" diyor.

    Ve sen gidiyorsun;
    Mektubu açıyorum binbir sabırızlıkla,
    Önce mektubu alıyorum elime,
    Sonra ise yatağıma düşen yüzüğünü.
    Anlam veremiyorum ve mektubu okuyorum
    Tüm şaşkınlığımla.

    Ve sen gidiyorsun;
    Giderken de bana hatıra olarak sadece
    Bu sayfada ki kahrolasıca sözleri bırakıyorsun.
    Bitti diyorsun ne kadar da kolay diyorsun,
    Bu gidişinin hastalığımdan kaynaklanmadığını söylüyorsun,
    Ne peki onu bile sormama izin vermiyorsun.

    Ve sen gidiyorsun;
    Kuşlar konuyor penceremin yanına
    Nemli gözlerle bana bakıyorlar, pencereye çıkıyorum
    Ölümüne de olsa bu kalkışım ama ben aldırmıyorum.
    İşte o anda seni görüyorum hastanenin
    Önündeki cadde de.

    Ve sen gidiyorsun;
    Onca çırpınışlarıma, " seni seviyorum "
    Demelerime ve gözyaşlarımı dökmeme rağmen
    Arkana bir an olsun bakmadan gidiyorsun işte.

    Ve ben gidiyorum;
    Bu çivisi çıkmış dünyayı sana bırakarak,
    Beddularımı üzerinde tutarak ve son nefesimde bile olsa
    "Seni seviyorum" diyerek gidiyorum işte,
    Gidiyorum.

    Ve sen gidiyorsun / Ve ben gidiyorum.

    Huriye Özdemir / 08 Ocak 2007 / 18.00

  5. #5
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben teşekkür ederim, ne demek..

  6. #6
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Masum Gülücükler Taktım Yakana


    Yağmurlu bir gündü demlenişim
    Sırıl sıklamdım, ama bir o kadar susamış
    Tenim kurumaya yüz tutardı,
    Her bir damla da.

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana! Hani o damlaların birbirlerine hiç dokunmadan yere düşüş macerasını ve her bir can da yeniden canlanışlarını.

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana! Semadan arşa inerken nasıl çoşkuya büründüğünü ve herkesin yüreğine nasıl usulca dokunduğunu. Yağmurlar da senin o ipeksi saçlarını savurdu mu, senin de yüreğine usulca incitmeden dokundu mu? Kalp sancılarını dindirip, yerine sancısız bir kalp bıraktı mı? Gözlerinde ki yaşı herkesten saklayasın diye yüzüne yüzüne serpildi mi? Bir gece ansızın uykudan uyandırıp seni, kendini izletmesine izin verdi mi? Ya da pencerenin camlarına sevdiğinin adını yazasın diye buğulattığı oldu mu? Yağmurlar sana yoldaş, sana gardaş, sana yar oldu mu, oldu mu? Peki yağmurun damlaları sarıya, pembeye, maviye ya da yeşile çalınık mı? Söylesene gökkuşakları her yağmur sonrası mı çıkar , yoksa sadece aşıkların mekanına mı uğrar her hangi bir yağmurlu gün de? Bana yağmurları anlatsana, onların da kokusu var mı? Onlarda herkese sevdiğinin kokusuna bulanırda kokar mı? Çok soru değil mi, ama ben yağmurları bilmem ki... Hiç yağmurları izlemedim ki, sokaklara atıp doya doya ıslatsam da kendi mi damlaların rengi ne renk göremedim ki... Bazen sarıya çaldım, bazen pembeye... Bazen maviye çaldım, bazen yeşile... Peki sen yağmurlara hiç dokundun mu? Şey ben hiç dokunmadım da, onlar dokundu hep bana zaten dokunamam da nerden ne yöne aktığını anlamam ki... Doğru ya unuttum, kusuruma bakma körüm ben ve göremediğim o damlaların esiriyim ben. Bazen pencerenin kenarına otuttururum kendimi ve yağmurun o tatlı melodisini dinlerim saatlerce ve şekillendiririm her bir damlasını kendimce.


    Bazen üçgen oluverirler, bazen dörtgen
    Bazen kare oluverirler, bazen beşgen
    Ama eminim ki, hiç birine benzemezler
    Ben yine benzeterim işte
    Kendimce.

    Yağmurun öyküsünü anlat hadi bana! Hani o kendi melodisine gizlenmiş yanları varya heh işte onları ve bir de, bir de anlat işte
    içinden geldiğince, yüreğinin yettiğince ve kaleminin tükendiğince.


    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana!
    Onlar hiç birbirlerine dokunmazlar canım, dokunmazlar çünkü
    Dokunup da birbirlerini incitmekten korkarlar.
    Ve her bir canda yeniden canlanırlar,
    Çünkü kendilerin de olmayan aşkı ve sevgiyi
    Bizde bulurlar.

    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana!
    Onlar bizleri o kadar çok sever ki
    Bize geleceğini anladıkları anda yarış yaparlar
    Birbirleriyle adeta çoşkuya bürünerek
    Ve yüreklere dokunurlar usulca mutluluğa
    Kavuşmak adına.

    Bu arada evet saçlarımı da savurdu,
    Yüreğime de dokundu.
    Kalp sancılarımı da aldı, yerine
    Sağlam kalp de bıraktı.
    Bak işte bunu çok yaptı, herkesten saklamak için
    Gözyaşlarımı yüzüme yüzüme çaldı hızlıca damlalarını.
    Nadir olmuştur uyandırması ama ben de izleyenlerdendim tabi
    Ne vakit yağmur yağsa, ben buğulan hangi cam varsa yazdım
    Adını her ne kadar vefasız da olsa
    Bu yağmurlar öyledir ki, yoldaşın da olur gardaşın da
    Sevdiğin de olur, kin tuttuğun da.
    Hiç bir renge çalınık değildir damlalar.
    Şeffaftır ve saydamdır en az bir su kadar.


    Yağmuru anlatıyorum hadi sana!
    Onların kokusa da var tabi
    Ama bu ne sevdiğinin kokusuna benzer, ne de annenin
    Bu bambaşka bir kokudur, bu toprakla bütünleşmesinin
    Sonucun da ortaya çıkan doğanın ta kendisinin kokusudur.

    Yağmurun öyküsünü anlatıyorum hadi sana!
    Kendi melodilerin gizli yanlarındadır onlar
    Öyle olmasa bu kadar anlam ifade eder miydi bizim için.
    Anlattım işte şimdi sana içimden geldiğince,
    Yüreğimin yettiğince ve kalemim tükendiğince
    Ve masum gülücükler taktım yakana,
    Sen hep ne halde olursan ol gülümse diye.


    YAZAN: HURİYE ÖZDEMİR

  7. #7
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    saklambacqo7oo8 - [vakti_leyl] Sesleniş

    Aç Gözlerini Hayat; Saklambaç Bitti Artık!


    Ey hayatın zilleti; benle dalga mı geçiyorsun yoksa sabrımı mı ölçüyorsun? Bana bir cevap ver, ver ki kurtulayım bu kahrol asıca canımı acıtan sancılı sorudan.


    Hayat nerede beni üzecek bir şey varsa onu sundu önüme bu zamana kadar. Bedenimi ve ruhumu kırbaçladı, yüreğime ise her daim kamçıladı durdu nedense... Ne yapmıştım ki ben hayata böyle, nefret ediyordu bu denli benden. Ne vakit pencereden baksam kördüğüm olan içimi çözmek için, semada iki kaş ve göz belirir. Bakışları vardır ki sorma gitsin; bıçaktan keskindir, kaşları ise olabildiğince çatıktır. Korkmuyor da değilim hani, o an dilim tutulur, ay tutulur ve perdeler ise beni göstermemek için tüm suretimi örter durur. İşte o vakit ağlarım da kimselere duyuramam hıçkırık ve haykırış seslerimi.


    Dizlerimi bükerek çömelirim yere önce, gözlerimi kaparım ve maziye dalarım sonra, işte o an dilim çözülür, ay çözülür ve perdeler suretimi yeniden etrafa gösterir. Mazinin derinliklerine inebildiğim kadar inerim merdivenlerden koşar adımlarla.


    Bir bebek ağlaması duyarım önce ve insanların kahkaha seslerini sonra... Bulanık ortam belirginleşir ve canımı uğruna verebileceğim annem gözükür hastane odasında, yatıyor ama mutlu... Başına kırmızı bir kurdele bağlanmış ve kucağında bir bebek var. İnanmıyorum; bu bebek benim, koluma pembe bir lastik takmışlar, annemde de var aynısı… Galiba kız olduğum için pembe... Sonra bir erkek sesi duyuyorum, bu ses kulağıma hiç de yabancı değil. Sözler şöyle tam olarak; " Verin bakim benim küçük nazlımı bana, ben seveyim birazda... " Bulanık tekrar belirginleşiyor ve koruyucu meleğimi yani babamı görüyorum o dakika... Babamın kucağında çok mutluyum, gülücükler saçıyorum sağa sola... Galiba annemin ve babamın da tüm ailesi yanı başımızda, onlarında gülüşleri var etrafta.


    Her yer buhar oluyor ve merdiven başındayım, yukarı çıkıyorum bir hışımla... Sonra kapı çıkıyor karşıma aralıklı bir şekilde, dayanamayıp içeri giriyorum. Bizim evin içindeyim; annem ve babam ellerimden tutmuş yürütmeye çalışıyorlar beni, bir de "Anne diyecek, baba diyecek önce" diye tatlı kavgalar ediyorlar kahkahalarla...


    Tekrar bulanıyor etraf ve ben yine merdivendeyim. Yukarı çıkıyorum ve bir kapı daha; burası da bizim ev... Yalnız ben okula gidiyorum sanırım bir şeyler yazmaya çalışıyorum, annem ise yanlışlarımı düzelterek saçlarımı okşayıp, yanağımdan öpüyor. Buradan ben hissediyorum içim titriyor.


    Bulantılar aynen devam ve ben yine merdiven başındayım. Yukarı çıkıyorum ama zorla, ayağım gitmiyor bir türlü derken ardına dek açılan bir kapı... İçeri giriyorum; o da ne, ağıt ve feryat sesleri... Annem bana sarılmış ağlıyor, anlam veremiyorum. Sonra, sonra babamın kaza anı geliyor gözümün önüne de gözlerimi açamıyorum.


    Etraf bulanıklaşıyor ve ben merdiven başındayım yine... Yoruldum sanırım, merdiven korkuluklarına tutunarak çıkıyorum yukarı... Bir kapı var yine, içeri girmiyor göz atıyorum sadece... Babaannem bana sarılmış teselli veriyor ve gözyaşlarımı siliyor. Sağa sola bakıyorum, annemi arıyorum ama yok. Sonra, sonra birden annemi hastanede cansız yatan bedenini görüyorum. Yüreğim sızlıyor, canım acıyor ama ben hiç belirti gösteremiyorum.


    Bulantılar geliyor ve merdiven başındayım yine... Bu sefer çıkmamak için direniyorum ama sürünerek de olsa çıkmak zorunda kalıyorum. Açık bir arazi ve bir mezar taşı servinin gölgesinde. Kendimi görüyorum, yüreğimi ve bedenimi karalara bağlamış bir şekilde öylece durup, ağlıyorum. Acaba hangisi derken; mezar taşında, hayatta tek yanımda olan babaannemin adının yazdığını görüyorum ve şaşırıyorum.



    Tekrardan bulantılar oluşuyor ve merdivendeyim. Korkuyorum daha ilersine gitmekten, gidip de kendi ölümümü görmekten. Bu yüzden kendimi merdivenlerden aşağıya atıyorum ve tepetaklak düşüyorum. Hayatı sil baştan yaşıyorum kendimce işte... Gözlerimi açtığım da; yumruklarımı o kadar sıkmışım ki avuçlarımın içleri terlemiş, gözlerimi o kadar sıkmışım ki kan çanağına dönüşmüş ve bedenimi o kadar kasmışım ki bedenim sanki ikiye bölünmüş. Kendimi rahatlamak için her zaman yaptığım şeyi yaptım, ben yine bağıra çağıra ağladım. Şimdi ben ne yapacaktım, hayatta elimi uzatabileceğim hiç bir ailem kalmadı, öyle bir kavramı hayat zaten başından aldı. Ayağa kalktım ve lavobaya gittim, yüzümü yıkadım ve aynaya bakarak; " Hayatın bu sefer seni ezmesine izin verme" dedim.


    Ey hayatın zilleti; vazgeçtim soruma cevap vermenden. İstediğin oldu, ailem dediğim kim varsa aldın elimden. Şimdi beni yok edip, mahkûm etmek için neye başvuracaksın bakalım.

    Aç gözlerini hayat; saklambaç bitti atık, korkmuyorum senden. Beni üzebileceğin kadar da üzdün sevdiğim insanları elimden alarak zaten. Şimdi sıra bende, esir düşmeyeceğim sana, isyan etmeyeceğim Rahman olan Allah'ıma(cc)... Evet, doğru duydun isyan etmeyeceğim. Ne kadar yorsan da kendi yaşamında beni, alamazsın yüreğimde ki Allah (cc) sevgisini... Hayırlısı budur diyeceğim; çünkü Allah (cc) ne verirse hayırlısını verir ve verdiği hayrın peşine de bir hayır daha verir.

    Yazan: Huriye Özdemir
    sadbybipplacw7 - [vakti_leyl] Sesleniş

  8. #8
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Firari Suretler

    Zaman dilini bükmüş kaderin
    Susmalar bize kalmış
    Konuşmalarsa su gibi önümüzden
    Akan zamana.

    Bazen düşünüyorum da zaman mı çok hızlı
    Yoksa biz mi çok yavaşız diye

    Kaç kurtul diyor
    Sinesi çatlamış duvarlarımın sureti
    Kaçmazsam şayet vururmuş
    Alnımın tam ortasından serseri
    Bir yürekli.

    Zerzeler oluşuyor içimde
    Korkuyorum.

    Penceremin kırık kulbundan
    Tutunarak gökyüzüne bakıyorum
    Gökyüzü ağlamaklı, bense
    Hüsranlı.

    İnceden yağmur damlaları düşüyor
    Şakaklarıma gülüyorum.

    Kirletilmiş hayatlar
    Tokat gibi çarparken yüzüme
    Ruhum krişe dayandırılmış bir şekilde
    Kendi tecavüz sahnesini
    İzlemekte.

    Kasılıyor ruhum sonbahara
    Dönerken yüzünü.

    Yazan: Huriye Özdemir / 04.03.2008 / 23.14

  9. #9
    Üye
    ebediyata Avatarı

    Gerçek Adı
    m.
    Üyelik Tarihi
    02.02-2009
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    12:52
    Yaşadığı Yer
    -
    Mesaj
    144
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Zaman bazen bir rüzgar gibi hızlı.
    Kendini belli ederek, savuruyor üzerimizde kalanları.
    Soyunuyor ruhumuz, giyindiğimiz yamalı yalanları...

  10. #10
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkür ederim, okuyan gözlerinize sağlık

  11. #11
    Üye
    GeBeRMiYeSiCe Avatarı

    Gerçek Adı
    La Edri
    Üyelik Tarihi
    18.03-2008
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    02:56
    Yaşadığı Yer
    .........
    Mesaj
    1.715
    Alınan Beğeniler
    8
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bazen kendi karanlıklarımın içinden çıkmalıyım diyorum kendime karamsar bakışımı sonlandıracak bir kıvılcım doğmalı bir yerlerden aşkı yazki imreneyim aşkı yazki yaşadıklarım bana yük olmaktan kurtulsun yaşamadıklarımı bulayım burda ki var..O yüzden ellerin dert görmesin......

  12. #12
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkür ederim
    Beğenmene sevindim

  13. #13
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yeşil Eriğime

    İstanbuldayım.
    Haremde yolculuğuma uğurlanmaktayım.
    İstikamet Ankara, içim titredi.

    Kuşlar pusula olmak için koyuluyor yola, biz ise peşisıra... Mutluluğun zirvesine, hüznün diplerine vuruyor yüreğim... Gidiyorum sonunda özlediğim, özlendiğim kadim dostumun yanına, Ankara'ya.... Sevdiğimi, yüreğimi bu koca şehirde, İstanbul'da bırakarak...

    Gülmek mi yoksa, yoksa ağlamak mı yaraşır
    bu durumda insana...


    Ağaçlar, yoldaki şeritler, derma çatma evler, dağlara uzanan yamaçlar, hepsi hepsi su gibi geçiyor gözlerimden. Tıpkı, geçmekte olan ömrümüz gibi... Hani dün demiştin ya, "Yarın uğurladıktan sonra seni; dün yanımdaydı diyeceğim, bugün Ankara'da".... Hatta bende kızmıştım sana "Yarında yanında olcam hatta sen uğurlayacaksın", demiştim "Evet ama..." deyip susmuştun nemli gözlerle... Suskunluğunun sebebini şimdi anlıyorum. Haklıymışsın! Ne yani şimdi ben seni "Akşamları evden kaçırıp göremeyecek miyim? Hafta sonları tüm zamanımı sana ayıramayacak mıyım? Bir dakka da olsa cama da çık diyemeyecek miyim?" deyişlerin geliyor aklıma... Fenalardayım.

    Boludayım.
    Bir çoban var az ilerde sürüsünü yaymış yaylaya, ağlatıyor fülütünü....Sonra iki çift göz geziniyor. Yolun uzantısındaki vadilerde, kırlarda, ormanlarda.. Masmavi gökyüzüne modifler işliyor sanki beyaz bulutlar, şekillendiriyorum. Sonra sen beliriyorsun; gülüyorum.

    Ankara yolundayız.
    Soğuk rüzgarların başrol oynadığı şehre doğru yol almaktayız. Yokluğun şimdiden ensemde gezinmeye başladı bile, üşüdüm mü ne?

    Ankaradayım.
    Kalabalığın ortasında yabancıyım. Arkadaşımı görüyorum ve yabancılığıma son veriyorum sıkıca sarılarak... Özlemlerin biri bitti derken yenisi çıkıyor gün yüzüne; özlüyorum. Ah sevgili! Ne çok alışmışım meğer sana, her adımım sana, her adımım senden yana. Ankara'da olsam da varlığın hep yanımda, bu yüzden binlerce kez teşekkür ederim sana

    Özlediğimsin, bekleyenimsin
    Kim ne derse desin
    Sevdiğim/sevildiğimsin


    Huriye Özdemir
    9.9.09/ Çarşamba
    13.00

    62601067268770715433970 - [vakti_leyl] Sesleniş

  14. #14
    Üye
    eren_27 Avatarı

    Gerçek Adı
    Nihat AKARDENİZ
    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    26.06-2012
    Saat
    15:27
    Yaşadığı Yer
    Mersin/Silifke
    Mesaj
    254
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    allahım bu ne mükemmel bir yazı ya son zamanlara bu kadar duygulu bir yazı okuduğumu hatırlamıyorum ne güzel sevmek sevilmek sevildiğini bilmek sevdiğini açık ifade edebilmek . . . yüreğine sağlık . . .

  15. #15
    Üye
    vakti_leyl Avatarı

    Üyelik Tarihi
    03.09-2009
    Son Giriş
    11.12-2009
    Saat
    13:54
    Mesaj
    244
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Teşekkür ederim. Yeşil gözlü eriğime yazdım ...




Sayfa 1 / 5 12345 SonSon