Sayfa 1 / 3 123 SonSon
Toplam 44 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    GÜNAYDIN

    Paraları saymayı sevmedim ama hesaplamak mesleğim oldu..
    Kendimi harcarken hep zengin saydım.. Fakir olmayı hiç hazmedemedim galiba..
    İnsanların hepsine yeterim belki diye ideolojik yollar aradım.. Buldum da.. Fakat boş ver şimdi.. Konu o değil..

    En zengin olduğum şey aslında harflermiş.. Üstelik sadece benim değil bu harfler.. Herkesin kullanma hakkı var.. Çanaklar var önümüz de, içinde harfler var.. Ama her birinde birer tane harf var.. Ama acayip bir olay var bu işte.. Harfleri aldığın anda aynı harften yeniden doğuyor o kasede.. Hiç bitmiyor anlayacağınız o harf o kasede.. İster sonsuz hızla kullan.. İstersen günde bir tane.. Alıyorsun A ları B leri.. Bi bakıyorsun orda yeni A lar ve B ler duruyor.. Al yeniden kullan.. Hepsi pırıl pırıl.. O yüzden onları kimse stoklamıyor.. Bankaya yatırmıyor..
    Ve onlar herkese yetiyor..

    Galiba zenginlik bu.. Aynı üzüm veren bir bağ gibi.. Veriyor üzümü, tüketiyorsun ama seneye gene aynı üzüm orada.. Para da böyle olsa..

    Ama o zaman gücün saklanması nasıl olacak? Gücün delirmesi nasıl olacak?

    Boş ver.. Ben zenginliğimi keşfedeyim de onlar gücün saklanmasını bulmuşlar zaten..

    Oturuyorum kumların üstüne.. Koyuyorum harf kaselerini önüme.. Bir gelenlere veriyorum, bir kendime.. Herkese yetiyor.. Bana da tabiî ki.. GÜNAYDIN diyorum denize..Gelip geçenlere ve kendime.. O kadar zenginim ki hiç bitmiyor kasedeki harfler..

    Karın doyurur mu? Bence şimdiye kadar doyurdu..

  2. #2
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SİLAH HARFLER..
    Silah olur mu harflerden? Adam öldürür mü arka arkaya atsan harfleri birinin kalbine, kafasına? Yaralandınız hiç yada siz denediniz mi harflerle adam öldürmeyi?

    Düşünün! Bir marangozun ağzına çivileri doldurup onları birer birer çaktığını düşünün! Kaselerden doldurdunuz ağzınıza harfleri.. Yada biz iyi adam olalım neme lazım.. Başkaları doldurdu ağzına harfleri.. Başladı diliyle çakmaya kafanıza, kalbinize.. Mutlaka buna benzer cinayetler görmüşsünüzdür..

    Yada bi bakın bedeninize var mı bu yaralardan?
    Bence asıl ruhunuzda olabilir o harf yaralarından.. Bi bakın isterseniz..

    Oyun sanıp, harflerle yaraladınız mı birilerini? Kar topu gibi salvoya tutuldunuz mu? Ya da siz attınız mı karşınızda sizi oyundaşı sanan kişilerin kafalarına?

    Kötü olan ne biliyor musunuz, bu harfler girdiği yerden çıkmıyor.. Çelik bir iğne gibiler, dolaşıyorlar vücutta, ruhta.. Bu gün bir yeri felç ediyorlar, dün başka yeri felç etmişlerdi, yarın başka yeri felç edecekler..

    Makineli tüfek vardır, ona da mermi şarjörleri takarsın ateş etmek için .. Hani uzun, upuzun, yüzlerce metre uzunlukta ve binlerce mermi yan yana.. Takarsın bi ucundan namluya o mermi şarjörlerini, başlarsın taramaya .. Taaa taaa taaaaaaa..
    İşte buna benzer harfler ağızlarda.. Hallaç pamuğu gibi dağıtırlar hedefi..
    Ya hedef yoksa? Oyun sanılıyorsa , çocuk oyunu birde; Hallaç pamuğu dağıtır kafaları ruhları.. Kötü olansa bunların bazıları anında etkili, bazıları zamanla etkisini gösterir..
    Kan kaybından öldürür insanı zamanla.. Üstelik kan kaybı çoğu zaman görülmez..
    Sahi hangi harfle vurulmaktan korkarsınız? Ben X harfiyle vurulmaktan korktum.. Girerken parçalar, çıkışı ise mümkün değil..

  3. #3
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HARFLERDEN HAPİSHANELER..
    Hiç duvar örüldüğünü gördünüz mü harflerden? Hem de sur gibi duvarlar..Geçit vermez.. Yıkmak için top tüfek yetmez.. İnsan bu harflerle öyle duvarlar örer ki anlatmaya kalksan zaman yetmez.. Dedim ya harf dediğin o kadar sınırsız ki.. O yüzden örülen duvarlarda aşılmaz oluyor.. Yıkılmaz oluyor..

    İnsan önce bu harflerle kendi çevresine duvarlar örüyor.. Korkuyor aslında.. Diğer insanlardan korkuyor.. Ölümden korkuyor.. Evrendeki zerreliğinden, yalnızlığından korkuyor.. Bunları dış tehdit olarak algılıyor.. O dış tehdide karşı başlıyor kendi etrafına duvar örmeye.. Ölüme karşı, yalnızlığa karşı, insanlara karşı ha bire duvarlar örüyor.. Ama bu duvarlar beyinde.. Beyninde oluşan duvarlarla aslında kendini hapsediyor.. O duvarlar ne kadar kalınsa, ne kadar yüksekse o kadar ulaşılmaz oluyor.. Hem de kendisine.. İnsan o duvarlar la kendine ulaşılmaz oluyor.. Kendini hapsedip, kendine ulaşamıyor..

    İnsan diğer insanlara karşı da harften duvarlar örüyor.. Asla ben kendimin kölesiyim demiyor.. Ben sizden korktuğum için kendimi kapattım, kendimi hapsettim, sizle duvarların arkasından konuşuyorum demiyor.. Ben özgürüm diyor.. Sizle konuşmak için ben özgürüm ve bu kadar, bu şekilde, bu içerikte ilişki kurmayı ben istedim diyor.. Oysa kendinin kölesi (Birileri mutlu olsun hadi; sistemin kurbanı) olduğunu söylese, karşısındaki kişiden ödü koptuğunu anlatsa, güvenmediğini belirtse..İnsan başka insanlarla arasına o duvarları örmeden kendini güvende saymıyor artık.. Kötüsü o duvarları boyuyor.. Müziklendiriyor..

    İnsan sonra ülke sınırlarına duvarlar örüyor.. Bu harflerle yapılan duvarların yanında Çin Seddi hava civa kalır.. Öyle bir duvar ki bunlar.. Dört boyutlusundan hemde.. Dördüncü boyutu var bu lanet duvarların.. Zaman boyutu var.. Bu gün yıkmaya çalışsan geçmişi, tarihi boyutuyla karşımıza çıkıyorlar..
    İşte insan harflerden yaptığı bu duvarlarla yaşamayı seçti.. Kendini kendinden uzak tuttu.. Kendini kendi insanından uzak tuttu.. Kendini dünya insanından uzak tuttu.. Kendi ile kendi arasına harflerden duvarlar ördü.. Kendiyle diğer insanlar arasına harften duvarlar ördü..Kendi ile dünya insanları arasına duvarlar ördü harflerden..

    Bu kadarcık mı? Göremiyor ki başkalarını.. Gözleri de harften duvarlarla örülmüş..

  4. #4
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HARFLERİN SANRILARI..

    O harfleri o kadar dolduruyor ki ruhuna insan.. O kadar çok dolduruyor ki.. Gerçeklik kalkıyor ortadan.. Gördüğünü görmez oluyor.. Duyduğunu duymaz oluyor.. Bildiği değişiyor..

    Gerçekliğe o harflerden yaptığı gözlüklerden bakmaya başlıyor.. Gerçeklikten kopuyor..
    Binlerce, milyarlarca harfle doldurulmuş ruhu boğulmuşluk içinde yüzüyor.. Şişmiş bir ceset gibi hiçbir şeyden etkilenmiyor..

    En büyük sarhoşluk bu oysa.. Her saniye kafaya pompalanan harfler arı kovanına çeviriyor ruhu.. Her salise kovanın içinde uçuşan milyarlarca harf.. Birbiriyle eklenmeler, kopmalar
    Buna bağımlı hale getiriyor ruhları.. Çünkü insan olmanın yaşamdan etkilenme hali bitti artık.. Yaşamı harflere dökme dönemi bitti.. O artık yaratılan bir bağımlı.. Her bağımlı gibi o gerçeklikten koptu çoktan.. Onun yaşamında anlamı olan her şey harflerden oluştu artık.. Kutsalı olan her şeyi harfler oluşturuyor.. Dünya, kendisi, diğer insanlar, kutsalları hep harfler.. O harfler olmasa bomboş artık o.. Ne doğayı bilir.. Ne mantarın zehirlisini ayırabilir zehirsizinden, ne balık tutabilir dere kenarında.. Suyun temizini bulamaz, karnını doyuramaz..
    Gece karanlığında Samanyolu ürkütür onu.. Kendi başına bir gün kalmak dünyanın en büyük işkencesidir onun için.. O bağımlıdır çünkü.. Harflere bağımlıdır.. Sürekli emmek zorundadır harfleri..

    O harfler onu sanrılara sürükler.. İnançları sanrıdır.. Tanrısı, sevgisi sanrıdır.. Zenginliği açlığı sanrıdır onun.. Vatanı, evlat sevgisi sanrıdır.. Hiçbir şeyin gerçeği oluşmaz onun kafasında.. Çünkü gerçek olanı kovar sanrılar.. Sanrı da harflerin oluşturduğu bir sonuçtur..

    Gerçek olanla doyasıya sevişmektir insan olmanın temeli.. Bu sevişme savaş şeklinde bile olabilir.. Kuma ayak basmalı ayak dediğin, çamurlanmalı el dediğin.. Mutluluğu düşündüğünde insan bu harflerin dışında bir resim olabilmeli.. İnsan böyle kodlanmıştır.. Rüyasında insan hala nefes nefese sevişiyorsa, sanrılara bir başkaldırıdır bu.. Sanrı harflerin imparatorluğudur.. Gerçek ise bir gözde hissetmektir sevilmeyi..

  5. #5
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HARFLERLE ŞARTLANMA

    Harfler dizin dizin olunca, ruhta kodlanmalar oluşur.. Size hep kodlanmış harfler öğretilir... Sizde gezerken, çalışırken, severken, sevişirken o kodlanmış harfleri ararsınız.. Sokaktayken gözlerin yerde gezmesi gibi bir şey bu.. Yada çağdaş bir şekilde anlatalım; X ray cihazı öter hani metal bir nesne görünce.. Sizde kodlanmış harfler karşısında, aynı tepkiyi verirsiniz ruhunuzdan bir buldum sesi yükselir....

    O kadar basit harflerle kodlanmıştır ki ruhunuz o eşiği aşamazsınız.. Tek taraflı bi şey değil bu.. Bazen de duramazsınız o kodlanma karşısında.. Koş dediğinde koşar, öldür dediğinde öldürür, öl dediğinde ölürsünüz..

    Harfler karşısında kodlanmanın adı şartlanmadır..

    Bu bilinenleri niye anlatıyorum durmadan? Durmadan niye tekrarlıyorum kendime bunları?

    Bir anlatabilsem her istediğimizin bir kodlanma sonucu olduğunu.. Bir anlatabilsem mutlu olmanın bile kafamıza kodlandığını.. İnsan olmanın kodlandığını ruhumuza.. Ve genelde mutsuz olduğunu biliyorum insanların.. Demek ki diyorum KOD lama hatası yapıldı.. İnsan öyle bir halde ki, koşturuyor durmadan..

    Bütün bilinen hızların üstüne binmiş koşturuyor insanoğlu.. İşe gidiyor.. İşte değil aklı, oradan herkese aynı anda, düşünce hızında koşturuyor artık insan.. Markete gidiyor, bankaya gidiyor,
    oyun gidiyor, spor yapıyor.. Ama hangisini yaparsa yapsın o an bile koşturuyor.. Yatarken, uyurken koşturuyor.. Girip çıkıyor her yere, her şeye.. Girip çıkıyor tüm gizli dehlizlere..

    Ne arıyor biliyor musunuz? Dinleneceği bir gönül arıyor.. Oysa dinleneceği gönlü kendisinde.. Bunu görmüyor.. Başkalarındaki gönüllerde aynı kendisi gibi.. Gönüller birbirini görmüyor .. Şartlandıklarını arıyorlar.. Gönlümüzün gözünü çıkarmış bu şartlanmalar..


  6. #6
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DARBE

    Su koyuyorlar saksılara.. ..
    Toprak koyuyorlar kazanlara...
    Taş koyuyorlar yüreklere..
    Duvar örüyorlar harflerle.
    Sonra bağırıyorlar; İşte bre insan..
    Acılara dayanan..
    Farklıyız biz; ağlayarak meydan okuyan..



    Yasalarla darbe önleyeceğiz haaaaa.. Bir yaşıma daha girdim..
    Hem de harften yasalarla..
    En başta koşar bence o yasayı koyan, darbenin peşinden..
    O kendi darbesi peşinde.. Baş darbeci olma peşinde.. Gelene ağam, gidene paşam denmeyecekmiş o kadar.. Fakat bu yazılmış kodlarla.. Değişiklik buymuş..
    Kendi içinde olur insanın darbe.. Kendi içinde patlar kalenin duvarları..
    Darbeye karşı içinde olmalı darbe.. Yoksa darbenin sivilinden, resmisinden bana ne?
    Kodlanma kırılsa kıçıyla güler her kes darbe yapmak isteyene..
    Ancak kodlanma kutsuyor darbeyi..
    Kodlanma kırılsa var ya.. Hade leyn darbeci…

  7. #7
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BALIKLAR VE KODLANMA

    Balıklar diyorum kodlansa.. Harflerle doldurulsa kafaları, ve dizinler oluşturulsa kafalarında..
    Sonra mesela o kodlanmış harf dizinleri Kara denizin, Ak denizin ve Ege denizinin üstünde dolaştırılsa uçaklarla.. Yada o harfler denize atılsa.. Sonramı?
    Sonra bütün balıklar diğer ülke sularından koşup gelseler bizim kıyılarımıza.. Bizde kolayca ve sınırsızca avlansak.. Zengin olsak, doysak..
    Kodlanma dizinleri de, Bize yaptıkları gibi olsa.. Ulusal ve ilahi kavramları koysak kafalarına.. Mutlaka harf olmasın hadi.. Ama harfleri anlatan ses olsun..
    Yahu karıştırmayın ötesini bu kodlanma elbet öteki ülkelerde aynı kullanılıyor.. Ama diyelim ki balıklar sadece bizim kodları tanıyor.. Gülmeyin kardeşim bir bildiğimiz var..
    Yahu bunu görmüştüm ben.. Somon balıkları okyanuslarda büyüyüp, doğdukları yer olan bir nehrin yukarılarına varmak için ölüm yürüyüşü yapıyorlardı.. Ölüm yüzüşümü demek lazım?

    O kadar trajik bir son için, o kadar emek sarf ediyorlardı ki.. Saygı duymanın ötesinde dayak atmak geldi içimden her birine.. Ama kodlanmışlar işte.. Kodlamışlar, başka çareleri yok ki?

    Ne farkımız var derim hep? Ne farkımız var?
    Onlar da özgür değil mi ölüme yüzüşlerinde?

  8. #8
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KISRAK VE KODLANMA

    Kısrak doğunca bir bakar çevresine.. Sonra şöyle bir yoklar ayaklarını.. Eğer yanındaysa sevdiği, pek yabancılık çekmez bu Dünyaya.. Başlar hoplamaya zıplamaya..
    Kalabalığa karışmaya kodlanmıştır o çünkü..
    Dünyaya karışmaya kodlanmıştır ..
    Sofraya karışmaya kodlanmıştır ..
    Sevdiklerine kodlanmıştır diyelim isterseniz..

    İnsanda böyledir aslında..
    Fakat sonradannnnn, çok sonradannnnn, aynı genetiğiyle oynanmış bitkiler gibi, hayvanlar gibi sevgiye kodlanan insan, kendini kodlamaya başlamıştır.. Başlamıştır ama başarmış mıdır?

    Sevgiyi harflerde aradığı sürece, o kodlanmanın yerine kendi kodlarını koyması anlam ifade
    eder mi bilemiyorum? İnsan kendini kodlamaya çalışıyor günümüzde?
    Doğru aradığı tek şey, doğallıktan gelen şeyleri arıyor..
    Kalabalığa karışmayı arıyor..
    Dünyaya karışmayı arıyor....
    Sofraya karışmayı arıyor..
    Sevgiye karışmayı arıyor..

    Ancak bunları doğallık içinde değil, harflerden yarattığı kodlanmalarla arıyor..
    Sevildiği, sevdiği olmuyor..
    Kalabalıkları kendi oluşturmak istiyor.. Kendinden kalabalıkları harfler oluşturuyor..
    Sofralarda yemekleri o belirlemek istiyor..Lanet olsun! Kendi için değil.. Herkes için yemekleri kendisi seçiyor.. İçkileri O seçmek istiyor..
    Dualar ona göre okunmalı.. Sevişmeler kendince olmalı..

    Ona uymalı.. Harften kodlanmalara tıpatıp uymalı onun olanlar..
    Kodlanma ne biliyor musunuz? Ona uyanlar, onun sevdikleridir..
    Kilit nasıl anahtarsız olmazsa, onunda kodlanmaları var artık.. Ancak bunlar harflerden.
    Kısrağınki gibi değil.. Kısrak kendi kodlarını yaratmaz harflerden..
    Korkulacak bi şey yok.. Merak etmeyin.. İnsanda öyle.. İnsan sonradan kodlanıyor kendi soyu tarafından.. Fakat öyle bir güzel yanı var ki insanın, her doğan yeniden doğal doğuyor..
    İşte sistemler buna çıldırıyor.. Buna deli oluyor..Bununla başa çıkamıyor.. Her doğan deli özgür doğuyor, insan doğuyor..

  9. #9
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DOĞAL KODLANMA

    Doğa kodlar insanı.. Fakat öylesine inceliklerle, öylesine güzelliklerle kodlar ki.. Milyarlarca yıldız gökyüzüne nasıl dağıtılmışsa, her biri nasıl ayrıysa ötekinden ve nasıl her biri ateş taşıyorsa içinde.. İnsanda öyle kodlanmıştır işte doğa tarafından.. Her biri özeldir.. Her biri ayrıdır..Her biri varlıktır.. Hiç biri diğeri için değildir.. Her biri kendinindir..

    Ancak, insan yeniden kodlamaya çalışır kendi soyunu.. Ve üç kelimeyle özetlenecek insanlar yaratmaya çalışır.. Harften kodlama işte.. Bunu bile başaramaz.. Dedim ya, insan doğasına aykırı harflerle kodlamak insanı.. Gülünç olan ne biliyor musunuz?
    Babalarımızı dedelerimizi kodlamaya çalışanlar, bizim bebekleri de kodlamak için uğraşacaklar.. Bence az kaldı.. Kodlamaya çalışanlarda kurtulacak kodlanmaktan..

  10. #10
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GÜL PAPATYA VE KODLANMA

    Bir gül neye kodludur? Bir gelincik, bir papatya, bir sümbül neye kodludur? İşte yanlış olan soru bu.. Bir tavuk neye kodludur? Gül, papatya ve sümbül kendilerine kodludur.. Yaşamaya kodlanmışlardır.. Özgürce yaşamak, bunu için korunmak ve sonsuz sürdürmek yaşamlarını..İşte budur onların kodlanmaları.. Güzel oldukları için yaşama hakları olduğunu sanırım insanlar söyler onlara.. Tavuk içinde yararlı olduğu için insan emrine sunulduğunu..
    Dünya da olan bu kodlanmanın amacı nedir? İşte harflerle kodlanmış bir kafanın soracağı bir sorudur bu? Arkası geliverir bundan sonra soruların..Ve bu sorulara verilen cevaplarda besin zincirinde en üstte olan insana göre sıralanmıştır..

    Her şey insan için yaratılmıştır.. Tüm doğayı kodlayan, bu hizmeti ona altın tepsi içinde vermiştir..Karşılığında da bizim minnet etmemiz gerekir.. Sonra yeniden acayip ödüller alacağız minnet karşılığında..İnsan işte bu kadar bencildir.. Çünkü doğasını yitirmiştir.. Doğal kodlanmanın ötesine geçip, harflerle kodlamanın bir sonucudur bütün bunlar..

    Kodlayan kim? Bence soru yanlış..
    İki olay var ortada; Bir ruh var ortada..Milyon tane yaşam formuna bürünmüş.. Ya korkudan,
    yada kendini geliştiren bir ruh hali içinde daldan dala konuyor..Yaşamı burada geliştirecek ve dağılacak tüm evrene.. Geldiği yere gidecek, dağılacak..Havai fişek gibi..
    Birde madde canlandı, dillendi..En iyisini arıyor kendine yaşam formu olarak..

    Karıncaların her yaz yığdıkları yiyecekleri kışın yemeye kodlanmaları acaba, sadece ve sadece insana çalışmanın kutsal olduğunu göstermek için düzenlenmiş bir gösterimidir?
    Ya kuşların oradan oraya uçmaya kodlanmaları, insan özgürlüğü anlatmak için midir?
    Kodlayan orada mıdır, onlar damıdır? Yoksa biz gibi , insan gibi, onlar damı şimdilik sadece sadece yaşamaya tutunmaya mı çalışmaktadır.. Kodlayan da kendini milyon yaşam formu içinde en rahat ve ölümsüz olan damı bulmak için çırpınmaktadır..Yada madde diyelim..
    Dünyadaki her maddenin bir yaşam formuna dönüp tekrar madde, tekrar yaşam formu olduğunu ve bu döngünün nasıl akıl almaz hızla devam ettiğini görür bakan göz.. Başlamış bir iş devam ediyor.. Hepsi bu..Her demir, her çinko, her bakır, her su bir kere yaşam formuna dönüşüp, düşünmeyi tadıyor..Üremeyi tadıyor..

    Ve bir gül aslında diken midir kendini korumaya çalışırken, bir yandan da güzelliğim var benim içimde diyen? Kendini göstermeye çalışan bir diken midir?
    Ya insan? Galiba kodlanmanın en yanlış yeri, en zayıf halkası beslenme.. Keşke taşları öğütseydi mideler..

    Bu yazı nereye gider? Gittiği yere gider

  11. #11
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KADIN VE KODLANMA
    Bu sokaktan çıkmak lazım şimdilik..
    Kuş kanadı kendisini taşımaya kodlanmıştır.. Kuş yüreği kendini yaşamaya kodlanmıştır..Başkasını taşır mı kuş kanadı? Taşır, taşır da ne kadar taşır, nasıl taşır o bilinmez..Başkasını yaşar mı kuş yüreği? O nasıl söz demeyin, bazen yaşamaya çalışır.. Kendinden vaz geçer, başkası için yaşar kuş yüreği.. Sorumluluk en soylu duygudur yüreklerde kodlanan..Analık diyelim bu kodlanmış duyguya.. Kodlanmaya doğal olan, harfle kodlanmaya suni olan,plastik olan, naylon olan diyelim.. Kodlanma doğanın kodlamasıdır, harfle kodlanma insanın kendi bilincinin yeniden başkaları ve kendisi tarafından üretilmesidir, kodlanmaya çalışılmasıdır.
    Babalık ise harflerle kodlanmaktır.. Bin bir çeşidi vardır o yüzden.. Aslan, dişisiyle seks yapabilmek için kendi yavrusunu yiyebilir.. Öte yandan aslan yürekli denilen nice erkeğimiz sorumluluktan sahillere (!) vurur kendini.. Başka babalıklara yelken açar.. Kimi erkek ölüme atar kendini, kadını ve çocuğu için.. Dedim ya erkek harflerle kodlanır sorumluluk konusunda.. Milyar şekli vardır harfle kodlanmanın..
    Kadın analığa kodlanmıştır.. Ancak kadın ana olamaz kodlanma gereği.. Kadında harflerle kodlanırsa erkek olur.. İçindeki kodlanma, uzak diyarlara özlem gibi kalır.. Kendini sılada görür kadın çocuksuzsa.. Kadın ana olmak için doğurmalıdır.. Ancak harflerle kodlanan kadın için kimden doğuracağı, doğurmanın önüne geçmiştir.. Çünkü kadın doğasının ötesinde ayrıca kodlamıştır kendisini.. Aslında düzen tarafından kodlanmıştır diyelim de kendini kurban saysın bari.. Mazlum olmak kendiyle çelişkiyi önler.. O kimden ve hangi şartlarda doğuracağına, önce kariyer yapması gerektiğine kodlamıştır kendini.. Doğurmadan önce yani..O yüzden kadın aynı erkek gibi bin bir çeşit olmuştur.. Milyar tane olmuştur..
    Kadın analığa kodlansa sadece, bence seçenekler içinde olanı seçerdi.. Seçeneklerde olmayanı seçmezdi.. Seçenekleri zorlamazdı.. Tek seçeneği olmayan kadın olamaz bu dünyada.. O yaratır üstelik seçeneğini, işve ile naz ile.. Kendini seçeni yaratmak harflerle kodlanmadır.. Seçenekler içinde en mükemmeli seçme, kadınsı dürtüdür.. Ancak hepsinin temeli doğurmak üzerine kuruludur.. Kariyer üzerine kurulu değildir.. Kendini inkar ediyor kadın.. Seçecek erkeği kodlamış çünkü kafasında.. Oysa var olandan seçer doğal kodlu kadın, olmayandan değil.. Üstelik doğurmama pahasına..
    Kadın kendi yüreğini yaşamıyor artık..
    Erkek kendi kanatlarıyla başkalarını taşımaktan vazgeçmiştir.. Yorulmuştur..Bıkmıştır.. Nasıl olsa karşısında duran kadının kendisine ihtiyacı kalmamıştır..

  12. #12
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UYGARLIK VE KADIN


    Dişi doğurmaya kodlanmıştır.. Doğurmak doğal kodlanmadır varlıkta.. Dişinin doğal kodlanması ile barışıklığı vardır.. Kişinin kendi ile barışık olmasından bahsetmiyorum ben.. O ayrı bir olay..Ben burada doğal kodlanmanın dişi üzerindeki etkisinden söz ediyorum.. Dişinin doğal olarak kodlanmışlığı (Yaratılışı desem başka şeyler çıkacak) Dünya ile barışık olmayı da beraberinde getirmiştir.. Varlığı ile barışıktır Dişi.. Onu sorgulamaz.. Kabul etmiştir.. Mutlu bile diyebiliriz bu Dünyada.. Dünya Cennetidir desem yeridir.. Niye varız yerine, mutluyuz ya işte der Dişi..

    Yerleşmiştir Dünyaya onun ruhu.. Yerleşiktir ruhu.. Yerleşerek Cenneti yaratacağına inanır.. Çiçek eker durduğu yere, su ister.. Ağaçları, otları tanır.. Toplar çevresinde olan her şeyi.. Taş üstüne taş koyarak sahip olduklarını korumaya alır..

    Uygarlık yerleşme demektir.. Kadın kendi cenneti için yerleşmeyi seçer.. Kendine ait olanları korumak için evler oluşturur.. Şehirler olsun ister kendi soyundan.. Evlerde sular ister.. Evlerde cennet ister.. Evlerde aynalar ister.. Evlerde kendi cennetini kurar Dişi.. Onun için ipek üretilir, altın tasarlanır ve bulunur.. Dişi cennetini erkeğe kabul ettirmiştir.. O yüzden uygarlık dişi demektir.. Bin bir koku, binbir lezzet, binbir renk onun ruhu için üretilmiştir. En hızlı olan ona ulaşmak için değil, ondan duyulacak güzel bir memnuniyet nidası içindir..

    Dişi yeryüzünü vatanı kabul eder.. Yeryüzünü cenneti kabul eder.. Yeryüzünün sanatı, incelikleri onun ruhunun temsilcisidir.. O erkeği de bu cennete ortak etmiştir.. Yükselen aslında dişi ruhtur.. Yeryüzü uygarlığı erkek tarafından onu mutlu etmek için kurulmuştur.. Efendi onun ruhudur..

  13. #13
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ERKEK VE KODLANMA
    Erkek doğal kodlanması ile oluşan varlığı ile asla barışık değildir..Onda en son olma, yani ölüm
    korkusu daha yoğun olarak görülür..Asla doğuramayacağı gerçeği onu sürekli doğurtabilme arayışına zorlar.
    Huzursuzdur..Arayış içindedir..Onun fetihciliğinin, keşifciliğinin, avcılığının,savaşcılığının altında
    yatan gerçek budur..O doğuramama, yaşamın kendinde son bulduğu sanrısı içinde sürekli telaş, huzursuz ve
    arayış içinde çırpınmaktadır..Sürekli olarak spermlerini yayma, uzak diyarlara, dünyanın her yerine tohum atma
    telaşı içindedir..
    Doğum yapan her anne ile çocuk arasında yaşanan o büyülü ayine baba ancak uzaktan bakar..
    Baba asla o ayinde olamayacağını çok geçmeden anlar.. O başka bir olgudur.. O ayine ancak
    sorumlulukları yerine getirmek şartıyla katılmasına izin verilir, ancak yinede seyircidir..
    Babalık duygusu zamanla gelişir.. Emektir daha doğrusu o duygular.. Kendi emeğini sevmektir babalık..
    Ne kadar emek verdiyse o kadar sever.. Bunlar sonradan oluşan benim harfle kodlanma dediğim şeylerdir..
    İşte insanlık tarihi denen ilerleme bu iki temel kodlanmanın sürekli olarak birbirini etkilemesinden
    kaynaklanır.. Erkek hiç durmadan arayış içinde olmuştur.. O kaybolmuşa, arayışa kodlanmıştır..Kadın ise
    Dünya'nın vatanı olduğuna inanmıştır.. Erkek sürekli değişimle içindekini susturmaya, kadınsa sürekli
    Dünyadaki cennetini sağlamlaştırmaya çalışır..
    Ancak Erkek için Dünya yetmeyen bir unsurdur.. Kendini başka dünyalarda aramaya başlamıştır çoktandır..
    Oralara tohumlarını atmak için çırpınmaktadır..

  14. #14
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    SEVGİ VE KODLANMA
    Herşeyin ilacı olmuş sevgi de haberimiz yokmuş..
    Doktorlar çözüm bulamadıkları, tanı koyamadıkları her şeye ''Pisikolojik'' diyorlar ya;
    Bu günlerde sevgi de aynı halta yarıyor galiba..Sevgi her şeyin başıymış..Bir şeylerin
    başı onu biliyoruz da her şeyin başı değil.. Ben neyi nasıl, niçin seveceğimi biliyorum
    anam babam.. Üste kalan sizin olsun..
    -İçinizi sevgiyle doldurun her şeyin üstesinden gelirsiniz; Boş yer olsa azda ondan dolduram.
    Boş yer kalmamış..
    -Sevgiyle başlar her şey: Haklısınızda sevecek şey bulamazsam, düşman saydıklarımı mı seveyim?
    -Sevgi insanca olan duyguların en güçlüsüdür; Başka gücü kalmayınca insanın, o güç olmaktan
    çıkıyor bence..Parayla sevişen fahişelere dönüyor insan..
    -Sevgi insanı insan yapan en yüce değerdir; Başka beleş değer yokda ondan.. Bizlere kala kala
    beleş değerler kalıyor ve değerini durmadan parlatıyorlar..
    -Sevgiyle değişecek Dünya; De get yaaaa.. Düşman olmayın yeter..
    Sevgi öyle bir şeydirki; Tanıman lazım..Bilmen lazım..Kabul etmen lazım..Gerisi Hikaye..
    Haaa son olarakda..Gerekmeyene verilmemesi lazım.. Gerekmeyene verirsen sevginin değerini
    kendi içinde yok edersin..Onları tanrı sevsin..Ben o kadar güçlü değilim..Zaten o da bırakmış..
    Yani öyle herkesten istenen, herkese verilen bir şey değil sevgi..Az bulunur..Kıymetlidir..
    Aç adamaz sevemez kardeşim..Aç adamdan bi bok olmaz.. Cinselliğe açsa, karşı cinse açsa,
    ekmeğe aşa açsa, sosyal statüye açsa, ezilmişse, dövülmüşse herkesin içinde bi adam, hele
    hele karşı koymamışsa, o adam sevse ne olur, sevilse ne olur..

  15. #15
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    KORKU VE KODLANMA

    Köşeye sıkıştırılan kedi saldırgan olur..Kedi köşeye sıkıştırılmaz..Kediye kaçacak yer bırakılır sıkıştırılınca..
    Bilinir ki kedi zarar verir fazla üstüne gidilince..

    Oysa insan öyle değildir..İnsan siner korku karşısında.. Düşmanı kafasında harflerle kurgulanmıştır..O düşmanı , baskı kuranı ,daha görmeden tanımıştır..Ona tanıtılmıştır..Düşmanı karşısında, yada ona baskı yapan karşısında hiçbir şansının olmadığı anlatılmıştır ona..O dünyanın en zavallı, en çaresiz, en güçsüz yaratığıdır ve karşısındaki örgütlenmiş güç de başa çıkılmayacak örgütlü bir güçtür..Ona akıllara durgunluk veren zararlar verebilir karşı çıkarsa..Hem kendisine, hem sevdiklerine üstelik.. Yapılacak en akıllı iş boyun eğmektir..Biat etmektir..

    İnsan işte böyle kodlanır korku karşısında.. Bu harflerle kodlanmaktır..Oysa doğada her şey karşı koymaya kodlanmıştır..İnsansa kendini korku karşısında sinmeye kodlamıştır..Karşı koymak oysa doğanın temel yasasıdır..Dünyada hiçbir canlı korunma içgüdüsünden ve silahından mahrum değildir..Ve hiç birisi teslim olmak üzerine kodlanmamıştır..Oysa insan kendi uygarlığını yaratan tek canlı olmasına rağmen, o uygarlık temel doğa yasalarına aykırıdır..İnsan korku karşısında teslim olur..Kendini korkuya karşı teslim eder ve siner..
    Sirk hayvanlarını da bu öğrendiği korku yasalarından ders alarak eğitmektedir..Sirk hayvanları da onun oluşturduğu kodlamanın bir sonucudur..Sokak ayıcıları var ya ,onların zincirlerinin ucundaki ayılar..İşte onları da kendine çevirmiştir..İnsan tüm doğal kodlanmalara aykırı olarak kendi harflerden oluşan korku kodlanmasını kültürünün temellerinden biri yapmıştır..Zincirin ucundaki ayı misali onunda sahipleri olmuştur..Fakat zincirin ucu bulunamamaktadır..

    Bir seli, depremi, fırtınayı korkutmanın yolunu aramaktadır şimdi..Bulamayınca da çıldırmaktadır..O korktuğu her şeyi korkutmanın yolunu ararken, kendinden vazgeçmiştir..Korkularının kurbanıdır insan..




Sayfa 1 / 3 123 SonSon