Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123
Toplam 44 mesajın 31-44 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #31
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    KARAR VERME VE KODLANMA

    Sorunları anlama, araştırma ve çözme tekniklerimiz..

    İnsana kodlanmış bir beyin;
    Önümüze konulan seçenekleri enine boyuna düşünürüz.. Her seçeneğin ülkemize neler kazandıracağına bakarız .. Bizi nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışırız .. Hatta bu sorunu çözmenin başka yolları var mı araştırırız. Baş uluslar nasıl çözmüş ona bakarız.. İnce eler, sık dokur ve doğru karara vardığımız anda harekete geçeriz.. Sahip çıkarız.. Bizim için olanla toplumsal olanı eşit hale getirmeye çalışırız ..

    Oysa ideolojiye kodlanmış bir beyin;
    Sorun ortaya konmadan çözümü bulunmuştur zaten.. Bundan sonrası bu çözümün diğer insanlara kabul ettirilme mücadelesidir.. Sorunun çözümüne ilişkin gelebilecek her tür itiraza cevaplar hazırlanmıştır.. Bizi etkilemesi elbet başka türlü olacaktır..Çünkü biz Türk ve Müslümanızdır bazen de devrimciyizdir, bazı durumlarda Kürtüzdür .. Bu sorun mutlaka böyle çözülmelidir, burası Türkiye ve bizler müslümanızdır bazende devrimciyizdir, bazı durumlarda Kürtüzdür ve buradan çıkış yoktur başka yolu da yoktur.. Sonuçta Dünya yansa umurumuz olmaz..

    Çıkara kodlanmış bir beyin;
    Sorun sorun diyorsunuz kardeşim de, bana ne girip çıkacak bu çözümün sonucunda, bi anlıyalım hele? Hadi bana giren çıkan yok anladık ama mutlaka birilerine girip çıkan var ki, bu iş ortalığa dökülüyor.. Kime ne kadar girip çıkacak bir anlayalım.. Onlara girip çıkanda gözüm yok ama geçen sene bize sokup çıkarılmayan, reddedilen isteklerimi vermezseniz elimi kıpırtadırsam adiyim.. Bana mı sordunuz bu işi düşünürken, desteğim o isteklerime bağlı.. Azıcık da bana vatan millet lan..

    Biz zaten bunları biliyoruz .. Sende yeni olan ne? Ne getiriyorsun yeni oradan buradan toplama laf bunlar? Haklısınız derim .. Bende yeni olan yok.. Ancak şöyle desem bu günkü karanlık günleri anlamak için kendime: Vatan hainliği kolay iş değildir.. Kolay değildir öyle ülkesini satmak.. Karar verenler öyle inandıkları için, inandıkları için, öyle karar vermişlerdir.. Kararlarının etkisi onlarca yıl sonra çıkmıştır.. Vatan hainliği ver parayı al ülkeyi değildir.. Belgesi yoktur.. Yüz yıl yaşasa bile hain, verdiği kararları o gün o gerekliydi diyebilir.. Verilen her kararın halkların üzerinde sonuçları onlarca yıl sonra görülür..

    O verdiği hiçbir kararın etkisinin, onlarca yıl sonra çıkacağını düşünmedi.. Satrançta beş hamle sonrasının düşünmek büyük başarıdır.. O politikacı olarak yaşamında iki hamle sonrasını hiç görmedi.. Görmek istemedi.. O hamle yapıp, yenmeyi ve yenilmeyi sevdi hep.. Attığı tokatın kıvanıcını, verdiği sevginin karşılığını hemen, anında görmeyi düşledi.. O anı yaşadı..

    Biz zaten bunu da biliyoruz demeyin.. Zaten bildiğinizi biliyorum.. Benim diyeceğim; Siz ne haltsınız?
    O günlük, o sığ, o çıkarcı, o .. Peki onun arkasında yürüyen siz nesiniz? Sizde onlarla beraber karar vermediniz mi yapılanlara? O zaman neden söylenmez hep bir ağızdan: O yapılanlara beraber karar verdik bizler… Beraber yürüdük biz bu yollarda/Beraber ıslandık yağan yağmurda..

    Doğru karar vermek çok kolaydır aslında.. Siz işin içinde değilseniz, doğru karar vermek çok kolaydır.. Doğru karar için siz kendinizi soyutlayın karar verdiğiniz olaydan .. Dünyanın en iyi karar vereni siz olursunuz.. Ben bunu derim işte.. Ama kendi kaderini başkasına nasıl karar verdirteceksin onu bilmiyorum.. Dilim varmıyor ama dalgamı geçerek diyorum ki; Zaten verdiğimiz kararlar sonucu yaptığımız bu değil mi? Alay edilecek hale gelip, kaderimizi başkalarının kararlarına bırakmadık mı?
    Kendimizin hainleriyiz bizler ..

  2. #32
    Üye
    UMUDUN Avatarı

    Gerçek Adı
    Ümit..Timü
    Üyelik Tarihi
    13.07-2009
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    13:33
    Yaşadığı Yer
    Elazığ-Gaziantep
    Mesaj
    13.166
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    yüreğine sağlık kuyucak abi.. ne güzel yazılar..Bazen deli olup küfretmek gerek haksızlıklara..Artık insanlar avazı çıktığı gibi bağırıp onu bunu tehdit edenlerin yanısıra delilere de inancı var

  3. #33
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    öğretilmiş kodlamaların esiri mi insan bilinci?

  4. #34
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Öykü..
    Burada yazdıklarıma gelen sorulara pek cevap vermem.. Senin sorunu ise geliştirme olarak algılıyarak şöyle diyeyim..
    İnsan bilinci oluşturulan bir bilinç.. Bunu toplum/iktidar oluşturuyor.. Oysa birde doğanın kodlamaları var insan bedeninde ve ruhunda.. Ancak bunlar binlerce yıldır köreltile köreltile yok edilmeye çalışılmış.. Ben işte öğretilen bilincin o doğal kodlanmaya ters geliştiğini, ona uymadığını sezinliyorum.. Uygarlıkların doğal kodlanma üzerine kurulmadığı sürece insanları mutsuz ettiğine, edeceğine inanıyorum.. Bu doğal kodlanmayı ise ele avuca getirmeye, işte bu diyerek görünür hale getirmeye çalışıyorum..Ancak şimdilik tek yapabildiğim doğal kodlanmayı göstermek yerine oluşturulan bilincin insanı nasıl yalnızlaştırdığını, mutsuz ettiğini göstermek.. Benimki sezinleme.. Fakat ezbere oluşturulmuş, ideolojiye kodlanmış bilinçlerle/lerimle başa çıkmak çok zor.. Çünkü bu olayı zaten kapitalizmin bir getirisi diyen başka kodlanmış bilinçlerle/lerimle açıklamak çok kolayına geliyor insanların ve benim..

    Oysa doğal kodlanmalar var bedenimizde ve ruhumuzda.. Ve uygarlıkların bunun üzerinde temellenmesi gerekir.. Bir tek umudum düşünmeyi öğrenen bilincin kendine yeniden şekil verebilmesi.. Birde her doğan çocuğun bilincinin yeniden toplum/iktidar tarafından kodlanmak zorunda kalınması.. Bu zor gelmeye başladı artık ve ben bıyık altından gülüyorum buna..

    Benim ki kendine oyun çıkarmak diyelim.. Umarım katılan olur bu oyunlara..

  5. #35
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÖLÜM VE KODLANMA

    Daha öncede yazdım, anlatmaya çalıştım.. Hep bir şeylere göre pozisyon alıyoruz.. O bir şey dediğim düşünsel yapımız, yaşam şeklimiz, kültürümüz olarak anlaşılmalıdır.. Merkezimize ne konuluyorsa ya ona uymak görevimiz oluyor yada ona karşı çıkmak.. Ona karşı pozisyon almakla geçiriyoruz yaşamımızı.. Merkezimize konulan şeye bizi uysakta,karşı çıksakta belirlemiş oluyor bizi.. Kurtuluş yok ondan gibi gözüküyor..

    Dünyada olan bu günkü tüm uygarlıkların temelinde ölüm var.. Belki bundan önce ölüm merkezli olmayan uygarlıklar yaşanmıştır Dünyada.. Ancak tek Tanrılı yada çok Tanrılı dinlerin temel felsefesi ölümden sonrası yaşama endeksli olduğu için, ölüm en temel insanlık merkezi olmuştur.. Merkezinde ölüm olan bir uygarlık sarmıştır insan oğlunu.. İnsan oğlu kendisini hep ölüme karşı konuşlandırmıştır.. Düşünsel yapısını ya ölüm korkusu, ölümden sonra yeneceği ölümle belirlemiştir.. Yada ona karşı mücadele etmekle yaşamını harcamıştır.. Hep kafasının en çok uğraştığı sorun ölüm olmuştur..

    Ölüm aslında en baştan beri insanın merkezinde değildir.. Olayın bu hale gelmesinde gücü elinde bulunduranların, insanları öteki dünya rüşvetiyle,tehdidiyle ve şantajıyla avutması yatmaktadır.. Sürekli nasılsa ölüm var, asıl olan ölümsüzlük düşüncesinin körüklenmesi ölümü doğal olmayan bir boyuta taşımıştır.. Oysa ölüm doğal bir şeydir.. Yaşam ne kadar doğalsa, her canlının ölmesi de o kadar doğal sayılmalıdır.. Aslında canlı olmayan tüm madde içinde geçerlidir bu kural.. Madde de değişim halindedir.. Ölümde bir değişim halidir.. Ölümle gelen sadece biten egolardır..Başka şeyler aranmamalıdır ölümde.. Eski yunandan bir sözü çek severim;’’Ölünceye kadar ölüm yoktur, öldükten sonra ise hiç yoktur..’’
    Aslında uygarlığın temeline yerleştirilen bu ölüm tuzağı çoğu düşünürü ürkütmüştür.. Ancak bu dipsiz kuyu ile uğraşmak ta bir çeşit o kuyunun başından ayrılmamayı gerektirmektedir..

    Ölüm bu gün insanı insan olmaktan çıkaran, tüm enerjisini yutan, tüm yaşamını belirleyen en merkezi düşüncedir.. Oysa yaşam olmalıdır en merkezde olan.. Tüm uygarlıkların temelinde yaşam olmalıdır.. Tüm insanların kafası ölüm korkusu yerine, yaşam çoşkusu ile dolu olmalıdır ki, önüne konulan onu yaşatmamak üzerine temellendirilmiş, sistemleri bir haftada devirebilsin.. Ölüm asla yenilemeyecek, aslında yenilmesi de gerekli olmayan doğal bir sonuçtur.. Ancak doğal olanı doğal bir sonuçtur.. Doğal olmayanı, cinayettir.. Asıl bu cinayetlerin önlenmesi gerekir.. Doğanın bizde en yükseğe çıktığı, ışığa dönüştüğü bu yaşamları yaşayamamak bir cinayettir.. Ölümü düşünerek heba ettirilen yaşamları yaşamamak bir cinayettir.. Bu ölüm kodlanması doğal değildir.. Hiçbir kelebek yaşamı çok kısa diye, ölümü düşünüyorum diye uçmaktan vaz geçmez ..



  6. #36
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    İYİLİĞİN KODLANMASI

    Ölüm korkusu iyi yapar mı insanı? Ötede hesap vermek dizginler mi kötülüğü?

    Pehhh derim çoğu zaman bu sözlere… Kötü olmaktan bu kadar korkulan, iyiliğin bu kadar kutsandığı bu yeryüzünde, kötülüğü dizginlemek için korku salmak lazım demek ki yüreklere.. Yada iyilik için aklın alamayacağı rüşvetler sözü vermek lazım kötü kafalara…

    Kötü olmaktan çok korkar insanoğlu.. Kötü diye damgalanmaktan çok korkar.. Kendisini kötü bir iş yaparken bile yakalasa, mantığa uyacak bir iyilik savunması içinde bulur kendini… İşte kötülük bu kadar uzaktır, iyilik ise o kadar yakındır insanoğluna..

    Oysa Dünyada yapılanlar hep kötüdür.. Ters işler her şey.. Tümü iyi insanların yaptıkları eylemlerin tümü kötüdür..

    İtiraz ederseniz derim ki; O zaman her şey yolunda.. Sızlanmayın .. Kötü hiçbir şey yok.. Yada iyilik az .. Her hikayede iyilerin kazanmasına alıştırılmış insanoğlu bu hikayenin sonunu bekliyor galiba derim .. The End ve mutlu son..

    Ne yaman bir çelişki tümü iyi insanların Dünyasında, iyi işler bulmak çok zordur.. İyi işi resmetmek mi lazım yoksa bu Dünyada? Yada kötü işlerimi yeniden tanımlamak lazım? Kötülüğümü tanımlasak yoksa yeniden? İyilik mi şekillenmeli yoksa yeniden, kafalarda?

    Kötülüğü yaparken insan kendini iyi hissetmek zorunda kalıyorsa, kendinden duyduğu nefretin azameti karşısında un ufak oluyordur mutlaka.. O zaman onu kurtarmak lazım bu azaptan.. Ey insanoğlu iyi olmak zorunda değilsin.. Kötü olmak sana yakışıyorsa bari savun kötülüğü.. Kurtar kendini bu azaptan.. Şeytan bile ürker oldu yaptıklarından, bari o şeytan kalsın tek Dünyada.. İyi olanlarda iyilik yapsın ve de kendini kötü işleri yapanlardan ayırabilsin.. Saçmaladım, kötü insanların yaptıklarına sessiz kalarak, kötülükleri paylaşmaktan kurtarsın kendilerini..

    Fakat bu ayrım yapılırken, kötü kötü olurken, iyide iyi yani, kötü iyiden daha aşağıda sayılmasın.. Anladın değil mi olayın püf noktasını.. İnsan kötülük yaparken iyi insan bulmak zorunda.. O yüzden herkes iyi olmak zorundaydı şimdiye kadar ve ses çıkarmıyordu karşısındakilerin iyi olmasına.. Oysa kötü işlerin yapıldığı dünyada nasıl iyi insan olur be kardeşim? Kötülük yapmak kadar kötü değil mi kötülüğe ses çıkarmamak? İyilik mi? O ne, kaf dağının arkasındaki büyülü krallık mı? Hani kralı her gün halktan biri olan krallık..

    Kötülük belki kendine kötülük yapmaya başlar ancak bu şekilde.. Ve iyi işler olmaya başlar.. İyilik zaten her gün sokmuyor mu yılan gibi kendisini..

  7. #37
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KÖTÜLÜK VE İYİLİK KODLANMASI

    Kötülük sadece bir yetimin hakkını yemek değildir.. Vatana ihanet etmekle sınırlı değildir .. Çocuğu, kadını dövmek, hayvanlara doğaya eziyet etmekle de anlatılmaz salt kötülük.. Kötülük bir duygudur bence, duygu seli, duygulardan oluşan bir atmosfer .. Kötü atmosfer demek gerekmiyor sanırım..
    İyilik de benzer bir atmosfer aslında.. Bu atmosferin neyle dolu olduğuna bakmak lazım.. İçinde bulunduğumuz atmosfer yani duygu dünyasının kalitesi bizlerin yaşam kalitesini belirliyor.. Ancak iyilik ve kötülük karıştı birbirine.. Herkes iyi .. Bu kesin.. Ancak bütün insanları iyi olan Dünyada kötülük atmosferi içinde yaşıyoruz.. Soluduğumuz kötülük duyguları bizleri zehirliyor her gün..

    İyi olmak o kadar kolaylaştırılmış ve kötü olmak o kadar zorlaştırılmış ki insanlar bütün kötülükleri gönül rahatlığı ile işleyebiliyorlar..
    İyi olmak için çok şey değil, hiç bi şey yapmamak yetiyor neredeyse.. Yada kendi akvaryumlarını kuruyor insanlar ve kendi ailesine, kendi akrabalarına iyi davranmakla iyi insan olabiliyorlar.. Dünyada iyilik adına tek işi yok ancak kendi ailesine yapılan her şey iyi olmasına yetiyor.. Ne bileyim daha değişik akvaryumlarda kurulabiliyor.. Bir iyilik tüm kötülükleri siliyor yani..

    Bir insan, bir eylemle sınırlı olmamalı oysa iyilik yada kötülük.. Bir damacana suya dökülen tek damla mürekkep o suyu nasıl boyarsa, tek akvaryumluk iyilikte insanı iyi yapmamalıdır.. Bir düşünce ile sınırlı olmamalı iyilik yada kötülük, eyleme geçen düşünce olmalı.. Kıstas ise; Yapılan her eylemin her canlıya kısa ve uzun vadede etkisine bakılmalı.. Öyle yuvarlak laflar etmiyorum ben.. Yapılan her eylemin (Eylem dediğim, iş hayatı,sosyal hayat,kültürel ve siyasi hayat vs.) mutlaka bir sonucu olmaktadır diğer insanlar üzerinde.. Ticari hayatta aşırı kar hırsı, bozuk mal satmakla da olur, eksik mal vermekle de olur, aşırı fiyatla da olur.. Her yapılan eylemin örnekleri artırılabilir..

    Kötülük dalga dalga yayılmaktadır aslında..Bir yerinden başlayalım yaşamın isterseniz anlatmaya; Şefi memuru azarlar, memur gelen vatandaşı oyalar, oyalanan vatandaş o memura fırsatını bulduğu anda kötülük eder.. Bu kötülüğün nasıl dalga dalga yayıldığını anlatma gereği duymuyorum ben. Herkes her gün yaşıyor.. Her gün yaşamlarımız bir şekilde kötülük atmosferi ile dolduruluyor.. Bizlerde bu soluduğumuz havaya katkılar yapmakta hiçbir sakınca görmüyoruz..
    Sonrada kendi akvaryumlarımıza gidip, tek eylemlik iyiliklerle iyi insanlar oluyoruz.. Yada iyi şeyler düşünerek iyi oluyoruz.. Eyleme geçmeyen hiçbir şey iyilik değildir.. Yada eyleme geçirilemeyen iyi düşünceler aslında kötülüktür bir çeşit.. Çünkü onlar düşüncede kaldığı sürece kötülük ortalıkta kol gezmektedir..
    Hani bir hikaye dolaşır ortada bir iyilik hikayesi.. Yapılan iyilik döner döner insanın kendisine ulaşır diye.. Aslında kötülük demek daha doğrudur asıl dalga dalga yayılana ..

    Bu konuya devam edeceğim daha.. Kötülük ve iyilik çok kolayca açıklanmalı ve yüzüne ayna tutulmalıdır insanın.. Ancak seçme hakkı tanınmalıdır insana .. Kötü olmak insanın kendi tarafından bilinmedikçe, dolambaçlı yollardan o iyi olmayı insan seçtikçe, kötülüğü iyilik altında işlemeye devam edecektir.. İnsan kendisini tanıdıkça bir başka insan olmayı seçecektir oysa ..

  8. #38
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UZAK DURMANIN KODLANMASI
    -BİR HİKAYE DENEMESİ-

    Tamam yalnızım.. Tamam açım sevmeye, sevilmeye.. Birinin göğsüne dayamayalı çok oldu başımı, şöyle sonsuz kabul edilmişlik içinde.. Tamam kasıklarımı başka bacak aralarında duymayı çok istiyorum.. Oralarda oynamayı, oynaşmayı düşlemekten helak oldum..
    Olmuyor işte her istediğin.. İstediğin gibi olmuyor demek daha doğrusu.. Her şeyi tek insana indirgemek.. Her şeyi tek insanda bulmak olağanüstü güzel ve ideal.. Yaa bakmayın siz böyle konuştuğuma, aradığım her şeyin yarısını bir kişide bulmaya bile razıyım ben.. Hadi onunda doğrusunu söyleyeyim, azıcığını bulsam hatta hiç bulmasam karşımdaki beni anlasa o bile yeter bana.. Yeter ki beni esir almasın, saygı duysun ve kölesi yapmaya çalışmasın.. Saygı duysun yeter bana..

    Bak son zamanlarda yaltaklanan xxxxx razıyım ben.. Güzel insan.. Benim için yanıp tutuşuyor.. Dibi düşüyor.. Duyguları ayaklanıyor beni görünce. Bende boş sayılmam.. Konuşmak için uğraşmasa birde geri zekalı.. Onun varlığını seviyorum ben. Bana verdiği değere saygı duyuyorum.. İçimde var oluyor.. Onun varlığı ile düşler kuruyorum ben. Düşlerime uyabilir diyorum ben.. oyyy ,ooyyyy onunla düşündüğüm her şeyi yapabilsem, içimdeki insan olurum ben.. Düşündüğüm insanı toplumda olamam ama sevdiğimin yanında bari olayım lanet Dünyada.. Sevdiğim insan olmasa da, bana saygı duyacak,anlayacak bir insan yanında bari ben olayım..Bir kişi bile görsün asıl beni..

    Şimdi açsam şu xxxx öküzüne kapılarımı.. Alsam içeri.. Başlar ona hazırladığım misafir odası dışında odaları gezmeye.. Oysa ben isterim ki ben onu misafir odamda ağırlayayım..
    Oysa o her yeri görmek ister.. Resimleri sorgular.. Banyoyu, mutfağı gezer.. Tavan arasında eskileri arar..Benim bile unuttuğum şeyleri sorgulamaya başlar.. Renkleri, zevkleri sorar, sorgular,kendinle kıyaslar.. İşte buna dayanamam ben.. Üstelik hayvanın bunları başka yerlerde başka insanlara aktaracağı da kesin.. Korkum bu..Ne korkusu be, kabus yeni insanla olmak.. Hele hele benim gibi maskesiz olmayı hayal edenler için düşünmek bile kabus..

    Hayvan, sanki konuşmasa olmaz.. İllaki akıllı olduğunu gösterecek.. Bana değer ver yeter lan.. Espri yapacak, hadi yapma diyen yok, az gülersem suç işlemiş gibi bakmıyor mu? Ya daha iyilerini biliyoruz biz.. En iyi olanı sanki onda görmüş olmam mutlu ediyor hayvanı.. Her şeyin en iyi olanını, onla yaptığımıza onu inandırmak kadar zor bir şey olamaz.. Ulan bizde yaşadık bir şeyler bu yaşamda.. En iyi olanı ben yaparım desem kıyamet kopar.. Ya bana kendini ispat etmeye çalışman güzel.. Bu hoşuma gidiyor.. Ama sen kendine inanmıyorsun ki..Benim kendisine inanmamın ötesinde bir şey onun istediği..Kendine de benim yardımımla inanacak salatalık kafa.. Ulan ben kendime hastamı bulmak için uğraşıyorum?

    Evde dolaşırken başlayacak duvardaki resimleri sorgulamaya? Bu kim, bu kim, bu kim diye sormaya? Sonra başlayacak geçmişim hakkında saygısızca yorumlar yapmaya.. Ben o resimlerle ben oldum, asla anlamayacak geri zeka bunu.. O resimlerdeki her eksiliş benden kopuş olacak.. O resimlerdeki her şeyin benim eserim olduğunu , tek belirleyici olanın ben olduğumu sanacak.. Ben yaşamımda sanki her şeyi kendim belirledim? Sen kendi yaşamını ne kadar belirleyici isen, bende oyum uyuz.. Resim dediğimi anlayın be işte, geçmişimi didikleyecek. Anlatsan bir, türlü anlatmasan nereye kadar? İlla bir yerde açık verir insan..

    Gidip bakacak mutfağa.. Gidip bakacak banyoya.. Yenilmiş eski naneleri, kirli çamaşırları arayacak.. Buldum sanacak.. Öfffffffff, öfffffffff ki öf lannnnnnnn..

    Dolaşacak salonda ciddi ve korumacı haliyle.. Oysa kapıdan çıkınca hayvanın ilk yapacağı iş bu durumu başkalarıyla paylaşmak olacak.. Eminim bundan.. Ben onunla konuşurken tüm topluma anlatmış olacağım kendimi.. Ayaklı, canlı hapörler olacak hıyar. Yediremez kendine gördüklerini, göreceklerini.. Bir de bu hayvanı misafir odama davet edip, ondan beklediklerimi anlasa? Oysa öylece bıraksa zihnini bana.. Bu bırakmışlıkla benim sarhoşluğumdan sarhoş olsa oda.. Sevişmelerimizi seslendirebilsek mesela..

    Olmaz bu iş yaaaaaaa.. En iyisi pencerelerden konuşmaya devam.. Göz kaş işareti yeter bize.
    Açamam kapılarımı .. Bu güç meselesi değil.. İki kişide kalsa olurdu.. Toplu yaşamak istemiyorum ben. Korkum bu..

  9. #39
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    UYGARLIK VE KODLANMA

    Dünya dışı bir elemanın Dünya hakkında kendi uygarlığına verdiği rapordur:
    (Birileri bana servis etti.. Ben farat gazetesi yazarıyım çünkü..)
    Benim ilk edindiğim izlenim;

    Dünyada Ekran başlar, motor ayaklar ve iki ayaklar yaşıyor..

    İki ayaklılar sistemin en alt kesimini oluşturuyor.. Aslında köleler diyebiliriz.. Her tür motor ayak onları sabahları topluyor evlerinden , iş yeri denilen yerlere tıkıyor.. İki ayakları orada ekran başlar bekliyor.. Ekran başların başına oturan İki ayaklar akşama kadar onların isteklerini yerine getiriyor.. Onları kablolar ile besliyor, emirlerini yerine getiriyorlar.. Onların keyfini yerine getirmek tek görevleri.. Ayrıca motor ayakları ve ekran başları üretmekte İki ayakların görevi.. Bir kısmı işte bu işi yapıyorlar..

    İki ayakların küçük olanlarını okul denilen yerlere getiriyor motor ayaklar.. İki ayaklara, motor ayaklara ve ekran başlara itaat etmeleri buralarda öğretiliyor.. Çocuk denilen daha beş yaşındayken başlıyor bu itaat eğitimine.. Ekran başlara, motor ayaklara nasıl davranılması gerektiği, nasıl bakım yapılması gerektiği ve nasıl sürekli yenilenerek üretilmesi gerektiği bu okullarda öğretiliyor..

    İki ayakları işe, okula bırakan motor ayaklar, kendileri akşama kadar yatıyor yada geziyorlar.. Güneşin ve temiz havanın tadını çıkarıyorlar.. Akşam olunca topluyorlar İki ayakları ve ev denilen yerlerdeki ekran başlara teslim ediyorlar.. Akşamları kendilerine teslim edilen İki ayakları gece yarılarına kadar evlerdeki Ekran başlar çalıştırıyorlar.. Büyük küçük her kes ekran başın karşısında diziliyor.. Ekran baş onlara bağırıyor; Böyle düşünün! Böyle çalışın! Böyle duygulanın! Böyle sevin! Böyle sadık olun! Böyle gülün! Böyle ağlayın! Alkışlayın!

    İşte budur DÜNYA denilen , Güneşin ışıklarından beslenen küçük uyduda ki yaşam şekli..
    Kişisel olarak ben hiç sevmedim bu ekran başları ve motor ayakları.. Ancak İki ayaklar da her tür canlıyı tüketiyorlar.. Ayrıca üreme olayına tapınmalarını hala anlamdım

  10. #40
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DEVLETİN KODLAMASI

    İki topluluğun iki ucundan çektiği bir ip oyunu göz önünde oynanan.. Adını koyamadık nedense iki asra yakındır bu oyunun.. Bu oyunda ipin ucundaki topluluğun öte taraftaki topluluğu yenme olasılığı yok.. Bu adı üstünde oyun.. En fazlası beş adım ileri geri yapılır..
    Tam anlamıyla alt etme gerçekleşemez.. Kim oynatıyor sizce bu oyunu?

    -Resmi ideoloji sabahtan akşama kadar batı değerleri diye bağırıyor.. Batı değerleri demek hak-hukuk, kültür- sanat, üretim-paylaşım ve kişinin özgür iradesi diye göklere çıkarılıyor..
    Bu okullarda öğretiliyor.. Resmi olarak görünen her yerde bu söylemler ediliyor..
    -Öte yandan camilerde günde beş vakit bazen de her Cuma çürümeye lanet yağdırılıyor..
    Çürüme dedikleri batı aslında.. Buradaki söylemin temeli biz çürük değiliz.. Diri, sağlam ve doğruyuz.. Batı çürük, asla biz onlar gibi olmayacağız.. Bu söylemde aslında resmi ideoloji diyorum ben..

    İşte bu oyun sahibi tek diyorum ben .. Her dakika, her gün, her araçla bu pompalanıyor halkımızın kafasına.. İşte kişiler kendi kafalarında da bu ip oyunu oynuyorlar.. İpin bazen bir ucundalar bazen bir ucundalar.. Temelli seçim yapanlarda ipin bir ucundan tutmayı siyasi görüş sanıyorlar..

    Bir toplumun kendini yenileyebilmesi için kendisiyle yüzleşmesi gerekir.. Değişim, gelişim toplumun çürümesinin önündeki en büyük engeldir.. Çürüme artık evrensel değerlere göre saklanamayacak hale gelmiştir ülkemizde.. Kişisel hakların olmayışı, örgütlenmenin önündeki engeller, gelir dağılımındaki eşitsizlik, hak-hukuk ihlalleri, ötekileştirme, sindirme ve işkence, rüşvet ve adam kayırma gibi olaylar o kadar sıradan şeylerdir ki konuşulmaya bile değmiyor artık.. Birisi yarın Ülkemizi altımızdan hepten çekse, biz hala çürümeyi ve batılılaşmayı tartışıyoruz olacağız sanırım.. Bir taraftan değişim diye bağırıyor devlet, öte yandan değişim dedikleri çürüme diye bağırıyor..
    Devlet her ikisini de aynı anda pompalıyor.. Bir taraftan çürümeye karşıyız diye değişime karşı en amasız mücadeleyi veriyor bazı kurumları ile.. Hiç çürük tarafımız olmadığını savunuyor.. Batının üretim gücünü alsak yeter diyor.. Yani biz aslında en mükemmeliz diyor.. Öte yandan Batı yaşamının güzelliklerini seriyor gözler önüne..Her gün bunu anlatıyor genç nesillere bazı kurumları ile.. Kurumların delirttiği, paranoya ettiği insanlarız biz galiba..

  11. #41
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ZİNDANLAR

    Çok kişi kendini kafesteki kuşa benzetmiştir..
    Zaman zaman demir parmaklıklar ardına kapatılmış biride olabilirsiniz ..
    Akvaryumda balık da olabilir insan..

    Çırpındıkça kafese çarpar sanır insan kendini..
    Kaçmak istedikçe demir parmaklıklar kanatır insanı..
    Sudan çıkınca boğulacak sanırsınız..

    İçerde hapsolan kim acaba?
    Hapsedilmiş olan kim?
    Hapseden kim?
    Demir parmaklıklar, kafes, akvaryum ne?

    Bir tek şey bilirim ben; Kuş da, balık da, mahpusta bizleriz..
    Ben dediğim kendimiziz..
    Adımızı verdiğimiz bizleriz..
    Duygularımız, arzularımız, düşlerimiz ve istemlerimiz olan bizleriz..
    Yüzlerimiz olan bizleriz..
    Utandırıldığımız bizleriz..

    Demir parmaklıklar ardına koyuyoruz kendimizi..
    Suya atıyoruz kendimizi..
    Kafeslere kapatıyoruz kendimizi..
    Kafesin telleri sanal ..
    Parmaklıkların demirleri yok aslında..
    Suda filan yaşamıyoruz çıkınca boğulalım..

    Korkudan kendimizi koruyoruz sanal parmaklıklarla..
    Baskıdan kendimizi koruyoruz kavanozlarla, kafeslerle..
    Yok bunların hepsi sanal.. İçeriye tıktığımız kendi benliğimiz..
    Tıkan ise toplum korkusundan, baskısından kendi korumaya çalışan yine kendimiz.. Ne olur kendimizin güzelini, kendimizin bekçisine emanet sanmayalım.. Kendimizin içinde kendimizi hapsetmeyelim.. O zindanların hepsi sanal.. Yok dediğimiz anda yoklar..

  12. #42
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KODLANMAYI KIRMAK

    Gazeteciliğin temel ilkesi haber toplamaktır.. Haber toplamanın Anayasası ise 5 N bir K dır..
    Ne.. Nerede.. Niçin.. Ne zaman.. Nasıl.. Kim..

    Aslında bu Anayasa bizim nasıl kodlandığımızı en iyi anlatan formüldür.. Bu kodlanmayı kıracak olan tek formülde budur..Gazeteciliği bizim üstümüze silah olarak doğrultuyorlar nasıl olsa.. Yasanın Anasını ise fahişe etmişler meslek olarak.. Ancak biz bu formülü bize verilen/pompalanan haberleri filtrelemek için kullanabiliriz.. Yada biz bir konuda araştırma yaparsak kesin ve doğru bilgiye nasıl ulaşacağımızın yolu da bu formüldür.. Ben kodlanmayı kırmaya birini daha ekleyeyim.. Son harf de B olsun..
    Bizim nasıl yanıtlığımızı yanlış bir örnekle açıklayalım önce;

    Haber şöyle olsun;
    İsveçli bir bilim adamı dünyanın yörüngesinin depremlerle değiştiğini ve bu durumun ilerde mutlaka korkunç iklim değişikliklerine yol açacağını deneylerle ispat etti..
    -Ne; Korkunç İklim değişikliği olacağı deneyle ispat edildi.. Mutlaka bir amaç vardır.. Ya tüketilmesi istenen bir şey vardır yada karşı firmanın bir malı batırılacaktır oysa..
    Mesele iklim değişikliği, büyük boyutta olacağının beyne kodlanmasıdır .. Sonra karşınıza mesela bir klima yada termos reklamı mutlaka çıkacaktır..
    -Nerede; İsveç’te olduğu pompalanır.. Uluslar arası saygınlık kullanılır..
    -Niçin; Dünyanın yörüngesinin depremlerle değiştiği ,ön bilgi olarak doğru kabul edilmiştir.. Oysa önce bunun doğruluğunun test edilmesi gerekir..
    -Ne zaman; İsveçli bilim adamı bu deneyi ne zaman yapmıştır bilinmelidir..
    -Nasıl; Bu deney hakkında bilgiler verilmelidir.. Nasıl bir deney yaptığı anlatılmalıdır..
    -Kim; Bu deneyi yapan bilim adamının nitelikleri yada çalıştığı kurum hakkında, yada deneyin doğruluğunu kabul eden bilimsel kurumların adı mutlaka verilmelidir..
    -Bilgi; Biz son noktayı, kararı/bilgiyi/inancı sonucu koyalım..

    Burada pompa haberde çok çeşitli tuzaklar kuruludur.. Dikkat edin bu formüldeki her şık ile oynanabilir.. Bütün şıklar ile oynanabilir.. Tek şık dışındaki tüm şıklar doğru olabilir.. Amaç bazen bilgi pompalamak değildir, doğru bilgi üzerinde kuşku uyandırmaktır..
    Bazı bilgilerin tek birnin aksaması o bilginin kesin olmasını önler.. Oysa bu aksayan şık saklanarak, doğru olan şıklar abartılıp öne çıkarılarak sansasyon yaratılır..

    En büyük tuzak ise; Son noktaya uygun haber üretilir.. Yani karar vermiş insanların bilgisine göre haber üretilir/pompalanır.. Bilgi/karar/inanç için haber üretmek için işte bu 5 N 1 K tam bulunmaz bir nimettir.. Sondan başlanır işe .. Belli düşünce/bilgi doğrulanmak için kimse o kutsal formülü sorgulamaz nasıl olsa.. Bu formüldeki hangisini koysan önüne ısıtır ısıtır yer..
    Bildim dediği her şeyi gözden geçirmeli insan.. Özellikle kendisine sunulan ve öğretilen her şeyi bu süzgeçten geçirmeli..
    Son söz Gazetecilik ne zaman kurtulur? Verdiği her haberin sorumluluğunu maddi manevi üstlendiği zaman kurtulur .

  13. #43
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    HABERMEN OLGUSU

    Binlerce yayın organı her gün milyonlarca haber pompalıyorlar insanlara .. Her ülkede, her dilde ve her yönetimde aynı şey yapılıyor..

    Gerçekten her gün milyonlarca haber yapılacak haber var mı Dünyamızda ve Ülkemizde? Bence yok..

    Haber tek tük aslında.. Gerçek haberler ya saklanır yada saptırılarak verilir.. Gerisi ne peki? Gerisi habermenler tarafından üretilenlerdir..

    Tek bir olay doğru şekilde verilse, arkası ve önü ile beş dakikadır.. Ancak olay:
    -Etkileri için yüzlerce insanın görüşleri sorulur, tartıştırılır..
    -Beklentiler için gene yüzlerce haber yapılır..
    -Ayrıca karşıt görüşlülerin düşünceleri aktarılır ..
    -Habermenlerin olması gereken hayalleri günlerce tartışılır..
    -Dünyada yankıları araştırılır .. Yorum yapan binlerin her biri haberdir..
    -Dünyadaki diğer olaylar ile karşılaştırılır ve orta yol bulunmaya çalışılır..
    -Bundan sonra olması muhtemel olaylar haber verilir..
    -Komplo teorileri ortalıkta cirit atar..
    -Vs .. Vs ..
    -Veeeee Habermenler ilahi güç haline gelirler..

    İşte çağımızdaki her şeyi biliyor denilen insanın maruz kaldığı bilgi kirliliği budur.. Haberden çok habermen imparatorluğu insan aklını esir almış durumda..

    Sadece olmuş olay haber demek lazım habermenlerin diktatörlüğüne son vermek için.. Başka tek kelime haber değildir çünkü.. Olmamış olan her şey düşüncedir.. Bunları da vermenin adı habercilik değildir.. Romancılık, hikayecili, senaristlik ve masalcılıktır.. Adı her şey olabilir ama bunlar bilgi değildir.. Habercilik değildir..

    Ya birey bu habermenlerin köleliğinden nasıl kurtulacak? Habermen olmaktan vaz geçtiği gün diyelim kısaca..

  14. #44
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    LİDERLİK VE ÖZGÜRLÜK

    -Bize dürüst, uzak görüşlü, fakir fukara dostu, demokrat bir lider lazım!mış!

    Hade leyn derim hep bu lafa.. Hade leynnnnn.. Öyle adamı ne yapacaksın sen? Bari kendine dürüst ol.. İstediğin adam profilini iyi anlat ki bu işe soyunacakların kafası karışmasın.. Senin istediklerin şunlardır (ki hiç kuşkum yok);
    Herkesten toplasın ama senden istemesin..
    Herkesten topladıklarından bir kısmını sana aktarsın..
    Devletin sorumluluklarını sana karşı yerine getirsin..
    Senin Devlete karşı sorumluluklarını görmesin..
    Öne çıksın, sana yol göstersin, haram helal düşünmesin ekmek bulsun..
    Yalan, dolan, talan fark etmez ama çalışmak zorunda kalmayasın..
    Savaşa girsin ama seni cephe gerisinde bıraksın..Ganimette ise en önde sen olmalısın..
    Uçkuruna düşkün olmasın ama dört karı caiz olsun..

    Kardeşim senin liderin sendeki değerler kadar olur ancak..
    ……………………………………………………………………………….
    Bizler özgürlüğüne düşkün insanlarız!mış!

    Hade leynnn derim bu lafada.. Hade leynnnn!
    Ne yapacaksın kardeşim sen özgürlüğü..
    Yenmez bir kere, sandviç ekmeği değil çünkü.. İçine de bir şey konmaz..
    Tuvalet kağıdı da olmaz..
    Cebinde gezdirsen para yerine geçmez..
    Kafanda gezdirsen hava yapar beynin üşür..
    Kimliğin olsa seni deli eder..
    Elinde taşısan atacak yer ararsın el bombası misali..
    Çantanda dursa satacak yer ararsın..

    Kardeşim senin özgürlüğe düşkünlüğün o yüzden satmaktan satmaya yarar..







Sayfa 3 / 3 İlkİlk 123