Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon
Toplam 44 mesajın 16-30 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    TEMMUZ VE KODLANMA..
    Temmuzun sıcağı ..
    Taşın, toprağın,havanın pes edişi..
    Kekik kokusu..
    Ruhlarda karpuz tadı..
    Temmuzun Ak denizi..
    Karadenizi, Marmarası..
    Sıcak.. Sıcağın Temmuzu..


    Kokunun Temmuzu..
    Tuzun Temmuzu..
    Üzümün temmuzu..
    Gözümün Temmuzu..
    Sevgimin Temmuzu..

    Salıvermenin kendini..
    Takılıvermenin düşlere..
    Batışa.. Kalkışa..Çıkışa.
    Dikiş tutmazlığa..
    Adına Temmuz denmiş..
    İnsan Temmuz’la insan olmuş..

  2. #17
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GÜZELLİK VE KODLANMA

    İnsana sonradan kodlandı güzellik ..Yani güzel vardı insan için .. Şimdi güzel doksan 60 doksan oldu.. Yeşil gözler .. Sıfır beden .. hala bilmem sıfır bedeni .. Unutmayın ben erkeğim ..Aklıma sokulan güzellik bu .. İsterseniz sıralayayım; Dişini, kaşını, dudaklarını, parfümün kokusunu… Gerek yok diyorum … Yoklayın kafanızı sizde aynı şeyler vardır .. Bu güzellik ızdırap … Bu güzellik, güzellik değil..

    Oysa Güzel;
    Size gülen gözdür …
    Size gülen gözün üstündeki kaştır ..
    Okşa beni diye uzatılan saçtır ..
    Sizi görünce gülen dudaktır ..
    Gülmekten açılan ağızdır …
    Ama sizin içindir, sizedir o ağız dolusu kahkahalar …

    Size koşan ayaktır güzel olan ..
    Size sarılmak isteyen koldur …
    Sizi içine bastıran göğüstür …
    Size verilen omuzdur ..
    Ne yaparsan yap,yerin burası diyen omuzdur güzel olan ..
    İçimde rahat ol diyen yürekten başka güzel olan ne vardır Dünyada?

  3. #18
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BEĞENİLER VE KODLANMA

    İnsan kendisini ve kendi soyunu nasıl kodluyor? Toplum nasıl iç güdüsel olmayan, kendisini mutsuz eden beğenilere kodlanıyor? İsterseniz az bi örnekleyelim..
    - Güzellik size gülen gözdür dedik; Bir resim yapılıyor o resmin altına hemencecik; Öteki göz görmez.. Çürük bir diş.. Sizi avlamaya çalışan, ağzında salyalar akan şişman bir beden..
    -Güzellik okşa diye uzatılan saçtır dedik; Okşanıyor saç ve okşayan elini yıkayacak lavabo aranıyor.. Mutlaka kepeklidir..Kirlidir.. Marka ile yıkanmayan saç güzel değildir çünkü..
    -Sizi görünce gülen dudaktır güzellik dedik; Yok öyle bir şey.. Belli kalınlıkta olmayan, silikonla şişirilmemiş ve marka rujlarla boyanmamış dudak maymun dudağından farklı değildir.. Öpülmesi bile iğrendirir insanı..
    -Gülen bir ağızdır, içten bir kahkahadır dedik güzellik; Doğaüstü beyaz olmayan dişlerle gülmek haaa? Ne haddinize? Sizin ne hakkınız var hela taşı gibi dişlerinizi gösterip ortalığa mikrop saçmaya? Kahkahanızı alında münasip yerinize sokun lütfen..
    -Size koşan ayaktır dedik güzel; O bacak mutlaka topaldır.. Kıllıdır.. Lastik terliklidir ve kokuyordur.. Sütun olmalı o ayağın bağlı olduğu bacak.. Çorapları şu, ayakkabıları bu, halhalı da olmalı..Hem de elmas taşlı.. Tüyler şunla alınmalı, derisinin gözenekleri bunla açılmalı..
    Yoksa koşsa ne olur ayak sana, koşmasa ne olur?
    -Size sarılmak isteyen koldur sevgi; Koltuk altları kokuyorsa kalsın..
    -Sizi içine almak için göğsüne bastırmaktır sevgi; Haydaaaaa nerden çıktı bu yaaaa? Ya doksan değilse göğüsler..İnek memesi gibiyse, sarkmışsa.? O göğüsler bilmem ne marka sütyenle sarılı değilse? Üstünde kremler, kokular, pullar yoksa ne yapayım o göğsü ben?
    -Size verilen omuzdur güzel olan; Kıvrımlarını, yumuşaklığını, genişliğini bilmediğim omzu ben ne yapayım? Şu aletlerle çalışmayan omuz omuz olur mu hiç? Aaa birde boyunlar güzel gözükmeli omza yaslanınca..
    -Sizi seven yürektir güzel olan; Ben anlamam yürek dalak kardeşimmmm.. Ev olmalı elit mekanlarda..Araba olmalı gösterişli.. İş olmalı saygın.. Gelecek korkusuna kapılmamak için bankada paralar olmalı.. Güzel olmasın istersen yürek, bunlara sahip olsun yeter..

    Sevgi nerde kaldı? Hani kutsanan..Mumla aranır hale gelen sevgi nerde?
    Annelerimizde o artık.. Bir tek onların bakışında, ellerinde, gülmelerinde, omuzlarında kaldı sevmeler..

  4. #19
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÇİVİ ÇİVİYİ SÖKER

    Benim zavallı insanlarım ..
    Şimdiye kadar seni kodladıkları her şeyden vaz geç diyorlar..
    İşte bu düşman dediler ..
    Vur dediler…
    Vurulana şehit oldu dediler..
    Vatan dediler …
    Bayrak dediler…
    Birlik bütünlük dediler…
    Sen mutlu bile oldun bu süreçte verdiğin çabalar sonuç verdiğinde .
    O kodlanmışlıkla kendini adam saydın..
    Yurtsever saydın..
    Şehit ve gazi yakını saydın..
    Övündün, övdüklerinde ağladın, duygulandın..
    İçini ateş kavurdukça dualara sarıldın..

    Şimdi seni yanlış kodlamışlar diyorlar ..
    Yeniden kodlamamız lazım düşüncelerini diyorlar ..
    Ve yanlış kodlandığına seni ikna etmeye çalışıyorlar ..

    Zavallı insanlarım benim .. Sen nasıl yaşayacaksın şimdi elinden alınan, alınmaya çalışılan yada en azından kötü olduğu kuşkusu kafana sokulan bu kodlanmışlıklarla?
    Yada bu eski ve yeni kodlarla nasıl başa çıkacaksın?
    Eski kodlanmışlıkları çıkarmak için (aynı çivi çiviyi söker gibi) yeni kodlanmalarla kafana çakarken hangi yaban hayvanının çıkardığı ulumayı çıkaracaksın merak ediyorum?

  5. #20
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ŞEYTAN TAŞLAMA

    Üç beş kova su alıyorsun kuyudan dışarı .. Şöyle etrafı bir suluyorsun, az bir nefes alıyorsun.. Toz toprak gidiyor kafandan ..

    Gelen yolculara, tanımadığın yabancılara, dost saydığın insanlara birer tas suda arada versen, içindeki dolu kuyu boşalmıyor ki ..

    Dünya’ları sulamak için gayret sarf ediyorsun, o zamanda hemen sus, sularını başka kulaklara akıt şikayeti geliverir ..

    Ben çözdüm galiba bu işi .. Ne kadar su boşaltırsan boşalt, aslında aynı miktarı alıyorsun içine.. Kuyu gibisin çünkü, beslendiğin yer altı tünelleri aynı oranda dolu tutuyor seni ..

    Şeytan taşlar gibi yapmak lazım belki de.. Kuyudan su almak yerine, kendini taşlayıp doldurmak mı lazım acaba kuyuları? Her gün üç beş taş yeter mi acaba?
    Yada başka yerde aramayın, şeytan burada deyip doldurtmak mı lazım acaba kuyuları, kendi şeytan olan insanlara?

    Deli deliyi görünce ne yapar belli de .. İnsan şeytanı görse, günaha mı tapar yada şeytan insan peşinden taş mı atar hep merak ederim?


  6. #21
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ALMAK VERMEK ÜZERİNE

    Almaya tırnaklarımızdan başladık .. Bedenimizin her yerine bir şeyler almaya mahkum olduk biz .. Kodlanma bu .. Bacaklarımıza ağdalar, ayaklarımıza envai çeşit pudra .. Yüzlerce çeşit ayakkabı, terlik, çorap ve jartiyer .. Oramız için dar olandan yada büyük olandan aranırız .. Burası çok muzır oldu galiba ancak seçim yapılırken etkenlerden birisidir, unutmayın diye söyledim .. Artık gereksinim olmaktan çıkmış elbiseler, elbiseler, elbiseler .. Tek işlevi ereotizm olan iç çamaşırları, temizlik ürünleri, parfümler ..

    Araba diyeceğim ama herkesin alma sınırı farklı, ancak doyum noktası aynı .. Masaya atılan ya cep telefonudur yada araba anahtarı..
    Almak sosyal bir statü göstergesi artık ..
    Her şey alınarak yapılıyor artık ..
    Araba yapılıyor, ev yapılıyor..
    İş yapılıyor, sevgili bile yapılıyor ..
    Dost, arkadaş, metres yapılıyor .. Yapılıyor kelimesine takılmayın lütfen .. Piyasadaki adı bu işin .. Araba, ev, çevre, eş- dost ve manita yapılıyor ..
    Yani alıyorsun ..Sosyal statün of yaa özür, Fiyakan aldığınla orantılı …

    Bedenine lazım olmayan her şeyi alıyorsun .. Gözüne gözlük alır gibi sevgi alıyorsun.. Bedenini çöp konteynerleri gibi dolduruyorsun .. Yani piyasa yapan her şeyi hele diğer insanların ulaşamadığı şeyleri kutsayıp dolduruyorsun içine .. Damarlarında, kanında dolaşan şeylerin çoğunu bilmiyorsun artık .. Sadece alıyorsun ve emiyorsun içine, hücrelerine ..
    Bu öyle bir boşluk ki, aldıkça açlık artıyor bedenin de .. Gayya kuyusu gibi .. Ne alsan, ne emsen, içine ne doldursan açlık doymuyor .. Aldığının iki katı katlanıyor içindeki boşluk ..

    Ağzında biberonla dolaşan bebeklere döndük hepimiz .. Biberon dediğime bakmayın hepsi birer mikser, ne koysan öğütüyor ve bizler emiyoruz.. Gözümüz sürekli vitrinlerde, miksere ne koysak da emsek telaşı içindeyiz ..

    Oysa doyum, vermektir .. Vermek içinde beynin dolması gerekir ..
    Doyumun almaktan geçtiği kodlaması, en büyük alçaklıktır çağımız insanına
    yapılmış .. Beyin almaya alışsa, kendine lazım olanı almaya çalışsa, bedenini lağım vidanjörlerine çevirmezdi .. Beyin kendi gıdasını bulsa, kendini geliştirse,
    kendini değiştirmeye kodlasa, kendi hapishanelerini yaratmazdı .. Kendi düşmanlarını kendi yaratmazdı ..
    Vermek üzerine kodlanmalıdır insan ..
    Ama vermek için almanın kutsanmadığı, her yolun mübah sayılmadığı bir vermek dediğim .. Yoksa gönlümüzü almak isteyen iblislerin verdikleri değil dediğim … Vermek senle olandır .. Ne fazlası olur ne birikimi ..

  7. #22
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÇAĞIMIZ MİTLERİ

    Her düşüncenin orijinal olduğunu sanmak en büyük kodlanmadır bence …

    Oysa düşünce özgür beyinlerin ürünüdür .. Özgür düşünce resimlerle düşünebilmektir .. Hep anlatırlar kavramlarla düşünmek zeki insanların işidir diye .. Aptallar ise resimler ile, somut şeylerle düşünebilir diye … Oysa asıl sorun iletebilmektir kafandakini ..

    Sümer ve mısırlılar yazılarını şekillerle yazdılar .. Onları herkes anladı ..
    1800 yıllardan sonra ise resimle düşünmenin yerini kavramlar ile düşünmek aldı.. Ve iletişim de bitti, düşünce devrimleri de ..

    Şöyle bir kanı var insanların kafasında .. Aaaa İsa’dan önce binlerce yıl önce nasıl bulmuşlar bu kadar bilgiyi .. O zaman özellikle Sümer ler uzaylılar ile bağlantıda mıydı acaba? O piramitlerin yapımı hele ..

    Bu kendini beğenmiş, ukala ve bilgisizliğin bakış açısıdır işte .. Senin bu gün kafanda olan her mit’in, her bilginin, her adet ve inancın oralardan kaynaklandığını bilmemekten kaynaklı arsız kendini beğenmişlik aslında seni insanlıktan çıkarmaktadır ..

    Bu insanlık bir nehir .. Herkes bir şeyler katmış bu dereye .. O sele katılmış bir şekilde.. O dere büyümüş .. Denize kavuşmaksa o derelerin temel derdi, daha güçlü olmak gerekir .. Oysa çağımızda o dereler çöllere sürülmekte ve kurutulmaktadır .. Ve insan olanların yeniden yeniden o kaynağın çıktığı yere dönmeleri bundandır .. Orası hala pırıl pırıl ve olanca gücüyle çağlamaktadır ..
    Çağımızın yaptığı ise kavramlarla kodlanmış beyinlerin geçmişi küçümseyerek kendi cüceliğini anlamamasıdır .. Oysa insan olan oradadır ve giderek yok olmaktadır insana ait şeyler .. Daha tek temel inanç ve mit yaratamadı insan oralardan farklı .. Yaratması da gerekmez zaten, fakat dereye yol açmak gerek ..
    Deniz olmalı hedef .. İnsan olmalı .. Tapınan, kodlanan insan değil ama ..
    Çağımızın Mit’i tüketimdir .. Hepsi bu .. Ve insanlar tüketecek şey aramaktadır .. Sümerlerin ve Mısırlıların ölülerini bile tüketmişlerdir ..

  8. #23
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    BAYRAM
    İçimdeki dağ adamı düze inecek bu gün ,
    Düzlüklere dağ esintileri gelmiş mi, koklayacak ..
    Bu gün içimdeki deniz adamı karaya dönecek,
    Karalara deniz neler getirmiş, denizi arayacak ..
    İçimdeki kavgacı adam topluluklara karışacak .
    Kavga ettiği insanların gözlerine bakacak..
    Ne var gözlerinde, gözleri görecek ..
    İçimdeki şarapçı bu gün ayık olacak,
    İnsanlar içmeyi öğrenmiş mi anlayacak ..
    İçimdeki mülteci bu gün kovulduğu şehrinde olacak,
    Hala kararları aynımı kendini kovanların?
    Barış ya medet diyen varmı?
    Dilleri aynımı? Dillerini dinleyecek ..
    Bayramları bayram mı?
    Gözleri göz mü?
    Dilleri Dil mi?
    Elleri el mi?_
    Belleri bel mi?
    İçimdeki sakallı bunları arayacak bu gün,
    Tebdil kıyafet olacak..

    El öpmeyecek ..
    Elde öptürmez zaten..
    Bayramınız olsun her gün diyecek..

  9. #24
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    TÜRBELERDE DUYGU SELLERİ..

    Bilmek gerekli elbet her şeyi .. Fakat bilmek kadar hissetmek, duymak da önemli bence insanları anlamak için.. Farkı var mı derseniz bilmek ile duyumsamanın, hissetmenin arasında, elbet var derim.. Bu gün hissetmek, duyumsamak bilmenin ötesine geçti.. Gaipten olan insanları daha çok hislendiriyor, ağlatıyor..
    Nasıl oldu demeyin, elbet cevabım kodlanmadır.. Kodlanma insanı öyle bir hale getirdi ki duyumsa, hisset, gerisini düşünme ... Duyumsa, hisset!
    Ama bizim istediğimizi duyumsa, bizim istediğimiz gibi duygulan..

    Bilmek, nesnel şeylerin oluşumunu, gelişimini ve sonuçlarını zaman içinde ve zamanın şartlarında öğrenmek anlamına geliyor bana göre..

    İnsanlarımız bir şeylerin üzerinde oturduğundan emin.. Kuşkuları yok bundan.. Ve üstünde oturdukları kültür öyle derin ki, katmanları öyle çok ki ..
    Kazıyorsun toprağı, su gözükmeye başlıyor .. Biraz daha kazıyorsun su akmaya başlıyor.. Az daha kazarsan akan dereleri göreceksin.. Akan dereler korkutuyor insanları.. İnsanlar o derelerden korkuyor işte.. Hep korkmuşlar .. İlk gelenlerde korkmuş, şimdi yanında yaşayanlarda korkuyor.. Ancak bilmiyorlar ama hissediyorlar, duyumsuyorlar .. Perge, Aspendos, Efes ve Pamukkale halkı için oradaki uygarlıklar sadece gelenlere incik boncuk satmaya yarayan yerlerdir öte yandan.. Oraları ne bilir nede oralardakiler için kodlanmıştır..

    Gözleri dolar, ağlamaklı olur benim insanımın çoğu, bilmedikleri karşısında.. Fakat o güzel denene güzel demeye kodlanmıştır.. İyi denene iyi demeye kodlanmıştır.. Sorumluluk, Vatan, Millet ve Kardeşe kodlanmıştır o.. Ve o onları taşır yüreğinde ve onlar karşısında duygulanır, ağlar.. Ama bilmez.. Bildiği karşısında duygulanmaz insanoğlu.. Etkilenir, alkışlar, ona katılır, hatta bir adım ileri götürür, fakat onu her gördüğünde ağlamaz.. Gurur olabilir, gururla duygulanır.. Onurdur ve onurlu şeyle karşısında duygulanabilir .. Beğenir diyelim .. Beğenileri uyuşursa da mutlu olur..
    Ağlamak, duyumsamaktır .. Duyumsamak kodlanmaktır.. Deki kendine acımaktır, kendine, ezikliğine ağlamaktır.. İçindekilere ağlamaktır.. Onlarla o dönemler de, o kutsal eylemlerin içinde yaşayamadığına ağlar çoğu..


  10. #25
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YAŞASIN ÇELİŞKİ

    Ufacık bir alet düşünün.. Ufacık insan eliyle üretilmiş şey düşünün.. Mesela tornavida, pense, makas.. Ondaki insan bilincinin gelişimini hikayesini bir anlamaya çalışın..
    İnsan hep güçlerini en iyi şekilde kullanmayı aramıştır.. Doğada var olan güçleri nasıl kullanabilirim diye düşünmüştür.. Yeni güçleri nasıl yaratabilirim diye düşünmüştür.. İnsanlık tarihi bu güçleri öğrenme, bilme ve ona hakim olup diğer insanlar üzerinde hakim olma savaşı gibidir aslında..

    Çelişki aslında güçlerin karşıtlığı gibidir..
    Bir oto lastiğinde yüzlerce güç vardır aslında birbirine hakim olmak isteyen..
    Bir otoda ise binlerce güç karşılıklı olarak birbirini dengeler..
    Bir uçak ise on binlerce karşılıklı gücün dengede tutulmasıyla uçmaktadır..
    Her vida, her cıvata, her parça bir güç üretmek, bir gücü başka bir güce çevirmek, ya da bir güce karşı koymak için bir araya getirilmiştir ..

    Çelişkilerden kurtulmak gerekmez.. Çelişkiler içimizdeki güçlerdir bizim..
    Tek düze bir inanç sistemi, bizi huzurlu yapıyor iddiasıyla kafamıza doldurulmaktadır.. Oysa içimizdeki doğal güçleri yok etmektedir..
    Çelişkilerin ortaya çıkardığı gücü dengeleyebilirsek, onlarla uçacağız bizler..
    Hem de istediğimiz yaşama.. Tek kanatlı bir kuş olmaz..
    Düşüncelerimizi ve bildiklerimizi sürekli sorgulamak güçlendirir bizi..
    Hem de en temel olanları sorgulamalıyız .. Bizi en çok onlar yönlendiriyor çünkü.

  11. #26
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KARA DELİLİK

    İki düşman ulus düşünün; güçleri denk.. Hangi savaşa girseler galip gelende belli olmaz mağlup olanda.. Ne yapar bu iki ulus? Karşılıklı birbirini kollar, gözler.. Birbirinin gözünü oymak, ekmeğini yakmak, suyunu kesmek için harcar tüm gücünü.. Taki biri ötekini ezinceye kadar sürer bu düşmanlık.. Yüzlerce yıl sürse bile biri kazanır..

    İki düşman ordu düşünün; Güçlü ve güçsüz.. Güçsüz olan, güçlü olanın güçlerini kullanamayacağı alanları seçer kendine savaş alanı olarak.. Çöllere çeker, dağlara vurur yüzünü.. Güç doğa karşısında erisin diye.. Taki birisi esir düşene kadar sürer bu savaş.. Onlarca yıl sürse bile birisi kazanır.. Bu savaş oyunudur.. Birisi kazanır sonuçta..

    İki düşman düşünce düşünün; Birbirinin açığından başka bir şey aramayan.. Birbirini sürekli yok etmeye çalışmak elbet temel amaçları olacak.. Ancak ikisi de birbirine göre pozisyon almaktan bitap düşecek.. Birisi insanlarını çöllere sürüklerse, öteki daha susuz çöllerde olmak isteyecek .. Birisi dağların oksijensiz tepelerinde yaşamak daha iyi diye insanlarını dondurucu soğuklarda telef ederken, ötekisi buzdan evlerde yaşamak isteyecek .. Birbirine göre pozisyon almak nereye vardı acaba günümüzde?

    Kara delilik diye bir kavram var kafamda.. Deliliğe saygım var benim .. Bu insanlar içinde çok mutlu olanlarını gördüm, çok saygı duyduğum insanlar oldu.. Hatta sorumluluktan kaçmak, toplumsal koşullanmışlığı kırmak için numara yaptıklarını bile çok düşündüm.. Hatta onlar arasında yaşamanın bir yolu olsa, hatta ülke kursalar seve seve vatandaşları bile olurum .. Oysa Kara Delilik başka bir şey.. En akıllı olan birisi, düşüncesi en kara olan birisi, insanlardan en nefret eden, fakat insanı en iyi tanıyan birisi çıkıp, insana ait olan her şeyi kullanıp, insancıkları insan olmaktan çıkarıyor.. İnsanlığınızdan vaz geçin diyor, mükafat olarak da ilerde insan olarak yaşamayı öneriyor.. İşte bu kara adamların düşünceleri zamanla ilerliyor toplum içinde.. O düşünce insanları kara deli yapıyor işte..
    Kara deliliğe kapılanlar, kendilerini öteki düşünceye inat yaşıyorlar.. Ötekine inat yaşam için her şeyden vaz geçiyorlar.. Çöllerde, Buzullarda nefes almaya çalışıyorlar.. İnsanları oralarda yok ediyorlar.. Düşünce çöllerinde, düşünce buzullarında yok ediyorlar insan oğlunu.. İşte bu düşsel dünyaya kapılanları ben kara deliler olarak adlandırıyorum.. Kendilerini mutsuz eden bir sanrı içinde kıvranıp duruyor insanoğlu diyorum..

    Kara deliler birbirine inat yaşıyorlar unutmayın bunu.. Biri varsa mutlaka ötekine inat var ..Ve düşünsel zafer olmadığı için, insanlar bu kara delilik içinde yüzüyor. Her gelen kara deliliğe mahkum..

  12. #27
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    KENDİNİ BOĞMAK..
    Kuyular içlerine çeker yer altı sularını.. Süzerler o çamura bulanmış suları.. Sonra o sular yükselmeye başlar dimdik kuyu boyunca.. Sudan kule olurlar toprak altında.. Tertemiz, duru ve serin, sudan bir kule..

    O kuyu daha çok su çekmek ister yer altı topraklarından.. Yer altının görünmezlerinde yüzen, çamura kuma batmış, her canlıya lazım olan bu suları daha çok çekmesi için bu kuyunun, kuyudan suyunda boşaltılması gerekir..

    Kuyuların boşaltılması lazım diyorum ya, aslında insanlar kendinde boğuluyor demek istediğim.. Kuyular açılıyor özenle .. O kuyular kendini değil, birilerince doldurulan suyu bir türlü akıtamıyor dışarıya.. Ve akıtamadığı suda boğuluyor insanlar.. Akıtabilmeli insan içinde olanları.. Yeniden dolmak için bu şart.. Bakmayın öyle garip garip, insan içindekileri boşaltabilmeli, hem de hiç kalmamacasına.. Bu doluluk insanları kendi içinde boğuyor.. Bu dolulukta insan kendini bulamıyor.. Kendini tanımıyor.. Gizemli olmak? Pöhhhhhh .. Bilinmenin rahatlığı neyde var?

    Pencerelerin arkasını merak eder misiniz çok? Her pencerenin arkasını ama..Sıradan sahibi olanında, varlıklı olanında evlerinin içini deliler gibi merak eder misiniz? Dur dur, soruyu baştan alalım, merak etmeyen var mıdır acaba,
    gizli olan günahları, gizli olan ilişkileri, telefonları? Ağlayışları, hayvansı arzuları, hayvansı sevişmeleri? Giyinişleri, güzellikleri, zenginlikleri ? Daha sıralayabileceğimiz yüzlerce şeyi merak etmeyen var mıdır acaba, hiç düşünmeden hayır diyebilecek biri var mıdır acaba ?

    Daha gidelim haydi öteye.. Her pencerenin arkası, diğer pencerelerin arkasını ölesiye bilmek isteği ile yanıp tutuşuyorsa diyelim.. Hatta her kapı diyelim mi? Aynı pencere içlerinde, aynı çatılarda bulunan her kapı arkası, ötekini delice dinleme görme ve bilme isteği ile yanıp tutuşuyorsa diyelim mi?

    İnsan kendinde olanı herkeste görüncemi rahatlayacak acaba? Yada tam tersi kendinde olandan kurtulmak,kendinde olmayanımı arıyor acaba? Oysa anlamalı artık insana ait yeni bir şey yok.. Onu deli gibi şaşırtacak bir şey yok.. İçinde olmak var her şeyin yada dışında kalmak var yaşamın..

    Galiba insan kendinde boğuluyor.. O yüzden sürekli konuşmak istiyor, iletişim istiyor, görmek ve dinlemek istiyor..Duymak istiyor, bilinmek istiyor.. Oysa asla kendini boşaltmıyor tam olarak.. Boşaltmak isterken bile doluyor.. Çünkü karşısında olandan, konuştuğundan korkuyor.. Onun içinden çıkardıklarını görünmesinden korkuyor.. İlerde silah olarak kendisine karşı kullanılmasından çok korkuyor.. İnsan kendi soyundan o kadar çok korkuyor ki sürekli onlara karşı kendini dolduruyor.. İnsan kendini boğuyor..

  13. #28
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Harflerden kaleler yaptık önce,kralı kraliçesi ilan ettik kendimizi,sarıldık sarmalandık ,sevilendik...sonra yabancılaştık harflerden oluşan kelimelere...öğretilmiş anlamlarını kendimizdeki anlamıyla çözümleyemedik...kendimizden anlamlar yüklemeden havalandırdık başka kalelere...ulaştık sandık ama gönderirken kelimeleri yeterince sevemedik...harf zenginiyseniz evet ruhunuz ve aklınız zengin...zihniniz ve ruhunuzla bütünleşen harfleri döküyorsanız bedeninizden yağmur gibi yeşerecektir dünya,dünyalar,dünyamız


    Hocam,kodlama ile ilgili yazılarınızı nedense kuantum fiziği ile ilişkilendirme gibi bir dürtü dürter beni şimdiden affolayım...Ama yazılarınızda önceden kodlanan bilgilerin aslında harfleri anlattığınız yazılarınızda olduğu gibi bireye bağlı anlamlar yüklenmesi de var....kodlamalarla ilgili yazılarınız devam edecek mi?

    ben büyük bir keyifle okudum yoğun yazılarınızı

  14. #29
    Üye
    kuyucak Avatarı

    Gerçek Adı
    Hasan
    Üyelik Tarihi
    15.03-2007
    Son Giriş
    17.11-2010
    Saat
    23:39
    Yaşadığı Yer
    antalya
    Mesaj
    1.130
    Alınan Beğeniler
    3
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    7

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DELİLİK VE KODLANMA

    Benim bir Deli Mehmet Amcam vardı köyde, arkadaşımın dedesi.. Çok şey öğrendim onun yaşamından ve onla olan konuşmalarımızdan.. Bu güne kadar onun hastalığına benzer bir hastalık duymadım ben..

    Yaz geldimi akıllı, soğuklar başlayınca zaptedilmez bir deli. Zarar verdiği bir insan görmedik hiç.. Ancak onun olduğu sokaktan geçmeye yürek isterdi.. Kadın kız, çoluk çocuk o sokaktan geçmek yerine yolu uzatırlardı evlerine gitmek için.. Hele geceleri.. Köpekler bile korkardı Mehmet Amcamdan.. Bir ses duymaya görsün hemen başlardı küfre.. Hem de ne küfürler…
    Her sene rutin tekrarlanan altmış yıl.. Deli olunca zincirlere bağlanan Mehmet amca akıllı olunca da çocuklarla çocuk olan dünyanın en tonton ihtiyarı..

    Biz onunla herkesten ayrı arkadaştık.. Onunla tütün dizme işçisiydik, yoldaşıydık.. Tütün dizmek, bu dünyadaki en ağır ve en lanet işlerden birisidir diyebilirim.. Ucu sivri şişlere, tütün yaprağını damarından geçirmek ve oradan da iplere aktarma işlemine tütün dizmek denir.. Sabahtan akşama kadar oturmak demektir bu.. Belinize, boynunuza eğilmekten sancılar girer.. Ellerinize yapışan tütün tetiri kolay kolay çıkmaz, zehir gibi acıdır, yediğiniz içtiğiniz her şeye geçer.. Ve çok ucuzdur bu işin işçiliği.. Çocuklara, yaşlılara yaptırılır..Kolaycada bulunmaz anlıyacağınız bu işçiler .. İşte biz Mehmet amca ile beraber çalışan bir ekiptik.. El üstünde tutulurduk.. O ve ben sevdiğimiz yerlere giderdik, o beni kırmazdı bende onu.. Proleter dayanışması derim hala gırgırına..

    Onunla da çok konuşurduk.. Başka ne yaparsın sabahtan akşama kadar.. Delilik olayına gelince hiç konuşmazdı.. Sıkılırdı.. Ona bir gün dedim ki; ‘’Madem deliriyorsun bunu anladım, hiç kuşkum yok.. Fakat niye sadece insanların duyacağı yerlerde ve zamanlarda küfür ediyorsun? Onlar yokken, onlar duymazken hiç küfür ettiğini görmedim senin.. Mesela bir gün çok dikkatli bir şekilde gördüm.. Sakince kahvenin oraya kadar gittin, kış sıcağının ve çaylarının tadını çıkaranları görünce; Gabba karısını bellediklerim diye bastın küfürü..Neden yalnızken değilde insanların duyması gereken yerlerde küfrediyorsun..’’ Bana dediği lafı hiç unutmam..

    ‘’Deli olduğunun bilinmesi gerekli.. Başka türlü nasıl deli olunur ki? Bilinmedikten sonra deli olmanın anlamı ne?’’

    İşte bu derim o gün bu gündür.. Düşündüklerimi çıkarmam lazım içimden, bilinmesi gerekir..
    Öykü hanım sanırım bu öykünme senin soruna cevap olmuştur.. Fakat ben Mehmet Amca geleneğinden geldiğim için hep deli olamıyorum.. Arada bir akıllı zamanım oluyor ne yazık ki.. Deli zamanlarımda çıkıyor o kodlanmaya küfür etmeler..

  15. #30
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Kodlamalarınız daim olsun o vakit




Sayfa 2 / 3 İlkİlk 123 SonSon