Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon
Toplam 96 mesajın 46-60 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #46
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Kimbilir! Belki de haklısın. Çünkü, roman yazmanın tekniğini bildiğimi söyleyemem... Ama öykü yazmanın tekniğini gittiğim seminerde öğrendim diyebilirim. Hani, tekniği bilmek ve uygulamak farklı şeyler... Çünkü, ben her ne kadar tekniğini bilsem de, hiçbir zaman kafamdaki kurguyla yazım aşamasında öykünün omurgası çoğunlukla birbirini tutmuyor... Araya hep farklı çağrışımlar giriyor... Bir anlamda belleğim beni farklı alanlara çekiveriyor... İşte o zaman öykü bütünselliğini yitiriyor...

    Haklısın... Öykü, yaşamdan çıkar, yaşama yansır... Ama en temel öğesi, insandır... Öykü ve roman yazmak için belli bir birikim gerekiyor... Hiçbir zaman, gözlemlediklerimiz ya da deneyimlerimiz tek başına yeterli değil. En başta, psikoloji ve sosyoloji bilmek gerekiyor. Bir de, tabii ki, sevmek gerekli...

    Bir gün, öykülerimle bir derginin kapısını çaldığımda, oradaki genel yayın yönetmeniyle sohbetimiz olmuştu... Çok karamsardım o günlerde... Yaşadığım, gördüğüm haksızlıklar, insanların ikiyüzlülüğünden bıkıp usanmıştım. İnsanları sevmediğimi söylemiştim... İnsanı sevmeyen birisi öykü yazamaz demişti bana...

    O sözü belleğime çakıldı kaldı... Sonra hep anımsarım Sait Faik'in sözünü...

    " Bir insanı sevmekle başlar herşey"

    İnsan olan yerde, ihanette oluyor, öç alma duygusu da oluyor, kötülük de, iyilik de... İşte bugün bunun ayrımındayım.

    Yazarların yaşamını okuduğumda, verdikleri mücadeleleri gördüğümde, sanatla ilgili düşüncelerini okuduğumda, her biri beni büyülüyor adeta.

    Hayıflanıyorum kendi kendime... Niçin 20 yaşımda okumamışım bunları! Tanrım! Ne büyük bir yabancılaşma!

    Niye ben Fahri Erdinç'i tanımamışım! Niye ben Gobelyan'ı okumamışım! Niye ben en çok satan kitapların peşine takılıp gitmişim!

    Niye ben Goethe Schiller yazışmalarını okumamışım! Daha neler... neler...

    Neyse... Bir zamanlar, Oktay Akbal'ın denemelerinde edebiyatla iç içe dostlukları, arkadaşlıkları okuduğumda imrenirdim... Çok geç de olsa, öyküyle ilgilenen, öykü irdeleyen, öykü konuşan insanlarla olduğum için mutluyum.

    Sait Faik'i, Sabahattin Ali'yi, Orhan Kemal'i konuşmak, toplumcu gerçekçi öykülerden söz ederek sanatsal anlayışlarını paylaşmak her gün bana yepyeni ufuklar açıyor...

    14 Şubat dünya öykü gününde sanatseverlerle buluşacak olmak beni şimdiden heyecanlandırıyor... Kimileyin, inanamıyorum... Düş mü gerçek mi diye...

    Olmak istediğim dünyadayım... Bundan daha ne güzel olabilir!

    İnsanları seviyorum...

    Bir insanı sevmekle başlar herşey... Sait Faik'i bu sözüyle yeniden anıyorum... Bana öyküyü sevdiren bu büyük öykücünün öykücülüğünü bir gün sanatseverlere anlatmak istiyorum... Şimdiden düş gibi geliyor bana...

    Ama içimden bir ses bana o da olacak diyor... Neden olmasın?

  2. #47
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    14 Şubat Dünya Öykü Günü amacıyla gideceğin etkinlik ile ilgili gözlemlerini,hissettiklerini bize aktarıp seyre daldırırsan sevinirim..
    Sait Faik Türk Edebiyatı'nda önemli bir yere sahip haklısın..Kesit(durum)hikayeciliğinin temsilcisidir...Hikayelerinden bir bölüm sunarsan sevinirim...Eğer kesit türünde hikayen mevcutsa (olay hikayesi de olabilir) okumak isterim

  3. #48
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    O gün bir gelsin de tabii ki, anlatırım öykücüğüm...

    Seni mi kıracağım Denize Şiir okumak adlı öykümden küçük bir bölüm şimdi...


    Törpülemek… Gösterişli… El değiştiren… İdollar… Tespih…

    "Tespih vardı elinde. Ceketi omzundaydı. Odanın içinde volta atıp duruyordu. Gri saçları hapishaneden yeni çıkmış biri gibi kısacık kesilmişti. Yüzüne akşamüstünün alacakaranlığı çökmüştü. Bakışları bir kaplan gibi yırtıcıydı. Öyle ki, bu kaplan keskin dişleriyle karşısındakini parçalayıp yok etmek için pençelerini açmış bekliyordu. O bakışlarda ölümün kokusunu duyumsayınca içine bir sıkıntı oturdu. Ölüm, sinsi sinsi odanın bir köşesinde pusu kurmuş bekliyordu. Herşeye düşmandı. Herkese düşmandı. Herkese güvensizdi. Öldüremeyeceği değer yok gibiydi.

    Adnan, oturduğu geniş, deri koltukta bunları düşünüyordu. Bir yandan da gömüldüğü koltukta büzüldükçe büzülüyor, adamın gözlerine bakmaya cesaret edemiyordu. Başını önüne eğmişti. Bakışlarını kehribar tespihiyle oynayan adamın parmaklarından alamıyordu. Tesbih, biraz sonra ateş edecek bir silah gibi geliyordu ona. Bu; vurmaya, kırmaya hevesli adam kimdi? Bir katil miydi? Yoksa yarı insan, yarı hayvan bir varlık mı? Ya da dramatik bir film çekiyordu da, o filmin hem başrol oyuncusu hem de yönetmeni miydi? Sonra da oturmuş dekorların nasıl olacağını mı düşünüyordu? “Keşke “diyordu içinden. “ Gördüklerim sahte bir dekorun parçası olsaydı. “ Düşüncelerini parsellemişlerdi de, o bu parselleme eylemi karşısında şaşakalmıştı. Ne yapacağını bilemiyordu. Arada bir kendini toparlamaya çalışıyor, düşünceleri gördüklerinin etkisiyle içinde patlayıveriyordu. İşte o an yeniden bilinci yerine gelir gibi oluyordu. Düşünüyordu. “ Bu adam kime benziyordu? Neye? Ama o da neydi? Gözlerinde bir ışık parçası var gibiydi. Gözlerinde bir şefkat… Yoo! Hayır, ona öyle geliyor olmalıydı. Bu bakışlarda sevgiden kırıntı yoktu. Ölü balık gözü… Öyle mat… Öyle donuk… Ya! Ağzından dökülen sözcükler… Sözcükler gerçeği anlatabilir miydi? Ya da en çok gerçeği gizlemek için kullanmıyor muyduk sözcükleri. “

    İnsan Kokusu adlı öykümden...

    "Başını incecik saçlarının arasına gömdü. Sonsuza dek öyle kalabilirdi. Nefes aldığını duyumsadı. Yaşıyordu. İçinde sevinçler en yumuşak ezgileri söylüyordu. Yüzüne baktı. Duruşunda beyaz bulutların aklığı vardı. Gözlerindeki lekeleri öptü. O an, yaşadıklarını anlatmak için sözcük bulamıyordu. İçinden gökyüzüne şunları yazmak geldi. “ Down sendromlu bir çocuğu görürseniz gözlerinin içine bakın. O gözlere baktığınızda ay ağılı göreceksiniz. “ Çekik gözlerinin kıvrımlarını okşadı. Yeniden sarıldı. Sımsıkı sarıldı. Özlemişti insan kokusunu. Tüm gücüyle sarıldı. Tuttu iyice. Aradığını bulmuştu. İnsan kokusu… Mis gibiydi. İçine çekti doya doya. Yüreğinde devinen korkular birer birer yıkıldı.
    Pencere açıktı. Bir kuş sürüsü geçiyordu yanlarından çığlık çığlığa. Nasıl da görkemli kanat çırpıyorlardı maviliğe doğru. Düşündü. İnsanoğlu barışa karşı savaşı, masumiyete karşı suçu, tokluğa karşı açlığı yeğlemişse özgür olmamayı yeğlememiş midir?
    Uzun uzun baktı Marmara’nın ufukla birleştiği yere. Yüreği dolmuştu esenlikle. Gördü ufuk çizgisinde görüneni… "

    Bir adam bir kadın adlı öykümden...

    "Bir gün, iri memeleri karnına doğru uzanmış, oldukça şişman, hamur topağı gibi göbeği baldırlarına sarkan bir kadın, mağazadan içeri girmişti. Bedene oturan dantelalı bluzlardan istemişti. Kadına bluzu uzatırken ilk ayırt ettiği kadının kollarındaki altın bilezikler oldu. Üzeri pırlantalarla ve fantezi desenlerle süslü bu bilezikler, sürekli deviniyordu. O devinme sırasında, kimi birbirine yaklaşıyor, kimi sessizce köşesine çekiliyor, kimi de derin bir sarsılmayla diğerlerinden uzaklaşıyordu. Bu yuvarlaklar, her başını oynattıklarında, çevreye, saydam olmayan, karmakarışık, kesintisiz olarak kıpırdayan bir parıltı yayıyordu. O parıltının içinde, varsıllığın belirtileri gözüne pek saydam göründü. O an, kıskançlığın dişleri arasında ezildiğini duyumsadı. Bilmediği bir dünyanın anahtarının kendinde olabileceğinin ayrımına vardı. Özenle döşenmiş, geniş odaları olan, kaloriferli ya da doğalgazlı bir ev de yaşamak için bu kadından neyi eksikti? Dahası fazlası vardı. Hele o evin bir de koskocaman bir mutfağı varsa, öyle bir mutfakta yemek yapmak pek zevkli olurdu. Yemek yerken bile televizyon seyredebilirdi. Akşam işten eve dönünce jakuzili bir küvete uzanıp yatmak günün yorgunluğunu alırdı. Jakuzi olmasa da olurdu. Banyoda sıcak su aksın yeterdi. Bunları düşünürken sepetlerdeki gömlekleri raflara diziyordu. Birden kulakları sağır eden korkunç bir patlama sesi duydu, yüreği ağzına geldi, ellerinden gömlekler birer ikişer yere düştü. Ardından bir uğultuyla nabız atışları hızlandı. Telaşla ne olduğunu anlamak için merdivenleri bir çırpıda indi. Soluğu giriş katında aldı. "

    Şimdilik bu kadar yeter sanırım...

    Sevgiyle...

  4. #49
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet ben hikayelerinden bölümleri okurken,olay ağırlıklı hikayelerinin içinde kesiti sunan türü düşündüğümde-ki bence bu var-kesit bölümlerinden mesela mekanın tanıtıldığı bölümler kişilerin ruhsal durumlarını ortaya koyacak derece güçlü bir anlatım yaratmışsın(dır)...Ama devamı da olmalı haksızlık oldu bu Elinden şekeri alınmış bir çocuk gibi kalakaldım...(Ben can simitlerimi taktım...hikayelerinin içinde yüzmeye hazırım )

    Dünya Öykü Günü ile ilgili gözlemlerini,duyumsamalarını merak ediyorum...Paylaşacağın anı büyük bir heyecanla beklemedeğim...

    Kırmayıp paylaştığın için teşekkür ederim..

  5. #50
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben öyküyü sınırlandırmıyorum öykücüğüm,

    Kimi kez, olayın içinde bir durum, kimi kez, bir düşünce, kimi kez, bir saplantı... Beni etkileyen olayları, içimden geldiği gibi kaleme alıyorum... Yazmanın en çok bu yanını seviyorum... Ucu bucağı olmayan bir özgürlükle dans ediyorum)

    Bundan daha ne güzel olabilir:)

    Temmuz ayından bu yana bir kitap çıkarmak için uğraşıyorum...

    Hep birilerini beklemek zorunda kalıyorum...

    Eminim, kitabım yakında çıkacak...

    Devamını o zaman okursun haa!

  6. #51
    Üye
    öyküekin Avatarı

    Gerçek Adı
    Öyküekin
    Üyelik Tarihi
    22.08-2009
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    :)
    Mesaj
    4.994
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Kitabının çıkmasını sabırsızlıkla beklerim ama içimdeki Öyküekin çok merak ediyor...Kitabının bir an önce çıkmasını diliyorum...Ama o zamana kadar bana biraz torpil geçsen(Bunu yazarken sevimli sevimli sana baktım işi yarar mı )

    Dans etmek diyorsun ya , ucu bucağı olmayan dansınla buluşmak istiyorum...Hikayelerinde işlediğin düşünceleri,durumları,saplantıları,olayları ve bunları buluşturmanı,ayrıştırmanı görmek,hissetmek bende nedense saplantı olduBende istiyorum ki her kelime beni sarsın...(belki beni içine almayan kelimelerinde olacaktır...) Ben onlara sarınayım..

    Hikaye kitabın çıktığında haberimiz olur değil mi?

  7. #52
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne diyeceğimi bilemiyorum bak Şimdi utandım Ah be! güzelim! Benim öykülerimin çoğunluğu uzun öyküler... Onun için bu forumlara koyamıyorum...

    Ben çok detaycıyım galiba! Bir türlü kısa öykü yazamıyorum:)

    Yok! yok! O kadar da büyütme Yani, doğuştan yazar filan değilim Hatta bir edebiyat dergisinde yayınlanan öykülerimi beğenenler olunca, beğendiklerine falan inanamıyorum. Kimileyin de, kendi öykülerimi okuyunca bunları ben mi yazdım diye şaşırıyorum... Tabii, bu arada eleştirenler de oluyor öykülerimi... Onları da dikkate alıyorum... Ama yine de bildiğimden şaşmıyorum Örneğin, insanlığın geleceği sakat bir çocuğa yüklenir mi? Kimileri bunun yanlış olduğunu söyledi. Oysa, zaten ben sağlamcı anlayışı protesto etmek için insanlığın geleceğini sakat bir çocuğa yükledim. Yani, bilinçli bir seçimdi. Bu gibi konularda ödün vermiyorum. Doğru bildiğimi söylüyorum.

    Sen yine de fazla beklenti içine girme e mi? Valla! Ben deha falan değilim Yalnızca, yazmayı seviyorum o kadar... Bana bulunduğum çevrede "yeni öykücülerimizden" diyorlar ama ben hala kendimi öykücü olarak göremiyorum... Ama böyle söylemeleri hoşuma da gitmiyor değil hani

    Öykü kitabım çıktığında tüm reklam panolarında göreceksin dermişim:) Şaka tabii ki... Biz sanatta star sistemine de, edebiyatın metalaşmasına da karşıyız.

    Ama bu forumlarda kitabım çıktığında duyuru yaparım tabii ki... Şimdiden hayranlarım olmuş baksana Onları üzer miyim

    Hani, sen de olmasan bu forumlarda kendimi iyice yalnız duyumsayacağım... İyi ki varsın diyorum...

    Öykülü günlerde buluşmak umuduyla...

  8. #53
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Sevgili monalisa,
    İnsanların yazmamaları, okumadıkları anlamına gelmiyor.
    (hani kendinizi yalnız duyumsamamanız adına ve kendi adıma bir hatırlatma)

  9. #54
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Peki niye kalemimizle yanında değiliz Kalem
    Hadi ben anlatacaklarımı, duygularımı, düşüncelerimi üç beş kelimeye sığdıramıyorum.
    Eline sağlık, emeğine sağlık, yüreğine sağlık falan gibi bir şeyler yazmak da anlamsız geliyor.
    Yazacak vakit bulamayınca da sessizce okumayı tercih ediyorum.
    Oysa senin adın Kalem. Konuştur kalemini be Kalem

  10. #55
    Üye
    Fırtına Avatarı

    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    29.10-2014
    Saat
    21:07
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.210
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    27

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    monalisa arkadaşımızdan azıcık sitem kokusu aldım.. bende hatırlatayım.. bir çok arkadaşım gibi seninde yazılarını okuyorum ve hiç birinize mesaj yazmıyorum.. yazılarının hepsi birbirinden güzel monalisa.. tebrik ediyorum ve başarılar diliyorum

  11. #56
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Haklısın be empatizancığım! Haklısın da...

    Hani, kimileyin insan sevildiğini bilmek ister...

    Hani, kimileyin insan onaylanmak ister...

    Hani, kimileyin insan duyumsamak ister...

    Evet... Sözcükler... Kimileyin, bizim üzerimizde ne kadar da güçlüdür... Öyle ki, gün gelir, inancımız kırılır... O an, yalnızca bir desteğe gereksinmemiz vardır... Bir söz bizi bulunduğumuz dipsiz kuyudan kurtaracak bir el olur...

    Benim ki, yalnızca bir serzenişti... Senin burada olduğunu anımsatman, nasıl da iyi geldi bana... Ben de çoğunlukla karşıt düşüncede olan insanlar iz bırakıyor... Sen de onlardan birisin... Devinimi seviyorum

    Ama sen de azıcık burada olduğunu göstersen diyorum Ben müneccim değilim Nerden bileyim dermişim

    Ama şimdi burada olduğunu anımsattın. Değme keyfime!

  12. #57
    Üye
    monalisa Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.04-2008
    Son Giriş
    14.01-2016
    Saat
    21:05
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    335
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben sevgili arkadaşım empatizana ileti yazarken, sevgili kalem ve vertigo'dan da ileti gelmiş! Teknolojinin hızına yetişemiyorum bir türlü

    Hepinize çok teşekkür ediyorum. Koltuklarım kabardı şimdi:) Beni fazla şımartmayın emi

    Şaka bir yana, düşüncelerimizi, duygularımızı paylaşmak yaşamı paylaşmaktır diyorum... Ben de sizlerle yaşamı paylaşarak çoğalıyorum...

    İnsan adına...
    Sevgi adına...
    Barış adına...
    Dostluk adına...
    Özgürlük adına...

    Daha yaşanılabilir bir dünya için...
    Hep yeniden doğalım sevgili kalem...

    Kalemin susmasın... Susmayalım... Birlikte güzelleştirelim yaşamı...

  13. #58
    Üye
    MISRA Avatarı

    Gerçek Adı
    Neslihan
    Üyelik Tarihi
    24.01-2009
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    20:42
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    915
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    17

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hani insanın içinde bir uçurtma vardır, rüzgarı bekler uçabilmek için...Sizin yazılarınız, şirleriniz ve öykülerinizde benim içimdeki uçurtmayı uçuran rüzgar oluyor, okudukça yükseliyor uçurtmam...Kaleminize sağlık monalisa...

  14. #59
    Üye
    sdsby Avatarı

    Üyelik Tarihi
    23.07-2009
    Son Giriş
    29.03-2012
    Saat
    14:44
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    178
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Monalisa ablam, diyecek kelime bulamadım bu yüzden bugüne kadar hiç yazamadım, teşekkür etmek çok basit gelir diye düşündüm kendimce kelimeleriniz karşısında...Size hayranım, siz çok değerlisiniz, hep bilin lütfen...

    Saygılarımla...

  15. #60
    Üye
    empatizan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    15.02-2008
    Son Giriş
    20.03-2017
    Saat
    10:49
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    845
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Hiç muhalif olasım yok niyeyse
    Sen de yerden göğe haklısın monalisa,
    Bazen bir ses, bir yankı bekliyor insan karşıdan.
    Onun için bu sitede değil miyiz zaten.
    Kullanıcı ayarlarına baktım da, kendimi görünmez yapmışım.
    Uzun uzun yazamasam bile, burada olduğum zamanlarda görünebilirim artık.




Sayfa 4 / 7 İlkİlk 1234567 SonSon