Sayfa 1 / 2 12 SonSon
Toplam 24 mesajın 1-15 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Gözlerini tavana dikmiş öylece bakıyordu genç kadın.Hiçbir şey düşünmüyordu belli ki,neden sorusunu dahi soramıyordu bu kadar insan içinde yapayalnızdı.Kalabalıktaki yalnızlıktı bu, daha önceleri benim de tanıdık olduğum hislerdi bunlar….

    Ona İstanbul da şehir hatları vapurunda rastladım.Can yeleklerinin üzerindeki alçacık tavana öylesine bakıyordu semaya bakarcasına.Ne zamandan beri buradaydı bilmiyordu bile.Hemen içerdeki çay ocağına bir koşu giderek,ince belli bardaklarda iki tavşan kanı çay kapıp geldim yanına genç kadının,merhaba dedim.İrkildi.Sanki saatlerce dalıp gittiği güzel bir düşten uyandırmıştım onu,şakın şaşkın yüzüme bakarak merhaba dedi.Hoş geldiniz dünyaya dünyalı dedim.Gülümsüyerek hoş bulduk dedi.Belli ki kaç zamandır gülümsemeyi dahi unutmuştu bu bebek yüz.Kendimi tanıttım.Deminden beri sizi izliyorum,nedir sizi bu kadar,bu diyarlardan alıp götüren dedim.Yüzüme baktı;Hım dedi siz felsefeciğim demiştiniz değil mi dedi.Evet dedim.O zaman şu soruma cevap verirseniz ne olduğunu anlarsınız dedi.

    Buyurun sizi dinliyorum; siz duyguların katlini,o canileri bilir misiniz dedi.Bilmem mi dedim.Bilmeseydim bu kadar kişinin arasında sizi fark edebilir miydi sizce dedim.Ya siz felsefeciler çok tuhafsınız dedi gülerek.Vapur rıhtıma doğru yanaşmıştı ince belli bardaktaki çaylarımız bitmişti.Yerimizden kalktık çıkışa doğru yürüyorduk garip bir şekilde kalabalığı bende hissedemiyordum şimdi.Günlük koşuşturmalar doğru yelken açacaktı ayağını vapurdan karaya atar atmaz belli ki….

  2. #2
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Bebek Kadar Olabilseydik

    Kendimiz olabilmek,ilk bakışta çok basitmiş gibi görünsede "kendin" oalbilmek ne kadar zordur aslında.İnsan yaşamını analmlı,yaşanılabilir kılan bu basitmiş gibi duran sözcük aslınd açok manidar bir yere sahiptir yaşamımızda.

    O kadar çok engel var ki;bu tek sözcüğü,gerçekleştirmekde yaşamımıza tatbik etmekde karşımızda duran.Kendin olmak,kendin olabilmek,ne kadar zor bir süreç aslında bir o kadar zevkli ama.Doğdugunda öylesine biyolojik bir varlık olan birey(canlı) desek daha doğru bir tabir olur sanırım,aileden başlayarak,hep etrafımızda "ötekini"ve onların öğrettikleriniiçselleştirerek başlıyoruz yaşam denilen maratona.İşte ilk antreman,ter atma,nefes açma çok önemlidir aslında insan yaşamında.Bu konud anne babalara yani ailelere çok büyük sorumluluk düşmekdedir.Asıl olan bu amratona katılmak değil,finişi 1, olarak göğüslemek olmalıdır.İşte yaşamda da asıl olan tıpkı yarışta olduğu gibi sadece katılmak değil,kendi bulmaktır asıl olan.

    Yoksa dünyaya gelen tüm canlılar şöyle böyle katılıyor yaşama.Kimi beyinsizce,bilmedikleri halde biliyormuş gibi geçinir bu salak ama uyanık takımı,kimi dünyadan bihaber ot gibi sadece zaman doldurur öylesine,kimi de kendi olabilme adına,önüne çıkan herşeyi ama herşeyi,tüm engelleri teker teker yılmadan aşar azimlice.

    Bazen diyorum;keşke bir bebek kadar,inatçı,kararlı,olabilseydik istediğimiz ve istemediklerimize karşı....

  3. #3
    Genel Yayın Yönetmeni
    OturanBoğa Avatarı

    Gerçek Adı
    Bülent
    Üyelik Tarihi
    09.01-2003
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    17:04
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    55.921
    Alınan Beğeniler
    954
    Verilen Beğeniler
    1.244

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ÇOk teşekkürler. ÇOk güzel dile getirmişsiniz.

    Not: bu foruma sadece kendimize ait yazıları yazıyoruz. Onun için sordum
    - Arkadaşlar, lütfen sorularınızı özel mesajla iletmek yerine ilgili foruma yazarak cevap arayın. Böylece hem soru-cevaplardan herkes yararlanır hem de en doğru cevaba en hızlı şekilde erişmiş olursunuz.
    - Lütfen sorunuza cevap aldıktan, bir sorununuza çözüm bulduktan sonra dönüp gitmeyin. Siz de başkalarına yararlı olmak için bilgilerinizi, tecrübelerinizi, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Unutmayın, siz nasıl yana yakıla cevap arıyorduysanız, başkaları da içine düştüğü açmazdan çıkmak için aynı hararetle sorularına cevap arıyor...

  4. #4
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Tahmin ediyorum ki burada,bu güzel insanlarla güzel paylaşımlarda bulunacağız,sizlerle yazdıklarımı paylaşım eleştirileriniz almak,beni hem geliştirir hemde mutlu eder arkadaşlar.

  5. #5
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    "BEN"İN TOPLUMSAL SORUMLULUĞU

    Hayat onca hengamesine, zırıltısına rağmen yine de çok güzel değil mi nefes almak,hissetmek farklı hem de, çok farklı bir duygu.Hele bir de onu anlamlandıran "kendini tanı" yoluna girmiş ve de yüreğinize,sol yanınıza ev sahibi olabilecek birine rastlayıp oranın anahtarını koşar adım ona vermişseniz yaşıyor olmak daha da bir anlamlıdır artık.Şunu da biliyorsunuzdur ki artık; o günün, yaşamdaki son gününüz, olduğunu bilseniz dahi ne gam! Hiç korkmadan ahlanmadan, vahlanmadan yaşarsınız her bir saliseyi başkalarının bir ömre sığdıramadığını, o gün dolu, dolu yaşarsanız ...

    Birde madalyonun tersi vardır tabi ki,yaşamını diğerlerine endekslemiş "İpotekli hayatlar" kendinin farkında olamayan, avare,avare gezinen,aşkı ayaklar altına alıp sonra "ya aşk da neymiş o da ne ola ki diyen "beyinsizler mi dersiniz.Ya da en iğrenci olan aşkı kirleten zavallılar da unutmamak gerekir tabi ki.

    Bunların yaşamlarında diğerinin yeri çok istisnaidir. Kendilerinden bile ileridir. Hep ötekine göre yaşarlar, ona göre düşünür, ona göre giyinir, hatta ona göre severler.Şöyle, ağız tadıyla aşkı, aşk gibi yaşayamazlar ömür hayatlarında.Çünkü; kendi değerlerinin farkında değillerdir ki, başkasına değer verebilsinler.Aşk, karşısındakine o, sadece o, olduğu için değer verebilmek değil midir?Değer verebilmek içinde önce kendi değerliliğinin farkına varmak gerek, kendinde yokken başkasına nasıl değer versin zavallı!

    İşte bu ödünç, hiç bir zaman, kendi hayatları olmayanlara bir taraftan acıyor,diğer taraftan da kızıyorum içten içe,sanki o, sürüden koparlarsa canları kopacak "kurt kapacak".Kendi kuralları olmadığı için o, sürüdeki her kuralı kayıtsız şartsız kabul eder bu zavallılar...

    İçinde yaşadığımız hayat, bize bu şekilde bir kez verilmiş,yani istesek de,eğer saçma sapan metafizik söylemlerden olan reenkarne olmaya inanmıyorsak ki; böyle bir şeyi ne din ne de aklıselim bir kafa yapısı kabul eder. O halde ne yapmalı de kendi yaşamımıza sahip çıkmalı kendimiz olabilmeliyiz değil mi? Sanırım bütün sorun yumağı burada bir bakıma kör düğüm, oluyor. Kendi yaşamına, kendin sahip çıkarak, kurallarının değerlerinin olduğu bir yaşamı istemek,ilk bakışta çok basitmişcesine, görünen bu fenomen aslında insan olmak,kendin olmak, farkındalığının, farkına varabilmek yolunda atılmış olan bir adımdır.

    Çünkü yaşamda boşluğa yer yoktur hiçbir zaman sosyolojide, tampon kurum denilen,bir kavram vardır. Yani; bir alandaki boşluk mutlaka alternatifiyle,kapatılır doldurulur, doğada ve yaşamda tesadüfe yer yoktur. Etrafımıza baktığımızda sosyal yaşam içerisinde birey olamamış, kendi varlığından bihaber insanların, başkalarının kurallarına göre yaşadıklarını görürüz, çünkü;kendi kuralları olmayanlara, kural koyan mutlak bulunur.

    Eğitim sürecinde çocuklarımıza her şeyi, öğretiyoruz da neden ben olmayı öğretemiyoruz acaba? Trigonometriyi öğretiyoruz, Fatih Sultan Mehmet Hanın İstanbul’u nasıl ele geçirdiğini öğretiyoruz, cebiri,düzlemi, hatta uzay geometrisini öğretiyoruz da, neden ben olabilmeyi öğretemiyoruz dersiniz? Bunun sonucunda da mutsuz insanlar topluluğu, ya kendi içine kapalı silik tipler yada umursamaz sorgulamayan, araştırmayan kaygılanmayan yoz bir kuşak.

    Toplumun değer yargılarını,hiçe sayarak, maddi ve cinsel objeleri, pompalayan, kültürel dalları ağaçtan koparmakla kalmayıp ağacın, kökünü kurutmakla görevli sayılan oryantalist söylemler, kendi kültürel yapısını hiçe sayan Amerikanvari yaşam tarzını modernlik gören, sığ beyinler,her şey paradır diyerek, insani ilişkileri,katledenler,boş bilinçle ne olduğunu, kim olduğunu, bilmeyen,değerlerini,hiçe sayan, sözüm ona çağdaşlaşmış(!) insanları görünce, güzel ülkemin güzel,insanındaki bu ataleti kırmanın tek koşulunun “ben” olabilmekten geçtiğini düşünüyorum,gözlerim ve ruhum ufka dalarken……

  6. #6
    Üye
    mimar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.06-2003
    Son Giriş
    05.10-2007
    Saat
    10:36
    Yaşadığı Yer
    samsun
    Mesaj
    102
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çocukklarımız bağırıyor: "ben olmak istiyorum." Ama duymuyoruz onları. Kimbilir belki de bizlere "ben" olma şansı verilmediğindendir; tanımıyoruz onlara bu şansı.

    Güzel yazılar, Elinize sağlık. Psikolojiye ilgi meslekten mi geliyor? Nickinizin Freud olması da ilgimi çekti de.

  7. #7
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evet meslekden kişisel gelişim uzmanı,yazarım.

  8. #8
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Doğum anı gelmiş kelimeler

    “Ceketimi yağmurlara astığımdan beri, tehlikeli şiirler yazar, dünyaya sataşırım.” Ne güzel ifade etmiş şair,ceketi yağmura asmak,yani gemileri yakmak,geri dönüş biletini nerede,nasıl bir yerde, olduğuna bakmaksızın, param parça edebilmek.Gemileri yakmak, deyiminin,nereden geldiğine bakarsak,sıradan bir argüman olmadığını görecek ne kadar manidar olduğunun farkına varacak, düşünmeye hedeflerinize ulaşmak için hayallerinize inanmanız gerektiğini, kaybetmeyi luğatınızdan silmeniz hatta bu sözcüğün geçtiği sayfayı paramparça etmeniz zamanın gelip geçtiğinin farkına varacaksınız.

    Berberiler Batı Afrika’da yaşayan göçebe bir toplumdur. Kökenleri Orta Asya’ya uzanan bu topluluk, Emevi Müslümanlarının buralara yayılmaları sonraları müslüman olmuştur. O dönemde Kuzey Afrika valisi Nuseyr oğlu Musa idi. Avrupa’ya yayılmak için Berberi askerlerden oluşan bir ordu hazırlaması için, gene bu halktan olan kölesi Ziyad’ın oğlu Tarık’ı görevlendirdi. Tarık oniki bin kişilik bir ordu hazırlayıp, gemilere bindirerek, karşı sahildeki bir dağa ulaştı ve oraya Tarık Dağı adını verdi (Cebelitarık)


    O dönemlerde o bölgede kökenleri Cermen ırkına dayanan , Batı Roma İmparatorluğu’nu yıkarak, Roma’yı yağmalayan Batı Gotları (Vizigotlar) adlı barbar bir kavim hüküm sürmekteydi. Bunlar oradaki halka ağır bir şekilde zulmetmekteydi. Tarık’ın ordusu ile bu bölgeye geldiği haberini alan Vizigotlar sayıca daha üstün olan ordularını onların üzerine doğru sürdü. Çarpışma yaklaşıyor ve gerilim yükseliyordu. İşte bu noktada Tarık askerlerinin zoru görünce kaçmasını önlemek için, oraya gelmek için kullandıkları tüm gemileri ateşe verdi. Askerlerine “artık bizim için geri dönmek olanaksızdır. Önünüz düşman, arkanız deniz ile çevrili bulunuyor. Direnmekten başka şansınız yok. Canınızı kılıçlarınızla kurtarmaktan başka bir şey yapamazsınız. Kısa bir süre derde ve güçlüğe katlanmayı göze alırsanız, uzun süre rahat edersiniz. Ben düşmana hücum ediyorum, siz de arkamdan gelip saldırın. Ben ölürsem zafere ulaşana ya da şehit olana dek savaşın”. Savaşın sekizinci günü Tarık’ın ordusu sürekli tazelenen Vizigotlar karşısında yorulmaya ve geri çekilmeye başladı. Bunun üzerine Tarık tekrar askerlerine “ Kahramanlar nereye gidiyorsunuz? Gaflete kapılıp, nereye kaçmayı düşünüyorsunuz? Unuttunuz mu önünüz düşman ve arkanız denizdir. Bana bakınız ve ben ne yaparsam siz de onu yapınız” diyerek düşmana doğru atıldı. Kendisine barbar kavmin sancağını hedef aldı. Sancağın yanındaki, kıymetli taşlarla süslü tahtında rahat bir şekilde oturan Vizigot kralı Rodrik’i bir anda karşısında bulan Tarık, hasmını öldürdü. Bunun etkisi ile Vizigot ordusu dağıldı. Ancak Musa, Tarık’ın başarılarını kıskanarak, Tarık’a kaçanları kovalamamasını bildirdi. Ancak böyle davranmak büyük bir hata olacaktı. Tarık mantıklı olanı yaptı ve düşmanı kovaladı. Gotların başkenti olan Toledo kentini alarak, 350 yıllık barbar Got hakimiyetini yıktı. Bundan sonra Batı Avrupa’da yaklaşık sekizyüz yıl sürecek farklı bir uygarlık dönemi başlayacaktı.

    Zamanı gelmiş kelimeleri, engelleyemeye çalışmak, cebilitarık boğazında gemileri yaktıktan sonra halen oradan geçmeyi,kaçmayı düşlemek gibi,en olmadık mali hülyalara dalmaktan başka bir şey değildir. O tıpkı 9 ay 10 gün uslu, uslu anne karnında bekleyen bebeğin bu süre sonunda bir salise dahi içerde kalmaya tahammülü olmaması gibidir.

    Tıpkı güneş gibidir, bu olgunlaşan kabuğuna sığmayan kelimeler,geceler ne kadar,zalim,karanlık olursa, olsun onun hükmü sadece tan vakti, güneşin bir anlık yüzünü gösterinceye kadardır.Düşünmek, insani özelliklerden en önemli,en vazgeçilmez olan bir idedir.Sorgulamak,neden, niçin sorularını,sormak, diyalektik süreci düşünsel anlamda da olsa harekete geçirmek,ancak;bilgi ile mümkündür.Bilgi,bir nevi güneş gibidir,karanlığın hükmü sadece,aydınlık, yüzünü gösterinceye kadardır.”Bilgi güçtür” demiş Bacon yıllar önce evet bilgi,güçtür üstelik her şeyin pazar ekonomisiyle geliştiği bu düzende, bedava bir güç.Sadece sizin ona bir adım atmanızı beklemekte üstelik hava gibi, güneş gibi sınırsız ve bedava(su diyecektim ama kulakları çınlasın üniversitede ekonomik sistemler dersine giren hocam bir gün şöyle demişti;”görüyor musunuz arkadaşlar şu kapitalistlerin yaptıklarını Allahın suyunu da parayla satmaya başladılar.” Demişti o zaman pet sular şimdiki gibi pek yaygın değildi.Evet sayın hocam doğru söylüyordu parayla satılıyordu Allahın suyu. Platonun mağara mitosunda verilmek istenen mesajda ideanın bilgisine sahip olmanın önemine vurgu yapmaktadır.Bilgi,güneşin insanın içini ısıtan gücü gibidir,yeter ki dünyadan bihaber olamayasınız ona bir adım atınız öğrenmeye aç olunuz inanın ultra dahil açık büfe olarak 365 gün size en güzel menülerini hem de bedava bir şekilde sunacaktır insanlığın hizmetine,karşılığında ne istiyor biliyor musunuz sadece ona bir adım atmak onu aramaya koyulmak…..

    Bilen insan mutsuzdur der filozofun biri,bilmek ve mutsuzluk ilk bakışta tezat bir durummuş gibi gelse de aslında bilen insan,daha doğrusu bilginin emekçisi olan, ona aşkla bağlı olan içten içe mutsuzdur çünkü; o artık kendi yaşamının dümenine kendi oturmuş rotasını da kendine de doğru çevirmiştir. Kendine doğru yol almaya koyulmuştur artık onunla tanışık olanlar, farkındalığının, farkına varmaya giden bir sürece doğru bir yolculuk başlamıştır artık.Ne mutlu bu yolculuğa çıkıp da gemileri yakabilene………

  9. #9
    Üye
    mimar Avatarı

    Üyelik Tarihi
    06.06-2003
    Son Giriş
    05.10-2007
    Saat
    10:36
    Yaşadığı Yer
    samsun
    Mesaj
    102
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ne güzel. İsminiz nedir? Tanıyor olabilirim. Kişisel gelişim kitapları, okuduğum bölüm nedeniyle ilgi alanımda şu an.

  10. #10
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    ŞARAP VE KADIN....

    Şarap ve kadın bana farklı çağrışımlar da bulunur her ikisi de şarap dediysem öğle sıradan bir şarap değil ayı şekilde kadında sıradan olmamalı çünkü ben kadına eşittir cinsellik olarak bakmıyorum, bakamıyorum.Her ikisinin de kalitesinden anlarım her ne kadar iyi bir şarap tiryakisi olsam da kalitesizini asla sürmem ağzıma.Kadın içinde aynı şey geçerli sadece bedenini verecek bir kadın benim için boş bir küfeden farksızdır ruhum sevişmeli onunla her şeyden önce ruhumu eritmeli içten içe gerisi gayri önemli değil şarap ve kadın Hayam’ın dediği gibi tanrının tek iyiliği bu olsa gerek,şarap gibi şarap ve kadın gibi kadın….Düşünen sorgulayan kendi olabilen,tıpkı yıllanmış şarabın dile vermiş olduğu o mayhoşluk gibi düşünceme ruhuma,bedenime can katacak kadın....

  11. #11
    Forum Moderatörü
    BARBiEBARBiE Avatarı

    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    01.12-2017
    Saat
    15:35
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.626
    Alınan Beğeniler
    11
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben de çok beğendimm....

    Paylaşımınız için teşekkürler...

    Lütfen devam edin... :wink:

  12. #12
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    kırlara kar yağmış görmediniz mi...

    Doğadaki devinime koşut olarak baharın gelişi ile beraber insanın yüreğinde de çiçekler açıveriyor bir anda! Kırlara kar yağmıştır her taraf bembeyazdır son zamanlarda beyaz ve yeşili garip bir şekilde çok sever oldum.Evet kırlarda kar vardı.(kırlardaki papatyaları görünce aaa kırlara kar yağmış derim hep)

    Daha bir farklıdır,gün,doğan güneş,soluduğum hava bambaşka bir haz vermekdedir şimdi bana. Hele birde sol yanınızda sizi yalnız bırakmayan o sesi duyduğunuzda değmeyiverin keyfinize.Aldığınız hazzı hiçbir şeyle ölçemezsiniz artık!Aşk insanı olduğunuz her halinizden bellidir artık. Ama baharı beklemek için 10 koca ayı devirmişsinizdir ve kısacık sürer bitiveriri hemencecik….Bir şeyler yapmalı yüreği hep böyle dolu, dolu yaşatmanın bir yolu olmalı yeni bir mevsim evet, evet yeni bir mevsim 5. mevsim aşkın mevsimi olabilir bu 365 gün üzerinde hiç güneşin batmadığı bir mevsim üstelik buraya girmek ücretsiz yüreği sevgiden,aşkın olan aşktan geçen herkese açıktır buranın kapısı sonuna kadar…Umutsuzluğu yoldaş edilmiş aşkın kıymetini bilmeyen duygu katilleri hariç istisnasız herkes girebilir buraya üstelik her şey dahil burada ve ücretsiz aşk insanları birbirlerini ağırlıyor burada gönüllerini sonuna kadar açarak,buyurmaz mıydınız….Bakın burada doğada her mevsim kar var…..

  13. #13
    Üye
    zeugma Avatarı

    Üyelik Tarihi
    18.06-2005
    Son Giriş
    04.11-2017
    Saat
    16:57
    Yaşadığı Yer
    gaziantep
    Mesaj
    79
    Alınan Beğeniler
    1
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    çalışmaların harika çok beğendim eline yüreğine sağlık.

  14. #14
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Teşekkür ederim saolasınız. Yazmaya çalışıyorum elimden yüreğimden geldiğince sağlıcakla kalınız.

  15. #15
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Renkler içerisinde favorileirmden biridir mavi. Onda denizin engin durulmaz halini anımsarım her seferinde.Bereklığı,saadeti,erdemi görürüm tüm çıplaklığıyla birer birer.....



    Tıpkı gözleri masmavi afacan mı afacan,sanki100 metre uzakdan sev beni diye bakan minik bir çocuk gibidir mutluluk..Ne kadar natureldir bir başını okşasanız dünyalar onun olur,siz ona bir giderseniz o size yüz gelir koşulsuz.Hiçbir şey korkmaz onu, o mutsuz bakan bir çift gözden gayri...Mutsuzluğu,yanına yaklaştırmak istemez,kovar atar yanından ona kem gözle bakan bir çift gözden kaçar amansızca.Kendi mutluluğunu gölgelemek isteyen bu negatif bakışlardan uzaklaşır gider gider,ta ki mutlu bir çift göze rastlayana kadar.....




Sayfa 1 / 2 12 SonSon