Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12
Toplam 24 mesajın 16-24 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #16
    Üye
    BaY_Cin Avatarı

    Gerçek Adı
    DeVRim
    Üyelik Tarihi
    18.06-2005
    Son Giriş
    08.03-2015
    Saat
    19:33
    Yaşadığı Yer
    Buralardan
    Mesaj
    801
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: freud33
    ben doğan güneşim dünyanın tepelerine
    bir prens değilim,dilenciyim,hırsızım,düş çalarım
    karanlık uykusuzluğumda.Batan bir geminin elinde kalan son eşyayım değerim yok, paha biçilmezim.
    Söylenebilecekleri sen söylemişsin zaten Tebrik Ederim . .

  2. #17
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    5. mevsim....

    Evet seninle beraber beşinci mevsimi yaşıyorum.Durun, nasıl olur saçmalama demeyin hemen.Dört mevsim var beşinciyi de nereden çıkardın başımıza diyorsunuz değil mi?Aslında doğanın dengesiyle oynaya oynaya,mevsimeleri de üçe indirdiler hoş ya!İlkbahar nerdeyse yaşanmıyor artık birden yaza giriveriyoruz.

    Nereden çıktı bu beşinci mevsim,bu mevsim aşkın mevsimi desem çok mu egoistlik yapıyor olurum acaba?Ee ne var sizin bu beşinci mevsimde ne farkı var bunun bakalım diyorsunuz değil mi.Ne mi var.Ne yok ki.Bir kere o hiç sevmediğim kar, buz, çamur,ayaz yok,bizim mevsimimizde.365 gün güneş açar bizim mevsimimizde hemde hiç mi hiç batmaz geceye inat!

    Bu mevsimde aşk var, sevgi var,paylaşım var hemde en hasından,dostluk var ama sadece sözsel değil,özde yürekde hissedilen dostluk var.Bizim mevsimizde olmayan ne var;hüzne yer yok,umutsuzluğa hiç mi hiç yer yok,çünkü bizim oksijenimiz umutsuzlara karbindioksit etkisi yapıyor bir anda.

    Yüreği aşkı,aşk gibi yaşayacak herkese açık bizim mevsimimiz.Buyurmaz mıydınız......

  3. #18
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hayır, Diyebilmenin Gücü

    Gözlerindeki kini dudaklarının gülümsemesiyle kapatmaya çalışan, birisi ne kadar zavallıdır! Nereye kadar yanından eksik etmediği edemediği, onun bir parçası haline gelmiş olan maskeleri, takmaya daha devam edecek ki…

    Herkes den kaçsa da kendinden de mi kaçacağını sanıyor acaba? Hep birilerine göre mi kuracak yaşamını, ne zaman kendi olabilecek, işte ben buyum diyebilecek cesurca! D. Hume der ki; “ben bir yerde düşünsel anlamda eleştirilmiyor, herkes tarafından övgülerle karşılanıyorsam, kara kara düşünmeye başlarım. Ben nerede yanlış yaptım diye.Çükü; nasıl olurda herkes benim aynı fikirde diye” Hayır diyebilmeli insan,inanmadığı, aklına, mantığına, hissiyatına ters gelen, içinden asla dediğine, sözsel olarak da hayır diyebilmeli. Kalp ayrı dil ayrı şeyleri söylüyorsa, her bir davranış beraberinde, kendinden de bir şeyleri alıp götürmek de hoyratça…Bana kırılır mı acaba? Aman canım sende bir kez de, bana göre doğru olmasa da, onun için katlanayım dememeli insan. Böyle derse ne olur; bir müddet sonra yana yakıla kendini armaya koyulur, çünkü; törpüleye törpüleye kendinden eser kalmamış yeni yarattığı tipe kendi de yabancı kalmış tanıyamamaktadır onu artık.


    Hayır, kelimesinin yerini lugatda bulamadığı gibi, ne anlama geldiğini de unutmuş, hafıza kaybına uğramıştır bir anda! İnanmadığı, mantıksız bulduğu şeylere hayır diyebilmek yaşam karşında sağlam bir duruşla mümkündür ancak! Bu duruş, “kendin” olabilmeyi getirir beraberinde, “kendin olmak” ne demek? Boyu, posu, kaşı,gözü endamı olmasa gerek bu “kendin olmak”!Çünkü; tüm bunlarda insanın en küçük bir katkısı yoktur, bunlar verilmiş olan özelliklerdir. Kişiye birey kimliğine büründüren “kendin olmak” onun düşünsel bakış açısıyla, dünyayı algılayışıyla, işte ben birey olarak buyum diyebildiği konumdur. Ve bu konum elde edilmiş bir statüsel konumdur.

    Bir karar alıp, bunu eyleme döktüğünde, birileri karşı çıkabilir sana. Bu demektir ki, insanların bir yerlerine dokunuyorsundur. Şayet yaptığın içine siniyorsa durma devam et doğru bildiğin yolda… Kim ne derse desin, Unutma ki; seni sen yapan bu süreç, öyle düz bir yol değil öyle olsaydı herkes kendi olur etrafımızdaki bin yüzlüleri görüp kusasımız gelmezdi. Hayat kısadır ve kendi kuralları vardır. Eğer sen kendi kurallarını koyup, başkalarına göre değil, kendine, kendi varoluşuna uygun yaşıyorsan, kendi yaşamını yaşıyorsun demektir. Endişelenme sakın, bazılarına yanlış gelse de sen, doğru yoldasın, hem yanlışsa bile buna sen deneyerek karar vermelisin, öyle değil mi! Aksi halde bi dünya insan görürsün ahmakça senin sınırlarına tecavüz etmeye kalkıp, kendi kurallarını sana dayatan. Kendi kuralları olmayanlara mutlaka bir kural koyucu bulunur bunu unutma.

    Bakmakla görmek arasındaki o ince çizgiyi hiçbir zaman es geçme sakın. Çünkü; senin baktığın şeye herkes, bakıyordur, önemli olan baktığın şeyde senin ne gördüğündür. Unutulmaması gereken bir şey daha var ki, o da madalyonun tersi vardır. İnsan, ne yaparsa yapsın kaçamayacağı bir gerçeklik vardır ki “ölüm” sözcük olarak bile insana ne kadar soğuk geliyor değil mi? Ancak ne yaparsak yapalım, kaçamayacağımız üstelik nerede ne zaman geleceği belli olmayan yüzsüz bir misafir beklemekte bizi imkanı yok, mutlaka tüm canlılara bunu tattıracağım diye üstelik. Her an ensemizde nefesini hissettiğimiz ölüm. Madem, böyle bir gerçeklik var ve de bundan kurtuluş yok, mutlaka geleceğim diyor ve gelecek, dövünmenin bir anlamı yok.Yaşıyorken kendimiz olalım bari değil mi…
    Ölüm, ancak şu iki şeyi içselleştirmiş insana bir şey yapamaz, onu sadece fiziksel anlamda bu dünyadan almaktan başka; Ya ölümün bile unutturamayacağı bir hayatı yaşayana, ya da; uğruna ölebileceği bir ideali olana…Kendi olabilmeyi başarabilmişlere bin selam….

  4. #19
    Üye
    Gothica Avatarı

    Gerçek Adı
    Saliha C.
    Üyelik Tarihi
    26.06-2005
    Son Giriş
    10.12-2017
    Saat
    15:24
    Yaşadığı Yer
    Kırgız Yurdu Ulupamir
    Mesaj
    6.857
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    2
    Blog Mesajları
    3

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    YÜREĞİNE SAĞLIK FREUD . DEVAMINI BEKLİYORUZ..

  5. #20
    Üye
    sevcan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    20.06-2006
    Son Giriş
    22.08-2006
    Saat
    11:44
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    2
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    FREUT 33 NE GÜZEK YAZMIŞSIN YAAAAAAAA. YÜREĞİNE SAĞLIK.KADINA CİNCEL OBJE OLARAK BAKARSAN O KADININ BÜTÜN İŞLEVLERİNİ YOK ETMİŞ OLURSUN ZATEN.NE KENDİNE FAYDASI OLUR NE EŞİNE NEDE ÇEVRESİNE.BİR BİTKİYE SU VERDİKÇE YEŞERİR,KADINDA BUNA BENZER.

  6. #21
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bedava yaşıyoruz bedava

    Bedava yaşıyoruz bedava
    Hava bedava, bulut bedava
    Dere tepe bedava
    Yağmur çamur bedava
    Otomobillerin dışı
    Sinemaların kapısı
    Camekanlar bedava;
    Peynir ekmek değil ama
    Acı su bedava
    Kelle fiyatına hürriyet
    Esirlik bedava;
    Bedava yaşıyoruz bedava…


    Orhan Veli, yukarıdaki şiirinde, hayat pahallığına, ironik bir dille sözcüklerle, tercümanlık ediyor. Yalnız yaşadığı dönemde, hava, su bedavaydı ama şimdi; hava da su da parayla nasıl mı? Sağlıklı gönül rahatlığıyla çoluğunuza çocuğunuza içerebileceğiz su, artık köy çeşmesinden akmıyor eskisi gibi. Aman huzurla bir su içeyim diyorsanız, şaşal şişe su almaktan başka bir çareniz yok demektir. Bu da kişilik bir aile iseniz varın maliyetini siz hesap edin hani su bedavaydı. Kulakları çınlasın üniversitede, bir hocam vardı bir gün şöyle demişti; “bakın şu kapitalistlerin yaptığına, Orhan Veli’nin kemiklerini sızlatıyorlar, suyu da parayla satıyorlar.Yok yok arkadaşlar, kim ne derse desin, bunlar akıllı adamlar üstadım, su ya su Allahın suyu işte doldur şişelere sat “ Gelelim havaya, şehrin o ekzos dumanı kokan, kirli havasından kurtulup, ciğerlerinizi oksijenle doldurmakla artık, öyle Orhan Veli’nin sandığı gibi parasız değil. Bunun için evvala doğayla baş başa ormanlık alanlara gitmeniz orada hiç olmazsa bir yazlığınızın olması gerek ki buralarda değil dübleks, triplex bir yere sahip olmak derme çatma bir yer bile elde edemezsiniz arazi mafyasını görmezseniz. Hava da su da, eğitim de, sağlık da parayla iken nasıl oluyor da bedava yaşıyoruz be ehh Orhan Veli yani…Doğuyoruz parayla, ki; hastanede paranız yoksa nasıl doğum yapacaksınız, ölüyoruz parayla, mezar yerlerin parası dudak uçuklatacak düzeyde. Bedava yaşıyoruz bedava nankörlüğün lüzumu yok şimdi(!) Paran varsa özel hastanelerde dünyaya gözlerini açar, özel okullarda okur, öss falan zırıltısıyla gençliğini çürütmez, ölürken de en şatafatlısından mezara sahip olursun. Olursun olursan da orada seni ne bekliyor işte bunu bilemeyiz. Bunları bu dünyada iken bastırdın parayı aldın ama orada ne yapacaksın bakalım paran seni ayrıcalıklı kılacak mı bakalım(!) Bedava yaşadın bedava…

  7. #22
    Üye
    schmetterlinq Avatarı

    Üyelik Tarihi
    01.07-2004
    Son Giriş
    05.01-2007
    Saat
    12:07
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    18
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Anlatım tarzınız hoş ve akıcı.
    Gerçekten beğendim ve okumaktan zevk aldım.
    İleride daha iyi olacağına eminim.
    Başarılar.

  8. #23
    Üye
    freud33 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.06-2006
    Son Giriş
    13.06-2007
    Saat
    22:36
    Yaşadığı Yer
    sevginin olduğu heryerdeyim.(5.mevsim)
    Mesaj
    15
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Normalliğin deliliği


    Toplumumuzda, düşünmekle ilgili, bir yığın deyim vardır.Bunlardan bir çırpıda aklıma gelenleri; düşün, düşün b….. … işin, ne düşünüyorsun öyle hindiler gibi, ne oldu be Karadeniz de, gemilerin mi battı vs çok nahoş deyimlerdir. İnsana özgü, onu eti, kemiği, fizyolojik görünümü dışında “ben” sıfatına büründüren, birey yapan, düşünsel, entelektüel birikimi değil de nedir? Hadi canım sen de, düşünüp de hindi mi olalım yoksa ,düşün düşün b……işin olsun, öyle değil mi!…

    Düşünen insan, okuyan, sorgulayan, değiştirmeye, dönüştürmeye çalışan insandır. Ancak düşünmekle ilgili bu kadar olumsuz anlamlar yüklenmiş iken gel de ağız tadında düşün düşünebilirsen… Hele , hele bu kadar izlemeye, gözetlemeye meraklı bir toplum olduktan sonra, bas televizyonun düğmesine kim kiminle ne yapmış izle. Benim çocukluğumda, mahallede öbek öbek kadınlar toplanır, ,dedikodu yaparlardı. Şimdi artık, ne gerek sokakta toplanmaya, eve kadar girdi dedikodu makinesi, bas düğmesine izle oturduğun yerden, öyle değil mi yani… TV kanallarında BBG evlerinden tutun da pop starlara varıncaya kadar her gün bir pop starın çıktığı ülkede bir de yarışmayla star aranıyor(!)Üç gün sonra da esemesi okunmuyor ne garip bu starların. Ya da kaynana Semra, olmadı Caner Tülin aşkı ,olmadı bilmem kim, o da olmadı Afrodit hanımefendinin uzatmalı sevgilisi…. İşte sana bir dünya düşünecek konu, daha ne istiyorsun Allahtan belanı mı istiyorsun, otur oturduğun yerde! Üstelik bunları düşünmek için beynini kullanmaya yormaya da gerek yok ki. Sanırım ben tam Mazhar Osmanlık bir adamım da haberim yok. Biliyorsunuz Bakırköy’ de hastanenin önünde, düşünen bir adamın heykeli var. Elini çenesinin altına koymuş, düşünüyor, sanki gizliden bir mesaj veriliyor ,onun gibi olursun bak daha fazla düşünme içeride bunlardan çok var der gibi. İlla düşünmek mi istiyorsun, aç TV un düğmesini sabahtan akşama kadar izle, beynini bir güzel uyuştur bakalım bir şey düşünecek halin kalacak mı deli misin nesin, ya anlaşılan sen o heykel gibi olmak istiyorsun deniliyor sanki aba altında sopa gösterilerek.


    Düş-ünmek de neymiş ya, hem neyine senin, böyle gelmiş böyle gider, sen mi düzelteceksin Allah aşkına, öyle değil mi…Bir de sık sık duyduğumuz ve artık kanıksadığımız, şu söz vardır ki; bu toplumdan hiçbir nane olmaz düzelmez, düzelmez yok abi, yok ya bunlardan hiçbir şey olmaz işte buraya yazıyorum derler bilmiş bilmiş,pişkince. Eee sen ne yapıyorsun arkadaş sen de bu toplumun bir mensubusun, eğer ithal edilmedinse bir yerlerden, bu zincirin halkalarından birisin, düşünmeyen, sorgulamayan, sen ne hakla bunları fütursuzca söyleyebiliyorsun diyen olmadığı için ağızlarının dolusunca konuşurlar böyleleri.

    Bunları duyunca artık insanın kusası geliyor, midesi kaldırmıyor. Bu hazır formül kendi geriliğini halkın sırtına atıp kaçmaktan başka bir anlama gelmiyor. Aslında, aydın sorumluluğu gerektiren sosyolojik konularda bizde maşallah herkes her şeyi bildiği için ahkam kesmede değme hatiplere taş çıkartanlar konuşur da konuşurlar, bu bazen bir ağaç altı gölgesi, bazen camii duvarı, bazen de kahvehane köşelerinde olur. Konuşması gerekenler de susar garip şekilde…Bir de şöyle bir paradoksumuz vardır, ki bir şey ya siyah olmalı ya da beyaz, ara renklere tahammülümüz yoktur. Ya bizdensin ya değil, bizden isen sorun değil bizden ol da ne olursan ol sorun değil mantığı. Ötekine hiç mi hiç yer yoktur doğru söylese bile, çünkü;ne söylediğine değil kimin söylediğine bakıyor ya sadece. Bu konuda Habermas’ ın çok güzel bir sözü var; “bir toplumda gelişmişliğin ölçütlerinden birisi de öteki kendim gibi olmayan benim gibi düşünmeyenlerle beraberce, birtakım saçma sapan yaftalarla etiketlemeyerek, yaşayabilmek den geçmektedir” der.


    2500 yıl önce yaşamış olan Sokrates in Atina mahkemesi tarafından sırf kendi mevcut statükocu bakışlarına uygun basmakalıp düşünmediği için idam edilmesi ötekine kendi gibi düşünmeyene binlerce yıl önce verilen cezayla ortadadır. Yazımı, konumuzla ilgili aklıma geldikçe hem gülüp hem de düşündüğüm bir fıkrayla noktalayayım; Bakırköy’de tam tımarhanenin önünde, hani şu bizim meşhur düşünen adamın önünde, bir aracın lastiği patlıyor, adamcağız zorla sağa kaldırımın oraya yanaşabiliyor, sonrası malum…Kriko,stepne, bijon anahtarı derken birde bunların yanında talihsizlik ya, 4 adet bijon anahtarı mazgala düşmesin mi. Mazgal açılacak gibi değil uğraşıyor uğraşıyor nafile, yok mazgalı kaldıramıyor, talihsiz sürücü bir sağına, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle baş başa kaldırıma çöker. Olayı başından beri tımarhanenin penceresinden izleyen deli, çaresiz adamın halini bir süre izledikten sonra;

    - Ulaaan, salak ne yapıyorsun orda öyle?
    - Sorma birader,lastik patladı bijonlar da mazgala düştü.
    - Düşündüğün şeye bak; sök diğerlerinden birer tane hepsi üçerli olur biter. Adam bir lastiğe bir deliğe bakar ve hemen işe koyulur, her şeyini tamamlayıp bagajı da kapadıktan sonra, aklı deliye takılır. Arabaya binmeden döner dikkatli dikkatli adama bakar. Tımarhanedeki adama seslenir;
    - Senin ne işin var tımarhanede? Diye sorar. Deli;
    - Biz burada delilikten yatıyoruz salaklıktan değil…

  9. #24
    Üye
    minerva Avatarı

    Gerçek Adı
    Hatice
    Üyelik Tarihi
    21.03-2005
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    2.522
    Alınan Beğeniler
    13
    Verilen Beğeniler
    8
    Blog Mesajları
    6

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    "size ait şiir,öykü,hikaye ve yazılar" bu bölüme şimdiye kadar göz atmadım niye atmadım bir kere şiirden anlamadığımı düşünürüm ama yeri gelir herkesten çok duygusal,şiirsel anlarım,hayallerim olur
    veya şiir deyince hep ütopik dünyadan ruhumuza gelen nağmeler aklıma gelir ne kadar etkileyebilir beni :?: evet güzel ama hayali derim ne dinlerim ne okurum(bunu böyle itiraf edincede ruhsuzlukla suçlanabiliyorum ama değilim biliyorum)
    haftanın bu dördüncü iş gününde hadi birde bu bölüme bakayım dedim ve sevgili freudun yazılarına kaptırdım gittim hepsi çok güzel ve derin teşekkürler paylaşımınız için




Sayfa 2 / 2 İlkİlk 12