Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    izzet42 Avatarı

    Üyelik Tarihi
    08.01-2007
    Son Giriş
    Saat
    Yaşadığı Yer
    konya
    Mesaj
    32
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    “ Rengi değişti âlemlerin tek bir gecede,

    Cihana rahmet yağdı, nur yağdı, hep gül yağdı.

    En güzel sancısıyla bir yetimimin evinde,

    Mekke’den çıkan nurla kâinat aydınlandı. “

    Hz. Ömer’den rivayet edildiğine göre; Hz. Âdem, cennetten çıkarıldığı zaman ‘ Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum ’ diye yalvarmış.
    Allah ‘ Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sormuş.
    Âdem: ‘ Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “ La ilahe illallah, Muhammedü’n - Rasulüllah ” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’
    Bunun üzerine Allah şöyle buyurmuş: ‘ Ey Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan O’dur. O’nun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer O olmasaydı, seni yaratmazdım.”
    Kudsi hadiste ise Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: " Levlâke levlâk, lemâ hálektü'l-eflâk “ ( Habibim, Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım )
    Hz. Âdem’in tövbesinin kabulü, âlemlerin yaratılmasının temel sebebi olan, kendisine düşmanlık besleyenlerin bile emanetlerine sahip çıkan, Ebu Cehil gibi azılı kâfirlerin dahi “ Ey Muhammed ben sana yalan söylüyorsun demiyorum ama söylediklerin bana göre doğru değil“ diyerek doğruluğunu tasdik ettikleri bir Peygamberin doğum yıldönümüne yaklaşmış bulunmaktayız. Yani Rebiu’l – Evvel ayının on ikinci gecesine…
    İnsani değerlerin sıfıra indiği, efendi – köle anlayışının had safhaya ulaştığı, kadınların söz sahibi olamadığı, tefeciliğin sıradan bir alışveriş haline geldiği, kız çocuklarına yaşama hakkının tanınmadığı, medyumluğun, falcılığın ve kötü alışkanlıkların en üst düzeye ulaştığı, zirve yaptığı bir toplumda doğmuştu Abdullah oğlu Muhammed (sav).
    Kendi ifadesiyle “ Atası Hz. İbrahim’in duası, kardeşi Hz. İsa’nın müjdesi ve annesi Âmine Hatun’un rüyası “ idi.
    Kâinatta ki bazı düzenlerin değişeceğinin habercisiydi, yetim Muhammed’in dünyaya gelişi… Her bakımdan bu doğumun sıradan bir doğum olmadığını, hal ve davranışlarıyla diğer çocuklardan farklı olduğunu hissettiriyordu yaşadığı toplumun içerisinde…
    Ne güzel dememiş midir bir Arap şair dizelerinde: Muhammed de bir beşerdir ama öbür insanlar gibi değil… Nasıl ki Yakut da bir taştır ama öbür taşlar gibi değil! “
    Mecusiler bin yıldır yanmakta olan ateşlerinin sönmesiyle şaşırmış, müşrikler putlarının yerlere düşmesiyle endişeye kapılmış ve Kisra sarayındakiler ise sütunlarının yıkılmasıyla artık saltanatlarının yavaş yavaş sonlarının geldiğini anlamışlardı.
    Örnek bir nesil yaratmak isteyen Allah, onlara “ kendi içlerinden, Allah’ın ayetlerini okuyan, onları kötülüklerden sakındıran ve bilmediklerini öğreten “ bir Peygamber göndermekle işe başladı.
    Kendisine indirilen Kur’an’ı hayatının her anına uygulayan ve onu “ ahlakı “ yapan bir kuldu Hz. Muhammed.
    “ Suyun buzu erittiği gibi güzel ahlak sahibi olmanın da günahları erittiğini “ vurgulayan, “ Sizin en hayırlınız ahlakça en güzel olanınızdır “ diye tavsiyede bulunan ve “ mükemmel bir ahlak üzere olan “ bir şahsiyetti.
    Kendisini, şehirlerine sokmayan ve taşlayarak yaralanmasına sebeb olan Taif halkına dahi, Cebrail’in bütün ısrarlarına rağmen “ Belki onların çocuklarından inananlar olur “ diyerek beddua etmeyen, rahmet peygamberiydi Muhammed Mustafa.
    Cennete gideceği dünyada iken müjdelenmiş olmasına rağmen, sabahlara kadar gözyaşları içerisinde, ayakları şişinceye kadar rabbine ibadet eden “ Ey Allahın Rasülü! Allah senin gelmiş ve geçmiş bütün günahlarını bağışladığı halde böyle mi yapıyorsun? “ diyen eşi Hz. Aişe’ye “ Ey Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı? “ diyebilecek hassasiyette ibadetlerine önem veren bir örnekti bizim için O.
    Rasülullah’ı örnek alan, yaratıcısına gerektiği gibi şükreden kullar olmak dileğiyle…
    Mevlid Kandiliniz mübarek, ömrünüz uzun olsun…
    NOT ETTİKLERİM: Bir gün Rasulullah, bir yerden diğer bir yere yaya olarak giderken yolda Ebu Süfyan, zevcesi Hind ve oğlu Muaviye'ye rastladı; ayrı ayrı birer merkebe binmiş vaziyette idiler ve onlar da aynı istikamette yol alıyorlardı. Bunun üzerine Ebu Süfyan, oğlu Muaviye'ye, merkepten inip binitini Muhammed (s.a.v)'e bırakması için seslendi. Birlikte gidildiği müddetçe Rasulullah, Ebu Süfyan'a İslam’ın faziletlerini anlatmaya çalışıyordu. Fakat o, tam bir sükûnet içerisinde Peygamberi dinlemeye devam ediyordu.
    Birbirlerinden ayrılacakları yol ayrımına geldiklerinde Rasulullah, merkebi Muaviye'ye iade ederken onlara teşekkürlerini bildirdi ve müsadelerini aldı. Müteakiben Hind, kocasına şunları söylemiştir: ' Bütün bunları dinlemek için mi oğlunu merkepten indirdin?! ''
    Ebu Süfyan ise ona şu cevabı vermişti: '' Öyle söyleme! O pek asil bir ruha sahiptir.”

  2. #2
    Üye
    deniz yildizi Avatarı

    Gerçek Adı
    bir çiçek adı
    Üyelik Tarihi
    27.01-2008
    Son Giriş
    30.05-2014
    Saat
    13:33
    Yaşadığı Yer
    balıkesir- memleket osmaniye
    Mesaj
    353
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    allahın elçisini peygamberimizii onu örnek alalım ne dersiniz
    e hadi o zaman