Yüksekçe ağaçlar…
Hemen altındayız biz,seninle…
Senin saçların rüzgara emanet…
Ah o hoyrat esinti;
Bırakmaz mı seni bana…
Hem,
Bahar şarkıları fısıldardım kulaklarına…
Yeter ki saçlarını rüzgara bırakma,sevgili…

Yolcu ve durak…Gelen ve giden;
Şu durdurulamaz olan İlahi döngü…
Sanki güneşin doğuşu ve batışı gibi;
veya gecenin gündüzü kovalaması…
Gönülleri hoş eden,
o iç gıcıklayıcı rüzgar;
Sen ardına düşmüş ve saçların daha önde…
Üşütmeden,sıcak sıcak;
yumuşak yuşuşak ben eseyim sana;
Yeter ki saçlarını rüzgara bırakma,sevgili…

Bir güzele meftun olmuşuz işte.
Akıl bilmez,sır bilmez,ar bilmez,yol bilmez;
Ne sokak,ne cadde,ne yüsek,ne uzun,ne geniş;
Sen ver,sen ver verebilirsen ölçüsünü;
Gücün varsa,durma konuş,senin sözün geçsin ilk…
Ardımdan gelen şu rüzgara bin de gel;
Ne var ne yoksa geride,söküver;
Dalga dalga gel boğmadan,boğulmadan…
Yeter ki saçlarını rüzgara bırakma,sevgili…