Toplam 12 mesajın 1-12 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    İnfaz

    Ölümlü kopyalar üretiyor Hakim’im
    Yargıcın elinde solmuş sevinç
    Kin tutunmuş ellerinden!
    Hayatımın infazını biçiyor savcılık.

    Melez düşler kuruyorum güzel günler adına
    Ama çoktan verilmiş infazım
    Sıhhiye Adliye sarayında….

    Abdullah Oral


    Bir Delinin Anıları. I



    Baharın ılık meltem okşaması
    kaybolmuştu yüzünden vakitsizce!
    O parçalanmış yüreğini gezdirirdi
    uzayıp giden koridorlarda…

    Odalar çaresizliğini sarardı usulca
    Hüzün gitmedi gönlüden uzaklara!
    İstanbulun nemi
    tuz tadını yayarken dudaklarına!
    Yüreğindeki bilenmiş isyanı,
    Ölümlerle dans ederken!
    Ayak basılmamış bir kumsaldaydı onun aklı…

    Mümkün müydü esir düşmüş
    gülüşleriyle
    Gönlüne sakladığını özgürlüğü geri çıkarmak,
    Yüreğinde albatrosların deliliği!
    Dipsiz okyanuslara dalsa da nefes almasa
    Oksijensiz kalsa yüreği, ölür müydü
    aşkı?

    Bir delinin
    sevgi günlüğünde
    Aşk gayrı okşarmıydı, onun da gönlünü,
    Sarılsaydı
    aşk ile şu eğri büğrü yüreğine…

    Vadesi doldu verilmiş sözlerin
    Bahane bekçileri boşa dem vurur başucumda
    Bir yudum mutluluk tadabilseydim
    Sonra isterse gitseydi dalga ıslaklığıyla
    Mavi bir
    deniz gibi hüzünsüz uçsuz bucaksız

    Şimdi içimde büyüyen bir şey var Usul usul
    Dudağımın kenarında bir martı
    Kaşlarımın altında
    beyaz bir güvercin
    Bakışlarımın ötesinde Pir Sultan……..





    Gün gelir gün ışığına merdiven kurar
    çıkarız güneşli günlere,
    şiir çiçekleri de açar kapımızda
    Başlarız sevda halayında kol kola diz vurmaya.






    Bir delinin anıları. II

    Bir
    çocuk, turuncu mevsimlerin
    Sevda ateşini giymişte üzerine
    Yüreğinde büyüyen dalga sesleri
    Yaşamın kıyılarda yüzüne acılar dem vurur..

    Aşk denen şey darağacı k2, k1de
    Şiir yasak burada türküler mahkum
    Bir deli asmış kendini
    Odasının dört köşesine
    gözlerinden..

    Her saniye ayrı bir ceza, her yer sürgün
    Derdi sevda olana
    gecede silik umut!
    Bilinmez kaç meridyen ötesi
    karanlığın öteki yüzü?

    Yatağında tek
    dostu bileğindeki zincir
    Deliliğin gamlı bir çöl akşamı dudağı
    Bahar yağmurları oturmuş
    göz kapaklarına da
    Gök
    mavisi bulutların ortasında,
    Kan damlıyor yanağında….





    Bir delinin anıları III

    Oysa patlamaya hazır cephanelikti dudağımda söz…
    Yıkık dökük bir günün ardından
    Bakırköy K2, k1 de’
    Özlem kokan hüzzam bir şarkı akşamlar!
    Kalbime vuran sözlerin dalgası ile!
    Kıyılarımdaki acılarımı, kanatarak!
    Dert dergahında yıldız düşlerim…

    Sus yüreğim, kimseye fısıldama duyulur
    Kalbimi sana gitmekten alıkoyan,
    Her şeyi yakıp yıkmalıyım bu akşam!
    Şimdi delilik zamanın senin…

    Saatler dok vurunca gece yarısı!
    İçimde gezinir inleyen beyhude bir giz
    Aynı hüzün kavşağında birleşir yaşam
    Uyandırır gece yarısı
    deliler koğuşu..

    Bir ömür
    Devrimci bilincimi sakladım avucumda ya!
    Gülün tetiği nasıl çekilir bilmiyorum,
    Oysa patlamaya hazır cephanelikti dudağımda söz…

    Aşka yorgun bedenim özlem sarhoşu
    Kapıdan sızan ışık ile!
    Aralandı sensizlikle dolu yokluğun kapısı
    Doğar karşımda güneşten al yüzün
    Sarılır boynuna yüreğim, de!
    Alnından öper deliler koğuşu…




    Bir Delinin Anıları. IV

    Sessiz lehimliyorum dilimi, yarına
    Bazen bir bardak çay özlemiyle de,
    Sarhoş olur deliler koğuşunda dizeler
    Hani bir şiir düşer ortaya
    Sonra zincire vurulur özlemin..

    Yağmur geçince üzerinden toprağın
    Sümbüller çiçeklenir
    Çam dallarının altında.
    Çakırkeyif serçeler selamlar
    Avluda voltamızı k1 k2 de!
    Ömür ne ki zincire vurulmuş yüreğimde..

    Yoksul yaşamın içinden
    Büyük, sevdalar büyütüyorum!
    İşte o zaman geceye doğar güneşler
    Bir de eğreti notalar, şiir tadında!
    Deliler koğuşunda sancısındayım geçmişin..

    Ufak sevdalar yetmez bu aşka usta!
    Boş ver gitsin diyemedim! Savcım”
    Hayatımda yarına dair güzel olana
    Varsın kırsın kalemini hakimim
    Yargının zakkum çiçekleri açıyor avuçlarımda…





    Bir Delinin Anıları. V

    Hani gözler ıslanınca, acı koyulaşır
    Yarına dair yosun tutar ya düşler!
    Bilmezdim, Saatlerin yarına
    bu kadar manasız baktığını.
    Deliler koğuşunda!
    Gün doğumu gözlerde aynı hüzün..

    Hani şiirin engelli yollarında
    Vururlar ya serçeyi kanadından
    Hayatı ararken susturulur ya dilin
    Sonra özlem bağlar yürek dediğin…

    Sessizliğe lehimliyorum dilimi!
    Yorgun eller, ölü bir dağ gibi bu sabah.

    Dudaklarımda”
    Şehirleri yasak gösteren solgunluk
    Hasret yangınında boğulurken tenim.
    Bir Mart uçtu, avluda bu sabah…

    Özgürlüğe kanat çırpan her şey yasak
    Kim duyar ki sessiz çığlığımı
    Kim duyar içimde büyüyen bu yangını
    İşaret parmağımda çılgınlık saatleri...




    Uzak Yarınlar

    Uykulu şehri sessizce bıraktım pencereme
    Gecenin yüzü yoktu, kayıptı gözlerim
    Dar ağacı sallanıyordu dar sokaklarda
    İntihar eyleminde içimdeki çocuk
    Tütün yok, su bile içmiyordum artık..

    Ellerimde gün çiçekleri açarken
    Kömür karası bir hüzünle karıştım geceye
    Oysa gecenin hayata ekildiği saatlerde
    Renksiz dağınık yüzümde, delirmenin tadı!
    Ki hala umuda çiçek açıyordu yüreğim…

    Tırnaklarımla yırtmak geçiyordu içimden!
    Kendi infazımı verdiğim sokakları,
    Özlem çatlağı topraklarıma acı ekilmiş
    Gece en sensiz yerinden kanıyor
    Şimdi vurulmak vardı kavgalarımda..

    Deliliğimin davullar çalıyordu uzak düğünlerde
    Yeni hayaller kuruyordum gelen günlere,
    Çocukların açlıkla vurulmadan yaşadığı bir dünya
    Ki satılmışım, Yargıç çoktan vermiş infazımı
    Tenimde kızıl bir sevda yangını, uzak yarınlara…

    Abdullah Oral

  2. #2
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Bir Delinin Anıları.

    Baharın ılık meltem okşaması
    kaybolmuştu yüzünden vakitsizce!
    O parçalanmış yüreğini gezdirirdi
    uzayıp giden koridorlarda…

    Odalar çaresizliğini sarardı usulca
    Hüzün gitmedi gönlüden uzaklara!
    İstanbulun nemi
    tuz tadını yayarken dudaklarına!
    Yüreğindeki bilenmiş isyanı,
    Ölümlerle dans ederken!
    Ayak basılmamış bir kumsaldaydı onun aklı…

    Mümkün müydü esir düşmüş gülüşleriyle
    Gönlüne sakladığını özgürlüğü geri çıkarmak,
    Yüreğinde albatrosların deliliği!
    Dipsiz okyanuslara dalsa da nefes almasa
    Oksijensiz kalsa yüreği, ölür müydü aşkı?

    Bir delinin sevgi günlüğünde
    Aşk gayrı okşarmıydı, onun da gönlünü,
    Sarılsaydı aşk ile şu eğri büğrü yüreğine…

    Vadesi doldu verilmiş sözlerin
    Bahane bekçileri boşa dem vurur başucumda
    Bir yudum mutluluk tadabilseydim
    Sonra isterse gitseydi dalga ıslaklığıyla
    Mavi bir deniz gibi hüzünsüz uçsuz bucaksız

    Şimdi içimde büyüyen bir şey var Usul usul
    Dudağımın kenarında bir martı
    Kaşlarımın altında beyaz bir güvercin
    Bakışlarımın ötesinde Pir Sultan……..

    Abdullah Oral

    Karanlığın Öteki yüzü

    Bir çocuk, turuncu mevsimlerin
    Sevda ateşini giymişte üzerine
    Yüreğinde büyüyen dalga sesleri
    Yaşamın kıyılarda yüzüne acılar dem vurur..

    Aşk denen şey darağacı, K1 koğuşunda
    Şiir yasak burada türküler mahkum
    Bir deli asmış kendini
    Odasının dört köşesine gözlerinden..

    Her saniye ayrı bir ceza, her yer sürgün
    Derdi sevda olana gecede silik umut!
    Bilinmez kaç meridyen ötesi
    karanlığın öteki yüzü?

    Yatağında tek dostu bileğindeki zincir
    Deliliğin gamlı bir çöl akşamı dudağı
    Bahar yağmurları oturmuş göz kapaklarına da
    Gök mavisi bulutların ortasında,
    Kan damlıyor yanağında….

    Abdullah Oral

    Sus Yüreğim

    Yıkık dökük bir günün ardından
    Bakırköy K2, k1 de’
    Özlem kokan hüzzam bir şarkı akşamlar!
    Kalbime vuran sözlerin dalgası ile!
    Kıyılarımdaki acılarımı, kanatarak!
    Dert dergâhında yıldız düşlerim…

    Sus yüreğim, kimseye fısıldama duyulur
    Kalbimi sana gitmekten alıkoyan,
    Her şeyi yakıp yıkmalıyım bu akşam!
    Şimdi delilik zamanın senin…

    Saatler dok vurunca gece yarısı!
    İçimde gezinir inleyen beyhude bir giz
    Aynı hüzün kavşağında birleşir yaşam
    Uyandırır gece yarısı deliler koğuşu..

    Bir ömür
    Devrimci bilincimi sakladım avucumda ya!
    Gülün tetiği nasıl çekilir bilmiyorum,
    Oysa patlamaya hazır cephanelikti dudağımda söz…

    Aşka yorgun bedenim özlem sarhoşu
    Kapıdan sızan ışık ile!
    Aralandı sensizlikle dolu yokluğun kapısı
    Doğar karşımda güneşten al yüzün
    Sarılır boynuna yüreğim, de!
    Alnından öper deliler koğuşu…

    Abdullah Oral

    Çakır Keyif

    Sessiz lehimliyorum dilimi, yarına
    Bazen bir bardak çay özlemiyle de,
    Sarhoş olur deliler koğuşunda dizeler
    Hani bir şiir düşer ortaya
    Sonra zincire vurulur özlemin..

    Yağmur geçince üzerinden toprağın
    Sümbüller çiçeklenir
    Çam dallarının altında
    Çakırkeyif serçeler selamlar
    Avluda voltamızı!
    Ömür ne ki zincire vurulmuş yüreğimde..

    Yoksul yaşamın içinden
    Büyük, sevdalar büyütüyorum!
    İşte o zaman geceye doğar güneşler
    Bir de eğreti notalar, şiir tadında!
    Deliler koğuşunda sancısındayım geçmişin..

    Ufak sevdalar yetmez bu aşka usta!
    Boş ver gitsin diyemedim! Savcım”
    Hayatımda yarına dair güzel olana
    Varsın kırsın kalemini hakimim
    Yargının zakkum çiçekleri açıyor avuçlarımda…

    Abdullah Oral

    Her Şey Yasak

    Hani gözler ıslanınca, acı koyulaşır
    Yarına dair yosun tutar ya düşler!
    Bilmezdim, Saatlerin yarına
    bu kadar manasız baktığını.
    Deliler koğuşunda!
    Gün doğumu gözlerde aynı hüzün..

    Hani şiirin engelli yollarında
    Vururlar ya serçeyi kanadından
    Hayatı ararken susturulur ya dilin
    Sonra özlem bağlar yürek dediğin…

    Sessizliğe lehimliyorum dilimi!
    Yorgun eller, ölü bir dağ gibi bu sabah.

    Dudaklarımda”
    Şehirleri yasak gösteren solgunluk
    Hasret yangınında boğulurken tenim.
    Bir Mart uçtu, avluda bu sabah…

    Özgürlüğe kanat çırpan her şey yasak
    Kim duyar ki sessiz çığlığımı
    Kim duyar içimde büyüyen bu yangını
    İşaret parmağımda çılgınlık saatleri...

    Abdullah Oral

    İnfaz

    Ölümlü kopyalar üretiyor Hakim’im
    Yargıcın elinde solmuş sevinç
    Kin tutunmuş ellerinden!
    Hayatımın infazını biçiyor savcılık.

    Melez düşler kuruyorum güzel günler adına
    Ama çoktan verilmiş infazım
    Sıhhiye Adliye sarayında….

    Abdullah Oral

    Uzak Yarınlar

    Uykulu şehri sessizce bıraktım pencereme
    Gecenin yüzü yoktu, kayıptı gözlerim
    Dar ağacı sallanıyordu dar sokaklarda
    İntihar eyleminde içimdeki çocuk
    Tütün yok, su bile içmiyordum artık..

    Ellerimde gün çiçekleri açarken
    Kömür karası bir hüzünle karıştım geceye
    Oysa gecenin hayata ekildiği saatlerde
    Renksiz dağınık yüzümde, delirmenin tadı!
    Ki hala umuda çiçek açıyordu yüreğim…

    Tırnaklarımla yırtmak geçiyordu içimden!
    Kendi infazımı verdiğim sokakları,
    Özlem çatlağı topraklarıma acı ekilmiş
    Gece en sensiz yerinden kanıyor
    Şimdi vurulmak vardı kavgalarımda..

    Deliliğimin davullar çalıyordu uzak düğünlerde
    Yeni hayaller kuruyordum gelen günlere,
    Çocukların açlıkla vurulmadan yaşadığı bir dünya
    Ki satılmışım, Yargıç çoktan vermiş infazımı
    Tenimde kızıl bir sevda yangını, uzak yarınlara…

    Abdullah Oral

    Açlık ve Düşlerimiz

    Şimdi bir deniz kıyısında oturup
    Gemileri seyretmekte vardı hani!
    Uzak düşlere yelken açmak”
    Uçsuz bucaksız mavilerinde
    Sessizliğinde kaybolmak gönül denizin…

    Hayat bu, bir sevda düşleminden ibaret!

    Bazen aç uyumak da güzeldi
    Uyandığımız da göremediğimiz
    Yiyeceklerle dolardı düşlerimiz.
    En büyük lüksümüz,
    Vitrinlerdeki şekerlemeleri seyretmek..

    Yoksulluğun adı açlık,
    Yedi göbekten bağlıyız ona,
    O bize çok alışkın!
    Ne o bizsiz durabilir
    Nede biz onsuz yaşayabiliriz artık..

    Bir şiir gördüm uzun uzadıya yatan
    Gecenin hüzünlü gözlerinin yanında
    İmgeleri özlemekten yarı baygın
    Karanlığa dört nala koşan heceler
    Geçmişin sancılarını taşıyor içinde...

    Abdullah Oral

  3. #3
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    DUR EYLEN BİRAZ

    Bir bilsen, nasılda hasretim sana’
    Birazcık yanımda dur eylen biraz
    Gözlerin aşk meyi dokunur cana
    Gönlümü gönlüne vur eylen biraz

    Güneşli gökyüzü karanlığında
    Kapımıza zulüm dayandığında
    Özgürlük düşüyle uyandığında
    Gelen günü hayra yor eylen biraz!

    Alanda özgürlük sesine geldin
    İşçi tulumuyla aklımı çeldin
    Düşlerimde beni çıldırtan yeldin
    Gelde hesabımı sor eylen biraz..

    Nasırlı ellerim kor tutar kışta
    Ümitler vurulur en güzel düşte
    Satılmışım kökten dinci bir puşat a
    Gel sensizliği bir gör eylen biraz

    Özgürlüğüm düşüm en zor anımda!
    Asilik, ruhumda’ isyan, kanımda
    Filizkıran eser yoksun yanımda
    Güllere can suyu ver eylen biraz..

    Emekçinin yumruk’laşan koluyum
    Haksızlığa karşı hakkın yoluyun
    Tanırmısın beni anadoluyum
    Kolumda zinciri kır eylen biraz..

    Sanayiler zulüm insan a her gün!
    Gövdemiz zamana takılı yorgun!
    Her kime dokunsan sinirli gergin!
    Son bir kez halkımı sar eylen biraz…

    Ölümler gönül e hicran dağıtır
    Yürek, bir değirmen zaman öğütür
    Vurguni gönlünde aşkı büyütür
    Alana tulumu ser eylen biraz……

    Abdullah Oral

    SENSİZ ÖLMEK BİLE ZOR

    Neyleyim sensiz saraylar köşkler
    Sen gidiyorsun, ben eksiliyorum
    Gönül, serasında büyüsün aşklar
    Rüzgârım ol her gün, es diliyorum
    Sensiz, ölmek bile zor, biliyorum

    Gönül ikrarında dara duralım
    Sevginin harcını aşkla karalım,
    Gel ki yeni bir dünya kuralım!
    Rüzgârım ol her gün, es diliyorum
    Sensiz, ölmek bile zor, biliyorum

    Bir daha göremem belki de seni
    Ağlatır, her yerde sensizlik beni
    Azaplara koydun yaktın bu teni,
    Rüzgârım ol her gün, es diliyorum
    Sensiz, ölmek bile zor, biliyorum

    Küllerim özümden sıyrılır gider
    Sen yoksun gönüller eğrilir gider
    Sensiz yollar bile ayrılır gider
    Rüzgârım ol her gün, es diliyorum
    Sensiz, ölmek bile zor, biliyorum


    Abdullah Oral




    AŞK' A TURAP

    Güneşsiz kalınca çatlar kırılır
    Henüz tomurcukta çiçekli dallar
    Bülbül sevdasıyla ona varılır
    Dağlar içten yanar sessizce ağlar

    Dostluğun bağrında bülbül beslenir
    Bülbül güle yangın aşkla seslenir
    Kelebekler uçar âlem hislenir,
    Hüzünle geçiyor güzelim çağlar

    Sevdiğine hasret kalınca kollar
    Bir hicran türküsü tutturur diller
    Bazen kavuşturur seveni yollar
    Dağ gibi yüreği hasret e bağlar

    İçimde bir yara derinden kanar
    Sanmayın sevgisiz bu ateş yanar
    Vurguni başımda aşk turap döner
    Dizlerim dermansız yol vermez dağlar

    Abdullah Oral

  4. #4
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    GİDERİM

    İnsanlıkiçinde hakkı bulunca
    Özdeikiliği yener giderim.
    Arifsofrasından lokma alınca
    Kendimikendimde sınar giderim.

    Yağmurdövülür mü sırça havanda
    Tomurcuklanırgül aşkın tavında
    Seherbülbülleri ulu divanda
    Özgürlük,adını anar giderim.

    Hakkıözde bulur insanın hası
    Balolur dilinde halkın sevdası
    Silinirgönülden tarihin pası
    Yüreğimiaşka banar giderim.

    Yolunaeyledim gönlümü harman
    Düştümocağına derdime derman
    Buaşk mahkumuna yok mu ki ferman
    Birömür durmadan kanar giderim.

    Gönülçırasını aldım elime
    Takıldımgiderim sülfün teline
    Tutuldumbir garip sevda seline
    Yüreğimgirdapta döner giderim.

    Siyahperçemini kadır yüzünden
    Mahrumkalmasın yar gözüm gözünden
    Aşkateşi ile yandım özümden
    Gönlümkuş, dalına konar giderim.

    Temmuzdabuz tutar damın saçağı
    Anadolu'msaklar vermez kaçağı
    Boynumdabiliyor cellat bıçağı
    Hergelen kendini dener giderim.

    Deniziniçinde yaktıkça közü
    Uludereyanar insanın özü
    Utanırkendinden kanar gökyüzü
    İnsanlığazulmü kınar giderim.

    Ayağımbastıkça acır nasıra
    Özgürvatandaşlık döndük esire
    Bedenikefensiz sardık hasıra
    Acılaryüreğe iner giderim.

    Uykularbölündü, amansız gece,
    Dilimdesevdaya dokundu hece.
    Vurguniney leyim bu büyük güce
    Aşkınnarı özde yanar giderim.

    AbdullahOral

  5. #5
    Üye
    MMustafa23 Avatarı

    Gerçek Adı
    Muhammet Mustafa T.
    Üyelik Tarihi
    10.02-2015
    Son Giriş
    06.09-2015
    Saat
    13:17
    Yaşadığı Yer
    Elazığ
    Mesaj
    4
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Hiç duymadığım bir şair. Şiirleri için teşekkür ederim.

  6. #6
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Ben teşekkür ederim şiirlerimi burada paylaşmak çok güzel.

  7. #7
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Korkuyorlar

    Hak diyerek başkaldırdık
    Alımızdan korkuyorlar
    Şiirden türküye duran
    Dilimizden Korkuyorlar

    Umudu dağlara saldık
    Ölümleri taşa çaldık
    Kızıl bir karanfil olduk
    Dalımızdan korkuyorlar

    Katlime çalarken çanlar
    Madımakta yandı canlar
    Allah diye kan dökenler
    Salımızdan korkuyorlar

    Uyanırsa halkım benim
    Kim tutar seni söyle kim
    Zaten yangın yerindeyim
    Külümüzden korkuyorlar.

    Güllerin boynunu vuran
    Boyveren filizi kıran
    Dört mevsim çiçeğe duran
    Çalımızdan korkuyorlar..

    Gezide ayağa kalktık
    Ölü toprağını attık
    Biz acıyı şerbet ettik
    Balımızdan korkuyorlar..

    Hiç sorulmaz niçin neden!
    Koyun gibi halkı güden,
    Sırrı hakikata giden
    Yolumuzdan korkuyorlar..

    Dinsin dedik artık bu kan
    Vurulmasın alanda can
    Barış için uzatılan
    Elimizden korkuyorlar..

    Vurguniyi yılma diren
    Elbet açar yedi veren
    İnsanlığı dostça saran
    Kolumuzdan korkuyorlar…

    Abdullah Oral

  8. #8
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Deliler Koğuşu/Yaşlı Balıkçı

    Dudaklarım şeker tadı
    Burnumda ilk bahar kokusu
    İçimdeki yangınım küllenmiyor!
    Hasret sarhoşuyuz deliler koğuşunda

    Dudaklarımda gezinirken şiir.
    Bir martı çığlığı yankılandı dışarıda
    Zehirli sarmaşık gibi
    Kendi bedenini sardı,
    Deliler koğuşunda bir adam!
    Elleri kelepçeli ayağında zincir..

    Bir martı çığlığı olur
    Koğuşta yankılanan sesi
    Dalga dalga yayılırdı mavi göklere
    Saçlarından tuzlu sular damlardı
    Yaşlı bir balıkçı!
    Yüreğinin denizine sererkenağları..

    Akşamın isli karanlığı çökerken üzerine
    O hala boğuşmaktaydı ranzasında zincirleriyle
    Ölmeden defnedilmiş edebiyatçı,
    Deli bir sevdanın sızısı saklıydı halayüreğinde..

    Bir şimşek yaladı camlarını deliler koğuşunun
    Deniz kıyıları okşayan
    Nazlı bir el oldu onun yüreği
    Okşadı tüm sahillerde gün batımlarını..

    Birdiğeri salmış yüreğini bozkır gecelerine
    Acılar denizinde boğuluyorduuyandığında!
    Yıldızlar silinmişti göğüneteğinden
    Güneş usulca yüzünü göstermeyebaşladı yeniden
    Hersabah olduğu gibi!
    Busabah da birdamla yaş asılı durdu!
    her zamankiyerinde…

    Abdullah Oral

  9. #9
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    9 Sulh Ceza Savunma.

    Beni bana sorma hakim
    Ormanlarda çalı benim
    Katlederken yorma sakın
    Kara gülün alı benim..

    Biraz deli hoyrat kanım
    Aşk narında yandı tenim
    Din imanım aşktır benim
    Bir güzelin kulu benim.

    Bedrettin im’ Sende hasım!
    Serezde bir daha asın
    Madımakta Aziz nesin
    Yangınların külü benim..

    Dört mevsim kayıplar anan
    Evrenle semahlar dönen
    Özgürlük isterken yanan
    Alanlar da deli benim.

    ODTÜ de çok çektim cefa
    Bakır köyde sürdüm sefa
    Öldüm dirildim bin defa
    Sokakların dili benim.

    Pir sultanım her sözümde
    Kemliğim yoktur özümde
    Şah Hatayim kendi özümde
    Ser çeşmenin seli benim.

    Haksızlığa karşı isyan
    Kavgada yoldaşına can
    Halklara aşkla sunulan
    Pir elinde dolu benim

    İlimden gıdayı almış
    Bilim Dünyasına dalmış
    Umudu rüzgara salmış
    Şu dağların yeli benim.

    Zulmün potasında yanmam
    Vurguni kor oldum sönmem
    Sınıf savaşından dönmem
    Özgürlüğün yolu benim..

    Abdullah Oral






    Deliler Koğuşu/Yaşlı Balıkçı

    Dudaklarım şeker tadı
    Burnumda ilk bahar kokusu
    İçimdeki yangınım küllenmiyor!
    Hasret sarhoşuyuz deliler koğuşunda

    Dudaklarımda gezinirken şiir.
    Bir martı çığlığı yankılandı dışarıda
    Zehirli sarmaşık gibi
    Kendi bedenini sardı,
    Deliler koğuşunda bir adam!
    Elleri kelepçeli ayağında zincir..

    Bir martı çığlığı olur
    Koğuşta yankılanan sesi
    Dalga dalga yayılırdı mavi göklere
    Saçlarından tuzlu sular damlardı
    Yaşlı bir balıkçı!
    Yüreğinin denizine sererkenağları..

    Akşamın isli karanlığı çökerken üzerine
    O hala boğuşmaktaydı ranzasında zincirleriyle
    Ölmeden defnedilmiş edebiyatçı,
    Deli bir sevdanın sızısı saklıydı halayüreğinde..

    Bir şimşek yaladı camlarını deliler koğuşunun
    Deniz kıyıları okşayan
    Nazlı bir el oldu onun yüreği
    Okşadı tüm sahillerde gün batımlarını..

    Birdiğeri salmış yüreğini bozkır gecelerine
    Acılar denizinde boğuluyorduuyandığında!
    Yıldızlar silinmişti göğüneteğinden
    Güneş usulca yüzünü göstermeyebaşladı yeniden
    Hersabah olduğu gibi!
    Busabah da birdamla yaş asılı durdu!
    her zamankiyerinde…

    Abdullah Oral

  10. #10
    Üye
    insanogluinsan Avatarı

    Üyelik Tarihi
    10.08-2014
    Son Giriş
    12.12-2017
    Saat
    09:58
    Yaşadığı Yer
    .....
    Mesaj
    212
    Alınan Beğeniler
    2
    Verilen Beğeniler
    7
    Blog Mesajları
    9

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Çok güzel yazmışsınız. Yüreğinize sağlık...

  11. #11
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Yeniden Doğmak

    Uçurumun eteklerine yüzlerini silenler
    İkileminde yürüyor karanlık yolun
    Baharın konuştuğu- suskun yazlardan-
    Geçip gidiyor zaman.

    Uzandı yüreğinin bulanık sularına
    Usulca örtü kirpiklerini gözlerinin üstüne
    Dudaklarında yaralı sözcükler dökülüyordu
    Ne olurdu büyüseydi dilindeki çığlık

    Sözcüler kanayarak sızıyordu yanaklarından
    Haykırırken adını özgürlüğün
    Dil yarası dişlemiş ağız içini.

    Hiç bir gerçek acımasız değildi bu kadar
    Aşkı bekleyen sonsuzlukta
    Sağanağa tutuldu bakışları
    Yağmur yüklü bulutlar geziniyor gözlerinde

    Kanayan yaraları kabullenip- susmadan
    Kayıklar yüzdürerek kanında -yarına
    Uzak denizlere salarak sevdayı- inadına
    Özlemiydi onun yeniden doğmak.........

    Abdullah Oral

  12. #12
    Üye
    vurguni Avatarı

    Gerçek Adı
    Abdullah
    Üyelik Tarihi
    17.12-2013
    Son Giriş
    14.12-2015
    Saat
    21:31
    Yaşadığı Yer
    ankara
    Mesaj
    27
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    ODTÜ Beynimdeki Meşale

    Duygular/ içimin kızıllığınca yangın yüklü
    Sınırları varlığıma yasak bir ülkedeyim
    Belki:
    Çiftçinin elinde unuttuğu bir tahıl tanesiyim

    Beklide Sıradağların kuytularında
    Kuru bir ot /ateş almayı bekleyen.

    Belki tamirci çırağının yarına kurduğu düş.
    Beklide uzak bir iklimde esip geçen sam yeli
    Dur ey hayata titreyen yaprağıyım

    Bırak gayrı rüzgârlara /ağıt yakmayı.

    Varlığım/ var olmamın öteki adıdır yaşam.

    Ey ölüm
    Haydi, bakışlarını çöz kirpiklerimden.
    Ateş içerek son kez gireceğim /sevdanın eşiğinden
    Varsın bağışlamasın beni hayat
    Yokluğumun külleri savrulsun yeter Ülkemde

    Susma ey yarasında nehirler fışkıran hayat
    Ateşten meşale yap sırtımda gömleğimi ki,
    Gün ışığına çıksın karanlığım öteki yüzü
    Eriyip gitmesin ardımdan yaşadığım ne varsa

    Haydi, ne duruyorsun öyle sessiz
    Uzat tepelerin ardından gülüşlerini ey güneş
    Yarasına akrep düşsün aydınlıktan kaçanların
    Ben gayrı bu hayatı-
    Bir anneye/ bir bebeğe bağışlayacağım.

    Varsın yüreğime çarparak/ dövsün kıyılarımı acılar
    İnsan kimliğine sarılmışım yaşamın,
    Az sonra ateşleyeceğim fitilini dilimin
    Kaç gündür hazır bedenim
    Devrim meşalesini yakmak için ODTÜ de

    Ey yarasında ateşler fışkıran kalbim
    Kaç zamandır ateşten bir ip boynumda
    Uzanır giderinim bir eve bir üçüncü yurt’a
    Bilinmeli ki susmayışlarımın, bir yanı ölüm.


    Kor ateşlerinde sınanmışım yaşamın,
    Haykırıyorum/ acılara akan bir sesle
    Gecenin göksünde bir çöl çiçeği açar sesime,

    Bir yaban gülü iliştirdim kalbime/ kızıl
    Bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm.

    Çelişki değil kederli bir dağ gibi duruşum.
    Ondandır Ülkemin orta yerinde düşlediğim yangın.

    Bir derviş gibi selamlıyor /duygularımı, benliğim.
    İncinmişliğim karalarını giyinişim, yaşamın.
    Aykırılık çıldırmaya vardı sakalımla.
    Ben köklerimden koptuğundan beri

    Sürgünüm bu şehirde........

    Kemirirken içimi utangaç arzular çılgınca
    Bir sevdadır gül yaprağına konmuş aşk.
    Ki köklerimize su vermez toprak /yanmışız.
    Yırtık çoraplarımdan fırlar dışarıya köklerim.

    Ellerim nasır /ayaklarım Çırıl çıplak.

    Ben kendimi bulmuşum bende
    Varsın kirpiklerimden acı dökülsün

    Sevgilerden aldım suların derin akışını
    Yüreğimin nakışını döktüm çeliğin potalarına.

    Susmuyorum ki, kimseler merhamet etmesin,

    Her ne ararsam benden uzak değil
    Biliyorum nasıl ürkütür yangınlarda kıvılcımlar.

    Hayat bu işte dayan ey yüreğim /susmak aykırımdır
    Bir varmış bir yokmuş./tükenip gidiyor insan..........

    Yaşamın önüne çekilen duvara çarpar kalırsınız bazen ve karanlıktır her yer, işte o an bir tek yapılacak şey vardır bedenini yakmak. karanlığa inat.. Ölüm ile yaşam arasında kalmak yoruyor insanı hayatan.
    Bir dönem ODTÜ de yaşadığım baskı ve tehditlerin içinden doğan şiir..

    Abdullah Oral