Toplam 2 mesajın 1-2 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    robertokerem Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.01-2005
    Son Giriş
    08.10-2007
    Saat
    01:36
    Mesaj
    23
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    DANIŞTAY .............................................
    SAYIN BAŞKANŞIĞI ; NA SUNULMAK ÜZERE
    İSTANBUL ( ) NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ ; NE

    DAVACI :
    VEKİLLERİ :
    DAVALILAR : - TC SAĞLIK BAKANLIĞI ANKARA
    2- TC İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI ANKARA
    DAVANIN TÜRÜ : İPTAL DAVASI

    DAVA KONUSU :
    5537 SAYILI KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN UYGULAMASINI GÖSTERMEK İÇİN ÇIKARTILAN SÜRÜCÜ ADAYLARI VE SÜRÜCÜLERDE ARANACAK SAĞLIK ŞARTLARI İLE MUAYENELERİNE DAİR YÖNETMELİGİN 5. maddesinin 15. fıkrasının ç bendinin 7.( GECE SÜRÜŞ YASAĞI) ve 8.(STİKER) sırasında düzenlenen hükümleri ile;cezai işlemler 11. maddesinin iptali istemidir.

    AÇIKLAMALAR VE HUKUKİ GEREKÇELER:

    1- AÇIKLAMALAR : 5537 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla ve AB müktesabatına uyum ve AB uyum yasaları Çerçevesinde trafik kanunun 41. maddesinin birinci fıkrasının c bendinde yasa koyucu tarafından yapılan değişiklikle monoküler kişilerin de karayolu motorlu araçlarını kullanabilmeleri açısından sürücü belgesi alabilmeleri hakkı verilmiştir.

    2- Bu Kanunun uygulamasının göstermek amacı ile İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanalığı çalışması sonucunda SÜRÜCÜ ADAYLARI VE SÜRÜCÜLERDE ARANACAK SAĞLIK ŞARTLARI İLE MUAYENELERİNE DAİR YÖNETMELİK hazırlanarak 26 Eylül 2006 tarihli 26301 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

    3 - Bu Yönetmeliğin 5. maddesinin 15. fıkrasının ç bendinin 7., ve 8. sırasında düzenlenen hükümleri ile 11. maddesi hukuka ve tıbbi-bilimsel gerçeklere aykırı olup bu hükümlerin iptalini isteme mecburiyeti doğmuştur.

    Şöyleki;

    ANAYASA HUKUKU AÇISINDAN:

    1-Anayasa Mad. 13 Temel Hak ve Özgürlüklerin nasıl kısıtlanacağını hüküm altına almıştır. Bir çok Anayasa Mahkemesi Kararında da görüldüğü gibi, Temel Hak ve Özgürlükler Kanunla, Hakkın Özüne Dokunmadan ve Ölçülük İlkesine göre sınırlandırabilinir.

    Temel hak ve özgürlüklerin Sınırlaması ölçülülük ilkesine aykırı olamaz: Ölçülülük ilkesi, sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın, sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder . bu ilkenin üç alt ilkesel kavramı var

    a-Elverişlilik ilkesi: Sınırlamada başvurulan aracın, sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını ifade eder.
    b-Gereklilik ilkesi: Sınırlama amacını gerçekleştirmek için en yumuşak aracın yani temel hak ve hürriyeti en az sınırlayan aracın seçilmesini gerektirir.
    c-Oranlılık ilkesi: Sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç ile sınırlandırmada başvurulan araç ölçüsüz bir oran içinde olmamalıdır.

    Sınırlama temel hak ve özgürlüklerim özlerine dokunmamalıdır: 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliği ile 1961 anayasasının benimsediği;hakkın özüne dokunma yasağı;na geri dönülmüştür. temel hak ve hürriyetin sınırlandırılamayacak bir özü vardır . Bir hakkın özü anayasa mahkemesi kararlarına göre şudur :;Bir hak veya hürriyetin özü, onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan asli çekirdeğidir.

    Ve yine 13 maddeye göre bu sınırlamaların kanunla olması gerikir.

    Oysa Somut olayımızda; Bir Kanunla verilen araç kullanma hakkı :

    A: Kanunla Sınırlandırılmıştır. Ve bu durum anayasa ya açık ça aykıdır.
    B: Bu sınırlama Hakkın Özüne Dokunun ve o Özü yok eden bir uygulamadır. Yönetmeliğin Ç bendinin 7 ve 8 maddelerdeki uygulama ları ile araç kullanma hakkı ortadan kalkmaktadır. Bu hak kullanılamaz hale gelmektedir. Zira gece araç kullanma yasağı ile araç kullanan bir monoküler insan gittiği yerden gece olması nedeni ile geri dönemeyecek veya gece bir hastasını bile doktora götüremeyecektir.
    C : Buradaki sınırlama yine ölçülülük prensibine aykıdır. Sınırlamada başvurulan araç amaca ulaşmada gerekli bir araç değildir ve bu hakkın kullanılmasını yok etmektedir

    DİLEKÇENİN BUNDAN SONRAKI BÖLÜMÜ OĞUZ BEYİN DİLEKÇESİNDEN DİR.( SAYIN MESLEKTAŞIM ÇOK GÜZEL YAZMIŞ . ELLERİNE SAĞLIK, EMEĞİNE SAĞLIK

    MONOKÜLERLER AÇISINDAN YÖNETMELİKTE GETİRİLMİŞ KISITLAMALAR TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN ULUSLARARASI VE MONOKÜLER TÜRK VATANDAŞLARINA VERDİĞİ TAAHHÜTLERİNE AYKIRI HÜKÜMLER İHTİVA ETTİĞİ GİBİ AVRUPA BİRLİĞİNİN BU YÖNDEKİ DÜZENLEMELERİNE VE ANAYASAYA DA AÇIKÇA AYKIRILIK OLUŞTURMAKTADIR:
    Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti Avrupa Birliği ne katılmak istemekte ve bu yönde mevzuatını birlik mevzuatı ile uyumlu hale getirmek için çalışmaktadır. Avrupa Birliği monoküler kişilerin sürücü belgelerine sahip olabilmesi açısından da düzenleme yapmıştır. Buna göre ;Avrupa Birliği Resmi Gazetesinin 24/08/1991 tarih ve N.L.237/1 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe giren, 29 Temmuz 1991 tarihli sürücü ehliyetleriyle ilgili 91/439/EEC Sayılı Konsey Direktif Kararında;
    ;...sürücü belgesi almak için başvuranlardan veya ehliyetini yenilemek isteyenlerden, bir gözünde tam fonksiyonel kayıp olanlar veya sadece bir gözü görenler, en az 0,6 oranında bir görme derecesine sahip olmalıdırlar. Uzman tıbbi otorite söz konusu tek gözle görme durumunun, şahsın bu duruma uyum sağlamasına yetecek kadar uzun bir süredir devam ettiğini ve gören gözün görüş açısının normal olduğunu onaylamalıdır demektedir.
    Avrupa Birliği ne dahil ülkeler sürücü belgesi alacak monoküler kişiler için yukarıda belirtilen 0,6 oranında görme derecesi, şahsın duruma uyum sağlaması ve görüş açısının normal olması dışında her hangi bir kriter ve sınırlama getirmemektedirler.
    Yani, Avrupa Birliği nde monoküler kişilerin sürücü belgesi alması yasaklanmadığı gibi, bu kişiler için herhangi bir kısıtlama da getirilmemiştir. Avrupa Birliği üye ülkelerinden sürücü belgesi alan monoküler kişiler B sınıfı ehliyet alabilmekte, gece araç kullanabilmekte ve araçlarına monoküler olduklarına dair herhangi bir belirtme de yapıştırmamaktadırlar. Söz konusu bu düzenleme Avrupa Birliği dışında Amerika Birleşik Devletleri nde de benzer nitelikte olup,monoküler sürücülere sınırlama uygulanmamaktadır. Bu ülkeler dışında (Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri dışında) Avusturalya, Kanada, Japonya, Yenizellanda,Filipinler, Hindistan, İran ve KKTC ile daha pek çok ülkede monokülerlere herhangi bir kısıtlama olmaksızın sürücü belgesi verildiği bilinmektedir.
    Bu kapsamda monoküler kişilerin sürücü belgesi alabilmesi için ülkemizde yapılan mevzuat çalışmaları esnasında ilgili bakanlıkça düzenlenen 24.09.2004 tarihli toplantıya monokülerleri temsilen, Monoküler ve Derin Ambliyoplar Derneği de katılmış ve bu toplantı sonunda bir tutanak tanzim edilmiştir. Bu tutanak ile monoküler sürücüler açısından mevzuata Avrupa Birliği direktiflerinde olmayan bir kriterin konmaması yönünde karar alınmasına oy birliği ile karar verilmiş olmasına rağmen yönetmelikle monoküler kişiler için Avrupa Birliği direktifleri içinde hiçbir şekilde yer almayan kısıtlamalara (gece sürüş yasağı ve tanıtıcı işaret) gidilmiştir. Bu anlamda ilgili bakanlıklar, monokülerlere yazılı olarak verdikleri taahhütlerine aykırı davranmıştır. Bu durum hukuk devletinden beklenmeyecek bir yaklaşımdır. Devletimizin bize verdiği ve hakkımız olan taahhüdüne uymasını talep ediyoruz. Yönetmelik hükümleri bu açıdan hukuka aykırıdır.
    Yönetmelik ile monoküler sürücülere getirilen kısıtlamalar Anayasanın eşitlik ilkesine ve seyahat özgürlüğü ilkelerine açıkca aykırılık oluşturmaktadır.
    Yukarıda yaptığımız açıklamalara ek olarak monoküler Türk vatandaşların ve yabancı uyruklu kişilerin başka ülkelerden aldıkları sürücü belgeleri Karayolları Trafik Kanununun 41. maddesine göre Türkiye Cumhuriyetinde de geçerli olup bu ehliyetlerin Türkiye de değiştirilebilmeleri mümkündür. Meseleye bu açıdan bakıldığında ekonomik ve sosyal olarak geniş imkanlara sahip monoküler Türk vatandaşlarının başkaca bir ülkeden sürücü belgesi alarak Türkiye de hiçbir sınırlamaya tabi olmadan araç kullanabilmeleri mümkündür. Bu imkanı kullanmak sureti ile iptalini talep ettiğimiz düzenleme yapılmadan önce sürücü belgesini yurt dışından almak sureti ile araç kullanan kişiler olduğu (özellikle sanat, edebiyat, iş dünyası ve basın mensubu olarak kamuoyu nezdinde tanınan monoküler kişiler) bilinmektedir.İfade ettiğimiz şekilde sürücü belgesi alan kişiler yapılan düzenleme sonrasında da getirilen kısıtlamalar sebebi ile yurt dışından aldıkları sürücü belgelerini kullanmaya devam etmekte ve her hangi bir kısıtlama olmaksızın araç kullanabilmektedirler. Bu durum da aynı sağlık ve fizik şartlarına sahip kişiler arasında eşitsizlik yaratmaktadır.
    Yine yurtdışında çalışan veya yurtdışında herhangi bir gerekçe ile bulunup bulundukları ülkeden sürücü belgesi alan monoküler kişiler de Türkiye ye geldiklerinde her hangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın araç kullanabilmektedirler. Somut bir örnek vermek gerekirse Almanya da işçi olarak çalışan ve sürücü belgesini Almanya dan almış olan monoküler bir kişi Türkiye de bulunduğu sürece hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın araç kullanabilecektir. Aynı kişinin Türkiye den ehliyet almış monoküler bir yakını ise bu süre içinde yönetmelikte belirtilen gece sürüş yasağına tabi olacak ve aracında bu durumu belirten iki adet de işaret bulunduracaktır. Trafik uygulaması yapan zabıta aynı anda bu iki sürücüyü durdurduğunda Almanya dan sürücü belgesini alan monoküler sürücüye, yönetmelikle getirilen kısıtlamalar tatbik edilmeyecek buna mukabil Türkiye den sürücü belgesi almış olan monoküler vatandaş bu açıdan sınırlamaya-denetlemeye-yasaklamaya tabi tutulacaktır. Sadece bu somut örnek dahi yönetmeliğin anayasal eşitlik ilkesine aykırılığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
    Bir başka örnek vermek gerekirse Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı monoküler bir sürücü Türkiye ye geldiğinde yine hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın Türkiye Karayollarında seyahat edebilecektir.Buna karşılık Türk vatandaşı monoküler sürücü eğer sürücü belgesini Türkiye den aldı ise sınırlamaya-kısıtlamaya tabi olacaktır.
    Bu açıklamalardan sonra monoküler olarak soruyoruz: Amerikan vatandaşı, Almanya da yaşayan Türk vatandaşı, Türkiye de yaşayıp Türk vatandaşı olan ve fakat ekonomik ve sosyal imkanlarını kullanarak yurt dışından sürücü belgesi almış monoküler sürücüler ile Türkiye de yaşamlarını devam ettiren ve yurt dışından sürücü belgesi alamayan-almayan monoküler sürücüler arasında bilimsel olarak ne fark vardır? Bilimsel olarak aynı nitelemeye tabi kişilerden bir kısmı, yalnızca yerel uygulamanın farklı olması sebebiyle kısıtlayıcı bir yaşama tabi tutulmaktadır.
    Yönetmelik ile getirilen kısıtlamalar özellikle gece araç kullanma yasağı, monokülerlerin açık bir şekilde anayasal hakları olan seyahat etme özgürlüklerinin de ellerinden alınması anlamına gelmektedir.Özellikle büyük şehirlerde yaşayan monokülerler açısından, trafik sıkışıklığı sorunu göz önüne alındığında kendilerinden kaynaklı olmayan bir kusur sebebi ile (zira trafik sorununun çözümü yasalar ile kamuya verilmiş bir sorumluluktur) hukuka aykırı davranış üretme zorunluluğu ile karşı karşıya kalacaklardır.Özellikle kış aylarında havanın erken kararması ve iş çıkış saatlerinin havanın kararmasından sonraya rastlaması sebebi ile monokülerlerin belirtilen kısıtlama sebebi ile araç kullanmalarının fiilen engellendiği de ortadadır.Kaldı ki aksam saatlerinde yönetmelikte belirtilen gece trafiğinden önce yola çıkılsa bile yolların sıkışıklığı, ulaşım sürelerinin bu sebeple düzenli bir şekilde öngörülememesi sorunu sonucu monokülerler can ve mal güvenlikleri açısından zorunlu olarak trafikte kalacaklar ve böylelikle hukuka aykırılığa zorlanmış olacaklardır. Söz konusu kısıtlama ile pratik yaşam, hem kamu hem de monoküler şahıslar açısından zorlaştırılmış olacaktır.
    Tüm bu sebeplerle yönetmeliğin iptalini isteğimiz hükümleri hukuka aykırı olup iptalini arz ve talep ederiz.

    YÖNETMELİK İLE GETİRİLEN KISITLAMALAR YASA İLE KISITLAMA İLKESİ NE VE CEZA HUKUKUNUN TEMEL PRENSİPLERİNE AYKIRIDIR:
    Günümüzde motorlu araçlarla seyahat etmenin adeta zorunluluk olması karşısında motorlu araç kullanımının kısıtlanması kişilerin seyahat etme ve çalışma özgürlüklerinin kısıtlanması manasına gelmektedir. Bu husus yargı kararları ve öğretide de kabul edilmiş bir olgudur. Bilindiği üzere her iki kavram da ülkemizde anayasal güvence altında olan temel hak ve özgürlükler (Anayasanın 12.,17.,23.,48. maddeleri) içinde değerlendirilmektedir. Anayasanın 13. maddesine göre , temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.Buna mukabil monokülerlerin sürücü belgesi almaları ve bu belgeye sahip olduktan sonra araç kullanabilmelerine ilişkin sınırlamalar ve cezai düzenlemeler Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddesi ile düzenlemesi gerekmekte iken bu yöndeki düzenleme doğrudan yönetmelik ile yapılmıştır. Bu durum açıkça Anayasanın yukarıda zikrettiğimiz hükmüne aykırıdır. Bu sebeple de yönetmeliğin iptalini talep ettiğimiz kısıtlama içeren maddeleri hukuka aykırıdır.
    Yönetmelikle getirilen kısıtlamaların yanında, yönetmeliğin 11. maddesi ile de cezai müeyyidelere ilişkin düzenleme yapılmıştır.Bu düzenleme de ceza hukukunun temel prensiplerine ve yüksek yargının cezai düzenlemelerin ancak yasa ile yapılabileceği yönündeki pek çok kararına rağmen ilgili bakanlıklarca yapılmıştır.Bu sebeple düzenleme hukuka aykırı olup iptali gerekmektedir.

    YÖNETMELİKLE MONOKÜLER KİŞİLER İÇİN GETİRİLEN KISITLAMALAR TIBBİ-BİLİMSEL GERÇEKLERE AYKIRIDIR:
    Hiç şüphe yok ki monokülerlerin sürücü belgesi alıp alamayacakları ve bir kısım kısıtlamalara tabi olup olmamaları gereği bilim adamlarınca bilimsel verilere dayalı olarak ortaya koydukları-koyacakları sonuçlara bağlıdır. Kısaca bu konudaki nihai kararı bilim vermelidir. Bu bakış açısı ile olaya yaklaştığımızda trafik konusunda son derece titiz yaklaşımları olduğu bilinen Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri bu konudaki kararları ve mevzuat hükümlerini bilimsel verilerden yoksun mu oluşturmuştur? Yoksa ülkemizde yapılan bu düzenleme bilime göre değil de bize (ülkemize) göre mi yapılmıştır? Bu sorunun cevabı bakanlık yetkilileri tarafından düzenlemenin ülkemize göre yapıldığı şeklinde verilmiş bulunmaktadır. Evrensel ve bilimsel bir duruma yerel ve kısıtlayıcı bir düzenleme getirilerek, temel hak ve özgürlükler arasında sayılan seyahat -ve nihayetinde- çalışma özgürlüğü hukuka uygun olmayan bir düzenleme ile sınırlanmıştır.
    Yönetmeliliğin 5. maddesinin 15.fıkrasının ç bendinin 7. sırası ile gece araç kullanamaz (Gece: gün batımından bir saat sonrası ile gün doğumundan bir saat öncesidir) şeklinde kısıtlama getirilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki yönetmelikte yapılmış bulunan gece tanımı akla ve dolayısıyla bilime aykırıdır. Yönetmeliği hazırlayan bakanlık bürokratlarının yönetmelikte belirtilen gece tanımını hangi kriterleri esas alarak ifade ettikleri bilinememektedir. Yönetmelikle getirilen düzenlemeye bakıldığında monokülerlerin havanın karardığı anlarda araç kullanmamalarının istendiği açıktır. Yani sorun aydınlatma ile ilgilidir. Bu bakış açısı ile hava aydınlanmadan önce 1 saat süre ile bir monoküler araç kullanabiliyor ve bu durum olağan koşullarda trafik için hiçbir tehlike yaratmıyor ise hava aydınlanmadan 2 yada 4 saat önce bir monoküler trafiğe çıktığında bu durum neden tehlike yaratsın? Bu soruya verilecek bilimsel temellere dayanan cevap bu kısıtlamanın gerekçesini de ortaya koyacaktır. Bilimsel bir cevap verilemediği takdirde kısıtlamanın hukuka aykırı olduğu gerçeği net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Sorduğumuz bu soru aynı şekilde akşam hava karardıktan sonra monokülerin 1 saat süre ile araç kullanması için de geçerlidir.
    Yine bu kısıtlamanın temelinde monokülerlerin havanın aydınlık olmadığı saatlerde araç kullanmasının engellenmesi olduğu gerçeğinden hareketle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Karayollarında yol bakım ve aydınlatma görevinin bizzat kamuya (TC.Karayolları Genel Müdürlüğü, Belediyeler vs.) ait olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Sadece monoküler olarak değil yurttaş olarak da kamunun bu görevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmesini talep ediyoruz. Kamu bu sorumluluğunu tam olarak yerine getirdiğinde karayollarındaki aydınlatma sorunu ile yönetmeliği hazırlayan bürokratların gayrı-bilimsel bu kaygıları da ortadan kalkacaktır. Belirttiğimiz sebeplerle getirilen kısıtlamalar hukuka aykırı olup düzenlemenin bu sebeple de iptalini arz ve talep ederiz.
    Bilindiği üzere araç teknolojileri hızla gelişmektedir.Yine bu gelişmeler çerçevesinde araç üreticileri artık gündüz keskinliğinde sürüş sağlayabilecek aydınlatma ekipmanlarını araçlarda standart olarak bulundurmaktadırlar.Buna karşılık yönetmelik ile getirilen gece sürüş yasağı bu teknik gelişmelerin tamamen dışında ve bu gelişmeleri de yok sayarcasına düzenlenmiş görülmektedir. Bu sebeple de yönetmeliğin bu maddesinin iptalini arz ve talep ederiz.
    Yönetmeliliğin 5. maddesinin 15.fıkrasının ç bendinin 8. sırası ile kullandıkları aracın arka camının sol ve sağ üst köşelerine monoküler olduklarını belirleyen işaret yapıştırılması zorunludur.(ek:1)hükmünde bir düzenleye gidilmiştir. İfade ettiğimiz bu düzenleme monokülerlere, düzenlemeyi yapan bürokratlarının bakış açısını anlatmak için en iyi örnektir. Söz konusu işaretlerin ölçüsü 15x15 cm ebadında dır.Bu ebattaki iki adet işaret düzeneği aracın arka camına yapıştırılması istenmektedir. Buna mukabil getirilen sınırlama ve yükümlülükler bizzat monokülerlerin görüş alanının sınırlı olduğu düşüncesi ile getirilmiştir. Bu işaretler araçların arka camına yapıştırıldığında monokülerlerin görüş alanları genişlemiş mi olacaktır? Yoksa daraltılmış mı olacaktı? Bu sorunun cevabını bulmak için basit hayat deneyimlerinin yeterli olduğu açıktır. Bu sebeple dünyanın hiçbir ülkesinde uygulama bulmayan ve hatta bulamayacak olan bu düzenleme de ülkemizde niye yapılmıştır? Monokülerler teşhir mi edilmek istenmektedir?
    Tarafımızca yapılan araştırmada monokülerlerin sürücü olabilmeleri açısından ülkemizde yapılmış bulunan tek bilimsel araştırma Dr. İlker Biçer tarafından hazırlanarak uzmanlık tezi olarak TC.Celal Bayar Üniversitesi Cerrahi Tıp Bilimleri Göz Hastalıkları Anabilim Dalı na sunulmuş olan Monoküler Kişilerin Görsel Adaptasyonları adını taşıyan uzmanlık tezidir. Her ne kadar internet ortamında bu teze ulaşmak mümkün olsa da söz konusu bu hekimin onayı olmadan bu belgeleri mahkemenize belgelerin fikir eseri olması sebebi ile sunamamış bulunmaktayız. Ancak bu tezin mahkemenizce söz konusu Üniversiteden istenmesi halinde bilimselliği tezin kabul edilmiş olması sebebi ile tartışma dışı olacağından heyetinizce oluşturulacak karar açısından müspet bir sonuç doğuracağını düşünmekteyiz. Zira bu belge bilgilerimizi ve taleplerimizi bilimsel olarak doğrulamaktadır.
    Belirttiğimiz gerekçelerle somut olarak trafik güvenliği açısından hiçbir anlamı bulunmadığı gibi varlığı ile trafiği tehlikeye düşürecek bu nitelikteki tanıtıcı işaretlere ilişkin düzenlemenin de iptalini arz ve talep ederiz.

    HUKUKİ SEBEPLER: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Birliği kararları ve müktesebatı, TC.Anayasası, ve sair her türlü hukuki sebep.

    HUKUKİ DELİLLER: Delillerimiz dilekçemize ekli olan deliller ile her türlü yasal delil.

    NETİCE VE TALEP: Monoküler oluşumuz dikkate alınarak yukarıda açıkladığımız sebeplerle;
    1-Yönetmeliğin bilimsel gerçeklerden uzak, ve açıkça hukuka aykırı olması sebebi ile iptalini talep ettiğimiz hükümleri açısında yürürlüğünün durdurulmasına,
    2-Davanın duruşmalı olarak görülmesine,
    3-Sağlık ve İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan, Sürücü Adayları ve sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları ile Muayenelerine dair Yönetmeliğin 5. maddesinin 15. fıkrasının ç bendinde yer alan; 7. ve 8. maddeleri ile Yönetmeliğin 11. maddesinin, Anayasanın temel hak ve özgürlükler-seyahat-çalışma özgürlüğü ilkelerine, Avrupa Birliği direktiflerine, Uluslararası normlara, 2918 sayılı kanuna, Ceza Kanunu nun temel prensiplerine ve tıbbi-bilimsel gerçeklere aykırı hükümler ihtiva etmesi sebebi ile iptaline karar verilmesini arz ve talep ederiz.

    Saygılarımızla.

  2. #2
    Üye
    robertokerem Avatarı

    Üyelik Tarihi
    17.01-2005
    Son Giriş
    08.10-2007
    Saat
    01:36
    Mesaj
    23
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Arkadaşlar, bu ehliyet yasasındaki monoküler ehliyete getirilen başta gece sürüş yasağı olmak üzere getirilen yasakların ne kadar hukuki olduğu ve hukukta ihlal ettiği madde ve ilkelerden söz etmek istiyorum.
    anayasa madde 13 : 1- Temel hak ve özgürlüklerin Sınırlaması ölçülülük ilkesine aykırı olamaz:
    a- Ölçülülük ilkesi, sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını; bu aracın, sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder . bu ilkenin üç alt ilkesel kavramı var a-Elverişlilik ilkesi: Sınırlamada başvurulan aracın, sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını ifade eder.
    b-Gereklilik ilkesi: Sınırlama amacını gerçekleştirmek için en yumuşak aracın yani temel hak ve hürriyeti en az sınırlayan aracın seçilmesini gerektirir.
    c-Oranlılık ilkesi: Sınırlandırmayla ulaşılmak istenen amaç ile sınırlandırmada başvurulan araç ölçüsüz bir oran içinde olmamalıdır.
    Arkadaşlar araç kullanma hakkını ve sınırlamayı, bu sınırlamanın ölçülük ilkesine uygun olup almadığını yukarıdaki bilgiler ışığında siz düşünün ve karar verin. bence ölçülük ilkesine aykırı, bir hakkın kullanımı nı tamamen durdurabilen bir yasa, düşünün gece hastanız var doktora götüremiyorsunuz, bir yere gittiniz akşam oldu,arabayı bırakıp gelin çünkü yasak, bunun yerine far gece far ışıkları daha güçlü yanan bir araba istenseydi, bu sorun bu hakkın kullanımını yok etmezdi. iki gözü tam gören insanlarda gece aracı far ışığıyla kullanlıyr mu, monokülerde aynı ışıkla gayet doğal kullanabilr
    ANAYASA MADDE 13/2 2-Sınırlama temel hak ve özgürlüklerim özlerine dokunmamalıdır: 3 Ekim 2001 tarihli anayasa değişikliği ile 1961 anayasasının benimsediği ;hakkın özüne dokunma yasağı;na geri dönülmüştür. temel hak ve hürriyetin sınırlandırılamayacak bir özü vardır. Bir hakkın özü anayasa mahkemesi kararlarına göre şudur : “Bir hak veya hürriyetin özü, onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan asli çekirdeğidir” .

    Sayın arkadaşlar ben yine bişey demiyorum, yine bu bilgiler ışığında bu yasaklar ve kısıtlalar sizce bu hakkın asli çekirdeğini paramparça etmiyor mu?